Etiket: Senarist”

  • Senarist Deniz Yayın toprağa verildi

    Tedavi gördüğü hastanede yapılan ameliyat sırasında hayatını kaybeden senarist Deniz Yayın son yolculuğuna uğurlandı.

    Uludağ Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde tedavi gören 60 yaşındaki Deniz Yayın, önceki gün saat 18.00 sıralarında ameliyat sırasında vefat etti. Deniz Yayın, bugün Karacabey Ulu Camii’nde ikindi namazını müteakip kılınan cenaze namazının ardından sevenlerinin gözyaşları arasında Karacabey Mezarlığı’na defnedildi. Taziyeleri eşi Didem Yayın ile kızı Feride Jeyan Yayın kabul etti.

    1958 yılında Karacabey’de doğan Deniz Yayın, senaryosunu yazdığı, ’Filmin Yaşı Yok- Vurun Kahpeye 4’ isimli filmi ile 47’nci Uluslararası Altın Portakal Film Festivali’nde ödül kazandı. Birçok filmin senaryosuna da katkıda bulunan Deniz Yayın, Yeşilçam ile ilgili programlar sunmuştu.

  • Ünlü senarist Emrah Serbes tutuklandı

    Behzat Ç. kitaplarının yazarı, senarist Emrah Serbes, 22 Eylül’de İzmir’de baba ile kızının hayatını kaybettiği trafik kazasını kendisinin yaptığına dair sosyal medya hesabından itiraf içeren bir paylaşımda bulundu. İzmir Torbalı Adliyesine gelip teslim olan Serbes, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    22 Eylül tarihinde Aydın-İzmir otoyolunda meydana gelen kazada, İzmir istikametinden Aydın yönüne seyir halinde olan 34 NT 5005 plakalı otomobil, aynı yönde ilerleyen Ayhan Özçelik yönetimindeki 35 TV 9335 plakalı otomobile arkadan çarpmış, kazada 59 yaşındaki Ayhan Özçelik ile 16 yaşındaki kızları Zeynep Özçelik hayatını kaybetmişti. Behzat Ç.’nin senaristi yazar Emrah Serbes, 22 Eylül tarihinde Aydın-İzmir otoyolunda meydana gelen ve bir baba-kızın yaşamını yitirdiği trafik kazasını kendisinin yaptığını belirterek bugün twitter hesabından itirafta bulundu. İtirafın ardından İzmir Torbalı Adliyesine gelip teslim olan Serbes, tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Adliye çıkışında konuşan ünlü senarist Emrah Serbes, kazada yakınlarını kaybedenlerden özür dileyerek, “Hiçbir şey bir genç kızın hayatı etmez. Yere batsın Emrah Serbes. Benim adım Emrah Serbes, sonum da ’T’ yok, bundan sonra sonumda hiçbir şey yok. Ömür boyu bu vicdan azabıyla yaşayacağım. Keşke ben ölseydim o kazada. Özür diliyorum herkesten” diye konuştu.

    Jandarma aracına bindirilen Emrah Serbes, Torbalı Devlet Hastanesindeki sağlık kontrolünün ardından cezaevine gönderildi.

  • Senarist Ve Yönetmen Ümmiye Koçak, Başkan Yılmaz’ı Ziyaret Etti

    Yün Bebek filmiyle ‘En İyi Avrasyalı Kadın Sanatçı’ ödülünün sahibi Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nun kurucusu yönetmen Ümmiye Koçak, Samsun Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’a ziyaret etti.

    Köy kadınının en güzel başarı örneklerinden olan Koçak, Samsun’a hizmetlerinden dolayı Başkan Yılmaz’a teşekkür etti.

    El Veren İnsanlar Derneği’nin (Elvinder) İçişleri Bakanlığı ve Samsun Büyükşehir Belediyesi’nin desteğiyle hayata geçirdiği Kadın Liderler Akademisi Samsun Kadın Forumu’na katılan Arslanköy Kadınlar Topluluğu Kurucusu Yün Bebek film Yazarı ve Yönetmeni Ümmiye Koçak, Büyükşehir Belediye Başkanı Yusuf Ziya Yılmaz’ı ziyaret etti.

    Mersin’in Arslan köyünde yaşayan Ümmiye Koçak, yaptığı hizmetlerden dolayı Başkan Yusuf Ziya Yılmaz’ı tebrik ederek, çalışmalarında başarılar diledi. Başkan Yılmaz’ı yakından takip ettiklerini ifade eden film yazarı ve yönetmen Koçak, en kısa zamanda köye gelerek misafir olmasını istedi. Başkan Yılmaz ise ziyaretten dolayı büyük mutluluk duyduğunu ifade etti.

    Kadın Liderler Akademisi Samsun Kadın Forumu’nda Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nun Kurucusu Ümmiye Koçak, köy kadınlarının isterlerse neler başarabileceklerini, kendi yaşam öyküsüyle örneklendirmişti. Koçak, ilçe ilçe dolaşarak kadınlara girişimciliği, başarıyı ve güveni anlatacak.

    1957 yılında Adana’da Çelemli köyünde doğan Ümmiye Koçak, ilkokuldan sonra okula gönderilmeyince kitaplarla kendisini geliştiren bir Anadolu kadını. Evlendikten sonra Mersin’in Arslanköy’üne taşınan Koçak, köy kadınlarının yaşadıklarını tüm dünyaya göstermek için, 2001 yılında Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu’nu kurmuştu. Topluluğun sahneye ilk koyduğu oyunları kendisi yazan Koçak’ın ilk oyunu ise ‘Taş Bademleri’ oldu. Grup, daha sonra kendi hikayelerinden oluşan bir oyun derleyerek “Kadının Feryadı” adlı oyunu sahneye taşıdı. Ümmiye Koçak, “Hasret Çiçekleri” adlı oyunuyla 2006 yılında Sabancı Uluslararası Adana Tiyatro Festivali’nde sahne aldı. Koçak, daha sonra tarlalarda çalışarak kazandığı paraları biriktirerek kadına karşı şiddet sorununu anlatan “Yün Bebek” filmini yazdı ve yönetti. 49. Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde galası yapılan filmi Ümmiye Koçak’a New York Avrasya Film Festivali’nde “Sinemada en iyi Avrasyalı Kadın Sanatçı” ödülünü kazandırdı.

    32 yıllık evli ve 3 çocuk annesi olan Ümmiye Koçak bugüne kadar 11 tiyatro oyunu yazdı. Koçak, Arslanköy Kadınlar Tiyatro Topluluğu ile yaklaşık 500 kez sahneye çıktı ve oyunlarını Türkiye’nin dört bir yanında 30 bine yakın kişi izledi.

  • Başbakan Davutoğlu: “İsterse Kandil’e Gidip Çayını İçsin Bu Senarist”

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırrı Süreyya Önder’in “kaçak çay” sözlerine atıfta bulunarak, “Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsin, isterse Kandil’e gidip çayını içsin bu senarist” ifadelerini kullandı.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu, Sırbistan ziyareti öncesi düzenlediği basın toplantısında gazetecilerin sorularını yanıtladı.

    “SUR’U, CİZRE’Yİ HENDEKLERLE ZİNDAN YERİNE ÇEVİRENLERDEN HESAP SORSUNLAR”

    Davutoğlu HDP ile yapacağı görüşmenin iptaline ilişkin bir soru üzerine, “Ben seçim sonrasında hiçbir ayrım yapmadan herkesle görüşeceğimizi ifade ettim. Buna sadık kalarak randevu talebinde bulundum. Ama randevu talebinden sonra hadi öncekileri diyebiliriz siyasi polemiktir ya da alışkanlıklarıdır. Maalesef eskiden beri terörü mazur görüyorlardı. Randevu talebinden sonra aynı tutumu sürdürmeleri, hakaretamiz bir şekilde birkaç gün sonra kendilerini ziyaret edecek misafire saygısızlık ifade eden açıklamalardan sonra onları muhatap almam, şahsi olarak da, bulunduğum makam olarak da doğru değil. Ben muhatabımda iki hususiyete önem veririm. Her şeyde anlaşmazlığa düşebiliriz. Niyette samimiyet, üslupta ve yöntemde de ciddiyet önemli. Bu randevuyu talep eden ülkeni başbakanı ve 49.5 destekle aslında böyle bir diyaloğu da o desteğe dayanarak yapmış bir başbakan. Benim hayatımda kimseye nezaketsizlik yaptığım görülmemiştir. Bana karşı nezaketsizliği de içime sindireceğimi birisi zannediyorsa, buna da izin vermem. Şahsen tevazu gösterimi ama destek aldığım millet adına tevazu göstermem. Anayasayı konuşmak için gideceğim, sanki böyle bir gündem yokmuş gibi benden hesap soracaklarını ima edecek şekilde efendim ‘Sur’da, Cizre’de şunları soracağız’. Bana hesap soracaklarına Sur’u, Cizre’yi hendeklerle, barikatlarla zindan yerine çevirenlerden hesap sorsunlar. Hesap soramıyorlarsa sussunlar. Hem teröre destek verecekler, hem kendileri ile anayasa konuşmaya gelecek olan başbakana şart koşacaklar” diye konuştu.

    “ANAYASAYI TARTIŞIRIM AMA TÜRKİYE’NİN BİRLİK VE BÜTÜNLÜĞÜNÜ KİMSE İLE TARTIŞMAM”

    Başbakan Davutoğlu dün DTK’nın yaptığı açıklamaları da hatırlatarak, “Dün benim randevu talebini reddetmem sonrasında DTK diye hangi yasal zemine oturduğu belli olmayan bir yapının açıklamalarını da gördünüz. Hani Türkiyelileşmekten bahsediliyordu. Hani Türkiye toplumunun parçası olacaklardı. 7 Haziran’da bu samimiyetsiz beyanlara inanan ve bu partiye oy veren vatandaşlarıma sesleniyorum. Hesap sorun bunlardan. ‘Siz Türkiye’yi bölmeye dayanan bir proje için alet mi ettiniz bizim oylarımızı’ diyerek hesap sorması lazım vatandaşların. Samimiyetle inanıyorum aslında PKK’ya taviz vermeyecek bir çok insan ve aydın HDP’ye o dönemde oy verdi. Anayasayı herkesle tartışırım ama Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü kimseyle tartışmam. Hendeği ve barikatı savunanlarla tartışmam. Her şeyi konuşurum ama o hendek ve barikatları kaldırmak için canın ortaya koyan Mehmetçiğin kanını kimseyle tartışmam. Bu niyet meselesi. Niyetleri sahih değil. Ne konuşacağız o zaman” şeklinde konuştu.

    “İSTERSE KANDİL’E GİDİP ÇAYINI İÇSİN BU SENARİST”

    Demirtaş’ı ve Sırrı Süreyya Önder’i sert bir dille eleştiren Davutoğlu, “Niyet sahih olmadığında dahi bir müzakere yürütürsünüz. Ama karşınızdakinde ciddiyet ararsınız. Biz bir film senaryosu çeviriyor değiliz, Türkiye ateş çemberi ortasında, yüzlerce askeri, polisimizi şehit vermişiz. Yok çay içecekmişiz de, kaçak çaymış da. Gitsinler çaylarını kimle içeceklerse içsin, isterse Kandil’e gidip çayını içsin bu senarist. Türkiye ateş çemberi içinde olacak, beyefendi kaça çaydan bahsedecek, ben de o masaya oturacağım öyle m?. TBBM’ye gelen herkes bu milleti temsil etmenin ciddiyetini taşıyacak. Gece ürettiği esprilerle bizimle istihza edeceğini düşünenler önce ciddiyet testinde geçecekler. Ya samimi ve ciddi olurlar tüm kapılarımız açık olur. Ya da samimiyetten uzak dururlar, ciddiyeti unuturlar, o zaman da onlara hadlerini bildiririz. Siyaset nezaket ve samimiyet meselesidir. Bütün bunları iki gün içinde dinlendikten sonra onların kapısına gideceğimi düşünüyorlarsa ya beni ya bu milleti tanımıyorlar. Önce söylediklerinden vazgeçecekler. Yemin ettikleri. Evet doğru görmüyoruz ama hepimiz anayasal düzen içinde çalışıyoruz. Ben az önce söyledim anayasayı değiştireceğiz. Ben 12 Eylül anayasası ile yaşamaktan zillet duyuyorum. Ama o değişene kadar o anayasal düzen içinde nerede olduğumuzun farkında olmamız lazım. HDP bir siyasi parti midir? Siyasi parti ise, siyasi parti gibi davranacak. Terör örgütünü sözcüsü ise ve Türkiye’yi bir şekilde bir takım oyunların içine düşürecek piyon ise o zaman ona göre muamele görür” ifadelerini kullandı.

    “KİMLER ADINA KONUŞUYORLARSA, GİTSİNLER ONLARLA MASAYA OTURSUNLAR”

    2011 seçimleri sonrasında da benzer bir dönem yaşandığını hatırlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü;

    “2011 seçimleri sonrasında da bunları yaşadık. Ülke yeni bir anayasa hazırlığındayken ne yaptı bu PKK, Silvan saldırısı ile terörü başlattı. HDP sessiz kaldı. Yine özerklik tartışması başlattılar. Her seçim sonrasında millet yeni bir ufka yönelirken bunlar terörü ve Türkiye’nin birliğini bütünlüğünü tartışmaya açıyorlar. Baktılar ki bunların dışarıdaki akıl hocaları Türkiye istikrar döneminde ve bu dönemde demokratik bir anayasa yönelecek, bu zemini yok etmek için tekrar harekete geçtiler. Kimler adına konuşuyorlarsa gitsinler onlarla masaya otursunlar. Benimle masaya oturacaklarsa önce anayasal düzen içinde işlev gören ciddi ve samimi bir siyasi parti olduklarını ispat etsinler. Bu ciddiyeti gösterene kadar bizden muhatap bulamazlar”