Etiket: Sen

  • Eğitim Bir Sen Üyelerine Umre Hizmeti

    Eğitim Bir Sen 1 No’lu Şube ile İkra turizm ve seyahat acentesi arasında umre yolculuğu düzenlenmesi konusunda sözleşme imzaladı.

    Eğitimciler Birliği Sendikası 1 No’lu Şube Başkanı Muammer Karaman, Eskişehir’den kutsal bölgelere umre ziyareti için organizasyonlar düzenlediklerini hatırlatarak, bunun yenisini düzenlemenin mutluluğunu yaşadıklarını kaydetti. Eskişehir havaalanından kutsal beldelere uçakla seyahatin mümkün olduğuna değinen Karaman, “Bu örnek projeye öncülük ettiğimiz için mutluyuz, bunu gelenek haline getirip devamından yanaydık. Şimdi yine bu organizasyon için çalışmaya başladık” dedi.

    “Kabe’ye çok daha yakın 1000-1500 metre mesafedeki otellerde konaklama yapılacağını belirten Karaman, Memur-Sen’e bağlı sendikaların üyelerinden de katılmak isteyen olursa katılabileceklerini söyledi.

    Turizm ve seyahat acentasının sahibi Bilal Ünal ise, Eğitim-Bir-Sen yöneticilerinin bu şansı üçüncü kez kendilerine verdikleri için teşekkür etti. Ünal, “Bu programın en iyi şekilde gerçekleştirilebilmesi için elimizden geleni sonuna kadar yapacağız. Programın birlik ve beraberliğe ve maneviyata büyük katkı sunacağını düşünüyorum. Bu güzide topluluğa hizmet vermek bizim için onurdur” diye konuştu.

    Program detayına ilişkin de bilgi veren Ünal, “25 Ocak 2015 tarihinde Eskişehir’den havalanılacak, önce Medine’ye yolculuk, 4 gece burada konaklama, sonrasında 9 gece de Mekke’de kalınacak. 200 kişilik bir uçağımız var, kontenjanımız sınırlı. Geçen sene yoğun katılım olduğundan katılamayanlar olmuştu. Bu yüzden gelmek isteyenlerin en kısa sürede başvurmaları konusunda hatırlatma yapmak istiyorum” şeklinde konuştu.

  • Şenol Güneş’in ’Yalvardı’ Dediği Futbolcu Volkan Şen

    Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’in Bursaspor maçının ardından sarfettiği ’Senin kaptanın bana yalvardı bana gelmek için’ sözleri geceye damga vurmuştu. Deneyimli çalıştırıcıyı arayarak gelmek istediğini söyleyen futbolcunun yeşil-beyazlılardan Fenerbahçe’ye transfer olan Volkan Şen olduğu öğrenildi.

    Spor Toto Süper Lig’in 11. haftasında dün sahasında Beşiktaş ile karşılaşan Bursaspor, son dakikalarda yediği golle sahadan 1-0 mağlup ayrıldı. Geçtiğimiz sezon Bursaspor’u çalıştıran deneyimli çalıştırıcı Şenol Güneş’in mücadelenin ardından düzenlenen basın toplantısında Bursa yerel basının bir sorusuna verdiği cevapları geceye damga vurdu.

    “SENİN KAPTANIN BANA GELMEK İÇİN YALVARDI”

    Bir gazetecinin, “Bursaspor’u çalıştırdığınız dönemde Uludağ’ın havası temiz, İstanbul ise kirli akvaryum gibi” açıklamalarınız vardı. Şimdi bir İstanbul takımını çalıştırıyorsunuz. İstanbul’un içinde, akvaryumda iken bu konuyu şimdi nasıl değerlendiriyorsunuz” şeklindeki sorusuna Güneş, “Ben Bursaspor’u seviyorum, Bursa’yı seviyorum. Ben burada iyi niyetle hizmet ettim. Ben futbol hayatımda en büyük katkıyı Bursaspor’a yaptım. Bugün de bunun meyveleri yeniyor. Beni başka hocalarla karıştırmayın. Bursaspor’u, Bursa’yı seviyorum. Havası da güzel. Çok temiz bir havası var. Dağ havası var. Hiç de aksini söylemiyorum. Şimdi İstanbul’da söylediğim kirlilik manasını onlar da biliyorlar. Bana atılan küfürler bana hiç dokunmadı. Üzüldüm ama kendim için değil Bursaspor için üzüldüm. Bazı şeyleri açmak istemiyorum. Senin kaptanın bana yalvardı bana gelmek için. Sonra başkanı aradım konuştum. Bunları gündeme getirmek değil niyetim” ifadelerini kullandı.

    SERDAR AZİZ DEĞİL VOLKAN ŞEN

    Beşiktaş Teknik Direktörü Şenol Güneş’in isim vermeden, ’Senin kaptanın bana yalvardı bana gelmek için’ ifadesini kullandığı futbolcu yeşil-beyazlıların mevcut kaptanı Serdar Aziz olduğu zannedildi. Ancak gerçek daha sonra ortaya çıktı. Güneş’in bahsettiği ismin geçtiğimiz sezon Bursaspor’da kaptanlık yapan ve sezon başında Fenerbahçe’ye transfer olan milli futbolcu Volkan Şen olduğu öğrenildi.

  • (Özel Haber) ’Sen Yaparsın’ Dediler Ustası Oldu

    Kayseri’de bisiklet ustası olan Mehmet Ulusoy, arkadaşlarının ‘Sen bu işten anlarsın bize maket uçak yap’ demesiyle maket uçak yapmaya başladı. Ulusoy’un yaptığı maket uçaklar gerçeği ile birebir aynı olma özelliği taşıyor.

    53 yaşındaki bisiklet ustası Mehmet Ulusoy, 2008 yılında Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığından emekli oldu. Emekliliğinin ardından kendine uğraş arayan Ulusoy, baba mesleği olan bisiklet tamircisi olmaya başladı. Geçen sürede Ulusoy, emekli olduğu Hava İkmal Bakım Merkezi Komutanlığında çalışan arkadaşlarının ‘sen bu işten anlarsın bize maket uçak yap’ demesiyle maket uçak yapmaya başladı. Ulusoy’un yaptığı maket uçaklar gerçeği ile birebir aynı olmaz özelliği taşıyor. Yaptığı maket uçaklar ile ilgili konuşan Mehmet Ulusoy, “Tamamen hobi amaçlı eş, dost, akrabalarıma yapıyorum. Maket uçaklara özellikle hava ikmalde çalışan arkadaşlar büyük ilgi gösteriyor. Zamanım geçsin diye yapıyorum. Bana da bir uğraş oluyor. Uçakların ortalama maliyetleri 35 liradan başlıyor 100 liraya kadar çıkabiliyor. Talep çok oluyor. O açıdan ileride de ticari anlamda satışını yapmayı düşünüyorum” diye konuştu.

  • Eğitim Bir Sen Taleplerinin Takipçisi

    Eğitim-Bir-Sen Manisa Şube Başkanı ve Memur-Sen Manisa İl Temsilcisi Mehmet Emin Sofuoğlu, seçim öncesi verilen sözlerin ve toplu sözleşme masasında imza altına alınan taleplerin takipçisi olacaklarını söyledi.

    Çalışma hayatında taşeron sorununun çözülmesi için atılacak adımları beklediklerini ve sözleşmelilerin de kadroya geçirilmesi gerektiğini vurgulayan Sofuoğlu, “Öncelikle BİLSEM’lerde görev yapmaya hak kazanan öğretmenleri tebrik ediyor, başarılı çalışmalarıyla geleceğimize imza atmalarını diliyorum. Öğretmenlere 2015-2016 eğitim-öğretim yılı içinde alan değişikliği hakkı verilmeli; alan değişikliği bir an önce gerçekleştirilmelidir. Öğretmenlere nöbet ücreti ödenirken, kurum içi denge ve çalışma barışı bakımından, müdür ve müdür başyardımcılarına ilave ek ders ücreti ödenmelidir. Öğretmenlik Meslek Bilgisi Dersleri alanında görev yapan öğretmenlerden branşları kapanan istekli olanların, hizmet içi eğitim kurslarına alınarak rehberlik alanına geçişlerine imkân tanınmalıdır. Bu kategorideki meslektaşlarımızın sayısı sadece 350 civarındadır. Bu talebimiz, tüm sosyoloji felsefe mezunları için değildir. Sistemin mağdur ettiği branşları kapanan öğretmenler için aynı uygulamanın yapılmasını talep ediyoruz. Öğretmenlerin mezuniyete dayalı alan değişikliği talepleri dikkate alınmalı, Milli Eğitim Bakanlığı bu talebi bir an önce gerçekleştirmelidir. Örneğin; Fizik mezunu olup sınıf öğretmenliği yapan meslektaşlarımızdan dileyenler diploma alanlarına geçebilmelidir. Millî Eğitim Bakanlığı Örgün ve Yaygın Eğitimi Destekleme ve Yetiştirme Kursları Yönergesi kapsamındaki kurslarda, kurslarla ilgili iş ve işlemleri yürütmek amacıyla birden fazla yöneticinin görevlendirilebilmesi sağlanmalı; hafta içinde düzenlenen kurslarda (yönetici olarak) görev alan yöneticilere de ek ders ücreti ödenmesi noktasında gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. İkili öğretim yapılan okullarda görev yapanlar başta olmak üzere günlük ve haftalık çalışma süresinin üzerinde çalışma yapan hizmetlilerden, yeterli personel bulunmaması sebebiyle fazla çalışma karşılığı izin hakkı verilmeyenlerin, isteklerine bağlı olarak fazla çalışma karşılığı ücret ya da izin hakkı verilmesi konusunda düzenleme mutlaka yapılmalıdır.” şeklinde konuştu.

  • Türk Eğitim Sen İstanbul İl Başkanı Hanefi Bostan:

    Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan, Doğu ve Güneydoğu’daki vatandaşların PKK vahşetinden ve ablukasından kurtarılmayı ümit ettiğini belirterek, o günün 1 Kasım olduğunu söyledi.

    Türk Eğitim-Sen İstanbul İl Başkanı Yrd. Doç. Dr. M. Hanefi Bostan yazılı bir açıklama yaptı. Bostan yaptığı yazılı açıklamada, “Yıllardır öğretmenler, okul müdürü ve yardımcıları, üniversite idari personeli, kredi yurtlar kurumu personeli, sağlık, maliye, adliye, diyanet, haberleşme, ulaştırma, 4/C’li ve taşeron çalışanları velhasıl bütün kamu çalışanları yaşadıkları zulüm, haksızlık ve hak gasplarının sona ereceği günü sabırsızlıkla beklemektedir. Yandaş ve akrabaların dışında iş verilmeyen 10 milyondan fazla işsiz işe alınıp kendi alın teriyle evine, çocuğuna ekmek götürmeyi hayal etmektedir. Doğu ve Güneydoğudaki vatandaşlarımız PKK vahşetinden ve ablukasından kurtarılmayı ümit etmektedir. İşte o gün 1 Kasım günüdür. 1 Kasım her türlü haksızlığın, zulmün, kumpasın, hırsızlıkların, yıkım sürecinin ve yandaş sendikacılığın sona erdirileceği güzel ve huzurlu günlerin başlangıç günüdür” ifadesini kullandı.

    “12 Eylül dönemini bizzat yaşadığımdan dolayı, o dönemde çekilen sıkıntıları, yaşanan haksızlıkları ve yapılan zulümleri çok iyi biliyorum” diyen Bostan, “ Ancak bu bedhahlar 12 Eylülü aratacak uygulamalar içerisine girerek bütün kurumları kevgire çevirdiler. Milli Eğitim Kanununu değiştirerek 100 bine yakın okul idarecisi, şube müdürü ve öğretmenin kazanılmış haklarını çalarak, özlük haklarını tarumar ederek yandaşlara peşkeş çektiler. Bununla ilgili kurdukları kumpası bütün belgeleriyle İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusun da bulunmamıza rağmen 10 aydır bir işlem yapılmaması hukukun iflasının ve nasıl baskı altına alındığının en önemli delilidir. Kumpası yapanlar bilgisayarlarını yakarak suç delillerinin ortadan kalkacağını zan edecek kadar da büyük bir aldanışın içindedirler. Yine Danıştay kararlarını uygulamayan İstanbul Valisi ve İstanbul İl Milli Eğitim Müdürü hakkında 11 Ağustos 2015 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yaptığımız suç duyurusu ile ilgili henüz bir gelişme söz konusu değildir. Bütün bunlar ne anlama geliyor? Ülkemizde Mahkeme kararlarının bilerek ve kasten uygulanmadığı bir dönem yaşamamıştır. Hukukun olmadığı ve işlemediği yerde adalet, huzur ve sükun olur mu?Milli Eğitimde yaşanan bu haksızlık ve zulümler aynıyla Sağlık Bakanlığı ve diğer Bakanlıklarda da yaşanmaktadır. İşin ilginç ve korkunç tarafı aynı haksızlık ve zulümlerin Diyanet İşleri Başkanlığında yaşanmasıdır. Nitekim başarılı 50 İl Müftüsü ve çok sayıda din görevlisi yandaş olmadıkları için fişlenerek görevden alındı. Bunlar ya Merkezde kızakta bekletilmekte ya da emekliye zorlanmaktadır. Diyanet Teşkilatındaki haksızlık ve zulümlere dayanamayan din görevlilerinin üzerlerine benzin dökerek kendilerini yakacak raddeye gelmeleri zulmün boyutunun ne kadar büyük olduğunun açık göstergesidir” ifadesini kullandı.

    “Çökme operasyonlarıyla basın yayın organlarına el konulması size neyi hatırlatıyor?” diyen Hanefi Bostan, “O halde zulmün ve haksızlığın sona ermesi ve her türlü kumpasın bertaraf edilmesi için sandık başına gitmeli, sandıklara sahip çıkmalı ve oy hırsızlığına fırsat verilmemelidir. Her türlü gaspa ve karartmaya karşı uyanık olunmalıdır. Oy hırsızlığını ve mili iradenin gaspını önleyecek olanlar sandık başlarındaki öğretmenler, kamu çalışanları ve parti görevlileridir. Hepimiz aşağıdaki tarihi uyarıyı aklımızdan çıkarmamalıyız: “Türkiye; adaleti, ahlakı ve milli haysiyeti kalmamış bir zihniyetin eliyle aşama aşama dibe çekilmekte, yürüyüşü kösteklenmektedir. Demokrasi kundaklanmakta, hak ve hukuk arayışları sekteye uğratılmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti, 92 yıl sonra ilk kez bu kadar zordadır, ilk defa bu denli darlık ve buhran içinde yüzmektedir. Egemenlik tek kişinin tekeline fiilen havale edilmekte, devletin bekası ve tarihi çıkarları yok sayılmaktadır. Gidişat hayırlı değildir. Huzur ve sükunet ortamı, barış ve kardeşlik iklimi hiç olmadığı kadar kararmış, karantinaya alınmıştır. Türkiye ilkel dürtülerin, ikiyüzlü niyetlerin, istismarcı politikaların, iradesiz yöneticilerin, isyankar mihrakların elinde bitap ve bitkin düşmüştür. Maalesef Türk milleti kaygı ve korku içindedir” ifadelerine yer verdi.

    Hanefi Bostan sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Devletimizin üzerine koyulan rehin mutlaka kaldırılmalıdır. Demokrasinin üzerine sürülen kara leke mutlaka temizlenmelidir. Kişi hak ve özgürlükleriyle birlikte, medyaya uygulanan sansür acilen düzeltilmeli, hak yerini bulmalıdır. İş arayan milyonların feryadı duyulmalıdır. Yoksul kalan, hortumla ekmekleri çalınan masum ve mazlumların seslerine kulak verilmeli, geleceğimizi yok etmeye cüret edenler, Cumhuriyetimize diz çöktürmeye kalkışanlar süratle ayıklanmalıdır. Türkiye Cumhuriyeti’ni kayyuma devretme iştahıyla dolup taşan işgal komiserlerine, milli serveti kursaklarında gizleyen haramzadelere söylenecek söz vardır. İşte o söz 1 Kasım günü sandıkta söylenecektir. O günün Devletin bekasına sahip çıkıldığı, haksızlığa uğrayanların ve hakkı gasp edilenlerin hakkının iade edildiği, 10 milyondan fazla işsizin ümit ışıklarının yandığı gün, yani Bayram Günü olması dileğiyle, Yüce Milletim haydi görev başına.  Ülkenin aydınlık ve huzurlu geleceğine oy ver. Sen ne yapacağını iyi bilirsin.”