Etiket: Sempozyumu

  • Geoteknik Sempozyumu

    İnşaat Mühendisleri Odası (İMO) Adana Şubesi’nin Çukurova Üniversitesi yerleşkesinde iki gün sürecek 6. Geoteknik Sempozyumu başladı.

    ÇÜ Mithat Özsan Amfisi’nde Adana Büyükşehir Belediye bandosunun renkli gösterisiyle başlayan sempozyumun açılışına, CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü, Kanuni Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Osman Serindağ, Çukurova Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Fenercioğlu, TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nevzat Ersan, TMMOB Adana İKK Sekreteri Hasan Emir Kavi, İMO Adana Şube Başkanı Nazım Biçer, TMMOB’ye bağlı odaların başkanları, öğrenciler, yurtiçi ve yurtdışından akademisyenler, mühendisler, çeşitli firmalar ile çok sayıda davetli katıldı.

    NAZIM BİÇER, GEOTEKNİĞİN ÖNEMİNİ ANLATTI

    Sempozyumun açılışında konuşan İMO Adana Şube Başkanı Nazım Biçer, özel bir konu olan geoteknik mühendisliğinin, inşaat mühendisliğinin bir uzmanlık alanı olduğunu; ülkemizde ve tüm dünyada kabul gördüğünü vurguladı. Her zeminde, her şart altında güvenli, sağlıklı, yaşanabilir yapı üretiminin gerçekleştirilmesinin yolunun üst yapı uzmanı ile geoteknik uzmanının birlikte yapı tasarımı yapmasından ve İnşaat mühendisliği uygulamalarının bir takım çalışması içinde sürdürülmesinden geçeceğini kaydeden Biçer, “İnşaat Mühendisleri Odası bunun gereğini yerine getirmeye çalışmaktadır. Geoteknik mühendisliğinin gelişmesi, depremle ilişkisi ve yapı üretim süreçlerindeki modellemeler sempozyumun ana teması olacaktır” dedi.

    1998 Adana-Ceyhan, 1999 Körfez depremiyle başlayan süreçte, inşaat mühendisliği mesleğinin daha çok depremle ilintili konularda gündeme geldiğini, ne yazık ki mesleki bilgi birikiminin öneminin doğal afet dönemlerinde daha çok hatırlandığını söyleyen Biçer, “En son yaşadığımız Van depreminde de aynı kilitlenme noktasının aşılmadığı görülmüştür. İnşaat Mühendisleri Odası düzenlediği etkinliklerle, bu dar bakış açısına karşı çıkmaya çalışmaktadır. Biz mühendisler; insan için, uygarlığın geleceği için, güvenli ve huzurlu bir yaşam için medeniyet oluşturmaya ve medeniyetlerin izlerini taşıyan köprüleri, yolları, binaları geleceğe taşımaya çalışmaktayız” diye konuştu.

    Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu söyleyen Biçer, “Bir doğa hareketi olan depremin, doğal afete dönüşmesine yol açan bir başka gerçeklik daha bulunmaktadır. Bu gerçeklik aynı zamanda, geoteknik üzerine tartışılmasını ve önemle durulmasını zorunlu kılmaktadır. Aynı depremde, bir yapının ayakta kalması ile aynı yerde bir başkasının yerle bir olmasının nedeni aynı soruna işaret etmektedir. Bu gerçeklik, ekonomik ve güvenli yapılaşmanın temeli olarak gördüğümüz geoteknik deprem mühendisliği üzerine tartışılmasını ve önemle durulmasını zorunlu kılmaktadır” dedi.

    TÜMER: “ÜNİVERSİTELER ÖZGÜR OLMALI”

    CHP Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer de Atatürk’ün eğitimini özellikle arkeoloji konusunda almasını istediği Prof. Dr. Halet Çambel’le birlikte çalıştığı için onur duyduğunu vurguladı. Tümer, “Halet hocam ‘üniversiteler bizim işyerimiz değil’ derdi. Günümüzde maalesef dogmalara ve bağnazlığa üniversitelerde bile düşülen ortamları yaşıyoruz. İMO Adana Şubesi’nin bir üyesi olmaktan onur duyan bir siyasi olarak bilimsel verilerin paylaşılması, özgür düşüncenin hakim olması için büyük sorumluluğun olduğunun bilincindeyim. Aklın, bilimsel bilginin, özgür düşüncenin tüm üniversitelerde yayılması, gelecek nesillerimizin özgün eğitimi, refah seviyemizin artması için siyasilere büyük görev düşüyor” dedi.

    Tümer, geoteknik mühendisliğinin modern, kaliteli, sağlıklı ve sürdürülebilir kentler oluşmasında vazgeçilmez bir bilim dalı haline geldiğini söyledi.

    HÜSEYİN SÖZLÜ, İŞ AHLAKINA İŞARET ETTİ

    Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü ise sempozyuma kent olarak ev sahipliği yapmaktan onur duyduklarını söyledi. Sözlü, “Yaşadığımız zaman dilimi bilimsel açıdan her gün yeni buluşlara imza atılan bir dönem. Yaşadığımız kent de bir deprem bölgesinde. Şehrimizin depremle ilgili özellikleri, yerel hareketlerindeki olgusu bilindiği için yapılacak üretim ve imalatlarda tedirgin olmaktan öte bilimsel verilere riayet etmek gerekiyor. Üretim ve imalat ahlakı son derece önem taşıyor. Mühendisliğin temel fikrini kavrayarak hareket etmeliyiz. Adana genelinde tek bir yönetmelik, tek hassasiyet yetmez. Zemin etütlerinde ve tüm inşaat uygulamalarında ahlaklı davranılması gerekiyor” dedi. Sözlü, şöyle devam etti:

    “Nemli ve yeraltı suyunun yüksek olduğu Adana’da geoteknik bilimi son derece önem taşıyor. Yapı ve zemin ilişkisi açısından geoteknik biliminin verilerinden yararlanmaya özen gösteriyoruz. Bu konuda zorunlu tedbirler alınması gerekiyor. Depremde ölen insanlarımızı bir süre sonra unutuyoruz. Modern şehirciliğin kurallarına riayet ederek deprem öncesi önlem almak durumundayız. Çünkü nem ve yeraltı suyu Adana’da büyük bir problem teşkil ediyor” diye konuştu.

    Sözlü, mimar ve mühendis odalarıyla diyalogu kesmeyeceğini vurguladı.

    FENERCİOĞLU, TARIM ARAZİLERİNE VURGU YAPTI

    Çukurova Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Hasan Fenercioğlu da “Geotekniğin yerin altı ile üstüne kondurulacak yük arasında en doğru, en güvenilir ve en uzun süreli ilişkiyi bilimin, mühendisliğin ve teknolojinin gerektirdiği şartlarda yerine getirmektir” dedi. Fenercioğlu, “Nüfus arttıkça toprakların işgali de artıyor. Zemin çok önemli, altını üstüyle uyumlu hale getirmemiz zaruri ancak insanları mutlu yaşatabilmemiz için gıdaya ihtiyaç var, gıdanın da üretildiği yegane yer topraktır. Metropol lüks yapıları gerektirebilir ancak binaları sağlam zemine oturturken insanların sadece doyurulması değil beslenmesini sağlayacak yeterli gıda üretme potansiyeli, Adana, Çukurova ve Türkiye’de sürekliliği sağlayacak yerel yönetim kararları alınabilmelidir” diye konuştu.

    ERSAN: “MESLEK ŞOVENİZMİ YAPMIYORUZ”

    İnşaat mühendisliğinin asli amacının güvenli bir yaşam oluşturmaktan geçtiğini, mesleğin uzmanlık alanı olan geotekniğin bu amacın gerçekleşmesini sağlayan bilim dallarından biri ve mesleğin vazgeçilmezi olduğunu ifade eden TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası Genel Başkanı Nevzat Ersan ise “Geoteknik gerek kuramsal gerekse de uygulama düzeyinde son yıllarda oldukça gelişme kat etmiştir. Bu topraklarda, Antakya’dan Van’a, yüzlerce deprem meydana gelmiş, 100 bini aşkın insan hayatını kaybetmiştir. Bir doğa olayı olan depremin, doğal afete dönüşmesi, bir başka ifadeyle can ve mal kaybına yol açması inşaat mühendisliğinin devreye girmesine neden olmuş, “deprem değil yapı öldürür” gerçeği inşaat mühendislerini yeni arayışlara, yeni tartışmalara sevk etmiştir. Zemin-yapı ilişkisi güvenli yapı üretiminin sağlanmasında taşıdığı öneme uygun olarak, meslek gündemimizin ilk sıralarında kendisine yer açmıştır. Zemin, tasarım ve uygulama bütünlüğünün sağlanması sorunun çözüm yolu olarak kabul görmüş ve bu doğrultudaki girişimler hız kazanmıştır” dedi.

    “Deprem riskine sahip bu topraklarda yaşamaya devam edeceksek güvenli yapı üretimini gerçekleştirmek durumundayız. Bu da bizi, geotekniğin önemini kavrama sorumluluğu ile karşı karşıya bırakmaktadır” diyen Ersan, şunları söyledi:

    “İnşaat mühendisliği, her zeminde güvenli yapı üretilebileceğini kanıtlayan bir bilim dalıdır ve mesleğimizi bu gerçekle geoteknik buluşturmuştur. Bu buluşma, zemine uygun temel tasarımının, güvenli bina üretiminin en önemli ayaklarından biri olduğunu tescil etmektedir.”

    “YÖNETMELİK OLMAMASI BÜYÜK SORUN”

    Sempozyumu camianın şöleni olarak değerlendiren 6. Geoteknik Sempozyumu Düzenleme Kurulu Başkanı ve Çukurova Üniversitesi Geoteknik Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mustafa Laman da “Geoteknik, inşaat mühendisliğinin temel yapımında kullanılmak üzere zeminin davranış özelliklerini inceleyen alt uzmanlık alanıdır. Geoteknik, geoteknik mühendisleri tarafından uygulanır. Geoteknik, doğal afetlerin olası zararlarının tahmin edilerek zararlarına karşı önlem alma ve zemin, kaya ve yeraltı sularının tahliyesi için çözümler üretir” dedi.

    Geoteknik biliminde kesin bir yönetmeliğin olmamasından yakınan Laman, “Keyfi uygulamalarla karşı karşıya kalıyoruz. Bazı resmi kurumlarda yapılan zemin etütleri kentin genelini kapsamıyor ya da Türkiye’nin farklı yerlerindeki belediyeler farklı uygulamalarla karşımıza çıkıyor. Türkiye, binalar depreme dayanıklı olmadığı için kentsel dönüşüm aracılığıyla neredeyse birçok yerde yıkım gerçekleştiriyor. Geoteknik biliminde en önemli sorun zemin etüt yönetmeliğinin olmamasıdır. Tamamen insaflara, vicdanlara kalmış uygulamalarla sorunlar çözülmez, artar. Adana, merkezi yönetimler tarafından bu anlamda hep ihmal edilen bir şehir” şeklinde konuştu.

    “GEOTEKNİK, MEDENİYET MÜHENDİSLİĞİDİR”

    Zemin Mekaniği Temel Mühendisliği Türk Milli Komitesi Başkanı Feyza Çinicioğlu ise iletişim ve etkileşim ortamlarının yaratılmasının mesleki gelişim için son derece önemli olduğunu vurguladı. Sempozyumlarda bildiri sayıları ve kalitelerinin arttığını vurgulayan Çinicioğlu, “Geoteknik mühendisliği medeniyet mühendisliği ve ekonominin itici gücüdür. İnşaat mühendisliğinin içerisinde konu ne olursa olsun çalışılan geoteknik bilim dalıdır. Geotekniğin tartışılacak bir tarafa yok. Türkiye’de bu bilim dalının gelişmesiyle övünüyoruz ama bu bilim dalının gelişmesine, yeni ürün elde edilmesine ne derece katkıda bulunuyoruz? Bunu ülke olarak sorgulamamız gerekiyor. Refah seviyesi hızla yükselen ülkelere baktığımızda bilimde ve mühendislikte çığır açan yönlerinin olduğunu görürüz. Bu ülkeler bilime özel ve sürekli önem veriyor. Eğitim ve araştırmaya özellikle destek sağlamak gerekiyor. Bu bilim dalı inovasyona en yakın olan, inovasyon ve yenileşimi tetikleyen bir bilim dalıdır. Şehirler artık yeraltına taşınıyor. Bu olgu son derece zor ve riskli çalışmayı gerektiriyor. Tüm bunlar stabilizasyon, iyileştirme, yeni malzemelerin yaratılmasını gerektiriyor” dedi.

    ÇAĞATAY: “ÇALIŞMALARI ARTIRMALIYIZ”

    Çukurova Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölüm Başkanı Prof. Dr. İsmail Hakkı Çağatay da “Zemin mekaniğinde dünyada çok önemli gelişmeler kaydedildi. Her zemin etüdünü inşaat mühendisi olarak yapabilecek konuma geldik. Bilim her an yeni gelişmelerle devam ediyor. Bilimsel çalışmaları artırarak sürdürmek zorundayız. Sempozyumun verimli geçeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    Konuşmaların ardından sempozyuma katkıları için Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’ye verilen plaketi Adana Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer takdim etti. Geoteknik mühendislerinin, öğretim elemanlarının, araştırmacıların ve sektördeki uygulayıcıların bir araya geldiği 6. Geoteknik Sempozyumu’nda 21 oturum, 11 çağrılı konuşmacı, 121 bildiri sunumu ile konuyla ilgili güncel bilgi ve deneyimlerini paylaşıyor. Geoteknik mühendisliğinin sorunları ve çözüm yöntemlerinin tartışıldığı sempozyum yarın da devam edecek.

  • YYÜ’de ‘Bütün Yönleriyle Öğretmen’ Sempozyumu

    VAN (İHA) – Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi (YYÜ) Eğitim Bilimleri Enstitüsü ve Eğitim Fakültesi’nin işbirliği ile organize edilen ‘Bütün Yönleriyle Öğretmen’ sempozyumu başladı.

    Prof. Dr. Cengiz Andiç Kültür Merkezi’nde yapılan sempozyuma Tuşba Belediye Başkanı Doç. Dr. Fevzi Özgökçe, YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal, Tuşba İlçe Milli Eğitim Müdürü Muhlis Ceylani, Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Fuat Tanhan, Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Çelik ile öğretim görevlileri ve öğrenciler katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan program, Doç. Dr. Serap Yükrük yönetimindeki Eğitim Fakültesi Müzik Eğitimi Bölümü öğrencilerince mini bir konserin verilmesi ile devam etti. Açılış konuşması yapan Eğitim Bilimleri Enstitüsü Müdürü Doç. Dr. Fuat Tanhan, sempozyuma desteklerini esirgemeyen YYÜ Rektörü Prof. Dr. Peyami Battal ve Tuşba Belediye Başkanı Doç. Dr. Fevzi Özgökçe ve emeği geçenlere teşekkür etti. İki gün boyunca sempozyumda 2 panel, 4 oturum bildirimi, 1 değerlendirme oturumu olmak üzere toplam 7 oturumda iki gün boyunca 37 bilim insanının düşüncelerini ve katkılarını sunacaklarını ifade eden Doç. Dr. Tanhan, “En iyimser tahminlere ve en iyimser ön görülüre rağmen önümüzdeki 10-15 yıllık değişim periyotlarının dünyayı nasıl bir yere sürükleyeceği konusunda maalesef net öngörülerimiz yok. İşte bu öngörüsüzlük üzerine biz çocuklarımızı geleceğe hazırlıyoruz. En önemli sorumluluk öğretmenlerimize düşüyor. Bu sempozyum çocuklarımızı geleceğe hazırlayacak olan öğretmenlerimizin sorunlarını, performanslarını, eğitim sürecine olan katkılarını tartışacağız ve öğretmen arkadaşlarımızın katılım eksikliği üzülerek söylemeliyim ki yüreklerimiz burkmakta. Ancak onlar burada olmasa bile gönüllerimizin bir olduğuna inanıyorum. Sempozyumumuzun 2 gün boyunca başarılara vesile olmasını diliyorum” dedi.

    Eğitim Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Çelik’in de, kısa bir teşekkür konuşması yapmasının ardından kürsüye gelen Tuşba Belediye Başkanı Doç. Dr. Fevzi Özgökçe, eğitim alanında yapılan çalışmalara değindi. Türkiye’nin her ilinde çok güzel okulların yapıldığını ve çok güzel projelerin hayata geçirildiğini anlatan Doç. Dr. Özgökçe, “Öğretmenlik mesleği çok kutsal. Herkes şunu çok iyi bilir, onların yapmış oldukları görevler sonucunda tüm öğretmenlerin bulunduğu yerler, çocuklarımızın okullarını cennet olarak bilirler ve kendilerini de ona göre hazırlarlar. Öğretmenliğin 2000’li yıllar öncesinden ve sonrasında gerek maddi, gerek manevi, gerek eğitim, gerekse de fiziki açıdan değerlendirdiğimizde bu konuda çağlar atlatıldı. Şimdiki eğitim ordumuz ve özellikle son dönemde çok istikrarlı hükümetlerimizin eğitime yapmış olduğu yatırımlarımız, Türkiye’de ve dünyada eğitime verilen değeri hak edecek düzeye getirmek üzeredir. Yapılan çok şeyler var ama daha yapılması gerekenler için binlerce adımlar atılması gereken durumlar var. İşte bu tür sempozyumlarda bunlara yol gösterecek, bunların yapılmasına yönelik bizlere ışık tutacak ve eğitimimizin daha iyi yapılabilmesi adına, özellikle kız çocuklarımız için yapılacak şeyler var. Geçmişte kız çocuklarının okullaşması ile ilgili çok önemli adımlar atıldı. Kız çocuklarının okullaşması çok düşük seviyelerdeydi. Ama şimdi gerek şartlı nakiller, gerek taşımalı eğitim olsun, gerekse de çocuklarımızın servis ile ilgili yapılan destekleri olsun eğitimin önündeki engeller bir bir kaldırılıyor” ifadelerini kullandı.

    Rektör Prof. Dr. Battal da, sempozyumun organize edilmesinden dolayı emeği geçenlere teşekkür ederek, “Bölgemizin, ülkemizin ve dünyanın önemli bir konusu olan ve dünyaya yön veren öğretmenlerimizin bir sempozyumda sorunları ve karşılaştığı problemler ve çağımızda öğretmenlerimizde beklentilerimiz neler bunları konuşacağız. Ülkemizde 23-30 Kasım Öğretmenler Haftası olarak ilan edildi. Ben bu önemli haftayı da ve Öğretmenler Günü’nü de kutluyorum. Öğretmenler, hepimizin hayatına yön vermiştir. En üst düzeydeki yöneticiden en alt kademedeki çalışana kadar, ülkeye hizmet veren esnafına, tüccarına kadar hepimize yön veren öğretmenlerimizdir. Hepimizin hayatında öğretmenlerimizle ilgili anılar vardır. Dolayısıyla öğretmenlerin hayata tutunmamızda yeri önemlidir. Öğretmenlerle ilgili çok güzel olaylara şahit olmuşuzdur. Öğrencilerin küçük yaşta fark edilmesi ve onların iyi yetiştirilerek, iyi noktalara gelmesinde öğretmenlerimizin bu keskin zekasıyla, görüşüyle, düşüncesiyle ve bakışıyla şekillenmesi hususundaki önemini ortaya koyuyor. Çok güzel bir sunumun olacağına inanıyorum. Bunun organize edilmesinden emeği geçenlere tekrar teşekkürlerimi sunuyorum” dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından verilen aranın ardından ‘Öğretmen Yeterlilikleri’ konulu panele geçildi. İki gün sürecek sempozyumda sırasıyla ‘Uygulama Süreci ve Öğretmen’ panelinin ardından da ikinci gün ise sempozyum oturumlarla sürecek.

  • Balıkesir 2.kent Sempozyumu Başladı

    Balıkesir 2.Kent Sempozyumu başladı. 3 Gün sürecek sempozyumda çevre, ulaşım, doğal afetler, eğitim, kültür-sanat, tarih, kentsel koruma, kentsel dönüşüm, kent ekonomisi, tarım-hayvancılık ve sanayi, arkeoloji ve turizm, doğal kaynaklar ve yenilenebilir enerji konuları ele alınacak.

    Karesi AVM Toplantı Salonu’nda başlayan Balıkesir 2. Kent Sempozyumunda açılış konuşmasını Balıkesir Akademik Odalar Birliği Sekreteri Metin Yalçın yaptı. Yalçın sempozyumun sadece bir bilimsel ve mesleki toplantı olarak değil, bilimsel ve mesleki çevreler ile toplumun buluştuğu, akademik odalar ile yerel yönetimlerin ve toplumdaki tüm taraflarının birbiri ile ilişki kurabileceği bir sürecin oluşturulmasına katkı olarak düzenlendiğini söyledi. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Süleyman Özdemir “Kentlerin gelişimi ve kentlerde ortaya çıkan sorunları çözümü sadece Valiliğin ve belediyelerin sorunu değil. Aynı zamanda o şehirde yaşayan tüm paydaşları ilgilendiriyor”dedi.

    BAÜ Rektörü Prof. Dr. Kerim Özdemir Kentlerin oluşumunda ve büyümesinde birçok nedenin etkili olduğuna dikkat çekerek, ülkemizdeki kentleşmenin tipik bir az gelişmişlik kent görünümünde olduğunu ve bunun adının çarpık kentleşme olduğunu ifade etti.

    KENTLERİN AKILLICA PLANLANMASI VE İŞLETİLMESİ KAÇINILMAZ GEREKSİNİMDİR

    Balıkesir’in 30 Mart 2014 tarihi itibariyle Büyükşehir ve bütünşehir statüsü kazandığını belirten Balıkesir Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur “Coğrafi büyüklüğü ve çeşitliliği ile gerçekten büyük bir il olan Balıkesir’i temsilen, yerel yönetimler açısından Balıkesir’in geleceği konusunda bu sempozyumu düzenlediğiniz için teşekkür ederiz.Kaçınılmaz bir gerçek ki,Türkiye’ye paralel olarak Balıkesir’imizde de kentleşme oranları artmaktadır, bu durum “doğal ve kültürel eşiklerin de dahil olduğu” daha sınırlı alanda, daha fazla insanı barındırmayı gerektirmektedir. Aynı süreçte enerji ihtiyacı önemli bir tehdit unsuru olarak artarken, teknoloji de önemli bir fırsat olarak gelişmektedir. Dolayısıyla artık kentlerin akıllıca planlanması ve akıllıca işletilmesi kaçınılmaz bir gereksinimdir. Herkesin kabul edeceği gibi akıllı olan kent, halka daha hızlı ve kaliteli hizmet verir; iletişim ağları güçlüdür.Daha az tüketir, doğal kaynaklarından yüksek verim sağlar ve ekonomisini güçlendirir”dedi.

    Sadece yerel yönetimler açısından Balıkesir’i irdelemenin yeterli olmayacağına değinen Başkan Uğur “Çünkü merkezi hükümet tarafından ve ilimizi çok yakından ilgilendiren ve geleceğimize yön verecek çok önemli projeler bulunmaktadır.Balıkesir’i makro ölçekte değerlendirip, bulunduğu konumu çok iyi irdeleyip, sunulan projelerin değerini çok iyi bilmeliyiz. Marmara coğrafyasın’da yapılan 3. Köprü ve kuzey Marmara otoyolu, Çanakkale köprüsü ve İzmir İstanbul otoyolu sonucunda kurulan golden ring, Balıkesir’i Marmara ve Ege’nin merkezine taşıyor. Tüm bu projelerin tamamlanması sonucunda oluşacak fırsatların hepsini çok ama çok iyi değerlendirip “gelip geçilen kent Balıkesir’den, Hub kent Balıkesir’i yakalamalıyız.Biliyorum bir çoğunuz için çok yeni bir kavram.Hub kentler; bölge içindeki konumları ve ulaşım avantajları nedeniyle; enerji, lojistik ve bilgi konularındaki ekonomik taleplere verimli biçimde yanıt vermek için, minimum yatırım, zaman ve çabanın harcandığı, bölgesel bağlantı noktası ve ekonomik odak niteliğindeki kentlerdir. “Hub kentler” iş gücü ve ekonomik aktiviteyi tetikler, gelişim için; doğru planlama kararları, akıllı büyüme stratejileri, yerel iş gücü, ekonomik gelişim ve hizmet verme kapasitesi önemli rol oynar. Görüyorsunuz ki çay deresinden bahsederken sözü tavukçuluğa kadar getirdik. Bu söz buradan sanal gerçekliğe, oradan biyoteknolojiye ve şuan bilemediğimiz başka konulara kadar uzanacaktır.Çünkü teknoloji “kent” kavramını yeniden tanımlamaktadır. Teknoloji artan kentleşmenin insan doğasına en uygun şekilde ilerlemesi için önemli bir anahtardır. Bu anahtarı iyi kullanmalıyız. Bu sebeple akıllı kent idealine giden yolda büyükşehir belediyemiz için atılacak her adımda ekoloji ve teknoloji kılavuzumuz olacaktır. Üreten; ürettiğini iyi değerlendiren,Enerji ve iletişim ağları güçlü,Kır ve kent etkileşimi güçlü,Sosyal sermayesi güçlü,Ekonomik olarak kendine yeter Balıkesir akıllı kenti için çalışmalarımız devam edecektir”şeklinde konuştu.

    TÜRKİYE VE BALIKESİR’DE ÖNEMLİ YATIRIMLARA İMZA ATILDI

    Türkiye ve Balıkesir’de son yıllarda ulaşım, sağlık, eğitim ve diğer alanlarda çok önemli yatırımlara imza atıldığını hatırlatan Balıkesir Valisi Mustafa Yaman “Yani hem Türkiye hem ilimiz ciddi bir değişim içerisindedir. Kentleşmenin bu değişimde en önemli öğelerinden birisi olduğunu söyleyebiliriz ve bu değişimin doğru yönetilmesi; kültür, ahlak, ekonomi, idari, siyasi ve sosyal açıdan son derece önemlidir. Bugün altyapı, çevre, sanayileşme, konut, sosyal ve kültürel miras, konforlu ve sağlıklı yaşam gibi bir çok başlığı şimdiden planlayabilmeliyiz”dedi.

    Yapılan konuşmaların ardından 9 Eylül Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Hasan Sözbilir, “Balıkesir’in Depremselliği” konulu bir sunum gerçekleştirdi. Sözbilir “Balıkesir, çok güzel bir ilimiz. Doğası gereği çok önemli bir nitelik. Bu güzelliklerin büyük bir bölümü bölgenin jeolojik yapısıyla ilgili. Bu kadar güzel özellikleri yansıttığı kadarıyla bir de yarattığı depremsellik var”şeklinde konuştu.

    BÜYÜKŞEHİR’İN PLANLARINI TAKİP EDİYORUZ

    Sözbilir’in yaptığı sunum sonrası BAÜ’de görevli Prof. Dr. Abdullah Soykan’ın yöneticiliğini yaptığı, “Kentsel Gelişimde Yerel Yönetimlerin Yeri ve Önemi” konulu panele geçildi. Karesi Belediye Başkanı Yücel Yılmaz “Şehrin karakterini belirleyen aslında ekonomisidir. Balıkesir’in karakterini 1950’lerde tarım, 1970’lerde sanayi belirlemiş. Bandırma ve Edremit’in gelişmişlik açısından merkezden farkı yok. Biz en büyük başarının Büyükşehir ile kamu dairelerinin ortak çalışması olarak görüyoruz. Bilginin toplanması gerekiyor. Yerelin dinamiğine Ankara’nın yetişmesi mümkün değil. Biz yerel yöneticiler olarak Büyükşehir’in planlarını takip ediyoruz”dedi.

    Kent vizyonunun önemine değinen Altıeylül Belediye Başkanı Zekai Kafaoğlu “Yaşadığımız şehirlerin mutlaka bir dili olmalı ve sadece binalardan ibaret olmamalı. Yaşadığımız şehirler şairlere ilham olmalı. Şehrin sakinleri sadece şehrin sakini gibi olmamalı, şehrin sahibi gibi olmalı. Balıkesir, Büyükşehir olduktan sonra bütün şehir de oldu. Bizi biz yapan değerleri yok etmemiz lazım. Gelecek ile ilgili olarak Balıkesir’in olmazsa olmazları var” şeklinde konuştu.

  • 1. Uluslararası Türk Dünyası Turizm Sempozyumu

    Kastamonu’da Uluslararası Türk Dünyası Turizm Sempozyumu’nun ilki gerçekleştirildi.

    Kastamonu Üniversitesi 3 Mart Konferans Salonunda yapılan sempozyum öncesinde ‘Türk Dünyası’ resim sergisi açıldı. Vali Şehmus Günaydın, beraberindekilerle birlikte resim sergisini gezerek Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın’dan bilgiler aldı. Serginin ardından sempozyuma geçildi. Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi tarafından düzenlenen sempozyumda konuşan Vali Şehmus Günaydın, 1. Uluslararası Türk Dünyası Turizm Sempozyumu’na ev sahipliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını, Kastamonu’nun turizm yönünden yaşanabilecek bir şehir olduğunu belirtti.

    “12 AY TURİZM YAPILABİLECEK BİR ŞEHİRDE YAŞIYORUZ”

    Türk dünyasıyla, turizm anlamında önemli görevlerin ve çalışmaların kardeş ülkelerle birlikte yapılabileceğine inandıklarını söyleyen Vali Günaydın, “Gerek inanç turizmiyle gerek doğa turizmiyle Kastamonu turizmini 12 aya yayabiliriz. Tanıtım konusunda daha fazla bir çaba harcarsak, ilimizin turizm potansiyelini en üst seviyeye çıkarabileceğiz. Gerek Japonya’da, gerek Dubai’de yapılan turizm fuarlarında sivil toplum örgütlerimizin temsilcileri, işadamlarımız ve siyasetçilerimizle birlikte, Kastamonu’yu tanıtma imkanı bulduk. Aynı zamanda yurt içi turizm konusunda da çalışmalarımız hızlı bir şekilde devam ediyor. İlimize gelen turistler için otellerimiz yatak kapasitesini artırarak, her zaman kaliteli hizmet vermesi gerekiyor. Bu takdirde Kastamonu hak ettiği ölçüde turist alacağına inanıyorum. İlimize gelen yerli turist artışında önemli bir noktaya geldik. Şeyh Şaban-i Veli hazretleri gibi bir zaatın ilimizde olması bizim için çok önemli bir avantaj. Bizlerde Şeyh Şaban-i Veli caddesindeki sokak çalışmalarımızda, cadde üzerindeki konaklarımızın restorasyonları çalışmalarında çok önemli yol kat ettik” dedi.

    “SEMPOZYUMA, 7 ÜLKEDEN 120 AKADEMİSYEN KATILIYOR”

    Kastamonu Üniversitesi’nin milletlerarası seviyede işbirliğine sahip, ortak çalışmalar yapabilen bir üniversite olabilmesi için çalışmaların azami şekilde sürdürüldüğünü ifade eden Kastamonu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Seyit Aydın ise, “Kırgızistan, Kazakistan, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti gibi farklı ülkelerde de üniversitemizin tertip ettiği sempozyumları yaptık. Şimdide Kastamonu’da Kırgızistan ve Kazakistan üniversiteleriyle müşterek 1. Uluslararası Türk Dünyası Turizm Sempozyumu düzenliyoruz. Sempozyumumuza 7 ülkeden (Türkiye, KKTC, Arnavutluk, Özbekistan, Azerbaycan, Kırgızistan, Kazakistan) 86 bildiri ile toplam 120 akademisyen katılmakta olup, katılımları için kendilerine teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    Kastamonu Üniversitesi Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saim Ateş de, turizm fakültesinde şu anda 620 öğrencinin eğitim gördüğünü ve bu öğrencilerden 120 tanesinin da yabancı kontenjanından Kastamonu’da bulunduğunu ve ilk mezunlarını da geçtiğimiz yıl verdiklerini kaydetti.

    Kastamonu’da her yıl Türk Dünyası Günleri’nin düzenlendiğine dikkat çeken Ateş, bu kapsamda Kastamonu Üniversitesi’nin Türk Dünyası ile olan iletişimi en güçlü şehirlerin başında geldiğini ifade ederek, sempozyumda 7 ülkeden 86 bildiri okunacağını açıkladı.

    Konuşmaların ardından organizasyonun gerçekleşmesinde sempozyuma destek olan kuruluşlardan İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet İshak’a, Azdavay Belediye Başkanı Osman Nuri Civelek’e, Daday Belediye Başkanı Hasan Fehmi Taş’a, Kuzey Anadolu Kalkınma Ajansı Genel Sekreteri Ramazan Çağlar’a, Kastamonu Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Selçuk Arslan’a, Kastamonu Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Dursun Ergin’e, Hz. Pir Şeyh Şabanı Veli Kültür Vakfı Başkanı Muharrem Avcı’ya, Kastamonu Turizm Otelciler Derneği Başkanı Mustafa Gün’e, Vali Şehmus Günaydın ve Rektör Seyit Aydın, teşekkür plaketi takdim ettiler.

    Konuşmaların ardından Kırgızistan, Azerbaycan, Kazakistan ve Türk Folklor Grubu, dans gösterilerini sundu. Dans gösterileri, sempozyuma katılan davetliler tarafından büyük alkış topladı. Sempozyuma, Vali Günaydın’ın yanı sıra Rektör Seyit Aydın, eski Kastamonu Valisi Enis Yeter, Jandarma Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Faruk Bal, Belediye Başkanı Tahsin Babaş, Turizm Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Saim Ateş, kurum ve kuruluş müdürleri, STK temsilcileri, yabancı ülkelerden gelen çok sayıda öğrenci ile davetliler katıldı.

    Sempozyuma Kastamonu Üniversitesi’nin yanı sıra Kırgızistan Türkiye Manas Üniversitesi, Kazakistan Dulati Taraz Devlet Üniversitesi ile Kazakistan Yabancı Diller ve Mesleki Kariyer Üniversitesi de destek verdi. Sempozyum, 21 Kasım’a kadar devam edecek.

  • FSMVÜ’de ’Özgürlükler Böler Mi Birleştirir Mi’ Sempozyumu

    Fatih Sultan Mehmet Vakıf Üniversitesi (FSMVÜ) Medeniyetler İttifakı Enstitüsü (MEDİT) ile Brigham Young University işbirliğinde düzenlenen “Özgürlükler Böler mi Birleştirir mi?” konulu uluslararas sempozyum, 20-21 Kasım’da üniversitenin Topkapı Yerleşkesi’nde gerçekleştirilecek.

    İfade ve din özgürlüklerinin sınırlarının yeniden çizilmesi meselesini gündeme getirileceği “Özgürlükler Böler mi Birleştirir mi?” sempozyumunda açılış konuşmalarını FSMVÜ Rektörü Prof. Dr. Musa Duman ve Medeniyetler İttifakı Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Recep Şentürk yapacak. Bilkent, İstanbul, Oxford, Harvard, Malezya İslam Üniversitesi’nin bulunduğu üniversitelerden akademisyenler, ifade özgürlüğü ve nefret söylemini mercek altına alacak. Sempozyumda ayrıca İslam medeniyetinde insan haklarının önemi, Fransa örneği üzerinden giyinme özgürlüğü, Charlie Hebdo karikatürlerinin ifade özgürlüğündeki yeri, radikalleşmenin nasıl önleneceği, gerginliklerden barışçıl çözüme geçiş ve paralel konuları konuşulacak.