Etiket: Sempozyumu

  • 10. TMMOB Enerji Sempozyumu Başladı

    Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliği (TMMOB) adına Elektrik Mühendisleri Odası (EMO) tarafından düzenlenen “10.TMMOB Enerji Sempozyumu” Samsun’da başladı.

    “Enerjide Toplumsal Yarar ve Kamusallık” ana başlığı altında düzenlenen 10. TMMOB Enerji Sempozyumu, 3-4 Aralık 2015 tarihlerinde Samsun, 5 Aralık’ta ise Sinop’ta gerçekleştirilecek. Program kapsamında Soma maden kazasından nükleer santrallere, enerji yoksulluğundan enerjide toplum yararına ilişkin çeşitli başlıklar altında 5 oturum ve 2 panel gerçekleştirilecek. Samsun ayağı Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen sempozyumun açılışına, CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek, Samsun Vali Yardımcısı Hakan Kubalı, Samsun Baro Başkanı Kerami Gürbüz, EMO Başkanı Hüseyin Yeşil, TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Teoman Alptürk, EMO Samsun Şube Başkanı Mehmet Özdağ, Yeşilırmak Elektrik Dağıtım A.Ş (YEDAŞ) Genel Müdürü Nurettin Türkoğlu ile mühendis ve mimarlar katıldı. Açılış konuşmasında konuşan Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Teoman Alptürk, mühendis ve mimarların örgütü olarak sektöre ilişkin doğruları her alanda kamuoyuna sunduklarını söyledi. Enerji alanındaki sorunların, çözüm önerilerinin tartışılabileceği, alanın tüm bileşenlerinin kendini ifade edebileceği bir zemin oluşturmak istediklerini ifade eden Alptürk, hazırlık sürecinde enerji ile ilgili dünyada ve Türkiye’de yaşanan gelişmeler dikkate alarak ana tema ve alt başlıkların belirlendiğini belirtti.

    ÖZDAĞ: “ÇALIŞMALARIMIZ BU GÜN TAÇLANIYOR”

    Çalışmalarını yoğun bir emek ve özveriyle sürdürdüklerini ifade eden EMO Samsun Şube Başkanı Mehmet Özdağ, “Bu çalışmalarımızı sizlerin katılım ve desteğiyle bugün taçlandırıyoruz. Sinop, Merzifon ve Terme’de yerel toplantılar yaptık. Bölge insanımız hassasiyet ve beklentilerini sempozyum ortamına aktarmayı ve topluma iletmeyi hedefledik. Tek tek destek verenlere, hazırlıkta emeği geçenlere teşekkür ederim” dedi.

    GÜRBÜZ: “BİRÇOK HASTALIĞIMIZ VAR”

    Türkiye’de bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmanın tercih edildiğini ifade eden Samsun Baro Başkanı Kerami Gürbüz, “Ülkemiz de birçok hastalık var. Gerçekler üzerinden değil, algılar üzerinden değerlendirmeler ve yargılara varıyoruz. Bir diğer hastalığımız ise dünyanın en özgün en değerli fikirlerine sahip olsanız da dünya çapında özgün projelerin sahibi olsanız da projenin fikrin önerinin çözümünün ne olduğuna bakmayıp, bunun kimden geldiğine, kim tarafından ifade edildiğine bakıyoruz. Bu da maalesef meselelere ön yargıyla bakmamız sonucunu doğuruyor” diye konuştu.

    ZEYBEK: “ÜLKEMİZ ENERJİ DE DIŞA BAĞIMLI”

    Dünyanın yönetildiği süreçte enerji ve eneri kaynaklarının çok önemli olduğunu belirten CHP Samsun Milletvekili Kemal Zeybek, “Mevcut savaşlarının nedeni enerji kaynaklarının paylaşım savaşı olduğunu hep birlikte Orta Doğu’da seyrediyoruz. Bunu seyrederken ülkemizde de önemli enerji kaynaklarının mevcut olduğunu, eneri yatırımlarının gerekli destek ve katkılarla ülkemizde gerçekleşmediğini görüyoruz. Ülkemiz enerji de dışa bağımlı. Komşu ülkelerin enerji kaynaklarıyla besleniyoruz. Enerjinin olmadığı yerde ekonominin olamayacağını, büyümeyeceğini biliyoruz. Enerjide dış kaynak kullanımı ülkemizde üretimi de pahalı kılmaktadır. Enerji kaynaklarının planlamasında yatırımlar yapan ülkemizi enerjide bağımsız hale giren projeler ortaya koymak zorundadır” şeklinde konuştu.

    YEŞİL: “TÜM İNSANLIĞA BAŞSAĞLIĞI DİLİYORUM”

    “TMMOB 10. Enerji Sempozyumu”nda emeğe geçenlere teşekkür eden EMO Başkanı Hüseyin Yeşil, “Düzenleme, yürütme kurulu üyelerine, bildiri sunan uzman ve akademisyenlere, oturum başkanlarına, EMO Samsun Şubesi Yönetim Kurulu’na, oda ve şube çalışanlarımıza çok teşekkür ederim. Öyle bir ortamda yaşamaya çalışıyoruz ki, Ekim ayından bu yana gerçekleştirdiğimiz etkinliklerimizin hiçbirini; bir katliam, bir cinayet haberi olmaksızın açamaz hale geldik. Son olarak karanlık bir cinayetle Diyarbakır Baro Başkanı Tahir Elçi öldürüldü. Tüm insanlığa başsağlığı diliyorum” ifadelerini kullandı.

    SOĞANCI: “ENERJİ RAPORUMUZ, ÇOK KAPSAMLIDIR”

    Uzun zamandan beri enerji alanında çalışmalar yaptıklarını söyleyen TMMOB Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Soğancı, şunları söyledi: “O zamandan bu yana düşünen, hayata geçiren, takip eden, bunu gerçekleştiren bütün arkadaşlarım aslında TMMOB’un kadrosu olan arkadaşlarımdır. O zaman MMO başkanıydım. Karar alma süreçleri birlik ortamına getirildi. Evet, eleştiriyoruz, neyin nasıl olması gerektiğini de ifade ediyoruz, bilim ve tekniğin ışığında. Enerji alanında siyaset belgesi manifestosudur. Enerji sempozyumlarımız 2005 yılında hazırlanan enerji raporumuz, çok kapsamlıdır, bizim manifestomuzdur.”

    TÜRKOĞLU: “SAVAŞLARIN KAYNAĞI ENERJİ”

    ABD ve Rusya birer bölgesel güç olduğunu vurgulayan YEDAŞ Genel Müdürü Nurettin Türkoğlu şöyle konuştu: “Dünya savaşlarının kaynağı maalesef enerji. Enerjinin tanımı iş yapabilme yeteneğidir. Enerji kaynakları açısından çok da zengin bir ülke değil. Tamam, onu yapmayalım, bunu yapmayalım. Bir şey söylerken illa karşı olmak gerekmiyor. Yenilenebilir kaynakları çok da sanıldığı gibi sisteme alınabilecek düzeyde değil. Kurulu kapasitenin en fazla yüzde 20’sini yenilenebilir enerjiden alabilirsiniz. Yoksa emre amadeliği nasıl sağlayacaksınız. Doğalgaz bağımlılığının çok ciddi bir sorun. Yenilenebilir alanında baskı çok büyük, ama teşvikler var dünyada.”

    KUBALI: “ENERJİ BAĞIMSIZLIK İÇİN ÖNEMLİ”

    Sempozyum için Samsun’un seçilmesinden dolayı memnun olduklarını belirten Samsun Vali Yardımcısı Hakan Kubalı ise şunları kaydetti: “Neden Samsun? Ulusla Kurtuluş Savaşı’nın başladığı yerdir. Samsun aynı zamanda Türkiye ve bölge açısından en önemli kentlerden birisidir. Enerji koridoru olarak düşündüğünüzde, doğalgaz Türkiye’ye Samsun’dan girmekte ve bütün Türkiye’ye dağılmaktadır. Samsun, Ceyhan Petrol Boru Hattı’nın da gerçekleşmesini diliyorum. Enerji ulusal bir konudur. Ulusal bağımsızlık açısından özel bir önemi vardır. Aynen kalkınma planlarında belirtildiği üzere kendi enerjisini üreten bu alanlarda yatırım yapan bir ülke olmakta daha çok yol kat etmelidir.”

  • Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu

    Bayburt Üniversitesi’nde düzenlenen “Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu”nun temasının Türkiye’de uzun süreden beri sıkıntılı olan meselelerden biri olduğuna vurgu yapan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, şu değerlendirmelerde bulundu:

    “Ülkemizin mümtaz ilim adamlarının, gazetecilerin, yazarların, akademisyenlerimizin iştiraki ve desteği ile düzenlenen Son Yüzyılda Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı Sempozyumu’nun başarılı geçmesini temenni ediyorum. Şimdiden sempozyum boyunca ortaya konacak tenkit, tespit ve tekliflerin Türkiye’nin kanayan bir yarası olan bu konuda aydınlatıcı tartışmalara vesile olmasını diliyorum.

    Kendi ülkesine, kendi milletine, o milletin tarihine, kültürüne, inancına hakaret edenler tamamen yabancılaşmış demektir. Onlar milli değildir, onlar yerli değildir. Nitekim bu günkün sempozyumun da temasını oluşturan Son Yüzyılda Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı konusu uzun süredir ülkemizin en sıkıntılı meselelerinden biridir. İçinden geldiği milleti zorla dönüştürülmesi gereken bir kitle olarak gören anlayış yıllar boyu ülkemiz basınının hakim rengi olmuştur. Medya özgürlüğü kavramı çoğu zaman yanlış, hatalı bir şekilde bu toplumu var eden, ayakta tutan milli ve manevi değerlere hakaret hakkı olarak algılanmıştır. Bu ülkenin medyası darbelere giden süreçlerle ve darbe dönemlerinde ortaya koyduğu tutumla da utanç verici bir maziye, bir geçmişe sahiptir. Medyada rastladığımız çok enteresandır, “Kurban Bayramı bu sene de hac mevsimine denk geldi”, “metroda, otobüste, uçakta namaz” türünden haberler hem derin bir cehaleti hem de hastalıklı bir bakış açısını yansıtır. “Şecaat arz ederken sirkatin söyleme” meselesi. Aynı tavrın bugün de devam ettiğini görüyoruz.

    Osmanlı Türkçesinin, Kur’an ve siyer derslerinin seçmeli olarak okullarda okutulması tartışmalarında bunu hep gördük. Diyanet İşleri Başkanlığımızla ilgili tartışmalarda, bir önceki hükümette görev alan Aile Bakanımızla ilgili haberlerde bu sakat bakış açısını maalesef tekrar tekrar müşahede ettik. Bazı medya organlarının milletimizin değerlerine karşı takındığı düşmanca tutum üzerinde hep birlikte durup düşünmemiz gerekir. Ben bu sempozyum vesilesiyle medya mensuplarımızın, üniversite öğrencilerimizin ve kıymetli akademisyenlerimizin bu önemli konuyu enine boyuna tartışacaklarına inanıyorum.”

    Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nin organizesiyle gerçekleştirilen ve 2 gün süren Son Yüzyıl Türkiye Medyasında Din Karşıtlığı (1915-2015) Sempozyumu’na Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun, ilim adamları, akademisyenler ve öğrenciler katıldı.

    Sempozyumda Bayburt Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu, tüm peygamberlerin ortak sloganının Allah’a ortak koşmamak ve Allah’a kul olmak olduğunu anımsatarak, “Allah’a kul olmayan nefsine ya da kendisi gibi bir faniye kul olur. Türkiye’de bir zamanlar netice itibariyle eğer Allah ile savaş yapmazsanız, dini inkar etmezseniz aydın olmazsınız, modern olamazsınız anlayışının hakim olduğu bir dönem başladı ve yaşandı. Maalesef birçok badirelerden geçtik. Şimdi bu cephe yazarını, gazetecisini, fikir adamını yetiştirdi. Biz de varız diyerek bugün buradayız. Bu sempozyumda da milli ve yerli kalemlerimizi dinleyeceğiz ”dedi.

    Sempozyumun ilk oturumunu Ak Parti Ankara Milletvekili Siyaset Bilimcisi Prof. Dr. Vedat Bilgin yönetti. Bayburt Üniversitesi’nin akademik faaliyetleri yanında Türk düşüncesine katkı yapacak etkinliklerinin yeni olmadığını üniversitenin de bu tür etkinlikler demek olduğunu ifade eden Bilgin, bundan dolayı Bayburt Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Selçuk Coşkun’u ve İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüftüoğlu’nu tebrik etti. Medyadaki din karşıtlığının eski bir hikâye olduğunu anımsatan Bilgin, sempozyumun bunların anlaşılması adına önem taşıdığını kaydetti.

    Sempozyumun ilk oturumunda TYB Vakfı Genel Başkanı D. Mehmet Doğan, Son Yüzyıl Türk Medyasında Din Karşıtlığı konusu üzerine konuştu. Gazeteci-Yazar Yusuf Kaplan, Meşruiyetten Cumhuriyete Basında Din Karşıtlığını anlattı. Ak Parti Siirt Milletvekili Prof. Dr. Yasin Aktay’ın müstemleke aydınının İslam karşıtlığını anlattığı ilk oturuma Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sadık Kemal Sandıkçı da katkıları ve tenkitleriyle destekte de bulundu.

    İkinci ve üçüncü oturumlar İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Nasrullah Hacımüfütoğlu tarafından yönetildi. Bu oturumlarda Tarihçi-Yazar Koray Şerbetçi, Türkiye’de Laik Ulus-Devlet İnşaasında Gazetenin Rolü; Yazar İsmail Hacıfettahoğlu, 1915-1926 Yılları Matbuatında İslam Karşıtlarından Bazı Örnekler; Gazeteci-Yazar Talat Uzunyaylalı, Türkiye’de Basının Din-Siyaset İlişkisine Bakışı: Tanzimattan Günümüze; 29 Mayıs Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Tahsin Görgün, Din Düşmanlığının Tarihi ve İdeolojik Arka Planı; Yıldız Teknik Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Prof. Dr. Bedri Gencer, Dinin İdeolojileştirilmesinde Basının Rolü; Gazeteci Yazar Abdurrahman Dilipak ise Son Yüzyıl Türkiye’de Medyanın Din Karşıtlığı Üzerine Düşünceler konularındaki bildirilerini katılımcılarla paylaştı.

  • Karacabey Sempozyumu Sona Erdi

    Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası ve Meslek Yüksekokulu’nun birlikte düzenlediği Karacabey Sempozyumu’nun kapanış ve değerlendirme toplantısı yapıldı.

    Değerlendirme toplantısında, bir buçuk yıllık zaman zarfında 8 başlıkta düzenlenen çalıştayların ve ekim ayında yapılan sempozyumun sonuçları ele alındı. Karacabey’in gelecek vizyonunu belirlenmesi hususunda tespit edilen meseleler ve çözüm yolları görüşüldü. Karacabey Ticaret ve Sanayi Odası Yönetim Kurulu Başkanı ve Sempozyum Düzenleme Kurulu Başkanı Naci Güncü, katılanlara katkıları için teşekkür etti. Sempozyumun maksadına ulaşacağına inancının tam olduğunu belirten Güncü, bugün düzenlenen toplantının, yapılan tüm çalıştayların ve tamamlanan sempozyumun bir özeti olacağını ifade etti.

    Toplantıda söz alan Uludağ Üniversitesi Karacabey Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof. Dr. Mustafa Tayar, Karacabey Harası içerisinde Uludağ Üniversitesi Bitkisel ve Hayvansal Üretim AR-GE Merkezi, MYO’da Karacabey’e özgü domates tohumlarının korunması, Karacabey’in tüm üretim değerlerinin e-ticaret ile dünyaya açılması konularında hazırladıkları projeleri paylaştı.

    Toplantıda ayrıca sempozyum kitabında yer alacak bildiriler ile ilgili hususlar değerlendirildi.

  • “Eskişehir’de Geleceğin Sektörleri; Havacılık Ve Raylı Sistemlerde Türkiye Almanya İşbirliği” Sempozyumu

    Eskişehir’in ciddi rakamlarda ihracat yaptığına değinen ESO Başkanı Savaş Özaydemir ise, yakında Eskişehir’de helikopter yapılacağının da duyulacağını söyledi.

    Eskişehir Valiliği, Almanya Ekonomik Konseyi, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Sanayi Odası ve Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansının (BEBKA) işbirliği ile “Eskişehir’de Geleceğin Sektörleri; Havacılık ve Raylı Sistemlerde Türkiye Almanya İşbirliği” konulu sempozyum düzenlendi.

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyuma, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, Deutsche Bank Ekonomi Konseyi Yönetim Kurulu üyesi ve Almanya’nın ilk Türk Bakanı Aygül Özkan, AK Parti Eskişehir Milletvekili Harun Karacan, İl Emniyet Müdürü Mustafa Şahin, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Savaş Özaydemir, Almanya Ekonomi Konseyi üyeleri ve çok sayıda şirketin yöneticileri katıldı.

    “ENDER ORTAKLIKLARDAN BİRİ TÜRKİYE-ALMANYA ORTAKLIĞIDIR”

    Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, konuşmasında Türk-Alman işbirliğine değindi. İki ülke arasında etkin bir ticaretin var olduğunu belirten Vali Tuna, “Dünyada, sınırdaş ülke olmayıp da, çok güçlü ekonomik ve ticari bağlara sahip ender ortaklıklarından biri Türkiye-Almanya ortaklığıdır. Almanya yıllardır Türkiye’nin en büyük alıcısı ve tedarikçisi olmuştur. İki ülke arasında etkin bir ticaret yapılmaktadır. Tek bir ürün grubuna bağlılık bulunmamaktadır. Karşılıklı olarak binlerce çeşit malın alınması ve satılması söz konusudur. Türkiye’nin, Almanya’ya ihraç ettiği ürünler listesine bakıldığında, eskiden olduğu gibi iki sektöre yani tekstil-konfeksiyon ve tarım ürünlerine bağımlı olunmadığı; otomotiv, kimyevi maddeler, elektrik-elektronik, makine ve hatta demir-çelik sektörlerinin de dikkate değer rakamlara ulaştığı görülmektedir. 2014 yılı sonu itibariyle Türkiye’den Almanya’ya 15 milyar dolar ihracat yapılmış, Almanya’dan Türkiye’ye ise 22 milyar dolar ithalat gerçekleşmiştir. Yine Eskişehir’den Almanya’ya çoğunluğunu teknolojik ürünlerin oluşturduğu 108 milyon dolar ihracat gerçekleşmiştir” dedi.

    “EN KISA ZAMANDA İHALEYE ÇIKIP GEREKLİ CİHAZLARI ALACAĞIZ”

    Önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptıklarından ötürü mutluluk duyduklarını dile getiren Anadolu Üniversitesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Eskişehir’in hem havacılığın hem de demiryollarının kalbi olduğunu anlattı. Anadolu Üniversitesi’nin hem havacılık hemde raylı sistemler konusunda eğitim veren bir üniversite konumunda olduğunu anlatan Rektör Gündoğan, “Türkiye’nin en eski ve en gelişmiş Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Anadolu Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteriyor. Bunun yanında çok gelişmiş bir mühendislik fakültemiz var. Tüm bunların yanında Anadolu Üniversitesi sadece havacılık ve raylı sistemler alanında eğitim vermekle yetinmiyor ve Ar-Ge faaliyetlerini de hızla sürdürüyor. Bunun en güzel örneği bundan yaklaşık 4 yıl önce Kalkınma Bakanlığı’ndan aldığımız iki tane mükkemmeliyet projesi. Şu anda projeler yürüyor. En kısa zamanda ihalelerine çıkarak gerekli cihazları alacağız” şeklinde konuştu.

    “YAKINDA ESKİŞEHİR’DE HELİKOPTER YAPILACAĞINI DA DUYACAKSINIZ”

    Eskişehir’in ciddi rakamlarda ihracat yaptığına değinen ESO Başkanı Savaş Özaydemir ise, yakında Eskişehir’de helikopter yapılacağının da duyulacağını söyledi. Eskişehir’in yüksek teknoloji ihracatının da yüksek olduğunu açıklayan Özaydemir, “Bugün Eskişehir’in yüksek teknoloji ihracatı fevkalade yüksektir; toplam ihracatımızın yüzde 15’i ileri teknoloji ürünlerinden oluşmaktadır. Havacılık ve Raylı Sistemlerde Eskişehir’in toplam ihracatı 400 milyon dolar seviyelerine ulaşmıştır. Yeni proje ve anlaşmalarla bu rakam katlanarak artacaktır. Neden olmasın, herhalde yakında Eskişehir’de helikopter yapılacağını da duyacaksınız. Bu sektörlerde uluslararası işbirlikleri çok kritik bir değere sahiptir. Yurtdışı sermayelerle ortaklıklar kurarak, onların birikimlerini alarak ilerlemek doğru olacaktır. Bugün otomobil sanayinde ulaştığımız noktaya da bu şekilde geldiğimizi unutmayalım. Eskişehir’de bu konuda potansiyelimiz yüksektir, iyi bir yatırım, hem de çalışma ortamımız var. Bunlar bizim önemli avantajlarımızdır” ifadelerini kullandı.

    “GÖRÜŞMELERDE İLGİ GERÇEKTEN ÇOK FAZLA”

    Deutsche Bank Ekonomi Konseyi Yönetim Kurulu üyesi ve Almanya’nın ilk Türk Bakanı olma özelliği taşıyan Aygül Özkan ise, Almanya’nın ilk defa yurtdışına bir sempozyum hazırlayarak gittiğini anlattı. Aygül, “Bu ilk sempozyum Eskişehir’e nasip oldu. Yakın bir samimiyet ile bizleri karşıladığınız için çok teşekkür ediyoruz. Türkiye gerçekten ekonomi konseyi için çok önemli bir ülkedir. 1990’lı yıllarda 500 iş adamı ve yatırımcı, Türkiye’ye yatırım yapmıştır. Bugün baktığınız zaman 6 binden fazla Alman şirketi, Alman işvereni Türkiye’ye yatırımla, verdiği özenle ve sağladığı iş alanıyla arkadaşlığı ve dostluğu göstermiştir. Bizim konseyimiz bundan iki sene önce bir karar aldı. Bu da çok pozitif bir karardı. Türkiye ve Almanya işbirliği ile ilgili ilgilenecek bir çalışma grubu, bir komisyon uygulattı. Bu komisyonun başkanlığını da ben üstlendim. Samimiyetimle söylüyorum, bugüne kadar yaptığımız görüşmelerde ilgi gerçekten çok fazla” diye konuştu.

  • “Tekirdağ Şehir Ve Kültür Bilinci” Sempozyumu Sona Erdi

    Tekirdağ Tarih Bilincinde Buluşanlar Derneği’nin organize ettiği “Tekirdağ Şehir ve Kültür Bilinci” Sempozyumu sona erdi.

    İl Milli Eğitim Müdürlüğü konferans salonunda düzenlenen ve Doç. Dr. Murat Yıldız’ın başkanlığında gerçekleştirilen 2’inci oturum öğleden sonra başladı. İkinci oturumda konuşan Yrd. Doç. Dr. Elif Kıran, “Tekirdağ’da Kentlilik Bilinci”ni; Hatice Bayraktar, “Tekirdağ Demografik Yapısı”nı, İbrahim Uzun, “Tekirdağ’da Sosyal Yaşam”ı, Şerif Baysalan “Tekirdağ’da Sosyal ve Kültürel Etkinlikler”i, Mehmet Ali Işıkgör ise “Tekirdağ Deniz Kültürü”nü anlattı.

    Kısa bir aranın ardından başlayan üçüncü oturumun başkanlığını ise Doç. Dr. Volkan Ertürk yaptı. Namigar Durak Başbuğoğlu, “Tekirdağ’da Giysilerimiz”ni, Hasan Yılmaz, “İstiklal Harbi de Tekirdağ’dan Başlar” adlı sunumu yaparken, Mehmet Akif Işın, “Osmanlı Öncesi Tekirdağ Tarihi ve Kültürü”nü, Sezai Kurt, “Bilinmeyen Yönleriyle Mehmet Saim Serez”i, Mehmet Canbulat, “Tekirdağlı Hüseyin Pehlivan ve Türk Güreşi”ni anlattı.

    Yrd. Doç. Dr. Elif Kıran’ın başkanlığında başlayan 4’üncü oturumda, Cahide Ulaş Aytar, “Tekirdağ Şiir Kültürü”nü, Celal Çalık, “Tekirdağlı Şair ve Yazarlar”ı, Refik Engin, “Tekirdağ’da Tekke, Türbe ve Zaviyeler”i, Yakup Önal, “Şarköy Tarihi ve Kültürel Faaliyetler”i, Münir Satkın, “19 ve 20’inci Yüzyıldaki Ev Araç ve Gereçleri”ni, Aytaç Yaver; “Tekirdağ Mutfak Kültürü”nü anlattı.

    Sempozyumunun ardından, Tekirdağ Tarih Bilincinde Buluşanlar Derneği Başkanı tarafından konuşmacılara teşekkür belgesi takdim edildi. Hatıra fotoğrafının ardından program sona erdi.