Etiket: Sempozyumu

  • Kuşadası’nda turizm değerlendirme sempozyumu yapıldı

    Adnan Menderes Üniversitesi(ADÜ) Kuşadası Turizm Fakültesi tarafından “2017 Türk Turizminin Değerlendirilmesi, 2018 Yılından Beklentiler ve Turist Memnuniyetinin Arttırılması ” başlıklı bir sempozyum düzenlendi.

    ADÜ Kuşadası Turizm Fakültesi Çok Amaçlı Salonu’nda yapılan toplantıda 2017 turizm sezonu değerlendirilirken 2018 sezonu hakkında fikir alışverişinde bulunuldu.

    Turizm Haftası etkinlikleri kapsamında düzenlenen “2017 Türk Turizminin Değerlendirilmesi, 2018 Yılından Beklentiler ve Turist Memnuniyetinin Arttırılması ”başlıklı sempozyuma Kuşadası Kaymakamı Muammer Aksoy, Kuşadası Belediye Başkanı Özer Kayalı, ADÜ Turizm Fakültesi Dekanı Abdullah Tanrısevdi, Turizm Fakültesi öğrencileri ve öğretim üyeleri katıldı.

    Sempozyumun açılışında konuşan ADÜ Turizm Fakültesi Dekanı Tanrısevdi, 2017 turizm sezonundan beklentilerin yüksek olduğunu belirterek “2016 ve 2017 turizm sezonlarını kötü kapatmış olsak da 2018 turizm sezonundan umutluyuz. Elimize ulaşan rezervasyon bilgileri durumun iyiye gittiğinin habercisi. Bugün burada gerçekleştirdiğimiz sempozyum bizler için çok önemli. Önemli olmasının en büyük sebebi ise konuşmacalarımızın tümü fakültemizden mezunlar. Sempozyuma ve ilçemizde kutlanan Turizm Haftası’na destek olan tüm kişi ve kuruluşlara teşekkür ederim” dedi.

    Yaşar Üniversitesi Turizm Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Orhan İçöz’ün oturum başkanlığını yaptığı sempozyumda turizm sektör temsilcileri Adnan Özsoy, Sebahattin Mert, Burçin Usta Özbay ile Handan Duygu Yurtçu 2016 ve 2017 sezonlarındakaybedilen turizm gelirleri, 2018 sezonundan beklentiler ve turist memnuniyeti konularında görüşlerini bildirdi.

    Sempozyumda ilk konuşmayı yapan Adnan Özsoy, 2016 ve 2017 turizm sezonunun Türkiye için kötü geçtiğini belirterek 2018 sezonundan beklentilerin yükseldiğini ifade etti.

    Özsoy’un ardından konuşan Burçin Usta Özbay, 2018 sezonunda Avrupalı turist rakamlarında artış beklendiğini belirterek turizmin bir devlet politikası haline gelmesi gerektiğini ifade etti.

    Kuşadalı turizmci Handan Duygu Yurtçu ise uzun yıllardır turizm sektöründe olduğunu belirterek turizmin eski günlerine dönmesinde personele büyük rol düştüğünün altını çizdi. Turizmcinin her şeyden önce iyi insan ilişkisine sahip olması gerektiğini ifade eden Yurtçu, güler yüzlü personele ihtiyaç duyulduğunu ifade etti.

    Sempozyumun son konuşmacısı Sebahattin Mert ise 2016 ve 2017 sezonlarının Türkiye’de kötü geçtiğini ifade ederek 2018 sezonunda toparlanma yaşanacağının altını çizdi.

  • Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları sempozyumu

    Harran Üniversitesi Ziraat Fakültesinin ev sahipliğinde Başbakanlık Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Atatürk Araştırma Merkezi öncülüğünde başlayan ‘Türkiye’de Tarım Politikaları ve Ülke Ekonomisine Katkıları’ konulu uluslararası sempozyuma Gıda Tarım ve Hayrancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba da katıldı.

    Burada konuşan Bakan Fakıbaba, bakanlık olarak tarım alanında yaptıkları çalışmaları anlattı. Tarımı, stratejik ve iktisadi bir sektör olarak ele aldıklarını, çiftçiyi de bu stratejinin merkezine alarak projeler belirlediklerini dile getiren Bakan Fakıbaba, “AK Parti Hükumetlerimizin yapmış olduğu çalışmalar sonucu Türkiye, tarımsal üretimde dünyada yedinci, Avrupa da birinci sıraya yükselmiştir. Türk tarımına ve Türk çiftçisine hak ettiği değeri ve desteği biz verdik. 20 milyon insanımızın, tarımda istihdam edilen 5 buçuk milyon vatandaşımızın daha iyi şartlarda üretmesi ve daha çok kazanması için büyük reformlar yaptık. Tarım ve gıda ürünleri ihracatımız 2002-2016 döneminde 4 kat artmış 3.7 milyar dolardan 16.2 milyar dolara çıktı.Türkiye tarımsal dış ticarette net ihracatçı bir ülke konumuna gelmiştir” dedi.

    Son günlerin tartışma konusu olan et fiyatlarına da değinen Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Fakıbaba, hayvansal ürünler ithalatını bitireceklerini söyleyerek, “Her zaman ve her yerde söylüyorum, ana olmadan dana olmaz, dana olmadan da et olmaz. İşte bu bilinç ve şiarla 250 bin damızlık düve projesi, 300 damızlık koyun projesi. Birlikte yürüttüğümüz müşterek diğer proje ve çalışmalarımızla orta ve uzun vadede inanıyoruz ki hayvan ithal eden değil ihraç eden ülke konumuna geleceğiz” diye konuştu.

    Burada yaptığı konuşmanın ardından Bakan Fakıbaba’ya Harran Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Ramazan Taşaltın plaket takdim etti.

  • “Kastamonu” Sempozyumu başladı

    Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu bünyesindeki Türk Tarih Kurumunun desteğiyle Kültür Konseyi tarafından “Anadolu’nun Fethinden Milli Mücadele’ye Sosyo-Kültürel Yapısıyla Kastamonu Sempozyumu” düzenlendi.

    Rıfat Ilgaz Kültür Merkezi’nde Kastamonu Valisi Yaşar Karadeniz, Belediye Başkan Vekili Eşref Can, Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Refik Turan ve Kültür Konseyi Başkanı Dr. Metin Eriş tarafından gerçekleştirilen sempozyumun açılış konuşmalarında, 2018 yılı Türk Dünyası Kültür Başkenti seçilen Kastamonu’nun Anadolu’nun temel kültürel değerlerini yansıtan bir medeniyet merkezi oluşuna vurgu yapıldı. Kastamonu’nun sahip olduğu bilim ve kültür hazinesiyle kültür başkenti olmaya layık bir şehir olduğunu söyleyen Türk Tarih Kurumu Başkanı Turan, milli mücadelede oynadığı rolden dolayı burasının aynı zamanda “Türkiye’nin vatan olduğu yerin mıhlarından birisi” olduğunu dile getirdi. Anadolu’nun Türkleşmesi sürecine de değinen Prof. Dr. Turan, Horasan’dan, İran’dan, Azerbaycan’dan gelerek adeta randevulaşmış gibi Anadolu’ya yerleşen Oğuz aşiretlerinin Türkiye’nin her bir noktasını işleyerek ve yer yer başka kültürlerle sentezler oluşturarak kendi eserlerini ortaya çıkardığını dile getirdi. Türk kültürünün dünya medeniyetler tarihi açısından öneminde de değinen Prof. Dr. Turan, “Türkler, bilinen tarihte 2 bin 300 yıl boyunca milletler liginde hep başa oynayan bir millettir. Bugün de Afrin, Suriye, Ortadoğu ve güneyde olan her büyük hadise Türk milletini yakından ilgilendiriyor. Sadece 1 milyar 700 milyonluk İslam dünyasını kastetmiyorum, belki o kadar daha mazlum milletin öncüsü, davacısı ve ümididir bizim milletimiz” dedi.

    Türklerin İslamiyet’e geçmesinin önemli sonuçları olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Turan, “Türk tarihinin en büyük olgusu İslamiyet’e giriştir. Türk milletinin Müslüman oluşu tarihi yakından ilgilendiren büyük bir olgudur. Bugün yeryüzünde ne kadar Müslüman varsa bunun dörtte üçü Türkler vesilesiyle Müslüman olmuştur” şeklinde konuştu.

    Eski çağlardan başlayarak şehrin tarihinin ele alınacağı sempozyumda ayrıca Kastamonu’nun milli mücadelede oynadığı rol, bir medeniyet merkezi olarak taşıdığı değer ve sosyo-kültürel kimliğine dair bildiriler sunulacak.

  • MSKÜ’de uluslara arası yerli ve milli üretim sempozyumu

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı himayelerinde Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi’nde ‘Uluslararası Milli Düşün Yerli Üret Sempozyumu’ başladı. İki gün sürecek sempozyumda 5 oturum gerçekleştirilecek. Sempozyumun açılışına Vali Esengül Civelek, Bilim sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik, Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, BMC Holding Yönetim Kurulu Başkanı işadamı Ethem Sancak ve Zorlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Nazif Zorlu da katıldı.

    Sempozyumda konuşan Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Doç. Dr. Hasan Ali Çelik, “Kendimize yeterli değilsek, ürettiğimiz bize ait değilse, eğer veren el değilsek, eğer isteyensek bu doğru değildir. Bu toplantı, veren el olmayı, bilen kişi olmayı yapan ülke olmayı öne çıkaran bir anlayışı ortaya koyan bir anlayışı gündeme getirmiş. İşsizlikten yakınıyoruz zaman zaman. Ama görüyoruz ki, gittiğim sanayi ve Organize Sanayi bölgelerinde yetkin personel bulmakta zorlanıyoruz diye duyuyorum. Esasında biz tam tersini söylüyoruz. Artık bilim çağında bilgiyi öne çıkaran Üniversitelerimizin fonksiyonlarını daha ileriye taşıyan, yeni meslek dallarını, yeni adımları ortaya çıkaran, bilgiyi teknolojiye dönüştüren, teknolojiyi de üretilmiş bir ürüne çeviren yapılan buralardan çakacağını görerek, geleceğimizin çok daha iyi olacağını düşünüyorum. Bakanlık olarak yerli ve milli üretim noktasında inceleme, araştırma ve inovasyona büyük önem veriyoruz” dedi.

    Ara mallar diye tabir ettikleri ve maddi değeri yüksek ülke bütçesine yük getiren malları yerli üretime kazandırmak için çalışma başlattıklarını belirten Bakan Yardımcısı Çelik, “43 ana kalemde 5 ana sektörü öne çektik. Bunlardan birisi Kimya Petrokimya ve İlaç sektörü. Sadece bir kutu ilacın dünya pazarındaki bir yıllık değeri 8 milyar dolar. İkinci sektör motorlu taşıtlar otomotiv. Üçüncüsü makine ve teçhizat, dördüncüsü gıda. Beşincisi de yan iletkenler ve elektronik sektörü. Bu beş ana sektör bizim odaklandığımız önemli sektörler olarak belirlendi. 43 ürün türünden 18 milyar dolarlık bir gelir elde edeceğiz. Biz bunların desteklenmesini istiyoruz” dedi.

    Savunma Sanayinin önemli olduğunu belirten Çelik, “Savunma sanayisinden iletişim sektörüne, sağlık teknolojilerinden tarım altyapısına hatta yapay zekaya kadar her alanda Türkiye’nin yeni yatırımlara, yeni yaklaşımlara ve yeni girişimlere ihtiyacı olduğunu görüyoruz. Türkiye son yıllarda birkaç kat büyüdü. Bunun sırrı da bilim ve teknolojiye yaptığımız yatırımlardan geçiyor. Bir kişi bir ülkenin kaderini değiştirebilir. Ama odaklanması lazım. Bizim bakışımız, yenilikçi fikirleri daha fazla hayata katmak” dedi.

    Vali Esengül Civelek ise yerli ve milli üretim alanında çok önemli gelişmeler yaşandığını belirterek, “Ülkemizin 2023 hedefleri var. Yerli ve milli üretim olmadan kalkınma olmaz. Son 15 yıldır sanayimizde yapılan yatırımlar, gerçekleştirilen teknolojik dönüşümlerle ülkemiz yerli ve milli üretimde başarılı bir sanayi akımını yapabilecek kapasiteye sahip. Ülkemizin kalkınmasına, gelişmesine, büyümesine ve toplumsal refahımızın artmasında üretimleriyle, ihracatlarıyla, oluşturdukları istihdamla katkı sağlayan, dünya çapında üretim gerçekleştiren özel sektör kuruluşlarımızın varlığı da gururumuzdur” dedi.

    Sempozyumda Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Gürün, MSKÜ Rektörü Prof. Dr. Mansur Harmandar, Muğla Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Bülent Karakuş da konuşma yaptı. İki gün devam sürecek sempozyumda ‘Yerli Üretimden Dünya Pazarına Koşanlar’, ‘Muğla’dan Yerli Üretime Güç Katanlar’, ‘Kalkınma Hedeflerine Doğru’, ‘Milli, Yerli Düşün’ ve ‘Üreten Türk Dünyası’ gibi beş oturum düzenlenecek. Sempozyuma Makedonya Cumhuriyeti, Kırgızistan, Kazakistan, Özbekistan ve Moğolistan’dan katılan öğretim üyeleri ‘Üreten Türk Dünyası’ oturumunda alanları ile ilgili sunum yapacak.

  • 1. Uluslararası Hafif Alaşımlar ve Kompozit Malzemeler Sempozyumu

    1. Uluslararası Hafif Alaşımlar ve Kompozit Malzemeler Sempozyumu Karabük Üniversitesi ev sahipliğinde başladı.

    Konferansa konuşmacı olarak katılan Kompozit Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Tolga Kutluğ, kompozit malzeme pazarının 1,5 milyar Avro hacme ulaştığını bildirdi. Karabük Üniversitesi (KBÜ) ev sahipliğinde Hamit Çepni Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen programda konuşan Kutluğ, Türkiye kompozit sektörünün orta ve büyük ölçekli 180 şirket, kısmen kompozit işi yapan 700-800 şirket ve yaklaşık 8 bin 200 çalışanı ile katma değeri yüksek ürünler üreten bir sektör konumunda olduğunu söyledi.

    Kompozit sektörünün, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye’de de ikame malzemelerden pay alarak büyümekte olduğunu belirten Kutluğ, “Türkiye kompozit malzeme pazarı 1,5 milyar Avro ve 280 bin tonluk hacme ulaştı. Kompozit sektörü Türkiye’de, Avrupa ve Dünya büyüme oranının üzerinde bir büyüme göstermektedir. Türkiye kompozit sektörü dünyadaki global ekonomik gelişmeler paralelinde ve ülke dinamiklerinin de etkisi ile diğer sektörlerde olduğu gibi hızlı ve uzun soluklu bir gelişme göstermiştir. Geçtiğimiz yıllarda dönemin ekonomik durumuna bağlı olarak Türkiye’de yüzde 8 ile 12 arası bir büyüme görülmüştür. 2017 yılında gerçekleşen büyüme ise yüzde 6 olmuştur. Kompozit tüketim miktarlarının dünyada bir gelişmişlik kriteri olarak kabul ediliyor. Kişi başı düşen kompozit tüketim miktarlarına bakıldığında ülkemizin önünde önemli fırsatların ve olanakların olduğu ortaya çıkmaktadır. Dünyada 4-10 kg arasındaki bir dağılım izleyen bu miktar, ülkemizde 3,5 kg düzeyindedir. Dünyada 6,9 avro olan kg fiyatı ise ülkemizde 5,3 avro düzeyindedir” dedi.

    Türkiye’de kompozit ürünlerin en çok altyapıda kullanıldığına dikkat çeken Kutluğ, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “İleri teknoloji ürünlerin ülkemizde üretilmesinin hızlanması ile birlikte, özellikle rüzgar enerjisi, uzay ve havacılık ile elektrik ve elektronik sektörlerinde daha fazla miktar ve oranda kompozit malzeme kullanımının gerçekleşmesi beklenmektedir. Kompozit sektörü katma değeri yüksek ürünler ürettiği ve yarının malzemesi olduğu için ülkemiz açısından çok önemli bir sektördür. Hükümet, yerel yönetimler, yatırımcı kuruluşlar ve sanayicilerin malzeme alımlarında geleneksel malzemeler yerine daha hafif, daha uzum ömürlü, daha yüksek mukavemetlere sahip, daha çağdaş çözümler sunan kompozit malzeme alternatiflerini aramaları hem kendileri hem de ülke ekonomisi açısından yararlı olacaktır. Bugün tüm dünyada gerek havacılık ve uzak sektöründe, gerekse de otomotiv sektöründe enerji ve fosil yakıt kullanımının azalması tamamen kompozit malzemelerin bu sektörlere penetrasyonu ile doğru olarak gelişmiştir.”

    Japonya Kindai University’den Dr. Masaaki Nakai ve Massachusetts Institute of Technology’den Dr. Ali Ramazani’nin sunum yaptığı ve iki gün sürecek sempozyuma, 17 ülkeden 397 bildiri ile 667’si Türkiye’den, 70’i yurt dışından olmak üzere 737 bilim insanının direkt veya dolaylı katılım sağladığı ifade edildi.

    Sempozyuma Karabük Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Refik Polat, Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Yaşar, Fakülte Dekanları, Öğretim üyeleri ve öğrenciler katıldı.