Etiket: Semineri

  • Aosbde Kök Hücre Bağışçısı Semineri

    Türkiye’de hematopoetik (kan oluşturan) kök hücre nakli tedavisi gereken hastalar için bir “Kemik iliği bankası” oluşturulması ve bu bankaya gönüllü bağışçısı adayların bulunması amacını taşıyan Türkök Projesi kapsamında Adana Hacı Sabancı Organize Sanayi Bölgesi’nde (AOSB) seminerler verildi.

    AOSB Başkanlığı’nın yöneticileri ve personeli ile ‘Bölge’de bulunan ÇÜ Teknik Bilimler Meslek Yüksek Okulu öğrencilerinin de katıldığı seminerlerde, “Gönüllü Kök Hücre Bağışçılığı” anlatıldı. Üç oturumda gerçekleştirilen seminerlerde, Gönüllü Kök Hücre Bağışçısı Yetkilisi Özge Er, Türkök Projesi, kök hücre bağışçısı olmanın önemi ve kök hücre toplama yöntemleri hakkında katılımcılara bilgi verdi.

    900 HASTA KEMİK İLİĞİ BEKLİYOR

    “Öne Çık Hayat Kurtar” sloganıyla sesini duyuran Türkök’ün, Gönüllü Kök Hücre Bağışçısı Yetkilisi Özge Er, seminerlerinde herkesi bağışçı olmaya davet etti. Özge Er, yaptığı konuşmada, gönüllü kök hücre bağışçılarına gereksinim olduğunu vurguladı. Türkiye’de 500’ü çocuk olmak üzere 900 hastanın kemik iliği beklediğine dikkat çeken Özge Er, “18-50 yaşlarında, bilgilendirilmiş, Hepatit B, Hepatit C ve sifiliz hastalığı geçirmemiş olan, kanser veya HIV ( AIDS ) tanısı almamış bireyler bağışçı olabilir ve ileride bir hayat kurtarabilir” dedi.

    UYUMLU HASTA BEKLENİYOR

    Kök hücre ve hücre toplama yöntemleri hakkında bilinmeyenlere açıklık getiren Er, şunları dile getirdi:

    “Bağışçı olmayı kabul ettiğiniz takdirde, 3 tüp, 10-20 ml kan örneğiniz alınır. Alınan örnekler, belirli testlerden geçirilebilmek adına Türk Kızılayı’nın laboratuarlarına gönderilir. Sonuçlar, bulaşıcı hastalıklar bakımından negatif çıkması durumunda Türkök Doku Tiplendirme Laboratuvarına ardından, Türkök Kemik İliği Veri Bankasına gönderilir. Burada yurtiçinde ve yurtdışında dokunuzla uyum sağlayacak bir hastanın bulunması için beklemeye alınır. Uyumlu bir dokuya rastlanması halinde Periferik kök hücre toplama yöntemine başvurulur.”

    BAĞIŞÇI, İŞ KAYBINA UĞRAMAZ

    Periferik kök hücre toplama yönteminin en sık tercih edilen yöntem olduğunu belirten Özge Er, bağışçının bu işlem sonun iş gücü kaybına uğramadığına ve günlük yaşantısına devam ettiğine vurgu yaptı.

    Özge Er, periferik yöntemi şöyle anlattı:

    “Ortalama 5 gün süreyle, kemik iliğinde bulunan kök hücrelerin kana geçmesini sağlamak için bağışçıya koldan bir aşı yapılır. Aşılamanın 4. günü sabahında, kök hücre düzeyine bakılmak amacıyla kan tetkikleri yapılır. Kök hücre toplama işlemi, uygunluk göstermesi takdirde kol, aksi durumda boyun damarlarına takılan aferez cihazıyla yapılır. Toplanan hücrelerin miktarı verici ve alıcının özelliklerine göre hesaplanır ve toplama süresince alınan örneklerde yapılan kök hücre sayımları yeterli miktara ulaştığında işlem sonlandırılır.”

    Seminer sonunda, AOSB Bölge Müdürü Mustafa Keskin, İnsan Kaynakları ve İdari İşler Müdürü Ayhan Uçak ile AOSB personelinin yanında meslek yüksek okulu öğrencileri tarafından Türkök’e kan örneği vererek, kök hücre bağışında bulundular.

  • ‘İslam Dünyasında Medeniyet Bunalımı Semineri Düzenlendi

    Adıyaman’da Gökkuşağı Derneği, Hayat Vakfı ve İlim Yayma Cemiyeti işbirliği ile oluşturulan ‘Şehir Akademi’ etkinlikleri kapsamında ‘İslam Dünyasında Medeniyet Bunalımı’ konulu seminer düzenlendi.

    Grand İskender Otelin konferans salonunda gerçekleşen ‘İslam Dünyasında Medeniyet Bunalımı’ konulu seminere konuşmacı olarak Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir katıldı. Seminere Adıyaman Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Talha Gönüllü, AK Parti İl Başkanı Seyfettin Bilen, Esnaf ve Sanatkarlar Odalar Birliği Başkanı Ziya Duranay, dernek yöneticileri, vatandaşlar ve öğrenciler katıldı.

    Seminerde konuşan Anadolu Platformu Başkanı Turgay Aldemir, İslam Dünya’sının içinde bulunduğu durumdan bahsederek, “Bizler kaç yüzyıldır bir sürüklenme içerisindeyiz. Kendi varlık dünyamızdan, kendi gerçeklerimizden koparak bir hiçlik içerisinde, amaçsız, gayesiz, hedefsiz, bir ölçek küçülmesiyle karşı karşıyayız. Bunun için İslam Dünyası ve Türkiye’nin içinde bulunduğu sürecin doğru tespit edilmesi son derece önemlidir. Biz akletmeyi, düşünmeyi, birlikte yaşamayı, kendi topraklarımıza dair üretimleri ihmal ettik. Kendimizi ihmal ettik. Biz onların bencil dünyasının bir kısım ışıltılarına kendi o kadim geçmişimi yok sayarak ilgi duymaya başladık. Bu medeniyet krizi denilen şeyin temelde çıkış noktası bencilliklerimizden ortaya çıktı. Hayata bakışımız, olayları ele alışımızda ki temel felsefe, biz bu hayatı kendimiz için yaşamayız. Ötekinin derdi, sıkıntısı bizim medeniyetimizin varlık nedenidir” dedi.

    Necip Fazıl’ın ‘Ekmeği paylaşmak tatmaktan lezzetlidir’ sözüyle konuşmasına devam eden Aldemir, “Dünyanın herhangi bir yerinde bir insanın ayağına diken batsa bunu hissetmeyen bizden değildir. Bencilliğimizi, egomuzu tatmin etmenin derdine düştük. Bu dünyayı kendisi için, kendi mutluluğu için, dünyayı yakan yıkan anlayışa aşık olduk. İnsanlığın cellatlarını geleceğimiz gördük. Önce içinde yaşadığımız zamanın gereklerini, görmemeye, akabinde üretememeye başladık. Sonrada parçalandık. Hala savruluyoruz, sürükleniyoruz. Bu sürüklenişten bizi kurtaracak olan bu tür çalışmalardır. Yaşadığımız bu gerçeklerden kaçamayız. Biz birkaç yüzyıldır kendi gerçeklerimizden kaçtık. Sorunlardan kaçmak yerine, kendi gerçekliğimizle, ertelediğimiz sorunlarımızla yüzleşmemiz gerek. Sürekli borcunu öteleyen işletme gibi, sürekli sorunlarını öteleyen bir İslam dünyası ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.