Etiket: sembolik

  • Giresun’da Tıp Fakültesinde sembolik mezuniyet

    Giresun’da Tıp Fakültesinde sembolik mezuniyet

    Giresun Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden 2019-2020 eğitim ve öğretim döneminde mezun olan yaklaşık 40 öğrenci için sembolik mezuniyet töreni düzenlendi.

    Giresun Üniversitesi Rektörlük binası bahçesinde Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can’ın katılımıyla düzenlenen törende salgın sebebiyle sosyal mesafe ve hijyen kurallarına dikkat edildi. Törene Rektör Yardımcıları Prof Dr. Güven Özdem ve Prof. Dr. Hüseyin Peker’in yanında Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden az sayıda akademik personel katıldı.

    Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasının ardından dönem birincisi sıfatıyla söz alan Emil Yunusov, “Bugüne gelmemizde emeği geçen başta hocalarımız olmak üzere herkese teşekkür ediyorum” dedi.

    Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Canan Çelik, öğrencileri kısıtlı ve sembolik de olsa böyle bir tören ile mezun etmenin mutluluğunu yaşadıklarını dile getirerek emeği geçen herkese teşekkür etti.

    Rektör Prof. Dr. Yılmaz Can, insana hizmet eden her mesleğin kutsal olduğunu belirterek, “İnsanların en değerlisi insanlığa en güzel şekilde hizmet edendir, bu dinen de böyledir. Mesleğinizi yemininize bağlı olarak yapacağınıza, insanlığa hizmet ederek, mesleğinizin saygınlığını koruyacağınıza, milletinize ve memleketinize çok faydalı işler yapacağınıza inancım tamdır. Ben de bir hekim babasıyım. Maalesef ailelerinizin katıldığı bir tören icra edemiyoruz. Onların bedeni belki burada değil ama, kalplerinin şu anda tam olarak burada attığını biliyorum. Onları ve sizi bu güne getiren hocalarınızı bir kez daha tebrik ediyorum” dedi.

    Mezun olan öğrencilere temsili diplomalarının verilmesinin ardından dönemi birincilikle bitiren Emil Yunusov’un mezuniyet kütüğüne adının yazılı olduğu plaket çakıldı. Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Canan Çelik tarafından mezun öğrencilere ‘Hipokrat yemini’ ettirilmesinin ardından tören sona erdi.

  • Sembolik karne töreni ve uçurtma etkinliği düzenlendi

    Sembolik karne töreni ve uçurtma etkinliği düzenlendi

    23 Mart’tan bu yana, uzaktan eğitimle devam edilen 2019-2020 yılı eğitim öğretim dönemi sona erdi. Milas Merkez bahçesinde sembolik karne töreni ve uçurtma etkinliği düzenlendi.

    Korona virüs salgını nedeniyle milyonlarca öğrenci bu yıl karne heyecanını yaşayamadı. Öğrencilerin karneleri e-Okul üzerinden erişime açılırken, Milas Merkez İlkokulu bahçesinde sembolik karne töreni ve uçurtma etkinliği düzenlendi.

    Milas İlçe Milli Eğitim Müdürü İsa Bal, İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü Türker Yurtsever, İlçe Milli Eğitim İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanı Hasan Onur, İlçe Milli Eğitim Proje Koordinatörü Ali Rıza Kozak, Merkez İlkokulu Müdürü Emrah Çetinkaya, okul idaresi, öğrenciler ve velilerin katılımıyla düzenlenen etkinlikte öğrencilere sembolik olarak karnelerinin verilmesi sonrasında öğrenciler velileri ile birlikte okul bahçesinde uçurtma uçurdular.

  • Cumhurbaşkanı Erdoğan: “FETÖ denilen adam sembolik, idare edenler başka”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, “99’da Amerika’ya giden FETÖ denilen adama Pensilvanya’da 400 dönüm arazi tahsis edildi. Oradan 170 ülkeyi bu adam idare ediyor. Tabii bu adam sembolik, idare edenler başka. Yoksa onun idare edebilecek kabiliyeti yok” dedi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan TRT World Forum’unda konuştu.

    Dünyada bugün adaletin olmadığını ifade eden Erdoğan, “Özellikle ekonomik noktada güçlü olanın ’haklı’ olarak takdim edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Haklı olanın güçlü olduğu değil, güçlü olanın haklı olduğu bir dünya. Böyle bir dünyayı kabullenmek mümkün değildir. Bu dünyada yaşamak bizim için bir zul. 7’den 70’e masum, mağdur insanların üzerine varil bombalarının indirildiği bir dünyada yaşamak, bizim için zuldür. Böyle bir dünyada yaşayıp da ne yapacaksınız? Bunu gündeme getirdiğiniz zaman, güçlü olan ülkelerle bunu paylaştığınız zaman kimse kalkıp da ’Doğru söylüyorsunuz burada bir şeyler yapmamız gerekir’ demiyorlar. Şu anda Türkiye bildiğiniz gibi Suriye’den kaçan 3,5 milyon insana ev sahipliği yapıyor. Şu ana kadar harcadığımız para, 30 milyar doların üzerinde. Peki, bizim bu yaptığımız harcamaya destek veren var mı? Yok. Yaklaşık 800 milyon avro, Avrupa Birliği’nin söz verdiği 3 milyar avrodan, 2016 Temmuz’u itibarıyla bunu ödeyecekti ki bu ödenmedi, aynı şekilde Birleşmiş Milletler Mülteciler Komiserliği’nin de verdiği şu ana kadar 550 milyon dolar. Ama bizim yaptığımız harcama 30 milyar doları aşmış vaziyette. Bütün bunları ilgili yerlere ilettiğimizde aldığımız cevap ne? Aldığımız cevap şu: Diyorlar ki ’Türkiye takdire şayan çalışmalar yapıyor.’ Tamam da Türkiye’ye olan desteğiniz ne? Bunu bizimle ikili yaptıkları görüşmede söylüyorlar da uluslararası toplantıya gelince orada söylemiyorlar” diye konuştu.

    “DEAŞ’ı beraber yok edelim’ diyorum, diyorlar ki ’PYD, YPG ile yapacağız”

    Erdoğan, panelin moderatörünün, “Size destek veren ülkelerin sayısı giderek artıyor değil mi?” sorusuna, “İkili görüşmeleri yaptığımız zaman artıyor. Fakat o güçlerin karşısına geldikleri zaman, kalkıp da ’Dünya beşten büyüktür.’ diyemiyorlar. Niye? Bir yerden bağlılıkları var” şeklinde yanıtladı.

    Türkiye’nin Suriye ile sınırı 911 kilometre olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan “Terör örgütü PKK, onun düşük çocukları var: PYD, YPG. PYD ve YPG’yi DEAŞ denilen bir terör örgütüne karşı kim yanına alıyor? Amerika. Şimdi bir terör örgütünü bir başka terör örgütü ile ıslah etmek, yok etmek akıl karı mıdır? ’Hem böyle konuşuyoruz, gelin bunu beraber yapalım. DEAŞ’ı beraber yok edelim’ diyorum. ’Bak bunun için iki tugay da hazırladık’ diyorum. ’Beraber yapalım bu işi.’ Diyorlar ki ’PYD, YPG ile yapacağız.’ 3 bin 500 tır zırhlı taşıyıcılar, silahlar ne yazık ki Kuzey Suriye’ye girmiştir. Orada beş tane hava üssü var, 8 tane de üs var. Bunların dışında terör örgütüne bunlar veriliyor. Bundan DEAŞ da istifade ediyor. Velev ki istifade etmediğini kabul edelim. Bunlar benim için, ülkem için yarın tehdit oluşturmaz mı? Kimse buna ’Oluşturmaz’ diyemez ifadelerini kullandı.

    Moderatörün Avrupa ülkelerinin terör saldırıları sonrasında gösterdikleri tepkide çifte standart yaptığını hatırlatması üzerine Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şöyle konuştu: “Bunların birbirleriyle dayanışması yeni değil. Bakın Almanya’ya ben PKK ile ilgili 4 bin 500 dosya verdim ve bu 4 bin 500 dosyanın hiçbirinden bize geri dönüş olmadı. Bunların hepsi elini kolunu sallaya sallaya başta Almanya olmak üzere, Avrupa’da dolaşıyor. Hani PKK, Avrupa Birliği kayıtlarında terör örgütü olarak görülüyor. Terör örgütüyse bak ben sana dosya veriyorum.”

    “Alman polisinin nezaretinde benim idam fermanımı açıkladılar”

    FETÖ ile ilgili de benzer durumun yaşandığını kaydeden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Alman polisinin nezaretinde benim idam fermanımı açıkladılar. G-20’ye gittik. Hamburg’da ve Berlin’deki başbakanlığın önünde bir pankart, bir de Mercedes otomobil. Pankartta benim resmim var, Sayın Putin’in resmi var, bir de Suudi Arabistan Kralı’nın resmi var. ’Öldüren Mercedes’i alır. ’Ben bunu Bayan Merkel’e söylediğim zaman, Bayan Merkel yanındakilere bakıyor, farklı bir duruma yatıyor. Dürüst olalım. Yani bu başbakanlığın önünde oluyor, senin bundan haberin yok, böyle bir şey olabilir mi?” dedi.

    “99’da Amerika’ya giden FETÖ denilen adam sembolik, idare edenler başka”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan devamla şöyle konuştu; “Türkiye’de partim açık ara önde seçim kazanıyor. Açık ara benim partim seçim kazandığı halde kalkıp da Batı eğer benim partimi yargılıyorsa ben bu Batı’dan şüphe ederim. Demokrasi değil mi? Soruyorum. 15 Temmuz gecesi bu ülkede darbe girişiminde bulunuldu mu? Bulunuldu. Peki, biz bu ülkede otoriter, totaliter bir rejim mi kurduk? Yok. Halkımın verdiği oylarla iktidar olmuş bir partiyiz ve 15 yıldır da ülkemizi yönetiyoruz ve 3,5 kat ülkemizin bütün maddi olarak gücünü katladık. Darbe girişiminde bulunuldu ve darbe girişiminde bulunulmasına rağmen demokratız diye geçinen ülkelerden inanın bizi üç gün, bir hafta sonra aramaya başladılar. Baktılar ki darbe netice getirmedi bu defa arayarak dostlar alışverişte görsün kabilinden bize ’geçmiş olsun’ demeye başladılar. Böyle şey olabilir mi? Şu anda çok açık konuşuyorum, 99’da Amerika’ya giden FETÖ denilen adam, Pensilvanya’da 400 dönüm arazi kendisine tahsis edildi veya satın aldılar, bilmem. Oradan 170 ülkeyi bu adam idare ediyor. Tabii bu adam sembolik, idare edenler başka. Koyarsın ön tarafa birisini, suflörler arkadan işi idare ederler. Yoksa onun idare edecek bir kabiliyeti de yok, gücü de yok. Şimdi bütün bu olaylar olurken eğer ben stratejik ortağıma 85 koliyi veriyorum da benim stratejik ortağımdan bize herhangi bir destek gelmiyorsa bunun karşısında demokrasiye inanmış bir insan olarak biz ne yapacağız? Demokratik bir hukuk devletinin gereği neyse onun gereğini yapacağız. Kalkıp da yani adeta bizi emir kulu gibi görüp ’İşte birisi var içeride, onu bize verin.’ Sen onu alacaksan önce sen kendindekini bize ver. Bizimki yargıdan geçmiş ve hakkında tutukluluk var. Seninki yargıdan geçmemiş, orada çiftlikte duruyor. Sen çiftliktekini ver bakalım. Ona göre biz ne kadar stratejik ortağız biz bunu görmüş olalım. Maalesef bu şekilde işte başkalarına da yaptıkları gibi, ’Türkiye’ye de biz böyle yaparsak buradan nasıl netice alırız bunu görelim’ diyorlar.”

    ” Stratejik ortaklığımı masaya yatırırım”

    Türkiye ile ABD’nin vize işlemlerini karşılıklı askıya almasına değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “İşte şimdi en son açık, net bir örnek, vize meselesi. Ne diyor vizede? Kalkıyor, hemen bir paragraf ’Vizeleri kaldırdık.’ Bunu diyen kim? Ankara’da büyükelçi, kim bu büyükelçi? Koskoca ABD adına stratejik ortağıyla ilişkide hemen şöyle bir paragrafla ’Vizeleri kaldırdık’ diyebiliyorsa o zaman ben bu stratejik ortaklığımı masaya yatırırım. Biz de ne yaptık? 2 saat içinde aynı şekilde, aynı kelimelerle biz de vizeleri kaldırdık. Niye? Burada adalet bunu gerektiriyor da onun için. Şimdi iki gündür Ankara’da görüşmeler yapıldı. Bakalım nereye varacak? Bu duruşlar önem arz ediyor ama ben bunu sadece ülkem için konuşmuyorum. Tüm dünyaya sesleniyorum. Diyorum ki, eğer demokrasiye sahipsek, eğer adaleti arıyorsak ve buna da inanıyorsak gelin hep beraber el ele verelim, omuz omuza verelim ’Dünya 5’ten büyüktür.’ diyelim ve 196 ülke dünyada bu hakkını istesin ve alsın” şeklinde konuştu.

  • Venezuela’da Maduro karşıtı sembolik referandum

    Venezuela’da Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun planladığı anayasa değişikliğine karşı sembolik referandum düzenlendi. Seçmenlerin yüzde 90’ı anayasa değişikliğine ’hayır’ dedi.

    Venezuela’da Devlet Başkanı’nın yetkilerini genişleten anayasa değişikliğine karşı muhalefet öncülüğünde gayriresmi referandum düzenlendi. 7,1 milyon kişinin katıldığı referandumda seçmenlerin yüzde 90’ı ’hayır’ oyu kullandı. Oy sandıklarının sınırlı bir alana kurulması ve oylamanın resmi olmaması nedeniyle oylamaya yüzde 50 katılım sağlandı. Halk oylaması sırasında oy kullanmak için sırada bekleyenlere ateş açılması sonucu 61 yaşındaki hemşire Xiomara Soledad Scott hayatını kaybetti ve 3 kişi de yaralandı.

    Öte yandan, Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’nun destekçileri oylamayı boykot ederken, Venezuela Ulusal Seçim Kurulu da referanduma resmi onay vermedi.

  • Şehit oğlunun sembolik mezarında dua etti

    Kuzey Irak sınırında 1994 yılında şehit olan ve naaşı bulunamadığı için memleketi Niğde’de kendisine sembolik mezar yaptırılan Tayfun Özaksoy’un ailesi oğullarını ziyaret etti.

    Şehitleri Anma Günü ve Çanakkale Deniz Zaferi’nin 102. yıl dönümü dolayısıyla Niğde şehitliğindeki törene katılan Şehit Tayfun Özaksoy’un ailesi, 3 sene önce yaptırılan sembolik mezar başında dua etti. Şehit Tayfun Özaksoy’un annesi Ayşe Özaksoy, oğlunun naaşı bulunamadığı için kendilerinin isteği üzerine sembolik mezar yaptırıldığını söyledi. Anne Ayşe Özaksoy, “O nasılsa beni her yerde görüyor. Hissediyorum bunu. Tabii zor, bulunamaması bizim için ikinci bir acı. Ama takdir-i ilahi ne diyebilirim ki” dedi.

    Şehidin ablası Selda Celep ise, kardeşinin şehit oluşunu şöyle anlattı:

    ”Kuzey Irak’ta çatışmada bir asker vurulunca abim komutayı devralıyor. Geri döndüklerinde abim ile Antalyalı bir çocuk yoklarmış. Biri roketatara denk geldi, biri uçurumdan uçtu diye tutanak tutmuşlar. Ekim ayından dolayı kar olunca her yer geriye dönüp aramamışlar. Gerçekten öldüler mi kaçırıldılar mı, orada parçalanıp parçaları orada mı kaldı bilmiyoruz”.

    Yıllardır kardeşini beklediklerini söyleyen Selda Celep, ‘‘Biz yıllardır ne kulakları çınlasın diyebiliyoruz, ne Allah rahmet eylesin diyebiliyoruz. Hala gelecek diye bekliyoruz. Her çalan kapıda, her çalan telefonda ondan bir haber mi var diyerek bekliyoruz. Oğluma abimin adını koyduk dayısının adını yaşatsın diye. İnşallah kaderi benzemez” diye konuştu.

    Her sene şehitliği ziyaret ettiklerini söyleyen Selda Celep, “3 sene oldu bu sembolik mezarın yapılalı. Annem öncesinde kabul etmemişti. İçinde olmadıktan sonra boş mezarı ne yapayım demişti. 2011’de babam vefat edince ve kendisi de yaşlanınca en azından gelen gidenler bir Fatiha okur, çocuklar yerini bilir, adı yaşasın diyerek boş bir mezarın yapılmasını sonradan kendisi talep etti” ifadelerini kullandı.