Etiket: Sektörüne

  • Gelinlik sektörüne kalifiye eleman

    Türkiye’nin gelinlik üretiminin yüzde 70’ini tek başına gerçekleştiren İzmir, sektörde daha katma değerli üretim ve ihracat için güçlerini birleştirdi. Ege Hazırgiyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (EHKİB), gelinlik sektörünün kalifiye eleman ihtiyacını karşılamak amacıyla Gelinlik ve Abiye Sektörü Ara Elemanlarının Üretim ve Tasarım Yetkinliklerinin Geliştirilmesi Projesi’ni hayata geçirdi.

    Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği ve İzmir Olgunlaşma Enstitüsü işbirliğinde yürütülecek proje, İzmir Kalkınma Ajansı’nın (İZKA) Mesleki Eğitim Mali Destek Programı kapsamında desteklenecek 21 proje arasına girmeyi başardı. İZKA projeye yüzde 90 finansal destek sağlayacak. Sözleşmesi imzalanan proje ile Ege İhracatçı Birlikleri’nin (EİB) İZKA finansal desteğiyle yürüttüğü projelerinin sayısı altıya yükselecek. İzmir’de bu yıl 10. kez düzenlenen IF Wedding Gelinlik, Damatlık ve Abiye Giyim Fuarı’nın itici gücüyle İzmir’in gelinlik, damatlık ve abiye sektöründe Türkiye’nin başkenti olma özelliğini güçlendirdiğini belirten EHKİB Yönetim Kurulu Başkanı Emre Kızılgüneşler, gelinlik sektörünün en büyük ihtiyaçlarından birinin kalifiye ara eleman olduğunu, bu ihtiyaca cevap verecek bir projeyi İzmir Olgunlaşma Enstitüsü işbirliğinde, İzmir Kalkınma Ajansı Hibe Destek Programı ile hayata geçireceklerini kaydetti.

    Eğitimin ardından istihdam imkanı

    Gelinlik sektörünün katma değerli bir sektör olduğuna işaret eden Kızılgüneşler, “Giyim üretim teknolojileri alanında altyapıya sahip Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi son sınıf öğrencileri ve mezunları ve bu teknik altyapıya sahip bireyler arasından seçeceğimiz kursiyerleri İzmir Olgunlaşma Enstitüsü’nün üretim ve tasarım atölyelerinde beş ay sürecek gelinlik ve abiye üretim, dikim teknikleri ve moda tasarımı eğitimi verilecek. Eğitimin tamamlanmasıyla birlikte, programı başarıyla tamamlayan kursiyerler gelinlik ve abiye sektörüne entegre edilecek. Bu sürece Ege Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği olarak liderlik edeceğiz. 700’ün üzerindeki ihracatçı üyemizin mesleki eğitim programını başarıyla tamamlayan kursiyerlere firmalarında staj ve akabinde istihdam imkanı sağlanmasına öncülük edeceğiz” dedi.

    Girişimciler KOSGEB ile buluşturulacak

    Gelinlik ve Abiye Sektörü Ara Elemanlarının Üretim ve Tasarım Yetkinliklerinin Geliştirilmesi Projesi kapsamında projenin bir amacının da başarılı kursiyerlerden kendi işini kurmak isteyenleri doğru kaynaklara yönlendirmek olduğunu aktaran Kızılgüneşler, kursiyerlerden kendi işini kurmak isteyenler için KOSGEB işbirliğinde KOSGEB Girişimcilik Desteklerine yönelik bilgilendirme toplantıları düzenleyeceklerini, kursiyerleri girişimcilik için teşvik edeceklerini sözlerine ekledi.

    Mesleki Eğitim Mali Destek Programına 111 proje başvurdu

    İZKA Mesleki Eğitim Mali Destek Programı’na 111 proje başvurusu geldi. Konusunda uzman bağımsız değerlendiriciler ve değerlendirme komitesi üyeleri tarafından yapılan değerlendirmeler ve yönetim kurulunun onaylamasının ardından 21 proje asıl başarılı projeler listesinde, 14 proje ise yedek başarılı projeler listesinde olmak üzere toplam 35 proje başarılı bulundu. Programa ayrılan toplam kaynak tutarı 10 milyon TL olarak belirlenirken değerlendirmeler sonucunda asil listede yer alan 21 projenin talep ettikleri toplam destek tutarının 9 milyon 671 bin 519,85 TL olduğu görüldü.

  • Borsa Başkanından Fındık Sektörüne Uyarı

    Ordu Ticaret Borsası Başkanı Ziver Kahraman, dünya fındık sektörünün artık biçim değiştirdiğini, aktörlerin çeşitlendiğini belirterek, “Dünya fındık sektöründe küresel rekabet daha da belirginleşmeye ve hissedilmeye başlandı” dedi.

    Dünya fındık üretim ve ihracatının Türkiye’nin elinde olmasına rağmen fındık aktörlerinin her geçen gün biçim değiştirdiğini, küresel rekabetin artık daha da hissedilir hale geldiğini belirten Ziver Kahraman, ABD, AB, Çin ve Pasifik ülkelerinin ticaret ilişkilerinin dikkatle takip edilmesi gerektiğini vurguladı.

    “FINDIĞIN AKTÖRLERİ DEĞİŞTİ”

    Ziver Kahraman, şöyle konuştu: “Fındık sektörü artık biçim değiştiriyor. Aktörler çeşitlendi ve küresel rekabet daha da belirginleşmeye ve hissedilmeye başlandı. Bu rekabetten koşulsuz olarak üstün çıkabilmemiz için daha çok çalışmak, katma değeri yüksek ürünler üretmek zorundayız. Dünyanın tamamında, artık, birbirine geçmiş ve ortaklıklara dayalı ilişkiler rağbet görmektedir. ABD ile AB ülkeleri arasında başlayan ticaret ve yatırım yakınlaşması, diğer yandan ABD’nin Asya Pasifik ülkeleri ile kurulan iş ilişkileri, AB’nin son 5 yılda 21 ülkeyle serbest ticaret anlaşması imzalaması, Çin’in Afrika’ya yönelmesi dikkatle takip edilmelidir. Gelişmekte olan ülkeler, küresel rekabette yok olmamak adına reformlara yönelmiştir. Bu süreci pas geçemeyiz, yok sayamayız. Ülke olarak topyekun, yatırım ve istihdamın önünü açacak reformlara yönelmek ve rekabette güçlenmek zorundayız.”

    “TÜRK FINDIK SEKTÖRÜ KLASİK YÖNTEMLERİNİ DEĞİŞTİRMELİDİR”

    Fındık sektörünün kendi kabuğuna sıkışıp kalmış, teamüllerle ayakta duran, ürüne katma değer kazandırmanın önemli olmadığı, Ar-Ge ve Ür-Ge ‘nin bir anlam taşımadığı sektör olarak görmemek gerektiğini dile getiren Kahraman, şöyle devam etti: “Artık, dünya çok küçüldü. Çin’e düşen bir yıldırımın etkisini Borsa İstanbul’da anında Bu zamana kadar klişe ve klasik yöntemlerle işi buraya kadar getirdik. Ancak değişen konjonktür ve küresel rekabet şartları, artık bundan sonrası için bu klişe ve klasik yöntemlerden vazgeçilmesini öğütlemektedir. Değişime ve sürecin dayattıklarına kayıtsız kalırsak şayet, değil büyümek, mevcut durumu dahi korumak mümkün olmayacaktır. Tüm bunlar için de, ülke gündeminin normalleşmesi, esas hedef olan ekonomiye kilitlenmesi, reel sektörü teşvik edecek, büyüme ve kalkınma hedeflerine dahil edecek yapısal önlemeler alınmalıdır. Bunun yanında üreticiyi ve çiftçiyi mutlak koruyacak, refah düzeyini tatminkar seviyede tesis edecek kalıcı önlemler de gündeme alınmalıdır.”

    Türk fındık sektöründe ortak iş yapma kültürünün çok gelişmediğini, ortaklık ilişkileri hususunda sektörün geçmişinin başarısız örneklerle dolu olduğuna dikkat çeken Kahraman, “Ama bu demek değildir ki, tıpkı ‘karşılama oyunu’ gibi sürekli bireysel takılacağız. Hayır asla. Peki ne yapacağız? Katma değeri yüksek ve marka ürün elde edebilmek adına, bir kent olarak markalaşmak adına, birlik olmak, birlikte üretme yeteneği geliştirmek durumundayız” diye konuştu.

  • Cısco Ve Vodafone Kızları Bilişim Sektörüne Çağırıyor

    Vodafone ve Cisco, Türkiye’yi dijital geleceğe kadınlarla birlikte hazırlamak için ‘Bilişimde Kızlar Günü’ kapsamında başlattıkları işbirliklerine devam ediyor.

    Birleşmiş Milletler’in 50 ülkede düzenlediği ‘Bilişimde Kızlar Günü’, Cisco işbirliği ile Vodafone’un ev sahipliğinde gerçekleştirildi. Bu yıl 5’incisi düzenlenen etkinlik, kız öğrencilerin bilişim sektöründeki kariyer fırsatlarını daha yakından tanımalarını ve kariyer rotalarını çizerken teknoloji, bilim, mühendislik ve matematik gibi alanlara yönelmelerini amaçlıyor. Bilişimde Kızlar Günü, bu yıl farklı meslek liselerinden yaşları 13 ile 18 arasında değişen kız öğrencileri ağırladı. Öğrenciler, geleceğin sektörü teknoloji alanındaki kariyer fırsatları hakkında bilgilendirilirken, bilişim sektörünü daha yakından tanıma imkanı yakaladı.

    Türkiye’nin Dijital Dönüşümünü kadınların ekonomik ve sosyal hayata tam katılımıyla gerçekleştirmek için çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Vodafone Türkiye Kurumsal İlişkiler ve Çeşitlilik Direktörü Gizem Keçeci, “Vodafone olarak Türkiye’nin Dijital Dönüşümüne liderlik etme hedefiyle çalışıyoruz. Bu dönüşümün de ancak kadınların ekonomik hayatın her alanında aktif rol almalarıyla mümkün olacağına inanıyoruz. Bu nedenle ’Vodafone Önce Kadın’ programı ile iletişim teknolojilerinin imkanlarıyla ülkenin dört bir yanındaki kadınların sosyal ve ekonomik hayata tam katılımlarını destekliyoruz, şirket içindeki çeşitlilik uygulamalarımızla da kadın çalışan oranlarımızı sürekli artırıyoruz” dedi.

    Bugüne kadar ’Önce Kadın’ programı ile 650 binin üzerinde kadının hayatına dokunduklarını belirten Keçeci, “Şirket içindeki kadın çalışan oranımızı sektör ortalamasının iki katının üzerinde bir orana çıkararak yüzde 42’ye yükselttik. Bilişimde Kızlar Günü ile de kızlarımızı geleceğin sektörleri olan teknoloji ve bilişim için hazırlamak istiyoruz. Cinsiyet uçurumu dünyanın pek çok yerinde ve ekonominin her alanında karşımıza çıkıyor. Vodafone olarak bu durumu içinde yer aldığımız bilişim ve teknoloji sektörlerinde de gözlemliyoruz. Avrupa Komisyonu’na göre; 7 milyon kişilik bir ekosisteme sahip olan bilgi ve iletişim teknolojileri sektörünün yüzde 30’a yakını kadınlardan oluşuyor. Sektörde her yıl yaklaşık 120 bin kişilik istihdam ihtiyacı ortaya çıkıyor. Bu da kadınlar için büyük bir kariyer fırsatını gözler önüne seriyor. Ancak bin kadından 29’u bilişimden mezun ve sadece 4’ü bilişimle ilgili bir işe giriyor. Bu da kadınların bilişim sektörüne eğitim çağından itibaren yönlendirilmesi ve desteklenmesi gerektiğini ortaya koyuyor. Vodafone olarak, ’Bilişimde Kızlar Günü’nü bu konuda bilinç yaratılması için önemli buluyoruz” ifadelerini kullandı.

    ’Bilişimde Kızlar Günü’ etkinliğinin amacının kız öğrencilere yeni bir pencere açmak ve ileride içinde olacakları iş dünyası ve meslekler hakkında akıllarındaki sorulara yanıt vermek olduğunu ifade eden Cisco Kurumsal Sosyal Sorumluluk Yöneticisi Deniz Sungurlu, “Bugün alışverişten, bireysel bankacılığa hayatımızın her alanını teknoloji dönüştürüyor. Ancak, özellikle bilişim teknolojileri alanındaki yetenek açığı Türkiye’de önemini korumaya devam ediyor. Bugün Türkiye’de 37 bin 200 ağ uzmanı ihtiyacı bulunuyor. Ülkemizde kadınların iş gücüne katılımı ise oldukça azimli ve istekli olmalarına rağmen dünyanın diğer bölgelerine kıyasla geride kalıyor. Oysa kadınlar iş dünyasında özgün yetenekleri, gelişime açık, yaratıcı ve çözüm odaklı yaklaşımları ile fark yaratıyorlar. Kadınların bu farklarını bilişim sektöründe ortaya koyarak ülkemizi de ileriye taşıyacağına inanıyoruz” dedi.

    Cisco’nun Networking Academy programları ile kadınlara sadece bilişim yetkinlikleri katmakla kalmayıp, onları geleceğin dijitalleşen iş dünyasına hazırlamayı hedefleyen dijital kültür eğitimleri de sağladığını ifade eden Sungurlu “Her yıl Networking Academy eğitimlerine 9 bin kişi katılıyor. Bu eğitimlere dünya ortalaması yüzde 17 olan kadın katılım oranının Türkiye’de yüzde 26 olmasından gurur duyuyoruz. Dijitalleşen dünyada bugün ve daha önemlisi gelecekte iş gücündeki çeşitlilik rekabetçiliği korumak için çok daha önemli olacak” diye konuştu. 1997 yılından bu yana faaliyet gösteren Cisco Networking Academy programlarında bugüne kadar Türkiye’de 43 bin öğrenci mezun olduğu bildirildi.

  • Başbakan Yardımcısı Şimşek’ten Otomotiv Sektörüne Destek Sözü

    Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, sektörün vergi, KDV ve hurda araçlar ile ilgili beklentilerine yönelik çalışmalar yapacaklarını söyledi.

    Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği’nin (OYDER) her yıl gerçekleştirdiği Otomotiv Kongresi’nin 6’ncısı düzenlendi. Ana teması ’Dijital Dünyaya Geçiş ve Başarı Odaklı İş Modelleri’ olan kongrenin açılış konuşmaları Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, OYDER Başkanı Z. Alp Gülan ve Koç Holding Otomotiv Grup Başkanı Cenk Çimen tarafından yapıldı. Kongrenin açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı Mehmet Şimşek, Türk otomotiv sektörünün tasarım ve üretim konusunda küresel bir oyuncu olduğunu belirtti. Şimşek, otomotiv sektörünün çok hızlı değişim gösterdiğini belirterek “Bundan 10 yıl önce bir otomobilde yazılım ve elektronik aksam yüzde 7’sini dahi oluşturmuyordu. Bugün yüzde 25’ini oluşturuyor” dedi.

    Şimşek, otomotiv sektörünün üzerinde ağır vergi yükü olan bir sektör olduğunu da kaydederek, “Gelir vergisi reformu ile birlikte vergilerin tabana yayılması konusunda yapısal çalışmalar içindeyiz. Vergiler tabana yayılırsa nispeten ağır vergi yükü gözden geçirilecektir. Görüyoruz ki; Türkiye’de satılan araçların büyük bir kısmı ithal. Vergilerin yüksekliği cari açığı kontrol altına almak için. Sektörün büyümesi için de vergi konusunda çalışmalar yapmaya kararlıyız” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin otomotivin farklı alanlarında çok mesafe kat ettiğini ancak bir markası olmadığını söyleyen Şimşek, bu noktada da büyük bir çaba olduğunu, bu çabanın da başarılı olmasını ümit ettiğini söyledi.

    Şimşek ikinci el satışlarında KDV ve ekonomik ömrünü tamamlamış araçlar konusunda çalışmalar yapacaklarını da kaydederek şöyle konuştu: “Sektör tarafından sunulan ve üzerinde çalışma yapılan KDV ile ilgili konu makul ve mantıklı geldi. Bu konuda sektör temsilcileriyle ortak çalışmalar yapabiliriz. Bunun takipçisi olacağım. Trafikteki yaşlı araçlar meselesi de önemli. Geçmişte bu konuda teşvikler getirdik. Tekrar bu konular masaya yatırılabilir. Bu araçların karıştığı trafik kazalarının azaltılması çok önemli. Yeni araçlardaki ileri teknoloji çok kazaların önlenmesine çok yardımcı oluyor. Mevcut taşıtlarda çok iyi teknolojiler var. O yüzden inanıyorum ki; bu teknolojileri kullanmak için, eski araçları değiştirmenin imkanlarını her zaman oluşturmak lazım. Tekrar bu konular masaya yatırılabilir”.

    OYDER Başkanı Z. Alp Gülan, kongrede otomotiv yetkili satıcılarının dijital çağa uyum konusunda hem sektörle hem de paydaşlar ile bilgi alışverişinde bulunmak istediklerini kaydederek, “2015 yılında Türk otomotiv sektörünün üretim, ihracat ve iç pazarda başarılı bir yıl geçirdi. Dünya otomotiv sektöründe üretim artışı yüzde 1 iken ülkemizde bu artış yüzde 16 olarak gerçekleşmiş ve dünya otomotiv üretimi sıralamasında 17’incilikten 15’inci sıraya yükselmemize vesile olmuştur. Toplam otomotiv üretiminde Avrupa’da 6’ncı sıradan 5’inci sıraya yükselmiş durumdayız. 2016 yılında ise 1 milyon 400 bin adet motorlu araç üretiminin aşılacağı, ihracatın 1 milyon adedi geçeceği ve iç pazarın da geçen yılın biraz altında kalacağı yönünde beklentiler hakimdir” diye konuştu.

    OYDER Başkanı Z. Alp Gülan, her sektörde olduğu gibi dijitalleşmenin, yaşamı ve iş yapış şekillerini değiştirdiğine de vurgu yaparak, “Tüketici ile temas eden ve otomotivin ürettiği değerleri son kullanıcıyla buluşturan yetkili satıcılarımızın da bu süreçten etkilenmemesi mümkün değildir. İnovasyon ve değişim bir seçenek değil bir zorunluluk olarak karşımıza çıkmaktadır. Önümüzdeki 5 yılda her firmanın öncelikli hedefinin iş süreçlerinde dijitalleşmeyi sağlamak üzere zaman, kaynak ve emek harcaması gerekmektedir. Bunu yapmayanlar ise sektörlerinden ne yazık ki elenecektir. Geleceğin iş modeli veriye dayanacaktır ve veriden değer yaratmak büyük önem taşıyacaktır. Tüketici tercihleri eskiye nazaran çok daha önemli bir rol oynamaya başlamıştır. İş modelini düşük fiyatla çok sayıda müşteriye satış yapma üzerine kuran yapıların pazar paylarını, müşterilerinin taleplerini bilgi ve iletişim yatırımları ile karşılayan rakiplerine kaptırmaları kaçınılmaz olacaktır. Biz veriyi paylaşmaya açık mıyız onu iyi düşünmemiz gerekmektedir. Şeffaflık, zamanlama, güçlü bilgi ve operasyonel verimlilik bu dönüşüm için büyük önem taşımaktadır” ifadelerini kullandı.

    Türk otomotiv sektörünün önde gelen yöneticilerinin de hazır bulunduğu kongrede Brezilya’dan Grupo Parvi’nin CEO’su Bruno Schwambach, Avrupa’nın 12’nci otomotiv perakendecisi olan Norveç merkezli Bertel O. Steen’in CIO’su Runar Myhre, dijital dünyada inovasyon seminerleri veren İspanyol Pau Garcia-Mila, ABD’li COX Otomotiv Uluslararası Yazılım Başkanı Patrick Katenkamp ve Verona Üniversitesi Otomotiv Bölümü’nden Doç. Dr. Leonardo Buzzavo da konuşmacı olarak yer aldı.

  • Ercik: “Hayvancılık Sektörüne Büyük Destek Geliyor”

    AK Parti Mersin İl Başkanı Cesim Ercik, hükümetin yaptığı çalışmalarla hayvancılık sektörüne büyük destek verileceğini belirterek, kredi için gereken 10 baş hayvan sayısının 5 başa düşürüldüğünü bildirdi.

    AK Parti İl Başkanı Ercik, yazılı bir açıklama yaparak, hükümetin hayvancılık sektöründe hayata geçireceği yeni uygulamalar hakkında bilgi verdi. Hükümetin hayvancılık sektörünü canlandırmak için önemli çalışmalar imza attığını ifade eden Ercik, “Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığımız sektörü hareketlendirmek için ciddi projeler üretiyor. Bakanlığımızın son projesi hayata geçtiğinde hayvancılık sektörü atağa kalkacaktır inancındayım” dedi.

    Bakanlığın yaptığı çalışmayla damızlık süt sığırı yetiştiriciliğinde, faiz indirimli işletme ve yatırım kredisi kullandırılabilmesi için üreticilerin işletmelerinde bulundurmaları gereken manda veya damızlık süt sığırı sayısının 10 baştan 5 başa düşürdüğünü kaydeden Ercik, Bakanlığın önemli bir çalışmasını da şöyle anlattı: “Bu yeni projeyle sektöre önemli bir destek gelmesi hedefleniyor. Yeni çalışmaya göre vatandaşlarımız kendisine hayvan alacağı zaman ipotek yolunda çözüm arıyordu. Evini, arabasını bile ipotek ettiren vardı. Yeni çalışmayla artık bu uygulama sonlanacak. Artık daire, araç gibi mülkler değil, hayvan rehin verilecek ve kredi de alınabilecek” ifadelerini kullandı.

    Bu yeni kredilendirme çalışması için Bakanlığın Ziraat Bankası ile görüşmeleri son noktaya getirdiğini aktaran Ercik, “Aynı uygulamaları meyve ağaçları için de gerçekleştirmek için çalışmalar var” dedi.