Etiket: Sektöründen

  • Türk İnşaat Sektöründen Avrupalı Yatırımcılara Çağrı: “İstanbul’a İnanan, Kazanır”

    Türk inşaat sektörü temsilcileri, Avrupalılar’a, İstanbul’a yatırım çağrısı yaptı.

    Uluslararası Bankacılar Forumu IBF, Almanya’nın önde gelen finansal iletişim şirketlerinden Maleki Group tarafından düzenlenen Türk-Alman Yatırım Zirvesi Frankfurt’ta yapıldı. İstanbul’a iddialı iki yeni proje kazandırmaya hazırlanan Cathay Group’un sponsorluğunda gerçekleştirilen zirvede Avrupalı yatırımcılara, İstanbul’daki yatırım fırsatları anlatıldı.

    “İstanbul’da geçen yıl 1.3 milyon konut satıldı. Bu tüm zamanların rekorudur. Kentsel dönüşüm artık bir hükümet değil bir devlet politikası oldu. Bu nedenle İstanbul yatırımcıları büyük fırsatlar sunuyor” diyen Cathay Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz, Avrupa’ya “Türkiye gayrimenkul sektöründe sürdürülebilir bir başarıya imza attı. Dünya metropolü İstanbul’daki değere inanan kazanır” çağrısı yaptı. IBF Başkan Yardımcısı Dr. Hermann Reuter’in, “AB’nin ve Almanya’nın Türkiye’ye, Türkiye’nin AB’ye ve Almanya’ya ihtiyacı var. Bugünkü zirvenin özü budur” sunuşuyla başlayan toplantıda, Frankfurt Başkonsolosu Mustafa Çelik, Türk-Alman ekonomik ilişkilerinin karşılıklı yatırımlarla güçlenmesi gerektiğini söyledi.

    Zirvede konuşan TOKİ Başkan Yardımcısı Mehmet Özçelik, dünyada 2000’li yıllardan itibaren yavaşlayan inşaat sektörünün Türkiye’de aksine istikrarlı bir büyüme içinde olduğunu vurguladı. TOKİ’nin dev projelerinden ve işbirliği modellerinden söz eden Özçelik, 2015’te Türkiye’de inşaat harcamalarının 50 milyar doları bulduğunu, TOKİ’nin 2023 hedefinin 1.2 milyon konut olduğunu, bu yıl 60 bin nitelikli ve kaliteli konut ihalesi yapılacağını söyledi. 93 ülkeyle işbirliği yapan TOKİ’nin dev projeleri için yabancı ortaklarla çalışacağını kaydetti.

    “KIRMIZI HALIYLA KARŞILARIM”

    Zirveye katılan İstanbul Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, 762 bin kişilik nüfusuyla Frankfurt’tan büyük olan Küçükçekmece’nin kentsel dönüşüme öncülük ettiğini bildirdi. Karadeniz, “248 kilometrekarede 690 bin nüfuslu Frankfurt’a karşılık Küçükçekmece’de 762 bin kişi 38 kilometrekarelik alanda yaşıyor. Her metrekaremiz çok değerli. E5 ve E6’nın yani İstanbul’un en önemli iki ulaşım aksının ortasında bulunan Küçükçekmece, yerli ve yabancı yatırımcıların öncelikle tercih ettiği bir bölge. Yatırımcıları havaalanında kırmızı halıyla karşılayacak bir de belediye başkanı var. Belirlediğimiz 13 kentsel dönüşüm alanıyla ilgili bilgileri yatırımcılarla paylaşmaya hazırız” dedi.

    BASIN EKSPRES, AVRUPA’DAKİ KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN MERKEZİ OLACAK

    Belediye Başkanı Karadeniz’in anlattığı Küçükçekmece’de büyük bir projeye imza atmaya hazırlanan Cathay Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz, bölgenin neden cazip olduğunu anlattı. Yılmaz, İstanbul’un gayrimenkul yatırımı için dünyadaki en doğru lokasyonlardan biri olduğunu söyledi. Kentsel dönüşümle ortaya çıkan fırsatlar yabancıların ilgisini çektiğini belirten Yılmaz, şöyle konuştu: “Sadece İstanbul değil, Avrupa’da birçok kentte dönüşüm var. Dinamik nüfus yapısı, demografik profiliyle gayrimenkul pazarını hızlandıran İstanbul önemli fırsatlar barındırıyor. Basın Ekspres bunlardan biri. Kentsel dönüşümün Avrupa’daki merkezi Basın Ekspres olacak. İstanbul’da daha önce Levent’te fabrika ve depoların bulunduğu şu anda ise en prestijli rezidans ve ofislerin otellerin yükseldiği Büyükdere Caddesi’nde gördüğümüz dönüşümün Basın Ekspres’te olmasını bekliyoruz. Şüphesiz İstanbul’un gayrimenkul yatırımı için cazip birçok bölgesi var. Bu bölgeler dünyada ’iyi gelir’ kabul edilecek oranların üzerinde getiri sundukları için dünyanın her yerindeki gayrimenkul yatırımcılarının ilgisini çekiyor. Biz de buradaki yatırımcılara Türkiye’deki fırsatları anlatacağız.”

    Zirveyi izleyen Türk gazetecilerle sohbet eden Cathay Group Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Yılmaz, Türkiye’deki gayrimenkul sektörüyle ilgili önemli değerlendirmelerde bulundu. Avrupa’daki getirilerin düşmesi nedeniyle 2013 yılından bu yana Türkiye’ye özel bir ilgi olduğunu söyleyen Yılmaz, İstanbul’un ve Türkiye’nin terörle, mülteci sorunuyla değil yatırım yapılabilecek ülke özelliğiyle Avrupa’da konuşulmasının çok değerli olduğunu söyledi. Yılmaz, “İstanbul yatırım için doğru bir lokasyon. Dünyanın çok az yerinde İstanbul’daki kadar iyi getiri elde edersiniz. Bir proje 3 yıl gibi hesaplanır ama aslında 5 yıl sürer. Projeyi 3-4 yılda bitirirseniz yıllık kar yüzde 20-22’yi bulur. Bu rakam Avrupa’da yüzde 5-10 civarındadır. İngiltere’de bir gayrimenkul yatırımı yapsanız bunun karı yüzde 3-4’tür. Büyük yatırımlara bu oran az değildir. Almanya’da şunu anlatıyoruz; İstanbul öyle bir pazar ki, gayrimenkul sektöründe yılda yüzde 15-20 kazanmak mümkün. Bunu analiz edip buna inanan peşinden gider. Bu iyi bir kazançtır” dedi.

    Avrupa’da bankalar eksi faiz verirken, Türkiye’de bu kadar kazanılacak bir pazar olduğunu ifade eden Mehmet Yılmaz, “MIPIM’de konuştuk bunları. Mesela Berlin’de bu oran yüzde 2’dir dediler. Onlara göre yatırım yapmak için iyi bir oran. Bizim yüzde 15’imizle ilgili sorunumuz yok. Bu orana dünyanın her yerinden yatırımcı gelir. Sadece bunun sürdürülebilir olduğunu yatırımcıya iyi anlatmak gerek” dedi.

    Bu sektörde Ortadoğu’dan, Avrupa’daki Türkler’den, eski Rus cumhuriyetlerinden, çok farklı ülkelerden müşteri olduğunu ifade eden Yılmaz, “Yakın coğrafyamızdaki herkes özellikle İstanbul söz konusu olduğunda gayrimenkule ilgi gösteriyor. Aslında İstanbul; Paris, Berlin, Londra gibi bir şehir. Gayrimenkul finans işidir. Finansmana ihtiyaç duyar. Sektör finansman bulamadığı zaman bankalarla işbirliği yapmak zorunda kalıyor. Bankalarla işbirliği yapmanın da maliyeti çok yüksek. Türkiye’deki gayrimenkul sektörü büyük ölçüde satarak yapmaya dayalı. Finans kuruluşları taşın altına elini koymuyor. Onlar müşteriye gayrimenkul kredisi satıyor. Projeyi Avrupa’daki veya diğer gelişmiş marketlerdeki gibi fonlamıyor ve çok büyük garantilerle çalışıyorlar. Çünkü finansman kaynağı kısıtlı olduğu için alternatif yok. Bankaların gayrimenkul sektörüyle işbirliği yapmaları gerekiyor” dedi.

    Kentsel dönüşüm hakkında konuşan Yılmaz, “Bir özel şirket şöyle düşünür; ’Parasını verdim arsayı aldım veya 30 kişiyle anlaştım projesini yaptım, 3-5 yılda teslim edeceğim’. Ama bir para angaje ediyorsunuz. Sonuçta ortada bir kar olması lazım ki şirketler devam edebilsin. Dolayısıyla devletin işe kaynak ayırması lazım kentsel dönüşümün başarılabilmesi için. İkincisi mevzuata ilişkin yasama faaliyeti yapılması lazım. Bir de maalesef şöyle oluyor, devlet bir şey yapıyor, Mimarlar Odası dava açıyor, yürütmeyi durduruyor. Bunlar yatırımcıyı ürküten şeyler. Cathay’ın girdiği işler bir şekilde kentsel dönüşüm. Sektörde bunun dışında kalamıyorsunuz. Kentsel dönüşüm artık bir zorunluluk. Şu anda İstanbul’un ve Türkiye’nin gayrimenkul gerçeğinin tam orta noktasında kentsel dönüşüm yer alıyor. Basın Ekspres’te yapacağımız projenin büyüklüğü yaklaşık 200 bin metrekare. Lansmanını haftaya gerçekleştiriyoruz. Bu proje için 7 tane arsayı satın alarak bir araya getirdik. Arsa üzerinde iki ayrı fabrika vardı. Özellikle kentsel dönüşüm projesi yapmak istediğimizden değil, ama İstanbul ulaşımının omurgası durumundaki E5 ve E6 ile bağlantı yolu olan Basın Ekspres artık kimlik değiştiriyor. Eskiden depolar, fabrikalardan oluşan bir profili vardı. Bu bölgede 3 belediye var. Hepsi bölgeye prestijli hizmet alanları, ofisler rezidanslar gelsin istiyor. Gayrimenkulde gelişim noktaları ve yıldızın parladığı anlar vardır. Piyasayı yakından takip edenler, bu hikayenin içinde yer almak istiyorlar. İran pazarı konusunda sektör heyecanlı. Türkiye gibi genç bir nüfusu var, insanlar tüketime aç. Muhtemelen orada orta vadede rejim biraz daha normalleşecek. Komşu nihayetinde. Elbette yapılacak işlerde payımız yüksek olsun. Ama bölgede Amerikalı da iş yapacaksa Türkiye ile yapıyor. Biz sahadayız. Coğrafi yakınlık, halkların yakınlığı çok önemli” dedi.

    Cathay Group 25 yıldır yerli ve yabancı yatırımcılarla yaptığı işbirlikleriyle, gelişmekte olan değerli araziler üzerinde nitelikli konut, ofis, alışveriş, iş merkezi, sosyal ve kültürel projeleri hayata geçiriyor. Tasarladığı yaşam alanlarıyla hayat kalitesini artırmayı kurumsal bir strateji olarak belirleyen Cathay Group, arsa sahibinden son kullanıcıya kadar, kârlı yatırımı garantiliyor.

  • Tarım Ve Hayvancılık Sektöründen Dev Buluşma

    Burdur’da bu yıl ikincisi düzenlenecek olan Teke Yöresi Canlı Hayvan, Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı sektörün devlerini bir araya getirecek.

    Hayvancılıkla ilgili çalışan 28 bin işletmeye sahip olması nedeniyle Türkiye’nin Hollanda’sı olarak bilinen Burdur, hayvancılık sektörünün zirvesine ev sahipliği yapacak. GL Platform Fuarcılık tarafından ilki geçtiğimiz yıl Burdur’da gerçekleştirilen Teke Yöresi 2’nci Canlı Hayvan, Hayvancılık, Tarım Teknolojileri ve Yem Fuarı, bu yıl 28 Nisan-1 Mayıs tarihleri arasında 35 bin metrekarelik Uzay Çatı altındaki Burdur Kapalı Pazar Yeri’nde düzenlenecek. Büyük ve küçükbaş hayvanların sergileneceği fuarda çiftlik ekipmanları ve teknolojileri, genetik alanındaki son yenilikleri, yem sektöründeki gelişmeleri görücüye çıkacak. Fuarda sektörün önde gelen firmaları, birlikler, kooperatifler stant açacak. Yurt içi ve yurt dışı alıcılarla buluşma olanağı yakalayacak. Fuarın açılışını ise Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik yapacak.

    ÜRETİCİLER ALICILARLA BULUŞACAK

    Teke yöresi olması nedeniyle Burdur’un yanı sıra Denizli, Afyonkarahisar, Isparta ve Antalya’yı da kapsayan fuar, sektörel üretimin her aşamasında yer alan firmaları bir araya getirip yeni işbirliklerine de zemin hazırlayacak. Tarımsal kimya ürünleri, ekolojik ve organik tarım, traktör ve biçerdöver, tarım makinaları, sulama, seracılık, toprak ölçüm sistemleri, zirai ilaçlar, bahçe ekipmanları, gübre ve veterinerlik hizmetlerine yönelik stantlar da fuar ziyaretçilerini ağırlayacak.

    EN GÜZELİ SEÇİLECEK

    Fuar, ayrıca düzenlenecek yarışmalarla renkli görüntülere de sahne olacak. KÖYKOOP ve Burdur Damızlık Koyun Keçi Yetiştiricileri Birliği tarafından gerçekleştirilecek Burdur Honamlı Keçi ve Teke Güzellik Yarışması’nda, üstün genetik ve ırk özelliklerine sahip küçükbaş ırklar boy gösterecek. Burdur Damızlık Sığır Yetiştiricileri Birliği’nin düzenleyeceği 11. Burdur Damızlık İnek Güzellik Yarışması’nda heyecan dorukta olacak. Fuar ziyaretçisi çiftçiler ise fuar alanı girişinde dolduracakları bilgi formu ile kayıt altına alınacak ve noter huzurunda gerçekleştirilecek kura ile çeşitli ödüllerin sahibi olacak.

    GÜÇBİRLİĞİ İLAN EDİLECEK

    GL Platform Fuarcılık Genel Müdürü Gül Ceylan, tarım, hayvancılık ve yem teknolojileri sektörünün en iyi firmalarının bir araya geleceğine dikkat çekerek, “Fuara katılan da fuarı ziyaret eden de ticari kazanç elde edecek. Hem Burdur hem Türkiye kazanacak” dedi.

    Burdur’un hayvancılıkta çok önemli bir potansiyele sahip olduğunu söyleyen Ceylan, sektörde yeni ürünlerle birlikte hayvansal ve bitkisel ürünlerin işlenmesine yönelik yeni teknolojilerin tanıtımının da yapılacağını ifade ederek, “Burdur’daki küçük ve büyükbaş hayvan sayısı giderek artıyor. 210 bin büyükbaş, 362 bin küçükbaş hayvanın yanı sıra yılda ortalama 362 bin ton süt üretiliyor. Şimdi sıra hayvancılığa dayalı sanayide. Fuar, bu taleplerin gündeme getirileceği bir arena da olacak. Burdur hak ettiği potansiyele mutlaka sahip olmalı. Türkiye’yi sırtlayacak bu potansiyeli ortaya çıkartacak tüm sektör temsilcileri Burdur Fuarı’nda güçbirliğini ilan edecek” diye konuştu.

    Ceylan, işletmeler arasında yeni ticari ilişkiler kurulması, pazar payının artırılması ve geleceğe dönük akılcı yatırımların yapılmasına aracılık edecek fuarın üreticinin de ufkunu açacağını söyledi.

  • İş Adamı Erol Günaydın İzmir’deki Lojistik Sektöründen Umutlu

    İş adamı Erol Günaydın, İzmir’de yapımı devam eden otoyol ve Çandarlı Limanı’nın ardından İzmir’in lojistikte altın çağını yaşayacağını söyledi.

    İstanbul ve İzmir arasında ulaşımın süresini 3 buçuk saate düşürecek dev otoyol projesi, İzmir’de herkesi heyecanlandırdı. Büyük ölçüde tamamlanan projeyi herkes merakla beklerken, İzmir’in önde gelen iş adamları da yeni düşüncelerini hayata geçirmeye başladı. Günaydın Group Yönetim Kurulu Üyesi Erol Günaydın ise İzmir’de yapımı devam eden otoyol ve Çandarlı Limanı’nın ardından İzmir’in lojistikte altın çağını yaşayacağına vurgu yaptı. Bir bölgenin ekonomik gelişimindeki temel unsurunun ulaşılabilirlik olduğunu belirten Günaydın, lojistik alanında kısa süre sonra tamamlanacak yatırımların ardından, kent ekonomisinin de buna paralel güçleneceğini kaydetti. Lojistiğin hızla büyüyen bir sektör olduğunu ve firmaların da artık ikinci kuşak lojistiğe yöneldiğini dile getiren Erol Günaydın, “Türkiye’de lojistik hizmetlere olan talep büyüyor. 2015 yılında Günaydın Grup olarak yüzde 25 oranında büyüdük. Bir önceki yıla göre daha düşük, fakat ekonomik büyümeye oranla iyi bir ivme yakaladık. Lojistik hızlı büyüyen bir sektör. Firmalar artık ikinci kuşak lojistiğe yöneliyor” diye konuştu.

    DEMİR YOLU TAŞIMACILIĞININ ÖNEMİ ARTIYOR

    Şu anda en yaygın olarak kullanılan kara yolları taşımacılığının tek başına yeterli olmadığını, demir yolu taşımacılığının öneminin arttığını belirten Günaydın, taşınan yükün bir kısmının raylı sisteme geçmesinin operasyonel maliyet anlamında avantaj sağlayacağına dikkat çekti. “Demir yolu, kara yolunun alternatifi değildir” diyen Erol Günaydın sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Fakat demir yolu, kara yolunun üzerindeki yükü hafifletebilir. Gelişmiş ülkelerde de ağırlıklı olarak kara yolu kullanılır. Ülkemizde demir yolu taşımacılığının geliştirilmesi ve devlet eliyle desteklenmeye devam etmesi gerekiyor. Türkiye’nin gelişimi açısından demir yolu taşımacılığı bir eşik niteliği taşıyor. Şu anda demir yolunda uygulanan tarifeler doğru da değil, rekabetçi de değil. Demir yolu taşımacılığının Türkiye’nin geleceğinde olmazsa olmaz diye düşünüyorum. Bu nedenle Günaydın Group olarak, Denizli ve Aydın’da yatırımlar gerçekleştirdik. Demir yolu ağı eğer düz bir hat üzerinde ilerliyorsa sıkıntı yok; ancak, coğrafi koşullar nedeniyle yol uzuyorsa bu durum maliyetlere de yansıyor. Demir yolu, hem ekonomik hem de ticareti kolaylaştırması açısından güvenli bir yöntem. Ülkemizin farklı noktalarında da kara terminallerimizi artırmak istiyoruz. Yeni araç kullanmak, hem yükün güvenliği, hem de yakıt ve bakım masrafları açısından ekonomik anlamda verimlilik sağlıyor. Geçen yıl istihdamımızı yüzde 20 oranında artırdık. Bin 200’ü aşkın çalışanımız ve bin 200 özmal aracımız var. 2015 yılında toplamda 10 milyon liralık bir yatırım gerçekleştirdik. Bu yıl da 10 milyon liranın üzerinde bir yatırım hedefliyoruz”

  • Otomotiv Sektöründen Müjdeli Haber

    Otomotiv endüstrisi ekim ayında sanayi sektörleri arasında yüzde 19 ile en yüksek ihracat artış oranını yakalayarak 2 milyar 31 milyon dolarlık dış satışa imza attı.

    Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği (OİB) Başkanı Orhan Sabuncu, 2 milyar dolar ihracat eşiğini aşmalarının ardında AB ülkelerine yüzde 21 seviyesindeki büyümenin olduğunu söyledi. Otomotiv endüstrisinde ihracat Türkiye genelindeki tüm sanayi sektörleri arasında en fazla artış oranı ve en yüksek değeriyle sektörün yüzünü güldürdü. 2014 yılında ihracatta birçok kez 2 milyar dolar barajını aşan otomotiv endüstrisi, bu yıl da son aylarda bu kritik eşiğe yaklaşsa da bir türlü geçememişti. Beklenen başarıyı ekim ayında yakalayan otomotiv endüstrisi, geçen senenin aynı dönemine göre yüzde 19 artışla 2 milyar 31 milyon dolarlık ihracata imza attı.

    Uludağ Otomotiv Endüstrisi İhracatçıları Birliği’nin (OİB) ihracat verilerine göre 2015’in Ocak-Ekim döneminde geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7 azalışla 17 milyar 399 milyon dolarlık dış satışa imza atıldı. Ekim ayında ihracatta bütün ana ürün gruplarında artış görülürken, özellikle eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar ile otobüs-minibüs-midibüs ürün gruplarında yüzde 50’nin üzerinde büyüme olması otomotiv endüstrisini geçen yıl gurur veren başarılı günlerine götürdü.

    AB ÜLKELERİNE YÜZDE 21 İHRACAT ARTIŞI

    İhracat verilerini değerlendiren OİB Başkanı Orhan Sabuncu, AB ülkelerinde son aylarda yaşanan olumlu gelişmelere işaret ederek, “Otomotiv endüstrisi olarak son aylarda yükseliş trendindeydik. Bu başarılı trendimizi ekim ayında taçlandırdık. 2 milyar dolar eşiğini aşarak morallerimizi yükselttik. Başarının altında yatan sebep ise AB ülkelerine ekim ayında yüzde 21 seviyesindeki artışımız oldu. Oransal olarak baktığımızda Slovenya’ya yüzde 64, İtalya’ya yüzde 43, Hollanda’ya yüzde 40, Belçika ve Birleşik Krallık’a da yüzde 29 gibi yüksek büyüme oranlarının önümüzdeki dönemlerde de sürmesini ümit ediyoruz” diye konuştu.

    Otomotiv endüstrisi ekim ayı ihracatı bir önceki yılın aynı dönemine göre ana ürün gruplarında yan sanayide yüzde 10 yükselişle 820 milyon dolarlık dış satışa imza attı. Bunu binek otomobiller yüzde 5 büyüme ve 592 milyon, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlar yüzde 57 artışla 479 milyon, otobüs-minibüs-midibüs ürün grubu da yüzde 57 gelişmeyle 118 milyon dolarlık ihracat gerçekleştirdi. Diğer başlığı altında da yüzde 8 azalışla 21 milyon dolarlık dış satış yapıldı.

    Yılın ocak-ekim döneminde yan sanayi yüzde 10 daralmayla 7 milyar 142 milyon, binek otomobiller yüzde 7 azalışla 5 milyar 639 milyon, eşya taşımaya mahsus motorlu taşıtlarda yüzde 0.3 artışla 3 milyar 430 milyon, otobüs-minibüs-midibüs ürün grubunda da yüzde 8 yükselişle 958 milyon dolarlık ihracat gerçekleşti. Diğer başlığı altında da aynı dönemde yüzde 12 azalışla 228 milyon dolarlık dış satış yapıldı.

    OTOMOTİVİN ANA VATANLARINDA İHRACAT ARTTI

    İhracatta ülke bazlı veriler incelendiğinde en fazla dış satış yüzde 8 yükseliş ve 305 milyon dolarla Almanya’ya gerçekleşti. Bunu sırasıyla Birleşik Krallık yüzde 29 büyüme ve 235 milyon, Fransa yüzde 18 gelişme ve 200 milyon, İtalya da yüzde 43 artış ve 187 milyon dolarlık ihracatla izledi.

    Yılın 10 aylık döneminde de Almanya’ya yüzde 11 azalışla 2 milyar 743 milyon, Birleşik Krallık’a yüzde 8 büyümeyle 2 milyar 226 milyon, Fransa’ya da yüzde 12 gerilemeyle bir milyar 736 milyon dolarlık dış satış gerçekleşti.