Etiket: Sektöründe

  • Denizcilik sektöründe Türk-Yunan kardeşliği

    Bu yıl 14’üncü kez düzenlenecek olan Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul Gemi İnşa ve Yan Sanayi Fuarı’na uluslararası arenada çok anlamlı bir destek geldi. Yunanistan Deniz Ticaret Odası tüm üyelerine Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul’a katılmaları için çağrıda bulundu.

    21-24 Mart 2017 tarihleri arasında Pendik Green Park Convention Center’da düzenlenecek olan Exposhipping EXPOMARITT İstanbul Gemi İnşa ve Yan Sanayi Fuarı’nda Türk Yunan kardeşliğine örnek teşkil edecek bir gelişme yaşandı. Tüm üyelerine Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul’a katılmaları için çağrıda bulunan Yunanistan Deniz Ticaret Odası, fuara da geniş bir delegasyon heyeti ile katılmaya hazırlanıyor.

    Dünyanın 5 kıtasında 20’den fazla ülkede 5 bin çalışanıyla her yıl 400 fuar ve benzeri etkinlik düzenleyen küresel pazarlama ve iletişim hizmetleri şirketi UBM tarafından düzenlenen Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul, İMEAK Deniz Ticaret Odası’nın tam desteği ile gerçekleştiriliyor. Fuarı ayrıca Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği, Gemi Sanayicileri Derneği, Innovation Norway, İhracatçılar Birliği, Gemi Brokerları Derneği, Türk Deniz Eğitim Vakfı, Türk Armatörler Birliği, Gemi Makineleri İşletme Mühendisleri Odası ve Gemi Mühendisleri Odası da destekliyor.

    Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul’un sektörün fuarı olduğunu ifade eden İMEAK Deniz Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Metin Kalkavan, “Fuarımıza Yunanistan Deniz Ticaret Odası’nın verdiği desteği çok anlamlı buluyoruz. Bu destek Türk Yunan kardeşliğine de çok güzel bir örnektir. Yunanlı meslektaşlarımızı fuarımızda ağırlamaktan büyük gurur duyacağız. Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul’a 40’dan fazla ülkeden, 600’den fazla markayı temsilen 200’ün üzerinde katılımcı bekleniyor. Toplamda ise 50’den fazla ülkeden yaklaşık 10 bin denizcilik profesyonelinin ağırlanması hedefleniyor. Bu kadar yoğun katılımın olduğu bu fuarda Yunanistan Deniz Ticaret Odası’nın verdiği desteğin bizim için ayrı bir önemi var” dedi.

    Uluslararası Exposhipping EXPOMARITT İstanbul kapsamında son yıllarda Türk tersanelerine dünyanın en gelişmiş açık deniz petrol platformu destek gemi çeşitlerini ve Norveçli balıkçıların belgesellerinde görülen dünyanın en gelişmiş balıkçı gemilerini de sipariş eden Norveç ile de önemli işbirliğine imza atılıyor. Denizcilik sektöründe Türkiye’nin en çok ihracat gerçekleştirdiği ülke olan Norveç devletinin Resmi Ticaret Müşavirliği Ofisi Innovation Norway, fuar kapsamında Türk ve Norveçli denizcilik profesyonellerinin fikir, deneyim ve iş imkanlarını paylaşıp geliştirebilecekleri bir ortamın oluşturulmasında destek sağlayacak. Fuar kapsamında Innovation Norway tarafından İMEAK Deniz Ticaret Odası desteğiyle düzenlenecek seminerlerde dünya denizciliğinin ana gündemini oluşturan ‘Green Shipbuilding’ ve ’Green Shipping’ konuları ele alınacak.

  • ATSO Başkanı Çetin: “Turizm sektöründe 8 milyar dolar, tarım sektöründe 1,5 milyar TL kayıp var”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Yönetim Kurulu Başkanı Davut Çetin, ekonomide çalkantılı günler yaşandığını söyledi. Çetin, “2016 yılında turizm sektöründe 8 milyar dolar, tarım sektöründe 1,5 milyar TL kayıp var” diye konuştu.

    ATSO Başkanı Davut Çetin, Konyaaltı Sanayici ve İşadamları Derneği’nin (KONYSİAD) Atik’te düzenlediği toplantının konuğu oldu. 25 Ekim günü yaşanan patlama nedeniyle, şoku yaşayan, büyük risk atlatanlara geçmiş olsun dilekleri ile konuşmasına başlayan Çetin, “Odamızın vakur duruşu için hepinize teşekkürlerimi sunmak istiyorum.Başta sizler ve personelimiz olmak üzere herkes büyük bir sorumluluk gösterdi. O şoka rağmen Odamız öğleden sonra meclis toplantısını yaptı, ertesi gün de normal çalışmasına devam etti ve hizmetlerimizde aksama olmadı. Yaralanan, mucize eseri kurtulan, otomobilini kaybeden, naylonla örtülü bürolarda çalışmalarına devam eden bütün arkadaşlarıma tekrar tekrar teşekkür ediyorum” dedi.

    “Ekonomide çalkantılı günler yaşanıyor “

    Konuşmasında Şubat ayında bir anket yaptıklarını hatırlatan Çetin, Amerika’da Trump’un başkan seçilmesiyle birlikte enflasyon ve faiz artışı beklentisinin yükseldiğini, Avrupa’nın önemli ülkelerinde ise seçim belirsizliği dönemi başladığını kaydetti. Türkiye’de ise ihracatta ve sanayi üretimindeki düşüşün, negatif büyüme korkusuna sebep olduğunu söyleyen Çetin, turizm gelirindeki düşüşün 8 milyar doları bulduğunu, siyasi gelişmeler ve Avrupa Birliği ile ilişkiler de tedirginliği artırdığını ve son haftalarda dünyada en çok değer kaybeden paralar arasında Türk Lirasının başa güreştiğini kaydetti.

    Dövizde bu kadar sert yükselişin ekonomide durgunluğu ve tahsilat sorununu artırdığını, ayrıca ihracatın da çok artmadığı için Türkiye’yi fakirleştirdiğini ileri süren Çetin “Bu gidişat böyle devam ederse 2017 sonunda kişi başı milli gelirimiz 8 bin 700 dolar olur. Maalesef böyle bir dönemde ekonomi yönetiminde koordinasyon sorunu olduğunu görüyoruz. Ekonomiyle ilgili 6-7 Bakanımız ve ayrıca danışmanlar ayrı ayrı demeçler veriyorlar. Sayın Başbakan Koordinasyon Kurulunu topladı ve Merkez Bankası tedbirler alacak diye açıklama yaptı. Fakat ardından Ekonomi Bakanımız, müdahaleye gerek yok diyerek farklı bir biçimde konuştu. Sayın Mehmet Şimşek tweet atarak herkesi uyarmaya başladı. Koordinasyon kurulunun tekrar toplanacağı açıklandı, son anda iptal edildi. Son açıklamalar güvensizliği iyice artırdı. Bir ülkenin Merkez Bankasına güven duyulmazsa parasına da güven olmaz. Güven kavramı, hem ekonomi için hem de günlük hayatımız için son derece önemlidir. Tüketici güven endeksi ve reel sektörün beklentilerini yansıtan ekonomik güven endeksi 15 Temmuz sonrası biraz toparlanmıştı, ancak Kasım ayında tekrar düşüşe geçti. Ekonomide ciddi bir güven sorunu olduğu açıktır. Ancak buna rağmen Türkiye başka konularla uğraşıyor.” diye konuştu.

    “2016 , Antalya için kötü bir yıl oldu”

    “Antalya olarak 2016 yılını kötü bir yıl olarak uğurlayacağız” diye konuşan Davut Çetin, konuşmasına şöyle devam etti;

    “2016’yı, geçen yıla göre 4.5 milyon düzeyinde turist kaybıyla tamamlıyoruz. Son bir yılda ÖTV tahsilatımız yüzde 12 azaldı. Daha açık söylemek gerekirse; Türkiye’de ÖTV tahsilatı yüzde 12 artarken, Antalya’da yüzde 12 azaldı. Ekim ayında karşılıksız çek tutarının toplama oranı yüzde 8.2’ye çıktı. Bu oran Türkiye ortalamasının iki katı. KDV’de tahakkuk-tahsilat oranımız yüzde 30. Bu, aynı zamanda alacak tahsilatındaki durumumuzu da gösteriyor. Alacak tahsilat oranımız yüzde 25-30 arasına düştü. Domates ihracatında geçen yıla göre 110 milyon dolar düşüş yaşadık. Bu yıl 10 ayda Antalya tarımında enflasyon oranı eksi yüzde 10’dur. Ürünün bol olduğu Nisan ve Mayıs ayında ortalama fiyat düşüşü yüzde 40 oldu. Böylece tarım sektörümüzde gelir kaybımız 1.5 milyar liraya ulaştı. Turizme gelecek olursak, önümüzdeki yıl Rusya pazarında bir yükseliş bekliyoruz, ama Avrupa pazarı ümit vermemektedir. Böyle giderse gelecek yıl aynı sıkıntı devam eder. Alman basını Yunanistan rezervasyonlarının hızla yükseldiğini, fakat Antalya rezervasyonlarının yüzde 20’ye varan oranlarda düştüğünü yazmaktadır. Gerçi her yıl başında böyle başlarız, sonra toparlanma olur, fakat geçen yıl zaten Almanya pazarında yüzde 30 kayıp yaşamıştık. Halen rezervasyon düşüşü olması kaygılarımızı artırmaktadır. Kısacası 2015 rakamlarına geri dönmek şu anda mümkün görünmüyor. Hükümetin imaj konusunda mutlaka özel çalışma yapması gereklidir. Gelecek yıl için uçak veya acenta desteklerinin gecikmeden açıklanması gerekiyor. Bizim de tanıtım ve imaj çalışmaları başta olmak üzere Antalya olarak yapacaklarımız bulunuyor.”

    KONYSİAD Başkanı Bora Terzioğlu’da toplantının açılışında yaptığı konuşmada, bugünün anlamlı bir gün olduğunu, Öğretmenler Gününü kutladıklarını söyledi. Terzioğlu, “24 Kasım 1928 tarihinde, Mustafa Kemal Atatürk ’Millet Mektepleri’ başöğretmeni sıfatını alıyor ve işte bu sebeple her yıl 24 kasım tarihini Öğretmenler Günü olarak kutluyoruz” dedi.

    Konuşmaların ardından KONYSİAD Yönetim Kurulu Başkanı Bora Terzioğlu ile kurucu üye Erdal Atılgan ve Yönetim Kurulu Üyesi M.Zeki Özen, ATSO Başkanı Davut Çetin’e günün anısına bir plaket verdi.

  • Turgut: “2017’ye girerken çelik sektöründe pozitif hava hakim”

    Bu yıl 11’incisi düzenlenen Steel Orbis Çelik Konferansı-’Çelik Piyasalarında Yeni Ufuklar’, 17 Kasım Perşembe günü Sheraton Grand İstanbul Ataşehir’de gerçekleştirildi. Türkiye’nin önde gelen çelik üreticisi Erdemir Grubu’nun desteğiyle ve MMK Metalürji, Çolakoğlu Metalürji, SSAB, Önder Mühendislik, Artımet ve OrbisList sponsorluğunda gerçekleşen toplantıda, çelik sektöründen 450’nin üzerinde katılımcı yer aldı.

    Erdemir Grubu Pazarlama ve Satış Koordinatörü Başak Turgut, 2015’in sonuna oranla çok daha pozitif bir havanın hakim olduğuna dikkat çekti.

    Konferansın birinci oturumunda Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, 2016 yılında Türkiye’nin ham çelik üretiminin 2015 yılında kaydedilen 31,5 milyon mt’a kıyasla 32,8 milyon mt’a ulaşmasının beklendiğini söylerken, 2012 yılında ulaşılan seviyeye ulaşılmasının şu an için söz konusu olmadığını vurguladı. Yayan, net çelik ithalatçıları ligine 14’üncü sıradan giren Türkiye’de ithalatın ihracatı karşılama oranının yüzde 90’a düştüğünü ifade etti. Tüm dünyada artan korumacılık önlemlerine değinen Yayan, Türkiye’nin açtığı ticari davaların çok az sayıda olduğunu bu konuda bekle-gör politikası izlendiğini söyledi.

    “Çok daha pozitif bir havanın hakim”

    Yayan’ın ardından söz alan Erdemir Grubu Pazarlama ve Satış Koordinatörü Başak Turgut, 2016 yılının ikinci yarısından itibaren birçok bölgede ekonominin iyileştiğine dair sinyaller görüldüğünü aktararak, dünya genelinde satın alma yöneticileri endeksinin ekonomik faaliyetlerde canlanmaya işaret etmesi, ABD’de satın alma yöneticileri endeksi artarken, işsizliğin düşmesi, Çin’de ise 55 aydır düşüş gösteren üretici fiyatları endeksinin yükselmeye başlaması, LME endeksinde 2015 yılında dibe vuran bütün metallerin 2016 yılında artmaya başlaması gibi göstergelere bakıldığında 2017’ye girerken dünya ekonomisinde 2015’in sonuna oranla çok daha pozitif bir havanın hakim olduğuna dikkat çekti. Turgut, 2000’li yılların küreselleşmeyle başladığını ancak geçen 15 yılın ardından artık çelik sektörü başta olmak üzere tüm sektörlerde ve tüm dünyada yeni trendin korumacılık olduğunu, korumacılık nedeniyle de büyümede çok hızlı bir artış görülmediğini söyledi.

    “2016 otomotiv sanayinin yeni en iyi yılı olacak”

    Çelik kullanan sektörlerdeki gelişme ve beklentilerin konuşulduğu ikinci oturumda Çelik Boru İmalatçıları Derneği (ÇEBİD) Genel Sekreteri Mehmet Zeren, bu yılın ilk dokuz ayında Türkiye’nin boru üretiminin yıllık yüzde 6,6 düştüğünü belirterek, bu durumun özellikle ABD’ye yapılan ihracatın azalmasından kaynaklandığını söyledi. Zeren, ABD’ye yapılan ihracatın azalmasının nedenlerini ise ABD’nin Türkiye’ye uyguladığı telafi edici vergi önlemleri ve petrol fiyatlarının düşmesi nedeniyle kaya gazı üretiminin durma noktasına gelmesi ve bu sebepten boru talebinin azalması olarak sıraladı. ABD, Erdemir’in kamu kuruluşu olduğunu bu yüzden de Erdemir ürünleri kullanılarak yapılan boru üretiminde teşvik olduğunu iddia ediyor.

    Aynı oturumda söz alan Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) genel sekreteri Osman Sever, 2016 yılına ilişkin Türkiye’nin üretim ve ihracat tahminlerine bakıldığında 2016’nın otomotiv sanayinin yeni en iyi yılı olacağını söyledi. Sever, 2017 yılında ihracat performansının bu seneye göre daha ileri gideceğini, ancak Brexit’ten dolayı ihracat hacminde bir kayıp olup olmayacağının öngörülemediğini bu yüzden de ihracatta iki haneli bir artış yerine yüzde 5 ve üzeri bir tahmin belirlendiğini söyledi.

    Türkiye Müteahhitler Birliği Genel Sekreter Yardımcısı Bülent Atamer, Türkiye inşaat sektörünün 2030 yılına kadar uluslararası inşaat piyasasındaki payını yüzde 4,6’dan yüzde 7’ye çıkarmayı ve yurt dışında 40-50 milyar dolar değerinde yeni proje almayı hedeflediğini belirti. Kamu ve özel sektör yatırımlarının 2014 ve 2015 yıllarında düşüp 2016 yılında ise normal seviyelere döndüğünü belirten Atamer, bu yılın ilk yarısında inşaat sektörünün ekonomiyi ileriye iten bir sektör görüntüsü çizdiğini ifade etti. Atamer, önümüzdeki dönemde sektör için en önemli göstergenin projelerin devam etmesi ve sektörün sürdürülebilirliği açısından ekonomideki istikrar olduğunu vurguladı.

    “Fitch’in açıklayacağı not Türkiye için çok önemli”

    Türkiye ekonomisindeki beklentileri katılımcılarla paylaşan Bilgi Üniversitesi Öğretim Görevlisi ekonomist Murat Sağman, Türkiye için kredi derecelendirmenin çok büyük önem taşıdığını, Standard and Poor’s ve Moody’s’in Türkiye’nin kredi notunu indirdiğini tek yatırım yapılabilir not olarak Fitch’in kredi notunun kaldığını ifade etti. Fitch’in de ilk toplantıda bir değerlendirme yapacağını ve onun da not indirmesinin beklendiğini belirten Sağman, piyasalarda yatırım yapmak isteyen yabancı fonların en az iki kuruluşun belirlediği kredi notunun yatırım yapılabilir seviyede olmasını istediğini aktarırken, Fitch’in Türkiye için en önemli kredi derecelendirme kuruluşu konumunda olduğunu söyledi. Sağman’a göre, Fitch notu indirirse bankaların maliyeti ve borçlanma artacak, bu da şirketlerin maliyetlerine yansıyacak. Ayrıca, Sağman’ın 2017 yılı beklentileri arasında doların 3,45-3,50 seviyesine çıkması, enflasyonun yüzde 8-9 seviyesinde görülmesi, yüzde 2-2,5 büyüme kaydedilmesi ve Brent petrol fiyatının 55-60 dolar seviyelerinde yer alması bulunuyor.

    “Çin kapasite azaltıyor; Hindistan’ın üretimi artacak”

    Konferansın üçüncü oturumunda, Çin Demir Çelik Birliği (CISA) uluslararası iş birliği direktörü Su Changyong, Çin’in bu yıl için koyduğu 45 milyon mt’lik kapasite azaltma hedefinin yüzde 80’ininden fazlasının eylül ayının sonunda gerçekleştirildiğini ve bazı bölgelerin şimdiden tüm yıl için koyulan hedefe ulaştıklarını açıkladı. CISA yetkilisine göre, 2016-2020 döneminde, Çin çelik kapasitesini 100-150 milyon mt azaltmayı ve kapasite kullanım oranını yüzde 70’ten yüzde 80’e çıkarmayı hedeflerken, enerji tüketimini yüzde 10 ve çevreye zarar veren salımlarını yüzde 15 azaltmayı amaçlıyor.

    Aynı oturumda konuşan JN Associates Genel Müdürü Jitendra Bahadur Singh, talebin artmasıyla birlikte büyük kamu ve özel çelik üreticilerinin çelik üretim kapasitesini güçlendirmesi sayesinde 2015 yılında dünyanın en büyük üçüncü ham çelik üreticisi olan Hindistan’ın, 2016 yılı sonu itibarıyla dünyanın en büyük ikinci ham çelik üreticisi olmasını beklediğini söyledi. Singh, ayrıca, Hindistan’ın yıllık ham çelik üretiminin 2030 yılında 300 milyon mt’a ulaşmasının planlandığını ifade etti.

    “Çelik sektörü 2017 yılı için karamsar değil”

    Konferansın son oturumundaki panelde söz alan Erdemir Grubu Pazarlama Ve Satış Direktörü Hayati Kösoğlu, demir cevherinin diğer emtialarla paralel gittiğini ancak kömür fiyatlarındaki artışın olağanüstü olduğunun altını çizdi. 2017 yılının da 2016’ya benzer olacağını belirten Kösoğlu, Türkiye’nin her şeye rağmen 2015 yılında yüzde 12 büyüdüğünü 2016’yı da yüzde 5 büyümeyle kapatmasının beklendiğini söyledi. Kösoğlu, çelik sektörünün volatilitesi yüksek bir sektör olduğunu ve volatiliteyi en iyi şekilde yönetenin kazanacağını ifade etti.

    ABD’nin Türkiye’den ithal inşaat demirine açtığı soruşturmayı yorumlayan Corbus CEO’su Salim Metin, şu anda bu yönde bir kanıt bulunmadığını ve davanın fiyatlar biraz yükseldikten sonra geri çekileceğini düşündüğünü belirtti. Metin, Trump’ın önümüzdeki 10 yıl içinde 1 trilyon dolar altyapı harcaması yapacağı ve bu altyapı çalışmalarında Amerikan çeliği kullanacağı açıklamalarının da hesaba katılması gerektiğini hatırlatarak bunun nasıl bir korumacılığa yol açacağının belirsizliğini koruduğunu söyledi. Metin, 2015 gibi zorlu bir seneyi atlatan çelik sektörünün 2017’de daha kötü bir senaryoyla karşılaşacağını düşünmediğini sözlerine ekledi.

    Panelistlerden Yassı Çelik İthalat, İhracat ve Sanayicileri Derneği (YİSAD) Yönetim Kurulu Başkanı Gökhan Demiruz, 2017 yılına ilişkin beklentilerini paylaşarak, çelik sektörünün fiyat hareketliliğini yönetme konusunda gayet başarılı olduğunu ifade etti. Demiruz, çelik tüketiminde bir düşüş beklemezken Türkiye’nin genel dinamiklerinden umutlu olduğunu ancak belki kur hareketliliğinin yatırımda belirsizliğe yol açabileceğini söyledi. Demiruz, çelik ihracatını artırmak için sektörün bir araya gelerek bazı adımlar atması gerektiğini belirtti.

    Konferansın konuk konuşmacısı Geveze, yoğun geçen oturumların ardından, günlük hayattaki basit mutlulukların farkına varmak gerektiğini hatırlatarak konferansa keyifli bir kapanış yaptı.

  • “İnşaat sektöründe yeni trend buçuklu evler”

    Albert Genau Yönetim Kurulu Başkanı Adil Işıldak; yapı ve inşaat sektörü hakkında açıklamalarda bulundu. Adil Işıldak, açıklamasında, inşaat sektöründe yeni trendin camla kapanabilir balkonların yarım oda sayıldığı buçuklu evlerin olduğunu söyledi.

    Albert Genau Yönetim Kurulu Başkanı Adil Işıldak; inşaat ve yapı sektörünü değerlendirdi. Açıklamasında inşaat sektöründe yeni trendin camla kapanabilir balkonların yarım oda sayıldığı buçuklu evlerin olduğunu söyleyen Adil IŞILDAK, “Gün geçtikçe ağırlaşan iş ve yaşam koşulları, artan stres, sürekli koşuşturmaca ve bir yerlere yetişme durumu, günümüz insanının durup, nefes alacağı, kendine ait özel yaşam alanlarının değerini bir kat daha arttırırken, binaların gittikçe yükseldiği şu dönemde, balkon ve teraslar, insanlar için en önemli nefes alma yeri olarak düşünülüyor” dedi.

    “Buçuklu evler şimdi moda”

    Yapı ve inşaat sektörünün, kat bahçesi, teras bahçe, yaz-kış balkon keyfi, camla kapanabilir balkonların yarım oda sayıldığı 3+1,5 gibi farklı konseptler geliştirdiğini belirten Adil Işıldak, “İşte tam bu noktada balkonları yeni yaşam alanları haline getiren cam balkon, balkon camlama, katlanır cam sistemleri gibi adlarla adlandırılan sistemler gündeme geliyor. Bu sistemler sayesinde, balkon veya teraslar istenildiği zaman tamamen açık, istenildiği zaman tamamen kapalı hale getirirken bu fonksiyon esnekliğinin yanı sıra, camın şeffaflığı, hem görsellik hem de yetiştirilecek bitkiler için yeterli gün ışığı sağlıyor. Yeni ısıcamlı cambalkon sistem, Tiara’yı ’Cambalkon devri bitti’ sloganıyla pazara sunduk. Sözlük anlamı itibariyle ’Taç’ anlamına gelen Tiara, balkon camlama ürünlerinde en çok ihtiyaç duyulan ısı yalıtımı konusunda öne çıkıyor” şeklinde konuştu.

    Tiaranın tekcamlı sistemlere göre 5 kata varan yalıtım vaat ettiğini dile getiren Adil Işıldak; “Bu sistem, sanılanın aksine sadece soğuk havaya karşı yalıtım sağlamakla kalmayıp, uygun cam tercihi ile yazları da serin balkon imkanı sunuyor. Bu sistem sayesinde, kimi bölgelerde 2 ay ile sınırlı kalan balkon keyfi, hangi iklim şartlarında olursa olsun, dört mevsim yaşanabilir hale geliyor. Tamamen paslanmaz aksam takımlarının kullanıldığı sistem, Alman PFB Teknik Enstitüsü’nce yapılan, hava-su geçirgenliği, rüzgar dayanımı ve güvenlik konularında yapılan testlerde de üst düzey sınıflara sahip. Bu konudaki tek sertifikalı cambalkon sistemi üreticisi Albert Genau, cambalkon yaptırmak isteyen kullanıcıları, kalitesiz ve sahte ürünlere karşı bilinçlendirmeye çalışıyor. Albert Genau olarak Hindistan’dan İsveç’e 32 ülkede balkonları giydiriyor” ifadelerini kullandı.

  • Oyuncu Bülent Polat: “Dizi sektöründe hastalananların haddi hesabı yok”

    Beyoğlu Altın Eller Festivali kapasında gerçekleştirilen kültür sanat söyleşilerine konuk olan usta oyuncu Bülent Polat, dizi sektörünün zorluklarından yakınarak, “90 dakikalık diziyi bir haftada çekiyoruz. 20 saat çalışıp 3 saat uyuyarak çalışılamaz. Hastalananların haddi hesabı yok” dedi.

    50 gün sürecek “Beyoğlu Hareketleniyor” festivalinin ikinci etabı olan Altın Eller Festivali’nde etkinlikler hız kesmeden devam ediyor. Festival kapsamında düzenlenen kültür sanat söyleşilerinin bu seferki konukları yönetmen Ahmet Hoşsöyler ile oyuncu Bülent Polat oldu. Fatih Mühürdar küratörlüğünde gerçekleştirilen söyleşide, sanatseverler Türkiye’nin sinema tarihine keyifli bir yolculuk yaptı.

    “Bir dizinin tutmasını istiyorsanız işin matematiğini bilmelisiniz”

    Yönetmen Hoşsöyler mesleğe nasıl başladığını şöyle anlattı: “Benim zamanında yönetmen bütün dersleri görmek zorundaydı. Almanya’da okudum ben. İstanbul’a döndüğümde ilk olarak Kültür Bakanlığı’nın açtığı kontenjanla belgesel çektim. Adım bununla duyuldu. Senaryo yazdığımı da öğrendiler. İlk belgeselim Osmanlı yemekleri üzerineydi” dedi.

    Hoşsöyler, son zamanlarda birçok dizinin yayından kaldırılmasına da atıfta bulunarak, “Bir dizi yapıp bunun tutmasını istiyorum diyorsanız o zaman bu işin matematiğini bilmelisiniz. İnsanlar onlardan birini ekranda görmek ister. Bu samimiyeti sağlarsanız izleyicinizi bulursunuz” diye konuştu.

    “Hastalananların haddi hesabı yok”

    Dizi sektörünün zorluklarından yakınan Oyuncu Bülent Polat da, “90 dakikalık diziyi bir haftada çekiyoruz ve iki ekip çalışıyor. 20 saat çalışıp 3 saat uyuyarak çalışılamaz. 4 reklam kuşağı var diye nedir bu eziyet. Son zamanlarda dizilerde çalışmıyorum. Hastalananların Haddi hesabı yok” dedi. Telif haklarını da vurgu yapan Polat, “Telif hakkımız yok. Bunu halletmemiz gerek. Bunu istiyoruz. Mesleğinizi yürekten sevin. En önemlisi bu” şeklinde konuştu.

    Etkinlik katılımcıların sorularının yanıtlanmasıyla son buldu.