Etiket: Sektöründe

  • Tütün sektöründe ’yasa dışı ürün’ sıkıntısı

    Son bir senede tütün üreticileri ile yaptıkları sözleşmelerdeki ürünleri alamama sıkıntısı yaşadıklarını belirten Ege Tütün İhracatçıları Birliği (EİB) Başkan Yardımcısı Noyan Kazım Gürel, üreticinin yasa dışı çalışan tüccarlara ürün satmasından dolayı, piyasada tedarik zincirinin bozulduğunu belirtti.

    Ege Tütün İhracatçıları Birliğinin 2016 yılı Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı, Ege İhracatçı Birlikleri Konferans Salonunda gerçekleşti. Genel kurulda birliğin 2017 bütçesi oylanırken, 3 milyon 900 bin TL gelir bütçesi ve 3 milyon 900 bin TL’den gider bütçesinden oluşan denk bütçe oy birliğiyle kabul edildi. Genel kurul toplantısı sonrası tütün sektörü ile ilgili açıklamalarda bulunan ve Türkiye’de tütün üretimi ile ilgili bilgi veren Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Noyan Kazım Gürel, üreticiyle yaptıkları sözleşmelerden dolayı sön dönemde sıkıntı yaşadıklarını dile getirerek, “Son bir senede sıkıntılar yaşamaya başladık. Yaptığımız sözleşmedeki ürünleri tam alamama sıkıntımız var. Bizim sözleşme fiyatının çok üzerinde fiyat verip aşanlar oldu, onlarla rekabet edemiyoruz. Bu tamamen gayri resmi bir işlem, yasa dışı. Piyasada açık satılan tütünler var maalesef, oranları çok yüksek hiçbir kaydı yok. Devletin vergi kaybı çok. Üretici de kendi ayağına kurşun sıkıyor. Buradaki tehlike bu işten o kadar kar sağlıyorlar ki elde etikleri paralarla bütün tedarik zincirini bozuyorlar” ifadelerini kullandı.

    “Üretici sayısı düştü”

    Gürel, “Tekel’in devreden çıkmasından sonra tamamen arz talebe göre üretim yapmak zorundayız. Ona göre sözleşmeler yapıyoruz. Eskiden koçan sisteminde çok fazla bölünmüşlük vardı, herkeste koçan vardı. Biz, daha rantabl olması ve ellerinde daha fazla gelir kalması için onları toparlayıp üreticileri daha büyük partiler yapmaya teşvik ediyoruz. Buna bağlı üretici sayısı tabii ki düştü” dedi.

    “Türkiye 1 numara”

    Üreticiyle daha yakın çalıştıklarını belirten Gürel, “Onlara bilgi aktarıyoruz. Onlarla bir paydaş gibi çalışıyoruz. Sürekliliği sağlamaya çalışıyoruz. Bunu da en iyi kalitede yapmaya çalışıyoruz. Türkiye oryantal tütünde 1 numarada. Bunu da korumamız lazım. Rakiplerimiz aportta bekliyor, buna izin vermememiz lazım” diye konuştu.

    “Kaçak tütün Batı’ya kayıyor”

    Sigara sanayinin Türkiye’de vergi tahsilatının ayağı gibi çalıştığını ifade eden Gürel şöyle devam etti:

    “Oraya giden her kilo vergi kaybı çalışanların ekmeğiyle oynamak demektir. Onları mahkemeye vermeyi yasal yollara başvurmayı düşünüyoruz. Üreticiye ihtiyacımız var. Üreticiyi çok fazla da kızdırmak istemiyoruz. Bir kontrat yapıyorsanız onun karşılığını vermeniz lazım. Eskiden doğuda olurdu yasa dışı tütün işleri daha çok, şimdi parasal olarak güçlendikçe batıya doğru kayıyor.”

    “3 milyon kilogram tütün yasa dışı satıldı”

    Köylere sigaraların sarıldığı boş tüplerin satışına izin verildiğini ve bunun köylerde ticaret haline geldiğini belirten Gürel, şunları söyledi:

    “Üzerlerinde bandrol de var. Bunlar tamamen vergi kaybı ve yasak esasında. Bu yıl aşağı yukarı 2-3 milyon kilo tütün TPDK’ya kaydı olmadan yasa dışı şekilde tüccarlara satıldı. Biz mevcut yasaların uygulanmasını ve denetimlerin yapılmasını istiyoruz.”

    “Ekonomik avantajımızı kaptırmayalım”

    Türkiye’de yetişen tütünün, özellikle de İzmir tütününün özel bir ürün olduğunu, bunu korumak ve sürdürülebilirliğini sağlamak gerektiğini dile getiren Gürel, “Tütün sektörü esasında sağlığa zararlı bir sektör ama sorumluluk taşıyan bir sektör. Bilinçlendirme açısından doğruyu yapmaya çalışıyoruz. Her açıdan doğruyu yapmaya çalışıyoruz. Dünya Çalışma Örgütü ile beraber çalışıyoruz. Bu çok güzel giden bir ilişki. Tütün sektöründe tarımsal ekonomide 1 numara genelde. Tütünü bitirdiğiniz zaman onun yerine gelecek ürün henüz bulunamadı, hem vergi hem de üreticinin geliri anlamında. Özellikle Türk tipi tütün zengin toprak istemiyor, dağ eteğinde yaşadığı stresten dolayı bitki daha iyi aroma alıyor. Dünya Sağlık Örgütü çalışmalar yapıyor sigara ile ilgili ama bizim de kendi menfaatlerimizi çöpe atmamamız lazım. Bizim ekonomik avantajımız var ülke olarak, bunu göz önünde alarak savunma yapmamız lazım. Bu ekonomik avantajı başkasına kaptırmamamız” dedi.

    “İleriye dönük tehlike arttı”

    Ege Tütün İhracatçıları Birliği Başkan Yardımcısı Ömer Celal Umur ise yasa dışı tütün konusundaki endişelerinin daha önce de olduğunu fakat bu sene bu endişelerin daha da arttığını dile getirerek, “Bu şu demek. Bu işi yapanlar para kazanıyor. Bu da ileriye dönük tehlikeyi artırıyor” ifadelerini kullandı.

  • Enerji sektöründe küresel olarak işlem değeri yüzde 4 düştü

    Enerji sektöründe küresel olarak işlem değeri bir önceki yıla göre yüzde 4 gerileyerek 192,3 milyar dolar oldu.

    Uluslararası denetim ve danışmanlık şirketi EY,Enerji Sektörü İşlem ve Trendleri: 2016 Değerlendirmesi ve 2017 Görünümü Raporu’nun sonuçlarını açıkladı. Rapora göre enerji sektöründe küresel olarak işlem değeri bir önceki yıla göre yüzde 4 gerileyerek 192,3 milyar dolar oldu. 2015 yılında toplam işlem değeri 200 milyar dolar seviyesindeydi. Yatırımcıların gelirlerindeki istikrar bekleyişi regülasyona ( PPA, PPP, satın alma fiyat garantileri vb.) tabi varlıklara yönelik ilgiyi artırdı. Regülasyona tabi varlıklar 2016 yılında gerçekleştirilen işlemlerin yüzde 46’sını (89,3 milyar dolar) oluşturdu. Yenilenebilir enerji varlıklarına olan ilgi ise yüksek seyrini korudu. Geçtiğimiz yıl yenilenebilir enerjide işlem değeri 28,4 milyar dolar seviyesinde gerçekleşirken, bu işlemlerden 10’unun milyar doların üzerinde işlemler olduğu görüldü. Amerika kıtasında gerçekleştirilen 46 yenilenebilir enerji satın alma işleminin toplam değeri ise 8,3 milyar dolar oldu. Dünyanın en büyük elektrik firmalarının depolama alanı başta olmak üzere yeni enerji teknolojilerine yatırım yapmaları geçtiğimiz yılın en öne çıkan trendlerinden birini oluşturdu. Her ne kadar küçük çaplı olsa da, 2016 yılında depolama, akıllı ölçüm ve elektrikli taşıt şarj istasyonları gibi yeni enerji teknolojilerine yönelik bir eğilim gözlemlendi. Enel, Innogy ve National Grid gibi firmalar bu kapsamda gerçekleştirdikleri işlemlerle ön plana çıktı. Yeni enerji teknolojilerine yönelik işlemler 899 milyon dolara ulaştı.

    Rapor ile ilgili değerlendirmede bulunanEY Türkiye Enerji Sektörü Lideri Erkan Baykuş, “Yatırımcılar, toptan fiyatlardaki düşük seyrin etkisi ve gelişmiş pazarlardaki arz fazlası gibi sebeplerle zor seçimler yapmak durumunda kalıyor. Özellikle Avrupa piyasasında üretim varlıklarındaki değer düşüşleri sürerken, yatırımcı ilgisi daha çok yeni enerji teknolojileri ve iletim-dağıtım varlıkları ile istikrarlı gelir sağlayan satın alma garantili regülasyona tabi varlıklara kayıyor. Hala üretim açığı olan Asya Pasifik ve Afrika piyasaları ise üreticiler için cazibesini koruyor. Enerji de gelecek özellikle yeni enerji teknoloji ve özellikle elektrik araç şarj istasyonları ve depolama tarafında olacak gibi görünüyor” dedi.

    Avrupa’da işlemler 4 yılın zirvesinde

    Avrupa elektrik piyasasında toplam işlem değeri 2016’da 51 milyar dolar ile 2012 yılından bu yana en yüksek seviyeye ulaştı. İşlemler özellikle yılın son çeyreğinde ivmelenerek 27,8 milyar dolara ulaştı. Son çeyrekte gerçekleşen bu işlem hacmi 2016 yılı toplamının yarısından fazlası. Bölgede 22,7 milyar dolar tutarında iletim – dağıtım işlemi gerçekleşti. İletim-dağıtım işlemlerini dikkate almadığımızda ise, üretim ve yenilenebilir enerji işlem hacmi 2015 yılına kıyasla yüzde 7 oranında düştü. Baykuş konuya ilişkin olarak, “Avrupa’da ciddi bir arz fazlası var. Son beş yılda toptan elektrik fiyatları nerdeyse yarı yarıya düşmüş durumda. Büyük global yatırımcılar özellikle konvansiyonel üretimden çekilerek, yenilenebilir enerji, enerji teknolojileri ve iletim-dağıtım tarafında daha aktif olmaya çalışıyor. Global yatırımcıların kısa vadede Avrupa’da elektrik üretimine ilgisinin artmasını beklemek gerçekçi olmayacak. İlgi Asya-Pasifik ve gelişmekte olan piyasalara yoğunlaşacak demek yanıltıcı olmaz” diye konuştu.

    ABD’de belirsizlikler beklentileri olumsuz yönde etkiliyor

    Amerika elektrik piyasası 2016 işlem hacmi son altı yılın en yüksek seviyesinde 99 milyar dolar olarak gerçekleşti. Toplam işlem hacminin büyük bölümü yılın ilk çeyreğinde gerçekleştirilen işlemlerden oluştu.

    Özellikle faiz beklentileri 2017 yılında işlem hacmini olumsuz yönde etkileyebilir. Benzer şekilde ülkenin enerji politika değişikliklerinin işlem hacmine muhtemel etkileri konusundaki belirsizlik hala devam ediyor.

    Yatırımcının gözdesi Asya-Pasifik

    Asya-Pasifik bölgesinde elektrik piyasası işlemleri 2016’nın dördüncü çeyreğinde ilk üç çeyrek toplamına kıyasla (5,7 milyar dolar) 4 kat yükselerek 23 milyar dolar oldu. Bölgede gerçekleşen enerji işlemlerinin yüzde 55’ini (12,7 milyar dolar) iletim ve dağıtım varlıklarına ilişkin işlemler oluşturdu. Konuyla ilgili olarak Erkan Baykuş, “Asya Pasifik yatırımcılara değişik alanlarda yatırım olanakları sunan aktif bir pazar olarak dikkatimizi çekiyor. Bölgedeki üretim açığı dikkate alındığında hem yenilenebilir hem de konvansiyonel üretim fırsatları olduğunu söyleyebiliriz. 2017 ve sonrasında Avrupa ve Amerika’dan yatırımcıların bölgeye ilgisinin artarak sürmesini bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

  • Türkiye ve Tunus zeytin-zeytinyağı sektöründe işbirliğine gidiyor

    Zeytinyağı üretiminde Avrupa Birliği ülkeleri İspanya, İtalya ve Yunanistan’dan sonra dünyanın en fazla zeytinyağı üreten iki ülkesi olan Türkiye ve Tunus zeytincilik sektöründe işbirliği kararı aldı. Türk ve Tunuslu ihracatçılar işbirliğinde dünyaya daha katma değerli ihracat yapacak kazanan Türk ve Tunuslu ihracatçı ve üretici olacak.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı ve Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı Başkanlığı (TİKA) işbirliğinde, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) koordinasyonunda ve Ege Zeytin ve Zeytinyağı İhracatçıları Birliği’nin (EZZİB) katkıları ile 13 kişilik Tunus Zeytin Üreticileri Heyeti ve Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) Başkanı Ümmühan Tibet, Ege İhracatçı Birlikleri hizmet binasında EZZİB Yönetim Kurulu Üyeleri ile bir araya geldi.

    Türkiye ve Tunus’un dünya zeytin ve zeytinyağı üretiminin yüzde 15’ini karşıladığı bilgisini paylaşan EZZİB Başkanı Davut Er, Zeytinin anavatanının Anadolu olduğunu, Anadolu’da zeytin tarımının 6 bin yılı aşan bir tarihinin bulunduğunu, Dost ve Kardeş Tunuslu Zeytin-Zeytinyağı üreticisi ve ihracatçılarıyla işbirliği yapmak istediklerini anlattı. Er, zeytin ağacının her yıl aynı seviyede ürün vermediğini, iki ülkenin işbirliği yaparak ihraç pazarlarındaki konumlarını güçlü tutabileceklerine dikkati çekti.

    “Türkiye başarılı yıllara geri dönüyor”

    Türkiye’nin son 10 yıllık sofralık zeytin ihracat ortalamasının 75 bin ton, zeytinyağı ihracat ortalamasının ise 33 bin ton olduğuna işaret eden Er, ” 2015/16 sezonunda sofralık zeytin ihracatımız 58 bin 500 ton’da, zeytinyağı ihracatı ise 12 bin 754 ton seviyesinde kaldı. Bu seviye son yılların en düşük düzeyde gerçekleşti. İnşallah, içinde bulunduğumuz 2016/17 ihraç sezonunda, 10 yıllık ihracat ortalamalarını yakalayacağız. Sezonun geride kalan diliminde yaptığımız ihracat rakamları bu hedefimizi tutturacağımızı gösteriyor” diye konuştu.

    “Türkiye’de 41 ilde zeytincilik yapılıyor”

    Türkiye’nin Ege, Marmara, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde, toplam 41 vilayette zeytin üretimi yapıldığı bilgisini paylaşan Er, ” Ülkemizde Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığınca tescilli toplam 90 adet yerli zeytin türü bulunmakta. Tescilli olmayanlarla beraber 200’den fazla zeytin çeşidi mevcut. Üretici sayımız ise 500 bin civarında. 2016 ürün yılında sofralık zeytin üretimimiz 430 bin ton, zeytinyağı üretimimiz ise 177 bin ton düzeyinde. Bu rakamlar, son 3 yılda elde edilen ürünlerin üzerinde” dedi.

    Türkiye’de, son 12 yılda zeytin ağacı varlığının 90 milyondan 170 milyona çıktığı bilgisini paylaşan EZZİB Başkanı Er sözlerini şöyle tamamladı:

    “Yeni dikilen ağaçlarımızın da ürün vermesiyle birlikte 2023 yılında 1.2 milyon ton sofralık zeytin, 650 bin ton da zeytinyağı üretmeyi hedefliyoruz. Böylece, en fazla sofralık zeytin ihraç eden ülke olurken zeytin yağında da ikinci ülke durumuna geleceğiz.”

    “Zeytincilik sektörü Tunus’ta çok önemli”

    Zeytin sektörünün Tunus’ta önemli bir rol oynadığını belirten Tunus Tarımsal Kalkınma Bölge Ofisi, Bitki Üretim Birimi Müdür Yardımcısı Ouled Seghaier Majid, zeytinciliği daha ileri taşımak istediklerini, halihazırda bulunan toplam 6 milyon hektarlık arazilerinde 86 milyon zeytin ağacı varlığına sahip olduklarını ifade etti.

    Zeytin üretiminde Türkiye’den sonra dördüncü olduklarını, son 10 yılda ortalama yıllık 180 bin ton zeytinyağı ürettiklerini dile getiren Majid, “Tunus’ta 300 civarı zeytinyağı ihracatçısı firmamız var. Dünya genelinde ihracatçılarla işbirliği yapmak istiyoruz. İşbirliğimizin Türk ihracatçılarla olmasına büyük önem veriyoruz. İki ülke işbirliği yaptığı takdirde daha katma değerli ihracat yapmanın yolunu birlikte bulabiliriz” diye konuştu.

    Tunus heyetinde, Tunus Ulusal Yağ Ofisi, Devlet Arazi Divanı, Zeytin Çoğaltma Merkezi gibi bir çok ilgili kurum yetkilileri yer aldı.

  • Organik sektöründe ihracat hedefi 2.5 milyar dolar

    Türk organik sektörü, dünyanın en büyük organik ürünler fuarı kabul edilen Biofach Organik Ürünler Fuarı’na katıldı. Sektör, yıllık 400 milyon dolar seviyesindeki ihracatını uluslararası fuarlara katılarak 2023 yılında 2.5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor.

    Bu yıl 28. kez düzenlenen Biofach Organik Ürünler Fuarı’na Türkiye’de organik sektöründe koordinatör ihracatçı birliği olan Ege İhracatçı Birliklerinin (EİB) Milli Katılım Organizasyonu ile 20 firma katılırken, bireysel katılımlarla Türkiye, 32 firma ile temsil edildi. Türk organik sektörünün BioFach Fuarına tarihi bir katılım gösterdiğini belirten Ege İhracatçı Birlikleri Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu, fuar idaresi ile Türkiye’nin 418 metrekare olan standının büyütülmesi için görüştüklerini, önümüzdeki yıl Türkiye standının yüzde 10 civarında büyütülmesini beklediklerini kaydetti.

    Organik sektöründe ihracat hedefi 2.5 milyar dolar

    Dünya genelinde organik ürün tüketiminin her yıl katlanarak arttığına işaret eden Tarakçıoğlu, “Türk organik sektörü, BioFach Fuarı’na özel bir hazırlık yapıyor. Türk organik sektörü yıllık 400 milyon dolar seviyesindeki ihracatını, uluslararası fuarlara katılarak 2023 yılında 2.5 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. BioFach Fuarı’nı bu anlamda çok önemsiyoruz” diye konuştu.

    “Organik kuru meyvede dünya lideriyiz”

    Türk şirketlerinin, fuarda gördükleri ilgiden oldukça memnun oldukları bilgisini veren EİB Koordinatör Başkan Yardımcısı Nurettin Tarakçıoğlu şöyle devam etti:

    “Türkiye organik meyve konusunda dünyanın önde gelen ülkeleri arasında. Organik ürün yelpazemizi geliştirmek ve ihracatı artırmak için çaba gösteriyoruz. Dünya organik gıda ihracatı 70 milyar dolarları geçmiş durumda. Kuru meyve işinde dünyada lider konumundayız. Üzüm, kayısı, incir ve fındık üretiminde dünyada bir numarayız. Ürün çeşitliliğine baktığımızda dondurulmuş organik gıda ürünleri, fındık gibi çerezler, bakliyat ürünleri, baharatlar, yağ ürünlerimiz, çay ürünlerimiz, un ürünlerimiz her geçen gün Türkiye’nin güçlü olduğu kalemlerde organik ürünlerde de ürünlerimiz artıyor. Devletimizin de bu konuda yaklaşık 25 yıldır uyguladığı organik tarıma destek programları bulunuyor.”

    “Organik bilinç gerektiriyor”

    Dünya’da organik tarımda büyümüş ülkelerin organik sektörlerinin arkasında hep devlet ve hükümet politikalarının olduğuna işaret eden Tarakçıoğlu sözlerini şöyle tamamladı:

    “Organik ürünleri kendi pazarında büyütemeyenlerin ihracatını yapabilmesi mümkün değildir. Önce kendi mevcut pazarınızda gerekli çeşitliliği, ürün sağlığını yerine getireceksiniz, sonra bunu dış pazara açabileceksiniz. Bunu kendi ülkemizde çözmemiz gerekiyor. Bu da tamamen bir bilinç olayıdır. Organik tüketicilik organik bilinç gerektiriyor. Bunun için çalışma yapmalıyız organik bir ürün sağlıklı bir toplum ve gelecek nesiller demektir.”

    50 bin kişi ziyaret etti

    Fuarda organik ürünler sergilenirken, doğal ürünlerin geleceği, yenilikler konulu seminer ve konferanslar ilgi çekti. Organik gıda ürünleri, organik hammadde ve yarı hazır ürünler, organik sebze ve meyve ürünleri, organik et, süt ve balık ürünleri, organik baharatlar, organik hazırlanmış yiyecek ve kolaylık ürünler, organik dondurulmuş gıda, organik sağlık, gıda ve şarküteri, organik bebek maması, organik içecek, tarımsal kaynakları ve işleme, seedlings ve tohum, doğal böcek ilacı ve bitki ürünleri koruma, toprak improvers, hayvan yetiştiriciliği ve beslemeleri, hizmetler organik sanayi, dernekler, sertifika ve kontrol hizmetleri, pazarlama ve yönetim danışmanlığı gibi organik gıdanın bütün yönleri fuarda yer aldı. BioFach Organik Ürünler Fuarı’nda; 88 ülkeden 2 bin 785 firma stantlarında ürünlerini dünya piyasalarına sunarken, 47 bin 543 metrekarelik bir alanda düzenlenen fuarı 50 bine yakın kişi ziyaret etti.

  • Bursa raylı sistemler sektöründe hedef pazar Avusturya

    Ekonomi Bakanlığı destekleriyle Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) tarafından yürütülen Raylı Sistemler UR-GE Projesi’nde ilk yurt dışı pazarlama faaliyeti Avusturya’nın başkenti Viyana’da gerçekleştirildi.

    Bursa Raylı Sistemler Sektöründe Uluslararası Rekabetçiliğin Geliştirilmesi (UR-GE) Projesi kapsamında, Bursa Raylı Sistemler Kümelenmesi (BURAY), hedef pazar olarak belirlediği Avusturya’ya hızlı bir giriş yaptı. BTSO Genel Sekreter Yardımcısı Mehmet Akif Altan, BURAY Başkanı Taha Aydın ve 14 farklı firmadan 23 katılımcının yer aldığı BTSO heyeti, Siemens ve Bombardier firmalarının Viyana’daki üretim tesislerini de yerinde inceledi.

    Programın ilk gününde firmalar, Avusturya Ekonomi Odasında düzenlenen etkinlikte Avusturya Devlet Demiryolları ve Demiryolları Sanayiciler Birliği yetkilileriyle bir araya geldi. 450 bin üyeye sahip olan Avusturya Ekonomi Odasının Güneydoğu Avrupa Sorumlusu Konstantin Bekos tarafından ağırlanan firmalar, gerçekleştirilen toplantının ardından Avusturya Demiryolları Sanayicileri Birliği Genel Müdürü Ronald Chodazs, Avusturya Devlet Demiryolları Ar-Ge sorumlusu Wolfgang Zottl ve Satın Alma sorumlusu Stefan Braun ile ikili iş görüşmeleri gerçekleştirdi.

    Siemens Satış Müdürü Christoph Masopust ve Satın Alma sorumlusu Manuel Harms ile Bombardier Hafif Raylı Taşıtlar Bölüm Müdürü Marcus Pfaff ve Satın Alma ve Tedarik Zinciri Müdürü Andreas Tober ile görüşen firmalar, yeni iş birlikleri konusunda önemli mesafeler katetti.

    Bursa’nın sanayideki tecrübesinin yüksek seviyede olduğunu ifade eden Siemens ve Bombardier yetkilileri, Bursalı firmalarla iş birliği gerçekleştirmek istediklerini söyledi. Siemens’in hedefleri hakkında konuşan Satış Müdürü Christoph Masopust, Siemens’in Viyana’daki üretimini destekleyecek yeni bir yatırım arayışında olduğunu belirtti. Masopust, “Buradaki tesisimizde bin 200 işçiyle yılda 450’ye yakın araç gövdesinin üretimini gerçekleştiriyoruz. Çok kaliteli bir mühendislik yapısına sahibiz. Ancak avronun yükselişi ve diğer sebeplerden ötürü tesisimiz rekabetçiliğini kaybetmeye başladı. Bu fabrikadaki üretimimize destek olacak yurt dışında yeni bir yatırım yapmayı amaçlıyoruz” dedi.

    Türkiye’de gelişen altyapı çalışmalarıyla birlikte raylı sistemler sektöründe önemli bir yerli tedarikçi havuzu oluştuğunu belirten Masopust, Bursa’nın da önemli bir potansiyeli olduğunu kaydetti. Bursa’nın ciddi bir sanayi geçmişi olduğunu dile getiren Masopust, “Otomotivin baskıcı üretim hızına alışkın bir şehir Bursa. Raylı sistemler sektöründe de gerçekten önemli bir pazara sahip. Aslında biz Bursalı firmaları bulmak istiyorduk ancak sizler buraya kadar geldiniz. Bu da bizi çok mutlu etti” diye konuştu.

    İstanbul’daki metro ihalesi başta olmak üzere tüm projelerde Türkiye Cumhuriyeti hükümeti tarafından yüzde 51 yerlilik şartı getirildiğini hatırlatan Masopust, bu yüzden yerli tedarikçiye fazlasıyla ihtiyaç duyduklarını söyledi. Türkiye’ye ilk etapta 80 milyon avro yatırım yapacaklarını ifade eden Masopust, yerli tedarikçilerden tüm yurt dışı projelerinde de faydalanmak istediklerini sözlerine ekledi.

    Bursa’yı yakından takip ettiklerini belirten Bombardier Hafif Raylı Taşıtlar Bölüm Müdürü Marcus Pfaff ise halihazırda Bursa’da işbirliği gerçekleştirdikleri firmalar olduğunu söyledi. Türkiye’deki projelerin sayısının gün geçtikçe arttığını belirten Pfaff, yerlilik şartı getirilmesinin Türk sanayisine ve mühendisliğine olumlu yansıyacağını ifade etti. Bombardier olarak yatırım ortağı arayışında olduklarını kaydeden Pfaff, Bursalı firmalarla yeni iş birliklerine açık olduklarını da sözlerine ekledi.