Etiket: Sektörleri

  • Makine Ve Otomotiv Sektörleri BTSO’da Ele Alındı

    Bursa Ticaret ve Sanayi Odası Meclis Başkanı Remzi Topuk, BTSO olarak en önemli hedeflerinin Bursa’yı kendi markalarıyla dünya çapında öne çıkan bir merkez haline getirmek olduğunu söyledi.

    Türkiye’deki oda ve borsalar arasında ilk kez BTSO tarafından hayata geçirilen sektörel konsey yapılanması, şehir ve ülke ekonomisine değer katan çalışmalarını sürdürüyor. Bursa sanayiinin en önemli dişlilerinden olan makine ve otomotiv sektörlerinin yol haritası ‘Makine ve Otomotiv Konseyleri Müşterek Komite Toplantısı’nda masaya yatırıldı. Toplantıya BTSO Meclis Başkanı Remzi Topuk, BTSO Projeler ve Kümelenme Koordinatörü Mustafa Hatipoğlu, Eve Group akredite firması Genel Müdürü Eray Ütücü, Uludağ Üniversitesi Teknik Bilimler Meslek Yüksekokulu Öğretim Görevlisi Cafer Kaplan ve sektör temsilcileri katıldı.

    BTSO olarak sektörlerin geleceğine yön verecek adımlar attıklarını söyleyen Topuk, en önemli hedeflerinin Bursa’yı kendi markalarıyla dünya çapında öne çıkan bir merkez haline getirmek olduğunu söyledi. Bu anlamda şehrin ortak aklını harekete geçirerek sektörel konsey yapılanmasını hayata geçirdiklerini hatırlatan Topuk, “Bursa, Türkiye’nin sanayi, üretim ve ihracat merkezidir. Bursa’yı sanayide güçlü kılan sektörlerimizin başında da otomotiv ve makine sektörleri gelmektedir. Bizler de BTSO olarak otomotiv ve makine konseyini hayata geçirerek Bursa’ya değer katacak birbirinden önemli çalışmalara imza atıyoruz. Her iki konseyimizde yer alan meclis ve komite üyelerimize, akademisyenlerimize, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşları temsilcilerimize Bursa’ya değer katan çalışmaları için teşekkür ediyorum ” dedi.

    Otomotiv ve makine sektörlerinin üretim miktarı ve kalite olarak hem iç piyasaya hem de uluslararası pazarlarda rekabet gücüne ulaştığını söyleyen Remzi Topuk konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “BTSO olarak firmalarımıza uluslararası rekabette fayda sağlayacak olan TEKSOSAB projemizin kuruluş işlemlerini tamamladık. Bursa’mızın gelecek 50 yılına yön verecek olan TEKNOSAB, liman, demiryolu ve karayolu entegrasyonu, lojistik köyü ve modern altyapısı ile önemli bir merkez olacak. Ulaşım imkanları ve katma değerli üretim modeliyle TEKNOSAB, yüksek teknolojili yatırımların da merkezi haline gelecek.”

    AMERİKA PAZARINA AÇILMAK İSTEYEN FİRMALARA FIRSATLAR ANLATILDI

    Ekonomi Bakanlığı tarafından firmaların uluslararası pazara girişte dağıtım kanallarına doğrudan girmeye imkan sağlayacak desteklerin verildiği Türk ticaret merkezleri hakkında bilgilendirme yapıldı. Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanligina bagli, KOSGEB tarafindan akredite edilmiş Amerika’daki tek kurulus olan Eve Group Firması Genel Müdürü Eray Ütücü, ABD pazarına açılmayı hedefleyen firmalara danışmanlık ve organizasyon hizmetleri verdiklerini söyledi. Chicago Türk Ticaret Merkezi hakkında bilgi veren Ütücü, “ Bu merkez aracılığıyla ABD pazarına ihracatta Türk firmalarına ofis, mağaza, depo, pazarlama, satış ve dağıtım hizmetleri sunuluyor. Bu merkez sayesinde firmalar ABD’de firma kurmadan mağaza sahibi olabilme, ofis imkanı, ortak yönetim ve personelden yararlanma gibi fırsatlardan faydalanabiliyor” diye konuştu.

    Toplantıda ayrıca BTSO Projeler ve Kümelenme Koordinatörü Mustafa Hatipoğlu da BTSO çatısı altında faaliyet gösteren kümelenme gruplarının çalışmaları hakkında bilgi verdi.

  • “Eskişehir’de Geleceğin Sektörleri; Havacılık Ve Raylı Sistemlerde Türkiye Almanya İşbirliği” Sempozyumu

    Eskişehir’in ciddi rakamlarda ihracat yaptığına değinen ESO Başkanı Savaş Özaydemir ise, yakında Eskişehir’de helikopter yapılacağının da duyulacağını söyledi.

    Eskişehir Valiliği, Almanya Ekonomik Konseyi, Anadolu Üniversitesi, Eskişehir Sanayi Odası ve Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansının (BEBKA) işbirliği ile “Eskişehir’de Geleceğin Sektörleri; Havacılık ve Raylı Sistemlerde Türkiye Almanya İşbirliği” konulu sempozyum düzenlendi.

    Eskişehir Anadolu Üniversitesi’nde düzenlenen sempozyuma, Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, Anadolu Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Naci Gündoğan, Deutsche Bank Ekonomi Konseyi Yönetim Kurulu üyesi ve Almanya’nın ilk Türk Bakanı Aygül Özkan, AK Parti Eskişehir Milletvekili Harun Karacan, İl Emniyet Müdürü Mustafa Şahin, Eskişehir Sanayi Odası (ESO) Başkanı Savaş Özaydemir, Almanya Ekonomi Konseyi üyeleri ve çok sayıda şirketin yöneticileri katıldı.

    “ENDER ORTAKLIKLARDAN BİRİ TÜRKİYE-ALMANYA ORTAKLIĞIDIR”

    Eskişehir Valisi Güngör Azim Tuna, konuşmasında Türk-Alman işbirliğine değindi. İki ülke arasında etkin bir ticaretin var olduğunu belirten Vali Tuna, “Dünyada, sınırdaş ülke olmayıp da, çok güçlü ekonomik ve ticari bağlara sahip ender ortaklıklarından biri Türkiye-Almanya ortaklığıdır. Almanya yıllardır Türkiye’nin en büyük alıcısı ve tedarikçisi olmuştur. İki ülke arasında etkin bir ticaret yapılmaktadır. Tek bir ürün grubuna bağlılık bulunmamaktadır. Karşılıklı olarak binlerce çeşit malın alınması ve satılması söz konusudur. Türkiye’nin, Almanya’ya ihraç ettiği ürünler listesine bakıldığında, eskiden olduğu gibi iki sektöre yani tekstil-konfeksiyon ve tarım ürünlerine bağımlı olunmadığı; otomotiv, kimyevi maddeler, elektrik-elektronik, makine ve hatta demir-çelik sektörlerinin de dikkate değer rakamlara ulaştığı görülmektedir. 2014 yılı sonu itibariyle Türkiye’den Almanya’ya 15 milyar dolar ihracat yapılmış, Almanya’dan Türkiye’ye ise 22 milyar dolar ithalat gerçekleşmiştir. Yine Eskişehir’den Almanya’ya çoğunluğunu teknolojik ürünlerin oluşturduğu 108 milyon dolar ihracat gerçekleşmiştir” dedi.

    “EN KISA ZAMANDA İHALEYE ÇIKIP GEREKLİ CİHAZLARI ALACAĞIZ”

    Önemli bir toplantıya ev sahipliği yaptıklarından ötürü mutluluk duyduklarını dile getiren Anadolu Üniversitesi Prof. Dr. Naci Gündoğan, Eskişehir’in hem havacılığın hem de demiryollarının kalbi olduğunu anlattı. Anadolu Üniversitesi’nin hem havacılık hemde raylı sistemler konusunda eğitim veren bir üniversite konumunda olduğunu anlatan Rektör Gündoğan, “Türkiye’nin en eski ve en gelişmiş Havacılık ve Uzay Bilimleri Fakültesi, Anadolu Üniversitesi bünyesinde faaliyet gösteriyor. Bunun yanında çok gelişmiş bir mühendislik fakültemiz var. Tüm bunların yanında Anadolu Üniversitesi sadece havacılık ve raylı sistemler alanında eğitim vermekle yetinmiyor ve Ar-Ge faaliyetlerini de hızla sürdürüyor. Bunun en güzel örneği bundan yaklaşık 4 yıl önce Kalkınma Bakanlığı’ndan aldığımız iki tane mükkemmeliyet projesi. Şu anda projeler yürüyor. En kısa zamanda ihalelerine çıkarak gerekli cihazları alacağız” şeklinde konuştu.

    “YAKINDA ESKİŞEHİR’DE HELİKOPTER YAPILACAĞINI DA DUYACAKSINIZ”

    Eskişehir’in ciddi rakamlarda ihracat yaptığına değinen ESO Başkanı Savaş Özaydemir ise, yakında Eskişehir’de helikopter yapılacağının da duyulacağını söyledi. Eskişehir’in yüksek teknoloji ihracatının da yüksek olduğunu açıklayan Özaydemir, “Bugün Eskişehir’in yüksek teknoloji ihracatı fevkalade yüksektir; toplam ihracatımızın yüzde 15’i ileri teknoloji ürünlerinden oluşmaktadır. Havacılık ve Raylı Sistemlerde Eskişehir’in toplam ihracatı 400 milyon dolar seviyelerine ulaşmıştır. Yeni proje ve anlaşmalarla bu rakam katlanarak artacaktır. Neden olmasın, herhalde yakında Eskişehir’de helikopter yapılacağını da duyacaksınız. Bu sektörlerde uluslararası işbirlikleri çok kritik bir değere sahiptir. Yurtdışı sermayelerle ortaklıklar kurarak, onların birikimlerini alarak ilerlemek doğru olacaktır. Bugün otomobil sanayinde ulaştığımız noktaya da bu şekilde geldiğimizi unutmayalım. Eskişehir’de bu konuda potansiyelimiz yüksektir, iyi bir yatırım, hem de çalışma ortamımız var. Bunlar bizim önemli avantajlarımızdır” ifadelerini kullandı.

    “GÖRÜŞMELERDE İLGİ GERÇEKTEN ÇOK FAZLA”

    Deutsche Bank Ekonomi Konseyi Yönetim Kurulu üyesi ve Almanya’nın ilk Türk Bakanı olma özelliği taşıyan Aygül Özkan ise, Almanya’nın ilk defa yurtdışına bir sempozyum hazırlayarak gittiğini anlattı. Aygül, “Bu ilk sempozyum Eskişehir’e nasip oldu. Yakın bir samimiyet ile bizleri karşıladığınız için çok teşekkür ediyoruz. Türkiye gerçekten ekonomi konseyi için çok önemli bir ülkedir. 1990’lı yıllarda 500 iş adamı ve yatırımcı, Türkiye’ye yatırım yapmıştır. Bugün baktığınız zaman 6 binden fazla Alman şirketi, Alman işvereni Türkiye’ye yatırımla, verdiği özenle ve sağladığı iş alanıyla arkadaşlığı ve dostluğu göstermiştir. Bizim konseyimiz bundan iki sene önce bir karar aldı. Bu da çok pozitif bir karardı. Türkiye ve Almanya işbirliği ile ilgili ilgilenecek bir çalışma grubu, bir komisyon uygulattı. Bu komisyonun başkanlığını da ben üstlendim. Samimiyetimle söylüyorum, bugüne kadar yaptığımız görüşmelerde ilgi gerçekten çok fazla” diye konuştu.

  • Çin’in Çelik Piyasalarında Açtığı Tahribat Diğer Sektörleri De Tehdit Ediyor

    Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, Çin’in çelik piyasalarında açtığı tahribatın diğer sektörler için de tehlike arzettiğini söyledi.

    Bu yıl onuncusu düzenlenen SteelOrbis Çelik Konferansı “Çelik Piyasalarında Yeni Ufuklar”, İstanbul Marriott Hotel’de gerçekleştirildi. Türkiye’nin önde gelen çelik üreticisi Erdemir Grubu’nun desteğiyle gerçekleşen toplantıda, çelik sektöründen 400’ün üzerinde katılımcı yer aldı ve oturum aralarında bir araya gelerek sohbet etme fırsatı buldu.

    Konferansın birinci oturumunda Türkiye Çelik Üreticileri Derneği (TÇÜD) Genel Sekreteri Dr. Veysel Yayan, Türkiye’nin 2015 yılında ham çelik üretiminin 32 milyon mt’a ulaşmasın beklediklerini belirtti. Türkiye’nin Çin’den yaptığı ithalattaki artışa değinen Yayan, geçtiğimiz yıllarda yıllık tonajın 500.000 mt seviyelerinde seyrettiğini, ancak 2015’in ilk dokuz ayında Çin’den yapılan ithalatın 2 milyon mt’a çıktığını ve yılı 3 milyon mt ithalatla kapatmayı beklediklerini söyledi. Çin’in ticarette yol açtığı sorunun sadece çelik sektörüyle sınırlı kalmayacağı uyarısında bulunan Yayan, hiçbir ülkenin Çin’in bu tutumuna karşı sesiz kalmaması gerektiğini, Çin’in ise böylesine tahrip edici bir ticaretin kabul edilebilir bir ticaret şekli olmadığını anlaması gerektiğini belirtti.

    Oturumda Erdemir Grubu pazarlama ve satış direktörü Fatih Çıtak, sektörde arz-talep dengesizliği sorununun devam ettiğini söyledi. Çıtak, “Şu anda kapasite kullanım oranlarında sürdürülemez seviyelere gelmiş durumundayız. Önümüzdeki dönemde 150 milyon mt üzerinde kapasitenin devre dışı kalacağını ve böylelikle kapasite kullanım oranlarının yüzde 80’e çıkacağını düşünüyoruz” dedi.

    Dünya Çelik Birliği’nden (worldsteel) Barış Çiftçi ise Çin’in zirvesinin artık geride kaldığını ve büyüme modelinin değişmekte olduğunu vurguladı. Yatırımların Çin ekonomisinin yüzde 40’ından fazlasını oluşturduğunu belirten Çiftçi, ilave yatırımların cazibesi kalmadığı ifade ederek, “Çin büyüme modelini yatırımdan tüketime, üretimini ise ağır sanayiden başka sanayi kollarına ve servis sektörüne çevirmeye çalışacak” dedi.

    Çin’de ekonomik büyüme hızı düşerken, Rusya’nın çelik üretimi artacak

    Konferansın ikinci oturumunda, Çin Demir Çelik Birliği’den (CISA) Miaomiao Bai, MMK Rusya iş geliştirme ve performans yönetimi direktörü Maxim Lapin ve ekonomi yorumcusu, gazeteci Emin Çapa yer aldı. Bai, Çin ekonomisinin büyüme hızının yüksek hızlıdan orta hızlıya döndüğünü ve yıllık GSYİH’nin büyüme oranının yüzde 10’dan yüzde 6-8 seviyesine düştüğünü, bu oranların Çin’in yeni normalinin en önemli özelliklerine işaret ettiğini söyledi. Lapin ise Rus çelik üreticilerinin 2018 yılına kadar yeni çelik üretim ve işleme tesislerini sektöre tanıtacaklarını söyledi. Lapin, bu kapsamda, MMK dahil, birkaç Rus üreticinin 2018 yılına kadar kaplamalı çelik üretimini 2,7 milyon mt, ham çelik üretimlerini 4,1 milyon mt ve uzun çelik üretimlerini 3,5 milyon mt civarında artırmalarının beklendiğini belirtti.

    Oturumda Emin Çapa ise katılımcılarla yeni dünya ekonomisindeki değişkenleri ve krizlerin neden ortaya çıktığı konularındaki görüşlerini paylaştı. FED’in dünya piyasalarına verdiği 3,9 trilyon $’ın bir kısmını gelecek dönemde geri almasının piyasalara ciddi bir etkisi olacağını belirtti.

    CEVHER FİYATLARINDAKİ DÜŞÜŞ KARLILIK GETİRMEDİ

    Konferansın öğleden sonraki bölümünde gerçekleşen birinci panelde, Erdemir Grubu demirli malzemeler alım direktörü Murat Demirci, Bilecik Demir Çelik genel müdürü Muammer Bilgiç ve NAB Holding demir çelik grubu başkanı Çetin Kaya hammadde maliyetlerindeki gelişmeler ve üreticilerin önündeki alternatifler konularında görüş belirttiler. Murat Demirci, 2016 yılında 45-55$/mt aralığında olacağı tahmin edilen cevher fiyatının, 2017-18 döneminde kademeli olarak yükseleceğinin öngörüldüğünü ifade ederek, şu an cevher düşük seviyelerde olmasına rağmen nihai mamul fiyatları üretim maliyetlerinin altında kaldığı için tesislerin yüzde 90’ının kar etmediğini söyledi. Muammer Bilgiç ise, dünyada cevherden üretimin azaldığına ve elektrik ark ocaklı üretimin arttığına işaret ederek, bu durumun hurda bulunabilirliğiyle bağlantılı olduğunu belirtti. Hurda fiyatlarında bu sene görülen düşüşün nedeninin Türkiye’deki talebin daralması olduğunun altını çizen Bilgiç, dünyanın en büyük hurda ithalatçısı olarak Türkiye’nin pazarın denetlenmesinde gücünü yeteri kadar gösteremediğini söyledi. Diğer yandan Çetin Kaya, Türk üreticilerin Çin ile olan rekabetinde belirleyici faktörün teknolojik dönüşüm olduğunu vurgulayarak, Türkiye’nin bugüne kadar devlet destekleri ve koruma önlemleriyle bir yere varamadığını ve bu gibi destekler nedeniyle ihracat pazarlarında soruşturmalara maruz kaldığını ifade etti.

    Çelik kullanan sektörlerde gelişmeler ve beklentilerin masaya yatırıldığı ikinci panelde ise, Teknik Yapı genel müdürü Nazmi Durbakayım, inşaat sektöründe kullanılan çelik mamulleri makul fiyatlardan tedarik edebilmeleri halinde, inşaatlarda çelik kullanımının artacağını ve betonarme yapıların yerini alacağını ifade etti. Borusan Mannesmann başkan yardımcısı Taylan Karagül ise, hat borusu üretimi ve ihracatında standartların sürekli yükseldiğini ve çelik mamul tedarik edebildikleri sayılı üretici olduğunu belirterek, yerli çelik üreticileriyle çalışmak istemelerine rağmen teknik sebeplerden dolayı bunun pek mümkün olmadığını söyledi.

    Panelde otomotiv sektörünü temsil eden Ford Otosan tedarik zinciri müdürü Gökhan Karadeniz, hafif olduğu kadar dayanıklı ve düşük emisyonlu araçlar üretebilmek için kullanılan tekniklerin değiştiğine dikkat çekti. Karadeniz, otomotivde 2.100 mm genişlikte saca ihtiyaç duyduklarını ve bu sacın çelik tüketimlerin yüzde 45’ini oluşturduğunu fakat yurt içinde en fazla 1.500 mm kalınlığında sac bulabildiklerini de sözlerine ekledi. Son olarak Borçelik ile Kerim Çelik genel müdürü Kerem Çakır, pazar paylarını artırmak için yeni ürünler çıkarmaya çalıştıklarını belirterek, otomotiv sektörüne tedarik ettikleri çelik mamuller içinde yeni nesil çeliklerin payının yüzde 70 seviyesine çıktığına dikkat çekti.

    Panellerin ardından, KONDA Araştırma ve Danışmanlık genel müdürü Bekir Ağırdır, Türkiye ve dünyada son dönem ekonomik ve siyasi gelişmeleri değerlendirirken, Türkiye’de 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinin sonuçları arasındaki farkları örnek vererek, toplumda karar alma biçimlerinin sosyoekonomik şartlara göre değiştiğini istatistiki verilerle ortaya koydu.