Etiket: “Şekerli

  • Şekerli reklam panoları çocukların ilgi odağı oldu

    Geçen yıl Kurban Bayramı’nda Bilecik’in Bozüyük ilçesinde başlatılan ve çocuklara bayram şekeri ikram edilen şekerli reklam billboardları, bu yıl da çocukların ilgi odağı oldu.

    Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı’nın talimatları ile bayram öncesinde reklam billboardları hazırlanarak, üzerine görevliler tarafından şekerler yerleştirildi. Ramazan Bayramı’nın ilk gününde çocuklarla buluşturulan şekerli reklam billboardları, ilçede yaşayan binlerce çocuğu sevindirdi. Çocuklara bayram sürprizi olarak hazırlanan şekerler, 9 mahallenin merkezi bölgelerine yerleştirilirken, eksilen şekerler de gün boyu yenilendi. Geçen yıl özellikle çocuklar tarafından yoğun ilgi gören ve sevinçle karşılanan bayram şekerleri panolarına, bu yıl sabah erken saatlerde gelen minikler bayramın ilk şekerlerini büyük bir sevinçle bu billboardlardan aldı. Yeşilkent Mahallesi’nde çocuklar için özel olarak hazırlanan şekerli reklam billboardlarda Belediye Başkanı Fatih Bakıcı, çocuklara şeker ikram ederek herkesin bayramını kutladı.

    “Bir çocuğun yüzünün gülmesi dünyanın gülmesi anlamına geliyor”

    Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı, birlik ve beraberlik vurgusu yapıp, bayramların çok özel günler olduğunu, geçen yıl olduğu gibi bu yıl da bayramda çocukların yüzünü güldürebilmek amacıyla ilçe genelinde toplam 30 bin adet şeker dağıtıldığını belirterek, “Bir çocuğun yüzünün gülmesi belki dünyanın gülmesi anlamına geliyor. Ramazan Bayramının da bir özelliği olarak çocuklarımıza billboardlarımızdan şeker ikram edelim istedik. Yaptığımız etkinlikte önemli olan zengini, fakiri ayırım yapmaksızın herkesin buradan gelip, istediği gibi yararlanabilmesiydi. Sosyal belediyecilik anlayışının bir gereği olarak hizmet bizim için her aşamada çok önemli ve bizler çocuklarımıza son derece önem veren bir anlayışla hareket ediyoruz. Düzenlediğimiz etkinlikle, bu bayramda da çocuklarımızın yüzünün gülmesini sağlamaya çalıştık. İlçe genelinde vatandaşlarımız ile görüştüğümüzde bu çalışmamızdan dolayı çok olumlu tepkiler aldık” dedi.

    “Çocuklarımız için güzel bir bayram sürprizi oldu”

    Ayrıca hazırlanan şekerli reklam billboardları sadece çocukların değil, her yaşta insanın ilgi odağı olurken, şekerleri kimileri torunları için, kimileri çocukları için, kimileri de kardeşleri için aldı. Özellikle çocuklar tarafından sevinçle karşılanan bayram şekerleri panosu vatandaşlar tarafından da beğeni kazandı. Yapılan uygulama için Bozüyük Belediye Başkanı Fatih Bakıcı’ya teşekkür eden vatandaşlar, “Bu güzel uygulama ile çocuklarımızın bayram kutlamasına ayrı bir güzellik kattınız. Çocuklarımız için güzel bir bayram sürprizi oldu” dedi.

  • Şekerli Ürünler İhracatında Hedef ABD

    Türk şekerleme sektörü, Ortadoğu ve çevre ülkelerde kaybettiği payı ABD’de telafi etmeye çalışıyor.

    Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu Başkanı Hidayet Kadiroğlu, ABD’nin Irak’tan sonra en büyük ikinci ihracat kapısı haline geldiğini belirterek, bu yıl ihracat hedeflerinin 200 milyon dolar olduğunu söyledi.

    İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği Başkanı Zekeriya Mete, ticari alım heyetlerinin, fuarların ve tanıtım çalışmalarının meyvesini toplamaya başladıklarını belirterek, “Son 12 ayda ABD’ye gerçekleştirdiğimiz ihracat yüzde 15,3 oranında arttı. Sektörümüz açısından ABD, 12 ay içerisinde 205 milyon dolarlık ihracat ile 5. sırada bulunuyor. İhracatımızın yaklaşık yüzde 4’ünü bu ülkeye yapıyoruz” dedi.

    Çevre ülkelerde yaşanan sorunlar nedeniyle ihracatın gerilediğini belirten Zekeriya Mete, “İstanbul Hububat Birliği olarak ihracatımız 4 ayda 4 yıl geriye gitti. Geçen yıl ihracatımızı 1 milyon 600 bin ile kapattık. Türkiye ihracatı normalde yılda yüzde 1.5-2-2.5 gibi artan oranlardaydı. Geçen yıl kaybedilen yüzde 10 daralmadan da payımızı aldık. 2 yıl evvel ki rakamlarımızı yakalarsak başarılı olacağımıza inanıyorum. Bu yıl ihracatta 1 milyon 850 bin dolar rakamını yakalayacağımızı düşünüyorum” diye konuştu.

    ABD’nin şekerleme sektörü ihracatında Irak’tan sonra ikinci sıraya yükseldiğini belirten Şekerli Mamuller Tanıtım Grubu Başkanı Hidayet Kadiroğlu ise “Toplam ihracatımızın yüzde 7’si bu ülkeye yapılıyor. 2015 yılının ilk 4 ayında 30 milyon dolar olan ihracatımız yılın ilk 4 ayında 60 milyon dolara çıktı. Yıl sonu ihracat hedefimiz 200 milyon dolar” dedi. Kadiroğlu ABD pazarı hakkında şu bilgileri verdi: “Amerika 2015 yılında şekerli mamuller sektöründe 14 milyar dolarlık ithalat yaptı. Biz bu pastadan sadece 120 milyon dolarlık pay alabildik. Bu pastadan Kanada yüzde 34, Meksika ise yüzde 15 pay alıyor. Diğer rakiplerimiz ise Çin, Japonya ve Almanya. Türkiye olarak kaliteli ürünleri uygun fiyatlara üretebilme ve üretimde son teknolojiyi kullanma gücümüzle rakiplerimizden ayrışıyoruz. 2.5 milyar dolarlık şekerleme ihracatımızı katlanarak artırmak için tüm sektör olarak canla başla çalışıyoruz”.

  • Uzman Diyetisyen Işın Sayın: “Çocukları Mutlu Etmek İçin Şekerli Gıdalar Vermeyin”

    Uzman Diyetisyen Işın Sayın, mutlu etmek ya da ağladığında susturmak için verilen şekerli gıdaların çocukların bilinç altında ‘şeker acıları dindirir’ algısı oluşturduğunu söyledi. Sayın, “Çocuğunuz için en büyük ödül sevgidir. Kendini mutsuz hissettiğinde şekere hamur işlerine yönelen, gittikçe şişmanlayan, hatta diyabete doğru giden çocuklarınız olsun istemiyorsanız şekerli gıdalar ve hamur işlerine sınır koyun” dedi.

    Anne ve babalar, çocukların beslenme alışkanlıkları üzerinde belirleyici oluyor. Onların ellerinde gördüğünü, onların yediklerini doğru kabul eden çocuklar, aynı beslenme alışkanlıklarını kendileri de sürdürüyor. Uzman Diyetisyen Işın Sayın, çocukların beslenmelerinde anne ve babaları uyararak, “Çocukların karşısında çikolata gofret yemek, sürekli bir çekmecede bunları topluca bulundurmak, ağlayınca susması için çikolata, şeker, bisküvi, dondurma vermek, ’uslu durursan makarna pişireceğim, patates kızartacağım’ demek; karne hediyesi olarak yaş pasta sunmak, ergenlik dönemine gelen çocukların hem bedenlerini hem de psikolojilerini olumsuz etkiliyor” şeklinde konuştu.

    Sayın, “Çocukluktan gelen ’mutsuzluğu yenmek için tatlı ye’ alışkanlığına dayanarak iş başvuruları geri çevrilen, kendini mutsuz hisseden genç, koca bir dilim çikolatalı pasta yiyerek rahatlıyor. Sevgilisi tarafından terk edildiğinde, kalbi kırıldığında, hayal kırıklığına uğradığında koca bir paket çikolatayı ya da büyük bir kutu dondurmayı, ne yediğini bile fark etmeden bitiriyor. Bunların altında aslında tatlıya yüklediğimiz rahatlatıcı anlam var. Tıpkı çocukken ağladığımızda, üzüldüğümüzde annemizin teselli etmek için verdiği tatlılar gibi geliyor bize. Yedikçe yiyoruz. Duygusal boşluğu doldurmaya/bastırmaya çalışırken çocukluk anılarında olduğu gibi tatlılardan yardım istiyoruz. Sadece üzüntülü anlarda değil, mutlu zamanlarda da kutlama şekillerimiz hep tatlı ve hamur işi ile yapılıyor. Maç için toplanıyoruz. En büyük boy beyaz undan kalın pizza, şekerli meşrubatlar sipariş ediliyor” dedi.

    “ÖDÜL VE CEZADA ŞEKER OLMASIN”

    Sakinleşmek için, gevşemek için ve bir şeyi her elde edemediğinde, ödülde ve cezada hep şeker, un ve patates kullanıldığını söyleyen Işın Sayın, “Çocukları mutlu etmenin yolu şekerli gıdalar değildir. Size öyle öğretilmiş olsa da, bunun iyilik olmadığına emin olun. Ödül kadar cezalar da, çocukların “şekeri değerli ve mutluluk kaynağı” olarak görmesine yol açar. Yanlış bir şey yaptığında sana bundan sonra şeker yok derseniz, o mahrumiyet duygusu şekeri daha da değerli hale getirir. Çocuk için alıyorum/pişiriyorum sözlerini unutun. Çocukları bahane ederek kendinizi kandırmayın ve çocuklarınızı kendinizden bile koruyun. Unutmayın çocuğunuzu ödüllendirip cezalandırma biçiminiz, onun ileride karşılaşabileceği hastalıkların temelini oluşturur. İnsulin direnci, reaktif hipoglisemi, diyabet, kalp hastalıkları, hipertansiyon, karaciğerde yağlanma; safra kesesi, barsak hastalıkları, obezite, yaşam boyu bitmeyen zayıflama diyetleri, davranış bozuklukları, ruhsal sorunlar bunların sadece bir kaçıdır” şeklinde konuştu.

    “ÖDÜL VE CEZA ANLAYIŞINIZI DEĞİŞTİRİN”

    “Çocuğunuzun mutluluğu da, sorunların çözümünü de şeker, un ve patateste arayan, hasta ve obez bir jenerasyonun parçası olmasını istemiyorsanız çocuklarınız için ödül ve cezada farklı motivasyon ögeleri kullanın” diyen Uzman Diyetisyen Işın Sayın, “Yeni bir oyuncak, kitap, beceri geliştiren aktiviteler, lunapark, akvaryum, havuz, dans okulu, hobi kursları gibi motivasyon kaynakları kullanılırsa daha iyi bir anne baba olacağınızı söylemeliyim. Böylece çocuklarımız ileride bilinçaltında iyi hissetmek için yalnızca bir yiyecek/içeceğe değil, bir aktiviteye, spora, hobiye, dansa yönelme ihtiyacı duyacaktır. Bu şekilde daha doğru ve faydalı bir şeye kanalize olmaları da uzun vadede fiziksel, sinirsel ve ruhsal olarak her bakımdan daha sağlıklı bireyler olmaları anlamına gelir. Bence bu önerilere kulak asmaya hemen bugünden başlayın. Abur cubur çekmecesini temizleyin. Alış veriş sepetinize pirinç, patates, beyaz un ve şekeri bir daha asla koymayın” diye konuştu.

  • “Şekerli Su” İle Kas-iskelet Sistemi Hastalıklarının Tedavisi Mümkün

    “Şekerli su” ile kronik kas-iskelet sistemi hastalıklarının tedavisinin mümkün olduğu bildirildi.

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Fizik Tedavi Ana Bilim Dalı Kliniği’nde uygulanan proloterapi yöntemiyle hastaya değişik oranlarda şekerli su enjekte ediliyor.

    50 yılı aşkın geçmişe sahip ve son yıllarda oldukça popüler olan uygulama Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Fizik Tedavi Ana Bilim Dalı Öğretim Üyesi Yard. Doç. Dr. Bayram Kelle tarafından yapılıyor.

    DEĞİŞİK ORANLARDA ŞEKERLİ SU TEDAVİSİ

    Yard. Doç. Dr. Bayram Kelle, uygulama ile ilgili verdiği bilgide, proloterapinin kronik kas-iskelet sistemi hastalıklarında kullanılan bir tedavi çeşidi olduğunu, tedavinin değişik oranlardaki dekstrozun şekerli suyun enjektör ile uygulanması ile yapıldığını vurguladı. Kelle, uygulamanın diz osteoartriti (kireçlenme), bel ve boyun fıtığı, omuz, dirsek, kalça ve benzeri bölgelerin problemlerinde oldukça etkin bir tedavi olduğuna da işaret etti.

    Tedavide amacın kemik-tendon ya da kemik-bağ bileşkesinin enjektör ile uyarılması ve uygulanan dekstrozun yani şekerli suyun (yüzde 15-25 oranlarında) inflamasyon oluşturması olduğuna işaret eden Yard. Doç. Dr. Kelle, tedavinin 3-4 haftalık seanslar halinde uygulandığını en az 3 seans uygulanması gerektiğine değindi.

    Uygulamanın ağrılı olabildiğine ve ayrıca hastaların uygulama sonrası 1-2 gün ağrı hissedebildiklerine dikkati çeken Kelle, bu durumda sadece parasetamol türü ağrı kesicilerin kullanımına izin verildiğini, diğer antiromatizmal ilaçların kullanımının ise tedavinin etkinliğini oldukça azalttığını belirtti.

    SPORCULARA DA UYGULANABİLİYOR

    Proloterapinin ayrıca sporcu tedavisinde de kullanıldığını belirten Kelle, özellikle travma sonrası yıllar boyunca iyileşmeyen sakatlıkların tedavisinde, sporcularda menüsküs yırtığı, bağ zedelenmeleri, osteitis pubis gibi sakatlıklarda yine şekerli su tedavisini uyguladıklarını kaydetti.

    Her tedavi gibi proloterapinin uygulanmaması gereken bazı durumların mevcut olduğunun altını çizen Yard. Doç. Dr. Bayram Kelle, kontrolsüz şeker ve hipertansiyon, aktif enfeksiyon durumu, kanser varlığı, aktif iltihaplı romatizmal hastalıkları (ankilozan spondilit, romatoid artrit) olanların bu tedaviden yararlanamadığını sözlerine ekledi.

    Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi Fizik Tedavi Ana Bilim Dalı Kliniği’nde şu ana kadar 100’e yakın bu uygulamadan yararlanan hasta bulunduğunu vurgulayan Kelle, bu hastaların büyük çoğunluğunun tedavi sonucundan oldukça memnun kaldığını söyledi.