Etiket: şeker

  • Atatürk Üniversitesi ile Erzurum Şeker Fabrikası ortaklaşa çalışacak

    Atatürk Üniversitesi ile Erzurum Şeker Fabrikası arasında; sürdürülebilir iş birliği tesis etmek, araştırma-geliştirme, eğitim ve teknoloji alanında ortak çalışmalar yapmak amacıyla iş birliği protokolü ve iyi niyet anlaşması imzalandı.

    Rektörlük makamında gerçekleşen imza törenine, Atatürk Üniversitesini temsilen Rektör Prof. Ömer Çomaklı, Albayrak Turizm İnşaat A.Ş.’yi temsilen Mustafa Albayrak ve Erzurum Şeker Fabrikası adına Yönetim Kurulu Başkan Vekili Eyüp Demir katıldı.

    “Yeni YÖK” Vizyonuna Uygun Çalışmalar Yürütüyoruz

    Üniversite-sanayi iş birliği çerçevesinde Erzurum Şeker Fabrikası ile ortak projeler üzerinde çalışacaklarını ifade eden Rektör Çomaklı, “Yeni YÖK” vizyonuna uygun çalışmalar yürüttüklerini belirtti. Yetişen insan kaynağı profilinin daha fazla sanayi ve iş dünyası odaklı olması gerektiği, zayıf olan okul ve çalışma hayatı ile ilişkilerin iyileştirilmesi ve beceri gerektiren alanlar üzerinde daha fazla yoğunlaşmasını ön gören “Yeni YÖK” anlayışının kendileri için yol gösterici olduğunu ifade etti.

    Yine YÖK Başkanı Prof. Dr. Yekta Saraç’ın, devlet üniversiteleri ile başta sanayi olmak üzere iş dünyası arasındaki bağın geliştirilmesi gerektiği görüşü doğrultusunda, “Akademisyenle Sanayici Yüz Yüze” projesini hayata geçirdiklerini ve akademisyenleri şehrin ve bölgenin önde gelen şirketleri ile buluşturduklarını hatırlatan Çomaklı, üniversitelerde görevli öğretim üyelerinin ülkenin katma değerine yönelik çalışmalar yürüterek önde gelen şirketlere danışmanlık hizmeti vermelerinin önemine değindi.

    Çomaklı: “Yerli ve Milli Teknoloji Hamlesini Oldukça Değerli Buluyorum”

    Bu bağlamda Erzurum Şeker Fabrikası ile ortak çalışmalar yapmak amacıyla bir araya geldiklerini aktaran Prof. Dr. Ömer Çomaklı bu iş birliği sayesinde, kurulacak teknolojik alt yapı imkânlarından faydalanmak, çeşit ve ürün geliştirme konusunda da ortak çalışmalar yürütmek ve Ziraat Fakültesi öğrencilerinin şeker pancarı tarımı konusunda yapacakları AR-GE, tez ve staj çalışmalarını, Şeker Fabrikası üzerinden yürütülebileceğine dikkat çekti.

    Erzurum’un en eski fabrikalarından Şeker Fabrikası ile mutabakata varmaktan dolayı mutlu olduğunu da sözlerine ekleyen Çomaklı, Türkiye’yi birçok alanda başarıyla temsil eden, yerli ve milli teknoloji hamleleri ile çağın gereklerine uygun yenilikler yapan Albayrak Turizm İnşaat A.Ş. adına Mustafa Albayrak’a teşekkür ederek imzalanan protokolün iki kuruma hayırlı olması temennisinde bulundu.

    Albayrak: “Her Türlü Bilimsel Çalışmalara Gereken Tüm Desteği Vermeye Hazırız”

    Üniversitelerin son yıllarda kabuğunu kırarak yeni bir çehre kazandığını dile getiren Mustafa Albayrak, kendilerini yenileyen ve geliştiren üniversite ve akademisyenlerin ülkenin bilimsel ve teknolojik alanda ilerlemesinin temelini teşkil ettikleri belirtti. Atatürk Üniversitesinin de dünyayı yakından takip ettiğini bu kapsamda yeni nesil üniversite anlayışını uygulamaya koyduğunu vurgulayan Albayrak, Erzurum Şeker Fabrikasının Türkiye’nin en eski fakültelerinden Atatürk Üniversitesi Ziraat Fakültesi ile ortak çalışma yapmasının bölgenin ve tüm ülkenin refahı ve kalkınması için sürdürülebilir üniversite-sanayi iş birliğinin tesis edilmesi adına oldukça önemli olduğuna dikkat çekti.

    Gösterdiği yakın ilgi, alaka ve misafirperverlikten dolayı Rektör Prof. Dr. Ömer Çomaklı’ya teşekkür eden Mustafa Albayrak, yapılacak her türlü bilimsel çalışmalara gereken tüm desteği vermeye daima hazır olduklarını da sözlerine ekledi.

    Ziyaret, karşılıklı iyi niyet temennileri ile son buldu.

  • Şeker hastalığına ve fazla kiloya karşı üşüyün

    Vücutta bulunan kahverengi yağ dokusunun yararları hakkında bilgiler aktaran Uzm. Dr. Lütfiye Derya İnal, soğuk havada uyarılan kahverengi yağ dokusunun ısı düzenleyici olduğunu belirterek, “Kahverengi dokusu, yağ yakıyor. Hatta bu işlemi yaparken sadece yağı değil, şekeri de kullanıyor” dedi.

    VM Medical Park Kocaeli Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Lütfiye Derya İnal, soğuktan korunmanın yolları hakkında önemli bilgiler verdi. Soğuk havalarda korunmanın yolları hakkında önemli bilgiler aktardı. Yağ dokusunun organları ve vücudu soğuk gibi dış etkilere karşı koruduğunu ifade eden Uzm. Dr. Lütfiye Derya İnal, insanların üşümesi sonucunda vücuttaki artan kahverengi yağ dokusunun ısı düzenleyici bir etkiye sahip olduğunu ifade etti. İnal, fazla kiloların yararlı olmadığını, hem birçok hastalığa zemin hazırladığını hem de vücudun ısı dengesini sağlayan kahverengi yağ dokusunun aktivitesini olumsuz yönde etkilediğini söyledi. İnsanların kısa süreli soğuğa maruz kalarak kahverengi yağ dokusunu uyarabileceklerini belirterek, soğuk havada yürüyüşe çıkmalarını, oda sıcaklıklarını düşürmeleri ve ılık su ile duş almalarını önerdi.

    “Basen ve göbeğin nedeni beyaz yağlar”

    Kahverengi yağ dokusunun yararlarından bahseden İnal şunları söyledi: “Yağ dokusu bizi ve iç organlarımızı dış etkilerden koruyan bir dokudur. Fazlalığında ise hiç de hoşlanmadığımız; göbekli, basenli ve gıdılı bir görünüme sahip oluruz, üstelik bel çevresindeki yağlanma insülin direnci, hiperlipidemi ve diyabet hastalığına da davetiye çıkarır. Bebekler üşüdüklerinde bizim gibi titreyerek ısı üretemezler dolayısıyla onları soğuktan kahverengi yağ dokusu korur. Uzun yıllar bu dokunun sadece bebeklerde olduğu bilinirken 2009’da bilim insanları yetişkinlerde de bu yağ dokusunun varlığını saptadılar. Yetmedi, arttırılabildiğini gördüler. Nedir bu dokuyu bu kadar ilginç yapan? Beyaz yağ dokusu fazla enerjiyi yağ olarak depolarken, kahverengi dokusu yağ yakıyor. Hatta bu işlemi yaparken sadece yağı değil, glikoz; yani şekeri de kullanıyor. İnsülin duyarlılığını artırıyor. Dolayısıyla diyabet ve obezite karşıtı bir yağ dokusu olarak karşımıza çıkıyor. En çok iki kürek kemiği arasında, omurga etrafında ve köprücük kemiklerinin üzerinde bulunur. Soğuk, sempatik sinir sistemini aktive ederek kahverengi yağ dokusunu uyarır.”

    “Kat kat giyinmeyin, kaloriferi sonuna kadar açmayın”

    Alınan fazla kiloların kahverengi yağ dokusunun işlevini azalttığını dile getiren Uzm. Dr. Lütfiye Derya İnal, “Yapılan çalışmalarda kısa süreli soğuğa maruz kalan farelerde ve insanlarda kahverengi yağ dokusunun arttığı görülmüştür. Ancak yaşlı ve aşırı kilolu bireylerde bu dokunun aktivitesi, zayıf ve genç bireylere göre daha azdır. Öyle hem beyaz hem kahverengi yağım olsun diyemiyoruz. Aldığımız fazla kilolar yararlı olmadığı gibi hem birçok hastalığa zemin hazırlıyor hem de kahverengi yağ dokusunun aktivitesini azaltıyor. Abartılı soğuk maruziyetlerini önermemiz mümkün değil, ancak yaşam alanlarınızda oda sıcaklıklarını düşürün. Kat kat giyinmeyin. Soğuk havalarda yürüyüşe çıkın. Soğuğa yakın ılık su ile banyo yapın. Kahverengi yağ dokusunun etkileri halen daha araştırılan bir konudur. Diyabet ve obezitenin önlenmesinde ve tedavisinde ne derece yer alır şu an için bilinmiyor. Daha çok çalışmaya ve araştırmaya ihtiyaç var” dedi.

  • Kar altında kalan şeker pancarı çürümeye terk edildi

    Göksun’da şeker pancarı üreticileri yağan kar nedeniyle mağdur olduklarını, hasadın ellerinde kaldıklarını söyledi.

    Geçtiğimiz günlerde yağan kar Kahramanmaraş’ın kuzey ilçelerinde etkili oldu. Elbistan, Afşin ve Göksun ilçelerinde şeker pancarı üreticilerinin hasat ettiği şeker pancarı kar altında kaldı.

    Göksun ilçesinde üreticiler, yağan kar nedeniyle şeker pancarının ellerinde kaldığını ve mağdur olduklarını söyledi.

    Şeker pancarının yaklaşık 3 gündür kar altında kaldığını söyleyen çiftçiler, yetkililerden yardım ve destek bekliyor.

    Üreticilerden Selahattin Sarıoğlan, “Şeker pancarlarımız karın altında kaldı. Şeker fabrikasının özelleşmesinden dolayı pancarlarımızı gönderemiyoruz. Fabrika canı istediği pancarı alıyor istemediğini almıyor. Alınan pancar nakliye ile kamyonlara yükleniyor ve yüzde 40 fire kesiyorlar. Çiftçi bunu 1 yıl emek edip üretti ve bunun işçisi, mazotu ve birçok gideri var. Ben hayvancılık yapıyorum ve 100 tane küçükbaş hayvanım vardı 50 tanesini satıp harcadım. Yetkililerden yardım istiyoruz” dedi.

  • Şeker Fabrikası önünde metrelerce tır ve kamyon kuyruğu

    Afyon Şeker Fabrikası’nda pancar alımları nedeniyle oluşun metrelerce kamyon ve tır kuyruğu nedeniyle Çobanlar yolu trafiğe kapandı.

    Afyonkarahisar-Konya karayolu üzerinde bulunan Afyon Şeker Fabrikası’nda devam eden Pancar Alım Kampanyası kapsamında çiftçiler kamyon ve tırlarla fabrika girişinde uzun kuyruklar oluşturdu. Oluşan kuyruk nedeniyle Afyonkarahisar-Çobanlar yolu trafiğe kapanırken, araçlarda yolda mahsur kaldı.

    Vatandaşlar oluşan kuyruğunun nedeninin fabrikanın pancar alımlarını geç başlatması ve yavaş ilerlemesinden kaynaklandığını ileri sürdüler.

  • Dr. Katlandur: “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, şeker hastalarının kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebildiklerini ifade ederek, “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor” dedi.

    Şeker hastalığının Türkiye’de sıklığı gittikçe artan bir hastalık olduğunu belirten Konya Hospital Kardiyoloji Uzmanı Dr. Hüseyin Katlandur, “Özellikle genç popülasyonda sıklığı giderek artıyor. Şeker hastalığını tanımlamak gerekirse, şeker hastalığı vücuttaki kan şekerinin düzenlenmesini sağlayan hormonun yeterli miktarda salgılanmaması gibi bir hastalık. İki türü var bir, insüline bağlı olan türü, bu daha çok çocuk yaşlarında ortaya çıkıyor. Bir diğer türü de daha çok ileri yaşlarda meydana geliyor. İleri yaşta meydana gelen türü daha sık gözüküyor ve toplumsal sağlığımızı tehdit etmeye devam ediyor. En sık ilişkili olduğu durum tabii ki ailesel yatkınlık. Özellikle ailesinde, anne, babasında ve kardeşinde diyabet olan kişilerde daha sık görüyoruz. Özellikle diyabetin obeziteyle yani şişmanlıkla çok ciddi bir şekilde alakası var ve diyabet sıklığı şişmanlıkta daha da artıyor. Maalesef son günlerde sıklığı giderek artan yapay tatlandırıcıların, özellikle koruma içeren gıdaların artışıyla da diyabetin arttığını görüyoruz” şeklinde konuştu.

    “Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organ kalp”

    Şeker hastalığının en çok rahatsızlık verdiği organın kalp olduğunu söyleyen Uzman Dr. Katlandur, şekerin kalp damarlarının giderek hızlı bir şekilde tıkanmasına yol açtığını ifade etti. Genç yaşta kalp krizlerinin en önemli sebeplerinden bir tanesinin kalpteki damar tıkanıklığı olduğuna dikkat çeken Dr. Katlandur, “Tabi bunun yanında bir de ailesel yatkınlığı, sigarayı ve tansiyonu da koyduğumuz zaman riskin katlandığını görüyoruz. Bize düşen görev de şu; açıkçası birincisi tabii ki riskli olan popülasyonu, riskli olan kişilerin tespit edilmesi, erkenden tespit edilmesi. Bunun ileri dönemde oluşabilecek komplikasyonlara karşı sık bir şekilde kontrol edilerek hastaların tedavisinin yapılması ve özellikle kalp açısından yani diyabeti olan kişilerin en az yılda bir defa kontrole gelmeleri, bu kontrolün özellikle kalp damar sağlığı, böbrek sağlığı ve genel olarak göğüs sağlığı şeklinde yapılmasını öneriyoruz” dedi.

    Şeker hastalığı tedavisinde ilaçların çok sık olarak kullanıldığını kaydeden Dr. Katlandur, bunun yanında beslenme düzeninin de çok büyük önem arz ettiğini dile getirdi. Özellikle hastaların glikojik indeksleri yüksek olan gıdaların tüketimini azaltmalarının gerektiğini vurgulayan Dr. Katlandur, “Özellikle, direkt vücuda çok yüksek miktarda şeker olarak giren un, undan üretilen ürünlerin ve pirincin azaltılması gerekiyor. Bunun yerine özellikle bakliyat ürünlerini öneriyoruz. Bunun yerine özellikle içlerinde folik asit barındıran sebzeleri öneriyoruz. Bunun yerine özellikle kepekli ya da şeker oranı azaltılmış olan unlu mamuller öneriyoruz. Mutlaka günlük mümkünse 5 kilometre yaklaşık 10 bin adım şeklinde tanımlıyoruz egzersizin yapılması, bu egzersizin yeterli olduğunu düşünüyoruz” diye konuştu.

    “Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor”

    Şeker hastalarının bir kısmının göğüs ağrısı şikayeti duymadıklarını söyleyen Kardiyoloji Uzmanı Hüseyin Katlandur, “Şeker hastaları maalesef kalp krizlerini sessiz bir şekilde geçirebiliyorlar. Peki buradan ne sonuç çıkaracağız? Şeker hastalarının kalp hastası olduğu ancak muayenede ortaya çıkıyor. Mesela şeker hastalığı olan bir kişi karnında bir bulantı gibi, sırtında böyle hafif bir ağrı gibi, kollarında uyuşma gibi, yürürken nefesinde bir daralma gibi şikayeti olursa mutlaka doktora gelsin. İlla dört dörtlük bir göğüs ağrısı olmuyor maalesef. Dört dörtlük göğüs ağrısı beklemiyoruz ve bu özellikle farkına varılmadığı zaman maalesef doku kaybına, kalpte doku kaybı da kalpte güç kaybına, kalpte güç kaybı da kalp yetersizliği gibi çok önemli toplumsal sağlık problemine yol açıyor. Maalesef kalp yetersizliği gelişen bir hastanın hem devletimize hem de topluma olan yükü çok ağır. Bunun tedavisi, bunun bakımı, bunun hayata tutunması gerçekten çok zor oluyor. Bu yüzden şeker hastası olan bireylerin özellikle efor kapasitelerinde, yürüme kapasitelerinde azalma, özellikle anormal şikayetler, özellikle karın bölgesinde ağrı, kollarda uyuşma, sırt bölgesinde ağrı, çenesinde hatta dişlerde uyuşma, bazı hastalarımız dişlerinde uyuşma şikayetiyle bize geliyorlar mesela. Bu tarz şikayetleri varsa mutlaka kardiyak muayene için doktora başvurmasını tavsiye ediyoruz” ifadelerini kullandı.