Etiket: Şehirlerde

  • Büyük Şehirlerde Aşık Olmak Zor

    Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Yücesoy,

    Yaşar Üniversitesinde “Dijital dünyada aşk” konulu panele konuşmacı olarak katıldı. Yücesoy, depresyondan panik atağa kadar ruhumuzu hasta eden kalabalık kent yaşamının aşkın olmazsa olmazı feromonları ayırt etmemizi de zorlaştırdığını söyledi.

    Yaşar Üniversitesi Medya ve Psikoloji topluluklarının düzenlediği “Dijital dünyada aşk” başlıklı panelin yöneticiliğini gazeteci Meltem Acar yaptı. Başarılı beyin, bel ve omurga ameliyatlarıyla tanınan ve aşkın beyindeki etkisi konusunda hobi olarak konuşmalar yapan Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Kemal Yücesoy ile 40 yıl sonra ilk aşkını sosyal medyada bulup evlenen Diş Hekimi Cüneyt Işıker panelde konuşmacı olarak yer aldı.

    “KİMYA TUTUYORSA AŞK ORTAYA ÇIKIYOR”

    Yücesoy, kent yaşamının aşkın olmazsa olmazı feromonları ayırt etmemizi de zorlaştırdığını ifade etti. Aşk için limbik sistemin uyarılması gerektiğini belirten Yücesoy, “Limbik sistemin bizim 5 duyumuzdan sadece kokuyla ilgisi var, diğer duyularımızla etkilenmiyor. Dolayısıyla görmek, dokunmak tek başına hiçbir şeyi halletmiyor, mutlaka o kokuyu almak gerekiyor. Burada söz konusu olan, ter bezlerinden salgılanan ve feromon denilen kokusuz kokular. Bunlar sadece beyni uyarıyor ve bu gelen uyarılar eğer limbik yapınıza, kişisel yapınıza, ruh halinize uygunsa bir anlam kazanıyor. Kısacası iki kişinin arasındaki kimya tutuyorsa aşk ortaya çıkıyor” diye konuştu.

    “AŞK, AKIL TUTULMASI”

    Aşkı, akıl tutulması olarak tanımlayan Prof. Dr. Kemal Yücesoy, aşık olunca beyinde 12 merkezin aynı anda çalıştığını belirtti. Yücesoy, aşkın beyinde meydana getirdiği değişikliklerden şöyle bahsetti:

    “Aşk, görsel bir şeyle başlıyor. Beyin, o an bir fotoğraf çekiyor. Bu fotoğraf çekildikten sonra aşka düşme ya da kalp çarpıntısı başlıyor. Bu durum, toplam 1,5 saniye sürüyor. Feromon, ter bezlerinden salgılanan kokusuz koku dediğimiz kişisel bir olay. Feromon aracılığıyla ’bana uygun mu, değil mi?’ o anda karar veriyorsunuz. ‘Görüntü, koku tamam’ dediniz, yukarıda beyinde bir fırtına başlıyor. Bundan sonra bütün iş beyinde dönüyor. Ne kadar kompleks olursa olsun beyin, en basit 5 duyuyla yoğurduklarıyla yaşıyor. Görme, dokunma ve koku girmedikten sonra aşk olmuyor. Aşkın belki tıbbi bir tanımı yok ama beyinde şekilleniyor, yer buluyor. Bitişi, sürdürmesi, başlangıcı hepsi beyinde. Yaptığı şeylerden dolayı akıl tutulması olarak değerlendirebiliriz. Beynimizin günlük hayatı yöneten kısmını devre dışı bırakıyor ve mantık tutuluyor. Subkortikal merkez dediğimiz ana kumanda dışı yerler çalışmaya başlıyor ve asıl çalışması gereken yerler devre dışı kalıyor. Bu nedenle aşka akıl tutulması diyoruz.”

    DİJİTAL AŞK

    Dijital dünyada aşk için birçok platform ve sosyal medya araçları bulunduğunu ve bu araçların insanları birbirine uygun özelliklerine göre eşleştirmeye çalıştığını hatırlatan Yücesoy, sözlerine şöyle devam etti: “Ancak ne aşık olduğunuz, ne beğendiğiniz, ne de gerçek aşkı yaşadığınız insan, kafanızda yazdığınız, dijital dünyada her zevkinizin ortak olduğu insan değil. Bilgisayar size bulabilir, ama insan gerçek hayatta hissettikleriyle yaşar, ne kadar ideal gibi görünse de dijital aşkların gerçeğe gidebileceğini sanmıyorum.”

    TEKNOLOJİ AŞKI NASIL ETKİLER?

    Özellikle sosyal medyada, insanların kullandıkları görsellerinin gerçek olup olmadığını kimsenin bilmediğini belirten Yücesoy, sözlerini şöyle sürdürdü: “Beyin, çok hızlı bir sistem, en mükemmel bilgisayardan daha mükemmel. Ama çalışması hormonla, mekanik değil. Hormon ve duygu giriyor işin içine. Dijitalde belki mesafeler önemli değil ama tamamen gerçek dışı. Hayat üç boyutlu, ama dijital ortamda iki boyutlu görüyorsunuz. Beyne kaydederken sesi, tınısı değişiyor. Koku yok, dokunma yok. Emojiler, kısaltmalar ne kadar duyguyu ifade edebilir ki. Oradan başlayıp, orada sevgili olunursa söylüyorum. Dijital medya üzerinden olan aşklarda ne sevgili gerçek, ne konuşulanlar ne de yazılanlar.”

    “AYNI ANDA İKİ KİŞİYE AŞIK OLMAK MÜMKÜN DEĞİL”

    Beynin, geriye doğru ve sürekli kayıt yaptığını hatırlatan Prof. Dr. Yücesoy, şunları söyledi: “Özellikle alzaymır gibi hastalıklarda insanlar eskiyi çok iyi hatırlar ve yeniyi unutur. Bu beynin geriye doğru kayıt özelliğinden kaynaklanır. Aşkta da kayıt merkezine birini kaydettiğinizde, o silinmeden yeni birinin girme şansı yok. Gerçek aşkı kaydettiğiniz zaman, onu silmeden yenisini kaydedemezsiniz. ‘İki kişiye aşık oldum.’ Böyle bir şey yok. Ancak kayıt iyi silindiyse yeni bir aşka açılıyor.”

    KIRK YIL SONRA SOSYAL MEDYAYLA GELEN MUTLULUK

    Cüneyt Işıker ise 40 yıl sonra sosyal medya sayesinde ilk aşkını bulup yeniden aşık olduğunu ve evlendiklerini anlattı. Işıker, aşkın dünyanın her yerinde yanlış tanımlandığını belirterek sözlerine şöyle devam etti: “Bence yalnız beyinle olmuyor. İnsan bir kere aşık olur. Ben aynı kadına iki kere aşık oldum. Dijital medyanın içine doğmama rağmen onun sayesinde ilk ve tek aşkıma kavuştum. 1969 yılında aşık oldum, belki de hayat adil davranmadı bir araya gelemedik. Bir gün bir arkadaşımızın Facebook sayfasında bir yorumunu gördüm, arkadaşlık teklif ettim. Onu evinin önünde beklerken otomobilin aynasında görünce yeniden aşık oldum. Sonra evlendik. Yarım asırlık aşkımız, sevgi yolunu aydınlattı. Dijital medyada insanlar kendilerini yansıtmıyor. Duyguları, sözleri bile çalıntı aşklar olabiliyor.”

  • Akıllı Şehirlerde Veriler Hızla Okunup Bilgi Merkezlerine Aktarılacak

    4’üncü Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongre ve Fuarı, 20 Nisan Çarşamba günü başlıyor. Her geçen gün artan enerji ihtiyacı, kayıpların azaltılma gerekliliği ve mevcut tesislerdeki üretim limitinin akıllı şebekelere geçirilmesi konularının ele alınacağı fuarın bu yılki teması “Akıllı Şebekelerin Yol Haritası” olacak.

    Akıllanan şehirler yönetim elastikiyetine kavuşuyor. Rutin hizmetlerin aksamadan devamı sağlanırken acil durumlarda yönetim elastikiyeti ile sahip olunan kaynaklar daha akıllı kullanılırken, kriz durumlarında hasarın en aza inmesi de sağlanacak. Böylece akıllı şehirler enerjiyi doğru yerde ve doğru biçimde kullanacak. Hane ve işletmelerin tüketimleri daha doğru okunup fatura edilecek.

    20 Nisan Çarşamba günü “Akıllı Şebekelerin Yol Haritası” temasıyla gerçekleştirilecek 4’üncü Uluslararası İstanbul Akıllı Şebekeler ve Şehirler Kongre ve Fuarı’nda kayıpların azaltılma gerekliliği ve mevcut tesislerdeki üretim limitinin akıllı şebekelere geçirilmesi konuları masaya yatırılacak.

    “AKILLI ŞEHİRLERDE OLASI TEHLİKELER DAHA ESNEK VE HIZLI YÖNETİLEBİLECEK”

    Depart Satış Direktörü Ahmet Sinan Ekinci, şehirlerde akıllı şebekelerin gittikçe artacağını, bu artışla birlikte elde edilen verinin nasıl kullanılacağı ve güvenliğin nasıl sağlanacağı noktasında daha fazla çözüm ve uygulamaya ihtiyaç duyulacağını söyledi. Ahmet Sinan Ekinci şehirlerin daha da akıllanacağını işaret ederken, kriz durumlarının daha rahat yönetileceğine de dikkat çekti. Ekinci, “Etrafımızı saran dijital ağlar sayesinde hızla büyüyen hacimde veri toplamak mümkün. Asıl sorun bunların doğru yazılımlarla okunup kayıt altına alınması, akıllı şehir merkezlerinde işlenmesi, binlerce sensörden gelen veriler günlük yaşam güvenliğini arttırırken, yeni iletişim teknolojileri kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve vatandaş arasındaki koordinasyonu da arttıracak. Toplumun bilgilendirilmesi gereken durumlarda insanlara, kurumlara hızla ve aynı anda ulaşmak mümkün olacak. Bu yazılımlar, şehrin sahip olduğu kaynakları en iyi şekilde kullanmasına imkan sağlarken, kriz durumundaki hasarları da en aza indirecek. Anlık gelişmelere uyum sağlayan, yönetim elastikiyeti kazanmış Akıllı Şehirlerde olası tüm tehlikeler daha esnek ve hızlı yönetilebilecek. Biz Depart olarak Türkiye’deki elektrik dağıtım kurumlarına hizmet veren, dağıtım firmalarının el terminali ve yazılım uygulamada çözüm ortağı bir firma olarak doğru veri okuyup firma merkezlerine iletiyoruz. Gelecekte, akıllı şehirlerin enerji kaybına tahammülü olmayacağını ve bunu en aza indiren sistem ve yazılım uygulamaların artarak yayılacağını düşünüyoruz” dedi.

    Akıllı Şehirlerde en fazla kullanılan uygulamaların yüzde 25 ile endüstriyel otomasyon olduğuna dikkat çeken Ekinci, bu sektörün son 5 yılda liderliği hiçbir sektöre kaptırmadığının da altını çizdi. Ekinci, “Bu sektörü güç kaynakları, güvenlik ve eğitim takip ediyor. Özellikle güvenlik alanındaki talep oldukça dikkate değer bir artış gösteriyor” şeklinde konuştu.

  • Krizle Mücadele Eden Şehirlerde İnsani Eylemlerin Geliştirilmesi Çalıştayı Başladı

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesi ev sahipliğinde düzenlenen ’Krizle Mücadele Eden Şehirlerde İnsani Eylemlerin Geliştirilmesi Çalıştayı’ başladı.

    Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, bir otelde düzenlenen çalıştayda, çalıştayın önemini anlatarak, sonucunda orta ve uzun vadeli bir yol haritası hazırlanacağını söyledi. Dünyanın büyük bir sınavdan geçtiğini, 2. Dünya Savaşı’ndan sonra dünyanın en büyük göç hareketiyle karşı karşıya kaldığını anlatan Şahin, “Milyonlarca insan vatanından toprağından oldu, binlerce insan canından oldu, binlerce çocuk anasız babasız kaldı, binlerce anne baba çocuksuz kaldı” dedi. Sürecin en iyi şekilde yönetilmesi için Büyükşehir Belediyesi olarak araştırma yaparak gerekli çalışmaları yaptıklarını belirten Şahin, “Bu olaylar olmaya başladığı zaman komşu hakkı, insanlık hakkı adına ve ensar-muhacir inancından medeniyetinden gelen bir şehrin yaşayanları, bu ülkenin yaşayanları olarak dünyaya büyük bir insanlık sınavı verdik. Hamd olsun insanı ve vicdani olarak hepimiz bu sınavdan geçtik ve alnımızın akıyla bu süreci yönetiyoruz” diye konuştu.

    Suriye’deki iç savaşın başlamasıyla yaşanan göç krizini en az zararla nasıl fırsata dönüştürüleceği konusunda çalıştay yaptıklarını hatırlatan Şahin, çalıştay sonucunda 4 ana başlığın ortaya çıktığını, bunların eğitim, sağlık, güvenlik ve istihdam olduğunu belirtti. Eğitimin çok önemli olduğunu ve savaşın beyinde başladığını vurgulayan Şahin, Büyükşehir Belediyesi olarak Suriyeliler için yapılan çalışmaları anlattı. Göreve geldiğinde 3 bin çocuğun eğitim hayatında olduğunu aktaran Şahin, şu anda 70 bin çocuğun eğitim hayatına kazandırıldığına dikkat çekerek, “Bu sene okula gitmeye başlayacak olan çocukların yüzde 98’i sistemin içerisine girdi. Bu büyük bir başarı, bu çocuklarımızı mutlaka yetiştirmemiz ve geleceğe hazırlamamız gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “GÜVENLİKLE İLGİLİ YAPILAN NEGATİF HABERLERDEN RAHATSIZIZ”

    Sağlıkta fırsat eşitliğini sağladıklarını ifade eden Şahin, kayıt dışı çalışmaların önüne geçmek için ’Gaziantep Modeli’ olarak adlandırılan kota sistemiyle Suriyeli mültecilerin sistemin içerisine dahil edilerek çalışmaya başladıklarını anlattı. En çok rahatsız oldukları konunun ’güvenlik’ olduğunu ve bir takım olumsuz haberlerle negatif algı oluşturulmaya çalışıldığına vurgu yapan Şahin, “Maalesef biz bu kadar büyük gayretler göstermemize rağmen uluslararası basının bir takım büyükelçilerin yaptığı negatif haberlerden dolayı halkımızın büyük fedakarlığıyla bu götürdüğü süreçte sanki bu şehirde ciddi bir güvenlik sorunu var gibi bir algı oluşturulmaya çalışılıyor. Oysa Valimiz, Emniyet Müdürlüğümüzden aldığınız rakamlarda özellikle mültecilerle beraber yaşayan Gaziantep’te güvenlikle ilgili sorunun yüzde 4’ler de olduğunu ve bunun yarısından çoğununda Suriyeli mültecilerin kendi aralarında yaşadığı sorun olduğunu görüyoruz. Dolayısıyla biz bu tür negatif haberlerden rahatsısız. Turizmi, kültür turizmi adına hedeflerimiz var. Yapmaya çalıştığımız önemli projeler var, bunun hayata geçebilmesi, bölgenin kalkınması içinde özellikle bu alanda çalışan arkadaşlarımızdan istirham ediyoruz ki bu şehir dünyanın herhangi bir şehri kadar güvenlidir ve terörle mücadele dünyanın en büyük sorunudur. Küreselleşme, sınırların kalktığı bir dünyada biz bu şehir güvenli, bu şehir güvensiz şeklinde bir ayrımcılığı, yaşanan olayları gördüğünüz zamanda, Brüksel ve Paris’i gördünüz zaman da doğru bir yöntem olmadığını, bu yanlış yöntemlerle de doğru sonuca ulaşılamayacağını ifade etmek istiyorum” dedi.

    Büyükşehir Belediyesi Başkanlığı olarak çok acil tedbirler aldıklarını dile getiren Şahin, Suriyeli göçmenlerin bir an önce vatanlarına dönmelerini temenni etti. Birliğin önemli olduğunu vurgulayan Şahin, “Birlikte rahmet, bereket ve barış var. Ortadoğu ve Batı Asya aslında dünya barışı için çok önemli bir alan, bir nefes. Nefes olmadan hayat olmaz, nefes olmadan can olmaz, nefes olmadan barış olmaz” ifadelerini kullandı.

    KEÇECİ: “İNSANİ BOYUT KONUSUNDA GAZİANTEP BÜYÜK İŞLER BAŞARDI”

    Büyükelçi Adnan Keçeci de Suriye’deki olaylar nedeniyle 2. Dünya Savaşı’ndan bu yana en büyük insani trajedisinin yaşandığını aktardı. Uluslararası toplumun bu alanda çok daha büyük iş yapması gerektiğine işaret eden Keçeci, “Bu insani boyut konusunda Gaziantep çok büyük işler başardı ve sınavdan başarıyla geçti. Başarısını da devam ettiriyor. Gaziantep resmi kurumları, sivil toplum örgütleriyle tam bir işbirliği içerisinde. İnsani krizi önleme anlamında büyük projeler geliştiren Gaziantep, uluslararası alanda da bunların kabul görmesini sağlıyor. Gaziantep, sadece karşıdan gelen insanların ihtiyaçlarını karşılamakla kalmıyor, aynı zamanda proje geliştiriyor. Gaziantep uluslararası alanda işbirliğinin geliştirilmesi konusunda büyük bir çaba da gösteriyor. Bu tip toplantılar, bu alandaki çalışmalara da destek sağlayacaktır. Bu anlamda Dışişleri Bakanlığı olarak elimizden gelen desteği sağlıyoruz” diye konuştu.

    UCLG-MEWA Genel Sekreteri Mehmet Duman ise bugün şehirlerde yaşanan en büyük insani krizin göç olduğunu, bunun da aslında sanayileşmeyle başladığına işaret etti. Göçün entegrasyon ve eğitim gibi sorunları beraberinde getirdiğini ifade eden Duman, “Suriye’den göç eden insanlar da komşu ülkelere göç etti. Gaziantep başta olmak üzere Kilis, Hatay gibi bazı iller Suriye’deki göçten ciddi etkilendi. Bu şehirlerimiz insani krizle karşı karşıya kalan illerimizdir. Peki ne yapabiliriz? Zaten yerel yöneticilerimiz ellerinden geldiğince kaynaklarını bu yönde seferber etmiş durumda. Merkezi yönetimin de yerel yönetimleri daha fazla desteklemesi gerekir. Bazen tüm yerel kaynaklar da yetersiz kalabiliyor. Bu noktada da uluslararası kaynakların devreye girmesi zarüreti ortaya çıkıyor. Şu ana kadar uluslararası camia üzerine düşeni yapmış değli. Ben burada yerel yönetimlerin, sivil toplum kuruluşlarıyla daha aktif çalışması gerektiğini düşünüyorum. Başta Türkiye olmak üzere tüm bölgemizde kamu, özel sektör ve sivil toplum örgütlerinin dahil olduğu çoklu iş birliklere ihtiyaç vardır. İnsani krizlerle mücadelede en önemli nokta özellikle bu topraklarda ortak çalışma bilincinin oluşturulmasıdır. Biz teşkilat olarak gerçekleştirdiğimiz toplantılarda bu ortaklıkların kurulmasını teşvik ediyoruz. Bu çalıştayda bu noktada önemli” ifadelerini kullandı.

    IMPACT, Kıdemli Program Yöneticisi Megan Passey de Gaziantep’in sadece Türkiye’deki sığınmacılara değil aynı zamanda Suriye’deki insanlara da yardım ettiğini söyledi. İnsani zirvenin şehirlerde yaşanan krizlere odaklanmasını çok önemsediklerini ifade eden Passey, “Gaziantep, şehirlerde yaşanan krizlerle ilgili uluslararası işbirliği oluşturmak için bu çalışmayı hayata geçiriyor. Tavsiye niteliğinde sonuçlar ortaya çıkaracaktır. Biz bu öneri ve tavsiyelere uymaya çalışıyoruz ya da krizlerden etkilenen şehirleri güçlendirmek için çalışma yapmayı önemsiyoruz. İstişareyi de bu konuda çok önemsiyoruz. Krizler içerisinde yaşayanlarla istişare yapmaya özen gösteriyoruz. Destekler bu konuda daha verimli oluyor. Gaziantep’teki istişare de genelde Suriyelilerden etkilenenler üzerinde yoğunlaşıyor. Dünyanın farklı bölgelerinde de farklı konular üzerinde çalışıyoruz. Burada yürütülen çalışmalar, somut çözüm konusunda önemli adımların gelişmesine vesile olacaktır” dedi.

    Gaziantep Büyükşehir Belediyesinin Suriyeliler için yaptığı çalışmaların yer aldığı kısa filmin izletildiği çalıştaya, ulusal ve uluslararası insani yardım kuruluş temsilcileri ve STK’lar da katıldı.

  • Kılıç: “Çözüm Süreci Bahane Şehirlerde Silah Depoluyorlar”

    Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) İzmir 1’inci Bölge Milletvekili Adayı Senem Kılıç, 7 Haziran genel seçimlerinin ardından partisi hakkında bir kara propaganda kampanyası başlatıldığını söyledi.

    Kılıç, ayrıca, terör örgütünün büyük şehirlerde silah depoladığını anlattı.

    Terör örgütüne karşı başka bir terör örgütüyle anlaşılarak mücadele edilemeyeceğini belirten Kılıç, şöyle konuştu: “Hukuku istediğiniz gibi eğip bükmeyin, adalete olan inanç kaybolur dedik. Şimdi insanların adalet karşısında hakkını bile aramaktan neredeyse vazgeçtiği bir hukuk sistemimiz oldu. Suriye’yi karıştırmayın, bu işe taraf olmayın dedik, kucağımızda 3 milyon mülteci ve değerli yalnızlığımızla baş başa kaldık. Şimdi buradan tüm milletimize soruyorum, Milliyetçi Hareket Partisi’nin bugüne kadar uyarıda bulunduğu konulardan hangisi gerçekleşmedi? Keşke biz haklı olmasaydık da, askerlerimiz polislerimiz şehit düşmeseydi, yüzlerce vatandaşımız canını yitirmeseydi, fakat biz ısrarla hem milletimizi hem de hükümeti uyardık. Bu kadar haklılığımız varken oylarımız düşmemiş tersine artmıştır. Hakkımızda yapılan kara propaganda ve asparagas haberlerin nedeni de bizim daha da güçlenmemizdir.”

    AKP’nin başarısız olunca, MHP’nin oy kaybettiği algısı oluşturmaya çalıştığına dikkat çeken Kılıç, bir partinin mevcut oyları kaybetmesi için bir hata yapmış olması gerektiğini vurguladı. MHP’nin hangi konuda yanlış yaptığı için oyunun düştüğünü soran Senem Kılıç, “Dikkat edin terör yeniden hortlayacak dedik, hortladı. Çözüm süreci bahane, terör örgütü şehirlerde silah depoluyor, yollarımıza mayın döşüyorlar dedik, şimdi hangi yolun altında kaç ton bomba var? diye düşünüyoruz” dedi.

    “EL ELE VERMİŞLER”

    Haklarında kendilerini karalayabilecek tek bir argüman bulunmayanların, partisinin tüm uzlaşma yollarına hayır dediği algısını oluşturmaya çalıştığını hatırlatan Senem Kılıç, şunları söyledi:

    “Asıl onlar neye evet dediklerini millete anlatmak zorunda. Biz, hayır dediğimiz için oyumuz düşmüş. Oysa milletimiz gördü. Biz vatanımızın bölünmesine, Atatürk ilke ve devrimlerinin yok sayılmasına, yolsuzluğa ve hırsızlığa hayır dedik. Bunlara hayır derken gelecek tehlikeleri tek tek sıraladık. Dolmabahçe’de mutabakat metnini beraber okuyan onlar, beyannamelerinde bile Türk milleti ibaresini kullanamayanlar diğerleri. Aklanıp gelemeyenler onlar, yolsuzlukla mücadeleden vazgeçenler diğerleri. Şimdi de el ele vermiş bizim oyumuzun düştüğünü iddia ediyorlar. Çünkü terörle müzakerede beis görmeyenler, karşılarındaki tek güç Milliyetçi Hareket Partisi’nin güçlenmesi karşısında çaresizler ve korkuyorlar.”

    “ONLARIN DA GELECEĞİNE SAHİP ÇIKIYORUZ”

    Adalet ve Kalkınma Partisi’nin bu ucuz algı yönlendirmesiyle, kaybettiği milliyetçi muhafazakar oyları geri almayı, Cumhuriyet Halk Partisi’nin ise HDP’ye kaptırdığı oyları kapatmayı planladığını ifade eden Kılıç, sözlerini şöyle sürdürdü: “İki parti ne yaparsa yapsın MHP’nin oylarını alamayacak. Milletimiz, 7 Haziran’dan sonra yaşananları gayet net gördü. Utanmasalar yakında, ‘Biz terörü bitirecektik, siz hayır dediniz’ suçlamasında bulunacaklar. Çift taraflı yalan üreten bir akıl tutulmasının içinde, tek başımıza milletimize gerçekleri anlatmak ve onları yanımızda mücadeleye çağırmaktan asla vazgeçmeyeceğiz. Çünkü biz haklıyız, ülkemizin, miletimizin geleceğine sahip çıkıyoruz. Hatta, hakkımızda kara propaganda yapanların bile güvenli güzel bir geleceğe sahip olabilmesi, bizim başarımıza bağlıdır.”