Etiket: şehirder

  • ŞEHİRDER heyetinden Narman Peribacaları ve Tortum Şelalesi çıkarması

    ŞEHİRDER heyetinden Narman Peribacaları ve Tortum Şelalesi çıkarması

    Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER) Erzurum Valisi Okay Memiş’in öncülüğünde Erzurum’un en önemli turizm alanlarından olan Narman Peribacalarında ve Tortum Şelalesinde yapılan rekreasyon çalışmalarını yerinde incelemek üzere bölgeye bir gezi düzenledi. On üç kişiden oluşan ŞEHİRDER heyeti önce Narman Peribacalarında yapılan sosyal tesis inşaat alanını gezdi.

    ŞEHİRDER heyeti “Kırmızı Periler Diyarı” olarak da bilinen Narman Peribacalarına yapılan gezi sonrası, Narman Belediye Başkanı Burhanettin Eser ziyaret edilerek yapılan ve yapılacak çalışmalar konusunda Başkan Eser’den bilgiler aldı. İnceleme ve görüşmelerin ardından ŞEHİRDER Heyeti adına bir açıklama yapan Murat Ertaş, Narman ilçe merkezine 10 km uzaklıkta olup 3 vadiden ve 13 milyon metrekareden oluşan doğa harikası kırmızı peri bacaları alanının şu ana kadar Narman-Pasinler asfaltına yakın çok çok az kısmın turistlerce tanındığını, gezildiğini fark ettiklerini ifade ederek bu büyük ve muhteşem güzelliğin her vadisinin her metrekaresinin turizme kazandırılma çalışmalarının kendilerini ziyadesiyle mutlu ettiğini söyledi.

    ŞEHİRDER gezi heyeti başkanı Murat Ertaş sözlerine şöyle devam etti: “Bilhassa sosyal medyada yeri ve mimarisi tartışılan sosyal tesis hakkında bizim de fikrimizi soran çok oldu. Biz de dernekçe bizzat gezip görmediğimiz çalışma hakkında fikir beyan etmedik. Şimdi hem gördüğümüzle hem yetkililerden aldığımız bilgilerle söyleyebiliriz ki sosyal tesis inşaatı yasaların ve köylüyle olan görüşmelerin ardından en isabetli yere yapılmıştır. Şöyle ki peribacalarının olduğu geniş saha “sit alanı” ilan edildiği için sit alanına tek bir çivi bile çakamazsınız. Belediye imar planı ve köylülerle yapılan görüşmeler neticesinde Narman-Pasinler karayolunun hemen yanına yapılan tesis ziyaretçilere sunacağı imkânlarla (lokanta, çay kahve salonları, mescit ve lavabolar) fevkalâde kıymetli bir hizmetin merkezi olacak. Burada getirebileceğimiz tek eleştiri sosyal tesisin iki katlı değil de tek kat olmasının gerekliliğidir ki, 13 milyon metrekarelik yerde bir ayrıntıdır. Sayın valimize ve Narman Belediye Başkanı Sayın Burhanettin Eser’e hassasiyetlerinden ve emeklerinden dolayı teşekkür ediyoruz.”

    ŞEHİRDER Heyeti daha sonra Tortum Şelalesindeki çalışmaları inceledi. Yüksekliği ve doğal güzelliğiyle dünyanın en önemli şelalelerinden biri olan Tortum şelalesinin şimdiye kadar ihmal edilmiş olmasının eleştirisini yıllarca şehre gelen turistlerden ve misafirlerden işittiklerini dile getiren Ertaş, şelalenin etrafına yapılmaya başlanan sosyal yaşam alanlarının şelaleye ve turizme değer katacağını belirtti. Bilhassa şelale çevresinde kesme taştan yapılan yürüyüş yolları ve seyir cepleri hem estetik açıdan hem kullanış açıdan yediden yetmişe herkese hitap etmesi nedeniyle takdire şayan bulduklarını ifade eden ŞEHİRDER Heyeti Başkanı Murat Ertaş, “Birilerinin ulusal basında yahut sosyal medya sayfalarında dediği gibi şelalenin etrafı asla betonlaşmamış, aksine doğayla uyumlu kesme taşlar, taş duvarlar ve bu duvarları süsleyecek sarmaşıklar ve çiçeklerle Tortum Şelalesi cennetten bir köşe olmaya başlamış. Herkesi, yazılan çizilene değil bizzat gelip şelaleyi ve yapılan çalışmaları gezmeye davet ediyoruz. Şelale ve çevresi daha güvenli, daha güzel olmuş. Biz büyülendik, muhteşem olmuş. Yürüyüş yollarının her karesinde fotoğraf çekilmek istedik. Eminim ki artık gelin damat fotoğrafçılığı yeni bir mekân daha buldu. Şelale eskisinden çok daha iyi bir turizm cazibe merkezi olmuş. Sayın valimiz başta olmak üzere emeği geçen herkesi yürekten kutluyoruz” şeklinde konuştu.

  • Şehirder: “KKTC Cumhurbaşkanı açıklamalarıyla Türk varlığına ihanet etmiştir

    Şehirder: “KKTC Cumhurbaşkanı açıklamalarıyla Türk varlığına ihanet etmiştir

    Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER) Yönetim kurulu bir yaptığı yazılı basın açıklamasıyla KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, Kıbrıs’ın bağımsızlığı için can veren şühedaya ve tüm gücüyle KKTC’ye destek veren Türkiye’ye karşı ihanet içeren açıklamalarını kınadı.

    Kıbrıs tabii ki Türktür Türk kalacak!

    ŞEHİRDER Yönetim Kurulu’nun yaptığı açıklama şöyle:

    “Aşağıdaki cümlelerin kim tarafından söylendiğini kapatsak okuyan herkes, buna Rumlar da dahil bu cümlelerin bir Ruma yahut Rum yanlısına ait olduğunu zorlanmadan ifade edecektir.

    KKTC Cumhurbaşkanı Mustafa Akıncı’nın, İngiliz The Guardian’a yaptığı açıklamalarda federal çözüme tez zamanda varılmazsa bölünmüşlüğün kalıcı hale geleceğinden korkması ve ayrıca Kıbrıslı Türklerin laik, demokratik ve çoğulcu kimliğini korumak istediklerini belirtirken, Türkiye’ye bağlanma ihtimalini ’korkunç’ olarak nitelemesi tam bir skandaldır. ‘Kıbrıs Türktür, Türk kalacaktır.” siyasetini 1950’lerin sloganı olduğunu ve bunun hiçbir gerçekle ilgisinin olmadığını söylemesi tam bir akıl izan işi değildir. Akınc açıklamasının devamında KKTC’nin ‘Ankara tarafından yutulabileceğini’ ve ‘de facto Türkiye iline dönüşebileceğini’ söylemesi eminiz ki Rum tarafını ziyadesiyle mutlu ve memnun etmiştir.

    Rumların sözcüsü ancak bu kadar olur

    Kıbrıs Cumhurbaşkanına bu haddini aşan sözlerini, Türkiye’nin Suriye politikalarına veya Akdeniz’deki sondaj çalışmalarından rahatsız olan birilerinin söylettiği apaçık ortadadır. Yaklaşan Kıbrıs seçimlerine 1571’de Türklerin karşısında yer alanların yanında girmek Mustafa Akıncı’yı başarılı olacağı yönünde inandırmışa benziyor. Bu inancının karşılığını Kıbrıs’ta hatırı sayılır taraftar bulmasıyla görmeye başladı bile. Kendisinin ve taraftarlarının göremediği şey ise 1918’den beri İslam topraklarında oluşmaya başlayan “vatana ihanet” damarının organik bir temsilcisi olduklarıdır.

    Kıbrıslı Niyazi Berkes “Unutulan Yıllar” adlı kitabının (İletişim, 2005) 27. sayfasında diyor ki: “(Birinci Cihan Harbi sonunda) umutsuzluğa düşen (Kıbrıslı) Türk halkının ister istemez İngiliz idaresini artık yalnız bir oldubitti olarak değil, Yunan “tehlikesine” karşı bir dayanak olabileceğini benimsemeye başlaması” Kıbrıs’ta yaşayan halklar için bir zıtlık oluşturmuştur. “Anadolu’da İstiklal Harbini Türklerin kazanması Kıbrıs’taki Rum halkını bir Türk düşmanı değil, İngiliz düşmanı yapmıştır.” Bu zıtlık Kıbrıs Türk halkını ne yapmıştır sorgulamak lazım. Kıbrıs medyası şu sıralar takip edilirse hem söylemek istediğimiz net bir şekilde anlaşılır, hem de sorduğumuz soru bir cevaba kavuşur. O zamanlar umutsuzluğa düşülmüştü, şimdi vefa borcu mu ödeniyor? Mandacılığı kabul etmeyerek “Ya istiklal, ya ölüm” diyen bir millete, Mustafa Akıncı “Bu Türkiye’nin de yararına olacaktır!” diyerek aslında bırakın hadsizlik etmeyi ateşle oynadığını beyan etmektedir.

    Sözlerinin altında kalmaya mahkûmdur

    “Asıl cevap, elbette halkın vereceği cevaptır” diyerek bir referandum çağrısında bulunan Akıncı seçim öncesi kamuoyu yoklama hevesinde. Gerçekte ise uluslararası planda Türkiye’nin elini zayıflatmak. Akıncı’nın bu açıklamalarını Türk topraklarına açıktan bir saldırı olarak kabul ediyoruz ve karşılık olarak 1974’ü hatırlatıyoruz. KKTC’nin bir Türk vatanı olması, Türkiye Cumhuriyeti’ne bağımlılığı bir seçim malzemesi yapılamayacak kadar ağır konudur. KKTC Cumhurbaşkanı bu ağırlığı kaldıramamıştır ve bu sözlerinin altında ezilmeye mahkûmdur. Kendisine Türk varlığına karşı ihanet içerisinde olduğunu hatırlatıp şiddetle kınıyoruz.”

  • Şehirder yönetiminden Palandöken övgüsü

    Şehirder yönetiminden Palandöken övgüsü

    Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER) Yönetim Kurulu Üyeleri Palandöken’de Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ve Erzurum Valiliği’nin yaptığı yatırımları, tesisleri gezip incelemelerde bulundu.

    Yapılan yatırımların ardından bir tatil kasabası haline gelen Palandöken’in aynı zamanda sadece Türkiye’nin değil dünyanın en önemli kış sporları merkezi olduğuna dikkat çeken ŞEHİRDER Yönetim Kurulu, gelinen noktayı birkaç sene evveliyle karşılaştırmanın bile mümkün olmadığını ifade ettiler.

    Palandöken’e yapılan kapsül kafe, küre kafe, fanus kafeler, bungalov evler ve diğer sosyal donatılarla dağın adeta sivilleştiğini, sadece hafta sonları değil, hafta içlerinde de dağın cıvıl cıvıl olduğunu görmenin mutluluğunu yaşadıklarını söyleyen ŞEHİRDER Başkanı Vedat Eğilmez ve yönetim kurulu üyeleri tüm bunların yanında Palandöken’in dünyanın en uzun üçüncü kayak pistine sahip olduğunu hatırlattı.

    ŞEHİRDER Başkanı Eğilmez Palandöken’le ilgili şu bilgileri verdi: “12 kilometrelik pistiyle Türkiye’nin en uzun ve dünyanın da üçüncü en uzun kayak pistine sahip olan Erzurum’daki Palandöken Kayak Merkezi’nde; 4’ü doğal pist, 8’i başlangıç seviyesinde, 9’u orta düzeyde ve 3’ü de usta kayakçılar seviyesinde olmak üzere toplam 24 pist bulunuyor. Erzurum şehir merkezine 4 kilometre, Erzurum Havaalanı’na ise 20 kilometre mesafede bulunan ve bu ulaşım imkânı kolaylıklarıyla kar turizminin yoğun ilgi gören tesislerine sahip Palandöken’de gece aydınlatması yapılan pistleriyle birlikte kesintisiz kayak keyfi bulunuyor. Yetkililerden aldığımız bilgiye göre 2000 – 3176 metreler arasında bulunan Palandöken Kayak Merkezi’ndeki pistlerde 10 telesiyej, 1 teleski, 2 baby lift, 1 gondol lift hizmet vermektedir. Gondol lift ile 1000 metrelik bir tırmanışla Ejder Tepesi’ne ulaşılırken, tüm pistlerde aynı anda yaklaşık 12 bin kişiye kayak yapma imkânı sunulmaktadır. Palandöken Kayak Merkezi; alp disiplini ve snowboard için son derece uygun pistler sunarken; kayak dışında, yamaç paraşütü, dağcılık, snowtube, paintball gibi farklı turizm çeşitleri için de alternatif oluşturmaktadır. Palandöken Dağı’nın çevresi doğal park görünümüyle, gezi, piknik ve seyir alanı olarak dört mevsim ayrı güzellikler sunmaktadır.”

    Daha sonra ŞEHİRDER Yönetim Kurulu Erzurum Valiliği’nin yaptırdığı oteli ve bungalov evleri gezdi. Gerek mimarisiyle ve çevre düzenlemesiyle Palandöken’e katma değer olan yatırıma hayran kalan ŞEHİRDER Yönetim Kurulu üyeleri kısa sürede açılacak olan otelin (Vilayet Evi ve Bungalov Evleri) yarıyıl tatiline yetişmiş olmasının ayrıca sevindirici olduğunu söylediler.

    Heyette bulunan ŞEHİRDER Yönetim Kurulu Üyesi ve Türkiye Dil ve Edebiyat Derneği Erzurum Şube Başkanı Murat Ertaş da yapılan tesislerin oldukça nitelikli ve estetik olmasının memnun edici olduğunu; lâkin bungalov evlerine “villas” isimlerinin koyulmasına üzüldüklerini söyledi. TDED Erzurum Başkanı Ertaş “Keşke bu muhteşem yatırım ve güzellik güzel Türkçemizle taçlansaydı, dedi.

    ŞEHİRDER Yönetim Kurulu Üyeleri yapılan tesislere hayran kaldıklarını belirterek, çabalarından dolayı bilhassa Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen’e ve Erzurum Valisi Okay Memiş’e teşekkürlerini ifade ettiler.

  • ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar: “Bu ağaçlar çifteleri kapatır”

    ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar: “Bu ağaçlar çifteleri kapatır”

    Erzurum’da yerli ve yabancı turistlerin en çok ziyaret ettiği ve şehrin adeta sembolü olan Çifte Minareli Medrese’nin (Hatuniye Medresesi) uzun yıllar süren restorasyonunun bitmesinden sonra tarihi yapının çevre düzenlenmesine ve peyzajına geçildi. Restorasyon sürecinin uzaması, bazı odaların içinin sıvanıp boyanması, odalara klima takılması, pvc’den oda yapılması, su tahliye boruları gibi konularda yüklenici ve Vakıflar Bölge Müdürlüğü kamuoyunun eleştirisine maruz kalmış ve yapılan hatalar telafi edilmişti.

    Son olarak tarihi yapının peyzajının yapımın dikilen ağaçlar da eleştiriye neden oldu. Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği Genel Sekreteri Kadir Yaşar yaptığı açıklamada tarihi yapıların etrafının peyzajının düzenlenmesinin de bir bilimsel heyet tarafından yapılması gerektiğini, bu konuda Türkiye’de ve dünyada çok sayıda kaynak makale ve kitap yazıldığını belirterek dikilen ağaçların tarihi yapının görünürlüğünü yok edeceğini uyardı.

    ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar’ın açıklaması şöyle: “Geçmişle aramızda köprü kuran tarihi alanların korunmasında, çevrenin yapıyla uyumunun göz önünde bulundurulması gerekmektedir. Bahçe taşlarının renginden dikilen ağaçlara ve çalılara kadar her konuya özen gösterilmelidir.

    Uygulanan peyzaj projelerinde tarihi yapılar, canlı veya cansız materyallerle soyutlanmamalıdır. Oturma ve aydınlatma birimleri, zemin kaplamaları gibi cansız materyallerin seçiminde modern çizgilerden kaçınılmalıdır. Materyaller tasarımlarıyla yapının önüne geçmemelidir. Bu bağlamda Çiftelerin projesinde kullanılan döşemeler ve aydınlatma birimleri oldukça başarılıdır.

    Dikimi yapılacak bitki türleri, yapının farklı açılardan görüşünü engellememelidir. Tarihi yapıların çevrelerinde planlama yapılırken bitkilerin yıllar sonraki hacmi de göz önünde bulundurulmalıdır. Sık dallı ve yüksek boylu bitkiler yapılar etrafında konumlandırılmamalıdır. Tarihi Lalapaşa Camii ve Meydanı’nda görüldüğü gibi bitkilendirmede seyrek dal ve yapraklı ağaççıklara ek olarak çalılar kullanılmalıdır. Hal böyleyken Çiftelerin etrafına dikilen ağaç türleri boylu ve sık dallıdır. Daha şimdiden Çifte Minareli Medrese’yi kapatan ağaçlar, ilerleyen dönemlerde yapacağı boy ve çapla tarihi yapının görüşünü belki tamamen kısıtlayacaktır. Tüm bunların yanında dikilen ağaçların sağlık durumları görsellerde fark edileceği üzere iyi değildir. Ağaç seçimi yanlıştır. Dikimi yapılan ağaçların boylu türleri yerine, alttan dallı ve boyu 3-4 metreyi geçmeyecek çalı formlu türlerin kullanılması daha uygundur. ŞEHİRDER olarak şehre karşı sorumluluğumuz gereği konuyu yetkililerin ve kamuoyunun dikkatine önemle sunuyoruz.”

  • ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar: “Dallıkavak ve Kırık tünelleri geciktikçe, Ovit Tüneli Kuzey ilçelerimizi Rize’ye bağlayacaktır”

    ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar: “Dallıkavak ve Kırık tünelleri geciktikçe, Ovit Tüneli Kuzey ilçelerimizi Rize’ye bağlayacaktır”

    Şehir ve Kültür Araştırmaları Derneği (ŞEHİRDER) Yönetim Kurulu, aylık yönetim kurulu toplantısını yaptı. Toplantıda Erzurum ile ilgili birçok konu ele alındı.

    Konuyla ilgili ŞEHİRDER Yönetim Kurulu adına bir açıklama yapan ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar, şehrin çok ciddi sorunları var ve bu sorunların tespitleri, çözüm önerileri ve kamuoyunda farkındalık oluşmasıyla ilgili çalışmalara başladıklarını ileriki günlerde yapacakları görüşme ve toplantılarla bu meseleleri kamuoyuyla paylaşacaklarını ifade etti.

    Ele aldıkları en önemli meselelerden birinin “Ovit tünelinin Erzurum’un Ekonomisine, Demografisine ve Sosyokültürel Yapısına Tesirleri” olduğunu ifade eden Kadir Yaşar, Ovit tüneliyle beraber İspir-Erzurum arasındaki Dallıkavak ve Kırık tünelleri açılmazsa yahut yapımları gecikirse Erzurum’un tarihi şehir kimliğinde ciddi erozyonlar yaşanabileceğine dikkat çekti. ŞEHİRDER Genel Sekreteri Kadir Yaşar sözlerine şöyle devam etti. “Hükümetimizin gayretleri ve Sayın Cumhurbaşkanımızın büyük destekleriyle dünyanın en uzun çift tüplü tüneli, yaklaşık 15 km uzunluktaki Ovit Tüneli geçtiğimiz yıl açıldı ve Erzurum’u Karadeniz’e bağlayan yolda önemli bir adım atıldı. Ancak Ovit’in açılışından bu yana geçen sürede gördük ki Ovit aslında Erzurum’un kuzey ilçelerini Rize’ye bağladı. İspir ve Pazaryolu ilçelerimizin ticareti, ekonomisi, turizmi, kültürel gelişimi zaten var komşuluk ilişkilerinin yanında Ovit’le beraber Rize ile entegre olma sürecine girmiştir. Bu durum, sadece coğrafi komşuluğun doğal sonucu olarak açıklanamaz. İnsanın ve paranın hareketlerinde yol ve ulaşım en önemli nedendir. Hal böyleyken, İspir ve Pazaryolu ilçelerimizi Erzurum’a bağlayan yol zemin ve güzergâh olarak bugün itibariyle Türkiye’nin en sıkıntılı, en çetin yollarından biridir. Otobanlarımızla gurur duyduğumuz bu çağda İspir-Erzurum yolu zamanın 50 yıl gerisinde kalmıştır. Ulaşım güçlüğü nedeniyle İspirli hastasını Erzurum’a değil ulaşımı çok daha kolay olan Rize’ye götürecektir, malını pazarlamaya yahut mal almaya Erzurum’a değil Rize gidecektir. Öğrenciler okumak için Erzurum’daki Üniversitelere değil Rize’deki üniversiteye gideceklerdir.

    Meselenin sadece Erzurum’a değil ülkenin güvenliğine de bakan birçok yönü vardır. Kuzey ilçelerimizdeki nüfusun zamanla Erzurum’dan kopması bin yıllık Türk şehri olan Erzurum’un demografik yapısının değişmesine yol açacaktır. Bin yıldır hudut, geçit ve kale şehir olan Erzurum, Anadolu’nun ve ülkemizin güvenliği için kilit şehirdir. Erzurum’un kilit şehir özelliği, barındırdığı Türk nüfusuyla doğrudan ilgilidir. Meseleyi anlamak için kuzey ilçelerimizdeki nüfusu çıkarın, Erzurum’daki insan kaynağı tablosuna bakın. Hal böyleyken, yerel ve ulusal anlamda Erzurum’da alınacak her kararın ve yapılacak her yatırımın bu hakikat ve hassasiyet göz önünde bulundurularak gerçekleştirilmesi elzemdir. Erzurum’da olan nüfus hareketliliğini elbette devletimizin ilgili kurumları dikkatle izliyordur.

    Tüm bunlardan ve daha başka birçok nedenden dolayı Ovit’in Erzurum’u bölmemesi, sadece İspir ve Pazaryolu’nu değil Erzurum’u ve Doğu’yu Karadeniz’e bağlaması için acilen Erzurum-İspir arasındaki Dallıkavak ve Kırık tünellerinin tamamlanması ve hizmete açılması gerekir. Bu iki tünelin, planlanandan geç açılması da çözüm olmayacaktır. Çünkü ticareti, turizmi, ziyareti, zihni ve kültürü kısacası ayağı Rize’ye alıştıktan sonra insanları bir daha geriye döndürmek imkânsızdır. Konu hakkındaki endişelerimizi kamuoyuyla paylaşıyor, yetkililerin sesimize ve meselenin hassasiyetine duyarsız kalmayacaklarını umuyor, Dallıkavak ve Kırık tünellerinin bir an evvel tamamlanmasını bekliyoruz.”