Etiket: Şehirde

  • (özel haber) Şifalı şehirde yüzyıllardır çamurdan şifa aranıyor

    Likyalılar döneminden beri zengin minarel yapısı ile “şifalı çamur” olarak bilinen Afyonkarahisar’ın Sandıklı ilçesindeki kür merkezlerine akın eden vatandaşlar, milattan önce (MÖ) “şifalı şehir” adıyla kurulan bölgede hastalıklarına şifa arıyorlar.

    15 tatilin bitmesine sayılı günler kala Sandıklı bölgesindeki termal otellerde doluluk oranları yüzde 100 seviyesinde olduğu kaydedilirken, vatandaşların en çok kür merkezilerine ve şifalı olduğuna inanılan termal çamura yoğun ilgi gösterdikleri aktarıldı. Vatandaşların büyük çoğunluğu aile olarak ara tatilde termal tesislerde konaklarken, ayrıca soğuk ve karda da sıcak termal havuzlara girmenin keyfini yaşıyorlar.

    Şifalı olduğuna inanılan ve yılın her dönemi girilen çamur havuzları ile sömestr tatilinde bölgedeki otellerdeki doluluk oranları ile ilgili İhlas Haber Ajansı (İHA) muhabirine açıklamalarda bulunan Sandıklı Hüdai Kaplıcaları Sorumlusu Mustafa Nacak, tesisteki 289 apartın tamamının dolu olduğunu ifade etti. Sömestr tatili olmaması sebebiyle ailelerin kaplıcalara akın ettiğini vurgulayan Nacak, tesislerdeki doluluk oranının yüzde 99 seviyelerinde olduğunu belirtti.

    “Sıcak su ve çamuru herkese tavsiye ediyoruz”

    MÖ kurulduğu bilinen Agros Thermon, yani “şifalı şehir”deki termal çamur hakkında da açıklamalarda bulunan Nacak şöyle konuştu:

    “Likyalılar döneminden beri Aziz Aberkios döneminden başlayan bu sıcak suyun keşfi, o zaman yaşayan imparatorun kızı buradan geçerken atının üzerinden düşerek buradaki çamurun içerisinde ayaklarının karıncalandığını hissemesi ve yıllardır süren hastalığından kurtulması ile bulundu. Ondan sonra burası Agros Thermon yani “şifalı şehir” adı altında kuruldu. Burası bütün medeniyetlere Yunan, Roma ve en sonunda da Osmanlı, Türk medeniyeti olarak bizlere kadar ulaşmış. Çamurun faydası, içerisinde bulunan minarel yapısından kaynaklanıyor. Demir ve kükürt zenginliğinden kaynaklı olarak insanların vücutlarında romatizma, siyatik, kaza sonrası yaşanan felç durumlarında tedavilerinin hızlı sürede gerçekleştirilmesi için sıcak su ve çamuru tavsiye etmekteyiz. Yıllardır da bir şifa kapısı olmuş ve böylede olmaya devam edecek.”

    Termal çamurda şifa arayan ve Isparta’dan geldiğini söyleyen 45 yaşındaki Yusuf Özyiğit ise, menüsküs probleminden dolayı kaplıcalara geldiğini söyleyerek, çamur banyosunu herkese tavsiye etti.

  • Bakan Eroğlu: “Antalyalılar cennette yabancılık çekmeyecek, cennet gibi bir şehirde yaşıyorlar”

    Bir dizi ziyaret için Antalya’ya gelen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, Antalyalıların cennete gidince yabancılık çekmeyeceğini ve cennet gibi bir şehirde yaşadıklarını söyledi.

    Bir dizi etkinlik için Antalya’ya gelen Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, ilk olarak Antalya Valiliği’ni ziyaret etti. Bakan Eroğlu, Antalya Valiliği’nde anı defterini imzaladı. Bakan Veysel Eroğlu’na Antalya Valisi Münir Karaloğlu, Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ve AK Parti İl Başkanı Rıza Sümer eşlik etti.

    “Antalyalılar cennet gibi bir kentte yaşıyorlar”

    Antalya Valiliği’nde basın mensuplarına açıklamalarda bulunan Eroğlu, Antalya’nın her açıdan dünyanın yıldızı olduğunu ve mavi bayrak açısından Antalya’nın çok zengin olduğunu söyledi. Eroğlu, “Antalya dünyanın incisi, Türkiye’nin de turist ağırlayan en önemli şehri. Antalyalılar cennete gidince yabancılık çekmeyecek, cennet gibi bir şehirde yaşıyorlar” dedi.

    Mühendislik stajını Antalya’da yaptığını ifade eden Bakan Eroğlu, Antalya’nın o zamanlarda köy gibi olduğunu, şimdilerde ise çok güzel bir dünya kenti haline geldiğini dile getirdi. Bakan Veysel Eroğlu, “Antalya gönüllüsü olarak bu durumdan bahtiyarlık duyuyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Menderes Türel başkan seçildikten sonra beni Antalya’ya gönderdi ve taşkın problemini çözmemizi istedi. DSİ’nin bütün araçlarını seferber ettik ve çok faydalı oldu” şeklinde konuştu.

    “100 müjdeden 49’u tamam”

    Antalya’ya 100 müjde verdiklerini söyleyen Bakan Veysel Eroğlu, 1 milyar 620 milyon TL’lik yatırım yaptıklarını belirtti. Verdikleri 100 müjdeden 49’unu tamamladıklarını söyleyen Eroğlu, “İçinden otomobil geçecek büyüklükte hatlarımız var. Hükümetimiz Antalya’ya büyük önem veriyor. Antalya’ya hükümet olarak 18 milyarlık yatırım yaptık. Antalya şaha kalktı. Antalya’yı bir marka şehir yapacağız. Antalya için muhteşem projeler var. Her türlü desteği vereceğiz. 18 baraj ve gölet. 420 bin dekar araziyi sulamaya açtık. Yıllık gelir arttı. İlave 320 milyon TL para giriyor. Burada en önemli sorun taşkınlardı. Arazinin yapısı nedeniyle 78 derenin ıslahını yaptık. Yerli ve yabancı ziyaretler için mesire alanları yaptık ve 141 mesire yeri kazandırdık. Gelir getirici çalışmalar yaptık. Orman köylerine tam destek veriyoruz” dedi.

    “Antalya’nın 2060 yılına kadar su sorunu olmayacak”

    Antalya’nın 2060 yılına kadar su problemi olmayacağını dile getiren Eroğlu, “Eskiden işimiz kolaydı bir baraj olurdu ballandıra ballandıra anlatırdık. Şimdi sayıyı okuyarak size söyleyebiliyorum. Antalya’yı barajlar ve göletler diyarı yapacağız” diye konuştu.

    “Antalya Türkiye’nin değil dünyanın en güvenilir kenti”

    Antalya Ticaret ve Sanayi Odası’nda (ATSO) sabah saatlerinde yaşanan patlamayla ilgili olarak Antalya Valisi Münir Karaloğlu ve Belediye Başkanı Menderes Türel’den bilgi aldığını dile getiren Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, “Antalya Türkiye’nin değil dünyanın en güvenli şehirlerden bir tanesi. Bazen kazalar olabiliyor. Belediye Başkanımız Menderes Türel orada bir toplantı yaptı. Şu anda bir mesele yok. Ben Amerika’da birçok şehri gezdim. Gece oralarda dışarı çıkamazsınız. Bazen bazıları turizmin önünü kesmek için asparagas haberler yapılıyor. Örneğin 2008 yılında Antalya Taşağıl’da bir yangın çıkmıştı. Yangın sonrası büyükelçilere mesaj çekmişlerdi Antalya’ya gitmeyin yanıyor diye. Antalya neresi Taşağıl neresi. Kaldı ki biz o zaman yangını Taşağıl’dayken kesmiştik” dedi.

  • Sakin Şehirde Mis Kokulu Festival

    İzmir Seferihisar Belediyesi tarafından Turgut köyünde ilk kez düzenlenen ’Lavanta Hasat Şenliği’ büyük bir coşkuyla kutlandı.

    Seferihisarlı üreticilere alternatif bir ürün sunmak üzere, Turgut köyünde Haziran 2015’te ekimi gerçekleşen lavantaların hasat zamanı geldi. Dün gerçekleşen hasat, bayram havasında gerçekleştirildi. Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Maliye eski Bakanı Zekeriya Temizel ve binlerce kişinin katıldığı Lavanta Hasat Şenliği’nde, köyün sokaklarına lavanta suyu sıkılarak, her yerin lavanta kokması sağlandı. Lavanta hasadının ardından lavanta sabunu ve lavanta yağı yapımı gerçekleştirildi, katılımcılara lavanta çayı ikram edildi. Üretici stantları, şenliğe katılanlar tarafından büyük ilgi görürken, etkinliğin sonunda Seferihisar Belediyesi tarafından iftar yemeği verildi.

    BAŞKAN SOYER: “BAŞKA BİR TARIM MÜMKÜN”

    Etkinlikte konuşan Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, “’Başka bir tarım mümkün’ diyerek yola çıkmıştık. Çünkü mandalina bahçelerimiz yok oldukça, betona döndükçe, köylerimiz kapandıkça içimiz sızlıyor. Buna seyirci kalmamak istedik. En başından beri, barajın sulamasında filtrasyon sisteminden, karakılçık buğday yetiştirmeye, yerel tohumu geliştirmekten mandalina kurutmaya, iyi tarım uygulamaları sertifikaları vermekten lavanta yetiştirmeye kadar onlarca iş yaparak ’başka bir tarım mümkün’ söyleminin içini doldurmaya çalışıyoruz” dedi.

    Lavantayı Isparta’dan getirerek diktiklerini belirten Başkan Soyer, “Lavantanın, katma değeri yüksek bir ürün olduğunu keşfettik. Ege’nin bereketli topraklarında yetişebileceğini öğrendik. Arkadaşlarımız gittiler Isparta’dan aldılar geldiler. Burada diktik, sabırla bekledik. Baktık ki Isparta’dakinden çok daha verimli oluyor hatta yılda iki kere hasat yapabiliyoruz. Şimdi lavantayı, Seferihisarlılara yeni bir alternatif ürün olarak sunmaya hazırız. Böylelikle Seferihisar’da çok şey değişiyor. Emin adımlarla ilerliyoruz. Göreceksiniz Seferihisar değişecek, Türkiye değişecek, dünya değişecek. Başka bir tarımın mümkün olduğunu herkese göstereceğiz” diye konuştu.

    BELEDİYEYE AİT ARAZİ MERAYA DÖNÜŞÜYOR

    Lavanta hasadının ardından Düzce köyünde ıslah edilerek meraya dönüştürülecek belediyeye ait 46 dönüm arazinin protokolü Seferihisar Belediye Başkanı Tunç Soyer, Tema Vakfı Başkanı Deniz Ataç, Öztüre Holding Yönetim Kurulu Başkanı Nezih Öztüre tarafından imzalandı. Başkan Soyer, bu imzayla toprak analizleri ve toprak asidi düzenlemesiyle birlikte, sulak ve otu bol bir alana dönüşecek merada en az 200 hayvanın otlanabileceğini düşündüklerini söyledi. Soyer, projeyi Tema Vakfı’nın hazırladığını ve Öztüre Holding sponsorluğunda çalışmanın gerçekleştirileceğini, böylelikle hayvancılığa da önemli bir destek vereceklerini düşündüklerini belirtti.

    KONSER VERİLDİ

    Programın sonunda temel amacı mümkün olduğu kadar fazla çocuğa karşılıksız müzik eğitimi olanağı sağlamak ve barışın sesini müzikle duyurmak olan Barış İçin Müzik Vakfı tarafından mini bir konser verildi. Guatemala ve Venezuelalı iki eğitmen tarafından çalıştırılan ve Türkiye’nin farklı yerlerinden katılan çocuklar tarafından oluşturulan orkestraya, Seferihisar Belediyesi’nin girişimleriyle Turgut köyünde yaşayan çocukların da katılarak orkestrayla birlikte kısa bir zamanda konsere çıkacakları belirtildi. Etkinlik, semazen gösterisi ve iftar yemeğiyle tamamladı.

  • Sultangazi Belediyesi, Mehmet Akif’in Doğduğu Şehirde İftar Verdi

    Kosova’da iftar veren Sultangazi Belediyesi, binlerce vatandaşı aynı iftar sofrasında topladı. Kosova’daki iftara vatandaşların yanısıra NATO bünyesinde Kosova’da görev yapan Türk askerleri de katıldı.

    “Sultangazi’den Balkanlara Uzanan Gönül Sofrası” sloganı ile yola çıkan, önce Bulgaristan ardından Makedonya ve son olarak Kosova’da iftar sofrası kuran Sultangazi Belediyesi binlerce Müslüman vatandaşı aynı sofrada buluşturdu.

    Kosova’nın Prizren şehrindeki Osmanlı yapıtı Bayraklı Cami avlusunda Dünya Balkan Dernekleri Federasyonu işbirliği ile düzenlenen yaklaşık 2 bin kişilik iftara Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, eşi İlknur Altunay, kızları Ayşe ve Büşra Altunay,  Federasyon Başkanı Recep Varol, Prizren Başimam Ali Vezaji, NATO bünyesinde Kosova’da görev yapan Türk askerleri ve çok sayıda Kosovalı vatandaş katıldı.

    İftar yemeği Bulgaristan ve Makedonya’da olduğu gibi yine Sultangazi Belediyesi sponsorluğunda Prizren’de özel kazanlarda pişirilerek alana getirildi. Başkan Cahit Altunay da iftar öncesi yapılan hazırlıklarla yakından ilgilendi. Gönül sofrasında bir araya gelen Kosovalı Müslümanlar, ezanın okunması ile birlikte Ramazan’ın bereketini aynı sofrada paylaştı.

    “MEHMET AKİF’İN DOĞDUĞU ŞEHİRDE BULUNMAKTAN KEYİF ALIYORUZ”

    Milli Şair Mehmet Akif Ersoy’un doğduğu şehirde iftar verdiklerini ifade eden Sultangazi Belediye Başkanı Cahit Altunay, “Evlad-ı Fatihan’ın yerindeyiz. Güzel bir şehirdeyiz. Mehmet Akif’in doğduğu, büyüdüğü bir şehirde bulunmaktan da fevkalede keyif duyuyoruz. Asıl amacımız sadece Ramazan ayına mahsus değil, diğer zamanlarda da çocuklarımızı Balkanlara göndererek, bizzat ödül alan yavrularımıza bu ülkeleri tanıtarak büyük bir iş başardığımız kanısını taşıyorum” dedi.

    “BURASI GÖZ DOLDURAN BİR YER”

    “Ramazan ayı dostlukların pekişmesi için gelir” diyen Başkan Altunay, “Öyle bir ay ki bu kardeşlerimizi bile unuttuğumuz zamanları hatırlatır. Annemizi, babamızı, komşularımızı, yakın ülkedeki soydaşlarımızı hatırlatır. İşte bugün o soydaşlarla birlikte olmaktan mutluluk duyuyoruz. Çok yoğun kalabalıkları ağırladık. Mehmet Akif’in doğup büyüdüğü bu yerde bize yoğun bir ilgi var. Burası köprüleriyle, kalesiyle, camileriyle göz dolduran bir yer. Yapılan her şey doğal. İnsanları da zararsız ve misafirperver. Belki ekonomik olarak sıkıntıları var ama burada her gün turizm canlanıyor” şeklinde konuştu.

    Balkanlar’da kurdukları iftar sofraları haricinde Sultangazi’de de dünya Müslümanlarını buluşturduklarını dile getiren Cahit Altunay, “15 İslam ülkesini Sultangazi’de ağırlıyoruz. Elden ele gönülden gönüle bir köprü kuruluyor. İnşallah bunu daha da güçlendirerek farklı noktalara, daha büyük bir kardeşliğe vesile olacak şekilde taşımamız gerekiyor” dedi.

    “HATIRALARI CANLANDIRMAK ADINA BİZE BÜYÜK BİR SORUMLULUK DÜŞÜYOR”

    Kültürün gelecek nesillere aktarılması için idarecilere çok iş düştüğünü belirten Altunay, şunları söyledi: “Bizler idareciler olarak şunları yapmamız lazım. Belki unutulanları hatırlatmak, eskiyenleri yenilemek, geçmişten kalan hatıraları canlandırmak adına bize büyük bir sorumluluk düşüyor. Bizden sonra gelecek nesile biz bunları söylemezsek veya onları yenilemez, tazelemezsek bizden sonra gelen nesil ondan sonra geleceğe fazla bir şey veremeyecek. Biz, bizden sonra gelecek nesile de büyük bir yol haritası olmak zorundayız.”

  • (Özel Haber) Tarım İşçisi Olarak Geldiği Şehirde Bir İlki Gerçekleştirdi

    10 yıl önce tarım işçisi olarak Şanlıurfa’dan Aksaray’a gelen İbrahim Çümçüdür, Aksaray topraklarında bir ilke imza atarak çilek üretimi gerçekleştirdi.

    43 yaşındaki İbrahim Çümçüdür, 10 yıl önce ailesi ile birlikte doğduğu memleketi Şanlıurfa’dan tarım işçiliği yapmak için Aksaray’a geldi. Memleketinde iş bulamadığı için Aksaray’a gelen Çümçüdür, bir süre tarım arazilerinde işçi olarak çalıştı. Ardından küçük bir tarım arazisi kiralayarak çilek üretimine başlayan Çümçüdür, bir ilke imza atarak Aksaray’da çilek yetiştirdi. 7 dekarlık arazide çilek yetiştiriciliği yapan ve son derece verimli bir üretim gerçekleştiren Çümçüdür, şimdi 60 dekarlık arazide 2,5 ton çilek yetiştirip bölgedeki diğer illere gönderiyor. Çilek üretiminin son derece kazançlı bir üretim olduğunu belirten İbrahim Çümçüdür, “10 sene önce Şanlıurfa’dan buraya işçi olarak geldim. Aksaray’da o zamanlar çilek fidesi üretimi yapılıyordu. Daha sonra ben de bu bölgede neden çilek olmasın dedim ve 5 sene önce meyve üretimine başladık. İlk etapta 7-8 dekarlık arazide başladık. Şu anda 60 dekara çıktık. Bu bölgede çileğin yetiştirileceğini diğer çiftçilere göstermiş olduk. Şu anda Aksaray bölgesinden Nevşehir, Niğde ve diğer bölgelere çilek gönderiyoruz. Bu bölgemiz daha önce arpa, buğday tarımı ile uğraşıyordu. En azından çileğin de yapılabileceğini gördük ve gösterdik. Devam ediyoruz, memnunuz. Yıllık dekarında bize 3-4 bin liraya yakın net gelirimiz oluyor. Şu anda dekar başına 2,5 tona yakın çilek üretimi yapıyoruz. 60 dekarda 150-200 tona yakın verim alıyoruz” dedi.

    “TÜM ÇİFTÇİLERİMİZE ÖRNEK OLSUN”

    Çilek üretimi yapılan tarım arazisini ziyaret eden Ziraat Odası Başkanı Emin Koçak da, çilek üretiminin Aksaray’daki tüm çiftçilere örnek olmasını temenni ederek, “Aksaray’ın Yenikent bölgesinde yoncamız, Bayıraltı’nda sarımsak, bu bölgemizde de Aksaray’daki tüm çiftçilerimize örnek olsun diye çilek tarlasındayız. Aksaray’da böyle anam babam ekimin dışında, yani arpadan, buğdaydan vazgeçip bu tarz verimli, kazançlı ekim yapılabilir. Aksaray’da yaklaşık 2 yıldır çilek üretimi Güzelyurt ve Gülağaç bölgesinde yapılıyor. Daha önce Aksaray’da böyle çilek tarlası yoktu. Bu da Aksaray’da bir ilk oldu. İnşallah tüm bölgelerimize örnek olur” şeklinde konuştu.

    “HEDEFİMİZ 250 DEKAR ARAZİDE ÇİLEK ÜRETİMİ YAPMAK”

    Çilek tarlasını yerinde inceleyen Gıda, Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü Bestami Zabun ise, “Aksaray’da çilek yetiştiriciliği son 2 yıldır başlamış ve hızla artmaktadır. Bugün Güzelyurt ilçemizin Alanyurt köyü içerisinde bulunuyoruz. Burada çilek yetiştiriciliği bundan 2 yıl önce başladı. Şu anda 2 ayrı çiftçimiz toplamda 105 dekar arazi üzerinde çilek yetiştiriyor. Bu bölgede arpa ve buğdaya karşı çilek yetiştiriciliğini kıyasladığımızda 2,5, 3 katı daha fazla net kar elde edilmekte. Çilek yılda iki defa ekilmekte. Yazlık ve kışlık ekim şeklinde. İlimizde de yazlık ekim yapılmakta ve nötr dediğimiz çeşitler burada tercih edilmekte. Verimimiz Akdeniz Bölgelerine göre biraz düşük elbette. Ancak 2,5-3 ton civarında verim alınmakta. Bir çiftçimizin 10 dekar arazisinde yaklaşık olarak bir dekar başına 5-6 bin lira net karı var. 10 dekarda da 50-60 bin lira net karı var. Bunu buğday, arpa ile kıyasladığımızda 2 veya 3 katı bir kar elde ediliyor. Aksaray Tarım ve Kırsal Kalkınma Strateji Planı’nda ilimiz genelinde bin 250 dekar alan üzerinde bir hedef koyduk. İnşallah 5 yıl içerisinde bu hedefe ulaşacağız. Şu anda 100 dekardayız. Bizim amacımız çiftçimiz daha çok para kazansın. Bunun için uğraşıyoruz” diye konuştu.