Etiket: Şehir”

  • Ecdad Ovaya Şehir Kurulmasına İzin Vermezdi…

    Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu Üyesi Prof Dr. Ahmet Kankal, şehirlerin bir ruhu, kimliği olduğunu belirterek, “Osmanlı ovaya şehir kurulmasına izin vermezdi. Ecdad evleri en fazla 3 katlı inşa etti. Cumhuriyet ile beraber her alanda olduğu gibi şehircilik ve mimaride de makas değiştirip batıya benzemeye çalıştık” dedi.

    Bursa Büyükşehir Belediyesi, Kültür A.Ş. tarafından Emir Buhari Kültür Merkezi’nde düzenlenen “Yakın Tarih Okumaları” etkinliğine konuk olan Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Dekanı İnsan ve Toplum Bilimleri Fakültesi Yeni Çağ Tarihi Öğretim Üyesi Prof.Dr. Ahmet Kankal, Osmanlı’dan Cumhuriyete şehirlerdeki değişimi anlattı.

    Aynı zamanda Türk Tarih Kurumu Bilim Kurulu Üyesi olan Prof.Dr. Kankal, şehirlerin taşıdıkları kimliklerle oynanmaması gerektiğini söyledi. Kankal “Şehirlerin kimliği ile oynanırsa o kentte yaşayanlarda kişilik bozukluğu meydana gelir” dedi. “Şehri anlamak için yaradılışı bilmek lazım.” diyen Kankal, yeryüzünde insana verilen görevin kendini inşa etmek olduğunu söyledi. İnsanoğlunun yerleşik hayata geçmesi ile birlikte barınacak yer, güvenliği için surlar, kaleler inşa etmeye başladığını anlatan Prof.Dr. Ahmet Kankal, İslam’a göre şehir tanımının, savunma mekanizmaları olan, “Cuması kılınan pazarı kurulan” yer anlamına geldiğini, insanın kendini inşa ederken çevresini de düşünmesi gerektiğini dile getirdi.

    OSMANLI OVAYA ŞEHİR KURULMASINA İZİN VERMEZDİ

    Osmanlı’da şehirlerin yamaçlarda kurulduğunu ifade eden Kankal, “Osmanlı ovaya şehir kurulmasına izin vermezdi.” dedi. Osmanlı döneminde şehir nüfusunun, toplam nüfusunun yüzde 10’u kadar olduğunu söyleyen Kankal, Osmanlı’nın şehircilik anlayışında caminin önemine dikkat çekti. İstanbul’da, paşaların, vezirlerin, sadrazamların, defterdar ve nişancıların kendi adıyla anılan bir cami inşa ettirdiğini belirten Kankal, Osmanlı şehirlerinde caminin ve hamamların merkez alındığını söyledi. Osmanlı şehir mimarisinde caminin yakınlarına kapalı pazar yerleri cami ve bedestenlerin inşa edildiğini ifade eden Kankal, mahallelerin de bu yapıların kurulmasının ardından ortaya çıkarıldığını kaydetti. Osmanlıda mahalle anlayışının günümüzdeki gibi geniş bir alana yayılmadığını ifade eden Kankal, mahallerin idaresinde imamların yetkili kılındığına, hane sayısının da imamların kontrol edebileceği büyüklükte bir alana yayıldığına ve cami cemaatine göre ayarlandığına dikkat çekti. Kankal, “Mimar Sinan yaşamı boyunca 50 cami yaptı, bu camileri yaparken, 25 tarz denedi. Osmanlı’da şehirler ihtiyaçlar için yürüme mesafesindeydi. Şimdi arabalarımızı yıkamak için baraj inşa ediyoruz” dedi.

    “ŞEHİRLERİN BİR RUHU KİMLİĞİ VAR”

    Osmanlı şehirlerinde nüfusun genelde stabil tutulduğunu dile getiren Kankal, “En kalabalık şehir bir ara nüfusu bir milyona dayanan İstanbul idi. Diyarbakır’ın nüfusu 16. yüzyılda 15 bin civarındaydı. Genelde Osmanlı kentlerinde nüfus 50 bini aşmazdı” diye konuştu. Osmanlı dönemindeki mimarinin İslam medeniyetinin etkisi altında olduğunu ifade eden Prof.Dr. Kankal, Cumhuriyet döneminde ise çok iyi mimarlar yetişmediğini söyledi. Cumhuriyet döneminde batı hayranlığının mimariye de yansıdığını belirten Prof.Dr. Kankal, bu dönemde mimarların özellikle Viyana ve Paris’teki şehirleşmeden ilham aldığını kaydetti. Şehirlerin ölü mekânlar olmadığını ve bir ruh taşıdığını dile getiren Prof.Kankal, şehirlerin varoluşlarından bu yana taşıdıkları kimliklerle oynanmaması gerektiğini söyledi. Kankal “Şehirlerin kimliği ile oynanırsa o kentte yaşayanlarda kişilik bozukluğu meydana gelir” dedi. Osmanlı mimarisinde evlerin en fazla 3 kat olarak inşa edildiğini, bu yüksek hanelerin çoğunun paşa konakları olduğunu anlatan Kankal, Osmanlı’daki bu mimari mantığın “İbadethaneler yüksek olur, insana ait binalar alçak olur” inanışından geldiğini söyledi. Osmanlıda şehirlerin kimliğini yansıtan yapıların, camiler, medreseler, çarşı pazarlar olduğunu söyleyen Kankal, günümüz de ise şehirlerin alışveriş merkezleri (Avm), stadyumlar ve gökdelenlerle anılır olduğunu dile getirdi. Prof.Dr. Kankal, “Cumhuriyet ile beraber her alanda olduğu gibi şehircilik ve mimaride de makas değiştirdik. Batıya benzemeye çalıştık. Üzülerek görüyoruz ki yeni yapılan binaların yanında camiler oldukça küçük kalıyor” dedi.

    “MEZARLIKLAR KİMLİĞİMİZDİR ŞEHRİN İÇİNDE OLMALI”

    Osmanlı’da meskenlerin geçici malzemeler ile inşa edildiğini hatırlatan Kankal, bu dönemde kullanılan inşaat malzemelerinin organik olduğunu, bunlarında taş, tuğla, kerpiç ve ahşaptan oluştuğunu günümüz inşaatlarında kullanılan ana malzemenin ise beton olduğuna dikkat çekti. Betonarme yapıların ömürlerinin 60-100 yıl arasında değiştiğini söyleyen Kankal, Selimiye, Sultanahmet, Fatih, Ulu cami ve Süleymaniye camilerinin ise 700 yıldır ayakta durduğunu ifade etti. Kankal, “Organik şehirlerde yaşamıyoruz. Ne yapacağız bu kadar betonu?” diye sordu. “Osmanlı’da yaz aylarında misafir evde ağırlanmaz, bahçe de ağırlanırdı. Topraktan kaçılmaz, topraktan geldiğimiz, ona döneceğimiz unutulmazdı” diyen Kankal, Müslüman kimliğe sahip Osmanlı şehirlerinde mezarlıkların şehrin dışına taşınmasının kabul edilmez olduğunu söyledi. Kankal, “Müslüman bireyler olarak ölümü her daim hatırlamalıyız, biz ölülerimiz ile yaşayan bir nesiliz. Mezarlıklar bizim kimliğimizdir, tapu senedimizdir. Mezarlıklar varlığımızın ne kadar eskiye dayandığını, nüfusumuzun ne kadar çok olduğunu gösterir. Bu yüzden mezarlıklar şehrin içinde yer almalıdır.” diye konuştu. Osmanlının şehirleri vakıf eserlerle donattığını, çeşme kültürünün de Osmanlı medeniyetinde önemli bir yer edindiğini anlatan Kankal, günümüzde ise vakıfların sayısının azaldığını çeşme kültürünün de kalmadığını söyledi. “Toplumu bir araya getiren mekânlar azaldı, insanlar birbirlerine yabancılaşt.” diyen Prof.Dr. Kankal, teknolojinin de bu yabancılaşmada rolünün büyük olduğuna dikkat çekti. Cumhuriyet dönemi ile birlikte yanlış şehir planlamaları ve mimari nedeniyle toplumun tabiat ile ilişkisinin kesildiğini savunan Kankal “Bizlerin bir şehir politikası yok ancak tüm suçu Cumhuriyet dönemine yıkarsak haksızlık etmiş oluruz” diye konuştu.

  • Antalya’ya ’Marka Şehir’ Ödülü

    Bu yıl beşincisi düzenlenen Türk Patent Ödülleri Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı törenle verildi. Antalya, gecede Marka Şehir ödülünü aldı.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı ile Türk Patent Enstitüsü tarafından, sınai mülkiyet hakları konusunda toplumda farkındalık yaratılması, inovasyona daha fazla önem verilmesi amacıyla düzenlenen Türk Patent Ödüllerinin beşincisi Ankara’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın katıldığı tören ile sahiplerini buldu. Törende Cumhurbaşkanı Erdoğan’a, Cumhurbaşkanlığı logosunun Türk Patent Enstitüsü tarafından tescil edilen koruma marka belgesi takdim edildi.

    ÖDÜL CUMHURBAŞKANI’NIN ELİNDEN

    Törende Antalya’ya, ‘Marka Şehir’ ödülü verildi. Antalya adına ödülü Vali Muammer Türker ve Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın elinden aldı. Gece de “Yılın Markası” ödülünü ise Türkiye Futbol Direktörü Fatih Terim aldı. Fatih Terim, Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ile birlikte geçtiğimiz günlerde Adana da bir başka ödül töreninde bir araya gelmiş ve beraber ödül almıştı.

    EN FAZLA MARKA BAŞVURUSU TÜRKİYE’DE

    Törende, 2011’den bu yana Avrupa’da en fazla marka başvurusunun yapıldığı ülkenin Türkiye olduğunu söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan geçen yıl 110 bin marka başvurusuyla aynı başarının devam ettiğini anlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Her kim ki Gezi olaylarının, 17-25 Aralık darbe girişiminin, son terör eylemlerinin hatta bölgemizdeki gelişmelerin bu durumla hiçbir ilişkisi olmadığını söylerse onun idrakinden şüphe ederim. Ama şu gerçeğin de görülmesi lazım, Türkiye artık eski Türkiye değil. Ayağına her çelme takıldığında yere kapaklanan, küçük manipülasyonlarla krizlere sokulan, istikrarı pamuk ipliğine bağlı Türkiye artık yok. Yeni Türkiye yolunda kararlılıkla yürüyoruz. Allah’ın izniyle 2023 hedeflerimize mutlaka ama mutlaka ulaşacağız. Bundan hiç kimsenin şüphesi olmasın.”

    BİZİM HEDEFLERİMİZ ÇOK BÜYÜK

    Türkiye’nin bugün geldiği yer itibarıyla küçük başarılarla yetinmesinin söz konusu olamayacağını ifade eden Erdoğan,”Bizim hedeflerimiz çok büyük. Türkiye’yi dünyanın en büyük 10 ekonomisinden biri haline getirmeden, o günleri görmeden kendimizi gerçek başarıya ulaşmış saymayacağız. Ülkemizin ihracatını 500 milyar dolara ulaştırmadan bize rahat yok. Kendi uçağını, otomobilini, savunma sanayi ürünlerini, yüksek teknolojiye dayalı bir üretimi ortaya koymayan, kendi yazılımlarının sahibi olmayan bir Türkiye, yeni Türkiye olamaz” diye konuştu.

  • Büyükşehir’den Şehir Merkezine Atm Kolaylığı

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi Mali Hizmetler Dairesi Başkanlığı şehrin muhtelif bölgelerine yeni bankamatik alanları kazandırıyor.

    Karaağaç Bulvarı ve Orta Garaj’da ilk ATM kabinlerinin konuşlandırıldığını belirten Mali Hizmetler Dairesi Başkanı Veysel Çıplak, “Şehrimizin bazı merkezi noktalarına farklı farklı bankaların kullanıma sunacağı bankamatik noktaları oluşturuyoruz. İlk olarak Karaağaç Bulvarı ve Orta Garaj’da bu uygulamamızı başlattık. İnşallah önümüzdeki süreçte ATM noktalarının sayısını arttıracağız. Arkadaşlarımız ile birlikte böyle bir çalışmanın vatandaşlarımıza kolaylık sağlayacağını düşündük. Çalışmalarımıza başladık. Bankalara uzak kalan merkez bölgedeki alanlara yeni ATM kabinleri konuşlandırmaya başladık. Karaağaç Bulvarı ve Orta Garaj’da hazırlıklarımız tamamlandı. 10 farklı noktaya daha bu kabinler konuşlandırılacak. Böylelikle vatandaşlarımız kart işlemlerini daha kolay bir şekilde gerçekleştirebilecekler. Hayırlı olsun” dedi.

  • Tunçbilek’e Moğalistan’dan Kardeş Şehir

    Kütahya’nın Tavşanlı ilçesine bağlı Tunçbilek Beldesi Belediyesi ile Moğolistan’ın Shariin-Gol Belediyesi arasında kardeş şehir protokolü imzalandı.

    Tunçbilek Belediye Başkanı Agah Aşkın, Shariin-Gol şehrinin Belediye Başkanı Amarsana tarafından gerçekleştirilen imza töreninde, karşılıklı olarak, Türk-Moğal ilişkilerinin daha artması temennisinde bulunuldu.

    Shariin-Gol Şehri Belediye Başkanı Amarsana, benzer kömür madenlerine sahip Tunçbilek Belediyesi ile kardeş şehir olmanın mutluluğunu yaşadıklarını ifade ederken, her yönüyle ilişkilerin daha da geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Amarsana, “Öncelikle Tunçbilek Belediyesine bizleri misafir edip ağırladıkları için teşekkür ederim. Benzer kömür madenlerine sahibiz. Ortak birçok değerlerimiz bulunuyor. Madenciliği birlikte geliştirmek istiyoruz, ortak çalışmalar yaparak birçok alanda gelişimi sağlamak istiyoruz. İki Belediyemizin ortak çalışmalar yürütmesini istiyorum” dedi.

    Tunçbilek Belediye Başkanı Agah Aşkın da, misafirlerinin gelmesinden duyduğu memnuniyeti ifade ederek, “ Beraberliğimizin ve birlikteliğimizin genel amacı Türk Dünyası Belediyeler Birliği’nin öncülüğünde ve onların gözetiminde Tunçbilek Belediyesi ile Moğolistan’ın Shariin-Gol Belediyesi’nin kardeş şehir olması amacıyla toplanmış bulunuyoruz. Özellikle iki bölgemizin kültürel, sosyal ve diğer yönlerdeki ortak değerlerini paylaşmak, bilgi ve fikir alışverişi yapmak için kardeş şehir anlaşmasını sağlıyoruz. İki şehrimizin en çok ortak olarak gördüğümüz değerlerinden bir tanesi ikisinin de kömür şehri olmasıdır. Bizleri bu daha çok birbirimize bağlıyor. İki ülkemizin arasındaki işbirliği bugün burada iki kardeş şehir olacak ve bu birlikteliğimizin diğer şehirlere de örnek olmasını istiyoruz. İmzaladığımız kardeş şehir anlaşmasının her iki tarafa da hayırlı olmasını temenni ediyorum” diye konuştu.

    Tören sonrası belediye başkanları birbirlerine çeşitli hediyeler takdim ettiler.

    Program, halk oyunları gösterimi ve Türk Sanat Müziği sanatçıları Ahmet Şakrak ile Serhat Çağırtkan’ın sahne aldığı konserlerle son buldu.

  • Bakan Müezzinoğlu, Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin Protokolünü İmzaladı

    Sağlık Bakanı Mehmet Müezzinoğlu, Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin protokolünü imzaladı. Türkiye’nin yükselişinin, Avrupa’daki ülkeleri rahatsız ettiğini belirten Bakan Müezzinoğlu, “Hadi onları anlıyorum. Ama içeride ayrıştırma, içeride çatışma çıkaranlara anlam veremiyorum. Bu ülkenin geleceği için siyaset yapmaları gerekirken, bakıyorum onlar her zaman bu ülkeyi yokuşa götürecek fitne ve fesatlığın peşindeler. Bu ülkenin yapacak çok işi var, kat edeceği önemli mesafeleri var” dedi.

    Bir dizi temaslarda bulunmak üzere Tekirdağ’a gelen Bakan Müezzinoğlu, 480 yataklı Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin protokolünü AKFEN Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın ile birlikte imzaladı. Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası’nda düzenlenen imza törenine, Tekirdağ Valisi Enver Salihoğlu, Sağlık Bakanlığı Yatırımlar Genel Müdürü Fuat Kantarcı, AK Parti Tekirdağ Milletvekilleri, AKFEN Holding A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın, AKFEN İnşaat Yönetim Kurulu Başkanı Selim Akın, İl Sağlık Müdürü Yavuz Akbulut, Kamu Hastaneler Birliği Genel Sekreteri Seyit Ali Gümüştaş, Tekirdağ Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cengiz Günay ve Namık Kemal Üniversitesi Rektörü Osman Şimşek katıldı.

    “SAĞLIK ALANINDA TÜRKİYE SON 12 YILDA BUGÜN İNANILMASI ÇOK ZOR SÜREÇLER ATLATTI”

    İmza töreni öncesi açıklamalarda bulunan Bakan Müezzinoğlu, “Esasında şehir hastanesinin protokolünü imzalamak amacıyla buraya gelmedik. Esas amacımız sizlerle bir araya gelmekti. Trakya’nın gelecek vizyonu ile sayın başkanımızla bir araya gelelim dedik. Tekirdağ’da sağlık konusunda bazı sıkıntıları aşmak için bu protokolü imzalayacağız. Sağlık alanında Türkiye son 12 yılda bugün inanılması çok zor süreçler atlattı. Yüklenici firmanın sorumlusu Hamdi Beyle pazarlık yaptık. Hastaneyi 2017 Aralık ayında teslim almayı planlıyoruz. Normalde 2018’e kadar vaktimiz var, ancak bir yıllık gecikmeden dolayı 2017 sonu gibi bitirmeyi hedefliyoruz. Onların kalitesi ve tecrübesiyle şehir hastanesini 2017 sonu gibi teslim alacağımıza inanıyoruz” dedi.

    “COĞRAFİ KONUMU, EKONOMİK GÜCÜ NE OLURSA OLSUN, DÜNYA ÜZERİNDE 95 BİN YATAK KAPASİTELİ HASTANE YATIRIMI YAPAN BAŞKA BİR ÜLKE YOKTUR”

    Önemli sağlık yatırımlarının devam ettiğine dikkat çeken Bakan Müezzinoğlu, “Sağlık Bakanlığı olarak yaptığımız 253 hastanenin toplam yatak kapasitesi 40 bin. Projesi devam eden şehir hastaneleri tamamlandığında, bu yatak kapasitemiz 70 bine ulaşacak. Bu projeler 2016, 2017 ve en geç 2018’de tamamlanacak. Bu yıl ihalesini yapacağımız hastanelerin ilave yatak kapasiteleri 25 bin. 70 bin artı ilave 25 bin dediğimizde, toplam 95 bin yatak kapasiteli, bunun 40 bin kamu özel işbirliği ile diğer taraftan da 55 bini kamu imkanlarıyla yapılan hastanelere bu ülke kavuşmuş olacak. Önümüzdeki 2 aylık süreç çerisinde Tekirdağ’ın ilçelerinde de sağlık yönünden önemli hizmetlerimiz olacaktır. Coğrafi konumu, ekonomik gücü ne olursa olsun, dünya üzerinde 95 bin yatak kapasiteli hastane yatırımı yapan başka bir ülke yoktur. Bu başarı milletin özgüven başarısıdır. Türkiye bu anlamda, önemli bir vizyonu yakalamıştır. Bu 3 yıllık süreç içerisinde, sağlık hizmetlerimiz tamamlandığında, Türkiye bölgenin sağlık merkezi haline gelecektir. Türkiye sadece kendi vatandaşlarına değil, bölgede 1-1,5 buçuk milyar insana, sağlık hizmeti sunabilecek güçlü bir ülke konumuna gelecek. Tekirdağ’ın önemli bir pozisyonu olacak” diye konuştu.

    “TRAKYA BÖLGESİ ÇOK FARKLI DİNAMİKLERE SAHİP OLACAK”

    Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin açılış sürecinin uzadığını belirten Bakan Müezzinoğlu, “Mahcup olduğumuz iki konu var, biri şehir hastanesi onu telafi edeceğiz. Diğeri de hizmete almakta geciktiğimiz üniversite hastanemiz. Elimizde olmayan sebeplerden dolayı biraz gecikti. Ancak bu hastanelerin tamamlanmasıyla birlikte Trakya Bölgesi çok farklı dinamiklere sahip olacak” ifadelerini kullandı.

    “BU ÜLKEYİ YOKUŞA GÖTÜRECEK FİTNE VE FESATLIĞIN PEŞİNDELER”

    Türkiye’nin son 12 yılda sağlık yönünden önemli atılımlar gerçekleştirdiğini hatırlatan Müezzinoğlu, “İngilizlerin başardığını biz de başarabiliriz, Almanların başardığını biz de başarabiliriz, Fransızların başardığını biz de başarabiliriz. Verdiğimiz sağlık hizmetlerini düşündüğümüzde, onlarla yarışacak seviyeye geldik. Hatta günümüzde Türkiye’de, oralardan daha hızlı, daha ideal bir sağlık hizmeti alıyoruz. Türkiye’nin yükselişi, Avrupa’daki ülkeleri rahatsız ediyor. Hadi onları anlıyorum. Ama içeride ayrıştırma, içeride çatışma çıkaranlara anlam veremiyorum. Bu ülkenin geleceği için siyaset yapmaları gerekirken, bakıyorum onlar her zaman bu ülkeyi yokuşa götürecek fitne ve fesatlığın peşindeler. Bu ülkenin yapacak çok işi var, kat edeceği önemli mesafeleri var” dedi.

    AKFEN Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Akın da, “Hastanemizde gerçekten geciktik. Elimizde olmayan nedenlerden, siyasi birtakım olaylardan dolayı oldu bu gecikme. 7 Haziran seçimleri, 1 Kasım seçimleri derken buralara kadar geldik. Ama çok şükür istikrara kavuştuk. Yatırımlarımız tüm hızıyla devam edecek. Biz, Isparta, Eskişehir ve Konya’dan sonra Tekirdağ’da da Şehir Hastanemizi yapıyoruz. İnşallah 3 ay içerisinde başlayacağız. 2017’nin sonunda olumsuz bir durum yaşanmazsa bitirmeyi düşünüyoruz. İnşallah hayırlısı olur diyorum” dedi.

    Bakan Müezzinoğlu’nun konuşmalarının ardından Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin protokolü imzalandı. Bakan Müezzinoğlu, imza töreninin ardından karayolu ile Edirne’nin İpsala ilçesine hareket etti.

    TEKİRDAĞ ŞEHİR HASTANESİ

    Protokolü imzalanan Tekirdağ Şehir Hastanesi’nin, 123 bin metrekare alan üzerine kurulması planlanıyor. 107 bin metrekarelik alana yapılacak hastane binası, 157 bin metre kare kapalı alana ve 480 yatak kapasitesine sahip olacak. Tekirdağ Şehir Hastanesi, yüksek depremlere dayanıklı olarak inşa edilecek ve bunun için hastane binasının ana taşıyıcı kolonlarında sismik izolatörler kullanılacak. Hastane, sahip olacağı imkanlarla, bölgenin en büyük ve en modern hastanesi olacak.