Etiket: Seçimlerini

  • Bahçeşehir Öğrencileri, Amerikan Başkanlık Seçimlerini Yerinde Takip Ediyor

    Amerikan Başkanlık seçim kampanyalarını yerinde takip etmek için Bahçeşehir Üniversitesi tarafından oluşturulan ’Political Communication’ programı, öğrencilerle kampanya yöneticilerini, medyadan konunun uzmanlarını ve siyasi danışmanları bir araya getiriyor.

    Bahçeşehir Üniversitesi, 2016 Bahar ders döneminde BAU International University Washington DC’de ’Political Communication’ programı düzenliyor. Dersler uygulamalı olarak, öğrencilerin ABD Başkanlık seçim kampanyalarını yerinden izleyerek ve derslere davet edilen siyasi danışmanlar, kampanya yöneticileri, kamuoyu araştırmacıları ve medyadan konuyla ilgili uzmanların katılımıyla gerçekleşiyor. Bu kapsamda, BAU International University Washington’da, üçü Amerika biri ise Türkiye’den olmak üzere toplam dört tanınmış siyasi danışmanın katılacağı bir panel düzenlendi. GPI (BAU Global Policy Institute) Başkanı Dr. WalidPhares’in yönettiği panelde, Amerikan Başkanlık seçimlerinde adayların uyguladığı iletişim kampanyalarının karşılaştırmalı olarak analizi ve değerlendirmesi yapıldı.

    “ÖĞRENCİLERİMİZİN, SEÇİMLERİ YERİNDE İNCELEMESİNİ İSTEDİK”

    Önemli bir faaliyete imza attıklarını söyleyen Bahçeşehir Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Enver Yücel, “Amerika Kasım ayında seçime gidiyor. Bu başkanlık seçiminde, başkanların kampanyaları ile ilgili bir yıllık süre içerisinde nasıl faaliyet gösterdiklerini, neler yaptıklarını, reklamcılık, iletişim, siyaset bilimi ve uluslararası ilişkiler öğrencilerinden oluşan bir grupla, Türkiye’den gelerek yerinde incelemek istedik. Burada, kampanyalarda görev alan hocalar, diğer kişiler düşüncelerini, görüşlerini anlattılar. Öğrencilerimiz hem ders olarak bir dönem buradalar hem de bu kampanyaların içerisinde çalışıp bir kampanya nasıl yönetilir, ne yapılır bunu ders olarak öğreniyorlar. Onun için güzel bir etkinlik oluyor ve güzel bir dönem geçiriyoruz” dedi.

    “ÖĞRENCİLERİMİZ VE BİZİM İÇİN YARARLI BİR PANEL OLDU”

    “Washington D.C. bizim ilgilendiğimiz, üzerinde çalıştığımız alanın merkezi” diyen Bahçeşehir Üniversitesi Political Communication Program Direktörü Prof. Dr. Haluk Gürgen, şuanda Amerika’da yoğun bir şekilde başkanlık seçimleri dönemi yaşandığını dile getirdi.

    Programı ortamın doğal bir laboratuvarı gibi değerlendirmeye çalıştıklarını vurgulayan Gürgen, “Seçimleri yakından izliyoruz. Bugün beraber olduğumuz panel konuşmacıları da siyasi iletişim danışmanlarından oluşuyordu. Onların önemli bir kısmı Amerikalıydı. Amerikalı konuşmacılar bize yoğun olarak Amerikan başkanlık sistemi üzerinden görüşlerini anlattılar, kampanyaları değerlendirdiler. Dolayısıyla bizim ve öğrencilerimizi için son derece yararlı oldu” diyerek sözlerini noktaladı.

    DONALD TRUMP – HILLARY CLINTON KARŞILAŞTIRMASI

    Obama’nın seçim kazanmasının temel nedeninin, kendisine ve toplumun o günkü ihtiyaçlarına, Amerika’nın o günkü koşullarına uygun bir strateji ve ona uygun bir mesaj belirlemesi olduğuna dikkat çeken Avrupa Siyasi İletişim Danışmanları Derneği Başkanı Necati Özkan, “Bu mesaj değişimdi ve kendisi de bu konuda çok çalıştı. Bugünlerde ise çok tartışılan bir fenomen olan Donald Trump var. Herkes onu ve seçimi kazanabileceğini konuşuyor. Oysa ki Trump aday olduğunda herkes seçimi nasıl kazanacak diye alay etmişti. Bugün ise Cumhuriyetçi Parti içinde onlarca yıldır görev yapan onlarca adayı geride bıraktı ve bir numaraya yerleşti. Bunun da nedeni yine stratejidir. Donald Trump diğer adaylardan farklı olarak kendisini Amerika’daki göçmen meselesine adadı ve göçmenlerle ilgili bir pozisyon aldı. Bu sayede diğer adayların önüne geçmeyi başardı. Fakat Trump’ın gerçekten kendi partisinin adayı olup olamayacağına, olursa kazanıp kazanamayacağına dair benim çok büyük şüphelerim var. Çünkü ülke nüfusunun bir bölümünü göz ardı ederek ve karşısına alarak yoluna devam ediyor. Amerika seçimleri genellikle yüzde 2’lik 3’lük farklarla kazanılır. Burada da Latin Amerikalı, Asyalı hatta siyahi seçmenleri ve Müslümanları düşündüğünüz zaman, Trump’ın kullandığı stratejinin çok riskli olduğunu söylemek mümkün. Hillary Clinton ise müesses nizam diyebileceğimiz tarzda bir siyasetçi için uygulanacak bir kampanya yürütüyor. Onun şansı ülkedeki herkes tarafından biliniyor olması ve yüksek bir kredibiliteye sahip olmasından kaynaklanıyor” diye konuştu.

  • Afrika Uzmanı Yıldırım, Orta Afrika Seçimlerini Değerlendirdi

    KAFKASSAM Afrika Çalışmaları Uzmanı Huriye Yıldırım, “Afrika kıtasının tam kalbinde yer alan Orta Afrika Cumhuriyetinde seçimler sonrasında sağlanacak birlik, barış ve refahın yansıması diğer ülkelerde de hissedilebilecektir” dedi.

    Orta Afrika seçimleri ile ilgili değerlendirmede bulunan Yıldırım, 14 Şubat’ta Orta Afrika Cumhuriyeti’nde barış ve istikrar umutlarını yeşertecek olan Başkanlık Seçimlerinin ikinci turunun yapıldığını hatırlatarak, “Daha önce başkanlık seçimi birinci turuna 30 aday katılmıştı. Nispeten barış içinde yapılan seçimlerden iki aday, Ekonomi Uzmanı Anicet-Georges Dologuele ve akademisyen kökenli Faustine-ArchangeTouadera ikinci tura kalmıştır. Şu an yönetimde olan geçici başkan Catherine Samba-Panza ise anayasada yer alan, geçici yönetimin başkanlık seçimlerine adaylığını koyamayacağı hükmü nedeniyle seçimlere katılmamıştır” ifadesini kullandı.

    Yıldırım, elmas, altın, uranyum ve petrol kaynaklarına sahip olmasına karşın dünyanın en fakir ülkeleri sıralamasında yer alan Orta Afrika Cumhuriyeti’nin barış ve istikrar bakımından diğer bazı Afrika ülkeleriyle aynı kaderi paylaştığını vurgulayan Yıldırım, “Bilindiği gibi 1960 tarihinde Fransa’da bağımsızlığını kazanan ülke yıllardır Afrika’nın birçok ülkesinde olduğu gibi toplumsal, ekonomik ve siyasal krizler ve iç savaşlarla mücadele etmektedir. Uzun yıllar süren farklı çatışmaların ardından, 2012 yılının sonunda çoğunluğu Müslüman olan ve bünyesinde farklı alt grupları barındıran Seleka Koalisyonu, 2003’ten beri iktidarda olan François BozizeYangouvan güçleriyle şiddetli çatışmalara girdi. Ülkenin ve bölgenin barış ve istikrarını sağlamak için Orta Afrika Ülkeleri Ekonomik Birliğine üye Çad, Gabon, Kamerun, Angola, Güney Afrika ve Demokratik Kongo Cumhuriyeti gibi ülkeler Bangui hükümetine askeri güçlerini göndermiştir. Bozize hükümetine yapılan bu desteğe rağmen başkent Bangui, isyancı Seleka güçlerinin eline geçti. Seleka koalisyonunun bu galibiyeti ardından Başkan Fançois Bozize ülkeyi terketmiş ve Seleka lideri Michel Djotodia kendisini başkan ilan etmiştir” değerlendirmesini yaptı.

    18 Nisan 2013 tarihinde N’djamena’da toplanan bölgesel bir zirvede Michel Djotodia’nın geçiş dönemi başkanı olarak kabul edildiğini hatırlatan Yıldırım şunları kaydetti:

    “Ancak ülkede bir türlü sonlandırılamayan çatışmalar nedeniyle 14 Mayıs 2014’te Başbakan Nicolas Tiangaye BM Güvenlik Konseyi’nden askeri destek talep etmiştir. Ancak barış umutları yeniden sönmüş ve Ağustos 2014’te Müslüman Seleka ve Bozize taraftarı Hıristiyan Anti-Balaka milisleri arasında yüksek yoğunluklu çatışmalar meydana gelmiştir. Hükümet, Fransız Başkanı François Hollande’dan ve BM’den destek talep etmiş, ancak bir türlü işlevsel politikalar üretemeyen ve başarısız olan Orta Afrika Cumhuriyeti yönetimi bölünerek Başkan Djotodia istifa etmiştir. Ocak 2014’te gerçekleşen istifanın ardından Catherine Samba-Panza geçici olarak başkanlık koltuğuna geçmiştir.

    Catherine Samba-Panza yönetiminde de aranan barış ve istikrar sağlanamamış ülkedeki bölünmüşlük,siyasi, sosyo-ekonomik krizler ve çatışmalar devam etmiştir. Amnesty International ve UNDP gibi kurumların raporlarına baktığımız zaman Müslümanlar ve Hıristiyanlar arasındaki artan şiddet olaylarında 500 binden fazla insan yaşadıkları yerleri terketmek zorunda kalmış, binlerce kişi ise yaşamını yitirmiştir.”

    Artık huzur içinde yaşamayı isteyen Orta Afrika Cumhuriyeti halkının kendilerini birleştirip, huzur ve refah içerisinde yaşamalarını sağlayacak başkanı, demokratik yollardan seçmeye çalıştıklarına dikkat çeken Yıldırım, halkın büyük çoğunluğunun, ikinci turda rekabet eden iki aday Anicet-Georges Dologuele ve Fautin-ArchangeTouadera’dan hangisi iktidara gelirse gelsin kendilerine bu taleplerini sağlamalarını istediğini vurguladı.

    Yıldırım, adayların profilleri ile ilgili şu bilgileri verdi:

    “Anicet-Georges Dologuele: Başkanlık seçimlerinde birinci turda oyların yüzde 24’ünü almıştır. Esasında bir finans uzmanı olan Dologuele’nin daha önceki dönemlerde de siyasi ve bürokratik deneyimleri mevcut:

    – 1999-2001 yılları arasında MichelGbezera-Bria iktidarı döneminde başbakanlık.

    – 2001-2010 yılları arasında Orta Afrika Ülkeleri Kalkınma Bankasında başkanlık.

    – 2013 yılında ise Yenilenme İçin Orta Afrika Birliği (URCA) adında bir siyasi parti kurarak seçimlere adaylığını ilan etmiştir. Seçim kampanyalarında ’Birlik, Tam Şimdi!’ sloganıyla çıkan ve hayatının hiçbir döneminde silah tutmadığını belirten Dologuele, Bozize’nin partisi KNK’nin kesin desteğini almış durumda.

    Fautin-ArchangeTouadera: Seçimlerin birinci turunda oyların yüzde 19’unu alarak Dologuele’nin karşısında ikinci tura yükselmiştir. Toudera’nın deneyimleri ise:

    – Bozize döneminde Bangui Üniversitesi’nde Matematik alanında akademisyen

    -Ocak 2008 yılında Bozize tarafından Başbakan olarak atanmıştır.

    – Seçim kampanyalarında ülkenin birliği ve yolsuzlukla mücadelenin temel odağı olduğunu vurgulamaktadır.”

    “Orta Afrika Cumhuriyeti’nde seçimlerin ardından barış ve refahın sağlanması ülke halkı için olduğu kadar bölgesel ve uluslararası güvenlik için de önemlidir” diyen Yıldırım şöyle devam etti:

    “Nitekim hali hazırda birçok siyasi ve sosyo-ekonomik krizlerle mücadele eden bölge ülkeleri, Bangui’deki istikrarsızlıktan doğrudan etkilenmektedir. Ülkeden ayrılmak zorunda olan insanların çoğu çevre ülkelerde mülteci durumundadır. Çatışmaların ve yol açtığı istikrarsız düzenin ekonomik maliyeti bu ülkelerin gelişimini olumsuz etkilemektedir. Geçim sıkıntısının neden olduğu çıkmaz nedeniyle buradaki insanların önemli bir kısmı ya göç ya da illegal gruplarla bağ kurarak yaşamını sürdürmeye çalışmaktadır. Neticede Afrika kıtasının tam kalbinde yer alan Orta Afrika Cumhuriyeti’nde seçimler sonrasında sağlanacak birlik, barış ve refahın yansıması diğer ülkelerde de hissedilebilecektir.”

  • Rektör Prof. Dr. Özcan, Rektörlük Seçimlerini Değerlendirdi

    Bilecik Şeyh Edebali Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Azmi Özcan, geçtiğimiz günlerde yapılan rektörlük seçimlerini değerlendirerek, Nobel Kimya Ödülü Sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’a 2 oy çıkmasını “Bir saygı anlamında oy çıktığını düşünüyorum” şeklinde yorumladı.

    Prof. Dr. Özcan, İHA muhabirine yaptığı açıklamada, 2547 Sayılı Kanun çerçevesinde rektörlerin 4’er dönemde görevlendirildiklerini belirterek, “Bu görevin sonunda da üç aşamalı bir seçimimiz var. O üç aşamanın ilk aşaması da üniversite öğretim üyeleri temayül yoklaması şeklinde oluyor. Üniversitemizde 6 adet çıktı ve arkadaşlarımız projelerini öğretim üyeleriyle, üniversite mensuplarıyla paylaştılar. Huzurlu bir seçim yapıldı. Bu seçim üniversitemize yakışan olgunlukta geçti. Ben bütün arkadaşlarımızı tebrik ediyorum. Bundan sonra biz bu seçim çerçevesinde 6 adayımıza Yüksek Öğretim Kurulu’nda görev vereceğiz. Yüksek Öğretim Kurulu, değerlendirme yaptıktan sonra 3 ismi Cumhurbaşkanlığı makamına arz edecek. Sayın Cumhurbaşkanımız da, takdirlerini kullanarak üniversitemizin yeni rektörünü belirleyecekler. Böylelikle muhtemelen 2016 yılı itibariyle yeni arkadaşımız, yeni hocamız görevi devir alacak ve hizmetlerine devam edecek” dedi.

    “NOBEL ÖDÜLÜ MÜNASEBETİYLE AZİZ HOCA’YA SAYGI ANLAMINDA OY ÇIKTIĞINI DÜŞÜNÜYORUM”

    Nobel Kimya Ödülü Sahibi Prof. Dr. Aziz Sancar’a 2 oy çıkmasının şüphesiz sürpriz olduğunu anlatan Özcan, şöyle devam etti:

    “Ülkemizin iftihar vesilesi olan Nobel Ödülü münasebetiyle Aziz Hoca’ya bir saygı anlamında bir oy çıktığını düşünüyorum. Benim şahsıma çıkan 2 oyla alakalı olarak, ben burada iki dönem rektörlük vazifesini tamamladığım için artık devam etmem mümkün değil ama bütün arkadaşlarımız da bunu biliyorlardı. Bana bir mesaj verildiğini düşünüyorum. Ama benim şahsımdan bağımsız olarak Aziz Hoca’ya böyle bir mesaj gönderilmesi beni de çok mutlu etti. Üniversite bir anlamda Aziz Hoca’nın şahsında bilimin merkezi. Aziz Hoca da bilimin en üst basamağında tamamlamış bir isim. Hatırlanması insan olarak ve taşıdığımız değerler olarak beni çok mutlu etti. Her kim arkadaşımız böyle bir jest düşündüyse kendisine çok teşekkür ediyorum.”

  • Tügva İl Başkanı Özkan 1 Kasım Seçimlerini Değerlendirdi

    Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Erzincan İl Başkanı Emre Özkan 1 Kasım sonuçlarının Türkiye için, insanlık için, ümmet için hayırlara vesile olmasını dileyerek ”Seçim sonuçlarına bakıldığında, Türkiye’de istikrarın kazandığını, büyük Türkiye idealinin gerçekleşme oranının daha da güçlendiğini görüyoruz” dedi.

    Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Erzincan İl Başkanı Özkan “Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı yaşayan milletimiz, tercihini sandık başında yapmıştır. Milletimiz istikrar demiştir, gelişim ve değişim demiştir. 1 Kasım seçimleri AK Parti’nin zaferi olarak tarihe geçti. Milli irade, tüm algı operasyonlarına rağmen AK Parti’yi yüzde 49.5 rekor oy oranıyla tek başına iktidara getirdi. “Ak Parti hareketinin doğal lideri Reisimiz Cumhurbaşkanımız Dünya mazlumlarının umudu Recep Tayyip Erdoğan bu zaferin gerçek mimarıdır. Bu bir dua zaferidir. Bu yalnızca AK Parti’nin, yalnızca Türkiye’nin zaferi değil, dünyanın birçok yerinde zulüm altında inleyen mazlumların da zaferidir.Gözü kulağı Türkiye’den gelecek haberde olan ümmet kazandı. Mazlum coğrafyaların mahzun ve gözü yaşlı insanı kazandı. Mazlumlarım ve İslam dünyasının Recep Tayyip Erdoğan ve onun siyasi çizgisine büyük ihtiyacı var. Seçim sonuçları bizi son derece mutlu etmiştir” dedi.

    AK Parti iktidarından önceki ve sonraki Türkiye’yi kıyaslayan Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Erzincan İl Başkanı Özkan, Millet iradesine ve demokrasiye sahip çıkarak ’yeniden büyük Türkiye’ idealine sahip çıkmıştır “Türkiye’de AK Parti’nin iktidarı ile yaşanan büyük değişimler ve gelişimler ortadadır. Ekonomiden sağlığa, eğitimden ulaşıma hayatın her alanında köklü değişimler yaşanmıştır. 1 Kasım seçimlerinde istikrarın çıkması tüm müslüman alemini sevindirdi. Halk teröre ve istikrarsızlığa hayır dediğini, kutuplaşma ve uçlara yönelmeyi istemediğini, kendine aydın diyenlerden daha “akıllı”, kendini duyarlı zannedenlerden daha “sağduyulu” olduğunu gösterdi. AK Parti kazandı, ama AK Parti’yle birlikte millet kazandı ” dedi.

    AK Parti’nin Türkiye’ye son 13 yılda kattığı hizmetlerin saymakla ifade edilemeyeceğini vurgulayan Başkan Özkan şöyle konuştu: ” Eski Türkiye ile yeni Türkiye arasındaki farkı yaşayan milletimiz, tercihini sandık başında yapmıştır. Milletimiz istikrar demiştir, gelişim ve değişim demiştir. Tek başına iktidar gücünü halktan alan AK Parti, şimdi daha büyük bir güçle, daha büyük bir hızla Türkiye’nin hedeflerine ulaşması için çalışmaya devam ediyor. Hedef, Türkiye’nin 2023 hedeflerine ulaşmasıdır. Büyük Türkiye’ yolculuğumuzu huzur içinde, refah içinde, barış ve kardeşlik iklimiyle sürdürmek için payımıza düşen sorumlulukları yerine getirmeye başlamalıyız. Bu yolculuğun varış limanı; bütün dünya mazlumları için merhameti kuşanan Yeni Türkiye’, dünyanın bütün zalimlerine isyanı haykıran Güçlü Türkiye’, bütün insanlık için adalet, barış, huzur ve adil paylaşıma dayalı kalkınma ve refah getirecek olan ’Beşten Büyük Dünya’ olmalıdır Ülkemizi karanlığa sürüklemek isteyenlerin hayallerinin suya düştüğü 1 Kasım seçiminde Ülkemizde istikrar ortamının devamlılığı için sandık başına giden milletimiz seçimini yaptı. Şimdi daha çok çalışma, Türkiye’yi 2023 hedeflerine ulaştırmak için daha fazla hizmet ortaya koyma zamanıdır. 1 Kasım zaferi Erzincan’a ve Türkiye’ye hayırlı olsun” dedi.

  • Öz, 1 Kasım Genel Seçimlerini Değerlendirdi

    Memur-Sen Kastamonu İl Temsilcisi Mehmet Öz, 1 Kasım genel seçimlerinin hayır olması temennisinde bulundu.

    Türkiye’nin demokratik geleceği adına tarihi önemde bir seçimi daha geride bıraktığına dikkat çeken Öz, “Seçmenin yüzde 98’inin tercihinin yansıdığı parlamento Yeni Türkiye’nin inşa ve ihya yolculuğunun en büyük kazanımıdır. Toplumun tercihinin kuyumcu hassasiyetiyle parlamentoya yansımış olması bütün siyasi partilerce dikkate alınması gereken bir basiret örneğidir. Seçimler neticesinde tek parti iktidarıyla istikrar tercih edilmiş, istikrara fırsat tanınmıştır. Toplum uzlaşma, köklü sorunların çözümü, gelecek hedeflerine ve ülkenin gerçek gündemine odaklanma istediğini ortaya koymuştur. İktidar boşluğunu, istikrarsızlığı, yönetilemez ülke görüntüsünü hiçbir zaman hak etmeyen milletimiz, engin sağduyusu ile Türkiye’nin, huzurun, barışın, aydınlık bir geleceğin önünü açmıştır. Kara bulutları dağıtan bu güneşi söndürmemek için Sayın Başbakanın balkon konuşmasındaki birlik vurgusu, kucaklaşma ve geleceğe birlikte ilerleme çağrısı hayati bir öneme sahiptir. Zaman istikrarın Türkiye’ye kazandırdıklarını yeniden ispat etme zamanıdır” dedi.

    Siyasi partilerin, insanların huzuru, ülkenin geleceğine hizmet için örgütlenmiş, millet egemenliğini temsil eden kuruluşlar olduğunu hatırlatan Öz, “Siyasi Partilerimiz, bu evrensel kurala bağlı kalarak, siyaseti bayrak yarışı temelinde sürdürmeye, söylem ve eylemleriyle demokratik ve evrensel değerleri Türkiye’de hakim kılmaya katkı sunmalıdır. Bazı marjinal söylemleri dışta tuttuğumuzda seçim kampanyalarında sergilenen saygınlık ve olgunluğun, yerleşik hale gelmesi için bütün siyasi partilerimiz özen göstermelidir. Parlamentoda temsil hakkı elde eden siyasi partilerimizin hepsinde Türkiye’nin geleceğini parti çıkarlarının önünde tutan sağduyunun hakim olduğunu görmek toplumun en büyük dileği ve beklentisidir. Yeni Türkiye idealinin emanet edildiği iktidar kadrolarına Türkiye’nin demokrasi çıtasını daha yükseğe taşıma, toplumsal kaynaşma ve hedef birliğini tesis etmede büyük sorumluluk düşmektedir. Yeni Türkiye’nin istikrarlı yolculuğunun en büyük teminatının siyasi iktidarın vakarlı duruşu ve tüm toplum kesimlerinde saygı uyandıracak yönetim anlayışı olduğu unutulmamalıdır” diye konuştu.

    Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun siyasi partilere yaptığı yeni Anayasa çağrısını en önemli mesele olarak gördüklerini ve desteklediklerini söyleyen Mehmet Öz, “Türkiye’yi konjonktürlerin, antidemokratik müdahalelerin esiri olmaktan kurtaracak, dünya nezdinde itibarımızı güçlendirecek, 1000 yıldan fazla sürede insanlığa barış, adalet ve güven tesis etmiş medeniyet ufkumuzu taşıyacak bir Anayasa’nın önce bütün partilerin desteği ile parlamentodan, sonra da milletin engin vicdanından geçmesi sağlanmalıdır. Kısır çekişmeler sona ermeli, Yeni Türkiye yolunda insanımıza değer katacak her alanda milleti kolektif bir ruhla motive edecek hamlelerle tarihi yolculuğumuz devam etmelidir. Bu ülke, fitnenin nefes alamadığı, dillerin ve gönüllerin insan diye, hayat diye, değer diye yanıp seferber olduğu bir toplumsal dinamizmi hak etmektedir. Tarihimiz ve kültürel mirasımız, ilim ve irfan pınarlarımız, geleceğimizi emanet edeceğimiz genç nesilleri yeşertecek iklim aramaktadır” şeklinde konuştu.

    Memur-Sen’in ve Sağlık-Sen’in Türkiye’nin en büyük sivil toplum örgütleri olarak üzerine düşen sorumluluğu yerine getireceğini ifade eden Öz, şöyle konuştu: “Siyaset ve toplumla ilişkilerini güçlü tutarak, Yeni Türkiye’nin geleceğinin inşa ve ihya sürecinde ön safta mücadele etmeye devam edecektir. Bu duygu ve düşüncelerle 1 Kasım seçimlerimizin milletimiz ve mazlum milletlerin yarınlarına hayırlar getirmesini diliyoruz”