Etiket: Seçimleri

  • Almanya seçimleri ve AB’nin geleceği

    Almanya 24 Eylül’de sandığa giderek ülkenin yeni idarecilerini seçecek. Avrupa’nın en güçlü ekonomisine sahip olan Almanya’nın yıllık ihracatı 1 trilyon 207 milyar 500 milyon Euro. İhracatının 707 milyar Euro’sunu AB ülkelerine gerçekleştiriyor. Bu nedenle AB ve Euro, Almanya için çok büyük önem arz ediyor. AB, Almanya’nın en büyük pazarı konumunda olması nedeniyle Almanya, birliğin dağılmaması için elinden geleni yapıyor. Birliğin dağılması durumunda Almanya’nın bu rakamlara ulaşması mümkün değil. Bu nedenle de AB karşıtlığı, Euro düşmanlığı Almanya düşmanlığı ile eş değerde değerlendiriliyor. Diğer yandan, AB kılıfı altında her türlü oyun tezgahlanarak ‘birliğin kararı’ denilerek Almanya işin içinden sıyrılıyor. Fakat var olan bir gerçek ise Almanya’da da AB karşıtlığı politik söylemleri bulunanlar gittikçe oylarını yükseltiyor ve federal mecliste söz hakkına kavuşuyor.

    Anketler, Almanya için iki ihtimalli koalisyonu işaret ediyor

    AB karşıtlığını dillendirenler genellik aşırı sağ kesimin oylarını alıyor. Merkez partiler, Hıristiyan Demokratlarından Sosyal Demokratlarına kadar aşırı sağa veya aşırı sola kayan oyları toparlamanın peşine düşünce seçimde alacakları bir kaç puan uğruna onlar da kendi değerlerini hiçe sayarak yabancı, İslam ve Türkiye düşmanlığı için birbirleriyle yarışmaya başladılar. 24 Eylül’de gerçekleşecek olan genel seçimler için araştırma kuruluşlarının yaptığı anketler, Almanya için iki ihtimalli koalisyonu işaret ediyor. Hıristiyan Birlik Partileri CDU/CSU ile Sosyal Demokrat Parti SPD’nin birlikte kuracağı büyük koalisyon ihtimali ki bu durumda hükümeti, seçimden birinci çıkan partinin önderliğinde kurulması gerekiyor. Bu durumda bir iki puan büyük önem arz ediyor. Çünkü, 2013 genel seçimlerinde yüzde 41 oyla CDU/CSU birinci parti olarak seçimin galibi olurken, Sosyal Demokrat Parti SPD yüzde 25.7 oranında oyda kalmıştı. İlk iki sırayı paylaşan zıt görüşlü partiler hükümeti kurarak Almanya’yı dört yıl boyunca sorunsuz idare ettiler. 2017 seçimleri için Sosyal Demokratlar Başbakan adayı olarak Avrupa Parlamentosu eski Genel Başkanı Martin Schulz’u aday yapınca SPD 7 puan artışla Hıristiyan Birlik Partilerinin önüne geçti. Bugün yapılan kamuoyu araştırmalarının sandığı yansıması durumunda, Almanya’da kurulacak koalisyon hükümetinin Başbakanı Martin Schulz olacak.

    Almanya için Alternatif Parti, seçim çalışmalarını üç ana konu üzerinden yürütüyor

    Merkel’in Başbakan adayı olduğu birlik partileri, bir iki puana acil ihtiyaç duyuyorlar. Oy alabilecekleri tek parti ise halen federal mecliste olmayıp eyaletler meclisine girmeyi başaran aşını sağcı Almanya için Alternatif Parti (AfD) olarak öne çıkıyor. Parti, AfD’nin alacağı tepkiyle oyları kendilerine çevirmenin gayreti içerisinde. Diğer yanda ise SPD bir iki puan daha yükselebilmek için ise aşı sol oylar için çapa harcıyor.

    Yukarıda iktidar mücadelesi olurken, ezilenlerin başında ülkedeki yabancılar ve Müslümanlar geliyor. Almanya için Alternatif Parti (AfD), seçim çalışmalarını üç ana konu üzerinden yürütüyor. “Almanya’da radikal Müslümanlar istemiyoruz”, “Almanya’da mültecileri istemiyoruz”, “Sınırlama getirilsin”, “Almanya, Euro’da ayrılsın”. Bazı araştırmalara göre, bu söylemlerle partinin şu andaki oy oranları yüzde 12 seviyesinde bulunuyor. Bu netice sandığı yansırsa İslam karşıtı ve yabancı düşmanı söylemleri bulunan bir parti, federal mecliste söz sahibi olacak.

    Hıristiyan Demokrat parti AfD’nin ilk iki söylemini kullanarak radikal oyları kendi partisine çekerek sosyal demokratların önüne geçmeyi ve bir dört yıl daha Merkel’in başbakanlığında ülkeyi idare etmeyi hedefliyor.

    2013 yılında tepki oyları ile önce bir eylem hareketi olan AfD, şimdi ise ülkenin siyasetine belirleyici rol oynamaya başladı. Türk bakanlarının Almanya’da Türk vatandaşlarıyla bir araya gelmelerini engelleyen zihniyetin kime ve neye hizmet ettiğini şimdi daha açıkça görebiliyoruz. Her gün Türkiye ile alakalı yüzlerce haber Alman gazete ve televizyonlarında yer alırken Cumhurbaşkanı Erdoğan üzerinden yapılan düşmanlık diğer yandan İslam’la terörü bir araya getirerek yapılan İslam düşmanlığı bir kaç puan oy alabilmek için radikalliğe prim veriliyor.

    2013 genel seçimlerinde 44 milyon sandığa gitti

    26 Mart Saatrland eyaletinde, 7 Mayıs’ta Schleswig Halstein ve 14 Mayıs’ta ise Kuzey Ren Vestfalya eyaletinde eyalet seçimleri yapılacak. Bu seçimler 24 Eylül’de yapılacak genel seçimlerin ön seçimi olacak.

    80 milyon 520 bin nüfusa sahip olan Almanya’da oy kullanabileceklerin sayısı 61 milyon 950 bin. 2013 genel seçimlerinde sandığı gidenlerin yüzde 71.5 oranında. Bu, 44 milyon seçmenin sandığa giderek iradesini yansıtmış olduğu anlamına geliyor. Oy kullanma hakkı olup sandığı gitmeyenlerin oran yüzde 28.5. 17 milyon 640 bin kişinin sandığa gitmediği görülüyor.

    Almanya’da 1 milyonun üzerinde Türk kökenli genel seçimlerde oy kullanma hakkı bulunuyor. Eğer Türk kökenliler sandığı gider ve oylarını kullanırlarsa sandığa gidenlerin yüzde 2.3’lük bölümü Türk kökenli oylar olacak. Bu rakam ise bir partiye yöneltildiğinde ise o parti hiç şüphesiz bir kaç puan öne geçecek.

  • Hindistan’da eyalet meclis seçimleri açıklanıyor

    YENİ DELHİ (İHA) – Hindistan’da Uttar Pradeş, Pencap, Uttarakhand, Goa ve Manipur eyaletlerinin meclis seçim sonuçları açıklanıyor.

    Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de Hint Bharatiya Janata Partisi (BJP) destekçileri, Uttar Pradeş eyaletinde BJP partisinin liderliğini kutladı. Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin partisi Hint Bharatiya Janata Partisi (BJP) destekçileri, Modi maskeleriyle kutlamalar yaptı. Modi’nin Uttar Pradeş eyaletini kazanmak için iki aydan fazla bir süredir kampanya yürüttüğü biliniyor.

  • Ödemiş Ticaret Odasının seçimleri 22 Aralık’ta

    İzmir’deki Ödemiş Ticaret Odası (ÖTO)’nda, FETÖ soruşturması ve istifalar nedeniyle boşalan dört meclis üyesinin yerine yeni meclis üyeleri seçilirken, yeni yönetim kurulu seçiminin ise 22 Aralık 2016 günü yapılacağı duyuruldu.

    Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB), Fethullahçı Terör Örgütü (FETÖ) soruşturmaları sonrasında Ödemiş Ticaret Odası (ÖTO)’na kayyum atamıştı. Kayyum göreve başlarken, heyet odadaki seçim startını da verdi. İlk seçim ise oda meclisinde boşalan üyeler yerine yapıldı. Yeni yönetim kurulu seçimlerinin ise 22 Aralık 2016 günü yapılacağı duyuruldu.

    Seçim takviminin işlediğini ifade eden Oda Genel Sekteri Mehmet Soyer, “Ödemiş Ticaret Odası meclisimizin dördüncü ve altıncı gruplarında yaşanan eksilmeler nedeniyle meclis üyesi seçimlerimiz yapılıyor. Kayyum heyetimizin 25 Kasım’da İlçe Seçim Kurulu Başkanlığına sunduğu seçim takvimimiz işlemektedir. Meclis üyeleri seçimleri ile toplam 17 sandalyelik oda meclisimizin eksilen dört üyesini tamamlıyoruz. Daha sonra 22 Aralık 2016 günü de yönetim kurulu seçimleri ile seçimlerimiz sonuçlanacaktır. Seçim sürecinde kayyum heyetimizin ve meslek komitelerimizin aldığı karar ile oy kullanan üyelerimize Türk Bayrağı hediye ediyoruz. Seçimlerimiz camiamıza, üyelerimize, ilçemize ve milletimize hayırlı uğurlu olsun” dedi.

  • CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz, ABD’deki seçimleri değerlendirdi

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, dış politikada hassas bir dönemin yaşandığını kaydederek, “Donald Trump’ın bizim ülkemizle ilişkilerinin iyi olmasını elbette biz isteriz. Amerika’da nasıl bir siyahi lider geldiğinde Amerika halkı bunu hazmetme konusunda zorlandıysa, şimdi devletin desteklemediği bir aday seçim aldı. Dolayısıyla aynı hazımsızlık orada da devam ediyor. Bizim böyle bir dönemde çok dikkatli bir dil götürmemiz gerekiyor” dedi.

    CHP Genel Başkan Yardımcısı Öztürk Yılmaz, partisinin genel merkezinde düzenlediği basın toplantısında gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Yılmaz, Kıbrıs’ın kapsamlı müzakerelerle kritik bir aşamaya geldiğine dikkat çekerek, “Görüşmeler biz garantör ülke olmamıza rağmen, bu konu partiler üstü olmasına rağmen maalesef bizim kamuoyunda pek fazla yer almıyor” şeklinde konuştu.

    Kıbrıs’ta kapsamlı müzakerelerle ilgili “Türkiye garantördür” söyleminin yer aldığını ifade eden Yılmaz, “Bunun garantörlüğü burada sadece AKP garantördür denmiyor. Türkiye garantördür deniyor. Bu bizim için partiler üstü milli bir meseledir diyoruz. Bu sadece AKP’nin milli meselesi değildir. Kapsamlı çözüm bizimde içinde olduğumuz bir ülke olarak bizi de ilgilendirmesi lazım ama bakıyoruz ki Türkiye’den de sadece birkaç bürokratı kapsıyor bu çözüm” ifadelerini kullandı.

    “Bir kere müzakere tekniği açısından taviz kelimesini kullanmak çok sağlıklı değildir”

    “Müzakereler sanki biz yenilmişiz psikolojisi ile devam ediyor” diyen Yılmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü:

    “Birkaç gün önce bir bakanın yapmış olduğu talihsiz açıklamaya hep beraber şahit olduk. ‘Biz nereye kadar taviz vereceğimizi biliyoruz.’ Bir kere müzakere tekniği açısından taviz kelimesini kullanmak çok sağlıklı değildir. Bunun böyle takdim edilmesi sanki biz bir şeyleri masada verip kalkacakmışız gibi bu konunun sunulması son derece yanlış. Bu konuya bizim dışımızda herkes sevindi dışarıda, ki çünkü Türkiye taviz verip kalkacak dedi. Bu zamana kadar kapsamlı müzakerelerle ilgili yapılan açıklamalara baktığımız zaman burada iki konu dikkatimizi çekiyor. Bir tanesi psikolojik olarak Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC), rotasını kendi içindeki tartışmalar, diğer partilerin tartışmalarından ziyade Güney’deki partilerin danışıklı dövüşü ve oyunlarına odaklanıyor.”

    AK Parti’nin dış politikada bütün tezlerinin çöktüğünü savunan Yılmaz, “Bir tutarlılığı kalmamıştır. Siz KKTC’yi çözüm için zorluyorsunuz. Ama kendiniz gerekirse referandum yapıp çıkarız diyorsunuz. Yani KKTC’yi sizin olmadığınız bir platformda, sizin olmadığınız bir yerde görmek istiyorsanız o zaman Avrupa Birliğinin bütün müktesebatları sizin o altına imza atacağınız anlaşmayı iki gün sonra aşındırır ve hiçbir şey yapamazsınız. Bu konuda da uyarıda bulunmak istiyoruz” dedi.

    “FETÖ olayı patladı, akabinde de başkanlık”

    Hükümetin Avrupa Birliği sürecini kullanarak yargıyı ve orduyu dizayn ettiğini iddia eden Yılmaz, “İşine gelen her şeyi Avrupa Birliği sürecine saklanarak yapmaya çalıştı. FETÖ olayı patladı, akabinde de başkanlık, tek adam rejimi, biz tek adam rejimi diyoruz. Onunla yoluna devam etmek için Avrupa’nın ulaşmamasını istiyor. Böyle bir nokta üzüntü vericidir” açıklamasında bulundu.

    Gündeme ilişkin değerlendirmelerinin ardından basın mensuplarının sorularını yanıtlayan Yılmaz, Türkiye-İsrail ilişkileri ve Mavi Marmara ile ilgili bir soruya, “Eğer bu gemi İsrail’e yani Gazze’ye gitseydi bir zafer çığlıklarını duyacaktık AKP’nin ve büyük kutlamalara şahit olacaktık. Gidemedi, orada 9 tane vatandaşımızın ölümü ile sonuçlandı. Bu sefer arkasında duramadılar yaptıkları işin, sonra pek çok üslup olarak bizim kabul etmeyeceğimiz atışmalar yaşandı. Sonuçta AKP’nin kendi öne sürdüğü şartların bir tanesi kısmen oldu, onun dışında hiçbir şey yerine gelmedi. Meclise getirdikleri anlaşma ile İsrail askerlerinin bütün yargısal süreçlerden affını öngördüler. Tükürdüklerini yaladılar. Dış politikada bu irtifa kaybından sonra İsrail’e yanaşma ihtiyacı hissedildi. Şimdi onun gereği yapılıyor” cevabını verdi.

    “Donald Trump’ın bizim ülkemizle ilişkilerinin iyi olmasını elbette biz isteriz”

    “AB ile karşılıklı şantaj politikası bizim alanımızı çok daralttı” diyen Yılmaz, şunları kaydetti:

    “Türkiye şuandaki yönetim bütün yumurtalarını seçim kampanyasında karşı oldukları Donald Trump sepetine koymak istiyor. Bizim böyle bir hassas dönemde bütün dünyayı karşımıza alarak, bütün tehditkâr bir üslupla böyle gidemeyeceğimizi bilmemiz lazım. Donald Trump’ın bizim ülkemizle ilişkilerinin iyi olmasını elbette biz isteriz. Ancak şunu unutmayalım orada da çok büyük zorluklar çekiliyor. Amerika’da nasıl bir siyahi lider geldiğinde Amerika halkı bunu hazmetme konusunda zorlandıysa, şimdi devletin desteklemediği bir aday seçim aldı. Dolayısıyla aynı hazımsızlık orada da devam ediyor. Bizim böyle bir dönemde çok dikkatli bir dil götürmemiz gerekiyor.”

    Musul’a ilişkin değerlendirmede de bulunan Yılmaz, “Bizim Musul’daki IŞİD sonrası dönemle ilgili bir hazırlığımız olması gerekirdi. O hazırlığın olmadığını görüyoruz. Suriye’de bir hazırlığımız yok” şeklinde konuştu.

  • İnönü Üniversitesi’ndeki rektörlük seçimleri

    İnönü Üniversitesi rektörlük seçimlerinde birinci olan Prof. Dr. Ahmet Kızılay, sonuçların herkes için hayırlı olmasını diledi.

    İnönü Üniversitesi’nde gerçekleştirilen 7’inci rektörlük seçimlerinde 7 adaydan en fazla oyu alan Prof. Dr. Ahmet Kızılay sonuçların açıklanmasının ardından değerlendirmelerde bulundu. Oy kullanan akademisyenlerin büyük teveccühü ile açık ara seçimden birinci çıktığını belirten Kızılay, “Üniversitemiz ve şehrimiz için hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

    Kızılay, “Diğer süreçlerde tamamlanınca üniversitemize hayırlı ve güzel hizmetler yapmak nasip olacak inşallah. Bizde üniversitemizi bugünkü bulunduğu seviyeden çok daha ileriye taşıyacağız. Hem şehrimize büyük bir hizmet vereceğiz. Eğitimde, bilimde ve sanatta üniversitemizi daha ilerilere taşıyacağız. İnönü Üniversitesi bilim üreten bir kurum olacak” şeklinde konuştu.