Etiket: “Seçimle

  • CHP Malatya’da 2 ilçe adayını ön seçimle belirleyecek

    CHP Malatya İl Başkanı Enver Kiraz, Hekimhan ve Kuluncak ilçelerinde belediye başkan adaylarını önseçimle belirleyeceklerini açıkladı.

    31 Mart tarihinde yapılacak mahalli idareler seçimlerine iddialı bir şekilde hazırlandıklarını be 2 olan belediye sayısını artıracaklarını belirten CHP Malatya İl Başkanı Enver Kiraz, “Her seçim bölgesinde hangi yöntemle aday belirlersek daha başarılı bir sonuç alırız diyerek çalışmalar yapıyoruz. İl örgütümüz tarafından bütün ilçelerimizde yaklaşık iki aydır aralıksız saha çalışmaları gerçekleştiriliyor” ifadelerine yer verdi.

    Geçtiğimiz günlerde Malatya’ya gelen CHP’li 4 milletvekilinin alan taraması ve örgütlerle yaptıkları görüşmelerin ardından Hekimhan ve Kuluncak ilçelerinde önseçim yapma kararı aldıklarını belirten Kiraz, “Hekimhan ve Kuluncak’ta yapacağımız önseçim bütün üyelerimizin katılımı ve parti gözetiminde gerçekleştirilecek. Genel merkezimizin ilgili genelgesi doğrultusunda 30.09.2018 tarihinden önce üyelikleri Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına bildirilmiş ve kesinleşmiş kişiler oy kullanabileceklerdir. Parti meclisimiz tarafından Türkiye genelinde önseçim yapılacak ilk 15 ilçeden 2’sinin Malatya’da olması da ayrı bir önem ifade etmektedir. Önseçim yapılacak ilçelerde üyelerimizin en doğru kararı vereceğine yürekten inanıyor, örgütlerimize başarılar diliyoruz ” şeklinde konuştu.

    Genel merkez ve il teşkilatı olarak çok titiz bir çalışma yürüttüklerini kaydeden Kiraz, “İl örgütümüzle alanda yaptığımız çalışmaları önseçim, anket ve kamuoyu yoklamaları ile destekleyerek her ilçede ve büyükşehirde en doğru ismi bulma ve aday gösterme gayretindedir. Diğer ilçelerimizde de anket ve kamuoyu yoklamalarında net sonuç alabildiğimiz adayları açıklayacağız. Net sonuç alamadığımız yerlerde farklı yöntemler talep edeceğiz.31 Martta çok önemli başarılara imza atıp, 2 olan belediye sayımızı katlayacağız” dedi.

    Malatya Büyükşehir Belediyesi içinde iddialı bir şekilde Malatyalıların oylarına talip olacaklarını dile getiren Kiraz, “İl Teşkilatımız hiçbir ilçede hiçbir aday adayına daha yakın veya daha uzak değil, o ilçe halkının, üyelerimizin ve örgütümüzün kararı koşulsuz bir şekilde il örgütümüzün de kararı olarak kabul görecektir. Yerel seçimlerde başarı için çalışmalarımızı yoğun şekilde devam ettiriyoruz” diye konuştu.

  • Peyzaj Mimarları Odası Trabzon Şubesi’nin seçimle gelen ilk başkanı Engin Aktaş oldu

    TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Trabzon Şubesi’nin seçimle gelen ilk başkanı Engin Aktaş oldu.

    Peyzaj Mimarları Odası Trabzon Şubesi’nin 1. Olağan Genel Kurulu bugün gerçekleşti. Trabzon Makina Mühendisleri Odası Şube binasında gerçekleşen seçimde iki aday yarıştı. Odanın ilk başkanı kullanılan 90 oydan 50’sini alan Peyzaj Yüksek Mimarı Engin Aktaş olurken, rakibi Hamza Ertunga ise 39 oyda kaldı.

    Seçim sonrası bir açıklama yapan Başkan Engin Aktaş, kurumsallaşma adına önemli adımların atılmasının ardından heyecanlı bir şekilde seçim sürecine girdiklerini belirterek “Her şeyi daha iyi bir peyzaj mimarlığı için yapacağız. Var olan taşın üstüne bir taş daha, hatta birkaç taş daha biz koymak için, kalemimizi hep iyi olanı çizmek için kullanmaya geldik. Değerli meslektaşlarımızı, bu mesleğe sahip çıkmaya davet ediyoruz. İnşallah yönetimimiz oda için hayırlı olur. Trabzon her gün gelişen bir kent. Biz de bu gelişime oda olarak ayak uydurmak için buradayız. Trabzon’un güzel dokusunun korunması için bizim yapacaklarımız çok önemli. Bu yüzden dünyada olan gelişmeleri sürekli takip edeceğiz. Üzerine kendimizde bir şeyler koyarak, mesleğimize en iyi şekilde sahip çıkacağız. İnşallah bu seçim odamız ve tüm peyzaj sektörü için hayırlı olur” dedi.

    Peyzaj Yüksek Mimarı Engin Aktaş’ın başkanlığında oluşan yönetim kurulu şu isimlerden oluştu:

    “Atilla Durmuşoğlu, Demet Ülkü Gülpınar Sekban, Yahya Kızılaslan, Ahmet İhsan Hacıfettahoğlu, Semra Polat Ayvaz, Asuman Duman Er.”

  • AK Parti Grup Başkanvekili Elitaş: “Seçimle gelenlerin suç işleme hakkı yoktur”

    AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, “Seçimle gelenlerin suç işleme hakkı yoktur” dedi.

    AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, AK Parti Kayseri İl Başkanlığının Kasım ayı Divan Toplantısı’na katıldı. Gündeme ilişkin açıklamalarda bulunan Elitaş, başkanlık sistemini değerlendirdi. Türkiye’nin yönetim sisteminin değiştiğini ifade eden Elitaş, “Eğer Cumhurbaşkanı halk tarafından seçilirse sistem fiilen yarı başkanlık sistemi olmuştur. Bunun hiç itiraz eder tarafı yoktur. Literatürdeki esas kabul görmüş ilke budur. 2014 yılında Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan halk tarafından Cumhurbaşkanı seçildikten sonra Türkiye’nin yönetim yapısı değişmiştir. Biz, başkanlık sisteminin Türkiye’de daha iyi olduğunu sürekli söylemeye çalışıyoruz. 15 Temmuz’da onların hor gördükleri insanlar demokrasiye sahip çıktı. Hiç kimse milletten korkmasın, ’Millet yanlış karar verir’ demesin. Millet, en doğru kararı vereceğini, Türkiye’nin geleceği ve bekası için ne yapması gerektiğini en iyi şekilde anlatacağını 15 Temmuz gecesi gösterdi. Biz, Cumhuriyet Halk Partisi’ne de ‘Ey Kılıçdaroğu halkın iradesinden korkma’ diyoruz. Atatürk’ün kurduğu Cumhuriyet Halk Partisinin genel başkanına ‘Milletten korkma’ diyorum. Çünkü egemenlik kayıtsız şartsız milletindir. Millet ne derse o olur. Gelin anayasa değişikliğinin önüne engel çıkarmayın. Ey Kılıçdaroğlu, anayasa değişirse Türkiye bölünür iddiasıyla milleti korkutmaya çalışıyorsun ama sadece senin partindeki birkaç kişiyi korkutabilirsin” diye konuştu.

    HDP’li eş başkanların ve milletvekillerinin tutuklanmasını da değerlendiren Mustafa Elitaş, seçimle gelenlerin suç işleme hakkının olmadığını vurguladı. AK Parti Grup Başkanvekili Mustafa Elitaş, şunları kaydetti:

    “CHP 15 Temmuz’dan sonraki gün parti meclisini olağanüstü toplantıya çağırdı. Bu çok doğal bir hareket ama yine aynı CHP, HDP’li milletvekillerinin gözaltına alınmasıyla birlikte ertesi gün olağanüstü toplantı yaptı. Bu, milletin vicdanını yaralayan bir harekettir. Millet vicdanını rahatsız eden bir harekettir. Şimdi çark etmeye uğraşıyorlar. ‘Biz bu olağanüstü toplantıyı Cumhuriyet Gazetesi için yaptık’ diyorlar. Önemli olan seçimle gelenin seçimle gitmesidir ama hiçbir hak hiçbir temsil yeri terör örgütüne yardım ve yataklık yapma hakkını vermez. HDP’lilerin yaptığı iş terör örgütüne yardım ve yataklık yapmaktır. Milletin alın teriyle seçilmiş kişi bu millete ihanet etme hakkına sahip değildir. Kimse buna izin vermez. Seçimle gelenlerin suç işleme hakkı yoktur.”

  • Kılıçdaroğlu: “Seçimle gelen, ’ben savcıya gitmem, hakime gitmem, ifade vermem’ diyemez”

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Demokrasilerde ana kural, seçimle gelenin seçimle gider ama seçimle gelen, ’Ben hukukun üstündeyim, ben her istediğimi yaparım’ diyemez. ’Ben savcıya gitmem, hakime gitmem, ifade vermem’ diyemez. Gidecektir, ifadesini verecektir, savunmasını yapacaktır. Hiç kimsenin yargılamanın dışındadır diye bir ayrıcalığı yoktur Türkiye’de. Hiç kimsenin böyle bir ayrıcalığı yoktur” dedi.

    CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu, partisinin TBMM’deki grup toplantısında yaptığı konuşmasına eski Başbakanlardan merhum Bülent Ecevit’i anarak başladı. “Türkiye nasıl oldu da ezenlerin ve ezilenlerin ülkesi oldu” diye soran Kılıçdaroğlu, “Dolar almış başını gidiyor söz etmiyoruz, 17 milyon yoksul var söz etmiyoruz. 6 milyon işsizimiz var söz etmiyoruz. Her 4 üniversite mezunundan birisi işsiz. Hepimizin kafasında bir şey var; ne olacak bu Türkiye’nin hali diye. Eğer bu kaygı yerleşmişse bir toplumda görüşü ne olursa olsun bütün vatandaşların kafasında aynı kaygı var. Bugüne dair güveni yok geleceğe dairde güveni yok. ne olacak diye vatandaş kaygı duyuyor. Asla umutsuz olma kardeşim. Ne olursa olsun bil ki bu ülkenin birliğini, dirliğini, bütünlüğünü savunan, vatanını, bayrağını savunan CHP var” ifadelerini kullandı.

    “Seni oraya Türkiye’yi böl diye mi oturttuk”

    Kılıçdaroğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Türkiye’nin geldiği hale bakın. Başbakan çıkmış bölünme tehdidinden söz ediyor. ‘Başkanlık gelmezse Türkiye bölünür’ diyor. Seni oraya Türkiye’yi böl diye mi oturttuk. Sen nasıl bu lafı edersin. Söyledim cevap veremiyor. Bu lafı eden bir kişi Başbakanlık koltuğunda oturamaz. Bu lafı eden bölücülerin taşeronluğuna soyunmuş kişidir. Yazık günah bu ülkeye. Türkiye’nin dünya kadar sorunu var. Öyle bir noktaya geldik ki ezenlerin ve ezilenlerin Türkiye’si. Kapı çaldığı zaman herkes kaygıyla kapıyı açıyor. Çünkü bu ülkede can güvenliği yoktur, mal güvenliği yoktur, basın özgürlüğü yoktur kişi özgürlüğü yoktur. Otobüste bile tekme atabilirsin. Bu kadar bölünen bir Türkiye hayra alamet değildir. Toplantı ve gösteri yapma hakkı o da yok ve en önemlisi devleti devlet yapan adalet yok. O nedenle işimiz zor. Bizim taşıdığımız bu kaygıları bütün dünya taşıyor. Onlar da soruyor; Ne olacak bu Türkiye’nin hali ve Türkiye dünyadan soyutlanıyor. Peki biz Cumhuriyet’i neden kurduk. Bugün Türkiye bu dünyanın dışında. Gittikçe Kuzey Kore’ye benziyoruz. Orada da bir diktatör var. bütün dünyadan soyutlanmış vaziyette kendi dünyalarını yaşıyor. bu çok tehlikeli gelişmedir. Diyorlar ki herkes bize düşman, Almanya, Fransa, Amerika, AB, Rusya, Japonya herkes düşman. Ben merak ediyorum peki Birleşmiş Milletler de mi bize düşman. BM açıklama yapıyor, onlar da aynı kaygıyı taşıyor. Türkiye’deki gelişmelerden endişe duyuyoruz diyor. Bunlar televizyon söylüyor mu hayır, gazeteler yazıyor mu hayır çünkü sansür uygulanıyor. BM bu kaygıyı niye dile getiriyor? Çünkü kendilerini BM’ye ihbar ettiler. İhbar eden Türkiye Cumhuriyeti hükümeti. Bizde darbe girişimi oldu 13 maddeyi askıya aldık. İki maddesi çok önemli, bir adil yargılama yapmayacağım. Türkiye’den adaleti kaldırıyoruz diyor. Tutulanlara insanı davranmak ister gözaltı ister hapiste olsun insani davranmayacağım diyor bunlara.”

    “17 Ağustos 2016 itibariyle hapishanelerde tutuklu ve hükümlü sayısı 214 bine ulaşmış”

    Hapishanelerde 2002’de 60 bin kişi olduğunu, şimdi ise bunun tam dört kat arttığını bildiren Kılıçdaroğlu, “17 Ağustos 2016 itibariyle hapishanelerde tutuklu ve hükümlü sayısı 214 bine ulaşmış. 10 kişilik koğuşta 30 kişi kalıyor. 2 kişilik koğuşta 10 kişi kalıyor. Öğrenciler hapiste, binlerce suçsuz insan var hapiste sorgusuz sualsiz yatıyor. Üniversite hocaları, gazeteciler hapiste. Dünyada en çok gazeteciyi hapseden ülke Türkiye Cumhuriyeti. Dönüp millete diyeceğiz ki ‘bizde demokrasi var’ kimse inanmıyor. Er, erbaşlar, astsubaylar hapiste, erin, erbaşın ne günahı var öğrencilerin ne günahı var. Türkiye’yi bu hale kim getirdi? Onlara kalsa Türkiye’yi bu hale Cumhuriyet Halk Partisi getirdi. Evet mizah gibi geliyor ama öyle. Kendileri yönetiyorlar, kendileri oynuyorlar bir şey aksaklık olunca CHP niye itiraz ediyor. Bir yerde bir mağdur varsa zalimden ötürü baskı altındaysa ben zulmemi sahip çıkacağım mağdura mı sahip çıkacağım. Zulmün karşısında susan dilsiz şeytandır. Türkiye’yi bu hale kim getirdi, iktidardakiler. Nasıl getirdiler. Üç terör örgütüne destek vererek getirdiler. Tek tek sayacağım. Eğer zulümden yana değilseniz, mazlumlardan yanaysanız, Cumhuriyet’ten yanaysanız bunları anlatmak hepimizin ortak görevidir” şeklinde konuştu.

    “Demokrasilerde ana kural, seçimle gelenin seçimle gider ama seçimle gelen, ’Ben hukukun üstündeyim, ben her istediğimi yaparım’ diyemez”

    Belediye başkanları toplantısında yaptığı konuşmadan bir cümlesinin seçildiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, “Seçimle gelen seçimle gider diye bir cümle kullandım. Vay efendim sen bunu nasıl söylersin, şunu mu söylememi bekliyordunuz; seçimle gelen darbeyle gider bunu mu söylememi istiyordunuz. Biz 15 Temmuz’a niye karşı çıktık. Ama onların kafası ters çalışıyor. Saraya bağımlı beyinleri. Demokrasilerde ana kural, seçimle gelenin seçimle gider ama seçimle gelen, ’Ben hukukun üstündeyim, ben her istediğimi yaparım’ diyemez. ’Ben savcıya gitmem, hakime gitmem, ifade vermem’ diyemez. Gidecektir, ifadesini verecektir, savunmasını yapacaktır. Hiç kimsenin yargılamanın dışındadır diye bir ayrıcalığı yoktur Türkiye’de. Hiç kimsenin böyle bir ayrıcalığı yoktur. Ben şahsen pek çok davada yargılanıyorum avukatım var, gerektiğinde giderim dilekçemi hazırlıyorum hakkımı savunuyorum. Yargıdan kaçmak değil, eğer yargı taraflı davranırsa hep beraber eleştiririz. Ama yargıdan kaçmamalıyız ” değerlendirmesinde bulundu.