Etiket: Sebepsiz

  • Oğlu cinayete kurban giden baba: “Oğlum sebepsiz, günahsız yere öldürüldü”

    Konya’nın Beyşehir ilçesinde kalbinden bıçaklanarak hayatını kaybeden radyoloji teknikeri 23 yaşındaki İsmail Kaya’nın acılı babası Durmuş Kaya, oğlunun öldürülmeden önce yaşanan dayak olayı ile herhangi bir ilgisinin olmadığını söyleyerek, oğlunun sebepsiz yere, günahsız yere öldürüldüğünü belirtti.

    Kırklareli Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak görev yapan 23 yaşındaki İsmail Kaya, 29 Temmuz tarihinde ağabeyinin ikamet ettiği Beyşehir ilçesinde Ali N. tarafından 14 yerinden bıçaklanarak öldürüldü. Cinayet zanlısı Ali N., İsmail Kaya’yı kendisini darp eden şahıslardan biri olduğu için öldürdüğünü iddia etti. Olayın ardından cinayet zanlısı Ali N. “kasten adam öldürme” suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine konurken, hayatını kaybeden İsmail Kaya memleketi Derebucak ilçesine bağlı Taşlıpınar Mahallesi’nde defnedildi.

    “Oğlum sebepsiz yere, günahsız yere öldürüldü”

    Oğlunu genç yaşta toprağa veren Durmuş Kaya, cinayete kurban giden oğlunun Kırklareli Devlet Hastanesinde radyoloji teknikeri olarak görev yaptığını, bir süre önce memleketine yıllık iznini kullanmak üzere geldiğini anlatarak, “İzninin son günlerinde ise kardeşi Mustafa’nın Yeni Mahalle’deki evinde kalıyordu. İddia edildiği gibi oğlumu bıçakla öldüren şahsı darp eden kişi o değildir. O darp, kavga olayına karışan kişiler diğer oğlum Mustafa ve yeğenim Sadık Şimşek’tir. Cinayetten üç gün önce meydana gelen bu olayda cinayet zanlısı Ali N.’nin aynı apartmanda oturan oğlumun kapısının önündeki kızıma ait ayakkabının içerisine peçete kağıdına telefon numarasını yazarak aranmasını istemesi üzerine olay bu noktalara kadar gelmiştir. Oğlum Mustafa, Vuslat Parkı’nda karşılaştığı zanlıdan neden böyle bir şey yaptığını anlamak ve öğrenmek istediği esnada ‘Eve gelen bayanı manitan sandım, ablan olduğunu bilmiyordum’ deyince aralarında yaşanan tartışma kavgaya dönüşünce darp olayı sonucu karakolluk olmuşlar. Bu olayın hemen sonrasında radyoloji teknikeri olan ve diğer oğlumun Mustafa’nın evinde kalan İsmail, arabasını bulduğu müşteriye bina önünde göstermek istedikten hemen sonraki dakikalarda işte bu cinayete kurban gitmiştir. Cinayeti işleyen kişi, ne zorluklarla yetiştirdiğim, hayalleri olan gencecik oğlumu 14 yerinden bıçaklayarak öldürmüştür. Bu kavga olayında üçüncü bir kişi yok. Cinayete kurban giden oğlumun da bu olayla yakından uzaktan ilgisi yok. Olay günü kendisini öldüren katiliyle de herhangi bir tartışması yok. Aynı binada öldüren kişi, takip ederek yanına geldiği oğluma ani bir şekilde 14 kez bıçak sallayarak cinayeti işlemiş. Diğer oğluma benzetti de bu işi yaptı desek birbirine benzemezler. O kavga yapmamış, bir şey yapmamış, suçsuz bir insan. Sebepsiz yere, günahsız yere planlayarak işlenen bir cinayete kurban gitti. Bir insan bir insana nasıl böyle 14 yerine bıçak sallayarak acımasızca kıyar? Benim oğlum okumuş, kültürlü, beyefendi, herkesin çok sevip saygı gösterdiği bir insandı. Hakkında daha en ufak kötü bir şey işitmedim. Bu cinayeti anlamakta güçlük çekiyoruz. Bunun sebebini öğrenmek istiyoruz. Öbür oğlum dövmüş olabilir, darp olmuş olabilir bir şey demiyorum ama bu çocuğumun olayla hiç ilgisi yok. Sorunu da yok. Sebepsiz yere, günahsız iken öldürüldü. İnanın bu çok ağrıma gidiyor. Acılarımı daha da tarifsiz hale getiriyor. Türk adaletinin katile en ağır cezayı vermesini bekliyoruz. Benim oğlum yandı, ben yandım, başkaları yanmasın. Canileri en ağır şekilde cezalandıralım” diye konuştu.

    “Ağabeyimin hiçbir günahı yok”

    Cinayete kurban giden İsmail Kaya’nın kardeşi Mustafa Kaya ise, olay yaşandığı sırada evde olduğunu ifade ederek, “Sesler üzerine indiğimde kanlar içerisinde yerde yatıyordu. Kaldırıldığı hastanede ise salladığı bıçağın kalbine isabet etmesi sonucu kurtarılamayarak hayatını kaybetti” dedi.

    Cinayete kadar uzanan olaylarla ağabeyinin herhangi bir ilgisi olmadığını söyleyen Mustafa Kaya, aynı apartmanda oturan ve yöneticilik yapan Ali N. ile aralarında bir mesele yaşandığını ileri sürerek, “Evde ablam ve izine gelen ağabeyimle oturuyoruz. Ablamla evden gezmeye çıkmak isterken, kapının önünde ablamın ayakkabısının içerisinde çiçekli böcekli bir peçete kağıdına yazılı bir not gördük. Baktığımızda bu ağabeyimi öldüren kişinin telefon numarası ile birlikte ‘beni ara’ yazısı idi. Telefonumdan kontrol ettiğimde bu numaranın Ali N.’ye ait olduğunu görünce ablama, ‘Sen içeriye gir, ben niye bu notu koymuş bir öğreneyim’ dedim. Önceleri bu namus meselesine hiç kafamı yormadım, yormak da istemedim daha doğrusu. Dedim, ben evde bekar bir genç olarak kaldığım için beni yine şikayet edecek diye düşündük. İndim, dışarıda oturuyormuş, ‘Dayı’ dedim, ‘Ayakkabı içerisinde bu not da ne oluyor’ dedim? ‘Dayım sonra konuşuruz, aslan amcam, aslan yeğenim filan’ dedi. Bu adamla, Vuslat Parkı’nda erik satışı yaparken gezinti yaptığım sırada üç gün sonra yine karşılaştım. O esnada yanıma kuzenim Sadık Şimşek de geldi. Ben kendisini görünce, ‘Bu kağıt meselesini bir konuşalım’ dedim. Bana ilk başta, ‘Senin dostun sanıyordum’ dedi. ‘Yapma ağabey ablam olduğunu bilmiyor musun?’ diye sordum. ‘Daha önce de aynı kurumda beraber çalışmışsınız, evde de gördün’ dedim. ‘Şu an buraya evli eşimle veya nişanlımla gelsem de mi böyle yapacaktın?’ diye sordum. Bunun üzerine, ‘Yazdım, ne var, ne olacak da, istediğimi yazarım, seni apartmandan attıracağım’ gibi sözler söylemeye başlayıp, boğazımdan tuttuktan sonra ‘Lan şerefsiz sen kim oluyorsun’ deyince aramızda başlayan tartışma kavgaya dönüştü. Kuzenim de vardı yanımda, ben 3 ya da 5 kez vurdum kendisine ne yalan söyleyeyim. Sonra karakolluk olduk. Birbirimizden şikayetçi olduk. O gün karakolda verdiği ifadede de, ablamın ayakkabısına yazılı notla ilgili olarak, ‘Ben apartmanın aile yuvası olduğunu, apartmanın huzurunu korumak için o notu koydum, kardeş olduğunuzu bilmedim’ demiş. İfadesinde de zaten benden ve darp olayına yardım ettiğini iddia ettiği kuzenimden şikayetçi oldu. Dolayısıyla o gün aramızda cinayete kurban giden ağabeyim yoktu. Onun yanımızda olmadığını kendi verdiği ifade de ortaya koyuyor. Ağabeyimin hiçbir günahı yok, olayla da alakası yok. Neden ben değil de ağabeyimi bıçakladı? Tamam ben darp ettim, günahım var, haklı olsam bile bu yaşananlardan dolayı şu an kendimi suçlu hissediyorum. Neden ben değil de ağabeyim, aralarında herhangi bir tartışmaları da yok. Ben bu sorunun cevabını istiyorum ve katilin en ağır şekilde cezalandırılmasını istiyorum. Bizim canımızı mı yakmak istedi de bu caniliği yaptı. Kardeşimi evin önünde takip ederek planlı bir şekilde 14 yerinden bıçaklamış. Bıçağı direk kalbine sallamış, direk öldürmek istemiş. Bu kadar insafsız ve vicdansız nasıl olunabiliyor anlayamıyorum. Hala bunu çözmüş değilim. Bu neyin öfkesi, kini bilemiyorum” şeklinde konuştu.

  • Sebepsiz Gülme Krizleri Beyin Tümörü Habercisi Olabilir

    Vücutta kalıcı sakatlıklara ve hayati tehlikeye neden olabilen beyin tümörleri, yerleşim yerine göre farklı belirtilerle ortaya çıkabiliyor. Kusma, bulantı, şiddetli baş ağrısı, kol ve bacaklarda güç kaybı ile görme ve konuşma bozukluğuna yol açabilen beyin tümörleri, sebepsiz yere gülme krizleri ile de kendini gösterebiliyor. Memorial Kayseri Hastanesi Beyin Sinir ve Omurilik Cerrahisi Bölümü’nden Doç. Dr. Cüneyt Göçmez, beyin tümörleri ve tedavi yöntemleri hakkında bilgi verdi.

    Erkeklerde daha sık rastlanıyor

    Tümör, vücut anatomisinde olmaması gereken yerde oluşan doku ya da bir dokunun kontrolsüz büyümesidir. Beyin tümörleri, beyin içindeki hücrelerde oluşabildiği gibi beyne başka bölgeden de sıçrayabilmektedir. Yapılan araştırmalarda beynin kendi hücrelerinde oluşan tümörler, iyi huylu (benign) ya da kötü huylu (malign) olabilmektedir. Beyin tümörleri, her yaş grubundan insanda görülebilmektedir. Toplumda 100 bin kişiden 3-5’inde teşhis edilen beyin tümörlerine erkeklerde daha sık rastlanmaktadır.

    Kişi kendi kendine kahkaha atıyorsa…

    Beyin tümörleri bilinenin aksine her zaman baş ağrısı bulgusuyla ortaya çıkmaz. Bu tümörler bazen az bilinen belirtilerle kendini gösterebilir. Beklenmeyen ve en ilginç belirtisi ise sebepsiz gülme ataklarıdır. Hasta, dışardan bir etki olmadan ve durup dururken kahkaha şeklinde güler. Diğer belirtileri ise depresyon, halüsinasyonlar, çift görme, vücudun bir tarafında uyuşma ya da karıncalanma, güç kaybı hatta ‘düşük ayak’ denilen sadece ayak bileğinin altında güç kaybıdır. Hafif bir baş dönmesi ve yürürken sendeleme bile tümörün habercisi olabilmektedir.

    Tümör türünün belirlenmesi çok önemli

    Belirtiler, tümörün beyinde bulunduğu yer ile ilişkilidir. ‘Motor saha’ adı verilen kol ve bacağın beyinde hareketini sağlayan bölgede bir tümör söz konusu ise kol ve bacaklarda güçsüzlük ile uyuşma olabilmektedir. Duyularla ilgili bölgedeki tümör de ağrı ve uyuşma ile kendini belli edebilir. Başın arka kısmındaki tümörler ise görme kayıplarına ve bozukluklarına neden olmaktadır. Tümörlerin teşhis edilmesinde öncelikli teknik MR’dır. Ancak tümörün iyi huylu ya da kötü huylu olup olmadığı patoloji sonucuna göre belirlenir.

    Cerrahi yöntem tümörün büyüklüğüne ve yerine göre değişiyor

    Beyin tümörlerinin tedavisinde ilk seçenek her zaman cerrahi yöntemdir. Cerrahinin nasıl yapılacağı tümörün beyinde bulunduğu bölgeye göre belirlenir. Hızlı teknolojik gelişmeler sayesinde artık tümör ameliyatları mikro ya da endoskopik cerrahi yöntemle yapılabilmektedir. Operasyon ile tümörün tamamı çıkartılarak, kafa içi basınç düşürülür ve tümörün bölgesel etkileri yok edilir. Bu cerrahi yöntemler sayesinde, hastaların iyileşip günlük hayatlarına dönme süreleri de kısalmaktadır. Ameliyat sonrasında ise hasta genelde 1 gün sonra hastaneden taburcu edilmektedir. Daha küçük tümörlerin tedavisinde radyocerrahi yöntemi kullanılmaktadır.

  • İdrar Kaçırma Sebepsiz Değil

    Kişinin idrarını istemli veya istemsiz olarak tutamama durumunun idrar kaçırma olarak adlandırıldığını belirten Medical Park Antalya Hastane Kompleksi Üroloji Bölümü’nden Op. Dr. Mehmet Sarıer, idrar kaçırmanın hem yaşam hem de sağlık kalitesini bozabilen bir rahatsızlık olduğunu söyledi.

    “STRES TİPİ HASTA, FARKINDA OLMADAN İDRAR KAÇIRIR”

    İdrar kaçırmanın 5 farklı tipi olduğuna vurgu yapan Op. Dr. Sarıer, “Klinik olarak görülme sıklığı açısındansa stres ve sıkışma tipi olmak üzere iki tip idrar kaçırma vardır. Stres tipi idrar kaçırmada hasta; öksürünce hapşırınca, gülünce, ayağa kalkınca yani karın içi basıncı arttıran durumlarda farkında olmadan idrar kaçırır. Özellikle doğumlara ya da yaşa bağlı olarak leğen kemiği içerisinde mesaneyi asılı tutan kaslarda bir deformasyon meydana gelir. Bunun sonucunda öksürme, hapşırma gibi karın içi basıncını arttıran durumlarda mesane üzerinde baskı artar. Böylece hasta farkında olmadan idrar kaçırır” diye konuştu.

    “İDRAR KAÇIRMA TİPLERİNİN TEDAVİLERİ DE FARKLIDIR”

    Sıkışma tipi idrar kaçırmadaysa hastanın idrarı geldiğinde idrarını tutmak istediğini ama tuvalete yetişemeden tutamama durumu yaşadığını söyleyen Op. Dr. Sarıer, idrar kaçırma tipini bilmenin önemli olduğunu söyleyerek, “Tedavi algoritmasının düzenlenmesinde idrar kaçırmanın tipinin belirlenmesi çok önemlidir. Çünkü daha önce bahsettiğim bu iki tip idrar kaçırmanın tedavileri tamamen farklıdır. İdrar kaçırma tipinin belirlenmesi sırasında iyi bir fizik muayene, laboratuvar analizi, ürodinami ve gerekirse mesane içerisine kamerayla bakılması teşhisin doğru konulabilmesi için gerekmekte” dedi.

    Op. Dr. Sarıer sözlerine şöyle devam etti: “Stres tipi idrar kaçırması olan hastalara bugün için ilk seçenek cerrahidir. Urge tipi idrar kaçırmada ise ilk seçenek ilaç tedavisi olmalıdır. Stres tipi idrar kaçırmada bugün için kadın yolundan yaklaşım altın standardı oluşturmaktadır”.

  • Sebepsiz Yere Aşırı Mutluluk Bipolar Bozukluktur

    Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, sebepsiz yere aşırı mutluluğun bipolar bozukluk olduğunu söyledi.

    Son haftalarda vizyona giren ve bir milyondan fazla kişinin seyrettiği Delibal filminin konusu bipolar bozukluğu olan bir kişinin yaşantısını ele aldığını anlatan Psikiyatrist/Psikoterapist Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, “Bipolar bozukluk esasen çok da bilinmeyen ancak toplumda neredeyse 50 kişiden birinde görülen bir ruh sağlığı sorunudur. Bipolar bozukluk en basit haliyle; zaman zaman kişinin çökkünlük ve taşkınlık dönemler yaşamasıdır. Kadınlarda ve erkeklerde de aynı sıklıkta görülebilmektedir. Özellikle 20-25 yaşlarında başlar. Kişinin bu değişken ruh halleri nedeniyle hakkında filmler yapılmış, ünlülerin bir kısmında da gözükmesi nedeniyle ilgi odağı olmuştur. Bu sorunu yaşayanlar dönem dönem farklı ruhsal durumlarla karşımıza çıkar. Dönemlerden biri depresyondur. Bu dönemde en az iki hafta süren çökkünlük, isteksizlik, ilgi ve istekte azalma, uyku sorunları, iştah sorunları, konsantre olamama, enerji azalması, suçluluk duygusu, iç sıkıntısı, işine gidememe, huzursuzluk ve intihar düşünceleri görülebilir. İkinci dönem ise taşkınlık (mani) dönemidir. Bu dönem en az bir hafta sürer. Kişiye az uyku yetmeye başlar ancak buna rağmen aşırı enerjiktir. Neşeli, aşırı hareketli, aşırı konuşkan, dışa dönük, aşırı şakacı bazen cinsellikle ilgili yersiz şakalar yapan, kendisini önemli bir kişi gibi hisseden, aşırı harcama yapan bir kişi olarak karşımıza çıkar. Bazen bu dönemde kişi aşırı kavgacı, sinirli bir kişi olabilir. Bu dönemde uygunsuz ve sık cinsellik yaşanabilir. Hepimizin gün içerisinde ya da bir gün süren böyle dönemleri olabilmektedir. Ancak ailelere sorduğumuzda; bizim çocuğumuz böyle bir kişi değildi, bir anda değişti bambaşka biri oldu derler. Burada önemli fark uygunsuz ortamlarda uygunsuz davranmaktır. Esasen manyak kelimesi mani dönemini yaşayan kişi olmasına rağmen, toplumda bir aşağılama kelimesi olarak kullanılmaktadır.” diye konuştu.

    Bipolar bozukluğu olan kişiler sonbahar ve kış dönemlerinde depresyon dönemi daha sık yaşarlarken, ilkbahar ve yaz dönemleri daha çok taşkınlık dönemleri yaşayabildiğini kaydeden Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, “Çoğunlukla bu dönemler başlarken stres yoktur. Ancak stresli durumlarda bu hastalığı başlatabilir. Kişiler bu hastalıkta hayatları boyunca bir hastalık dönemi ya da birden çok hastalık dönemi yaşayabilirler. Bu dönemler depresyon, mani, ya da her iki durumu da barındıran karma dönemler olabilir. Birçok kişi; arkadaş veya yakının önerisiyle, ya da eczaneden ricayla antidepresan ilaçlar kullanmaktadır. Böyle bilgisizce, takip edilmeden kullanılan ilaçlar depresyon hastalarında taşkınlık dönemi başlatabilmektedir.” dedi.

    Yrd.Doç.Dr.Rıdvan Üney, Bipolar bozukluğu düşündüren durumları ise şöyle açıkladı;

    “Kişi içe kapanık bir dönem yaşarken birden aşırı neşeli taşkın bir dönem yaşamaya başlaması.

    Normal giyimli bir kişinin kısa bir zaman içinde aşırı renkli dikkat çekici giyinmeye başlaması.

    Çok konuşkan olmayan birinin günlerce hatta bazen sesi kısılmasına rağmen aşırı konuşur duruma gelmesi

    Kişinin az ya da hiç uyumamasına rağmen oldukça dinç olması.

    Uygun olmayan bir ortam da uygunsuz davranışlar yapması. Örneğin cenazede şarkı söylemek, aşırı gülmek gibi.

    Sebepsiz aşırı neşeli olması.

    Böyle bir alışkanlığı olmamasına rağmen, aşırı ve kontrolsüz alışveriş yapma veya para harcama

    Aşırı alkol ve uyuşturucu kullanma.

    Daha önce olmadığı halde; aşırı kendine güvenmesi, her yerde kavga etmesi.

    Bahar dönemlerinde bu belirtilerin artması.

    Antidepresanlarla tedavide iki hafta tedaviyi tamamlamadan depresyonun tersi bir döneme girerek aşırı neşeli olması.

    Sıkça depresyon yaşayan kişilerin ara dönemlerde aşırı taşkınlık yaşaması.”

    Hastalığın tedavisinde; o dönemi ne kadar ağır geçirdiğine bağlı olarak ayaktan tedaviden hastaneye yatışa hatta şok tedavisine kadar farklı tedavi yöntemleri kullanılabilmektedir. Hastalık yaşam boyu sürebilmektedir. Bu nedenle hastalık tekrarlamasın diye koruyucu ilaçlar kullanılmaktadır. Hastalığın en büyük risklerinden biri de intihar girişimleridir. Bu nedenle tedaviye özen göstermek ve psikiyatristin önerisi olmadan ilaç bırakmamak gerekir.”