Doğu Anadolu Basın Konseyi (DABKON) Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Kara, Van Depreminde görevi başında yaşamını kaybeden Gazeteci Erzurumlu Sebahattin Yılmaz’ın, basın camiasının yürek ve hafızasında; hatıraları, dadaş duruşu ve kişiliğiyle yaşayacağını söyledi.
Yılmaz’ın mümtaz bir Erzurum evladı olduğunu, hayatını gazetecilik mesleğine adadığını hatırlatan Kara, “Yılmaz, öfkenin değil sevginin, yaygaracılığın değil gerçeğin sesiydi. Erzurum’da bulunduğu dönemlerde de, Van’daki çalışma hayatında da ilkeliliği, Erzurum sevdasıyla gerçek bir dadaştı. Seçkin kişiliği, ciddiyeti ve beyefendiliğiyle hep örnek insan oldu.” dedi.
Zaman gazetesi muhabiri Merhum Kamil Koşapınar gibi görevi başında ve görevi için hayatını adayan Sebahattin Yılmaz’ın Erzurum’un ikinci basın şehidi olduğunu vurgulayan Kara, “Yılmaz felaketlerin haberini yapmaktan hoşlanmaz, hep olumlu ve güzel olayları yansıtmak isterdi. Yazdığı haber, çektiği fotoğrafa, kaydettiği görüntüye mutlaka pozitif enerjisini yansıtır, iyi ve güzeli; doğruyu ve hayatın kendisini ifade ederdi. Meslek onur ve haysiyetini her şeyin önünde tutar, gazeteciliği 24 saat yaşardı. Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir’i vefatlarının birinci yılında rahmetle anıyoruz.” diye konuştu.
ATATÜRK ÜNİVERSİTESİ’NE ÇAĞRI
Atatürk Üniversitesi iletişim Fakültesi yöneticilerine çağrı yapan Kara, Demir Bilirdönmez, Kamil Koşapınar ve Sebahattin Yılmaz gibi il ve bölge basın camiasının önder şahsiyetlerinin anfi ve salonlara adlarının verilmesi gerektiğini belirterek, “Mesleğini lekesiz ve tertemiz biçimde sürdürmüş, görevi başında yaşamını kaybetmiş değerlere sahip çıkmak Atatürk Üniversitesi İletişim Fakültesi’nin görevi olmalıdır” dedi.
Kara, açıklamasında, Türkiye Cumhuriyetinin Kurucusu ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ü ebediyete intikalinin 74’üncü yılında rahmet, şükran ve saygıyla andıklarını belirtti.
10 Kasım’da Erzurumlu şehit Uzman Çavuş Kürşat Güneş ve 16 Mehmetçiğin acısını da yaşadıklarını vurgulayan Kara, “Şehitlerimizi rahmetle, minnetle yad ediyoruz. Türk Milletinin başı sağ olsun.” dedi
Etiket: Sebahattin Yılmaz
-

Yılmaz, dadaş markası
-

Unutmadık
Ufuklardan yepyeni müjdeli haberler gelecekti. Van, bütün canlarıyla sarsılmış ve ağır bir yara almıştı. Ölen canlar yanında, can çekişenler, canlara bir merhem olurum diye koşturanlar vardı.
Altımızdan yer kaymış, üstümüzde yıldızlar güneşler sönmüştü artık. Bayramda Vanlılar şeker yerine, acı keder topladılar. Bayramda en ince en içten acıları yaşadılar.
Biz enkazlar altından “kimse yok mu” seslenişlerine cevaplar arıyorduk sabırsızlıkla.
Ölümün kol gezdiği sokaklarda ölümün üstüne üstüne giden erler de vardı.
Onlar bizim can ciğerlerimiz, kardeşlerimiz, eşlerimiz, çocuklarımız, yarınlarımızdı.
Sarsıldı gönüller, bir daha bir daha enkazlar aldı bizi. Solan güller gibi sarardı Van.
Kasımın 9’u bizim için apayrı bir tarihtir. Saatler 21.23’ü gösteriyor. Günlerden bayramdır, birinci depremden kurtulanların bayram coşkusu buruk da olsa devam ediyor.
Ve bayramdı, ilk depremden sağ kurtulanların yüzünde tebessüm beliriyordu.
Ağır ağır, bir ses böldü bu sevinci bu tebessümü.
Gecenin karanlığı feryatlarla yankılandı.
Bayramın 4.günü Bayram Oteli’nde tüm umutlar yerle bir olmuştu.
Feryat, figan, haykırış, çaresizlik birbirine karıştı.
Bizim için dünyanın bir ucundan gelen ve artık adını unutmayacağımız Japon Dr. Atsushi Miyazaki de diğer onlarca can gibi enkazlar altında kaldı. Miyazaki el uzattı bize, dil oldu gönlümüze, misafirdi hanemize, kardeş oldu ilimize.
Bayramdı; sevinçlerimiz, umutlarımız vardı. Sevdiklerimiz, dostlarımız bu bayramda da herkes gibi neşe ile bayram kutlayacaklardı.
Başkasının derdiyle dertlenirken kendi dertlerini unutan arkadaşlarımız Sebahattin Yılmaz ve Cem Emir de o gün ölen insanların yasını yaşıyor, felaketi dünyaya duyurmayı amaçlıyorlardı.
Onlar bize ölümün haberini verirken, bize onların ölüm haberi geldi. İşte bu enkaz dostlarımızı yuttu, bir daha geri vermedi.
Sabahattin Yılmaz; gazeteci dostlarının deyişi ile “Sabo Dayı” son haberini yazdı.
‘O’ 30 yıllık gazetecilik hayatında bir çok ilklere imza attı. Bizim Sabahattin Yılmaz, yani bizim Sabo Dayımız, canımız ciğerimiz, neşemiz bir anda sarardı soldu.
İnsan sevgisiyle dolu Sabo Dayı, Van’da uçak kazasında hem haber yaparken, hem de yaralıları yardım etmesi ile gönüllere taht kurmuştu.
O bizim neşe ve ilham kaynağımızdı, bir gelecek düşü vardı, mutlu yarınlar için.
Bir bayram bu kadar sensiz, bu kadar buruk, bu kadar acı kutlanır Sabo dayı.
Sensizlik ne ağır yük, senden ayrı yaşamak ne kadar zormuş.
Dağıtamadık umutsuzluk bulutlarını, bir daha gösteremedik güneşi. Sesin hâlâ kulaklarımızda.
Bize haberin en iyisini, yani insanı yazmayı öğretiyordun. Ve bize öğrettiğin insanlık için kendini feda ettin. “Dost hasreti zor imiş. Her dem ahu zar imiş”.
Cem Emir, ta uzak diyarlardan gelerek enkazların içinden bir umut buluruz diye resimler derliyorken, onun resmine şimdi bizler hasretle ve minnetle bakıyoruz. Cem kardeş, sen canların feryadını duyurmak isterken, bizim için can verdin. Cem, Van ve Vanlı seni anacak her dem. Yıldızlar uzakta olsa bile, biz ışıkları yansır ve yol göstermeye devam ederler.
Artık zamanın donduğu anlardayız. Van için can feda edenleri anıyoruz. Onların yokluğu gönlümüzü en derinden yaraladı. Sizleri unutmadık unutmayacağız. Sizleri seviyoruz. Van’da her iki sarsıntı da hayatını kaybeden tüm Vanlı canları da rahmet ve minnetle anıyoruz.
-

Teşekkürler Van!
Van Gölü Gazeteciler Cemiyeti, ilk sosyal tesisine kavuştu.
Van Gölü kıyısında bulunan tesise, cemiyetin kurucu üyesi ve 9 Kasım 2011’deki depremde yıkılan Bayram Oteli’nde hayatını kaybeden DHA muhabiri Sebahattin Yılmaz’ın ismi verildi. Van Gölü Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Fatih Sevinç, “14 yıl önce kurulan cemiyetimiz ilk defa böyle bir tesise sahip oldu. Bunun gururunu yaşıyoruz. Ayrıca ölümünden büyük üzüntü duyduğumuz değerli ağabeyimiz Sebahattin Yılmaz’ın isminin tesiste yaşatılması bizi ayrıca mutlu etti” dedi.