Etiket: Sayımız

  • Vali Memiş: “Yoğun bakımda yatan hasta sayımız yatak sayısının 5 ’te 1’i kadar”

    Vali Memiş: “Yoğun bakımda yatan hasta sayımız yatak sayısının 5 ’te 1’i kadar”

    Erzurum Valisi Okay Memiş gerçekleştirilen pandemi toplantısında, şimdiye kadar Erzurum’da 3 milyon 750 bin TL civarında ceza uygulandığını açıkladı. Vali Memiş, “Yoğun bakımda yatan hasta sayımız yatak sayısının 5’te 1’i kadar” dedi.

    Erzurum valiliği toplantı salonunda gerçekleştirilen toplantıya, Erzurum Valisi Okay Memiş, Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen ve Erzurum İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir katıldı.

    Günlük vaka ve ölüm sayılarında Erzurum’un Türkiye ortalamasının altında olduğunu belirten Erzurum Valisi Okay Memiş, “Kurban bayramı BB Erzurumspor’un Süper Lig’e yükselmesi ve düğün salonlarının açılması gibi olaylardan sonra vaka artışlarımız oldu. Şunu söylemek istiyorum ki Erzurum olarak vaka sayısında Türkiye ortalamasının üzerinde değiliz. Kesin rakamları zaten Sağlık Bakanlığı açıklıyor. Günlük vaka sayılarımız nüfusla karşılaştırıldığında, Pinomoli oranında ve günlük ölüm sayılarına bakıldığında hepsi için Türkiye ortalamasının altındayız. Pandemi hastanesi olarak Maraşel Fevzi Çakmak hastanesini ve Şehir hastanesini belirledik. Bu hastanelerimizdeki yatak sayılarını dikkate aldığımız zaman ise yoğun bakımda yatan hasta sayımız yatak sayısının 5 te 1’i kadar. Şuanda ise şehir hastanesinde sadece bin yatağımız var. Bölge Eğitim ve Araştırma hastanesinde ki çalışmalarımız ocak ayında bitecek ve bin 500 yatağımızı aktif şekilde kullanabileceğiz” dedi.

    “Denetleme yapan 4 bin 200 personelimiz var”

    Vaka sayılarını dengeli şekilde kontrol altına aldıklarını da kaydeden Memiş, “Şu an bir platodayız ve yükseliş durdu. Bazı günlerde aşağılara iniş sağlarken bunu sürekli hale getiremedik. Günlük vaka sayımız kadar taburcu ettiğimiz hastalarımız var. Bazen taburcu olanların sayısı daha üstün oluyor. Vatandaşlar pozitif olduklarında hemen hastaneye yatırılmak istiyorlar. Biz bu vatandaşlarımızda semptom görmediğimiz zaman onu evinde karantinaya alıyoruz. Bunlarda ağrısı, yüksek ateşi ve benzeri belirtisi olan vatandaşlarımızı hastaneye yatırıyoruz. Hayatı risk altında olan hastalarımızı hastaneye yatırıp tedavi ediyoruz. Bununla beraber her pozitif vakamıza ilaç tedavisi uyguluyoruz. Evlerine ‘çatkapı’ ekiplerimizi gönderiyoruz karantina altında olan vatandaşlarımızı onlardan habersiz her gün denetliyoruz. Bu ekiplerimizde 4 bin 200 civarında personelimiz var. Kaymakam arkadaşlarımız ve yetkili arkadaşlarımızda bu İstem ekiplerini her gün takip ediyorlar” açıklamalarında bulundu.

    “Şimdiye kadar 3 milyon 750 bin TL ceza uyguladık”

    Erzurum’da ciddi rakamlarda cezai işlemler uygulandığını söyleyen Vali Memiş, “Bunların akabinde biz cezai işlemlerde uyguluyoruz. Denetim uygulamalarında emniyet ve jandarma ekiplerimizin kestiği toplam ceza 2 milyon 500 bin lira, maske takmayanlara 194 bin lira, umuma açık işyeri denetimlerinde 88 bin TL, seyahat izin belgesi olmayanlara ise 890 bin TL civarında cezai işlemler uyguladık. Son olarak bugüne kadar toplu taşıma araçlarına ise 82 bin lira cezai işlem uygulanmış. Erzurum’da toplamda 3 milyon 750 bin TL cezai işlem uygulanmış bulunuyor. Keşke uygulamamış olsaydık ama bu rakam Erzurum için ciddi bir rakam. Zaman zaman denetimler yapıyoruz bu denetimleri daha çok artıracağız” diye konuştu.

    8 ilçede ise vaka artışı gözlemlendiğini ifade eden Vali Memiş, “Yakutiye, Palandöken ve Aziziye ilçelerimizi kontrol altına aldığımızı gözlemliyoruz. Bazı ilçelerimizde ise artışlar gözlemliyoruz. İspir, Aşkale, Horasan, Pasinler, Oltu, Tortum, Hınıs ve Pazaryolu olarak bu ilçelerimizde artış gözlemliyoruz. Bu ay içerisinde yaklaşık 300 civarında sağlık çalışanı atanacak bu bizi daha çok rahatlatacak. Virüsün başından beri 65 yaş üstünü çok etkilediğini söylüyoruz. Bununla beraber kaybettiğimiz genç vatandaşlarımızda var. Bunun sebeplerinden biriside kronik hastalıklarının bulunmasıdır” şeklinde konuştu.

    “İzin yapmak için pozitifim diyen kamu çalışanlarımız var”

    Bazı kamu çalışanlarının 14 gün dinlenmek için karantinaya girmek istediğini de belirten Memiş, “Bazen bu durumda çok değişik şeylerle de karşılaşıyoruz. Geliyor birisi pozitif vaka olduğunu söylüyor. Bunların içinde kamu görevlileri de var. Sırf 14 gün karantinada kalıp yatmak için bu durumu kullanıyorlar. Bu vatandaşlarımızı da uyarıyoruz. Çat kapı ekiplerimiz mahalle muhtarlarımızı uyarıyor. Muhtarlarımız da mahallelerindeki karantinalı bölgelerden vatandaşları haberdar ediyor” dedi.

    “Günlük 2 bin vatandaşa test yapıyoruz”

    Erzurum’da günlük 2 bin vatandaşa test yapıldığını dile getiren Memiş, “Şuanda dünyada virüs 1, virüs 2 ve virüs 3 şeklinde adlandırılıyor. Bizde bulunan virüs 1 ve bu öldürme riski en düşük olan şekli. Avrupa’da virüs 3 bulunduğu için onların ölüm sayıları bizimkine oranla daha yüksek. Biz şuana kadar mutasyona uğramış şekli ile karşılaşmadık. Bu gibi durumlar içinde tedbirlerimizi artırarak devam ediyoruz. Erzurum tüm bölgeye bakan bir il olduğu için bize diğer illerden de test olmaya gelen vatandaşlarımız var. Bu sebeple günlük 2 bin civarında test yapıyoruz. Ayrıca Süper Lig başlıyor. Kahvehanelere maç izlemeye gidecek olan vatandaşlar içinde ek tedbirler alacağız” ifadelerini kullandı.

    “Zatürre aşılarımızı Ekim ayında uygulayacağız”

    Zatürre başta olmak üzere diğer aşılarında Ekim ayında risk grubundaki vatandaşlara uygulanacağını belirten, İl Sağlık Müdürü Gürsel Bedir, “Bu sene aşılarımız Ekim ayı civarında uygulanmaya başlayacak. Talepler de fazla olacak gibi gözüküyor. Bilim kurulumuz yol haritasını belirleyecek ve bizim için belirlenen risk gruplarına aşı yapılacak. Zatürre aşısı da aynı şekilde zatürre aşısı ilk defa bu kadar talep görüyor. Bu aşımızda Ekim aylarında risk gruplarına uygulanacak” dedi.

  • Bakan Yardımcısı İnce: “2015 ile 2019 yılları arasındaki ölümlü trafik kaza sayımız yüzde 27 azaldı”

    Bakan Yardımcısı İnce: “2015 ile 2019 yılları arasındaki ölümlü trafik kaza sayımız yüzde 27 azaldı”

    Eskişehir’e bir dizi incelemelerde bulunmak üzere gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, Kurban Bayramı’nın son gününde dönüş yolculuğunda olan vatandaşların trafik denetimine katıldı. Bakan Yardımcısı İnce, “2015 ile 2019 yılları arasındaki ölümlü trafik kaza sayımız yüzde 27 azaldı. Aldığımız tedbirlerin bir sonucunu ortaya koyuyor ama bu yeterli mi yeterli değil. Tabii ki bunu arttırarak devam ettireceğiz” dedi.

    Eskişehir’e bir dizi incelemelerde bulunmak üzere gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, polis ve jandarma ekiplerince yapılan trafik denetimine katıldı. Eskişehir-Ankara yolu üzerindeki trafik uygulama noktasında yürütülen kontrolleri yerinde inceleyen İnce, polis ve jandarma personelleriyle bayramlaştı. Ardından Bakan Yardımcısı İnce, bayram trafik denetimleri hakkında Trafik Şube Müdürü Zafer Aydın’dan bilgi aldı. Daha sonra İnce, durdurulan sürücü ve aileleriyle tek tek kısa süreli sohbet ederek, yolculuk esnasında yapılacaklar konusunda tavsiye ve uyarılarda bulundu.

    İnce, sürücü ve yolcularla gerçekleştirdiği konuşmanın ardından çikolata ikramında bulunurken, çocuklara ise oyuncak hediye etti.

    “Son dönemde aldığımız tedbirler nedeniyle de trafik kazalarında çeşitli azalmalar söz konusu”

    Yapılan denetim sonrası açıklamalarda bulunan İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce, kazaların hiç olmadığı günleri hedeflediklerini belirterek, “Hedefimiz kazaların hiç olmadığı, ölümlü kazaların hiç yaşanmadığı günleri görmek. İçişleri bakanlığı olarak, hem yıl içerisinde hem de kurban bayramına yönelik bir dizi tedbirler aldık. İçişleri bakanlığı Trafik Güvenliği Strateji Uygulama Belgesi düzenledik. Bunun uygulanması içinde sahada çeşitli çalışmalar yapıyoruz. Bilgilendirme, eğitim, kampanyalar, denetimler hem havadan hem de karadan denetimler, maket ve model personeller kullanıyoruz. Sivil personelimiz vasıtasıyla denetimlerde bulunuyoruz. Bu bayramda da yine sahalardaydık. Bakanımız Süleyman Soylu başta olmak üzere, bakan yardımcılarımız, emniyet genel müdürümüz, jandarma genel komutanımız, ilgili daire başkanlarımız, trafik birimlerimiz, müfettişlerimiz, hem jandarmadan hem emniyetten trafik tedbirlerinin nasıl uygulandığı denetlemek ve aynı zamanda vatandaşlarımızı ve personelimizi bu konuda gerekli hatırlatmalarda bulunmak istedik. Bugün de bu minvalde Eskişehir’deyiz. Son dönemde aldığımız tedbirler nedeniyle de trafik kazalarında çeşitli azalmalar söz konusu oldu” ifadelerini kullandı.

    “2015 ile 2019 yılları arasındaki ölümlü trafik kaza sayımız yüzde 27 azaldı”

    İnce ayrıca, ölümlü kaza sayısının düştüğüne de işaret ederek, “2015 ile 2019 yılları arasındaki ölümlü trafik kaza sayımız yüzde 27 azaldı. Aldığımız tedbirlerin bir sonucunu ortaya koyuyor ama bu yeterli mi yeterli değil. Tabii ki bunu arttırarak devam ettireceğiz. Hedefimiz, sıfır kazanın yaşandığı günleri görmek. Bunu vatandaşlarımızla birlikte yağacağız. Nasıl yapacağız, hız limitlerine uyacağız, emniyet kemerini tüm yolcuların takması gerekli. Şerit değiştirmelerde, kuralına uygun şeri değiştirmeler lazım. Dinlenmeden, uykulu ve yorgun bir şekilde yola çıkmamak lazım. Bakanımız da dile getirdiler, her iki saatte bir 10 dakika mutlaka dinlenme yapmak lazım bunu teknik ve bilimsel olarak da bilim adamlarımız destekliyor. Yaşam tünellerimiz var yollardaki kontrollerde. Bu yaşam tünelleri uygulamamızla, vatandaşlarımızı aracından indirmeden yaşam tüneline alıyoruz. Burada çeşitli video gösterimleri ve informatik gösterimlerle onlara hatırlatmalarda, uyarılarda bulunuyoruz. Hem onların dikkatini çekip hatırlatmayla hem de onların kısa bir nebze olsun dinlenmelerini sağlıyoruz. Bu uygulamayı yaklaşık 59 ilimizde şuanda yürütüyoruz. Bu çalışmaları önümüzdeki dönemde de hızlı bir şekilde devam edecek. Biz özellikle taşrada görev yapan personelimiz başta olmak üzere, bütün emniyet müdürlerimize, jandarma komutanlarımıza, kaymakamlarımıza, valilerimize çok teşekkür ediyoruz. Çünkü onlar da sahada, bu bayram da sahadaydılar. Onlar da bu denetimlere iştirak ederek, yerinde denetlediler. Ama aldığımız rakamlarla da inşallah daha iyiyi yakalayacağız” dedi.

    Öte yandan gerçekleşen trafik denetimine İçişleri Bakan Yardımcısı Muhterem İnce’nin yanı sıra, Vali Yardımcısı Akın Ağca, İl Emniyet Müdürü Engin Dinç, İl Jandarma Komutanı Vekili Albay Durmuş Yönter ile polis ve jandarma şube müdürleri katıldı.

  • Bakan Özlü: “Ar-Ge ve tasarım merkezi sayımız bin rakamını aştı”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Memnuniyetle ifade etmek isterim ki Ar-Ge ve tasarım merkezi sayımız, geçtiğimiz hafta itibariyle bin rakamını aşmıştır. Neredeyse her gün, bir Ar-Ge merkezi açılmaktadır” dedi.

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Türkiye Ekonomi Bankası ve Ekonomist Dergisi’nin işbirliğiyle düzenlenen ‘Anadolu’nun En Büyük 500 Şirketi Ödül Töreni’nde konuştu. Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Anadolu’daki girişim aşkının sürekli büyümekte olduğunu söyleyerek, “Anadolu firmaları; büyük ve güçlü Türkiye hedefine sadece tuğla koymakla kalmamakta; bu hedefin en aktif unsurları olmaktadırlar. Anadolu’daki girişim aşkı sürekli büyüyor. 2017 yılı; yani geçen yıl Türk ekonomisi ve sanayisi için, önemli virajların alındığı bir yıl oldu. 2017 yılını, tüm dünyanın parmakla gösterdiği bir şekilde, büyüme rekoruyla kapattık. Ulaştığımız rekor büyümenin lokomotifi; sanayi ve imalat sektörü olmuştur. Hükümetimiz ve Bakanlığımız; 2017 yılı boyunca, üretimi ve istihdamı, çok cömert teşviklerle desteklemiştir” ifadelerini kullandı.

    “Geçen yıl 58 bin işletmeye, yaklaşık 1 milyar liralık destek sağladık”

    Geçtiğimiz yıl 58 bin işletmeye yaklaşık 1 milyar liralık destek sağladıklarını belirten Bakan Özlü, KOSGEB desteklerinden bahsederek şöyle konuştu:

    “KOSGEB destek programları kapsamında, geçen yıl 58 bin işletmeye, yaklaşık 1 milyar liralık destek sağladık. Bu desteğin yüzde 60’ını mikro, yüzde 23’ünü küçük, yüzde 16’sını ise orta ölçekli işletmelerimiz kullandı. Destek Programlarının ayrıntılarına baktığımızda; İmalat sektörüne 409 milyon lira, toptan ve perakende ticaret sektörüne 234 milyon lira, turizm ve yiyecek sektörüne 81 milyon lira, bilimsel ve teknik alanlarda faaliyet gösteren sektörlere 75 milyon lira, inşaat sektörüne 35 milyon lira, bilgi ve iletişim sektörüne 34 milyon lira destek sağlamış bulunuyoruz. Ayrıca, geçen yıl uygulanan Kredi Faiz Desteği Programı ile, 289 bin 937 işletmemize, 7 milyar 795 milyon liralık kredi hacmi oluşturduk. KOSGEB Başkanlığımız, bu kredi hacminin, 740 milyon lira tutarındaki faiz bedelini karşıladı. KOBİ’lerimizin krediye erişimi kolaylaştıran tedbirler, Kredi Garanti Fonu’nun finansman yapısında yaptığımız değişiklikler, KOSGEB’in faizsiz kredi desteği, Bazı sektörlere getirdiğimiz vergi indirimleri gibi düzenlemeler; etkisini göstermiştir. Sanayimizin büyümesi için ektiğimiz tohumlar yeşermeye, meyve vermeye başladı.”

    “Önemli olan; büyük olmak değil, büyük kalmaktır”

    Bakan Özlü, Ar-Ge, inovasyon ve tasarımın Türkiye’ye sıçrama yaptırtacak temel unsurlar olduğuna vurgu yaparak, “Evet kar, ciro, istihdam, ihracat önemlidir. Bunlar bizi büyük yapan unsurlar. Fakat önemli olan; büyük olmak değil, büyük kalmaktır. Büyük kalmak için ise; teknoloji, Ar-Ge, inovasyon ve tasarım şarttır. Çağımızda büyüklüğün en temel göstergesi; artık Ar-Ge’dir, inovasyon ve teknolojidir. Kendini yenilemeyen, yeni teknolojilere uyum sağlamayan firmaların; istikrarlı bir biçimde büyümeleri, karlarını artırmaları ve ihracat yapmaları sürdürülebilir değildir. Artık; büyümek isteyen bütün firmaların, inovasyon, teknoloji ve Ar-Ge sistemine yelken açmaları gerekiyor. Çağımızda, bizi ileriye taşıyacak, bize sıçrama yaptıracak temel unsurlar bunlar olacaktır” diye konuştu.

    “Ar-Ge ve Tasarım merkezi sayımız bin rakamını aştı”

    Ar-Ge ve tasarım merkezlerine yapılan desteklerden söz eden Özlü, Anadolu firmalarını Ar-Ge ve teknoloji seferberliğine davet ederek, şu ifadeleri kullandı:

    “Anadolu’nun bütün firmalarını, Ar-Ge ve teknoloji seferberliğimize davet ediyorum. Üretimin, istihdamın, katma değerin ve ihracatın ilk basamağı olan sizleri; teknoloji odaklı bir büyüme anlayışıyla hareket etmeye çağırıyorum. Sizlerin bu yöndeki çabalarına, bakanlığımız sınırsız destek verecektir. Özel sektör Ar-Ge ve Tasarım Merkezlerine; vergi indirimi, gelir vergisi stopaj desteği, sigorta primi desteği, temel bilimler desteği, damga vergisi istisnası, gümrük vergisi istisnası gibi; önemli destekler sağlıyoruz. Memnuniyetle ifade etmek isterim ki; tüm bu desteklerimiz sonucunda, Ar-Ge ve tasarım merkezi sayımız, geçtiğimiz hafta itibariyle bin rakamını aşmıştır. Neredeyse her gün, bir Ar-Ge merkezi açılmaktadır”

  • TESK Başkanı Palandöken: “Son 1 ayda esnaf sayımız 4 bin 764 arttı”

    Ekim ayı sonu itibariyle esnaf sayısının 1 milyon 699 bin 739 olduğunu bildiren TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Esnaf sayımız geçen yılın aynı dönemine göre 31 bin 442 arttı. Bu artış içerisinde kadın esnaf sayısındaki 14 bin 471 artış da sevindirici oldu. Kendi işinin patronu olan kadın esnaf sayısının daha da artacağına inanıyoruz” dedi.

    Esnaf sayısı içerisinde kadın esnaf sayısının artışının çok sevindirici olduğunu belirten Türkiye Esnaf ve Sanatkarlar Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, “Ekim ayı sonu itibariyle esnaf sayımız geçen yılın aynı dönemine göre 31 bin 442 artarak 1 milyon 699 bin 739 oldu. Bu sayının içerisinde en sevindirici artış kadın esnaf sayısının da bir ayda bin 622, bir yılda 14 bin 471 artarak 264 bin 390’a çıkması. Her fırsatta söylediğimiz gibi kadınların istihdama katılmalarını destekliyoruz. Kendi işinin patronu olan kadın esnafımızın tüm esnaflar içerisindeki yüzde 15’lik oranının daha üst seviyelere gelmesini temenni ediyoruz. Bununla beraber erkek esnafımızın oranı bir yılda yüzde 85’ten 84’e indi” ifadelerini kullandı.

    “Kapanan iş yeri sayısı geçen yıl ekim ayına göre bin 910 azaldı”

    İlk on ay itibariyle açılan ve kapanan iş yeri sayıları hakkında bilgi veren Palandöken, “Sicil Gazetesi verilerine göre Ekim ayında 19 bin 124 iş yeri açılıp 8 bin 112 iş yeri kapanırken, on ayda ise 192 bin 423 açılış ve 78 bin 520 kapanış olarak kayda geçti. Bu yılın Ekim ayında kapanan iş yeri sayısı geçen yılın aynı ayına göre bin 910 azaldı. Öte yandan, on ayda en çok tescili yapılan ilk 5 meslek kolu, büfe ve bakkallarda yapılan ticaret, lokantacılık ve yemek içecek sunumu faaliyetleri, kahvehane kıraathane ve çay ocağı işletmeciliği, servis aracı işletmeciliği ve tezgahlar ile pazar yerleri vasıtasıyla yapılan ticaret oldu” dedi.

  • Bakan Özlü: “Şu anda tescil edilmiş coğrafi işaretli ürün sayımız 204’tür”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Coğrafi işaret konusunda bir farkındalık oluştuğunu görüyoruz. Şu anda tescil edilmiş ürün sayımız 204’tür. İnceleme aşamasında olan başvuru sayısı ise 302’dir. Bu sayılar yeterli değil. Bizim yaptırdığımız bir araştırma, 2 bin 500 civarında ürünün coğrafi işaret tescili alabilecek bir potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor. Bu konudaki farkındalık arttıkça, doğru orantılı bir şekilde tescilli ürün rakamlarının da artacağına inanıyorum” dedi.

    Ankara Ticaret Odası (ATO) tarafından Türkiye’nin yöresel ürünlerini dünyaya tanıtmak, Ankara’yı bu ürünlerin ticaret ve ihracatının merkezi haline getirmek amacıyla düzenlenen Coğrafi İşaretli Ürünler Zirvesi başladı. Mesut Yar’ın sunumuyla ATO Congresium’da gerçekleştirilen zirvenin açılışına Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Fahri Kasırga, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, Ankara Valisi Ercan Topaca, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, ATO Yönetim Kurulu Başkanı Gürsel Baran ve çok sayıda davetli katıldı.

    Toplantıda yaptığı konuşmada Bakan Özlü, coğrafi işaret korumasının oldukça önemli bir konu olduğunu belirterek, “Ancak bu konunun ne yazık ki zaman zaman yanlış veya eksik anlaşıldığını da görüyoruz. Coğrafi işaret koruması, sadece kültürel ve yerel değerlerin korunmasından ibaret bir husus olarak algılanıyor. Oysa diğer sınai mülkiyet hakları gibi, coğrafi işaret koruması da ekonomik boyutu olan ciddi bir konu. Bu konuya ilgimiz romantik bir ilgiden ibaret değildir. Ekonomik ve rasyonel açıdan şehirlerimizi geliştirmek, bölgesel kalkınmayı hızlandırmak açısından da bu konuyu çok önemsiyoruz” diye konuştu.

    “Coğrafi işaretler ise bütün bir bölgeye, bütün bir şehre ve hatta bir ülkeye ait olabiliyor”

    Bugünün ekonomisinde en önemli kavramların, en değerli varlıkların başında fikri ve sınai mülkiyet haklarının geldiğini kaydeden Özlü, “Bu hakları elinde bulunduranlar, birçok önemli fırsata ve avantaja sahip oluyorlar. Patentler, markalar veya tasarımlar, genellikle bir kişiye, bir ekibe, bir üniversiteye veya bir firmaya ait oluyor. Coğrafi işaretler ise bütün bir bölgeye, bütün bir şehre ve hatta bir ülkeye ait olabiliyor. Her ne kadar küreselleşme ile tüketici tercihlerinin standartlaştığı düşünülse de özellikle son zamanlarda tüketicilerin geleneksel ve yerel ürünlere olan ilgisi artıyor. Coğrafi işarette o ürünün gerçekten de o coğrafyada ve geleneksel prensiplere uygun bir şekilde üretildiğini teminat altına alıyor. Bu özellikleri sebebiyle bu işarete sahip ürünler, pazarlara daha yüksek fiyatlarla girebiliyor. Bazı ülkeler, coğrafi işaretli ürünlerden çok ciddi gelirler elde ediyor. Örneğin Fransa’nın gıda endüstrisinde yaptığı ihracatın yaklaşık yüzde 30’u coğrafi işaret tescili olan ürünlerden oluşuyor” ifadelerini kullandı.

    “Şu anda tescil edilmiş ürün sayımız 204’tür”

    Bakan Özlü, konuşmasının devamında şunları kaydetti:

    “Ülkemizde, son yıllarda coğrafi işaret konusunda bir farkındalık oluştuğunu görüyoruz. Şu anda tescil edilmiş ürün sayımız 204’tür. İnceleme aşamasında olan başvuru sayısı ise 302’dir. Bu sayılar yeterli değil. Bizim yaptırdığımız bir araştırma, 2 bin 500 civarında ürünün coğrafi işaret tescili alabilecek bir potansiyel taşıdığını ortaya koyuyor. Bu konudaki farkındalık arttıkça, doğru orantılı bir şekilde tescilli ürün rakamlarının da artacağına inanıyorum. Ülke içindeki tescil sayısı kadar Avrupa Birliği’nde geçerli olan tescil sayısının önemine de dikkat çekmek istiyorum. AB genelinde tescil edilmiş ürün sayısı 5 bin civarındadır. Türkiye’den ise sadece üç ürün, Aydın inciri, Antep baklavası ve işlemleri tamamlanmak üzere olan Malatya kayısısı bu listeye dahil olabilmiştir. AB’deki tescilli ürün sayımızı artırmak da hem oda ve STK’larımızın, hem yerel yönetimlerimizin hem de bizim üzerimize düşen bir borç ve vazifedir.”

    “Coğrafi işaret tescilinin kağıt üzerinde kalmaması gerekiyor” diyen Özlü, “Başarı kriterimiz, tescil ettirdiğimiz ürün sayısıyla sınırlı kalmamalıdır. Başarı kriterimiz bunun ötesine geçmeli, coğrafi işaret tescilini ekonomik faydaya dönüştürmek olmalıdır. Ekonomik faydaya dönüştüremediğimiz bir coğrafi işaret tescili kağıt üzerinde kalacaktır ve hiç kimseye esaslı bir fayda getirmeyecektir. Yani işimiz, tescil işlemlerinin tamamlanmasıyla bitmiyor. Aslında esas iş, tescil aşamasından sonra başlıyor. Bu konuda da birlikte hareket etmemiz önem taşıyor” değerlendirmesinde bulundu.

    “Başvuru süreçlerinde 9-10 bin lirayı bulan ilan masraflarını ortadan kaldırarak coğrafi işaret tescilini ucuzlattık”

    Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 10 Ocak 2017 tarihinden itibaren yürürlüğe girdiğini hatırlatan Bakan Özlü, “Bu kanun ile coğrafi işarete konu olabilecek yöresel ürünlerimizi daha etkin bir şekilde koruyabilmek için önemli düzenlemeler yaptık. Öncelikle Coğrafi İşaretler Dairesini tesis ederek müstakil bir yapı ile bu konunun üzerine yoğunlaşmayı hedefledik. Ayrıca başvuru süreçlerinde 9-10 bin lirayı bulan ilan masraflarını ortadan kaldırarak coğrafi işaret tescilini ucuzlattık. 6 ay olan yayım süresini 3 aya indirerek tescil sürecini kısalttık. Bu önemli kanunun uygulama yönetmeliğinin birkaç gün önce yürürlüğe girdiğini de hatırlatmak istiyorum. Tabi iş yasalarla bitmiyor. Bundan fazlasını da yapmak, sahaya inmek gerekiyor. Türk Patent ve Marka Kurumumuz, bu açıdan önemli etkinlikler gerçekleştiriyor. 21 Mart’ta 1. Ulusal Coğrafi İşaretler Buluşması etkinliğini gerçekleştirdik. Bu programda 81 ili Ankara’da topladık. Bunun dışında ayrıca biz de illerimize giderek, şehirlerimizdeki paydaşlarımızla toplantılar gerçekleştiriyoruz. Mart ayında Diyarbakır’da, bu ay içinde ise Hatay, Adana ve Hakkari’de coğrafi işaret seminerlerini gerçekleştirdik. Yeni Sınai Mülkiyet Kanunu ile birlikte sınai mülkiyet haklarının tamamında hem nicelik hem de nitelik olarak yeni bir döneme giriyoruz. Ülkemizdeki patent, marka, tasarım, faydalı model ve coğrafi işaret tescilinin her geçen gün arttığını göreceğiz. Daha da önemlisi bunların ekonomiye daha fazla girdi sağladığına, katma değeri artırdığına hep birlikte şahit olacağız” açıklamasında bulundu.

    Türkiye’nin yüksek gelir seviyesindeki bir ekonomiye dönüşmesinin bu tür alanlarda yapılacak hamleyle gerçekleşeceğini vurgulayan Özlü, şehirleri, şehirlerdeki belediyeleri, STK’ları, odaları, bu konuda daha hassas olmaya, birlik içinde hareket etmeye ve Türkiye’deki coğrafi işaret belgesine sahip ürünleri hep birlikte artırmaya davet etti.