Etiket: Sayesinde

  • Bodrum’da “Yönetim Bilgi Sistemi” Sayesinde Hizmet Kalitesi Artacak

    Bodrum Belediyesi, şeffaf süreç yönetimi için kendi yazılımını geliştirdi. “Yönetim Bilgi Sistemi” sayesinde hizmet kalitesi artacak.

    Kalite Yönetim Sistem Koordinatörlüğü’nün 2015 yılı Haziran ayında başlattığı süreç analiz çalışmaları sonucunda, İmar ve Şehircilik Müdürlüğü için geliştirilen yazılım ile birimlerin iş akışlarına uygun veri tabloları hazırlanarak, hizmet kalitesinin artırılmasına yönelik süreç iyileştirmesine gidildi. Eylül 2015 itibarıyla uygulamaya alınan Yönetim Bilgi Sistemi ile İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’ndeki talepleri için vatandaşa, sürecin her aşamasında kısa mesaj ile bilgi verilmeye başlandı.

    Kalite Yönetim Sistem Koordinatörlüğünün yaptığı çalışmalar sonucunda, 2015 yılı Eylül ayında 12.000 kayıttan oluşan bir veri tabanı oluşturuldu. Kalite Yönetim Sistem Koordinatörlüğü ve Bilgi İşlem Müdürlüğü bünyesinde kurulan Yazılım Geliştirme Grubu, “Yönetim Bilgi Sistemi” adıyla İmar ve Şehircilik Müdürlüğü fonksiyonlarına uygun kendi yazılımını geliştirdi. Microsoft ASP.NET programlama dili ile HTML5 standartlarına uygun, WEB tabanlı olarak geliştirilen yazılım, 2015 yılı Aralık ayı başında kullanıma sunuldu.

    Vatandaş kuruma gelmeden işlemlerinin her aşamasında kısa mesaj ile bilgilendiriliyor

    Yönetim Bilgi Sistemi’nin devreye alınması ile vatandaşın İmar ve Şehircilik Müdürlüğü’nden beklediği hizmet süreçlerinin her aşamasında, “kısa mesaj” sistemi ile bilgilendirilmeye başlandı.

    KURULAN SİSTEM YÖNETİCİLER VE KULLANICILAR İÇİN DE BÜYÜK KOLAYLIK SAĞLIYOR

    İmar ve Şehircilik Müdürlüğü, farklı uygulamalarla yaptığı işlemleri, “Yönetim Bilgi Sistemi” sayesinde tek ekrandan kısa sürede gerçekleştirebiliyor. Sistem Yöneticileri de süreçte akışı anlık olarak izleyebiliyor ve sistemin sıkıştığı noktaları Yönetim Bilgi Sistemi sayesinde doğru bir şekilde tespit edebiliyor. Bodrum Belediyesi’nin kendi insan kaynaklarıyla yürüttüğü bu çalışma, geliştirilmeye açık, sürdürülebilir bir sistem uygulaması olarak nitelendiriliyor. Bodrum Belediyesi Yazılım Geliştirme Grubu, 2016 yılında da Yönetim Bilgi Sistemi’ne yeni modüller kazandırarak, Bodrum Belediyesi’ne ait süreçlerin ve envanterlerin tek bir sistemde toplanması konusundaki titiz ve kapsamlı çalışmalarına devam edecek.

    “TEKNOLOJİK ALTYAPIMIZ VE BİLGİ BİRİKİMİMİZLE EN İYİ HİZMET İÇİN ÇALIŞIYORUZ”

    Bodrum Belediye Başkanı Mehmet Kocadon, özellikle teknoloji ile birlikte değişimin büyük bir hız kazandığı günümüzde, Bodrum Belediyesi’nin de değişim ve gelişime en iyi şekilde uyum sağladığını ifade etti. Başkan Kocadon, “30 Mart 2014 seçimleri sonrası ilçemizdeki belde belediyelerinin kapanmasıyla başlayan büyükşehir sürecine ülke çapında en hızlı adım atabilmiş, teknolojik alt yapısıyla ve bilgi donanımıyla sistemini kurabilmiş ilçelerin başında geliyoruz. Bodrum Belediyesi olarak hedefimiz, vatandaşımıza verdiğimiz hizmetleri en kaliteli şekilde sunmaktır. Bu projeyi yürüten tüm çalışma arkadaşlarımı tebrik ediyorum. Vatandaşımıza hem kurumlarımızda hem yarımada genelindeki tüm ortak yaşam alanlarımızda en iyi hizmeti verebilmek üzere önümüzdeki yıl da çalışmalarımızı büyük bir özenle, elimizden geldiğince en iyi şekilde sürdürmeye gayret edeceğiz.” dedi.

  • Eroğlu: “101 Hidroelektrik Santrali Sayesinde Yılda 11 Milyar TL Daha Az Doğalgaz Alacağız”

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, 101 hidroelektrik santrali sayesinde yılda 11 milyar TL daha az doğalgaz alınacağını açıkladı.

    Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Eroğlu, gündeme dair önemli açıklamalarda bulundu.

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı’nın projeleriyle ilgili bilgiler veren Eroğlu, maliyeti 10 milyar TL tutan 101 hidroelektrik santrali sayesinde, yılda 11 milyar TL daha az doğalgaz alınacağını belirterek, “Orman ve Su İşleri Bakanlığı zamanla yarışıyor; çünkü milletimizin beklentileri var. Büyük gelişim ve kalkınma projeleri var. Bunları bitirmek için 2019’un sonuna kadar söz verdik ve bunlar için toplantı yaptık, eylem planlarını hazırladık. Vatandaşa bu dönemde bir sözümüz vardı; bin 71 adet baraj, gölet ve sulama tesisini bitireceğiz. Çok sayıda hidroelektrik santrali yapacağız. Biten özel sektör hidroelektrik santralleri var; 101 adet ve yaklaşık maliyeti 10 milyar TL. Allah nasip ederse, 14 Ocak 2016 günü saat 11.00’de Arena’da Sayın Cumhurbaşkanımız açılışını yapacak. Bunları yaptığımız zaman yılda 11 milyar TL daha az doğalgaz alacağız” diye konuştu.

    “DÜNYANIN MERKEZİ İSTANBUL”

    Türkiye’nin büyük hedefleri olduğunu söyleyen Eroğlu, “Osmanlı zamanında Kızıl Elma vardı; büyük hedef. Bizim de şu anda 3 tane Kızıl Elmamız var; 2023 yılında Türkiye’yi dünyanın 10 büyük ekonomisi içerisine taşıyacağız. 500 milyar Dolar ihracat, kişi başına 25 bin Dolar gelir hedefliyoruz. Burada bütün kurum ve kuruluşların hedefe kilitlenmesi lazım. Gençlerde de ben bunu görebiliyorum. Herkesin hedefe kilitlenmesi lazım. Bu coğrafyada ayakta kalmanın yegane yolu güçlü olmaktan geçiyor. Dünyanın en stratejik noktası Türkiye’dir. Bakınız; kıtaların geçiş noktası. ‘Dünyanın merkezi neresidir’ derseniz, ben ‘İstanbul’ derim. Bu bakımdan bizim 2023 hedeflerine kilitlenmemiz lazım. Bütün devletlerin hedefleri vardır. Zaten hedefi olmayan milletler tarih sahnesinden silinir. Bu yüzden bizim 2. büyük hedefimiz 2053 yılında İstanbul’un fethinin 600. yılını kutlayacağız. Orada gençler bu hedefi yakalayacak, daha büyük Türkiye, daha güçlü bir Türkiye’yi hedefliyoruz” değerlendirmelerinde bulundu.

    “MİLLİ BİR MUTABAKAT İLE YENİ BİR ANAYASA YAPALIM”

    Yeni bir anayasa hazırlanmasının Türkiye için bir şart olduğunu vurgulayan Bakan Eroğlu, bu anayasanın bütün partilerin uzlaşması sonucu hazırlanması gerektiğini dile getirerek, “Anayasa’nın bazı maddeleri zaman içerisinde değişti aslında. Fakat toptan bir değişiklik yapılmadı; yamalı bohça gibi oldu. Çağın gerekliliklerine uygun bir anayasa yapılmasını herkes istiyor. Biz de arzu ediyoruz ki; Anayasa yapılırken bütün partilerin, kamuoyunun desteklediği, arzuladığı ve mutabık kaldığı bir anayasa olsun. Geçen dönem, Sayın Cumhurbaşkanımızın Başbakanlığı döneminde, ‘bütün partiler bir araya gelsin, komisyonda partilerin üye sayısı AK Parti’nin vekilleri daha fazla olmasına rağmen eşit olsun’ denildi. Aşağı yukarı 61 civarında maddede de mutabık kalındı. ‘En azından bu 61 maddeyi geçirelim’ dedik. Ama sonradan maalesef bazı muhalefet partileri bundan caydı. Şimdi diyoruz ki; ‘Gelin, birlikte anlaşarak, milli bir mutabakat ile yeni bir anayasa yapalım.’ Bu bakımdan Sayın Başbakanımız liderlerden görüşme talep etti ve bugün Sayın Kılıçdaroğlu ile görüştü. Bildiğim kadarıyla görüşme de olumlu geçti” ifadelerini kullandı.

    Meclis İç Tüzüğün değişmesi gerektiğini kaydeden Eroğlu, sözlü soru önergeleriyle çok vakit kaybedildiğini ifade etti. Bazı kanunların çok çabuk geçirilmesi gerektiğine dikkat çeken Bakan Eroğlu, Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yle de görüşeceğini duyurdu.

    “HENDEKLE ALAKALI BİR TERÖR POLİTİKASI TAKİP EDİLİYOR”

    Eroğlu, HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın Başbakan Ahmet Davutoğlu ile görüşme isteğinin hatırlatılması üzerine, “Onların kendi ifadelerine, söylemlerine çekidüzen vermesi lazım. Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Birlik ve bütünlüğümüzü muhafaza etmemiz lazım. Terörü desteklemekten, PKK’ya arkalarını dayamaktan vazgeçmeleri lazım. Siyaset yolu zaten açık. Şuanda belki Kandil bile şaşırıyor; ‘Dağdan bile daha sert siyaset yapılıyor, ne oluyor’ diye. Dolayısıyla hendekle alakalı bir terör politikası takip ediliyor; bu siyaset olamaz. Bunlardan vazgeçip, Türkiye’nin birlik, beraberlik ve kardeşliğini pekiştirecek ifadelerde bulunmaları lazım” şeklinde konuştu.

    “RUSYA GİBİ BAZI ÜLKELERLE TEMASLARI VAR; BELKİ KULAĞINA BİR ŞEYLER ÜFLENMİŞTİR”

    HDP’nin 7 Haziran seçimleri öncesindeki söylemlerini değiştirmesinin ardından Demirtaş’ın “Kürdistan” ifadesini kullanmasını yorumlayan Eroğlu, “Son zamanlarda Rusya gibi bazı ülkelerle temasları var; belki kulağına bir şeyler üflenmiştir. Bu konuda fazla bir şey söylemeye gerek yok, biz yolumuza devam ediyoruz” diye konuştu.

    PKK en çok Kürtler’e düşmanlık yaptığını kaydeden Eroğlu, sözlerini şu ifadelerle destekledi:

    “Oradaki bütün kardeşlerimize zulmediyor, onları öldürüyor, sivillere ateş ediyor, onlara gidecek hizmeti engelliyorlar. Böyle bir anlayış kabul edilebilir mi? Herkesin Meclis’te dosdoğru siyaset yapması gerekir. Biz orada teröristlerle mücadele ediyoruz; yoksa oradaki vatandaşlarımız bizim kardeşimizdir. Esasen biz oraya onları korumak için gidiyoruz; onlara zulüm yapılıyor. Vatandaş, ‘bizi bu zalimlerden kurtarın’ diyor. Devlet, vazifesini yapıyor. Devlet, onların haklarını, namuslarını, canını, malını, ırzını korumak için orada. Başbakanımızın da dediği gibi; bu mücadele en son terörist etkisiz hale gelene kadar devam edecektir. Bizim oradaki yatırımlarımız da devam ediyor. Oradaki projeler, 2019’un sonuna kadar bitecek. Orası bir gıda, üretim, ihracat üssü haline gelecek. Şırnak’ta su yoktu, suyu biz getirdik. Mardin’de Kızıltepe’de su yoktu, oraya suyu biz getirdik. Her türlü yol hizmetleri, sosyal hizmetler, sağlık hizmetlerini vatandaşlara, onların bu zulümlerine rağmen götürüyoruz ve götürmeye de devam edeceğiz. Çünkü onlar bizim vatandaşlarımız, bizim kardeşlerimiz. Onları PKK’nın zulmünden kurtarmak bizim boynumuzun borcudur.”

    KKTC SU TEMİN PROJESİ

    KKTC’te içme suyu götürme projesinin detaylarını anlatan Bakan Eroğlu, şunları söyledi:

    “Bu projenin mimarı Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’dır. Başbakan olduğunda, ‘Veysel Hoca, Kıbrıs’ı unuttun mu’ dedi. Biz, ‘unutmadık’ dedik. Hemen harekete geçtik. Bize verilen görev şuydu: Mersin Anamur’da Alaköprü Barajı var. Oradaki barajı inşa edeceğiz. Oradan suyu alıyoruz 22 buçuk kilometre uzağa kadar götüreceğiz. Orada 10 bin metre küplük bir su haznesi var. Sonra 80 kilometre denizi geçeceğiz. Orada Geçitköy’de bir pompa istasyonuyla Kıbrıs tarafına Geçitköy Barajı’nı da yaparak, oraya aktaracağız. Yapmak istediğimiz, suyu diğer baraja aktarmaktı. Sonra geri kalan kısmını Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) yapacaktı. Yani o barajdan suyu alacak, arıtma tesisine götürecek, şehir içindeki şebekeler ve dağıtımı o yapacak. Demek ki; terfi merkezleri, içme suyu arıtma tesisi, su hazneleri, 477 kilometre ana dağıtım hatları, bunları KKTC yapacaktı. Biz yıldırım hızıyla 2 barajı da bitirdik. Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘Bu barajı 7 Mart 2014 saat 13.00’te bitireceksin’ dedi. O gün o saatte bitti. Diğer tarafta Geçitköy’de temeli attık. ‘Bunun açılışını yapalım’ dedik. Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanken, ‘diğer tesisler de bitsin öyle açalım’ dedi. Yalnız ben, KKTC’deki yetkililerin oradaki artıma tesisi, ana dağıtım hatlarını, su haznelerini yapamayacağını görünce Sayın Cumhurbaşkanımıza Başbakanlığı döneminde arz ettim. ‘Efendim, bu iki baraja suyu götürürüz ama onlar gecikir, yapılamaz. Biz aynı zamanda bu arıtma tesisini, terfi merkezini, ana dağıtım hatlarını, su depolarını da yapalım’ dedim. Zaten ‘bir aksilik olursa’ diye projelerini yaptırmıştım. Sayın Cumhurbaşkanımız ‘yapın’ deyince hemen onları da tamamladık ve 17 Ekim 2015 tarihinde arıtma tesisi, terfi merkezleri ve ana dağıtım hatlarını bitirdik. Sadece Dipkarpaz tarafındaki ana dağıtım hatları kaldı, onları da yapıyoruz. Bunun üzerine KKTC tarafına ‘Bakın bu çok zorlu bir sistem, şehirde şebekeler eski, ilave tesisler yapılacak, bir de bu gelen suyun bir kısmı sulamada kullanacak, sizin belediyelerin bunu yapacak gücü yok, şebekelerin yenilenmesi, yeni sayaçların takılması lazım. Bir de su gelince atık oluşacak, atık suları arıtıp, sulamada kullanacağız. Gelin bunları da biz yapalım’ dedik. ‘Ama isterseniz bu yap-işlet-devret ile yapılsın, bunun işletilmesini de firmalar üstlensin’ dedik. Buna pek razı olmadılar. Hatta ben ‘Bakın bu su geldi, su geldikten sonra dağıtılmazsa sıkıntı olur. Biz size şöyle bir iyilik daha yapalım: Bu tesisleri şehir içindeki şebeke, şehir içindeki kanalizasyon, ileri biyolojik atık su arıtma tesisleri, sulama tesisleri; 1 milyar 600 milyon harcamışız, 400-500 milyon daha harcayalım, bunları da yapalım’ dedim. Onlar karar veremediler. Biz onlara taslak bir çerçeve anlaşma da verdik çok uygun bir şekilde. Orada koalisyon var, koalisyonlar bu bakımdan mahsurlu. Bu yüzden onlar henüz karar veremediler. En son Sayın Başbakan Yardımcımız gittiğinde ‘bir heyet gelsin’ demişler. Biz, bir Maliye Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı, benim müsteşar yardımcım ve ilgili ekipleri gönderdik. ‘Bunları yap-işlet-devret ile yapalım’ diye aralarında anlaştılar. Fakat sonra hala bir netice gelmedi.”

    SU BOŞA MI AKIYOR?

    KKTC’de Türkiye’den temin edilen suyun denize aktığı yönündeki iddiaları cevaplayan Eroğlu, “Orada yer altı suyu çekile çekile çok aşağı seviyelere düşmüş. Ben dedim ki, ‘yer altı suyunu besleyelim’ Eğer yer altı suyu çok düşerse deniz suyu girişimi oluyor. Yer altı suyunu taşıyan tabakalarda, tatlı su çekilince tuzlu su giriyor. Bunu önlemek için oradaki arkadaşlara talimat verdim. ‘Suyu basın ama araziye verelim, yer altı suyunu besliyoruz şuanda’ dedim. Onlar karar verinceye kadar bu yer altı suyunu besleyeceğiz. Bu da bir kazançtır; çünkü yer altı suyu bazı yerlerde çok düşmüş. Hatta bazı yerlerde neredeyse tuzlu su girişimi var, topraklar elden çıkacak. Biz, şuanda Lefkoşa’ya hemen suyu vermeye hazırız. Biz üzerimize düşen bütün vazifeleri fazlasıyla yaptık” ifadelerini kullandı.

    “CEBELİTARIK’TAN HAZAR DENİZİ’NE KADAR HAVA DURUMU BİZDEN SORULACAK”

    Bakan Eroğlu, Meteorolojinin dünyanın en iyi teknolojik sistemlerini kullandığını söyledi. Yağışların istenilen düzeyde olduğunu, kuraklık beklenmediğini belirten Eroğlu, “Şuanda kuraklık yok, yağışlar da başladı, su sıkıntısı olmayacak. Şuanda bile yüzde 50 rezerv var. Kar da geliyor. Perşembe günü aşağı yukarı İzmir, Aydın, Antalya, Adana bölgeleri hariç olmak üzere kar yağışı var. Kurak bir yıl olmayacak. 3 aylık tahmine bakarsak, uzun yılların ortalamasına göre yağışlarda pek bir değişim olmayacak. Meteorolojide dünyanın en iyi teknolojik sistemlerini kullanıyoruz. Artık Cebelitarık’tan Hazar Denizi’ne kadar hava durumu bizden sorulacak” diye konuştu.

  • İhbar Sayesinde Faciadan Dönüldü

    Mardin’in Dargeçit ilçesinde teröristler tarafından hastaneye saldırı yapılacağına ilişkin bir ihbar üzerine harekete geçen güvenlik güçleri, operasyon düzenledikleri adreste cephanelik buldu.

    Edinilen bilgilere göre olay, Dargeçit kırsalındaki Korucu Mahallesi’nde meydana geldi. Güvenlik güçleri bugün akşam saatlerinde teröristlerce İlçe Devlet Hastanesi’ne saldırı düzenleneceğine ilişkin bir ihbar üzerine harekete geçti. İhbarda belirtilen adrese çok sayıda askerin katılımıyla operasyon düzenlendi. Adresi, zırhlı araçlarla abluka altına alan güvenlik güçleri yaptıkları aramada çok sayıda silah, mühimmat ve patlayıcı buldu.

    Mardin Valiliği, ele geçirilen mühimmatlarla ilgili yazılı açıklama yaptı. Açıklamada, “Operasyonda bölücü terör örgütüne ait 6 adet Kaleşnikof marka tüfek, tüfeklere ait 15 şarjör, 24 adet roketatar mühimmatı ve sevk fişekleri, 2000 kilogram patlatılmaya hazır bidon içinde el yapımı patlayıcı, 14 adet el bombası, 1 adet telsiz, çok sayıda mühimmat, ilk yardım malzemesi, giyim ve gıda malzemesi ele geçirilmiştir” denildi.

  • Yüz Gençleştirme Sayesinde Yaşlanmaktan Korkmayın

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Çelik, yüzde yaşlanmanın belirtileri olan deride kırışıklıklar ve yumuşak dokuların sarkmasını estetikle çözdüklerini belirtti.

    Yüzde kırışıklıkların sebebinin kuru cilt gibi derinin kişisel özellikleri, sigara, güneş ışınları, kötü beslenme gibi dış etkenlere ve benzeri birçok faktöre bağlı olduğunu belirten Çelik, “Kas ve bağ dokularının sarkması ise doğal süreçle, yer çekiminin etkisi ile oluşur. Yaşlılığın belirtileri; alın ve göz çevresi kırışıklıklarının derinleşmesi, kaşların aşağı sarkması, üst göz kapağı ve alt göz kapağında torbalanmaların başlaması, yanak belirginliğinin kaybolması yanak çizgisinin derinleşmesi, alt çene kemik çıkıntısının kaybolması ve boyun açısının silinmesi ile kendini gösterir. Sarkmaların ve kırışıklıkların derecesine göre uygun yüz germe ameliyat tekniklerinden biri seçilir. Yüz gençleştirme ameliyatları için ideal yaş 35 yaş sonrası olmakla birlikte kişi kendini ne zaman hazır hissediyorsa ve buna ihtiyaç duyuyorsa o zaman yapılır. Etkisi yıllarca sürer. Bizim uyguladığımız teknikle kalıcılık 10-15 yıl sürmektedir.” diye konuştu.

    Estetik Plastik ve Rekonstrüktif Uzmanı Op. Dr. Muzaffer Çelik, kranioplast’ta uygulanan teknikler hakkında bilgi vererek şöyle konuştu:

    “Endoskopik yüz germe operasyonu saçlı deride büyük kesiler yapmadan saç içerisinden 1 cm. lik kesilerle alın ve kaş dokusunun gerdirilerek kalıcı dikişlerle tespit edilmesine dayanır. Aynı zamanda aşırı mimik yapan kaslar zayıflatılarak derin kırışıklıklar ortadan kaldırılır. Ayrıca yanakta sarkma, alt göz kapaklarında torbalanmalar varsa yine endoskop yardımıyla yanak lifting yapılır. Bu yöntemde uygulanan askı dikişleri ve diğer ayrıntılar kendi geliştirdiğimiz bir yöntemdir. Yöntemimiz diğer tekniklere göre daha etkili, daha kalıcı ve naturel gençleşme sağlamaktadır. Alt yüz ve boyun için yapılan yüz gençleştirme işlemi kulak içerisinden ve arkasından yapılan saklı kesilerle gerçekleştirilir. Kranioplast’ta yüz germe sadece cildin gerilmesi şeklinde yapılmamaktadır. SMAS denilen cilt altı fasianında gerilmesi yapılır. SMAS lifting işlemi gençleşmenin kalıcılığını sağlamaktadır. Sadece deri germe işlemi ile doğal görünüm elde edilemez ve bu işlem de bir iki yıl sonra etkisini kaybeder. Aynı seansda göz kapaklarındaki torbalanmalar ve boyundaki sarkmalar düzeltilebilir. Bütün yüzün gençleştirilmesi gereken durumlarda operasyon 4 -5 saat sürer. Sadece alın ve şakak bölgelerinin müdahalesi 1.5-2 saat sürer. Genel anestezi veya lokal anestezi ile yapılır. Bir gece hastanede kalınır yada aynı gün eve gidilebilir.”

    Yüz gençleştirmenin bugünkü tekniklerle çok daha güvenli bir ameliyat olduğunu belirten Çelik, “Ancak cerrahi bir işlem olduğundan bununla ilgili komplikasyonlarla bazen karşılaşılabilinir. Cilt altında kan birikmesi, çok nadirende olsa enfeksiyon gözlenebilir. Fakat bunlar kolaylıkla manuple edilebilinecek sorunlardır. Keza çok sigara içen hasalarda iyileşme problemleri ortaya çıkabilmektedir. Ameliyatın neticesi 1-2 ay içerisinde görülebilmektedir. Çünkü yüzde ve göz kapaklarında şişlikler ve ödem bir süre için olacaktır. Bu süre kişiye göre değişmekle birlikte ortalama 7-10gündür. Yüzde küntlük ve gerginlik hissinin birkaç haftadan sonra normale döndüğü gözlenir. İlk 3 gün yüzde hafif baskılı bandaj uygulanır, üç gün sonra banyo yapılabilir. Dikiş alma yoktur. Ameliyatın kesin neticesi ortalama 3 ay sonra ortaya çıkar. Bu süre içerisinde sizi rahatsız edecek şikayetler minimaldir” şeklinde konuştu.

  • Genetik Bozuklukların Bir Çoğu Tıbbı Genetik Sayesinde Nesillere Aktarımı Önlenebiliyor

    Genetik bozuklukların bir çoğunun nesillere aktarımının ’Tıbbi Genetik’ sayesinde önlenebileceği kaydedildi.

    Konuyla ilgili bilgi veren Kanuni Eğitim ve Araştırma Hastanesi Tıbbı Genetik Uzmanı Dr. Şenol Çitli, İnsan DNA’sında meydana gelen hasar sonucu ortaya çıkan bir takım hastalıkların Tıbbi Genetik tarafından incelendiğini ve bu hastalıkların bir çoğunun Tıbbi Genetik sayesinde nesillere aktarımının önlenebileceğini söyledi. Çitli, “Neden kaşlarımızda kıl var da yanaklarımızda yok veya neden iki gözümüz var diye düşündük mü? İnsanların yaratılış şeklini incelediğimizde; böbrek fonksiyonlarından üreme sistemine, zeka düzeyinden sinirlilik, şefkat gibi duygularına kadar vücudumuzdaki her şeyin belirli bir ölçüde olduğu görülmektedir. İnsan bedenindeki bu ölçülü yaratılış belli bir programın sonucudur. Bu program yaratıcı tarafından paketlenip hücre çekirdeğinin içine yerleştirilen ve bilim dünyasında DNA olarak isimlendirilen bir yapıda saklıdır. DNA’nın paketlenmiş şekline kromozom denmektedir. İnsanlarda 46 kromozom mevcut olup (erkekler:46 XY kadınlar:46 XX) her kromozom uzun bir ip merdivenini andıran DNA molekülünden oluşmaktadır. İnsanın çekirdeği durumundaki bu DNA molekülünün insanın yapısal ve fonksiyonel her şeyini kodladığı ve çeşitli mekanizmalar ile insandaki fizyolojik dengeleri hassas biçimde yönlendirdiği bilinmektedir. Bu yapısal ve fonksiyonel mekanizmaların sağlıklı bir biçimde kodlanması insan sağlığının temelini oluşturmaktadır. İnsan DNA sında (çeşitli büyüklüklerde olabilir)meydana gelen hasar sonucu ortaya çıkan hastalıklar genetik hastalıklar bunları inceleyen bilim dalına Tıbbi Genetik denmektedir. Bu hastalıklar kromozomal hastalıklar olabileceği gibi çok daha küçük gen düzeyindeki moleküler hastalıklar da olabilir” dedi.

    “BAYAN HASTADA TESTİS DOKUSU SAPTANDI”

    Bir bayan hastada yaptıkları ayrıntılı incelemede içerisinde rahim, tüpler, yumurtalıklarının olmadığını ve testis dokusunun saptandığını belirten Çitli, “Örnek bir hasta üzerinden gidecek olursak evlilik öncesi polikliniğimize başvuran 18 yaşında bir bayan hasta adet görmeme şikayetlerinden dolayı çok defa doktora gitmiş ve başta hormonlar olarak bir çok ilaç kullanmasına rağmen fayda görmemiş. Hastadan yapılan kromozom analizi sonucu 46 XY olarak saptanmış. (bayan 46XX olmalıdır. Erkek 46XY dir.) yapılan ayrıntılı incelemede hastanın içeride rahim, tüpler, yumurtalıkların olmadığı ve testis dokusunun olduğu saptanmıştır. Fakat dış muayenesi tam bir bayandır. Hasta mutlak anlamda kısır olan kız birey olarak kabul edilip genetik danışması verildi. Tam aksine 4 aylık erkek bebek hastanın yapılan analizinde 46XX olduğu saptandı. İleri genetik araştırma sonucu KAH diye kısaltılan genetik bir hastalık tanısı erkenden konuldu. Hasta çocuk cerrahisine ve çocuk endokrin bölümüne yönlendirilerek vajinoplasti ameliyatı ve hormonal tedavilerle sağlıklı bir kız bebek olarak tedavi edildi. Genetik tanının erkenden konması ne kadar değerli olduğu anlaşılıyor. Yine sık karşılaştığımız bir kromozomal bozukluk olarak ‘dengeli translakasyon taşıyıcısı’ diye adlandırdığımız kromozomal bozukluklarda ise kişide hiçbir şey olmaz ama olası gebeliklerinde büyük ihtimalle düşük yapma veya kısırlık şeklinde karşımıza çıkabilir. Bu hastalara konulacak erken tanı düşük ve sakat ihtimalini minimize edecektir” diye konuştu.

    “AİLEVİ AKDENİZ ATEŞİ’NE BÖLGEMİZDE DAHA SIK RASTLIYORUZ”

    Bölgede karşılarına en fazla Ailevi Akdeniz Ateşi gibi hastalıkların çıktığını kaydeden Çitli, “Toplumda sık gördüğümüz, çocuklarda doğum sonrası saptanmış fiziksel bozukluklar, zeka gerilikleri, gelişme geriliği ve boy kısalığı, Down sendromu/Patau sendromu/Edwrad sendromu gibi yüzlerce hastalıktan sorumlu olan bu kromozomal durumlarla karşı karşıyayız. Polikliniğimizde en çok gördüğümüz durumlar ise Ailevi Akdeniz Ateşi, Akdeniz Anemisi, kalıtsal trombofili (pıhtılaşma bozuklukları) gibi birçok hastalık genetik geçişli olmakla beraber klinik durum ve ortaya çıkma yaşı değişkendir. Örneğin bir Akdeniz ateşi hastasına erken/doğru tanı koymak hem hastanın karın ağrısı, ateş gibi bulgularla seyreden ataklarını önlemek hem de ataklar sonucu ortaya çıkabilecek olası bir böbrek yetmezliğine tedbir almak açısından çok önemlidir. Böyle hastaların çocuklarına bu hastalığı aktarma ihtimalleri genetik danışma açısından önem arz etmektedir. Eğer hasta isterse etkilenmemiş çocuk sahibi olma imkanları genetik seçme (PGD) ile mümkündür. Bu kapsamda Trabzon ili ve çevre illerde Sağlık Bakanlığı’na bağlı olarak bulunan tek genetik polikliniği ve laboratuvarı Kanuni Eğitim Araştırma Hastanesi bünyesinde bulunmaktadır. Polikliniğimizde rutin hasta muayenesi yapılmakta ve genetik hastalıklara tanı konulmakta olup hastadan gerekli genetik analizler tetkik edilip çıkan sonuçlar güncel bilgiler doğrultusunda genetik danışma eşliğinde hastaya verilmektedir. Ayrıca genetik laboratuvarımızda hastalardan alınan kanlardan DNA izole edilmekte ve hastalığına uygun gen bölgesi en ileri teknolojik donanıma sahip genetik analiz cihazlarıyla analiz edilip mutasyonlar belirlenebilmektedir” şeklinde konuştu.