Etiket: Savunma

  • Fidan Kaya Cinayetinde Katil Zanlısından İlginç Savunma

    Malatya’da 34 yaşındaki kadını öldürdükten sonra yakarak toprağa gömmekten yargılanan sanık, mahkemedeki savunmasında olayın kazayla olduğunu, cesedi vicdanen rahatsız olduğu için toprağa gömdüğünü söyledi.

    Malatya’da geçtiğimiz Mart ayında kaybolan ve jandarmaya gelen bir ihbarla öldürüldükten sonra yakılıp toprağa gömülen Fidan Kaya’nın katil zanlısı olarak gönül ilişkisi yaşadığı bekçi Şemsettin Ö. gözaltına alınarak tutuklanmıştı. Yakılarak toprağa gömülen 34 yaşındaki Fidan Kaya’nın katil zanlısı Şemsettin Ö. ile ona yardım eden 2 kişinin yargılanmasına Malatya 2 .Ağır Ceza Mahkemesi’nde devam edildi. Son duruşmada kendisini savunan sanık Şemsettin Ö., cinayeti istemeden işlediğini savundu.

    49 yaşındaki sanık Şemsettin Ö., savunmasında cinayeti istemeden işlediğini savundu. Şemsettin Ö., Fidan Kaya’yı tasarlayarak öldürmediğini, olayın kaza olduğunu öne sürdü. Maktül ile uzun zamandır tanıştığını ve aralarında gönül bağı olduğunu belirten Şemsettin Ö., daha sonra bir yakınının kendilerinin dini nikahını kıydığını belirtti. Akrabasının imam olmaması nedeniyle Adıyaman’da başka bir hocaya dini nikah kıldırdıklarını söyleyen sanık, maktülün ailesinin de bu durumdan haberdar olduğunu savundu.

    Mahkemede olay gününü de anlatan sanık, Fidan Kaya ile Akçadağ Develi’de bulunan bir türbeye ziyaret için yola çıktıklarını söyledi. Dağlık alan olduğu için arabayı park edip yürüyerek gittiklerini söyleyen sanık, bu sırada bir yerde dinlenerek yanında getirdikleri yiyecekleri yediklerini ifade etti. Fidan Kaya ile aralarında tartışma çıktığını ve maktülün kendisine “Ben eşimden boşandım, sende bu hafta içinde boşanacaksın evleneceğiz” dediğini ifade eden sanık, “Bende kendisine çocuğumun okulunun olduğunu, onun okulunu bitirmesini, işlerin yola girmesinden sonra benim de boşanacağımı ve daha sonra evleneceğimizi söyledim. Bunun üzerine bana ’Bir gün annenin babanın hastalığı, bir gün çocuğunun okulu, ne zamana kadar devam edecek ben senin neyinim’ gibi sözler söyledi. Bunun üzerine bende ’Sen bu güne kadar her şeyimdin, bundan sonra hiçbir şeyim değilsin’ dedim. Bunun üzerine maktül dönüp yüzüme tükürdü, ayağıma tekme ile vurdu. Gözümdeki gözlüğü alıp taşların üzerine atarak kırdı. ‘Sende erkek misin iyi ki seni aldatmışım’ dedi. Devamında beni biri ile aldattığını söyledi. Bu sözleri ve davranışları benim zoruma gitti, bunun üzerine ben kendisine kızdım. ‘Türbe ziyareti yok toparlan gidiyoruz’ dedim. O sırada maktül ateşin başında oturuyordu, ben bu sözlere sinirlendiğim için 7-8 metre maktülün yanından uzaklaştım, sözler çok ağırıma gittiği için 7-8 metre uzaklaştıktan sonra dönüp rastgele bir el ateş ettim. Ben maktülün yerde oturduğunu düşünüyordum, zira yanından uzaklaşırken ona sırtım dönüktü, meğer ateş ettiğim sırada maktül de ayağa kalmış. Bu sebeple kafasına isabet aldı ve yere düştü. Yanına gidip nabzını kontrol ettiğimde nabzının atmadığını gördüm” diye konuştu.

    Cesedin yanına birkaç tane taş ve yanında getirdikleri şemsiyeyi bıraktıktan sonra olay yerinden ayrıldığını belirten sanık, daha sonra cesedini gömmek istediğini, açıkta kalmasının vicdanen kendisini rahatsız ettiğini söyledi. Malatya merkeze giderek yanına kazma kürek aldıktan sona yeniden Akçadağ’a geldiğini ifade eden sanık, daha sonra halasının oğlu olan diğer sanık Ömer Ö.’yü yanına çağırdığını ve durumu anlattığını söyledi. Sanık, daha sonra araçla bölgeye gidip bir çukur kazarak maktülün cesedini sürükleyerek çukura koyduklarını söyledi. Bu sırada Fidan Kaya’nın montunda yanmalar olduğunu gördüklerini ileri süren zanlı, halasının oğlunun el fenerini alarak çevrede kimsenin olup olmadığını kontrol ettiğini ifade etti. Gece yarısı cesedi toprağa gömdükten sonra halasının oğlunun kendisini ve bıraktığını belirten Şemsettin Ö., Ömer’in durumu ihbar etmesi üzerine gözaltına alındığını söyledi. İlk zamanlarki ifadesinde korktuğu için olayı inkar ettiğini ancak tutuklanıp cezaevine girdikten sonra avukatı ile birlikte savcılığa başvurarak olayın tüm detayını anlattığını kaydeden Şerafettin Ö., kendisine ait 2 adet ruhsatlı silahının bulunduğunu ancak cinayetin av tüfeğinden çevrilme bir silahla olduğunu, olayı tasarlayarak işlemediğini savundu.

    Şemsettin Ö., Fidan Kaya’yı öldürdükten sonra yakmadığını da iddia ederek, “Cesedin ne şekilde yanmış olduğunu da bilmiyorum. Tahminimce kafasına isabet alıp düştüğü sırada ısınmak amacıyla yaktığımız ateşin üstüne düşmüş olabilir. Zira ben cesedin yandığını ikinci kez cesedi gömmek için olay mahalline gittiğimde fark ettim. Yoksa cesedin üzerine herhangi bir şey dökerek yakmadım” dedi.

    Cinayetten dolayı pişmanlık duyduğunu söyleyen zanlı, maktül ile ilk olarak 1998 yılında tanıştığını ancak duygusal arkadaşlıklarının 2013 yılında başladığını söyledi. Fidan Kaya’nın 2012-2013 yılları arasında polis evinde çalıştığını, kendisinin de o tarihte polis evinde çalıştığını belirten sanık, “Malatya Polisevi’nde yaklaşık 23 yıl şef olarak çalıştım. Daha sonra emniyet müdürü ile yaşadığımız sorundan dolayı beni Yazıhan ilçesine verdiler. Emniyetteki görevim bekçiliktir, maktül Fidan Kaya’nın kızının telefonuna atılan mesajlardan dolayı disiplin soruşturması başlatıldı ve soruşturma neticesinde bana altı ay kıdem durdurma cezası verildi, daha sonra dava açıp bu cezayı iptal ettirip yasal haklarımı geri aldım, yaptığımdan pişmanım” ifadelerini kullandı.

    Sanığın savunmasının ardından maktül Fidan Kaya’nın anne ve babası da söz alarak sanıktan şikayetçi olduklarını ve cezalandırılmasını istediler. Anne İnsaf Gökçe, mahkemede yaptığı konuşmada kızı Fidan’ın Şemsettin Ö. ile aralarında dini nikah kıydıklarından haberinin olmadığını ifade ederek, “Kızım kaybolduktan sonra sanık bize eve gelerek olaydan haberi yokmuş gibi davranarak, ne oldu buldunuz mu gibi sözler söylüyordu. Ancak biz sanıktan şüpheleniyorduk, daha sonra sanık Şemsettin’in gerçekleştirdiği ortaya çıktı. Sanıklardan şikayetçiyim, cezalandırılmasını talep ederim” diye konuştu.

    Fidan Kaya’nın babası Bekir Gökçe de, Şemsettin Ö.’nün kızını parası için öldürdüğünü iddia ederek, olay günü kızının üzerinde bulunan paraların hiçbirinin bulunamadığını söyledi. Kızının sanıkla bir gönül ilişkisinin olmadığını belirten baba Gökçe, “Zira kızım umreye gitmek için hazırlık yapıyordu. Umreye gitmek için hazırlık yapan birinin birisi ile bir gönül ilişkisi yaşaması doğru değildir. Kızımda böyle bir şey yapmaz, sanığın kızım ile dini nikah kıyması da söz konusu değildir” şeklinde konuştu.

    Sanığın kızını üzerine benzin dökerek yaktığını belirten baba Gökçe, olay mahallinde keşif yapan heyetin ateş yakılmadığını kendilerine ilettiğini söyledi. Kızının sağ tarafının yandığını ifade eden baba Gökçe, “Bu demektir ki sanık kızımın üzerine boydan boya benzin dökerek yakmış. Ayrıca cesedi kontrol ettiğimizde kızımın ağzındaki dişlerinde söküldüğünü gördük. Kızımın ağzında takma diş yoktu, sanık kızımı öldürdükten sonra ağzındaki ana dişlerini de sökmüş, ne şekilde söktüğünü bilmiyoruz. Gelecek otopsi raporunda bu durumun ortaya çıkacağını düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    Davada söz alan diğer davacılar da sanığın tasarlayarak adam öldürmekten yargılanmasını talep ettiler. Mahkeme, eksikliklerin giderilmesi için duruşmayı ileri bir tarihe erteledi.

  • Savunma Sanayi’nin “Yıldız”ı Parladı

    Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (ytü) düzenlenen “Savunma Sanayi Günleri”nde, ulusal savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması, yerli savunma sanayii sektörünün önemli aktörleri öğrenci ve akademisyenlerle buluştu. NASA’da çalışan Türk astrofizikçi Dr. Umut Yıldız da etkinlik kapsamında öğrencilerle bir araya geldi, tecrübelerini paylaştı.

    Yıldız Teknik Üniversitesi (YTÜ) Makine Teknolojileri Kulübü (MAKTEK) tarafından, Makine Fakültesi Dekanlığı, Makine Teknolojileri Kulübü işbirliği ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı, High Tech Port desteği ile düzenlenen Savunma Sanayii Günleri’nin 6’ncısı, Davutpaşa Kampüsü Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi.

    “MAZLUMUN YANINDA OLDUĞU İÇİN TÜRKİYE’NİN DÜŞMANI ÇOK”

    Etkinliğin açılışında konuşan Yıldız Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. İsmail Yüksek, savunma sanayii deyince insanların biraz durakladığını ve tereddüt ettiğini ancak günümüz dünyasında ülkelerin kendilerini savunacak, koruyacak bir sisteme sahip olmaları gerektiğini aktardı.

    Dünyadaki kaynakların tüm insanlığa yetebileceğini, tüm insanlığın rahat ve huzur içinde yaşayabileceğini vurgulayan Rektör Yüksek, günümüzde maalesef kimi ülkelerin kendi halkını daha iyi yaşatabilmek uğruna başka ülkeleri sömürmek ve saldırı amacıyla silahlar üretmekte olduğunu dile getirdi.

    “Gönül isterdi ki kaynaklarımız silahlar için harcanmasın” diyen Rektör Yüksek, Türkiye’nin tarih boyunca hep mağdurun, mazlumun yanında durduğunu bunun için de birçok ülke tarafından sevilmeyen ülke konumunda olduğunu vurguladı. Yüksek, “Haklının yanında olursanız, sürekli saldırılara maruz kalırsınız” ifadelerini kullandı.

    Türkiye’nin Kıbrıs Barış harekâtını başlattığı dönemlerde yerli savunma sanayinin öneminin net bir şekilde ortaya çıktığını aktaran Rektör Yüksek, o dönemde harekata karşı olan ülkelerin Türkiye’ye uçak lastiği bile vermediğini ve engellemeye çalıştıklarını aktardı.

    “UZUN MENZİLLİ FÜZEYİ TÜRKİYE ÜRETİR”

    Savunma sanayi teknolojisinde milliliğin önemini “Teknoloji başkasının olursa, sürekli onun kontrolünde olursunuz” diye özetleyen Rektör Yüksek, Çin tarafından kazanılan uzun menzilli füze sisteminin ihalesinin iptal edilmesi ve füzenin yerli kaynaklarla yapılacağının açıklanmasını değerlendirdi. Türkiye’nin füze sistemini yapabilecek kapasiteye sahip olduğunu aktaran Rektör Yüksek şöyle konuştu: “Bazen kötü komşu kötü insanı mal sahibi yapar. Bu açıdan bakarsak aslında ihalenin iptal edilmesi iyi oldu diyebiliriz. Çok bağırdılar, çağırdılar, “Tamam biz yapalım Çin’den de almayalım” dedik. Ülke olarak tabii ki yaparız. Yapamayacağımız hiçbir şey yok. Yeter ki isteyelim. Pırıl pırıl gençlerimiz var. İran bunu yapıyor, Pakistan bunu yapıyor biz niye yapamayalım. Ama önemli olan şudur ki; ülke olarak bizim birlik beraberlik içinde olmamız gerekiyor.”

    Türkiye’nin savunma sanayi noktasında geldiği noktada ürettiği ürünlerin yüzde 60’ını ihraç ettiğini hatırlatan Rektör Yüksek, bunun da sektör açısından önemli olduğunu sözlerine ekledi.

    YTÜ Makine Teorisi Sistem Dinamiği ve Kontrol Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Rahmi Güçlü, etkinliğin hem öğrenciler, hem akademik kadro açısından hem de sektör temsilcileri açısından verimli geçeceğine inandığını ifade etti.

    Konuşmasında savunma sanayi sistemlerinin yerlileştirilmesinin önemine değinen Prof. Dr. Rahmi Güçlü, savunma sanayiine yönelik üniversite bünyesinde yaptıkları çalışmalardan bahsetti.

    High Tech Port Genel Koordinatörü Hakan Kurt da yaptığı konuşmada, milli savunma sanayi sistemlerinin gelişiminden bahsetti. Kurt, yerli savunma sanayi stratejisinin belirlenmesinde 2004 yılında yapılan Savunma Sanayi İcra Komitesi toplantısında alınan hazır alım projelerinin sonlandırılması kararının önemine işaret etti.

    Dünyada kullanılan pek çok üst düzey teknolojinin savunma sanayi yatırımı olduğuna işaret eden Kurt, günümüzde milyarlarca insanın kullandığı internet teknolojisinin de Amerikan ordusunun iletişiminde kullanılan bir teknoloji olarak ortaya çıktığının altını çizdi.

    SAVUNMA SANAYİNİN DEVLERİ SSG’DE BULUŞTU

    Etkinlik kapsamında Roketsan, TEİ, Aselsan, Tübitak MAM, Tübitak BİLGEM gibi önemli firmaların üst düzey yöneticileri “Milli Savunma Sanayimizin Dünya Pazarındaki Konumu ve Hedefleri”, “Elektronik Harp, Haberleşme ve Bilgi Güvenliği”, “Kimyasal, Biyolojik ve Radyolojik Tehditler”, “Siber Güvenlik” ve “ Milli Silah Sistemleri” gibi önemli konularda sunumlar yapacak.

    Etkinlik kapsamında ayrıca Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi de, Elektronik Harp, Haberleşme ve Bilgi Güvenliği konulu panelde öğrencilerle bir araya geldi.

    NASA’NIN TÜRK ASTROFİZİKÇİSİNDEN “YILDIZ” SELFİE

    Etkinlik kapsamında NASA’da çalışan 4 bin AR-GE mühendisi arasındaki Türk mühendislerden birisi olan Dr. Umut Yıldız’da katılımcılarla buluştu. Yaptığı bilimsel çalışmalar ve sosyal sorumluluk projeleriyle takdir toplayan Yıldız, “Yıldız Oluşumu, Büyük Veri ve Uzay Robotları” konulu konuşmasıyla NASA’da yaptığı çalışmalar hakkında detaylı bilgi verdi. Yıldız sunumunun ardından katılımcılardan gelen soruları cevapladı.

    Öğrencilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan Umut Yıldız, etkinliğin sonunda katılımcılarla uzun süre sohbet etti. Yıldız, öğrencilerin selfie talebini de cevapsız bırakmadı.

  • Savunma Sanayii Müsteşarlığı’nın Bursa Çıkarması

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı, Bursa Ticaret ve Sanayi Odası (BTSO) Uzay Havacılık ve Savunma Sanayii Kümelenmesi üyeleriyle buluştu. Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi, Türkiye’nin savunma sanayiine yönelik yerli üretim projelerinde Bursa’nın gücünden daha fazla faydalanmak istediklerini söyledi.

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi ve Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş, Bursalı firmalarla buluştu. BTSO Yönetim Kurulu Üyesi İlker Duran, UHS Kümelenmesi Başkanı Mustafa Hatipoğlu ve kümelenme üyelerinin de katıldığı programda; ilk olarak Bursa sanayii ile ilgili sunum gerçekleştirildi. İlker Duran, Bursa’da sektörel çeşitliliği arttırmak ve firmaların ufkunu genişletmek için projeler gerçekleştirdiklerini kaydetti. Bursa’nın sadece otomotiv, makine ve tekstil alanında değil, stratejik sektörlerde de rol alabilecek gücünün olduğuna dikkati çeken Duran, “Ülkemizin yerli üretimi için Bursalı firmaların büyük bir potansiyeli var. Biz sektör temsilcilerinin kalitesinden eminiz. Savunma sanayii yerli üretimlerinde Bursa, önemli rol oynayabilir” dedi.

    Müsteşar Yardımcısı Celal Sami Tüfekçi, Türkiye’nin savunma sanayii stratejilerinin artık 2000 yılı öncesi gibi olmadığını belirterek, “O politikalar artık geride kaldı. Bir ülke için savunma sanayii hayati sektörlerden birisidir. Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak ülkemize fayda sağlayan projeleri hayata geçiriyoruz. Artık kendi silahımızı kendi uçağımızı kendi ürünlerimizi üretiyoruz. Unutmayalım, savunma sanayii güçlü olan ülkeler, dünya arenasında da ön sıralarda yer alıyor. Biz de bu arenada güçlü olmak zorundayız” dedi.

    Türkiye sanayiinin önemli merkezlerinden Bursa’nın yerli üretim projelerine büyük katkı sunabileceğini anlatan Tüfekçi, Bursa’ya her geldiğinde gurur verici başarı hikayeleriyle karşılaştığını açıkladı. “Bursa’nın gücünden ve potansiyelinden eminiz” diyen Tüfekçi, “Bursa, bizim gönlümüzde olan bir şehir. Savunma Sanayii Müsteşarlığı olarak Bursalı firmalarımız ile birlikte çalışmak istiyoruz. Ekosistemi iyi kurarsak, Bursalı işadamlarıyla güzel işleri başarabiliriz. Firmalarımızı daha yakından tanımak için Bursa’ya geldik. Firmalarımızdan isteğimiz tecrübelerini ve çalışmalarını mutlaka bize anlatsın. Bursa sanayisinin gücünü yerli projelerimizde de görmek isteriz” diye konuştu.

    Sanayileşme Daire Başkanı Bilal Aktaş da müsteşarlığın yürüttüğü çalışmalar ve projeler hakkında bilgiler verdi.

  • Savunma Sanayi’nin “Yıldız”ı Parlayacak

    Yıldız Teknik Üniversitesi’nde düzenlenecek 6’ncı Savunma Sanayi Günleri’nde, ulusal savunma sanayiinde dışa bağımlılığın azaltılması, siber güvenlik, elektronik harp ve haberleşme sistemleri gibi pek çok konuda önemli sunumlar gerçekleşecek. Etkinlikte ayrıca NASA’nın 4 Türk mühendisinden birisi olan ve yaptığı çalışmalarla takdir toplayan Dr. Umut Yıldız da katılımcılarla buluşacak.

    Yıldız Teknik Üniversitesi’nde (YTÜ) Makine Fakültesi Dekanlığı, Makine Teknolojileri Kulübü işbirliği ve Savunma Sanayii Müsteşarlığı, High Tech Port stratejik ortaklığı ile düzenlenen Savunma Sanayii Günleri’nin 6’ncısı, 18-19 Kasım 2015 tarihlerinde Davutpaşa Kampüsü 2010 Avrupa Kültür Başkenti Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

    Etkinlik kapsamında Havelsan, Tübitak MAM, Tübitak BİLGEM gibi önemli firmaların üst düzey yöneticileri ve Amerikan Uzay Araştırmaları Merkezi NASA’da görev yapan 4 Türk mühendisten birisi olan Dr. Umut Yıldız katılımcılarla bir araya gelecek.

    Savunma Sanayii İhracatçılar Birliği Başkanı Latif Aral Aliş, High Tech Port Genel Koordinatörü Hakan Kurt, Tübitak MAM Malzeme Enstitüsü Müdür Yardımcısı Ahmet Taşkın TEİ İstanbul Mühendislik Ofisi Müdürü Mustafa Taksal, FNSS Genel Müdür Danışmanı Haluk Bulucu gibi savunma sanayinin önemli isimleri, “Milli Savunma Sanayimizin Dünya Pazarındaki Konumu ve Hedefleri”, “Elektronik Harp, Haberleşme ve Bilgi Güvenliği”, “Kimyasal, Biyolojik ve Radyolojik Tehditler”, “Siber Güvenlik” ve “ Milli Silah Sistemleri” gibi önemli konularda sunumlar yapacak.

    NASA’NIN TÜRK MÜHENDİSİ, ÖĞRENCİLERLE BULUŞACAK

    Etkinlik kapsamında NASA’da çalışan 4 bin AR-GE mühendisi arasındaki 4 Türk mühendisten birisi olan Dr. Umut Yıldız da katılımcılarla buluşacak. Yaptığı bilimsel çalışmalar ve sosyal sorumluluk projeleriyle takdir toplayan Yıldız, “Yıldız Oluşumu, Büyük Veri ve Uzay Robotları” konulu konuşmasıyla NASA’da yaptığı çalışmalar hakkında detaylı bilgi verecek.

    SOLO TÜRK’TEN ADRENALİN DOLU SÖYLEŞİ

    Etkinlikte Türk Hava Kuvvetleri Gösteri Takımı Solo Türk ekibi de Yıldızlı öğrencilerle söyleşide buluşacak. F-16 C Blok-40 jet savaş uçağı ile tek kişilik hava akrobasisi yapan ekip üyeleri, adrenalin dolu gösterileri ile ilgili bilinmeyenleri katılımcılarla paylaşacak ve soruları cevaplayacak.

  • GTÜ Ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı Ortaklığında Sarp Projesi İmzalandı

    Gebze Teknik Üniversitesi, Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile birlikte, Savunma Sanayi Araştırmacı Yetiştirme Programı protokol anlaşmasını imzaladı.

    Gebze Teknik Üniversitesi, Savunma Sanayi Müsteşarlığı ile birlikte savunma sektöründe Türkiye’nin en önemli 9 şirketi ile birlikte Savunma Sanayi için Araştırmacı Yetiştirme Programı (SAYP) adı altındaki protokol imzalandı. Törene Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, Savunma Sanayi Müsteşar Yardımcısı Dr. Cemil Sami Tüfekçi, FİGES Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt, Aselsan Genel Müdür Yardımcısı, İsmet Atalar, Havelsan-Arge ve Teknoloji Müdürü Göker Canıtezer, Roketsan Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yavuz Aka, STM Genel Müdür Yardımcısı Cebrail Uçur, TAI Teknoloji Yönetimi Müdürü Hakan İşçi, TEI Genel Müdürü Prof. Dr. Mahmut Faruk, BMC Arge direktörü Dr. Mehmet Demiroğlu ve İstanbul Shipyard Genel Müdürü Dr. Tarık Var katıldı.

    Protokol Anlaşma töreninin açılış konuşmasını gerçekleştiren Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün, “Büyük bir geçmişe sahip olan toplum tabi ki de savunmanın ihtiyacı için Askeriyenin ihtiyacı olan tasarımların yapılması, ihtiyaçların giderilmesi, inavasyonun oluşturulması ve yapılması önemlidir. Buna en güzel örnek İstanbul’un Fethidir. İstanbul’u fetheden Fatih bir inovasyon yapmıştır. Askeri alanda bir tarsım ve çizimle bir inavasyonla bir çağın kapatılıp bir çağın açılmasına vesile olmuştur. Bu kültür bilinciyle bizlere düşen teknolojiyi bilimin ışığı altında güçlendirmek ve bu alanda çok çok çalışmaktır. GTÜ olarak bizler bunun bilinciyle geçtiğimiz yıl Gebze İleri teknoloji enstitüsünden Gebze Teknik Üniversitesine dönüşürken Savunma Teknolojileri Enstitüsünü de kurduk. Enstitümüzün kurulmasıyla beraber üniversite yönetimi olarak enstitümüzün gelişmesini aktif çalışmalarda bulunması, teknoloji üretmesi ve bilgi birikimi üretmesi için alt yapısal çalışmaların sağlanmasına çok özen gösterdik. Savunma Sanayi müsteşarlığında çalışan personelin şirketlerinin ihtiyacı doğrultusunda akademik eğitimlerinin desteklenmesi bilgi birikimlerinin üretilmesi üniversitemiz tarafından gerçekleştirilecektir” dedi.

    Gebze Teknik Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Görgün’ün konuşmasının ardından, Savunma Sanayi Müsteşarlığı ve Türkiye’nin en önemli 9 şirketi ile birlikte, Savunma Sanayi Araştırmacı Yetiştirme Programı protokol anlaşması imzalandı.

    İmza töreni konuşma yapan FİGES Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Tarık Öğüt, “Biz bu proje kapsamında pırıl pırıl insanlar yetiştirebiliriz. Ama ekosistem olmazsa, o insanlara istihdam sağlayamazsak, projelerin sürekliliği olmazsa o insanlar tekrardan uçar gider. Buna asla izin vermemeliyiz. Bu insanları sürekli çok iddialı projelerle meşgul etmeliyiz” şeklinde konuştu.

    Havelsan-Arge ve Teknoloji Müdürü Göker Canıtezer, “SAYP projesinin bize katkısını açıklamak istiyorum. Bizim firmamızın içerinde üniversitede okuyup dışarı çalışan birçok arkadaşımız var ve öğrenciliklerini akademisyenliklerini devam ettirmek istiyorlar. Bu tür projelerde çalışan arkadaşlarımızın çevre konusunda master yapmaması lazım. Biz SAYP gibi programlarla bunu sağlamaya çalışıyoruz” ifadelerini kullandı.

    Roketsan Genel Müdür Yardımcısı Dr. Yavuz Aka, “SAYP yıllardır konuştuğumuz üniversite sanayi işbirliği ile bizim kendi açımızdan çok tutmuş bir modeldir. Bir takım projeler bağlamında sözleşmesel anlamında bir yükümlülük getirmesi bakımından bizim açımızdan çok işlerlik kazandı. Biz bu çalışmanın devam edeceğini fayda göstereceğini umuyoruz ve üniversitelerde yaygınlaştırmaya çalışıyoruz” dedi.

    SAYP hakkında açıklamalarda bulunan Savunma Sanayi Müsteşar yardımcısı Dr. Cemil Sami Tüfekçi, “Savunma Sanayi çok kritik bir alan. Savunma Sanayinde bunun gibi araçların oluşturulması çok önem arz ediyor. Savunma Sanayi Müsteşarlığı son 10 yılda uçan hava platformlarından, kara araçlarına, gemi platformları gibi birçok araç yaparak gelişme gösterdi. Bu konuda sevdiğim biz söz var, akıllı insan aklını kullanır ama daha akıllı insan başkalarının aklını kullanır. SAYP programıyla biz bunu yapmaya çalışıyoruz. Türkiye’de genelde herkes kendi kabuğuna çekilmiş. Araştırma görevlisi araştırma, sanayici kendi işlerini yapmakta. Esasında bir şekilde hep beraber bağlıyız. SAYP zor bir iş, yalçın kayalıklara tırmanmayı gerektiren bir iş. Bunu burada imzalamakla iş bitmiyor, asıl bundan sonra fikirlerle projeleri üretmek hepimizin görevi. SARP’ta bir şartımız var. O da araştırmacının savunma sanayi içerinde çalışması ve GTÜ örneği verecek olursak, GTÜ’de yüksek lisans ve doktorasını yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.