Etiket: Savaşında

  • Navalny’nin 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere hakaret davası ertelendi

    Navalny’nin 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere hakaret davası ertelendi

    Rus muhalif lider Alexei Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle ikinci kez hakim karşısına çıktı. Mahkeme, duruşmayı 16 Şubat tarihine erteledi.

    Almanya’dan Rusya’ya dönerken havalimanında önce gözaltına alınan sonra da tutuklanan Rus muhalif lider Alexei Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle 5 Şubat tarihinde hakim karşısına çıkmıştı. İlk duruşma oldukça hararetli geçmiş, mahkeme, duruşmayı ertelemişti. Söz konusu davanın 2’nci celsesi bugün Moskova’da bulunan Babushkinskiy mahkemesinde gerçekleştirildi. Duruşmaya Navalny’nin yakınları ve Navalny’nin hakaret ettiği öne sürülen asker İgnat Artemenko ile yakınları da katıldı. Bir önceki duruşmada olduğu gibi, batılı ülkelerin bazı temsilcileri duruşmayı yakından takip etti. Polisin, başkent Moskova’da ve adliye çevresinde sıkı güvenlik önlemleri alması nedeniyle Navalny destekçileri toplanamadı. Artemenko duruşmada, Navalny’nin ceza almasını talep ederken, Artemenko’nun torunları ve yeğenleri de Navalny’nin eski askere hakaretleri nedeniyle aile itibarının zedelendiğini söyledi.

    Dava 16 Şubat’a ertelendi

    Duruşmada Navalny’nin, Rusya’daki yeni anayasa değişikliği propaganda döneminde sosyal medya üzerinden paylaştığı görüntüler izlendi. Savcı, görüntülerde Navalny’nin 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan asker İgnat Artemenko’ya söylediği sözleri kasıtlı olarak söyleyip söylemediğini sordu. Navalny ise bu soru karşısında geri adım atmayarak, anayasa değişikliği kampanyasına destek verenlerin ‘uşak’ olduğunu söyledi. Gergin anların yaşandığı duruşmada sürekli ara verilirken, yaklaşık 8 saat sonunda karar açıklandı. Mahkeme heyeti, Navalny’nin yargılandığı davanın karar duruşmasını 16 Şubat’a erteledi.

  • Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle tekrar hakim karşısında

    Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle tekrar hakim karşısında

    Rus muhalif lider Alexei Navalny, daha önce 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan askere söylediği sözler nedeniyle tekrar hakim karşısına çıkarıldı.

    Almanya’dan Rusya’ya dönerken havalimanında önce gözaltına alınan sonra da tutuklanan Rus muhalif lider Alexei Navalny hakkındaki eski dosyalar gün yüzüne çıktı. Navalny, geçtiğimiz günlerde daha önce ertelenen yolsuzluk cezasına ilişkin mahkemeye çıkarılmış, 2 yıl 8 ay hapis cezasına çarptırılmıştı. Bugün ise Navalny, 2. Dünya Savaşı’nda yaralanan bir Sovyet askerine iftira attığı gerekçesiyle hakim karşısına çıkarıldı. Rusya’da geçtiğimiz yıl yapılan referanduma destek veren 2. Dünya Savaşında yaralanan İgnat Artemenko’yı eleştiren Navalny’ye, “savaşta yaralanan askerin şeref ve haysiyetini zedelediği” ve “manevi zarara uğrattığı” gerekçesiyle geçtiğimiz yılın Haziran ayında açılan davanın ilk celsesi Moskova’daki Babushkinskiy mahkemesinde gerçekleştirildi. Duruşmaya Navalny’nin avukatlarının yanı sıra eşi Yulia Navalnaya da katıldı. Muhalif liderin duruşması nedeniyle adliye çevresinde yoğun güvenlik önlemleri alındı.

    Navalny’nin sözlerine hakim müdahale etti

    Duruşmada Navalny, “Bu davanın nasıl ortaya çıktığını, nasıl uydurulduğunu çok iyi anlıyorum. Ancak benim gerçekleri söylediğimi herkes biliyor. Benim salondaki yüzsüz savcılara değil, kutsal şeylere karşı çıkmam gerekiyordu ve yeni bir fikir ortaya atıldı. ‘Bir gazi bulalım, gaziye madalya verelim ve Navalny’i gazilere karşı olmakla suçlayarak hapse atalım’ dediler. Anayasa referandumu süresince çirkin bir kampanya yürütüldü. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ömür boyu Başkan olarak kalması amaçlanıyordu. Kampanya süresince pek çok kötülük yapıldı” dedi.

    Navalny’nin sözleri üzerine hakim, Navalny’yi susturmaya çalıştı. Navalny ise konuşmasını bitirmek için ısrar ederek, “Konuşmama izin verin. Neden çirkin kampanya görüntüleri hazırlayanlar şu anda burada değil?” dedi.

    Yabancı ülke diplomatları duruşmayı takip etti

    Öte yandan Rusya, bir önceki davanın duruşmasına batılı ülke diplomatlarının katılmasına sert tepki göstermiş, bunu batılı ülkelerin Rusya’nın içişlerine karışması olarak değerlendirmişti. Bugünkü duruşmaya da bazı batılı ülkelerin diplomatları katıldı ve duruşmayı yakından takip etti. Polis tarafından alınan sıkı güvenlik önlemleri kapsamında adliye binası çevresinde dolaşan sivillere kimlik kontrolü yapıldı. Kontrollerde Navalny destekçisi olduğundan şüphelenilen 50’ye yakın kişinin gözaltına alındığı öğrenildi.

    Dava ertelendi

    Mahkemede Navalny’in 1 milyon ruble para ve 240 saate kadar kamu yararına çalıştırma cezasına çarptırılması talep edildi. Mahkeme heyeti, tanıkları dinledikten sonra davanın 12 Şubat tarihine ertelenmesine karar verdi.

  • Kıbrıs savaşında dost ateşine karşı telsizle başlayan başarı hikayesi

    ASELSAN Yönetim Kurulu Başkanı ve Genel Müdürü Prof. Dr. Haluk Görgün, Türkiye’nin savunma sanayinde çalışan personel sayısının 35 binin biraz üzerinde olduğunu belirterek, “Dünyada söz sahibi ve savunma sanayine yön veren bir ülke olmak istiyorsak bu sayının en az 400 binler seviyesinde olması gerekiyor” dedi. Görgün, Antalya Bilim Üniversitesi tarafından düzenlenen “Yerli ve Milli Teknolojide ASELSAN” konulu konferansa katıldı.

    Antalya, Isparta ve Burdur’u havza bir bütün olarak değerlendirdiklerini ve her şehrin yöneldiği farklı alanlarının ve avantajlarının olduğunu söyleyen Görgün, bu şehirlerin vizyonel ve inovatif şekilde ülke ekonomisine katkıları olduğunu, Antalya’nın bir girişimcilik örneği sergileyeceğinden şüphesi olmadığına dikkat çekti.

    ASELSAN’ın hüzünlü bir hikayesi olduğunu hatırlatan Görgün, “Kıbrıs Barış Harekatı’nda ordumuzun kullandığı telsiz zafiyet gösteriyor. Kendi savaş uçaklarımız, savaş gemilerimizi vuruyor. O gün karar veriliyor. ’Muhabere olmadan, muharebe olmaz, haberleşme olmadan savaş olmaz, ilk yerlileştirecek unsurlar telsiz olunacak’ deniliyor. Telsizlerde başlayan başarı hikayesi askeri alandaki değişik ekipmanların milli ve yerlileştirilmesi, ordumuzda kullanılması ve dost, müttefik ülkelerle paylaşılmasıyla seviyelerine gelindi. Kuruluş günlerine bakıldığında tüyleri ürperten örnekleri var. Hiçbir şeyi olmayan ASELSAN kuruluş aşamasında, alyansını bozduran, sırtındaki ceketini satan simitçi, tarlasını satıp bağış yapan çiftçiler var. O manevi duygularla kurulmuş bu güzide kurum birçok gencin hayalini süslüyor. Öğrenciyken bizim de staj yapmak hayalimizdi, kapısından girmek bile yeterdi. Ülkemizin çok önemli bir değerinde çalışıyoruz” diye konuştu.

    “Tamamı Türk mühendis”

    ASELSAN’ı Türkiye’nin askeri teknolojisinin başladığı yer olarak tanımlayan Görgün, “Dünyanın en büyük 100 savunma sanayi şirketi arasında ASELSAN var. Bir tane yabancı çalışmıyor, tamamı Türk mühendislerdir. Her alanda ekonomide, siyasette teknolojide radikal değişiklikler oluyor. Savunma teknolojilerinde de bu var. Dünyada savunmayı şekillendiren, teknolojiyi şekillendiren savunma sanayindeki üretilen teknolojilerdir. İlk önce bir şey savunma için yapılır, sonra o teknoloji sivil teknolojilere uygulanır, halk kullanır hale gelir. Yıkıcı inavosyonla bireyler çok önemli hale geldi. Bireylerin ürettiği fikirler, detayda saklı yeni kabiliyetler süreçleri ve teknolojileri değiştiriyor. Savunma sanayinde de bu başlayacak. Kişilerin ürettiği yeni yaklaşımlar, geleneksel teknolojideki birçok üretimin felsefenin öne geçeceğini düşünüyorum” ifadelerine yer verdi.

    “400 bin çalışan”

    Dünyada toplam savunma sanayinde yapılan harcamaların 1 milyar 730 milyon dolar civarında olduğunu vurgulayan Haluk Görgün, “Bunların kırımları ise yüzde 23 teçhizat, yüzde 35 cari harcama, yüzde 40’ı personel. Toplam dünyada savunma sektöründe yapılan harcamaların yüzde 40 personel giderine, insan kaynağına gidiyor. Türkiye’de yaklaşık olarak öğrencisi, akademisyeni, sanayicisi, STK’sı devlet kurumları toplamda bakıldığında savunma sanayinde çalışan personel sayısı 35 binin biraz üzerinde. Dünyada söz sahibi ve savunma sanayine yön veren bir ülke olmak istiyorsak en az 400 binler seviyesinde olması gerekiyor bu sayının. Bu sayıya taşıyabilmek üniversitelerin bu konudaki atılımları ve girişimleriyle mümkündür. Savunma sanayisindeki dünyadaki yüzde 40’lık payını her şekilde değerlendiriyor. Bizim yetişmiş, bilgili, vatanını, milletini seven genç tasarımcılara ihtiyacımız var” dedi.

    “Dünyada 15. sırada”

    Türkiye’deki savunma sanayindeki harcamalardan bilgiler aktaran Görgün, “Türkiye’deki dünya sıralamasında 18.2 milyar dolarlık bir harcamalarla, GSMH’nin yüzde 2’sine denk gelen bir karşılıkla dünyada 15. sırada. Türkiye’nin toplam savunma havacılık cirosu 6 milyar dolar civarında. Sektörün yükselişi her yıl artıyor, özellikle son on yılda 4-5 kat artığını görüyoruz. İhracatımız 2 milyar dolar. Son on yılda 4 kat ihracat arttı. Dışa bağımlılığımızın azalması, ihracatın artması Cumhurbaşkanımızın ortaya koyduğu iradenin sonucudur” ifadelerine yer verdi.

    “Geçen seneki ciro 1 milyar 430 milyon”

    Yurt dışında onun üzerinde ya fabrika ya iştirakleri olduğunu kaydeden Görgün, TSK Güçlendirme Vakfı’nın ASELSAN’ın yüzde 74.20’lik hissesine sahip olduğunu ve vakıf şirketleri içinde halka arz olan tek şirket olduğunu kaydetti. ASELSAN’ın geçen seneki cirosunun 1 milyar 430 milyon dolar olarak gerçekleştiğinin altını çizen Görgün, “Önemli bir ciro. Bu cironun yüzde 52’si TSK’ya ürün olarak sağlandı, yüzde 20 ihracat, yüzde 20’si diğer kurumlara yapıldı. ASELSAN’ın çalışan sayısı 6 bin 300. ASELSAN her daim istihdam oluşturan insan kaynağını geliştiren bir kurum. Toplam çalışanlarımızın yüzde 58’i mühendis, ASELSAN mühendislik şirketi, yüzde 69’u bulan bir araştırma bir ARGE şirketi. ASELSAN’ı mühendislik ve ARGE şirketi olarak tanımlıyoruz. ASELSAN’da beyaz yaka yüzde 69, mavi yaka ise yüzde 30 seviyesindedir. Kendini geliştirmiş ufku açık herkese ASELSAN’ın kapısı açık. Kendi içinde 6 adet bağımsız ARGE Geliştirme Merkezi var. 3 bin 620 ARGE personeli var. Sadece geçen sene ARGE bütçesi 473 milyon dolardı. 88 milyonu öz kaynaklardan sağlanırken, 385 milyon dış kaynakları ARGE bütçesiydi. Projelerini ürüne dönüştürmeyi başarabilen bir şirket” dedi.

    “Kobilere destek”

    2017 yılında 47 üniversite ile çalıştıklarını ve 117 aktif proje verdiklerini ifade Görgün, “Proje bedeli işse 150,2 milyon dolar. Üniversitelerin dörtte biri ile çalışıyoruz. Karşılıklı mutlaka bir alışveriş olması gerekir” dedi.

    Kobilerle faaliyet alanlarından da bahseden Görgün, “Sektörün içine yeni oyuncular katmak için gayret gösteriyoruz. Antalya’nın var olan değeriyle birlikte milli yerlileştirme kapsamında bizimle beraber yapılacak faaliyetlere açığız” diye konuştu.

    23 stratejik ortaklarının olduğunu kaydeden Güngör, bu sayıyı 150’ye çıkmasını hedeflediklerini belirtti.

  • İran-Irak savaşında Türkiye’nin kurtardığı Japon konuştu

    Muğla Büyükşehir Belediyesi tarafından düzenlenen Türk-Japon dostluk konseri Menteşe ilçesi Gazi Mustafa Kemal Atatürk Kültür Merkezi ve Bodrum Özel Marmara Koleji Salonu’nda iki gün sahnelendi.

    Muğla Büyükşehir Belediyesi Orkestrası 50 kişilik bir kadro ile Muğla Güzel Sanatlar Lisesi 32 kişilik bir kadro ile konserde yer aldı. Konserde Japon Şefin Kii No Kuni Senfonik Suiti 1.Bölüm Kılpayı Tahran’dan Kaçış ve 2. Bölüm Ertuğrul Firkateyninin Yolculuğu seslendirildi.

    1985 yılı İran-Irak Savaşı sırasında ölümle burun buruna kalan 215 Japon’un Türkiye tarafından kurtarılmasının hikayesini anlatan konserin ilk bölümünde uçakta bulunan yolculardan Japon Numata Unichi konserde duygularını anlatan mektubu okudu. Sözlerine Türkçe ’iyi akşamlar’ diye başlayan Numata Unichi, “Bu mektubu şükran duygularımı ifade etmek için yazdım. Benimle beraber kurtulan diğer arkadaşlar adına kalbimin en derinliklerinden teşekkürlerimi sunmak istiyorum. 1985 yılında Türkiye bir uçak göndererek bizleri kurtardı. Peki bunu neden yaptı. Doğrusunu söylemek gerekirse o zaman hiçbir fikrim yoktu. Daha sonra öğrendim ki 1890 yılında bir Türk gemisi Japonya’da batmış, 500’den fazla denizci hayatını kaybetmişti. Japon köylüler kendi hayatlarını hiçe sayarak 69 denizciyi kurtarmıştı. Bu hikaye ağızdan ağza yayıldı ve Türkler bunu hiç unutmadı. Ben de yapılan iyilikleri hiç unutmayacağım” dedi.

    Bu etkinlik için Japonya’dan gelen Numata Unichi, konser sonunda verdiği röportajında, “1985’in Mart ayıydı. İran-Irak savaşında Saddam Hüseyin hava sahasını kapatacağını söyleyip havadaki her uçağın düşürüleceğini söylüyordu. Bizler de Tahran’da yaşayan yabancılar olarak bir an önce kaçmak istiyorduk. Saddam 48 saat mühlet verdi. Havaalanına doluşmuştuk ama bilet bulamıyorduk. Ve sonra 19 Mart’ta Türk Hava Yolları’nın bir uçak göndereceği haberini aldık. Sonuçta THY geldi ve bizi o savaş ortamından kurtardı. O uçağı kullanan rahmetli kaptan pilot Orhan Suyolcu ve hostesler Manolya Komutan ve Ayşe Özalp’e hayatımı borçluyum. Kendilerine ve Türk milletine nasıl teşekkür edeceğimi bilemiyorum” dedi.

    Konserin Bodrum ayağına 2013 yılında vefat eden kaptan pilot Orhan Suyolcu’nun eşi Helga Suyolcu ve oğlu Attila Suyolcu da katıldı.

  • (Özel Haber) Sakarya savaşında mezun veremeyen lise, mezunlarına sahip çıkıyor

    Sakarya Savaşında tüm öğrencilerinin şehit düşmesi sonucu o sene mezun veremeyen Kayseri Lisesi’nde tatile gitmeyen öğretmenler, öğrencileri hafta sonu başlayacak olan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) hazırlıyor.

    124 yıldır eğitim hayatını sürdüren ve Sakarya savaşında öğrencilerin savaşa gitmesinden dolayı o sene mezun veremeyen Kayseri Lisesi’nde okulların tatil olmasına rağmen derslikler öğrencilerle dolu. Okulun Milli Mücadele yıllarındaki mezuniyet defterinde ’Son sınıf talebeleri Sakarya Savaşı için cephede şehit düştüğünden bu öğretim yılında okul mezun verememiştir’ yazan Kayseri Lisesi’nde tatile girmeyen öğretmenler, gönüllülük esasına göre mezun olan öğrencileri hafta sonu başlayacak olan YKS’ye hazırlıyor.

    Okulun rehber öğretmeni Ömer İçoğlu, “Destekleme ve yetiştirme kursları sistemimiz 3 Haziran itibariyle sona erdi. Seçim dolayısıyla sınavlar ertelendiği için öğrencilerimizi boş bırakmak istemedik. Seri deneme sınavları ile yolumuza devam ediyoruz. Öğrencilerimizi elimizden geldiğince sınava daha iyi hazırlamak adına burada sınavın provasını yapıyoruz ve her gün birtakım deneme uyguluyoruz. Öğrencilerimizde bu işten çok memnunlar. Öğretmenlerimizde gönüllülük esasına dayanarak geliyorlar ve herhangi bir ücrette almıyorlar. Öğrencilerimiz normalde bizden mezun oldular. Onlarda bir zorunluluk olmasına rağmen deneme sınavlarına devam ediyorlar” ifadelerini kullandı.

    Okulu ziyaret eden İl Milli Eğitim Müdürü Osman Elmalı da öğretmenlere ve öğrencilere teşekkür ederek, “Kayseri Lisemizi ziyarete geldiğimde burada öğrencilerimizin derslerine devam ettiğini gördüm. Öğrencilerin tatile girmediğini öğrendim. 3 Haziran’da devletimizin kursları bittiği halde hiç ara vermeden sınav gününe kadar kursa devam son sınıf öğrencilerimizin okulda olduğunu, öğretmenlerimizin de seminer döneminde 12.30’da dersin bitmesine rağmen okulda olduğunu gördüm. Gerçekten çok mutlu oldum. Bu gönüllülük esasına göre öğretmenlerimizin, idarecilerimizin ve rehber öğretmenlerimizin Kazım Karabekir paşanın burayı ziyaretlerinde söylediği gibi gayretle ve azimle çalıştıklarını gördüm. Öğretmenlerimizde burada ücretsiz bir şekilde bulunmaları bana mutluluk verdi. Bu güzelliği ortaya koyan öğretmenlerimize, ücretsiz bir şekilde öğrencileri için okuldan ayrılmadıkları için teşekkür ederim. Milli eğitim müdürü olarak bu güzelliği görünce bunu açıklamak zorunda kaldım” diye konuştu.

    Kayseri Lisesi Müdürü Ahmet Sait İlter de, “Son sınıftan mezun olan öğrencilerimizle beraber üniversite sınavlarına yönelik olan çalışmalarımıza devam ediyoruz. Geçtiğimiz yıl temmuz ayında bu öğrencilerimizle çalışmalara başlamıştık. Öğrencilerimizin tamamı hiçbir eksik olmadan okulumuzdaki destekleme ve yetiştirme kurslarımıza katıldılar ve 1 yıl süreyle çalıştılar. Öğrencilerimiz 8 Haziran itibariyle okullarını bitirip mezun oldular ama biz öğrencilerimizi dışına bırakmadık. Çalışmalarını şuanda okulumuzda devam ettiriyorlar. Hem ders düzeyinde hem soru çözümleri üzerinde hem de deneme sınavları düzeyinde çalışmalarını devam ettiriyorlar. Kayseri’de birçok öğretmenimiz tatile çıkmışken, liseyi bitiren öğrencilerimiz tatile çıkmışken bizim öğretmenlerimiz herhangi bir ücret talep etmeden çalışmalarına devam ediyorlar” şeklinde konuştu.

    “Şehit mezunlarımıza olan borcumuzu ödüyoruz”

    İlter, “Bizim okulumuz 1915-1916 yılında Çanakkale savaşına son sınıf öğrencilerimiz vatanlarını savunmak uğruna savaşa gittiği için geri dönmediler ve şehit oldular. Bizim kayıtlarımızda o yıl okulumuzun mezun vermediği var. Dolayısıyla bizim öğrencilerimiz ve mezunlarımız vatana olan borçlarını canlarıyla ödediler. Bizde o şehitlerimize olan borcumuza mezunlarımıza sahip çıkarak, onları okul dışında okul dışında nereye gittiklerini bilemeyeceğimiz için dışarı göndermeyerek şehitlerimize ve vatanımıza olan borcumuzu ödemeye çalışıyoruz” dedi.

    “Kayseri Lisesi’nin tarihi”

    124 yıldır eğitim veren lisenin kurulması Osmanlının son dönemlerine rastlar. Ülkenin geleceğinin eğitime bağlı olduğunu düşünen 2. Abdülhamit önemli merkezlere ’sultani’ bugünkü adıyla ’lise’ açılmasına karar verir. Anadolu’da lise açılmasına karar verilen şehirlerden biri de o dönemde Ankara’ya bağlı bir sancak olan Kayseri’dir. Kayseri Lisesi ilk olarak 1893’te bugünkü Kurşunlu Cami civarında Seyfullah Efendi Konağı’nda rüştiye olarak açılır. İlk yıllarda öğrenci sayısı azdır. Kayseri’de modern eğitimin temellerinin atıldığı Lise büyük ilgi görür. Okulun öğrenci sayısının artması üzerine şu anki binanın temeli zamanın Donanma Vekili Ahmet Paşa tarafından 1903 yılında atılır. Osmanlının son dönemlerinde görülen neo-klasik mimari özelliğine göre yapılan lisenin ilk önce birinci katı yapılır. İkinci katı ancak 1916 yılında tamamlanır. Giderek artan öğrenci sayısı, ülkenin Balkan Savaşı ve 1. Dünya Savaşı’na girmesi üzerine azalır. Mevcut sayısı 49’a düşen okul Çanakkale Savaşı’nda sadece dokuz mezun verir. Mustafa Kemal önderliğinde Kurtuluş Savaşı başlayınca ülkenin her köşesinde olduğu gibi Kayseri de kadınıyla, çocuğuyla, yaşlısıyla, genciyle bu savaşta yerini alır. Kayseri Lisesi de bu mücadelede büyük bir göreve hazırlanır. Yunanlıların Haymana’ya kadar ilerlemesi üzerine TBMM, 24 Temmuz 1921’de hükümet merkezinin Kayseri’ye taşınmasına karar verir. Kayseri Lisesi TBMM toplantıları için hazır duruma getirilir. Ancak Sakarya Savaşı’nın kazanılması üzerine bu karardan vazgeçilir. Kayseri Lisesi de kurtuluş mücadelesinde öğrencileriyle üzerine düşen vazifeyi yapar. Kayseri Lisesi son sınıf öğrencileri eğitimlerini yarıda bırakıp gönüllü olarak cepheye giderler. Fakat geri dönemezler.”