Etiket: Savaşı

  • Savaştan kaçan Suriyeli ailelerin çadırda yaşam savaşı

    Suriye’deki savaştan kaçarak geldikleri Adana’da kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda kalan mülteciler, zor şartlarda yaşam savaşı veriyor.

    Suriye’de yaklaşık 6 yıldır devam eden savaş nedeniyle milyonlarca insan evini bırakıp kaçmak zorunda kaldı. Türkiye’ye gelen mültecilerin bir kısmı kurulan çadır kentlerde kalırken, bazıları da kendi imkanlarıyla kurdukları çadırda kalıyor. Adana’nın Yüreğir ilçesine bağlı Koza Mahallesi’ne gelen Suriyeli aileler, kendi imkanlarıyla kurdukları yaklaşık 100 çadırda kalıyor. Çoğu tarım işçiliği ya da çöplerden atık kağıt toplayarak para kazanmaya çalışıyor. Mültecilerin naylondan yaptıkları tek odalı çadırda en az 10 kişi kalıyor. Naylon çadırlar ise her an yangın çıkma tehlikesi oluşturuyor. Çamur içinde oynayan çocukların çoğunun ise montu, ayakkabısı yok.

    Suriye’nin Azez kentinden gelen Emeni Esvad, “Bu çadırda kalanların hepsi Suriye’den geliyor. Suriye’de savaş çok, zulüm çok. Hepsi mecbur geliyor. Hepsinin Suriye’de evi var. Burada evi yok, çadırda kalıyorlar. Hayat burada zor. Suriye’de zulüm var, mecbur geliyor insan buraya. Suriye’de her yerde savaş var. Esed’i Allah kahretsin. Türkiye iyi, Allah razı olsun. Devlet millet çok iyi” dedi.

  • Üniversite öğrencilerinin kar topu savaşı renkli görüntülere sahne oldu

    Eskişehir’de günün ilk saatlerinden itibaren başlayan kar yağışının keyfini, üniversite öğrencileri kar topu savaşı yaparak çıkarttı.

    Sosyal medya aracılığıyla bir araya gelen yüzlerce üniversite öğrencisi genç, kar yağışını eğlenceye dönüştürdü. Gecenin ilerleyen saatlerine aldırış etmeyen gençler, iki gruba bölünerek kar topu savaşı yaptı. Yoldan geçen üzeri kar kaplı otomobilleri de durduran kalabalık, renkli görüntüler oluşturdu. Çoğunluk kar topu savaşına katılırken, bir kısım genç ise çevrede bulunan yüksek yerlere çıkarak arkadaşlarını görüntüledi. Cadde üzerinde oturan vatandaşlar da, renkli görüntüleri izleyebilmek için camlara ve balkonlara çıktı. Bir süre sonra polis ekipleri tarafından trafiğe kapatılan yol, tamamen üniversiteli gençlerin oldu. Kar topu savaşına katılan öğrenciler, ilk kez bu kadar eğlendiklerini söylediler. Yaklaşan finaller öncesi stres attıklarını dile getiren öğrenciler, kar topu savaşına sabaha kadar devam edeceklerini aktardılar.

    Öte yandan gençler, caddeye giren tuzlama aracına da tepki gösterdiler.

  • Prof. Dr. Arı: “Suriye bir CIA projesi değilse Trump bu savaşı bitirebilir”

    Osmangazi Belediyesi tarafından düzenlenen konferansta, Suriye krizi ve Türkiye’nin Ortadoğu politikası değerlendirildi.

    Ördekli Kültür Merkezi’ndeki konferansa konuşmacı olarak katılan Uludağ Üniversitesi İİBF Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı Prof. Dr. Tayyar Arı, “Suriye ve bölgede yaşanan savaşların bir CIA proje olma ihtimalini kimse reddetmiyor. Eğer bu bir CIA projesi değilse, yeni ABD Başkanı Trump bu savaşı bitirir” dedi.

    Arı, “Bugüne kadar yüzünü batıya çevirmiş, batının bizi terk etmesi, dışlaması durumunda yapayalnız kalacağını düşünen Türkiye yerine artık yeni bir Türkiye var. Son dönemde sergilediği tutuma aslında Türkiye’nin kendini keşfetmesi diyebiliriz. Vatanına ve egemenliğine hakim düşünce yapısına sahip Türkiye, bu haliyle içeride ve dışarıda birtakım çevreleri paniğe sevk ediyor” diye konuştu.

    Türkiye’nin sergilediği duruşu, Türk milletinin gücünün farkına varması olarak değerlendiren Prof. Dr. Tayyar Arı, “Artık nasıl bir kültür ve medeniyete sahip olduğunu bilen ve bu gücünü bölgede kullanan bir Türkiye var. Batı ülkeleri, artık bölgede aktör olma iradesini ortaya koyan bir Türkiye görünce, yıllardır alışık olmadıkları bu tavır karşısında şaşkına döndü diyebiliriz. Bugüne kadar yönetilebilen bir Türkiye için her türlü entrikayı uygulayan batı, son dönemde oldukça panikledi. Türkiye ve Türk halkı son yıllarda çizmiş olduğu gelecek vizyonu ve buna sahip çıkması ile gelecekte sıradan değil, başarılı ve sıra dışı bir ülke olacağını gösterdi” dedi.

    Bugün önemli bir yol ayrımında olan ülkemizin, kendi köklerini ve kültürünü keşfettiğini, artık her şeyi kabul eden bir ülke olmayacağını söyleyen Tayyar Arı, “Son dönemde gündeme gelen Lozan tartışması da bunun bir göstergesi. Bu tartışma bir zihniyet, yeni bir coğrafya tartışması aslında. Çünkü Lozan, Türkiye’yi geçmişi olmayan, 1923’te kurulmuş herhangi bir devlet gibi gösteren bir anlaşma. Oysa Türkiye Cumhuriyeti, dünyada 16 devlet kurmuş, binlerce yıllık geçmişi olan Türk milletinin kurduğu son devlettir. Dünyada aynı topraklar üzerinde, yine aynı milletler tarafından farklı devletler kurulabilir. Bu onun köksüz yeni yetme bir devlet olduğunu göstermez. Yani, 1923’te kurulan Türkiye Cumhuriyeti’ni sıradan, köksüz bir devlet gibi düşünemezsiniz” diye konuştu.

    Konuşmasında, Suriye’de yaşananların emperyalizmin bir tezahürü olarak değerlendiren Prof. Dr. Tayyar Arı, “Suriye’de mezhep ve etnik kimlikler kullanılıp meseleler çözümsüz bırakılıyor. Eğer Suriye’de yaşananlar, bir istihbarat, daha doğrusu bir CIA projesi değilse, Amerika’nın yeni lideri Trump ile birlikte bu değişebilir. Ancak ABD dünyanın barış ve istikrarı ile hiçbir zaman ilgilenmedi ve ilgilenmeyecek. ABD son yıllarda bölgede ciddi bir itibar kaybetti. Türkiye olmazsa bölgeye huzur ve barış gelmeyecek. 400 yıl boyunca huzur ve güven içinde yaşayan bölge kan gölüne döndü” dedi.

  • Diyarbakırlı Hasibe’nin Aydın’daki yaşam savaşı

    Daha güzel yaşam hayalleri ile Doğu illerinden Aydın’a gelen pek çok kişi Aydın’da hayatın televizyonlarda görünmeyen çetin şartları ile boğuşmak zorunda kalıyor. Bunlardan biri de Aydın Ovaeymir Mahallesi’nde yaşayan ve soy ismini dahi bilmeyen Hasibe kadın. Yaşam şartları görenleri şaşırtan Hasibe Kadın, karnını doyurabilmek için her gün yol kenarlarından ve parklardan ot toplayıp önce keçilerini doyurmak zorunda olduğunu belirtti.

    Yıllar önce daha iyi ve daha güzel yaşam umutları ile geldikleri Aydın’daki evlerinde keçi beslemek zorunda kaldıklarını belirten Hasibe Kadın, “6 çocuğumla Diyarbakır’dan geldik Aydın’da yaşıyoruz. Oğlum askere gidince ekmek kazanmak için eve iki keçi aldık. Diyarbakır’da arazi müsait olduğu için keçileri otlatabiliyorduk. Aydın’da yaşam şartları dışarıdan göründüğü gibi değilmiş. Keçileri doyurup süt alabilmek için her gün yol kenarlarından ot topluyorum” diye konuştu.

    “Herkesin derdi başka”

    Zor konuştuğu Türkçesi ile hayatın zorluklarından söz eden Hasibe Kadın, sağlıklı olduğuna şükrettiğini belirterek “Kimi bulup yiyemiyor, kimi de bulamadığı için yiyemiyor. Biz bulduğumuzda yiyoruz, bulamadığımızda sağlığımıza dua ediyoruz. Her yerde yaşamın ayrı bir sıkıntısı var. Televizyondan bakıldığında Aydın’da her şey güzel görünüyordu. İklimi mevsimi güzel ancak hayat şartları her yerde zor. Herkesin kendine göre derdi oluyor. Benim derdim aç kalmamak. Aç ve açıkta kalmadığımda mutlu olmaya çalışıyorum” diye konuştu.

  • Batuhan Yaşar: “Emin olun bu savaşı Türkiye kazanacak”

    İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Yaşar, Türkiye Gazetesi’ndeki köşesinde, “Suriye sınırına takviye zırhlı birlikler neden geldi?”, “Fırat’ın batısı tamam.. Peki Türkiye Fırat’ın doğusuna da müdahale edecek mi?,”Türkiye bağırır çağırır ama bir şey yapamaz sözünü kim söyledi”,” İlker Başbuğ’un zayıfladı dediği TSK, Cerablus’ta başarılı oldu mu?”,” Özgür Suriye Ordusunun yeniden sahne alması Suriye’deki dengeleri nasıl etkileyecek”, “Suriye sınıra 8 geçiş noktası daha niye hazırlandı”, “Atak ve Kobra’lar ne zaman sahne de olacak?” sorularına cevap aradı.

    Batuhan Yaşar’ın, “Emin olun bu savaşı Türkiye kazanacak” başlıklı yazısının tamamı ise şöyle:

    “Zor günler.. Âdeta yeni Kurtuluş Savaşı. 15 Temmuz’un artçıları bitmek bilmiyor. Tehlike yanı başımızda kol geziyor. İç savaş çıkarma ve Türkiye’yi parçalama planı hâlen yürürlükte..

    Morallere dip yaptırma, Türkiye’yi tamamen içe kapatma arzusu da..

    Ama değişen bir şey var. Önemli bir şey.

    Türkiye artık savunmada değil. Karşı saldırıya geçti.

    Suriye hamlesi bunun en somut örneği.

    Türkiye terörü boğacak.

    Emin olun ki böyle olacak.

    Belki daha büyük saldırılarla karşı karşıya kalacağız.

    1 yıldır hendek operasyonları başladığından beri yazıyoruz-çiziyoruz:

    Ankara’da alınan kararlardan bir milim bile geri adım yok.

    PKK’nın 1-1.5 yıl içinde marjinal hâle getirilmesi planı yürürlükte.

    Biz kendi gücümüzün farkına yeni yeni varıyoruz. Bırakın son bir senede yaşananları filan. Sadece son 3 aydakilere bakalım;

    -Çok büyük iki DAEŞ saldırısı.

    -Onlarca da PKK saldırısı..

    -FETÖ’nün sahne alması ve o korkunç darbe gecesi. Türkiye’ye tam diz çöktürme operasyonu.

    -Ardından yine bitmek bilmeyen FETÖ, PKK ve DAEŞ saldırıları.

    -Ve CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun hedef alınması.

    Aynı 15 Temmuz’da Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ı hedef aldıkları gibi.

    Ama onları çıldırtan bir şey var;

    Ne yaparlarsa yapsınlar, Türkiye bütün bu alçak saldırıları, hamleleri âdeta bir kara delik gibi içine alıp yutuyor ve 2023 hedeflerine emin adımlarla yürüyor.

    Bir türlü Türkiye’yi durduramıyorlar.

    Türkiye bağırır çağırır ama bir şey yapamaz!

    Türkiye, Suriye operasyonu ile bunun böyle olmadığını ispat etti.

    İlker Başbuğ ne demişti, general sayısının azalmasından dem vurarak;

    -“TSK zayıfladı.”

    -Ne oldu Sayın Başbuğ?

    -Bak senin zayıfladı dediğin TSK 17 saatte Cerablus’u zapt etti. DAEŞ ve YPG’yi kovdu. Lütfen o dâhiyane ve 1970’li yıllardan kalma askerî terminolojini kendine sakla.

    Genelkurmay Başkanı iken dış politikadan ekonomiye kadar her şeyi en iyi bilen yine sendin!

    Artık susma vakti geldi.

    YPG ve DAEŞ’e Fırat’ın sağında ve solunda rahat yok!

    Türkiye Suriye’de ne mi yapıyor? Gelin beraber bakalım:

    1-Suriye’yi, Suriyeliler için güvenli, huzurlu hâle getiriyor. Gerçek sahiplerine teslim ediyor. Suriye toprakları Suriyelilerindir, diyor özetle.

    2-Kaybolan Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) yeniden görünür hâle getiriyor.

    3-DAEŞ ve YPG/PYD’yi direkt hedef alıyor. Sadece Fırat’ın batısı değil DOĞUSUNDA da hiçbir teröristi kabul etmeyeceğinin mesajını veriyor. Sınırlarında ne DAEŞ ne de YPG/PYD’yi görmek istemiyor.

    Buradaki, en büyük kazanım ne, diye sorarsanız; Türk F-16’larının Suriye üzerinde uçmaya başlamasıdır. Rus radar kilitlerinin çözülmesidir. Bu Türkiye’ye çok ama çok büyük bir avantaj sağladı.

    Yakın gelecekte bunu daha iyi anlayacağız.

    İşte PYD/YPG’nin sesinin yükselmesi de bu yüzden zaten.

    Zeki adamlar!

    Fırat’ın doğusuna da sıranın geleceğini anladılar.

    Türkiye bir taraftan da Suriye’ye yönelik yeni tedbirlerini alıyor/uyguluyor.

    Cerablus’a 3 koldan girilmişti biliyorsunuz.

    Şimdi 8 yeni giriş noktası daha kullanıma açıldı.

    Tanklar dünden beri yeni yolları kullanıp Suriye’ye birkaç kez girip çıktı.

    Batıdan yeni zırhlı birlikler geliyor, 2 gün içinde operasyonel olacaklar.

    Türkiye, DAEŞ ve YPG’ye; bak kardeşim bütün gücümle buradayım. Her türlü harekâtı yaparım, diyor özetle.

    Bununla da kalmıyor; güçlü ses tonuyla işgal ettiğiniz yerleri terk edin, gerçek sahiplerine bırakın, mesajı da veriyor.

    Fırat Kalkanı operasyonunda, şu an için ATAK ve Süper Kobra’lara gerek olmadığı belirtildi.

    Ama gerekirse saldırı helikopterleri de devreye alınacak.

    Bütün bu hazırlıklar bize aslında Menbiç’e kadar gidilebileceğini de gösteriyor.

    Halep koridorunun açık kalması Türkiye’nin kırmızı çizgisi.

    Korgeneral Zekai Aksakallı’nın orada olması zaten yüreklere su serpiyor.

    Siyasetteki “Yenikapı ruhu” çok rahatsız etti..

    Darbe girişiminin ardından Türkiye’nin birleşmesinden, bütünleşmesinden çok rahatsız oldular.

    İstedikleri ayrıştırmaktı, tam tersi oldu.

    Türkiye Yenikapı’dan bir ve beraber olduğunu bütün dünyaya ilan etti.

    DAEŞ, FETÖ ve PKK maşasından tutanlara da..

    Bu birlik ve beraberlik fotoğrafı orada durduğu sürece emin olun kimse bize diz çökertemez.

    Evet, Fırat Kalkanı stratejik bir askerî hamleydi.. Ama 79 milyona verdiği moral en az onun kadar önemliydi.

    Tabii ki kolay günler değil. Kolay da olmayacak. Ama birlikte başaracağız…”