Etiket: Savaşı

  • Fethiye’de Karda 6 Saatlik Ölüm Kalım Savaşı

    İzmir’den tırmanış için geldiği Fethiye’de düşerek1750 metrelik zirvede mahsur kalan dağcı, ekiplerin 6 saat süren karla mücadelesi sonucu kurtarıldı.

    Olay, Fethiye’nin Nif Mahallesi’nde bulunan 2184 metre yüksekliğindeki Çaldağı’nda meydana geldi. Edinilen bilgiye göre; İzmir Verçelik Dağcılık Kulübü üyesi 11 kişilik ekip, bugün sabah saatlerinde Çaldağı’na gelerek zirveye yürümeye başladı. Grup 1950 metredeki Kılçıklı mevkiine ulaştığında, ekipte yer alan Suat Özkan kar kramponlarıyla buzla kaplı bir kayaya basarak 10 metrelik uçurumdan düştü. Daha sonra yaklaşık 200 metre sürüklenen Özkan’a ilk olarak ekipte bulunan İzmirli dağcılık antrenörü Yakup Yazıcı ulaştı. Özkan’ın sağ kolunun tutmadığı ve bacağından yaralandığını fark eden Yazıcı, telefonla yardım istedi.

    UMKE, Likya Dağcılık ve Doğa Sporları Kulübü, Türkiye Dağcılık Federasyonu ve Muğla AFAD birimlerinden oluşturulan 15 kişilik grup, arama kurtarma çalışmasına başladı. 40 santimetre kalınlığındaki karda zirveye tırmanan ekipler, 6 saatlik zorlu çalışma sonucu yaralı dağcı Suat Özkan ve antrenör Yakup Yazıcı’yı dağdan indirdi. Yaralı ağcı Özkan, UMKE aracıya Fethiye Devlet Hastanesi’ne kaldırılarak tedavi altına alındı.

    Kendisini sağ salim hastaneye ulaştıran ekip üyelerine teşekkür eden Suat Özkan, “Zirveye kadar çıktık ama Kılçık mevkiine geldiğimizde kayalıklardan geçerken biraz burul vardı. Buza basınca ayayım kaydı ve düştüm. 200-250 metre sürüklendikten sonra durabildim. Kolumda ve bacağımda sıkıntı var” dedi.

    Kurtarma operasyonunu koordine eden UMKE Ekip Sorumlusu Mustafa Eren de, “İzmir’den dağa tırmanış için gelen dağcılardan birisi düşüp kolunu çıkarmış ve bacağında da biraz sıkıntı var. Fakat yanında eğitmen bir arkadaş olduğu için bize yerini bildirdi. Bizlerde dağcı arkadaşlarla birlikte tırmanarak yaralıyı kurtardık” diye konuştu.

    Bölgeyi tanıdığı için ekiplerin yaralıya ulaşmasında önemli rol oynayan Türkiye Dağcılık Federasyonu tırmanış antrenörü Murat Saim Seren ise, şöyle konuştu: “Kayalıklardan geçtik ve karda yoğun bir mücadele verdik. Zorlu bir çalışmadan sonra iki kişiye ulaştık. 1750 metredeki bazı yerlere istasyon kurarak, bazı yerlere de ekip üyeleri tarafından izlek yaparak kurtarma çalışması tamamladık. Bu sayede iki kişiyi sağ salim aşağıya indirdik”

  • Şehit Madencinin Ailesi Yaşam Savaşı Veriyor

    Zonguldak’ın Alaplı ilçesinde ikamet eden maden şehidinin ailesi zor koşullarda yaşam mücadelesi veriyor. Şahit madenci eşi biri epilepsi, diğeri böbrek yetmezliği hastası oğluna aldığı 700 TL maaş ile bakmaya çalışıyor.

    Alaplı ilçesine bağlı Musabeyli Köyü’nde biri epilepsi diğeri böbrek yetmezliği hastası iki oğlu ile birlikte yaşayan şehit madencinin eşi zor şartlarda yaşam savaşı veriyor. Eşi Yaşar Günay’ın 1983 yılında Kandilli’de ki maden ocağında şehit olmasının ardından Çetin ve Tuncay isimli iki oğlu ile baş başa kalan anne Şahizar Günay, devlet yetkililerinden kendilerine sahip çıkmalarını istiyor.

    Ailenin zor koşullarda yaşadığı bilgisini alan Zonguldak Maden Şehitleri Aileleri Derneği Başkanı ve Amele Birliği Armutçuk Şube Başkanı Çetin Yiğit, köy muhtarı Cengiz Duman ile birlikte maden şehidi ailesini ziyaret etti. Musabeyli Köyü’nde ki aileye Armutçuk TTK’da çalışan maden işçilerinden toplanan ve Zonguldak Maden Şehitleri Aileleri Derneği’nden bir miktar maddi yardımda bulunan Yiğit, kendilerine maddi ve manevi olarak her zaman sahip çıkacaklarını söyledi. Zonguldak başta olmak üzere Türkiye’de birçok maden şehidinin benzer sıkıntılar yaşadığını dile getiren Zonguldak Maden Şehitleri Aileleri Derneği Başkanı Çetin Yiğit “Madencilerimiz ailelerinin geçimini sağlamak ve ülke ekonomisine katkı sunmak için maden ocaklarında can veriyor. Ne yazık ki o maden şehidi defin edilene kadar hatırlanıyor ve ondan sonra kimse hatırlamıyor. Hükümetimiz Soma’da yaşanan ve 301 madencimizin hayatını kaybettiği olayla ilgili özel bir yasa çıkarttı. Fakat benzer durumda olan diğer maden şehidi aileleri bu yasadan faydalanamadı. Düşünebiliyor musunuz? Musabeyli Köyü’nde ki şehit madenci ailesi 700 TL ile geçinmeye çalışıyor. Şehidimizin bir çocuğu epilepsi hastası, sürekli doktor kontrolünde. Diğeri böbrek yetmezliği nedeniyle haftada üç gün diyalize giriyor. Bu aile 700 TL ile nasıl geçinsin. Bu çocuklardan en azından bir tanesine devletimiz sağlık koşullarını da göz önünde bulundurarak uygun bir iş verse aile kendi ihtiyaçlarını karşılayacak duruma gelir. Biz dernek olarak bu tür örneklerle çok karşılaşıyoruz. Bu nedenle de sayıları çok olmayan şehit madenci ailelerinin Soma yasasından faydalandırılmasını istiyoruz. Şu ana kadar gerek milletvekilleri ve gerekse bakanlıklar düzeyinde birçok girişimde bulunduk. Bize sürekli çalışma yapıldığı yada yapılacağı söylendi. Ancak şu ana kadar nihayete ermiş bir girişim söz konusu değil. Buradan bir kez daha milletvekillerimize, bakanlığa sesleniyorum; şehit madenci ailelerine sahip çıkalım. Onları kaderleri ile baş başa bırakmayalım” dedi.

  • Birinci Dünya Savaşı Şehitlerinden Piyade Er İbrahim Oğlu Kasım Anıldı

    Birinci Dünya Savaşı şehitlerinden Piyade Er İbrahim oğlu Kasım’ın torunu Zübeyde Gürbüz, “Çok seviyorum memleketimi, vatanımı. Şimdi bana ’şu anda asker ol’ deseler askerlik yapabilirim” dedi.

    Genelkurmay Başkanlığı, video paylaşım sitesi Youtube’daki hesabı üzerinden “Türkiye Şehitlerini Anıyor” etkinliği kapsamında Birinci Dünya Savaşı şehitlerinden Piyade Er İbrahim Oğlu Kasım için Harbiye Askeri Müzesi ve Kültür Sitesi Komutanlığı’nda düzenlenen törenin görüntülerini paylaştı. Törende duygularını dile getiren şehit Piyade Er İbrahim oğlu Kasım’ın torunu Zübeyde Gürbüz, “Çok seviyorum memleketimi, vatanımı. Şimdi bana ’şu anda asker ol’ deseler askerlik yapabilirim. İçimden geliyor” dedi.

    Şehit Piyade Er İbrahim oğlu Kasım’ın torunu Ethem Gürbüz ise, “Ne diyeceğimi bilemiyorum, çok yoğun duygu yüklüyüm. Şehitlerimiz ve Başkomutanımız Mustafa Kemal Atatürk, silah arkadaşları ve sizin huzurunuzda saygıyla eğiliyorum” ifadelerini kullandı.

    “DEVLET BANA NE YAPTI DEMEYECEĞİZ”

    Şehit Piyade Er İbrahim oğlu Kasım’ın torunu Bülent Gürbüz de, “Bizim tek görevimiz sadece doğrulukla vatan için çalışmak. Vatan bana ne yaptı, devlet bana ne yaptı demeyeceğiz. Biz devletimize ne yapabildik, biz devletimize borcumuzu ödeyebildik mi diyeceğiz. Önce vatan bu anlama geliyor” diye konuştu.

    “MEHMEDİM, YAVRUM SENİ BİR KERE BİLE GÖREMEDİM’ DEDİ VE KELİME-İ ŞEHADET GETİREREK ŞEHİT OLDU”

    Şehit Piyade Er İbrahim oğlu Kasım’ın şehadete uzanan yolculuğunu anlatan Albay Erhan Altunok, Kasım’ın Birinci Dünya Savaşı sırasında Felahiye Cephesi’nde kumandanı Muzaffer Bey ile beraber şehit düştüğünü anlattı. Törenin metin yazarlığını ve sunuculuğunu yapan Albay Erhan Altunok, şehidin öyküsünü şöyle anlattı:

    “Bölük Komutanı Yüzbaşı Muzaffer Bey, cepheden cepheye koşarken Felahiye’de boğazından bir mermi yiyor. Onu çok seven askerleri düştüğünü görünce komutanlarını kucaklarına almaya çalışıyorlar. Fakat Muzaffer Bey konuşamıyor, ağır yaralı. Bir el işareti ile kağıt kalem yapmaya çalışıyor ve cebinden bir zarf çıkartıyorlar. O zarfın üzerine titreyen parmaklarıyla bir şeyler yazıyor. Okuyorlar, kıble ne tarafta diye soruyor. Hemen Mehmetçikler komutanlarını kıbleye doğru çeviriyorlar. Kelime-i şehadet getiriyor ve bir işaret daha yapıyor, bir kez daha uzatıyorlar kalemi ve bir şey daha yazıyor. Okuyorlar şöyle yazmış, ’Bölük intikamımı alsın.’ İbrahim oğlu Kasım da işte bu cephenin askeri, Muzaffer Kumandan’ın eri. Nevşehir ilimizin Gülşehir ilçesinin Eski Yaylacık köyünde dünyaya geldi. Annesi Elmas Hanım, babası İbrahim Bey’di. Yokluk ve yoksulluk içerisinde çobanlık yaparak nafakasını çıkarmaya çalışan bir garibandı. Yağlı güreşlere meraklıydı, pehlivandı. Sırtını yere getiren de olmazdı. Askerlik çağı da gelmişti. Davulla zurnayla yolcu ettiler. Askerde Mehmet adında bir oğlunun dünyaya geldiğini öğrendi. Sevinç içinde sakladığı birkaç lokumu arkadaşlarına o heyecanla hediye etti. Felahiye’de intikam yemini eden o Mehmetçikler arasındaydı ve bir aslan gibi fırladı. Dar etti düşmana er meydanını, ta ki kör bir kurşun onun da göğsüne saplanana, dizlerinin bağını çözene kadar. ’Mehmedim, yavrum seni bir kere bile göremedim’ dedi ve kelime-i şehadet getirerek aziz ruhunu Allah’ına huşu içerisinde teslim etti. Bu haberi aldığında eşi Urkuş Hanım, Mehmet’i emziriyordu. Öyle üzüldü ki bir ay dolmadan sadece bir ayı geçmeden şehit kocasının yanına cennete gidiverdi. Rahmete kavuştu. Hem annesiz hem babasız kalan Mehmet, her yokluğa rağmen ’önce vatan’ diyen evlatların babası oldu. O evlatlar, o torunlar şuanda burada dedelerinin hatırasını dinliyor bizimle birlikte.”

    ŞEHİT POLİSİN BABASI: “YAVRUM, EVLADIMIN MAKAMI ŞEHİTLİK OLDU. BİR GİDER BİN DOĞARIZ”

    Bu ay terör örgütüne yönelik operasyonlar sırasında Diyarbakır’da şehit düşen Özel Harekat polisi Orhan Dilekçi ve Van’da şehit olan polis Önder Ertaş’ın da anıldığı törende duygulu anlar yaşandı. Törende Albay Erhan Altunok, şehit Özel Harekat polisi Orhan Dilekçi’nin babası Mehmet Dilekçi’nin cenaze töreni sırasında bir askerle diyaloğunu da paylaştı. Cenaze töreninde “Polis arkadaşlarıyla beraber kol kola, yan yana, diz dize, yürek yüreğe askerlerimiz, komutanlarımız da vardı” diyen Altunok, “O askerlerden birisi şehit babası Mehmet Dilekçi’ye sordu. ’Baba bizden bir emrin var mı? Bir dileğin var mı?’ diye. Şehit babası ise, ’Yavrum evladımın makamı şehitlik oldu. Bir gider bin doğarız. Vatan sağ olsun. Yalnız şehit oğlumun görev yaptığı yere gidin sorun oradaki esnaflara, bir danışın oğlumun borcu falan var mıymış? Varsa biz ödeyelim, oğlumu kul hakkı ile yolcu etmeyelim’ dedi. Sen nasıl bir mübarek babasın. Biz de senin oğlunuz. O mübarek ellerinden öperiz” ifadelerini kullandı.

    ŞEHİT POLİSİN MESLEKTAŞLARINDAN DUYGUSAL SÖZLER

    Şehit Polis Önder Ertaş’ın arkadaşlarının sözlerini de anlatan Altunok, şöyle devam etti:

    “Arkadaşları arkasından gözyaşları döktüler ve seslendiler şehit arkadaşlarına, ’Vay benim yiğit gardaşım, vay benim gınalı guzum vay ki vay. Sen şehit oldun he mi? Vay benim can yoldaşım vay ki vay. Ekmeğimi bölüştüğüm, suyumu üleştiğim, gece gündüz dertleştiğim gardaştan öte arkadaşım. Yoktu seninle kan bağımız, ama vardı can bağımız. Vay benim yüreği güzelim, özü sözü bir yiğidim. Ey panzercilerin kralı yaktın ömrümü bitirdin. Sen şehit oldun emi? Ben şimdi anana ne derim? Be hey koca Kozanlı, be hey Adanalı, be hey Toroslar’ın yiğidi, oğlun oldu diye sevinmiştin. Sünnetini yapamayacak mısın? Damatlığını göremeyecek misin? Kızım oldu diye bayram etmiştin. Düğününde oynayamayacak mısın? Kim bağlayacak şimdi onun beline o kırmızı kurdeleyi? Sen şehit oldun he mi yiğidim. Ben şimdi bunu onlara nasıl derim? Be hey Toroslar’ın yiğidi kabul etsin şehadetini Allah, bize de nail eylesin. Sen şehit oldun he mi kahramanım. Ben şimdi bunu yengeme nasıl derim.”

    Törenin sonunda şehitler için dua okundu.

  • Liseli Ayşegül Yaşam Savaşı Veriyor

    Aydın’ın Kuyucak ilçesinde arkadaşları ile parkta dinlenirken aniden fenalaşan ve beyin kanaması geçirdiği öğrenilen lise 2. sınıf öğrencisi genç kız 3 gündür yaşam mücadelesi veriyor.

    Geçtiğimiz Çarşamba günü öğle yemeği saatinde sınıf arkadaşlarıyla birlikte bir parka yemek yemeye giden Kuyucak Çok Programlı Anadolu Lisesi 2. Sınıf öğrencisi 17 yaşındaki Ayşegül Çakırlı, sohbet ederlerken biranda fenalaşınca arkadaşları 112 Acil Yardım ekiplerine haber verdi. Olay yerine gelen sağlık görevlileri Çakırlı’yı önce Kuyucak Sağlık Ocağına oradan da Nazilli Devlet Hastanesi’ne getirdi. Beyin kanaması geçirdiği öğrenilen Ayşegül yoğun bakım ünitesinde tedavi altına alındı. 3 gündür ölüm kalım savaşı veren Ayşegül için hem ailesi hem de okul arkadaşları dua ederek genç kızdan gelecek bir müjdeli haber bekliyor.

  • Çanakkale Savaşı Gezici Müzesi Korkuteli’de

    Çanakkale Savaşında kullanılan tarihi eşyaların bulunduğu, Çanakkale Savaşı Gezici Müze TIR’ı Korkuteli Cumhuriyet Meydanında halka kapılarını açtı. Çanakkale Savaşı’nda kullanılan tarihi eşyaların bulunduğu, Çanakkale Savaşı Gezici Müze TIR’ı Korkuteli halkına kapılarını açtı. Müzede, Çanakkale Destanını anlatan fotoğraflar, mektuplar, savaşta kullanılan malzemeler sergileniyor.

    Çanakkale’de yaşananları anlatmak için Türkiye’yi karış karış gezdiklerini belirten araç müze yetkilisi, “Çanakkale şehitlerimizin milli, manevi değerlerini ve Çanakkale’de yaşananları anlatmak ve Çanakkale’yi ziyaret edemeyen vatandaşlarımız için tarihimizi daha yakından tanıtabilmek amacıyla Türkiye’yi karış karış geziyoruz. Müzemizde Çanakkale destanını anlatan fotoğraflar, mektuplar, hatıralar, mermiler, savaşta kullanılan alet ve envanterler bulunmaktadır. Çanakkale’yle özdeşmiş hediyelik eşyalarında Çanakkale Savaşı Gezici Müzesi aracımızda bulabilirler” dedi.