Etiket: Savaşçıları

  • Köyceğiz’de alev savaşçıları sezona hazır

    Köyceğiz ve Dalaman Orman İşletme Müdürlüklerinde yangın söndürme ekiplerinin iş başı eğitimleri yapıldı.

    Muğla Orman Bölge Müdürlüğünce orman yangınlarına karşı görev yapan ekiplerin iş başı eğitimleri devam ediyor. Orman Yangınlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde yapılan ve alev savaşçılarının eğitimden geçirilip tatbikat yaptırıldığı programın ikincisi Köyceğiz’de gerçekleştirildi.

    15 Haziran Perşembe günü yapılan tatbikatta Köyceğiz ve Dalaman Orman İşletme Müdürlüklerinde görev yapan ilk müdahale aracı, tanker ve arazöz ekipleri eğitimden geçirildi.

    Muğla Orman Bölge Müdürü Mehmet Çelik, orman yangınlarıyla mücadelede görevli tüm ekiplerin iş başı eğitiminden geçirildiğini belirterek, Muğla Orman Bölge Müdürlüğünün hem kara hemde hava güçleriyle birlikte orman yangınlarına karşı hazır olduğunu söyledi.

    Bölge Müdürü Çelik, Köyceğiz’de gerçekleştirilen eğitim ve tatbikat öncesi işçilerle bir araya gelerek sohbet etti. Çelik, hatasız kazasız bir yangın sezonu diledi.

    Orman yangınlarıyla mücadele en ön safta mücadele eden yangın söndürme işçileri ve arazöz ekiplerinin 2017 yılı iş başı eğitimleri yapılıyor. Orman Yangınlarıyla Mücadele Şube Müdürlüğü koordinesinde Şube Müdürü Vekili Suat Ünal, Şube Mühendisleri İsmail Durak, ve Hasan Sağlar tarafından verilen eğitimler teorik ve uygulamalı olarak iki aşamada gerçekleşiyor.

    Eğitimlerde araç gereçlerin kullanılmasında dikkat edilecek hususlar, arazözlerde su pompası kullanımı ve bakımı, malzemelerin kontrolü, kişisel koruyucu güvenlik malzemelerin kullanımı ve bakımı, tim oluşumu ve yangına müdahale şekilleri konularında bilgi veriliyor.

    Eğitim sonlarında ekipler arasında yarışma düzenleniyor. Ekip ruhunun oluşturulması, hızlı ve etken müdahale amacıyla ekipler arasında hortum serme ve hortum ucuna en erken suyu verme yarışması yapılıyor. 300 metre hortumu en erken seren ve arazözden hortum ucuna en erken suyu veren ekipler ödüllendiriliyor.

  • Kanser savaşçıları ödüllendirildi

    “Sen İste Yeter, Kanser Çeker Gider” projesi ödül töreninde 3 kategoride dereceye giren 115 öğrenciye ve 5 okula hediyeleri verildi.

    Samsun Halk Sağlığı Müdürlüğü, Samsun Milli Eğitim Müdürlüğü ve Samsun Büyükşehir Belediyesinin işbirliği ile yürütülen Sen İste Yeter, Kanser Çeker Gider projesinin 2. ödül töreni Samsun Büyükşehir Belediyesi Şehit Astsubay Ömer Halisdemir Konferans Salonu’nda gerçekleşti.

    17 ilçeden 300 okulun yarıştığı projede, kolaj, slogan ve yönlendirme kategorilerinde dereceye girenlere ödülleri verildi. Proje koordinatörü Dr. Elif Özkaya, konuşmalar öncesinde kanser ve erken teşhisle ilgili sunum gerçekleştirdi.

    Sunumun ardından proje hakkında bilgiler veren Halk Sağlığı İl Müdürü Dr. Mustafa Kasapoğlu, “Sayın Valimizin himayesinde, Büyükşehir Belediyesi ve İl Milli Eğitim Müdürlüğü işbirliği ve Halk Sağlığı Müdürlüğünün koordinatörlüğü ile ‘Sen İste Yeter, Kanser Çeker Gider’ adlı proje yarışmasının bu yıl ikincisi düzenlenmiştir. Ortaokullardaki tüm öğrencileri kapsayan 3 kategoriden oluşan yarışmada 5., 6. sınıflar görsel tasarım ile, 7., 8. sınıflar slogan ile, tüm ortaokul öğrencileri ise yönlendirme kategorisi ile yarışmaya katılmışlardır. 12 Ekim 2016 – 31 Mart 2017 tarihleri arasında gerçekleştirilen proje ile öğrencilerin, yaptıkları araştırmalarla kendilerinin ve ailelerinin kanserden korunma yöntemleri, taranabilir kanserler ve tarama merkezleri hakkında farkındalıklarının artırılması, ayrıca kanser taramalarına yakınlarının yönlendirilmesi hedeflenmiştir. Yarışma sonunda toplam 143 okuldan 508 öğrenci, 2005 kişiyi kanser taramalarını yaptırmak üzere KETEM’lere ve Toplum Sağlığı Merkezlerine yönlendirmiştir. Yapılan tarama testleri sonucu serviks kanseri taraması yapılan 28 kişi, meme kanseri taraması yapılan 23 kişi ve kalın bağırsak kanseri taraması yapılan 31 kişi olmak üzere toplam 82 kişinin tarama test sonuçları pozitif çıkmış ve ileri tetkiklerini yaptırmak üzere bir üst merkeze yönlendirilmişlerdir. Bu kapsamda ’Sen İste Yeter, Kanser Çeker Gider’ projesinin amacına ulaşmasında katkısı olan ve projenin her aşamasında emeği geçen tüm kurumlara ve değerli öğrencilerimize teşekkür eder, dereceye giren herkesi tebrik ederiz” dedi.

    Daha sonra konuşan İl Milli Eğitim Müdürü Coşkun Esen de böyle yararlı bir projenin paydaşı olmaktan gurur duyduklarını belirtti.

    Konuşmaların sonunda 15 öğrenciye bisiklet, 100 öğrenciye kırtasiye seti ve 5 okula spor paketi verildi.

  • Görünmeyen mikropların görmeyen savaşçıları

    Görme engelli iki arkadaş, Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Merkezi Sterilizasyon Ünitesinde ameliyatlarda kullanacak malzemeleri hazırlıyor. Görmeyen gözlerle mikroplara savaş açan Eylem Akay ve İsa Filiz, görme engellilerin santral dışında da pek çok alanda çalışabileceğini gösteriyor.

    Türkiye’nin ilk merkezi sterilizasyon ünitesini bünyesinde bulunduran Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesinde çalışan Eylem Akay ve İsa Filiz, görmeyen gözlerine rağmen mikroplarla savaşıyor. Ameliyatlarda kullanılacak en hassas malzemelerin hazırlık aşamasında ekip arkadaşları ile birlikte çalışan Akay ve Filiz, görme engellilere imkan tanınırsa pek çok alanda başarılı olabileceklerini söylüyor.

    “El alışkanlığı oldu”

    İsa Filiz ile birlikte 2004 yılında tamponlara iğneleme işlemi yapmak üzere işe başladıklarını, 2011 yılında ise merkezi sterilizasyon ünitesine geçtiklerini belirten Eylem Akay, yaptıkları işi şu sözlerle anlattı:

    “Burada iğneli tamponlar yapıyoruz. 10’lu tamponları paketliyoruz. İlk başlarda elime hep iğne batırıyordum ama artık elim alıştı. Gazlı bezlerden 10’ar tane hazırlamamız gerekiyor. Elime bir tutam gazlı bez alıp saydığımda tam 10 tane aldığımı anlıyorum. 12 senede artık el alışkanlığı oldu. Hastanenin tüm tampon çeşitlerini sterilize edilmek üzere paketliyoruz.”

    “Yeter ki imkan tanınsın”

    Çalışma arkadaşlarıyla iyi bir diyalogları olduğunu ve hep birlikte mikroplarla savaştıklarını söyleyen Akay, “Yeter ki engelli arkadaşlarımıza imkan tanınsın. Pek çok alanda biz de çalışabiliriz. Dokuz Eylül Üniversitesine müteşekkiriz. Diğer kurumlara engellilerin nasıl çalışabileceğini gösteriyor. Diğer insanlar gibi biz de kaynaşarak hep beraber çalışıyoruz. Kurumumuzdan çok memnunuz. Görme engelliler santral dışında böyle işler de yapabilirler. Görme engelli arkadaşlarımızın değişik alanlarda çalışabileceklerini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı.

    “Altın teri ile para kazanıyoruz”

    Eylem Akay ile hem arkadaş hem de ekip olduklarını vurgulayan İsa Filiz ise günde 7 bin paketleme işlemi yaptıklarını ve 10’arlı tampon hazırlamaları gerektiği için yaptıkları işin riskli olduğunu belirtti. Filiz, şunları söyledi:

    “Başını yastığa koyduğun zaman alın teri dökerek kazandığın para için rahat uyuyabiliyorsun. Biz bir hastanın şifa bulması için mücadele ediyor ve mikroplara savaş açıyoruz.”

    Türkiye’nin ilk merkezi sterilizasyon ünitesi

    Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi Merkezi Sterilizasyon Ünitesi Sorumlusu Hülya Erbil de, ünitedeki çalışmaları şu şekilde anlattı:

    “Burası 1997 yılında Türkiye’de ilk kez kurulan merkezi sterilizasyon ünitesi. Daha önce hastanenin içerisindeki belli odalarda yapılan işlemler Türkiye’de ilk defa böyle büyük bir merkezde uygulanmaya başlandı. Ünitemiz; kirli bölge, temiz bölge ve steril bölge olmak üzere üç kısma ayrılıyor. Kirli bölgede, müdahale sırasında kullanılan tıbbi aletleri alıyoruz. Bu aletler dezenfeksiyon işlemlerinden geçiyor. Daha sonra arkadaşlarımızın çalıştığı temiz bölgede bu aletlerin sayım ve paketleme işlemleri yapılıyor. Yani bu alan kontrol ve paketlemenin yapıldığı bir alan. İsa Bey ve Eylem Hanım, tampon çeşitlerini sayıya göre paketliyor. Paketlenmeden sonra sterilizasyon işlemi başlıyor. Buradaki döngümüz, kirli malzemenin bize ulaşmasıyla başlıyor, sterilize edilmiş malzemenin kullanıcıya ulaşmasıyla sonlanıyor.”

    “Mikroplara karşı savaş veriyoruz”

    Eylem Akay ve İsa Filiz’in, sayısal önemi olan ve hastanenin en önemli bölümlerinden birinde çalıştığını kaydeden Erbil, “Arkadaşlarımızın hazırladığı bu malzemeler direkt olarak ameliyatta kullanılıyor. Onlara inanarak, güvenerek bu görevi verdik. Onlar da her zaman en doğru şekilde yerine getiriyorlar. İletişimde asla sorun yaşamadık. ‘Görme engelliler sadece şu alanda çalışır’ gibi bir sınırlamamız olmadı. Bu sayede biz de onların çalışması ile iyi bir iş çıkarmış oluyoruz. Kullanılan her tıbbi malzeme bize geliyor. Bu malzemenin güvenilir ve hastaya en doğru şekilde ulaşması için sarf edilen çaba eğer mikroplarla savaşmaksa, evet biz bu savaşı veriyoruz” dedi.

  • Ateş savaşçıları Sakarya için çalışıyor

    Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Dairesi Başkanlığı, 2016 yılında 3 bin 901 yangına müdahale ederken, bin 243 kurtarma operasyonuna katıldı.

    Yangın, kaza ve kurtarma operasyonları ile vatandaşların imdadına koşan Sakarya Büyükşehir Belediyesi İtfaiye Daire Başkanlığı, 2016 yılında 5 binin üzerinde olaya müdahale etti. İtfaiye Daire Başkanlığı ekiplerince, yıl boyunca toplam 3 bin 901 yangına müdahale edilirken, bin 243 kurtarma operasyonu düzenlendi. Düzenlenen kurtarma operasyonlarından 633 tanesi hayvanlar ile ilgili olurken, 114 adet yangın tedbiri, 625 ton su verme, 351 ton yıkama ve sulama, 276 adet baca temizliği ve 13 saat su çekme hizmeti sunuldu.

    2016 yılı içerisinde toplam 348 adet faaliyet düzenlendi. Bu faaliyetlere 31 bin 693 kişi katıldı. 105 adet tatbikat eğitimine 21 bin kişi katılırken, düzenlenen 66 seminerde ise 3 bin 540 kişiye ise bilgi verildi.

  • (Özel Haber) Ateş Savaşçıları Görev Yerlerine Uçtu

    Orman ve Su İşleri Bakanlığı emrinde görev yapan Türk Hava Kurumu Yangın Söndürme Uçakları eğitim faaliyetlerini tamamlamak üzere görev bölgelerine uçtu.

    Uçuş öncesi İhlas Haber Ajansı’na konuşan Gökçen Havacılık İktisadi İşletmesi Genel Müdürü Erdoğan Aslantaş, şunları söyledi:

    “Gökçen Havacılık İktisadi İşletmesi Genel Müdürüyüm aynı zamanda THK Yangın Söndürme Uçaklarından pilot olarak uçmaktayım. 2016 yılı orman yangınlarıyla mücadele kapsamında CL-215 uçaklarıyla İzmir’e intikale başlamış bulunmaktayız. Bu yıl, üçü kaptan pilot olmak üzere toplam 20 pilot ve 5 uçakla görev alacağız. Bu yılki planlamamıza 6 tane yabancı kaptanı dahil ettik. Bugün yangın söndürme uçağımızla İzmir Adnan Menderese Meydanı’na intikal ederek eğitim uçuşlarımıza başlayacağız. Bu eğitim uçuşları esnasında herhangi bir yangın çıktığı takdirde Orman Bakanlığı’nın yönlendirmesiyle her türlü yangına müdahale edecek imkana sahibiz. Görev verildiği takdirde ekiplerimiz, 15 dakika içerisinde kalkış yaparak, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içerisinde yangınlara müdahale edebilir. Orman Bakanlığı tarafından yurt dışında veya komşu ülkelerde olabilecek bir yangınlara müdahale kapsamında görevlendirildiğimiz takdirde de etkinlikle faaliyet göstermekteyiz.”

    HAYAT KURTARMAK İÇİN SU BOMBARDIMANI

    “Hayat kurtarmak için yapılan tek bombardıman, CL-215 uçakları ile yapılan su bombardımanıdır” diyen Aslantaş şöyle devam etti:

    “Uçaklarımız bir sortide 6 saat havada kalabilmekte fakat bunun 3 saati yangınlara etkin bir şekilde müdahale edebilmektedir. Yangın bölgesi ile su kaynağının arasındaki mesafeye bağlı olarak yapabildiğimiz müdahale sayısı değişmektedir. Geçmiş yıllarda edindiğimiz tecrübelere göre 3 saatlik görev süresi içerisinde herhangi bir yangına 20 sefer su dökebildik. Bu seferlerin her birine meslekte ’drop’ denir. Her seferinde 6 ton su aldığımızı değerlendirirsek 3 saatlik süre içerisinde bir yangına 120 ton su dökmüş oluyoruz. CL-215’ler dünyada orman yangınlarıyla mücadelede en etkili uçaklardan birisi olarak değerlendirilmektedir.”

    THK PİLOTLARI YOĞUN İLGİDEN ŞİKAYETÇİ

    “Biz bir göle veya denize su almak için alçaldığımız zaman bölgede bulunan gemi ve diğer su üstündeki vasıtalar bizimle yarışa kalkıyorlar” ifadesini kullanan Aslantaş, “Halbuki biz oraya bir acil durum için geliyoruz. Acil bir yangın, doğal afet var, su almak için alçalıyoruz, evet merak güzel bir konudur, uçağa yaklaşarak bizi görmeye çalışıyorlar. Halbuki biz o alçalma esnasında 10 saniye içinde 6 ton su alıp havalanıp yangına gidiyoruz. Bizim önümüze çıkmaları bizim oradaki riskimizi arttırmakta. Kısa sürede alacağımız suyu emniyetli bir şekilde alamayacağımız için zaman harcamamıza neden olmaktadır. Uçağımız orman yangınları ile mücadele ettiği için önceliğe sahiptir. Nasıl trafikte ambulans önceliğe sahipse. Bizim uçağımızda bir su kaynağına su almak için alçaldıysa önceliğe sahiptir. Halkımızdan özellikler rica ediyoruz. Biz alçaldıysak kendi emniyetleri ve doğal afeti en kısa sürede engelleyebilmek için bizim etrafımızdan uzaklaşın” diye konuştu.

    UÇAĞIN ÖZELLİKLERİ

    Aslantaş uçağın özelliklerini ise şöyle anlattı:

    “Su sistemimiz uçağın ortasında 2 farklı depodur. Ayrı kapakları vardır. Şu iki kapak açıldığı zaman 3’er tondan yaklaşık 6 ton suyu aşağıya bırakır. Köpüklü olur. Yangının oksijenle bağlantısını keserek yangını anında söndürür. Suyu alma sistemi de her depo için ayrı probu açarız. Elektrikli olarak probu açıp, 10 saniyede 6 ton suyu alır. Ve yangın bölgesine gideriz. Bu su alma işi zordur. Bir acil durum gibidir. Bazen 1 saatin içinde yangın bölgesi yakın ise 20 kere yangına su attığımız oluyor. Yani yaklaşık 40 defa acil durum yaşıyoruz. Yani işimiz bu kadar sıkıntılı ve zor. Uçağımıza önden baktığımızda, gövde görüntüsü tekne gibidir. Uçağımız amfibik bir uçaktır. Amfibik tescillidir. Tekerleri ve kapakları kapattığımız zaman bütün görüntü suyun üstündeki tekne görüntüsüdür. Aynı zamanda palyonlar da kanatları. Sudan uzak tutar. Bu şekilde suya tam iniş yapıp, durabiliriz de. Ya da sudan hızlı hareketle 10 saniyede 6 ton suyu alıp kalkabiliyoruz. Suyun üzerinde gaz hareketleriyle sağa sola dönüşlerimiz dahil, rüzgar durumuna göre sudaki engellere göre bu engeller ada gibi sabit engellerde olabilir tekne gibi hareketli engellerde olabilir. Uçağa manevrada kazandırabiliyoruz ama tehditli ve dikkatli olmamız gerekiyor.”