Etiket: Savaşa

  • Berberler Arasındaki Rekabet Savaşa Dönüşüyor

    Eskişehir Berberler ve Kuaförler Meslek Odası Başkanı Fethi Özkara, berber ve kuaförler arasındaki haksız fiyat rekabetiyle ilgili sorunların çözülmemesi halinde adeta esnaf birbirini yiyecek hale geleceğini söyledi.

    Berberler ve kuaförler arasında rekabet her geçen gün artarken, fiyat tarifesine uymayan ve standart tarifeyi uygulayan esnaflar arasında gerginlik sürüyor. Yaşanan bu haksız rekabet nedeniyle bir çok berber ve kuaförün mağdur olduğu kentte, Eskişehir Berberler ve Kuaförler Odası Başkanı Fethi Özkara, berberler ve kuaförlerin fiyat tarifesindeki haksız rekabet ile ilgili sıkıntılarının büyük olduğunu vurguladı. Başkan Özkara, “Camda asılan yazılar ile insanları kandırarak, hareket edilmesi meslektaşların, diğer meslektaşlarına zarar verdiği gözükmektedir. Bu açıdan ciddi anlamda önlem alınması gerekiyor. Fiyat tarifeleri azami hadleri gösterir tanımlamasından kaynaklanıyor. Burada fiyat tarifesinin azami ve asgari fiyatları göstermesi, piyasada oluşan aşırı fiyat farkını önleyecektir. Ancak bunun değişmesi gerektiğiyle ilgili gerekli bakanlığa her türlü yazışmalarımızı yaptık. Eğer bunları düzeltmezler ise, ciddi anlamda esnafın sıkıntıları artacaktır” ifadelerini kullandı.

    “ESNAF BİRBİRİNİ YİYECEK HALE GELECEK”

    Özkara, kendilerinin esnaflık ve sanatkarlık ticaretini yaptıklarını söyleyerek, “İşte burada bir kargaşa, bir sıkıntı var. Bunun düzelmesiyle ilgili Bakanlıkta çalışmalar var, ama bir an önce olmalı. Yoksa esnaf birbirini yiyecek hale gelecek. Esnaf ayakta durma savaşı verirken, rekabet karşıdan güzel görünüyor. Oysa insanlara rekabet daha çok zarar veriyor, çünkü bir yapılan işi karşıdaki müşteri aynı yapılan işlem olarak görüyor ve fiyatın aynı olmasını istiyor. Oysa hizmetlerde de farklılıklar var, bu farklılıklar sayesinde fiyat değişimleri ortaya çıkıyor. Bunu insana anlatabilecek esnafımız zor durumda çünkü anlatamıyor. Bu yüzden bu farklılığı ortadan kaldırmak için Tarifeler Kanunu’nun düzelmesi gerekiyor, insanlarımızı gerçekten zora sokuyor. Hele camlarına yazı asan 5-10 kardeşimiz yüzünden 550 tane meslektaşımız müşterisi karşısında mağdur duruma düşüyor. Diyoruz ki, Berberler ve Kuaförler Meslek Odalarına ses verilsin. Bunlar çözülürse, esnaf daha güzler yüzlü daha iyi hizmet eder” şeklinde konuştu.

  • Minik Kalbi, Savaşa Ve Ölen Babasına Dayanamadı

    Babasını Suriye’deki iç savaşta kaybettikten sonra annesiyle birlikte Bursa’ya göç eden 4 yaşındaki İsmail, kalbine yenik düştü.

    4 yaşındaki Suriyeli İsmail, babası iç savaşta hayatını kaybettikten sonra annesi Nisrin Maktabi ile birlikte Bursa’ya göç ettiler. Bursalı hayırseverlerin yardımıyla ihtiyaçları karşılanan aile burada 3 aileyle birlikte bir eve yerleştiler. Ancak kalbinden rahatsızlığı bulunan minik İsmail ameliyat edilmek üzere merkez Yıldırım ilçesinde bulunan Yüksek İhtisas Hastanesine kaldırıldı. Minik İsmail’i hayırseverler burada da yalnız bırakmadı. Masrafları devlet tarafından karşılanan ameliyatından bir gece önce hastanedeki odasında İsmail’i ziyaret eden hayırseverler ona birçok oyuncak hediye etti. Hediye edilen oyuncaklar ve ziyarete gelen hayırseverler sayesinde yüzü gülen minik Suriyeli, ameliyattan çıktıktan sonra hayatını kaybetti.

    İsmail’in ölümü için şaşkın ve üzgün olduklarını belirten Yetiştim Yardımlaşma Derneği Başkanı Muhammed Korkmaz, “Oyuncakları götürdüğümüz zaman yüzündeki gülümseme hala aklımda. Ben bu kadar sevinen başka bir çocuk daha görmemiştim. Ölümünü hiç beklemiyorduk. Çok şaşırdık ve bir o kadar da çok üzüldük. O aileye ve diğer bütün ailelere de yardımlarımız devam edecek” dedi.

  • Galatasaray Taraftarı İzmir’deki Maça Savaşa Gelir Gibi Gelmiş

    İzmir’de, Karşıyaka ile Galatasaray arasında oynanan Ziraat Türkiye Kupası maçında, olay çıkaran 6’sı Galatasaray taraftarı 10 kişi yakalanırken, bir Galatasaray taraftarının Karşıyaka taraftarı sanıldığı ve kendi takımının taraftarları tarafından boynundan bıçaklandığı öğrenildi. Öte yandan şehir dışından maça gelen Galatasaray taraftarında; patlayıcı maddeler, havai fişek, bıçak, sallama, satır, taş ve sopa ele geçirildi.

    Geçen Salı günü, İzmir Atatürk Stadyumunda oynanan Karşıyaka SK-Galatasaray A.Ş. takımları arasındaki Ziraat Türkiye Kupası futbol müsabakası öncesi İzmir Emniyet Müdürlüğü Spor Güvenliği Şube Müdürlüğü ekipleri yoğun güvenlik önlemi aldı. Maçı izlemek üzere çevre illerden İzmir’e gelen Galatasaray taraftarları için İzmir girişlerinde oluşturulan arama noktalarında alınan mahkeme kararı ile yapılan aramalarda; patlayıcı maddeler, havai fişek, bıçak, sallama, satır, taş ve sopa ele geçirildi. Stadyum çevresinde 1 şahsın üzerinde sallama diye tabir edilen kesici alet ele geçirildi, tribünlerde meşale yakan 4 şahıs tespit edildi.

    KENDİ TARAFTARINI BIÇAKLADILAR

    Müsabaka öncesinde Galatasaray taraftarının giriş yaptığı İZULAŞ Kapısında Galatasaray taraftarlarınca Serhat S. isimli şahıs hayati tehlike olmayacak şekilde boynundan bıçakla yaralandı, şahsın alınan ifadesinde; kendisini Karşıyaka taraftarı zannederek İstanbul’dan gelen Galatasaray taraftar grubunun saldırdığını, çıkan arbedede bıçakla yaralandığını, kendisinin de Galatasaray taraftarı olduğunu söylediği öğrenildi.

    10 KİŞİ YAKALANDI

    Maç öncesi ve sonrasında tüm olaylara karışan 4 Karşıyaka taraftarı ve 6 Galatasaray taraftarı yakalanırken, 6222 Sayılı Sporda Şiddet ve Düzensizliğin Önlenmesine Dair Kanuna uygun olarak şahıslara spor müsabakalarını seyirden yasaklandığına ilişkin tebliğ yapılarak 6222 sayılı Kanuna muhalefetten adli işlem başlatıldığı bildirildi.

    Öte yandan tribünde meşale yakan ve küfreden taraftarlarla ilgili tespit ve yakalama çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

  • Zonguldak Demokrasi Platformu’ndan “Savaşa Hayır” Eylemi

    Zonguldak Demokrasi Platformu tarafından “Savaşa Hayır” eylemi gerçekleştirildi.

    Madenci Anıtı’nda Zonguldak Demokrasi Platformu tarafından düzenlenen eyleme, CHP İl Başkanı Ahmet Altun, İlçe Başkanı Ebru Uzun, KESK’e bağlı sendikaların şube başkanları, CHP Merkez İlçe Başkanı Elmas Yılmaz, CHP bazı belediye meclis üyeleri ile memurlar katıldı.

    Grup adına konuşma yapan Zonguldak Demokrasi Platformu Dönem Sözcüsü Erdoğan Kaymakçı, “Duymayan kulaklara, görmeyen gözlere de seslenerek Bu topraklarda kimsenin ölmesini istemiyoruz! Sendikalar olarak, meslek örgütleri olarak, demokratik kitle örgütleri olarak biz barışın tarafındayız! Görevimiz, insanlarımızın öldürülmesine seyirci kalmak değil, insanları yaşatmaktır” dedi.

    Kaymakçı açıklamasına şöyle devam etti:

    “Emek ve meslek örgütleri olarak defalarca kez, siyasi iktidarın, savaş politikalarını tırmandırarak ülkemizi sürüklediği “uçuruma” dikkat çektik. Çocukların, kadınların, gençlerin, yoksulların kanının aktığı, anaların gözyaşının kurumadığı, insanlarımızın yıllarca unutamayacakları acılar yaşayacakları ve halkların bir arada yaşama umudunun gittikçe tükendiği bir savaşa ne içeride ne de dışarıda aslı razı olmadığımızı her alanda dile getirdik. Endişelerimizi, taleplerimizi ve çözüm önerilerimizi her fırsatta ve her zeminde tekrarladık. Halkın barış isteğini haykırmak için 10 Ekim’de Ankara’da yapmaya çalıştığımız uyarı mitingi kana bulandı, isimlerini tek tek burada sıralamanın mümkün olmadığı, onur duyduğumuz 101 insan katledildi, yüzlercesi yaralandı. Dünya kamuoyunda lanetlenen bu cani saldırı açığa çıkartılıp tüm sorumluların yargı karşısına çıkartılması gerekirken, 10 Ekim Katliamı protestolarıyla ilgili bizlere soruşturma açıldı. Dünyanın başka bir köşesinde göremeyeceğiniz öyle bir hukuksuzluk ki bu, sendika yöneticilerimizin yanı sıra avukatlarımız da soruşturma kapsamına alındı. Biz emek ve meslek örgütleri olarak, sadece üyelerimize değil, halkımıza karşı da duyduğumuz sorumluluk ve vicdanlarımız gereği, bugün burada bir kez daha ülkemizin yüz yüze kaldığı bu trajediyi dile getirmek, sizin aracılığınızla kamuoyuyla paylaşmak istiyoruz.”

  • Polat: “Biyolojik Savaşa Hazır Olmalıyız”

    Ondokuz Mayıs Üniversitesi(OMÜ) Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazmi Polat, ateşli silahların yerine biyolojik silahlar üretildiğini ve bu savaşa hazır olmak için temel bilimlere önem verilmesi gerektiğini söyledi.

    Biyolojik silahların çeşitli yöntemlerle uygulanmaya başladığını söyleyen OMÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazmi Polat, bununla birlikte artık biyoloji çağına girilmeye başlandığını söyledi. Günümüzde yaşanan çeşitli salgın hastalıkların tesadüfi olmadığını söyleyen Polat, ülkelerin savaş taktiğinin değiştiğini belirtti. Biyolojik çağa hazır olmak gerektiğini vurgulayan Polat, bunun için de temel bilimlere önem verip iyi biyologlar yetiştirilmesi gerektiğinin altını çizdi.

    “ATEŞLİ SİLAHLAR DÖNEMİ BİTMEK ÜZERE”

    Biyoloji çağına yavaş yavaş girildiğini söyleyen OMÜ Fen-Edebiyat Fakültesi Biyoloji Bölüm Başkanı Prof. Dr. Nazmi Polat, “Çağımızı adlandırırken kimi bilgisayar çağı, kimi teknoloji çağı gibi isim verebiliyor. Bu isimlerin her biri kendi açısından bakıldığında haklı olarak görülebilir. Fakat dünyadaki gelişmeler gelecek asra ‘biyoloji çağı’ denilmesine sebep olacak. İnsanlığın ilk dönemlerinden bu yana milletler arasındaki savaş insanlığın gündeminden hiç düşmemiştir. Her an bir yerde savaş var. Günümüzde de öyle. Ateşli silahlar dönemi bitmek üzere. Ateşli silahlar yerine hedef kitlenizi yok edecek, hedef kitlenizi zarara uğratacak biyolojik silahlar yapılmaya başlandı. Biyolojik savaşa hazır olmazsanız, bugün teknoloji için harcadığınız parayı, biyolojik savaş için harcamamız gerektiği sonucunu ortaya çıkarıyor. Biyolojik savaş dünyanın gündemindeyse, bu savaş bir tüp içindeki binlerce bakteri ya da virüsle yapılabilecekse siz de o günkü saldırılara karşı hedef kitlenizi korumak için biyolog yetiştirmek zorundasınız” dedi.

    “BULAŞICI HASTALIKLARIN TÜRKİYE’YE GELMESİ TESADÜFİ DEĞİL”

    Ülkedeki bütün suları istila eden doğal familyayı yok eden adı İsrail sazanı denilen bir türle karşı karşıya olduklarını söyleyen Polat, “Her gittiği ortamda da diğer balık familyasının azalmasına yönelik bir gelişme gösteriyor. Yakın bir geçmişte yaşadığımız kuş gribi gibi bir hadise Türkiye’nin Orta Doğu ve Asya’daki tavuk etinden kaynaklanacak pazarını yok etti. Bir kuş gribi hadisesiyle Türkiye de bile tavuk eti yetiştiremez olduk. Kuş gribinden sonra karşılaştığımız Kırım Kongo kanamalı ateşine sebep olan kenenin dağılışın artması ancak insanların ölümünden sonra gündemimize girdi. İzmir’deki asma bahçelerine musallat olan Amerikan asma bitinin, narenciye bahçelerimize musallat olan narenciye bitinin kıtalar arası bir ülkeden okyanusları aşıp barajlardan boğazlardan geçip bazı ülkeleri pas geçip Türkiye’ye ulaşmasının tamamen tesadüf olduğunu düşünürseniz yanlış yaparsınız” diye konuştu.

    “BUGÜN TEDBİR ALMAZSAK, YARIN GEÇ OLUR”

    Hastalıkları yok etmek doğaya zarar vermeyen ilaçların kullanılması gerektiğini belirten Polat, “Biyoloji ile ilgili müdahale biriminiz olmazsa doğadaki bir zararlıyı ilaç kullanmaksızın yok edecek bir biyolog kadrosu yetiştirmezsen kimyasal ilaçların bu tip mücadelede faydadan çok zarar verdiğini hepimiz biliyoruz. Kenelerle mücadelede kullandığımız ilaçların kene popülasyonunu yok etmediğini, yok etmediği gibi fauna ve flora elemanlarını yok ettiğini görmemiz lazım. Bu biyolojik mücadelenin daha da şiddetleneceği yakın gelecekte çok iyi biyolog yetiştirmezseniz, hem biyolojik hem de ekonomik olarak gücünüz bu biyolojik mücadeleye yetmez. Bütün dünya buna harıl harıl hazırlanıyor. Bizim de buna hazır olmamız için biyoloji gibi temel bilimlerin devlet eliyle desteklenip en başarılı öğrencilerin seçtiği bölüm haline çevirmemiz gerekir. Yoksa bir dünya mal üretiriz, iki kutu elektronik çipe kazancımızı öderiz yaya kalırız. Eğer bunun tedbirini bugün almazsak yarın çok geç olur” şeklinde konuştu.