Etiket: Savaş

  • Obeziteye Savaş Açın

    Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal, obeziteyi doğru ve dengeli beslenmeyle yenmenin mümkün olduğunu söyledi.

    Hareketsiz yaşam, sağlıksız beslenme ve stres, obezitenin artmasına neden oluyor. Diyabet, kalp-damar hastalıkları ve bazı kanser türlerinin temelinde yatan neden olan obeziteyi yeme-içme alışkanlıklarındaki değişikliklerle yenmek mümkün. İzmir Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal, ülkemizde son dönemde obezite hastası sayısının hızla arttığını belirterek, “Sağlık bakanlığının son verilerine göre obezite sıklığı erkeklerde yüzde 20,5, kadınlarda ise yüzde 41,3’tür. Neredeyse iki kadından birinde, kilolu olma durumu ortaya çıkmıştır. Obezitenin önlenmesi amacıyla iştah kontrolü ile ilgili çalışmalar artmaktadır. Yeme alışkanlıklarımızdaki küçük değişiklikler ve iştahı azaltan besinler obezitenin önlenmesinde etkili olacaktır” dedi.

    “YEME ALIŞKANLIĞINIZI DEĞİŞTİRİN”

    Baysal, uzun süre aç kalmak yerine sık ve az yemek yemeyi önererek, “Bütün hastalıkların kaynağı dolu midedir. En zengin öğün kahvaltı en hafif öğün ise akşam yemeği olmalıdır. Yemekler en az 20-30 dakikada, yalnız başına değil, sofrada, mümkünse ailece, çok iyi çiğneyerek yenilmelidir. Yemekten hemen sonra çay, kahve veya tatlı tüketmeyin. Uzun süreli açlıklar çok yemek yeme hissini tetikler. Zeytinyağı, meyve, sebze açısından zengin, kırmızı etin daha ölçülü tüketildiği Akdeniz tipi beslenme tarzını öneriyoruz” diye konuştu.

    “DOMATES, SALATALIK SUYU İÇİN”

    İzmir Üniversitesi Hastanesi Beslenme ve Diyet Uzmanı Fatma Baysal Fatma Baysal şunları söyledi:

    “Ülkemizde pek tercih edilmese de yemeklerle birlikte veya önce domates veya salatalık gibi sebze sularının iştah kontrolünde yardımcı olduğu bilinmektedir. Yoğun tadı olmayan ve şeker içeriği az olan sebzeleri tercih edebilirsiniz. Kalori bakımından oldukça düşük olan salatalık suyu keyifli bir içim sağlayacaktır. İçine nane gibi baharatlar ekleyebilir veya ayranla karıştırarak daha alışkın olduğumuz lezzetler yaratabilirsiniz. Nane kokusu da iştah baskılayıcı olarak bilinmektedir.”

    İŞTAH DÜŞMANI BESİNLER

    Badem ve Ceviz: E vitamini ve magnezyumdan oldukça zengindir. Kilo kontrolüne, insanlarda tokluk hissini arttırarak yardımcı olur.

    Kahve: Günde 1-2 fincan kahve tüketmek zihni canlandırırken aynı zamanda iştahı da baskılar. Potasyum açısından da oldukça zengin olan kahveyi tüketirken şeker ve krema tercih etmemeye çalışın.

    Yumurta: Her gün kahvaltıda 1-2 adet yumurta tüketenler, tüketmeyenlere göre daha az acıkıyor. Anne sütünden sonraki en sağlıklı protein olarak bilinir.

    Salata, sebze çorbası, sebze suyu: Fazla yağ ve un eklenmeyerek yapılan sebze çorbalarının kalorisi çok düşüktür. İştah kontrolünü sağlamakta zorlanan bireyler.

    Avokado: Lif ve kalp dostu tekli doymamış yağ asitleri açısından oldukça zengin olan avokado tokluk hissi verir. istediği kadar tüketilebilir. Tokluk hissinin çabuk oluşmasını sağlar.

    Yeşil çay: Özellikle ödem attırıcı etkisi sayesinde zayıflama diyetlerinin vazgeçilmez çayıdır. Kan şekerini düzenler, tokluk hissi sağlar.

    Yulaf ezmesi: Tokluk hissi verir. Açlık hormonunu baskılar.

    Tarçın, karanfil: Kan şekerini dengeler. Çaylara, süte eklenebilir. Meyveleri dilimleyip üzerlerine tarçın serperek tüketmeyi deneyebilirsiniz.

    Keten tohumu:Lif bakımından oldukça zengin olan keten tohumu, sağlıklı yağ kaynaklarından biridir. Omage3, omega6 içerir.

  • (Özel Haber) Heyelan, Bir Mahalleyi Savaş Alanına Çevirdi

    Zonguldak’ta 9 ay önce meydana gelen heyelan nedeniyle bir mahalle adeta savaş alanına döndü. Mahalledeki evlerin yarısından fazlasının zarar gördüğü heyelanda, aileler kentsel dönüşümün tamamlanmasını bekliyor.

    Zonguldak’ın Devrek ilçesinde geçtiğimiz yılın Temmuz ayında meydana gelen heyelan; Karşıyaka Mahallesi’ni neredeyse savaş alanına çevirdi. Giriş çıkışların kapatıldığı mahalleden taşınan aileler, kendilerine verilen lojmanlarda yaşamlarını geçiriyor.

    Dokuz ay önce meydana gelen heyelandan sonra evlerini ve mahallelerini özleyen vatandaşlar, sıklıkla Karşıyaka Mahallesi’ne gelerek heyelanın akıbetini takip ediyor.

    HEYELANZEDELER DERNEĞİ KURDULAR

    Dönemin Çevre ve Şehircilik Bakanı İdris Güllüce’nin de gelerek incelemelerde bulunduğu heyelan bölgesinde Ankara’dan gelen AFAD ekipleri de incelemelerde bulunmuştu. 86 binada, 187 daire ve 361 kişinin etkilendiği heyelanda, mağdur aileler evlerine kavuşmak istiyor. Heyelan zedeler resmi işlemleri takip edebilmek amacıyla bir de Heyelanzedeler Yardımlaşma Derneği kurdular.

    Devrek Belediyesi’nin bir süre önce başlattığı kentsel dönüşüm çalışmasının hızlanmasını isteyen mahalle sakinlerinden Mehmet Ali Susam, heyelanın hayatını kararttığını söyledi. Heyelanın ardından yaşamını lojmanda sürdüren Susam, “Olay 2015 yılının Temmuz ayında oldu. Yetkililer geldi. Evlerin tahliye edilmesi gerektiğini söylediler. Bizlere yardımcı olacaklarını söylediler. Sağolsunlar, eşya taşımamıza, ev bulmamıza yardımcı oldular. Evlerimizi boşalttık. Tahmini 150 aile bu mahalleyi tahliye etti. Buraları boşalttıktan sonra evlerimize gittik. Taşındığımız yere ama alıştık ama alışmadık. Alışmaya mecburuz. Valimiz geldi, kaymakam ve belediye başkanımız geldi. Onlarla görüştük. En yakın zamanda bizi kentsel dönüşüm ile evlerimize yerleştireceklerini söylediler. Ama geçtiğimiz yedinci aydan beri ne kentsel dönüşüm ne de hiçbir şey yok ortada” dedi.

    “BENİM DÜNYAM KARARDI”

    Heyelanın ardından zor günler geçirdiğini ifade eden 70 yaşındaki Mehmet Ali Susam, yakın süreçte 7 yaşındaki torununu kaybetmesi ile de dünyasının karardığını ifade etti. Susam, “Benim dünyam karardı. Torunum burada gezerdi ama gittiğimiz yerde tabii daire olduğu için orada tam yaşantısını alamadı. Bir hafta oldu vefat etti” diye konuştu.

    Yetkililere seslenen Susam, “Gelsinler, bizim gönlümüzü alsınlar. Biz kimseden para istemiyoruz. Yalnızca bizi motive etsinler” şeklinde sözlerini tamamladı.

    “HEYELAN HALA DEVAM EDİYOR”

    Evini heyelanda kaybeden Nafiz Korum ise “Bu olay geçtiğimiz yıl bayramdan bir gün önce oldu. Yetkililer bize yardımcı oldular. Evi boşaltıp askeri lojmana yerleştik. Bize kömür yardımı falan yaptılar. Bizi mağdur etmediler. Bize evlerimizi yapacaklarını söylediler. Onları bekliyoruz. Konut bekliyoruz. Heyelan daha devam ediyor. Bir hafta önce burası çok farklıydı, şimdi biraz daha farklı. Heyelan daha bitmedi, onun için kesin bir şey yapmadılar. Biz sekiz aile askeri lojmanda kalıyoruz” ifadelerine yer verdi.

    Heyelanda, evlerin yanı sıra 40 yıl boyunca hizmet evren İmam Hatip Lisesi’nin okul binası, spor sahası ve tribünleri de kullanılamaz hale geldi. Öte yandan DSİ 23. Bölge Müdürlüğü denetiminde, heyelan bölgesinde bulunan Çomaklar Deresi’nin tersip bentlerinde ve fore kazıklı kanalda çalışmaları devam ediyor.

  • Dr.Savaş Eğilmez: “Müslümandan Terörist Olmaz”

    Atatürk Üniversitesi, Tarih Bölümü Öğretim Üyesi Dr.Savaş Eğilmez, “Terörün farklı grup ve devletler dahil farklı teşkilatlar tarafından kullanılan küresel bir olgu olduğu ya unutuluyor, ya da bilerek göz ardı ediliyor.” dedi.
    DAİŞ ve benzeri terör gruplarının İslamofobiyi yaygınlaştırıp, kuvvetlendirdiği tartışılmaz bir gerçek olduğunu ifade eden Dr.Savaş Eğilmez, “Bu tür örgütlerin faaliyetleri, Batı’da, İslam’ın aşırılık ve terörizmle özdeşleştirilmesine sebep oluyor. Tabi burada terörün farklı grup ve devletler dahil farklı teşkilatlar tarafından kullanılan küresel bir olgu olduğu ya unutuluyor, ya da bilerek göz ardı ediliyor. Bunula beraber Müslümanların çok büyük bir bölümü de bu tür yapılara ve onların faaliyetlerine yüksek sesle itiraz edip, güçlü tepkiler koyuyorlar. Buna rağmen özellikle Avrupa kıtasında, DAİŞ tarafından son dönemde geçekleştirilen terör olaylarının kimler tarafından yapıldığı sorusunun kamuoyundaki kesin cevabı “Müslümanlar yaptı” dır. Ama bunların arasından herhangi biri, bu terör olaylarını yaşatanların bireysel olarak gerçekte Müslüman olup olmadıklarını, daha doğrusu nasıl bir yaşam tarzı içerisinde olduğunu araştırma ve öğrenme çabası içerisine girmiyor. “ diye konuştu.
    Kendilerini patlatan, masum insanları öldüren bu teröristlerin eylemlerinden önceki hayatlarında kimlerle, nerelerde ve nasıl yaşadıkları, o insanların taşıdıkları isimlerden ve mensup oldukları ailelerden daha büyük bir öneme sahip olduğunu kaydeden Dr.Savaş Eğilmez, şöyle konuştu:
    “Geçtiğimiz yılın Kasım ayında Fransa’nın başkenti Paris’te gerçekleştirilen silahlı ve bombalı terör saldırılarında onlarca kişi hayatını kaybetmiş, yüzlerce kişi de yaralanmıştı. Bu saldırılardan sonrada kıta Avrupa’sın da var olan İslamofobi biraz daha güçlenip, Müslümanlara karşı tepkiler daha da artmaya başladı. Ama yine kimse bu saldırganların özel hayatıyla ilgilenme gereği duymadı ve kolay yolu seçip Müslümanları suçlamayı tercih etti.
    Bu saldırıları gerçekleştirenlerden İbrahim ve Salah Abdeslam kardeşlerin yaşam tarzları, Müslümanlığın ortaya koyduğu ilklerle bağdaşmayan bir durum arz ediyor.
    Bu iki kardeşi yakından tanıyanların anlattıklarına göre, bu insanlar saldırıdan kısa süre öncesine kadar gece kulüplerinden çıkmayan, aşırı derecede ve sürekli alkol alan, uyuşturucu kullanan, kumar oynayan gençlerdi. Hatta kardeşlerden Salah’ın çok defa gay barlarda görüldüğü ifade edilmektedir.
    İslamiyet’in hiçbir değerini üzerinde taşımayan bu insanlar, yaşam tarzlarından dolayı rahatlıkla Hristiyan arkadaşlar edinebilirken, çevrelerindeki Müslümanlar tarafından kınanırken, terör saldırısına alet olduklarında sırf İslam dinine mensup bir anne babaya sahip oldukları ve İslami isimler taşıdıkları için anında Müslüman teröristler diye ilan ediliyorlar.
    Şunu hepimiz çok iyi biliyoruz ki, gerçek bir Müslümanın herhangi bir canlıya zarar vermesi mümkün değildir. Öyleyse bu durumda bu teröristlerin ismen de olsa mensup oldukları dinin sorgulanması yerine, bunları terör eylemlerine iten yaşamları ve psikolojik durumları incelenmelidir.
    Eğer o teröristler gerçekten Müslüman olsalardı, kimse onları teröre alet edemezdi.”

  • Savaş Mağduru Türkmenlere Yardım

    Ülkelerindeki iç savaştan kaçarak Gaziantep’e yerleşen Türkmenlere yardım dağıtıldı.

    Gaziantep Güneş Mahallesi’nde yapılan yardımlarda, savaş mağduru ve ihtiyaç sahibi Türkmenlere verilen hijyen paketlerinde temizlik malzemeleri, gıda malzemeleri, çocuk ayakkabıları, iç çamaşırı giysileri, terlikler, çocuk bezleri, çocuk mamaları gibi temel insani ihtiyaçlar yer aldı. Uluslararası bir sivil toplum kuruluşu tarafından yapılan yardımlar, Gaziantep’te 750 Türkmen ailesine ulaştırılırken, yardımlar kapsamında son bir buçuk ay içerisinde Hatay, Adana ve Mersin’de yaşayan 5 bin Türkmen ailesine de destek sağlandığı belirtildi. Sivil toplum kuruluşunun 118 U Yönetim çevresi Yönetmeni Selahattin Atak, yaklaşık 210 ülkede 1,4 milyon üyesi ile insanlığa yardım eden bir kuruluş olduklarını söyledi. Mülteci probleminin son yıllarda bütün dünyanın problemi olduğunun altını çizen Atak, “Sadece Türkiye’nin problemi değil ama bizler bu coğrafyada olduğumuz için diğer uluslara göre bir parça daha etkileniyoruz bu gelişimlerden. Misafirlerimiz var, savaş sebebiyle kendi yurtlarını kaybetmiş insanlar. Buradaki yaşamlarını kolaylaştırmak için elimizden gelen gayreti göstermeye çalışıyoruz. Yerel iş birliğinde bulunduğumuz arkadaşlarımız var. Onlar bu yörede yaşayan bu yöreye gelmiş olan insanları bizlerden daha iyi tanıyorlar. Biz onların yardımıyla bu insanlara ulaşarak bir parça buradaki hayatlarını kolaylaştırmaya çalışıyoruz. Biz bu gün burada bunlara hijyen paketleri temizlik malzemeleri, gıda malzemeleri çocuk ayakkabıları, iç çamaşırı giysileri, terlikler, çocuk bezleri, çocuk mamaları yani temel ihtiyaç maddelerini temin etmeye çalışıyoruz ve bu konuda yardımcı olmaya çalışıyoruz” dedi.

    Yardım organizasyonuna geçen yıl Ramazan ayında bir arkadaşının ‘Yardım paketi var, bunu ulaştırın’ demesiyle başladıklarını dile getiren Fatma Özdoğuş isimli gönüllü yardımsever ise “Bayrama kadar 350 eve ulaştık. Arkasından gittiğimiz evlerde gerçekten dram yaşanıyor. Çok küçük çok kötü, hijyen olmayan yerlerde yaşıyorlar” ifadelerini kullandı.

    “KİMSEYE ’AÇIZ’ DEMİYORLAR”

    Kendileri için Türkmenlerin ayrı bir önemi olduğunu belirten Fatma Özdoğuş, “Hiç kimseye ’açız’ ya da ’yok’ demiyorlar. Evlerinde gidip buluyorduk onları. Bu şekilde devam ettiriyorduk. Kurban bayramında çalışmalarımız oldu. 450 eve ulaştık. Daha sonrasında kış gelirken halıları yok, halıyı bırakın, kilimi yoktu. Çocukları çıplaktı. Öyle bir kampanya başlattık. Bize aynı zamanda Türk sağlık-Sen de destek oldu. Gaziantep Şubesi’nin desteği ile dışarıdan yardım geldi. Onları dağıtarak bu güne kadar geldik. Genel olarak Türkmenlere gidiyoruz, Türkmenlere ağırlık veriyoruz” diye konuştu

  • Meclis Başkanından, HDP’li Vekilin “Savaş” İfadesine Cevap

    Meclis Başkanı İsmail Kahraman, 23 Nisan Özel Oturumunda HDP adına konuşan Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’in kullandığı “savaş” ifadesine cevap vererek, Türkiye’de bir iç savaş olmadığını, güvenlik güçlerinin teröristlere karşı mücadelesi olduğunu söyledi.

    TBMM 23 Nisan Özel Oturumunda siyasi partilerin konuşmalarını tamamlamasından sonra bir açıklama yapan Meclis Başkanı İsmail Kahraman, HDP Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’in konuşması esnasında kullandığı, “Dolmabahçe mutabakatının inkârıyla birlikte ülkemiz büyük bir savaş atmosferinin içine sokulmuştur” ifadelerine tepki göstererek, “Türkiye’de herhangi bir iç savaş yoktur, Türkiye’de huzur ve güvenliğe ve birlikteliğimize karşı olan teröristlere karşı güvenlik güçlerinin gerekeni, kanunlar çerçevesinde ifa eylemesi vardır. Bilinmelidir ki milletimizin refahı, devletimizin bekası, vatanımızın bölünmez bütünlüğü ve ay yıldızlı bayrağımızın göklerimizde ilelebet dalgalanması bizim ana hedefimizdir ve bu hedef dışında olanlar bilmelidir ki bu gibi hedeflere ulaşmaları mümkün değildir ve asla ulaşamayacaklardır” dedi.