Etiket: satılamayacak

  • Plastik poşet 25 kuruştan daha pahalıya satılamayacak

    Plastik poşet 25 kuruştan daha pahalıya satılamayacak

    Ücretli plastik alışveriş poşette, AB standartlarına uyumlu yeni düzenleme ile uygulamada bazı değişikliklere gidildi. Sektörün değişiklik taleplerini 6 maddede özetlediğini belirten Türk Plastik Sanayicileri Araştırma Geliştirme ve Eğitim Vakfı (PAGEV) Başkanı Yavuz Eroğlu; “Üç ayda üç düzenleme yapıldı ama en önemli iki madde aynı kaldı. Uygulamada yapılan değişiklikler anlamlı olsa da hâlen AB standartlarının çok uzağındayız, atılacak yeni adımlara ihtiyacımız var” dedi.

    Uygulanmaya başladığı ilk günden bu yana tartışmaları da beraberinde getiren ücretli plastik poşet uygulamasında üçüncü revizyon yapıldı. Plastik poşet üreticilerinin tek kat kalınlığı 15 mikronun altında olan poşetler ve 50 mikronun üstünde olan poşetlerin ücret dışı tutulması gibi iki kritik değişiklik talebi hayata geçirilmezken yapılan değişiklikle taban fiyat uygulaması kaldırıldı. Böylece plastik alışveriş poşetleri hangi kalınlıkta olursa olsun 25 kuruştan daha pahalıya satılamayacak. Yine Bakanlıkça yapılacak kontrollerde sektörün istediği yüzde 10 tolerans talebi ve poşetlerde 7 renk yerine tek renk logo kullanımına izin verilmesi de sektörün olumlu karşıladığı diğer başlıklar olarak öne çıktı.

    “İlerleme var ama halen ama AB standartlarında değil”

    Üç ayda üç kez değişikliğe gidilen uygulamada AB standartlarının yine yakalanamadığını vurgulayan PAGEV Başkanı Yavuz Eroğlu, şunları söyledi; “Ücretli poşet uygulamasını içeren mevzuat ile ilgili ilk günden bu yana bilimsel ve makul bir düzenleme talep ediyoruz. Çok şey de istemiyor, Avrupa Birliği’ndeki standart ile aynı olsun diyoruz. Üç ayda üç düzenleme yapıldı. Bir ilerleme var ama halen AB standartları yakalanabilmiş değil. Örneğin, Avrupa’da tek kat kalınlığı 15 mikrondan ince poşetler ile 50 mikronun üzerindeki kalın, dayanıklı plastik poşetler ücretsiz verilebiliyor. Bizde de benzer uygulama mutlaka hayata geçirilmelidir. Bir diğer haksızlık ise plastik poşetten alınan 25 kuruşun 10 kuruşunun marketlere gidiyor olmasıdır. Çevreyi korumak için vatandaştan alındığı açıklanan bu ücretin marketler tarafından kâra çevrilmesi doğru değil. Bunun yerine taban fiyat 15 kuruş olarak belirlenebilir ve tamamı Çevre Bakanlığına gidebilir”.

    Eski poşetlerin kullanım süresi 30 Haziran 2019’a uzatıldı

    Yine elinde stok olan üretici firma ve satış noktaları için bir geçiş süreci ve modeli kurgulanmasını talep ettiklerini belirten Eroğlu, “Perakendeciye satılmış poşetler için mevzuatta 31 Mart 2019 olan son kullanım tarihi 30 Haziran 2019’a kadar uzatıldı. Beklentimiz sürenin yılsonuna kadar uzatılmasıydı. Söz konusu değişiklikler bazı yönleri ile bizi mutlu etse de ihtiyaç duyulan değişiklikler bu kadarla sınırlı değil. Son bir düzenleme ile ücretli plastik poşet uygulamasında AB standartlarını yakalayabiliriz. PAGEV olarak yönetmelik AB standartlarına uygun hale gelinceye kadar konunun takipçisi olmaya devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

    “PAGEV, marketler için vatandaştan kesilen 10 kuruşun peşini bırakmayacak”

    Yavuz Eroğlu, yönetmelik AB standartlarına uygun hale gelinceye kadar mücadeleye devam mesajı vererek, “PAGEV olarak konunun takipçisiyiz. Üretici firmalarımızı İstanbul ve Ankara’da düzenlediğimiz toplantılarda buluşturduk. Talep ve önerilerini Bakanlığımız nezdinde dile getirdik. Avrupa Birliği standartlarında bir düzenleme yapılması halinde ne tüketicinin ne üreticinin bu yasadan mağdur olmayacağını tüm platformlarda vurguladık. Ne yazıkki büyük bir sektörü ilgilendiren hayati bir süreçte diğer meslek örgütleri karnından konuşarak sektörün mücadelesine destek olmadı. Sonuçta sesimizin duyulmasından ve eksikliklerine rağmen anlamlı birtakım değişikliklere gidilmesinden memnunuz ancak daha fazla bekleme lüksümüz yok. Son üç ayda onlarca işletme kapanırken binlerce çalışan işsiz kaldı. Sektör çok daha ağır darbe almadan hızlı bir biçimde eksikliklerin giderilmesi ve uygulamanın AB standardına uygun hale getirilmesi gerekiyor. Bunun için mücadelemiz sürecek. Ayrıca marketler için vatandaşlarımızdan kesilen 10 kuruşun da peşini bırakmayacağız. Çevrenin korunması adına yapılan bu iyi niyetli uygulamaya kimse gelir kapısı olarak bakmasın” diye konuştu.

    PAGEV Başkanı Eroğlu, yönetmelikte değişmesi istenen 6 temel başlıklar şöyle sıraladı:

    “Mevzuatta; meyve-sebze şarküteri reyonları ve eczanelerde verilen ince poşetler için çift kat 15 mikron kalınlığı aşmayacak denmiş. Oysa AB mevzuatında tek kat 15 çift kat yani poşetin tüm kalınlığı için 30 mikron sınırı getirilmiş. Zaten daha ince bir poşet üretilse bile kullanılması mümkün değil. Mevcut yönetmelik bu haliyle zincir marketlere göre hazırlanmıştır ve ülkemiz gerçeklerinden uzaktır. Örneğin yakın zamanda karpuz dönemi gelecek. Bizim mevzuatımızın talep ettiği gibi tek kat 7,5 mikron bir poşet ile değil karpuz, yarım kilo domates bile taşımak mümkün değildir. Ayrıca en önemli nokta poşet film halinde üretilirken teknik olarak her alanda eşit kalınlıkta olamayabilir. Bakanlık denetçilerinin poşetlerin kalınlığını nasıl ölçeceği de bu noktada önemlidir. Hali hazırda elle ölçüm yapan mikrometre ile dijital mikrometre farklı sonuçlar verebilmektedir. Bu nedenle mevzuata mikron konusunda artı-eksi yüzde 10 tolerans getirilmelidir. Hâlihazırda zincir marketlerin teknik şartnameleri de bu şekildedir. Bu haliyle mevzuatın bu maddesi AB’de olduğu gibi tek kat 15 mikron olacak şekilde değiştirilmeli, kavram karmaşası yaşamamak adına mikron hususunda bizim mevzuatımız da tek kat tanımını kullanmalıdır. Ayrıca mevzuatta kapsam dışında kalan yerlerin tarifi de detaylandırılmalıdır. 15 mikron altı poşetlere boyut sınırlaması getirilmemeli, ihtiyaçlara göre boyut ve ebatlarda üretim yapılabilmelidir.

    Çift kat 15 mikron kalınlıktaki poşet karpuzu taşımaz! Avrupa’daki gibi tek kat 15 mikron olmalı.

    Avrupa Birliği’nde tek katı 15-50 mikron arası kalınlıktaki plastik poşetler için ücret zorunluyken, 50 mikronun üzerindeki poşetler kapsam dışında tutulmaktadır. Buradaki amaç tek kullanımlık olmayan kalın çok kullanımlık poşetlerin kapsam dışı tutulması ve endüstriye zarar vermemektir. Düzenlemenin mantığı tüketimi azaltmaksa zaten 50 mikron üstü kalın poşetlerde gereksiz ve aşırı kullanım söz konusu değildir. Mağazalarda müşteriye ihtiyacı kadar poşet veriliyor. Hazır giyim, kişisel bakım, elektronik gibi sektörlerdeki zincir mağazalar müşterilerinden 25 kuruş poşet ücreti talep etmektense kağıt poşet kullanmaya yönelecek, bu da iki sektör arasında haksız rekabet oluşturacaktır.

    Haksız rekabet doğuyor, bizde de Avrupa’daki gibi 50 mikron üstü kalın ve dayanıklı poşetler ücretsiz olsun.

    Mevzuatta, biyobozunur özellikteki biyoplastiklerle ilgili herhangi bir düzenleme yapılmaması da önemli bir diğer eksiklik. AB’deki mevzuat uygulamasında doğada altı ayda kendi kendine kaybolan biyoplastikler bu kapsamın dışında tutulmuştur. Türkiye’nin ihracat pazarı ve rakibi olan Avrupa ülkeleri biyoplastik kullanımını teşvik etmektedirler. Bu sebeple söz konusu malzemelerle üretilen poşetler de ücretsiz olmalıdır. Nitekim bu poşetlerin mısır nişastası ve kenevir gibi doğal malzemelerden üretilip, doğada kendiliğinden kaybolduğu göz önüne alınmalıdır. Mevzuata eklerken biyobozunur biyoplastik tanımına da dikkat edilmelidir. EN 13432 standardını sağlayan yüzde 100 doğal malzemeden üretilmiş poşetler bu mevzuat hükümleri dışında değerlendirilmeli ve ücretsiz olmalıdır.

    Mevzuatta yüzde 100 doğal malzemeden üretilmiş biyobozunur biyoplastik poşet tanımı eklenmeli ve bu poşetler ücretsiz verilmeli.

    Toplam satış alanı 200 metrekareden daha küçük satış noktaları bu mevzuat kapsamın dışında sayılmalıdır. Hem tüketiciyi, hem üreticiyi hem de küçük esnafı korumak adına bu maddenin koyulması önemlidir. Zaten 2018’de yayınlanan Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği’nden önce yürürlükte olan yönetmelikte satış noktaları bu şekilde tanımlanmıştı. Ayrıca; bu mevzuatın amacı tüketimi azaltmaktır, bu tarz 200 metrekarenin altındaki bakkal, büfe, tuhafiye, pastane vb. yerlerde ihtiyaç kadar poşet satış görevlisi tarafından verilmekte süpermarketlerde olduğu gibi ihtiyaçtan fazla alınmamaktadır. Bu maddenin koyulması denetlenemeyecek küçük yerlerde kayıt dışılığı ve ülkemizin vergi kaybını önlemek için gereklidir.

    Avrupa’da olduğu gibi 200 metrekarenin altındaki bakkal, büfe, tuhafiye, pastane vb. satış noktaları kapsam dışına çıkarılmalı.

    Elinde stok olan üretici firma ve satış noktaları için bir geçiş süreci ve modeli kurgulanmalıdır. Şu an itibariyle perakendeciye satılmış poşetler için mevzuatta son kullanım tarihi olarak 31 Mart 2019 verilmiş olup perakendeciler bu tarihe kadar stoklarını eritemeyeceklerdir. Bu sebeple ellerinde kalan poşetleri üreticiye iade edeceklerini belirtmektedirler. Yine perakendecilerin satın aldığı veya katı sipariş verdikleri sebze meyve reyonunda kullanılan ince poşetler yeni mevzuattaki çift kat 15 mikron standardını sağlayamadıklarından bu poşetlerde perakendeciler tarafından iade edilmek istenmektedir. Üretimleri ciddi oranda düşecek olan firmalara bir de hali hazırda satmış olduğu poşetin iade yükü bindirilmemeli ve çözüm olarak 31 Mart tarihli son geçiş süresi 2019 sene sonuna ertelenmelidir.

    Stoklar üreticinin elinde kaldı, geçiş süreci 2019 sonuna kadar uzatılmalı.

    Poşetlerin satışa tabi olacağı konusu 2018 yılından itibaren görüşülmeye başlansa da kalınlık ve baskı detayları 9 Ocak 2019’da yayımlanan yeni yönetmelik ile beraber üreticilerin karşısına çıkmıştır. Sıfır atık logosu şu anki haliyle 7 renklidir. Bu şekliyle alışveriş poşeti üreten firmaların baskı makinelerinin tek renge uygun olduğu mutlaka hesaba katılarak düzenleme oluşturulmalıdır. Sıfır atık logosu zeminden farklı herhangi bir tek renk olarak basılabilmeli batma durumuna gelmiş üreticilere bir de baskı makinesi maliyeti çıkarılmamalıdır. Ayrıca mevzuatta marka sahibi logolarının poşet yüzey alanının yüzde 20’sini geçmeyecek şekilde basılması zorunluluğu sektöre çok ciddi oranda klişe maliyeti getirecektir. Oysa 25 kuruşa satılan poşetin 10 kuruşu satış noktasına bırakılmadığında yüzde 20 kısıtlaması koymaya gerek kalmayacak poşet üreticileri de klişe maliyetinden kurtulacaktır. Böylece bu 10 kuruş Çevre Bakanlığına kalarak “Plastik Geri Dönüşümünü Destekleyen Projelerde” kullanılabilecektir. Ayrıca logo kullanımı sadece plastik poşetlere değil, kağıt, bez vs. tüm diğer alternatiflere getirilmelidir. Bu haliyle tüketicide diğer malzemeleri doğaya atabiliriz algısı oluşmakta çevreye ve geri dönüşme bir katkı sağlanmamaktadır. Buradaki temel görüşümüz baskılı ürün isteyen satış noktaları için sıfır atık logosunun kullanılması baskısız ürün alanlar için bu zorunluluğun kaldırılmasıdır.

    Baskılı ürün isteyen satış noktaları için Sıfır Atık logosu kullanılmalı, baskısız ürün alanlar için logo zorunluluğu kaldırılmalı”.

  • Her dondurma ’Maraş Dondurması’ olarak satılamayacak

    Kahramanmaraş Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Serdar Zabun, Maraş dondurmasının tescillendiğini hatırlatarak, “Yakında Maraş dondurmasının nasıl yapıldığını göstereceğiz” dedi.

    Maraş dondurmasının standartlara uygun üretilmesi gerektiğini söyleyen KMTSO Başkanı Serdar Zabun, kentin geçte olsa Maraş dondurması adı altında coğrafi işaretine kavuştuğunu dile getirdi.

    Merdiven altı dondurma satıcılarının artık Maraş dondurması adı altında satış yapamayacağını dile getiren Başkan Zabun, 13 Nisan tarihinde Maraş dondurmasının tescillendiğini söyledi.

    Başkan Zabun, “13 Nisan 2018’de coğrafi işaret olarak ‘Maraş Dondurması’ tescillendi ve onaylandı. Patent enstitüsünde yapılan düzenlemelerle artık illere özgü ürünler kendi şehrinde değer haline getirebilecek. Biz de bu sunulan hakları kullandık. Coğrafi işaretimizi taçlandırdık, yakında da bunları göstereceğiz ve açık net Maraş dondurmasının nasıl yapıldığını göstereceğiz. Çünkü Kahramanmaraş geç de olsa haklı coğrafi işaretine kavuşmuştur. Kahramanmaraş’ta üretilen Maraş dondurmalarımız, buradaki keçi sütü, salep ve endemik bitkilerle üretilen ürünlerdir. Bu standartlarda üretilen dondurmaların ise mutlaka hakiki Maraş dondurması adı altında üretilmesi gerekmektedir” dedi.

    Maraş dondurmasının patentinin alınmasının çok önemli olduğunu söyleyen Mehmet Derinkuyu isimli vatandaş ise “Her dondurma Maraş dondurması olarak satılmasın. Satanlar var ancak aynı dondurmayı yapamıyor. Onun için ismimiz ve dondurmamızın kalitesi kötüye gidiyor. Uygun olan yapılmış teşekkür ederiz ilgililere” diye konuştu.

  • Enerji kimlik belgesiz bina satılamayacak

    Isı kullanımı, teknik altyapı ve yalıtım malzemesi kalitesini gösterecek ’Enerji Kimlik Belgesi’ olmadan binaların alım satımı yapılamayacak. Enerji Verimliliği Uzmanı Emre Ilıcalı, 2 Mayıs’tan itibaren başlayacak zorunluluğun 2011 ’den önce ruhsat alınmış binalar için de geçerli olduğu uyarısında bulundu.

    Türkiye’de 2 Mayıs 2017’den itibaren mevcut binalar için Enerji Kimlik Belgesi (EKB) zorunluluğu başlıyor. Binalarda Enerji Performans Yönetmeliği’ne göre, söz konusu tarihten sonra enerji kimlik belgesi olmayan yapıların alım ve satımı yapılamayacak. Enerjikimlikbelgesi.com’un yöneticilerinden Emre Ilıcalı, 2 Mayıs 2017 tarihinden başlayacak zorunluluğun 2011’den önce ruhsat alınmış binalar için de geçerli olduğu uyarısında bulundu.

    Türkiye’de Enerji kimlik belgesi uygulaması zorunluluğunun 2011 yılında yeni binalar ve yeni projeler üzerinden başladığını hatırlatan Emre Ilıcalı, yeni binaların en az C sınıfı enerji kimlik belgesini almadığı taktirde yapı kullanma izin belgesi alamadığını açıkladı.

    “Mevcut binalarda c sınıfı şart değil”

    Ilıcalı, mevcut binalara ise EKB alması için 2 Mayıs 2017 tarihine kadar süre tanındığını hatırlatarak, “Bina yöneticileri ve sahipleri için bu sürenin dolmasına 3 ay gibi kısa bir süre kaldı. Türkiye’de milyonlarca binanın hala EKB’si bulunmuyor” dedi.

    Enerji Kimlik Belgesi uygulamasıyla alım yapacak vatandaşın aldığı yapının enerji sınıfınıbilerek yatırım yapacağını belirten Emre Ilıcalı, EKB’nin yapının fiyatını da etkileyebileceğine dikkat çekerek, “Enerji kimlik belgesi binaların enerji verimliliği sınıfını gösterecek. A’dan G’ye kadar 7 kategoride enerji sınıfı var. Buna göre örneğin A sınıfı enerji kimlik belgesine sahip bir bina, enerji verimliliğinde en üst düzeyde olduğu için, kullanıcıları açısından daha az enerji faturası ödeyeceği, daha konforlu binalar anlamına gelecek. Bu nedenle diğer binalara göre kullanıcıları ve yatırımcıları için daha değerli binalar haline gelecek” şeklinde konuştu.

    Türkiye’de enerjinin yüzde 40’ının binalarda kullanıldığını, binalardatüketilenenerjininde yüzde 80’inin ısıtma-soğutma için harcandığını anlatan Emre Ilıcalı, EKB zorunluluğunun ülke ekonomisinde enerji tasarrufunu amaçlayan bir uygulama olduğunu dile getirdi.

    Hangi Özelliklere Göre EKB Veriliyor?

    EKB, binalarda enerjinin ve enerji kaynaklarının etkin ve verimli kullanılmasını, enerji israfının önlenmesini ve çevrenin korunmasını sağlamak için asgari olarak binanın enerji ihtiyacı vetüketim sınıflandırması, sera gazı salımı seviyesi, yalıtım özellikleri ve ısıtma ve/veya soğutma sistemlerinin verimi ile ilgili bilgileri içeren belge. Bu belge ile A’dan G’ye kadar sınıflandırma yapılıyor. A sınıfı en verimli seviyeyi belirtirken, G sınıfı en düşük verimli seviyeyi belirtiyor. Yeni yapılacak veya yapılmakta olan binaların enerji sınıfı en düşük C sınıfında olacak şekilde tasarlanması gerekiyor. Söz konusu belge, dairelere ya da konutlara değil, binalara veriliyor. Binalara gelen uzmanlar, binanın, ısı kullanımı, teknik altyapısı, malzeme, kapı, cam sistemleri gibi özelliklerine bakarak, binaların enerji tüketim seviyesini belirleyecek.

    Enerji kimlik belgesi, Yenilenebilir Enerji Genel Müdürlüğü tarafından yetkilendirilmiş uzman ve kuruluşlar tarafından veriliyor.