Etiket: Satarak

  • Genç müzisyen ürettiği müzik aletlerini satarak kazanç sağlıyor

    Konya’nın Ereğli ilçesinde 23 yaşındaki müzisyen, evinin bahçesine yaptığı barakada ürettiği müzik aletlerini satarak kendisine maddi kazanç sağlıyor.

    Ereğli ilçesinde ikamet eden 23 yaşındaki müzisyen Metin Deniz Türeli, evinin bahçesinde yaptığı küçük barakada birden çok müzik aletinin hem imalatını yapıyor hem de satarak maddi kazanç sağlıyor. Küçükken en büyük hayalinin keman çalmak olduğunu ve öğretmeninin performans ödevi olarak kendisine maket keman yaptırdığını belirten Metin Deniz Türeli, ilk kemanını 14 yaşındayken ortaya çıkardığını söyledi.

    Çok kez müzik aleti yapmak için denemelerde bulunduğunu ifade eden Türeli, “Çok deneme ve yanılma çalışmalarım oldu. Daha sonra diğer müzik aletlerini hem yaptım hem de çalmaya başladım. Kendim zaten Bülent Ecevit Üniversitesi Çalgı Yapım bölümü mezunuyum. Çok şükür profesyonel anlamda keman, viyola, Türk müziği çalgılarından klasik kemençe, Rebab, Tanbur ve Ney imalatını yapıyorum” dedi.

    “Bu işin temeli sabretmek”

    Bu işin her aşamasının sabır gerektirdiğini ifade eden Türeli, “Sanatımı, çarşı merkezinde değil evimin bahçesinde hazırladığım bu küçük atölyede icra ediyorum. Ciddi anlamda sabır gerektiren bir iş. Aşamadan aşamaya geçerken bazen çok beklemek gerekiyor. Tutkalların kurumasını beklemek bile büyük bir sabır işi. Ne kadar profesyonel olursanız olun bu çalışmalarımın uzun vadede yapılması gerekiyor. Bu işte mevsimlerin bile büyük önemi var. Yazın değil de kış ayında cilanın kuruması çok zor oluyor. Bu yüzden de büyük bir sabır gerekiyor” diye konuştu.

    “Önemli olan yapmak değil güzel bir ses vermek”

    Enstrümanın görünüşünden çok ona güzel bir ses vermenin daha önemli olduğunu kaydeden Türeli, “Ben büyük bir icracı değilim ama Türk müziği ve çalgı eğitimim var. Şuna inanıyorum bir Luthier, yaptığı çalgıları icra edebilirse yaptığı enstrümanda daha başarılı olur. Çünkü bizim yaptığımız iş sadece enstrümanın görünüşü değil, güzel bir ses vermek gerçekten çok önemlidir” ifadelerini kullandı.

  • Kağnı ve kara saban satarak geçimini sağlıyor

    Samsunlu marangoz, kağnı ve kara saban minyatürü yapıp satarak geçimini sağlamaya çalışıyor.

    65 yaşındaki Remzi Gündüz, baba mesleği olan marangozluğu eskiden kullanılan tarım araçlarını yaparak sürdürüyor. ‘Öküz arabası’ olarak tabir edilen kağnı arabası ve kara sabanların minyatürlerini yapıp pazarlarda satan Gündüz, vatandaşlardan daha fazla ilgi bekliyor.

    45 yıldır mini kağnı ve kara saban sattığını belirten Gündüz, “Kağnı, kara saban, oklava, merdane, bebek beşiği, sofra, ayak tarağı, sarımsak dövücü gibi eşyalar yapıp satıyorum. Bunları evde ve dükkanda yapıyorum. Bir öküz arabası yapmak yaklaşık 3 günümü alıyor. Öküz arabaları küçükten büyüğe doğru 50 liradan başlıyor, 100 liraya kadar çıkıyor. Kara sabanı da 30 liradan satıyorum. Bu öküz arabalarına ve kara sabanları daha çok soruyorlar. Alan fazla yok. Ama meraklı olanlar evlerinde saklamak için alıyorlar. 13 yaşımdan beri kara saban ve kağnı yapıyorum. Bunları yapmayı babamdan öğrendim. 45 senedir bunları satarak geçinmeye çalışıyorum. İnsanların böyle eski ve manevi değeri olan şeylere daha çok ilgi göstermesini istiyorum” dedi.

    Remzi Gündüz, imalat yapmadığı günlerde pazarlarda ürünlerini satıyor.

  • Kazak öğrenci, kazak satarak okuyor

    Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesinde (OMÜ) Türkçe öğretmenliği okuyan Kazakistanlı öğrenci, okul masraflarını kazak satarak karşılıyor.

    Üniversite eğitimi için Türkiye’ye gelen Kazakistanlı Ayanbek Khadar(25), işportacılık yaparak okuyor. OMÜ Eğitim Fakültesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü son sınıf öğrencisi olan Kazak öğrenci, okul dışındaki zamanlarını çalışarak geçiriyor. Okula başladıktan sonra çeşitli ek işlerle uğraşan Ayanbek, şimdi ise pazar pazar gezerek işportacılık yapıyor. Sattığı kazak ve gömleklerden 50-60 lira kazandığını söyleyen Ayanbek, okulu bitirince Kazakistan’a dönmeyi düşünüyor.

    Yabancı Uyruklu Öğrenci Sınavı’nı(YÖS) kazanarak Samsun’a geldiğini söyleyen Ayanbek Khadar, “Daha önce çeşitli işlerle uğraştım. Servis elemanı olarak çalıştım. Sanayide bir marangozun yanında çalıştım. Yaz tatilinde İstanbul’a giderek orada bir restoranda çalıştım. Şimdi de işportacılığa başladım. Kazak ve gömlek satıyorum. 40-60 TL arası bir para kazanıyorum. Ailem Kazakistan’da yaşıyor. 7 kardeşiz. Okul bitince yüksek lisansa başvuracağım. Eğer olmazsa Kazakistan’a dönerek bir arkadaşımla birlikte restoran açmayı düşünüyorum” dedi.

  • Çalı süpürgesi satarak üç çocuğunu okutuyor

    Tunceli’nin Ovacık ilçesinde yaşayan 61 yaşındaki İsmail Yüceer, ormanlık alandan topladığı çalılarla yaptığı süpürgeleri satarak, üniversitede okuyan 3 çocuğunun eğitim giderlerini karşılıyor.

    Ovacık’a bağlı 94 Mahallesi’nde yaşayan evli ve üç çocuk babası İsmail Yüceer, ekmek parasını doğadan topladığı çalılardan kazanıyor. Sonbahar aylarında dağlık ve ormanlık alandan topladığı çalılarla, süpürge yapıp geçimini sağlayan Yüceer, hem aile bütçesine katkı sağlıyor hem de üniversite okuyan üç çocuğunun ihtiyaçlarını karşılıyor. Talebe göre elindeki çalılardan süpürge üreten Yüceer, süpürgelerin tanesini 10 liradan satıyor. Çalışma azmi ve ilerleyen yaşına rağmen enerjisi ile dikkat çeken Yüceer, elde ettiği paralarla 18 Mart, Fırat ve Erzincan Üniversitesi’nde eğitim-öğretim gören çocuklarına yardımcı oluyor.

    Süpürge hazırlayabilmek için dağlık ve ormanlık alanlara gittiğini belirten Yüceer, yamaç ve derelerde bulunan çalıları topladığını söyledi. Topladığı çalıları eve getirmek için bağ haline getirip sırtında taşıdığını aktaran Yüceer, “Çalıları yola indiriyorum. Yolda araç denk gelirse de çalıları bindirip eve getiriyorum. Evde de çalıları bağlayıp süpürge haline getiriyorum. İlçede iş güç yok. Kimse kimseyi kolay kolay çalıştırmıyor. Ailem var, üç tane çocuğumda üniversitede. Çalıları bağlayıp, ahırda kullanmak üzere isteyenlere tekini 10 liradan satıyorum. Çocuklarımdan en büyüğü Çanakkale’de turizm fakültesinde okuyor. Ortanca çocuğum da bu sene üniversite gitti. Elazığ’da beden eğitimi öğretmenliği okuyor. Küçük çocuğumda Erzincan’da okuyor. Süpürgelerden aldığım parayı hem çocuklara gönderiyorum hem de ev ihtiyacını gideriyorum” dedi.

  • Bileklik satarak kazandıkları paraları 15 Temmuz kampanyasına bağışladılar

    Eskişehir’de bileklik satarak kazandıkları parayı 15 Temmuz Demokrasi Şehitleri ve Gazileri için düzenlenen kampanyaya aktaran 3 kız çocuğu, kahramanların unutulmaması gerektiğini söylediler.

    Eskişehir’de bir site içerisinde oturan 3 kız arkadaş, 15 Temmuz akşamı kalkışılan darbe girişiminde şehit olanların yakınları ve gazilere, biriktirdikleri harçlıkları ile destek oldular. Elif Ünay (10), Aybüke Tığ (9) ve Bengisu Özgür (11) biriktirdikleri harçlıklarını, Cumhurbaşkanlığının himayesinde Başbakanlık genelgesi doğrultusunda başlatılan ’15 Temmuz Dayanışma Kampanyası’na bağışladılar. Kampanya hesabına yatırılmak üzere harçlıklarını Vali Azmi Çelik’e teslim eden hayırsever çocuklar, karşılığında banka dekontlarını da aldılar.

    “Böyle güzel fikirler benden çıkmaya devam edecek”

    Arkadaşlarıyla birlikte bileklik yaparak kazandıkları parayı kampanyaya yatırdıklarını anlatan Elif Ünay, fikrin kendisinden çıktığını ifade etti. Arkadaşlarının da fikrine destek çıkması üzerine kampanyaya katıldıklarını anlatan Ünay, “Şehitlerimiz bu vatan için çalıştıkları için ben de onlara bir katkı sağlamak istedim. Acıları birazda olsa dindirmek istedim. 5 gün içerisinde 30 lira toplamayı becerdik. Daha fazla toplamak isterdik ama hemen vermek istedik. Vali bizi çok hoş karşıladı. Çok mutlu bir şekilde karşıladı. Bize ikramlarda bulundu. Anneme olayı anlattığımda o da mutlu karşıladı. Benim fikrimin olduğu duyunca daha çok heyecanlandı. ’Yaptığınız büyük bir iyilik’ diyerek bana destekte bulundu. Bizde bağışlamaya karar verdik. Babam da bizleri tebrik etti. Böyle güzel fikirler tabii ki de benden çıkmaya devam edecek” dedi.

    “Bileklik falan sattık ve 5 günde bu kadar para toplayabildik”

    Kampanyaya arkadaşlar ile birlikte biriktirdiği parayı bağışlayan bir diğer minik kalp Aybüke Tığ, fikrin Elif’den çıktığını ve kendilerinin de onayladığını aktardı. Topladıkları miktarı şehit çocuklarına bağışladıklarını kaydeden Tığ, “Bileklik falan sattık ve 5 günde bu kadar para toplayabildik. Vali Bey, bizi takdir etti, öptü, resim çektirdi. Sonra bize meyve suyu ikram etti. Şu anda çok mutluyum” şeklinde konuştu.

    “Vali bize bebek göndermiş, ona teşekkür ediyorum”

    Bir başka bağışçı minik Bengisu Özgür, parayı yatıracakları kampanyalar konusunda en başlarda kararsız kaldıklarını ifade etti. En sonunda paralarını şehit çocukları ile paylaşamaya karar verdiklerini söyleyen Özgür, “Paramızla dondurma ve çikolata almaktan vazgeçtik. Çünkü şehitlerimiz ve çocukları daha önemli. Vali Bey ziyaretinde ben yoktum ama yinede çok duygulandım. Vali bize bebek göndermiş, ona teşekkür ediyorum” diye konuştu.

    “Kendilerini çok değerli hissetmişler”

    Elif’in annesi Nilüfer Ünay, yaşanan olaylardan dolayı üzgün olduklarını ve çocukların da yaşananlardan etkilendiğini anlattı. Çocukların güzel bir faaliyete imza attığından söz eden anne Ünay, “Yüz boyası, bileklik, kolye yaparak etraflarındaki insanlara sattılar. Bu şekilde para toplayarak yardımda bulunmak istediler. Eminim onlar için çok büyük bir mutluluk oldu bu. Vali tarafından da çok hoş karşılanmışlar. Çok mutlu olmuşlar. Kendilerini çok değerli hissetmişler. Daha fazla hırslandıklarını ve devam edeceklerini düşünüyorum. Önceleri bir şeyler alıp yeriz diye düşünmüşler, daha sonra kızımın aklına bu fikir gelmiş. Bu yaşananlardan dolayı da içinde galiba yardımseverlik duygusu kaynadı. Bende çok heyecanlıyım ve gurur duyuyorum” ifadelerine yer verdi.

    “Şehit çocuklarımız kendilerini yalnız hissetmesinler”

    Elif’in babası Bulut Ünay ise, kampanyanın her kesimden destek bulmasını dileyerek sözlerini şu şekilde noktaladı;

    “Kızımızla gurur duyduk. Arkadaşlarının da ona destek vermesi, içimizdeki Osmanlı millet aşkının henüz bitmediğini ve çocuklarımıza aşılayabildiğimizi gösterdi. Bunun için kendimizle de, çocuklarımızla da gurur duyduk. Kötü bir gidişatta böyle bir evlat yetiştirmek, bizlere nasip oldu. İnşallah devamı da gelir ve tüm Türkiye’ye örnek olur. Diğer gençlerden ve çocuklardan destek bulurlar. Bizim bir olduğumuzu ve ayrıştırmaya boyun eğmeyeceğimizi ispat etmiş olurlar. Tüm Türkiye’de böyle kampanyalar başlasın da, şehit çocuklarımız da kendilerini yalnız hissetmesinler.”