Etiket: Sasgem’in

  • SASGEM’in konuğu AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay oldu

    Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi’nin (SASGEM) düzenlediği Çarşamba Konferanslarının konuğu, AK Parti Genel Başkan Danışmanı Yasin Aktay oldu.

    SAÜ Hukuk Fakültesi Sabahattin Zaim Konferans Salonu’nda gerçekleşen etkinlikte “Türk Dış Politikasında Yeni Dinamikler” başlıklı konu ele alındı. Aktay, konuşmasının başında Türkiye’nin zor dönemler atlattığını ve hedeflerinden asla vazgeçmediğini belirtti. Fransa’da meydana gelen toplumsal olaylara değinen Yasin Aktay, “Her türlü imkAnı halkına sağlayan bir Avrupa ülkesi bugün sarı yelekliler vakası ile karşı karşıyadır. Fransa bugün en gelişmiş 10 ülke arasında yer alıyor ama insanlar ekmek için sokaklara döküldü. Böyle bir şeyi Fransa’ya yakıştıramazdık. Böyle bir ülke içerisinde sarı yelekliler ülkenin yüzde 80’ni arkasına alarak ülkede artan fiyatları protesto etmek amacıyla başladı ama şimdi bu istekleri çeşitlendi. Bütün Fransa toplumunun ayaklanma protestosuna döndü. Marks’ın dediği gibi insanların kaybedecek bir şeyi olmadığı zaman ayaklanma durumları başlar. Kapitalistlerin insanları sömürmesinden dolayı ülkelerde ayaklanmalar baş gösteriyor’’ dedi.

    “FETÖ amerikan lobilerini çok iyi kullandı”

    Amerikan Yahudi lobilerinin Ortadoğu’daki çıkarları için, FETÖ Terör Örgütü lideri Fetullah Gülen ile Türkiye’nin aleyhine gündem oluşturulduğunu belirten Aktay, “Amerika’daki güçlü lobilere finansal destek vererek kendi çıkarlarınız doğrultusunda kullanabiliyorsunuz. FETÖ Terör Örgütü’nün yaptığı şeyde buydu. Amerikan lobilerini besleyen Fetullah Gülen, Türk – Amerikan diplomasisini de etkiliyor. Amerika’da bir başkan var fakat yetkisine baktığınızda lobilerin isteği dışında bir şey yapamıyor. Lobiciler tarafından hazırlanan bir öneri Amerika’nın başka bir ülkeyle olan bütün ilişkilerini etkiliyor. Bir ülkeyi hangisi olursa olsun tek bir şekilde görmeyin. Arkasında belirli güçler illaki vardır’’ şeklinde konuştu.

    “Türkiye’nin planlarını engelleyemezler”

    Türkiye’nin uzun süreli hedeflerinin olduğunu dile getiren Aktay, “5 yıl içerisinde hedeflerimizi gerçekleştirecek gücümüz şuan yok. Gezi parkı, 15 Temmuz darbe girişimi, 27 Nisan’da başka bir kadro tarafından gerçekleştirilen engeller Türkiye’nin hedeflerini baltalamaya yönelik teşebbüsler olmuştur. FETÖ’nün iftiralarıyla adı Ergenekon olmasa bile darbeci bir gelenek Türkiye’de bulunuyordu. Türkiye bu tür teşebbüslerin hepsini atlatmayı başardı. 2023 hedefleri doğrultusunda her şeye rağmen ayakta durarak güçlü bir ülke olduğunu gösterdi. Türkiye’nin uzun dönemli güçlü bir ülke olma planları ne yaparlarsa yapsınlar engellenemeyecekler. Türkiye umarız bir daha darbe ve darbe girişimleri yaşamaz ve her alanda hedeflenen planlar gerçekleşir’’ ifadelerini kullandı.

    “İstediğimiz yere kavuşacağız’’

    Yasin Aktay, sözlerinin devamında, “Bir ülkede istikrar yoksa tarih sana hangi rolü yüklerse yüklesin iyi bir idareci yoksa hiç bir şey olmaz. Nüfus kalitesi bir ülkenin en can alıcı konusudur. Eğitimli bir nüfus yoksa istediği kadar büyümeye çalışsın bir adım dahi atamaz. Kaliteli nüfusu yetiştirmek için en önemli araç eğitim kurumlarıdır. Türkiye’nin ilerlemesini istemeyenler ilk önce eğitim kurumlarından başladı. Ciddi bir çaba göstererek eğitim kurumlarında bizim bilinçli kişiler olmamızı engellediler. 2002 yılına kadar Türkiye’de üniversite sayısı 77 idi sonra bu sayı 2023 hedefleri için ciddi bir oranda arttı. Farklı farklı dallardan meydana gelen bu üniversiteler Türkiye’nin planladığı hedefler için kaliteli öğrenciler yetiştiriyor ve uluslar arası alanda nitelikli kişilerle istediğimiz yere kavuşacağız’’ dedi.

  • Sasgem’in Konuğu Erzican Üniversitesi’nden Prof. Dr. Aktaş Oldu

    Geleneksel SASGEM (Sakarya Üniversitesi Akademik ve Sosyal Gelişim Merkezi) Konferansları’nın konuğu Erzincan Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Sururi Aktaş oldu. Sakarya Üniversitesi Hukuk Fakültesi Amfi 5’te gerçekleştirilen konferansta “Bir Değer Olarak Adalet” konusu ele alındı.

    Adalet meselesin sadece hukuk açısından incelemenin doğru olmayacağını kaydeden Prof. Dr. Aktaş “Adalet kavramı, birçok konuyu ilgilendiren bir kavramdır. Dolayısıyla adalet kavramı, siyaset felsefesi, iktisat felsefesi, hukuk, devlet felsefesi gibi alanların da ilgi odağındadır. Bir meseleye tek bir açıdan bakmak o meselenin diğer cephelerinin görünmesine engel olacağından adalet meselesini de sadece hukuk açısından incelemek doğru değildir. Bu nedenle adalet kavramını analiz ederken diğer alanlardan da faydalanmak gereklidir” diye konuştu.

    ADALETİN KESİN BİR TANIMINI YAPMAK KOLAY DEĞİL

    Adalet kavramının kesin bir tanımını yapmanın çok kolay olmayacağını ifade eden Aktaş, “Adalet için kesin bir tanım yapmak çok kolay değildir. Herkesin aşina olduğu bir kavram gibi görülse bile adalet kavramı, karmaşık bir niteliğe sahiptir. Bundan dolayı adalet kavramını anlamlandırmak için öncelikle onu derinlemesine analiz etmek gerekir; adaletin türleri ve teorilerinin metodolojik olarak iyi irdelenmesi, kavramın iyi anlaşılması için elzemdir. Adalet kavramı, 10’nuncu yüzyılda daha çok bölüşüm ve paylaşın ahlakı üzerinden tartışılmıştır. Yapılan tartışmalar dikkate alındığında adalet kavramının, bölüşüm, paylaşım ve üretim bakımından ele alındığı görülmektedir. Sosyalistler genellikle üretim mekanizmasından ayrı işleyen bir paylaşım sisteminden yana tavır alarak piyasa mekanizmasını esas alan düşüncelerden kaygı duymuşlardır. Liberaller ise, serbest piyasa mekanizmasının sonuçlarını referans alarak, üretimle paylaşımın ayrılmadığını ve yeniden paylaşımın hukuk devletine aykırı olduğunu ileri sürmüşlerdir” dedi.

    TOPLUM SÜREKLİ BİR ADALET ARAYIŞI İÇİNDEDİR

    Adalet kavramının eski çağlardan beri bir değer olarak görüldüğüne dikkat çeken Aktaş insanların çoğunun genellikle pozitif hukukun adaletsizliğinden şikayetçi olduğunu söyledi. Aktaş, bu nedenle toplumun sürekli bir adalet arayışı içinde olduğunu bu durumun da pozitif hukukun üstünde bir adalet anlayışı ihtiyacını ortaya çıkardığını belirtti. Aktaş sözlerinin devamında, “Ahlaki bir değer olarak adalet kavramının gerekliliğine en büyük desteği doğal hukuk teorileri vermiştir. Doğal hukuk açısından adalet kavramı, pozitif hukukun doğruluk ölçütüdür. ‘Adaletsiz yasa; yasa değildir, geçersizdir’ sözü klasik doğal hukukçularının sloganıdır. Doğal hukukçulara karşı pozitivist hukukçular, adalet kavramının metafizik bir kavram olduğunu, sınırlarının belli olmadığını savunarak bu kavramın hukuk biliminin dışına çıkarılması gerektiğini savunmuşlardır. Özellikle İkinci Dünya Savaşı sonrası bu tartışmalar hızlanmış ve hukuk felsefesi, giderek daha çok hukuk bilimcilerinin gündemine girmeye başlamıştır. Alman eski Adalet Bakanı Gustav Radbruch, II. Savaşından önce yazdığı “Hukuk Felsefesi” adındaki eserinde hukuki pozitivizme yakın durmuş, hukuk biliminin belirliliğini öne çekmiş, adalet kavramını ikincil düzeyde tutmuştur. Fakat savaşta yaşanan acı tecrübelerden sonra bu düşüncesinden yavaş yavaş vazgeçmeye başlamış, “Yasal Haksızlık ve Yasa Üstü Hukuk” adıyla makale yazarak yasa yoluyla da haksızlığın yapılabildiğini, dolayısıyla yasa üstü bir hukuka ihtiyaç duyulduğunu kabul etmiştir. Klasik doğal hukukçuların “adaletsiz yasa geçersizdir” sloganı kadar sert olmasa da, Radbruch’un II. Dünya Savaşı sonrası hukuk kavramı konusundaki düşünceleri,“Radbruch formülü” diye bir anlayışı ortaya çıkarmıştır. Bu formüle göre, “eğer pozitif hukuk adalete aykırıysa yine geçerlidir; ancak bu aykırılık, katlanılamayacak bir noktaya gelirse pozitif hukuk, adalet kavramına boyun eğmelidir”. Aktaş’a göre bu ifadeler, aynı zamanda Radbruch’un pozitivizmle arasına mesafe koyduğu ve doğal hukuka yaklaştığı yönünde yorumlamalara neden olmuştur” ifadelerini kullandı.

    Adaletin çok kolay bir kavram olmadığını, onu anlamlandırmak için interdisipliner bir anlayış içinde tüm teori ve türlerini incelemek gerektiğini vurgulayarak konuşmasını bitiren Aktaş’a Sakarya Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Davut Dursun tarafından hediye takdim edildi.