Etiket: Şart”

  • Atabay, “Doğalgaz İçin Başvuru Şart”

    Aydın’ın turizm şehri Didim’e doğalgaz alt yapısının gelmesi için belediye harekete geçti.

    Belediye Başkanı A. Deniz Atabay, Didim’e doğalgaz gelebilmesi için vatandaşlardan Kaymakamlığa başvuru yapmalarını istedi.

    Didim ilçesinde doğalgaz alt yapısının yapılması ve faaliyete geçmesi için Didim Belediyesi’nden açıklama geldi. Vatandaşlardan gelen talepler doğrultusunda çalışma başlatan Belediye , mevcut elektirik abonelerinin yüzde 60’ndan fazlasının başvuru yapması durumunda ilçede doğalgaz çalışmalarının başlayacağını duyurdu. Dün Didim Kaymakamlığı ve belediyeden yapılan açıklamaya göre, ilçede doğalgaz alt yapı çalışmalarının başlaması için gerekli başvuruların en geç 27 Kasım’a kadar yapılması gerektiğini bildirdi. Konuyla ilgili açıklama yapan Didim Belediye Başkanı Deniz Atabay, Doğalgazla ilgili belli sayıda talep olmadığı takdirde uygulamanın iptal edileceğini ifade etti. Başkan Atabay, başvuru sayısına ulaşmaları halinde gerekli protokolleri imzalayarak alt yapı çalışmalarına başlayacaklarını belirtti.

  • Bayraktar: “İç Sahada Kazanmak Şart”

    Orduspor Teknik Direktörü Sinan Bayraktar, takımın iç sahada sıkıntı yaşadığını belirterek, “Takım olarak deplasmanlarda az buçuk iş yapıyoruz beraberliklerimiz var, içeride de maç kazansak sorun olmayacak. Bu durumu Alpedo Kahramanmaraşspor maçı ile birlikte lehimize çevirmeliyiz” dedi.

    Spor Toto 2. Lig Beyaz Grup ekiplerinden Orduspor, yarın saat 13.00’te Ordu 19 Eylül Stadyumu’nda karşılaşacağı Alpedo Kahramanmaraşspor maçının hazırlıklarını tamamlayarak maç saatini beklemeye başladı. Takımın son durumu hakkında değerlendirmelerde bulunan Orduspor Teknik Direktörü Sinan Bayraktar, son dönemde yaşanan yoğun maç trafiği sebebi ile zorluk yaşadıklarını söyledi. Alt liglerdeki takımların yoğun tempoya ayak uyduramadığını vurgulayan Bayraktar, “Seçimler, yaşanan olumsuz olaylar sebebi ile liglerin fikstürlerinde bir takım değişikliler yaşandı ve maç trafiği oldukça sıklaştı. 2. ve 3. Lig’de mücadele eden takımlar için bu birbirine yakın maçlar takımları olumsuz etkiliyor. Özellik maç günlerinin bir birine yakın olması ve uzak deplasmanlara gidip gelmek oyuncuları çok yoruyor ve olumsuz etkiliyor. 2-3 günde bir maç oynamak o ritme alışmamış takımlar için sıkıntı oluşturuyor” diye konuştu.

    “İÇ SAHADA KAZANMAYA BAŞLAMAK İSTİYORUZ”

    Ligin ilk 10 haftasından alınan sonuçların kendilerini üzdüğünü ve artık iç sahada galibiyet almaya başlamak istediklerini dile getiren Bayraktar, “10 haftadır galibiyet alamamış olmamız bizi son derece üzüyor. Bu maçların çoğunda maça ortaktık ve hatta önde götürdüğümüz maçlarda oldu ancak skoru koruyamadık. Şampiyonluğa oynayan donanımlı bir kadromuz olmasa da bu sıkıntıları aşacak kadroya sahibiz. Bu sebeple kazanamayınca üzülüyoruz. İnşallah bu duruma Kahramanmaraşspor maçı ile son vermek istiyoruz. Biz lige iyi bir başlangıç yapamadık ve buna bağlı olarak iç saha avantajımızı hiç kullanamadık. Bu hafta bu avantajı değerlendirip Kahramanmaraşspor karşısında üç puan hedefliyoruz. Takım olarak deplasmanlarda az buçuk iş yapıyoruz. Beraberliklerimiz var, içeride de maç kazansak sorun olmayacak. Bu durumu Kahramanmaraşspor maçı ile birlikte lehimize çevirmeliyiz. Kahramanmaraşspor iki yıl önce PTT 1. Lig’den düşmüş bir takım onlarda iyi bir kadro kurdular o sebeple ciddi ve tehlikeli bir takip ve bunun bilincindeyiz. Yarınki maçta eksik ve sakat oyuncumuz yok, tam kadro olarak maçı bekliyoruz” şeklinde konuştu.

    Orduspor taraftarını maça davet eden Bayraktar, sezon başından bu yana Orduspor’u hiçbir maçta yalnız bırakmayan taraftarlara da teşekkür etti.

  • Yüce: “Fiyatların Düşmesi İçin İmar Planı Şart”

    Ordu Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Uğur Yüce, Ordu’da emlak fiyatlarında yaşanan artışın yeni imar planının yapılmamasından kaynaklandığını ve yeni bir imar planı yapılması gerektiğini söyledi.

    Ordu-Giresun Havalimanı’nın açılmasının ardından Ordu’da emlak fiyatlarında artış yaşandı. 22 Mayıs’ta Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun katılımı ile açılışı gerçekleştirilen Ordu-Giresun Havalimanı Ordu ekonomisini canlandırdı. Havalimanın açılması ile birlikte yatırımcıların gözde mekanlarından biri haline gelen Ordu’da emlak fiyatları iki katına çıktı.

    Emlak fiyatlarında yaşanan artışı değerlendiren Ordu Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Uğur Yüce, emlak fiyatlarında havalimanının katkısının büyük olduğunu, yaşanan bu artışın en önemli sebeplerinin başında ise mevcut imar planının artan talebi karşılayamadığından kaynaklandığını belirtti. Artan arsa fiyatlarının yeni imar planı ile düşeceğini vurgulayan Yüce, buna bağlı olarak emlak piyasasının da rahatlayacağını dile getirdi.

    YÜCE: “YENİ İMAR PLANINA İHTİYAÇ VAR”

    Emlak fiyatlarında yaşanan artışın yeni bir imar planı ile düşebileceğini ifade eden Ordu Emlak Müşavirleri Derneği Başkanı Uğur Yüce, “Ordu-Giresun Havalimanı’nın hizmete girmesiyle gayrimenkul sektöründe fiyat artışı yaşandı. Ordu’da geçtiğimiz dönemlerde milletvekili sayımız 7 idi ancak emlak fiyatları normal seyrediyordu. Ancak günümüzde yapılan yatırımlar, havalimanı, çevre yolu, Fatsa-Ordu karayolunun açılması gibi hususlar emlak fiyatlarını her geçen gün arttırdı. Buna bağlı olarak inşaat sektörü gelişti ancak yeni imar planının olmayışı ve yaşanan arsa sıkıntısı emlak fiyatlarını 2-3’e katladı. Havalimanı açılışından bu güne yolcu sayısı 135 binleri buldu yeni kara yolları çevre yolları şehri ulaşımı yakınlaştırdığı için, ilimize olan ilgiyi çoğalttı ve mevcut şehir imar planı bu yoğunluğa yetersiz kaldı. Bu nedenle şehrimizde yeni şehir imar planına ihtiyaç vardır. Yeni imar planı yapılması durumunda arsa sıkıntısı yaşanmayacaktır ve emlak fiyatları buna bağlı olarak azalacaktır” dedi.

  • Av. Serkan Toper: “Sivil Bir Anayasa’nın Varlığı Şart”

    Yargı bağımsızlığını değerlendiren Avukat Serkan Toper, sivil bir anayasanın şart olduğunu söyledi.

    Avukat Serkan Toper, yargı bağımsızlığından, yeni anayasa tartışmalarına kadar gündemde sıkça yer alan konuları değerlendirdi. Avukatlık mesleğinin kriterlerini de ele alan Toper, kadına yönelik şiddet konusunda önemli açıklamalarda bulundu.

    Toper, Türkiye’de uzun zamandır yeni anayasanın tartışıldığına dikkat çekerek, “Ama siyasi konjonktür bunu sahaya yansıtmaya müsait değildi. Seçim oldu, milletimiz yüzde 50’ye yakın bir oyla Adalet ve Kalkınma Partisi’ni iktidar yaptı. Anayasa elbette yapılmalı. Toplumun bu konuda mutabakatı var. Darbe Anayasası’nın değişmesi, sivil, toplumu uzlaştırıcı, kucaklayıcı bir Anayasa’nın varlığı şart. Darbe Anayasası’nda birçok madde değişti. Fakat bu bölük pörçük, toplumun ihtiyacını karşılamayacak derecede oldu. Bu Anayasa yapılırken, toplumun değişik kısımları nasıl biraraya getirilebilecek. Bizim şahsi kanaatimiz, uzlaşmacı bir Anayasa yapılmalı, ilk 4 maddeye dokunulmamalı. Üniter yapıya dokunulmamalı ve parlamenter düzen korunmalıdır. Bu şartlar içinde basın, yargı, ifade özgürlüğü, hak ve özgürlükler konusunda daha özgürlükçü, devletle birey ilişkilerinde birey lehine yorumlanacak bir Anayasa’ya ihtiyaç var” diye konuştu.

    Başkanlık sisteminin Türkiye için uygun olamayacağını ifade eden Av. Serkan Toper, “Koalisyon hükümetleri 70’lerde 90’larda yaşanananlar, 7 Haziran sonrası yaşadıklarımızda yönetimde istikrarın formülü olarak başkanlık sisteminden bahsedildi. Başkanlık sistemi Türkiye’nin mevcut durumunda Suriye ve Irak’ta yaşananlar göz önüne alındığında üniter yapıyı bir tehdit haline getirir mi? Başkanlık sistemindeki bölgesel yönetimler Ege’de farklı Güneydoğu’da farklı algılanabilir mi? Dolayısıyla parlamenter sistem sağlıklı bir sistemdir. Bunda ısrar edilmesi, erklerin birbirleriyle uyumunun sağlanması ve siyasetçilerimizin uzlaşmacı, hoşgörülü bir üslup kullanmaları halinde de ülkemiz için hayırlı olacağına inanıyorum. Bu süreçte başkanlık sisteminin gündeme getirilmesi elbette ki doğrudur, tartışılabilir. Ama bizim şahsi fikrimiz bunun uygun olmadığı noktasında” dedi.

    “YARGI BAĞIMSIZLIĞI BİR ÜTOPYA”

    Yargı bağımsızlığının yıllardır tartışıldığını ancak bunun görünürde mümkün olmadığını ifade eden Toper, “Hukuk fakültesindeydik yargı bağımsız mı değil mi tartışmaları vardı. Meslekte 15’inci yıla geldik hala var. Yargı bağımsızlığı bir ütopya. Yargı bağımsız olduğunda yargıyı kimin denetleyeceği konusu bahane edilmek suretiyle kuvvetler ayrılığı içinde önemli bir erk olan yargı bugün bu siyasal iktidara, yarın başka bir siyasal iktidara bağımlı olarak varlığını sürdürmek durumunda. Bu da bir hukuk devleti özlemimizin önündeki en büyük engel. Yargının bağımsız olabilmesi için Adalet Bakanlığı’nın HSYK’nın doğal bir üyesi olmaması, yargıçların kendi yönetimlerini kendilerinin oluşturması, her şeyden önemlisi de yargının nasıl denetleneceğini de somut şekilde ortaya konulması gerekir. Bunlar oluşmadıkça da yargı bağımsızlığından bahsetmek mümkün değildir” şeklinde konuştu

    “MEDYA BAĞIMSIZ OLMAK İSTİYOR MU?”

    Objektif haberveren bir basın kuruluşunun olmadığını dile getiren Av. Serkan Toper, basın özgürlüğüne değindi.

    “Medya bağımsız olmak istiyor mu önce bunun cevabını vermek lazım” diyen Serkan Toper, “Medya bağımsız olmak istiyorsa patronları iş dünyasından çekilecekler, devletle iş yapmayacaklar. Sizler devletle iş yaparken bağımsızlık iddiasında bulunamazsınız. Bağımsız yargı, bağımsız medya talep edilmekle ulaşılabilecek amaçlar değil. Bir medya patronu sadece inandığını, objektif haber sunma amacını güdebilmesi için siyasi iktidarla, devletle işi olmaması gerekir. Bugün bağımsız medya derken, sadece iktidara bağlı medyadan bahsetmiyoruz. Televizyonu açıp baktığınızda doğru veobjektif olarak haber alabileceğiniz bir kanal yok. Bir kısım muhalefet, ya da diğer bir kısım iktidar aleyhine yayın yapıyor” diye konuştu.

    “YASALAR TEK BAŞINA KADINI KORUMAYA YETMEZ”

    Kadına yönelik şiddet olaylarıyla ilgili açıklamalarda bulunan Avukat Serkan Toper, toplumun kadına olan bakışının değişmesi gerektiğini belirtti.

    Serkan Toper, “Hukuk bu konuda üzerine düşeni yaptı. Kadına şiddeti ve ailenin korunması kanunuyla etkin şekilde uygulanıyor. Bugün başvuru yaptığınız takdirde 3-4 saat içinde kararlar çıkarılmakta, en yakın karakola bildirilmekte ve kadına yönelik şiddetin önlenmesi adına da gerekli tedbirler alınmakta. Toplumun zihniyetinin değişmesi lazım. Yasalar tek başına kadını korumaya yetmez. Toplumun kadına bakışı, siyasal iktidarın kadına bakışı bunların tekrar dizayn edilmesi ve her şeyi hukuktan beklemenin mümkün olmaması gerekmekte. Hukuk koruyamaz. Kararı veriyor, ilgili karakola yolluyor. Karakolun yapabileceği şey sınırlı. Koruma talep ederseniz, sınırlı sürede size koruma verilir. İletişim araçlarıyla sizi rahatsız etmesini engelleyebilir. Ama ciddi bir tehlikeyi önleyebilecek potansiyeli yoktur. Uygulamaya da bunun yansıması mümkün değildir. Tehdide, aşağılanmaya maruz kalan kadın sayısı inanılmaz. Neredeyse ülkemizdeki polis sayısından dahi fazla. Dolayısıyla toplumun bununla ilgili bir seferberlik ilan edip, bir anlayış ve zihniyet değişimine gitmesi gerekir” dedi.

    Av. Toper, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hukuk, yargı bunlar önemlibir erk. Toplumun uzlaşmaya, birlikte yaşama azmine, ortak keder, ortak sevinç duygusuna ihtiyacı var. Siyasilerimizin bu konuya dikkat etmesi, milleti birbirine düşman edecek söylemlerden kaçınması zorunluluk halini aldı. Yargının kendi fonksiyonunu sadece millet adına yerine getirmesi. Medyanın toplum adına habercilik kastının dışına çıkılmaması, Türkiye’nin normalleşmesi için olmazsa olmaz koşullar olarak görüyorum. Bu noktada herkese sorumluluk düşmekte.”

    Serkan Toper, iyi bir avukatın özelliklerini sıralayarak, mesleğe yeni başlayacak adaylara önerilerde bulundu.

    Toper, “Öncelikle muhakeme gücü, olaylara farklı boyutlardan bakabilen, yüksek yaratıcılığı, çözüm yeteneğive ikna kabiliyeti olan kişilerin avukatlık mesleğinde başarılı olduklarını gözlemledik. Çok okumalı, çok araştırmalı, konulara ezber dışı değişik mantıklarla bakabilmeli ve detay görebilmeliler. Bu meslekte güçlü özgüven başarı için şarttır. Diğer meslek dallarına göre, bir avukat için sosyallik ve beşeri ilişkiler çok daha önemlidir…Bir de empati yeteneği mutlaka olmalı” şeklinde konuştu…

    Müvekkillerinin ağırlıklı olarak İş ve Sanat dünyasından tanınmış kişiler olduğunu ifade eden Serkan Toper, “özel hukuk alanında, önemli kurum ve şirketlere danışmanlık hizmeti veriyorum. Ağırlığıyla telif hukukuyla alakalı çalışmalar yapıyorum.

    “ÜLKENİN ÖNEMLİ MAGAZİN DAVALARINDA ORTADA OLMADIK”

    Medyatik davalarda genellikle geri planda kalmayı tercih ettiğini ifade eden Serkan Toper, sanatçılarla çalışmanın kolay olduğunu söyledi.

    Toper, sözlerini şöyle sürdürdü: “Sanatçılarla çalışmanın dışarıdan görüldüğü kadar zor olmadığını, daha uyumlu, rahat, çalışılabilir kişiler olduğunu aktarmak isterim. Sanatçılar kendilerine verilen ödevleri yaparlar. Kendilerini işi bilen kişilere teslim ederler. Sanatçıların medyatik davalarında biz hep geride kalmak isteriz. Çünkü bu işte dikkat edilecek konu sır saklama yükümlülüğüdür. Neyi medyayla paylaşacağımızı, neyi paylaşmayacağımızı çok iyi ayırt edebilmektir. Biz de yıllardır buna çok dikkat ettik. Ülkenin en önemli magazin davalarının avukatıydık, konu ortadaydı ama biz çoğu zaman ortada olmadık. Sır saklamak ve medyayla ilişkileri ayarlayabilmek önemli.”

    “MESLEK BİRLİKLERİ DENETLENEBİLİR OLMAKTAN UZAK”

    Meslek birliklerinin fonksiyonlarını da değerlendiren Av. Serkan Toper, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meslek birlikleriyle ilgili hali hazırda bulunan davalarımız var. Bu konuyla ilgili de Kültür Bakanlığı’na bir rapor sunacağız. Meslek birlikleri maalesef fonksiyonlarını yerine getiremiyor. Denetlenebilir değil, şeffaf değiller. Bu konuda Kültür Bakanlığı’nın da çıkardığı tüzüklerde bir engel var. Rekabete aykırı hükümler var. Yeni bir meslek birliği kurma imkanı yok denilebilecek kadar azaltılmış. Mevcut meslek birliğinin üye sayısının 3’te birini elde edemeden yeni bir meslek kuruluşu kurulamıyor. Bu da dolayısıyla rekabet kriterini ortadan kaldırıyor. Mevcut meslek birlikleri ise denetlenebilir olmaktan uzak.”

    “BİLİRKİŞİ RAPORLARI DAVA SÜRESİNİ UZATIYOR”

    Adli yargı süreciyle ilgili değerlendirmelerde bulunan Toper, bilirkişi raporlarının oluşturduğu yoğunluğun süreci uzattığını söyledi.

    Toper, “Hukuk muhakemeleri usulü kanunu değişti. Teoride, kağıt üzerine gayet başarılı gözüküyordu ama uygulamaya yansıması o şekilde olmadı. Aksine davalar eskiye göre daha uzamakta. Ön inceleme diye bir aşama var, delillerin toplanması, tahkikat aşamasına geçilmesi. Fakat maalesef ön inceleme aşamaları neredeyse eski duruşma sürelerinin tamamı kadar sürmekte. Bir türlü duruşma günleri gelmemekte. Bir mahkemelerin yoğunluğu var. Bir de bu kadar bilirkişinin içinde sürekli aynı bilirkişilere dosyanın verilmesi yüzünden bilirkişilerimizin yoğunluğu oluştu. Dolayısıyla dosyaların en büyük uzama sebebi bilirkişilerin raporlarını süresinde mahkemeye ibraz etmemeleri. Bu konuda çalışma yapılmadıkça da hızlı, etkin bir yargılama tamamen hayal olur” dedi.

    Mesleğini severek yaptığını belirten Avukat Serkan Toper, “2006 yılında Marmara Hukuk’tan mezun oldum. O tarihten bu yana da serbest avukatlık yapıyorum. Değişik sivil toplum kuruluşları üyeliklerim mevcut. Avukatlık benim çocukluk hayalimdi. Birçok çocuğun da o dönemde hayaliydi. Bizim dönemimizde hukuk fakültelerine girmek daha da zordu. Büyük azim ve çalışma gerektiriyordu. Sosyal bölüm için varılabilecek en iyi nokta hukuk fakültesiydi. Biz de iyiye talip olduk ve kazandık. Mesleğiyle aşk yaşayan bir adamım. Bin defa hayata gelsem, bininde de herhalde avukatlık yapardım” dedi.

  • Kanser Tedavisinde Başarı İçin Psikolojik Destek Şart

    Aile ve Evlilik Terapisti Dr. Obengül Ejder, kanser hastalarına verilecek psikolojik desteğin, tedavinin ayrılmaz bir parçası olduğunu söyledi.

    Kanserle savaşta beden kadar ruhun da tedavi edilmesinin, tedavinin başarılı olabilmesinde büyük önem taşıdığını belirten Dr. Ejder, psikolojik desteğin hastanın yaşam kalitesini artırdığını bildirdi.

    Kanseri, ‘hasta ve hasta yakınlarını fiziksel, psikolojik ve sosyolojik açıdan etkileyen bir yaşam krizi’ olarak tanımlayan Dr. Obengül Ejder, kanser hastaları için tedavi esnasında, sürecin en az fiziksel tarafı kadar psikolojik tarafının da hayati bir önem taşıdığını söyledi.

    Kanser tanısı alan hastalarda olumsuz duygu ve düşüncelerin gelişmesinin neredeyse kaçınılmaz olduğuna dikkati çeken Aile ve Evlilik Terapisti Dr. Ejder, kanser tedavisinde psikolojik tedavinin önemi hakkında şu bilgileri verdi:

    “Yapılan bazı tetkiklerden sonra kanser tanısı konulan kişiye bedeninde bulunan hastalıkla ilgili gerekli tıbbi müdahaleler yapılıp, onkoloji birimlerince hastalıklı hücrelere savaş açılırken, kişinin içinde bulunduğu ruh durumu hep göz ardı edilir.Oysaki kanser olduğunu öğrenen kişi ilk önce şoke olur ve inanmaz. Gerçeğin hemen inkârı, çoğu kez katlanılması çok güç, bazıları için imkensız, gerçeğin yarattığı kaygı, panik ve çaresizlik duygularına karşı bir savunmadır.Bir anlamda, gerçeği redderek, olmamış kabul ederek hasta, kendini dayanılmaz kaygıdan korur. Ardından, kızgınlık ve depresyon gelişir. Bu dönemde kaygı, yemeden – içmeden kesilme, dikkat dağınıklığı, huzursuzluk gibi durumları normaldir. “Neden ben” türü hiddetlenmeler ve isyan duyguları görülür. Unutulmamalı ki, kanserle savaşta tıbbi müdahale kadar psikolojik tedavi de önemli. Üstelik bu sorun yalnızca hastanın değil, kanser hastasının tüm yakın çevresinin de yaşadığı bir ruhsal kriz olarak ele alınmalı.”

    “HER HASTA İÇİN PSİKOLOJİK TEDAVİ SÜRECİ AYRI AYRI PLANLANMALI”

    Psikolojik tedavi sürecinin her hasta için ayrı ayrı planlanması gerektiğini dile getiren Dr. Obengül Ejder, ”Bir anda ortaya çıkan hastalık sürecine uyum sağlayabilme, bedensel ve ruhsal açıdan iyi hissedebilme, mücadele gücünü artırabilme bu destek tedavileri ile mümkündür. Psikolojik destek hasta ve hasta yakınlarının bu zorlu süreci daha kolay atlatmasını sağlayacağı gibi; hastaların psikolojilerindeki düzelme ve pozitif bakış açısı, tedavilerindeki başarı şansını da artıracaktır” şeklinde konuştu.

    Kanser sürecine dair bilgilendirmelerin, bireysel ve aile terapileri ile benzer sıkıntıları paylaşan kişilerle yürütülen grup terapilerinin, bu zorlu sürecin sıkıntılarını hafifletmede faydalı olacağını da bildiren Dr. Ejder, “Sağlıklı bir bedene sahip olabilmenin en önemli şartının, kişinin ruhsal açıdan da kendini iyi hissetmesi ile sağlanabildiği unutulmamalıdır” dedi.