Etiket: Sarıbıyık

  • SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Yabancı öğrencilerin yetkinliklerini arttırmaya çalışıyoruz”

    SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Yabancı öğrencilerin yetkinliklerini arttırmaya çalışıyoruz”

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Sakarya Düşünce ve Dayanışma Platformu Başkanı Hasan Demir ve yönetim kurulu üyelerini ağırladı. Toplantıda, çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerin kendileri için çok önemli olduğunu belirten Sarıbıyık, “Onları en doğru mesleklere yönlendirerek yetkinliklerini arttırmaya çalışıyoruz” dedi.

    SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Sakarya Düşünce ve Dayanışma Platformu Başkanı Hasan Demir ve yönetim kurulu üyelerini Fikir Sofrası etkinliğinde ağırladı. Toplantıda ana konu, Türkiye’de eğitim gören yabancı öğrenciler olurken, şehrin gündemine ilişkin konular da masaya yatırıldı. Rektör Sarıbıyık, platform üyelerine üniversitenin yaptığı faaliyetleri anlatarak, şehrin marka ürünlere ihtiyacının olduğunu vurguladı.

    “Son derece zeki ve yetenekliler”

    Çeşitli ülkelerden gelen öğrencilerin kendileri için çok önemli olduğunu ifade eden Sarıbıyık, “Bu öğrencilerimiz son derece zeki ve yetenekliler. Onları en doğru mesleklere yönlendirerek yetkinliklerini arttırmaya çalışıyoruz. Burada eğitimin yanı sıra dilimizi ve kültürümüzü de öğreniyorlar. Türkiye’deki kurumların işleyişine, toplumsal yapıya adapte oluyorlar. Bu duruma genel çerçeveden baktığımızda birçok avantaj görmek mümkün. Öğrencilerimiz ülkelerine döndüklerinde önemli noktalarda ciddi işler elde ediyorlar. Her biri ülkemiz için birer kültür ve ticaret elçisi konumuna geliyor. Bunun örneklerini görmek mümkün. Örneğin kısa süre önce Somali’de Adalet Bakanlığı görevine getirilen Abdulkadir Muhammed Nur Türkiye’den mezun. Göreve getirildikten sonra ilk Türkiye’ye teşekkür etmişti. Bunlar oldukça önemli ve değerli. Dünyanın sömürme yarışına girdiği bu coğrafyalara bizim her anlamda el uzatmamız gerekiyor” dedi.

    “Şehrimize alıştılar”

    Sakarya’da eğitim hayatını sürdüren yabancı öğrencilerin şehir kültürüne zenginlik kattığını belirten Sakarya Düşünce ve Dayanışma Platformu Başkanı Hasan Demir, “Şehir olarak zaten temelinde farklı coğrafyalardan gelen kültürel kimliklerin oluşturduğu bir toplumsal yapıya sahibiz. Mazlum coğrafyalardan şehrimize gelen öğrenciler de artık bir parçamız oldu. Vatandaşlarımız öğrencilerimize, öğrencilerimiz şehrimize alıştı. Buradaki eğitim sirkülasyonu başarılı bir şekilde ilerliyor. Ülkelerine döndüklerinde elbet burada gördüklerini, yaşadıklarını ve minnet duygularını oralara taşıyacaklardır. Özellikle ihtiyacı bulunan yabancı öğrencilerimize diğer öğrencilerimize olduğu gibi elimizden geldiği kadarıyla yardımcı olmaya çalışıyoruz. Kendilerinden ilgimizi de kesinlikle esirgememiz gerekiyor” diye konuştu.

  • Rektör Sarıbıyık, tüm SUBÜ’yü kan bağışında bulunmaya davet etti

    Rektör Sarıbıyık, tüm SUBÜ’yü kan bağışında bulunmaya davet etti

    Kızılay Sakarya Şubesi’nde eşi Firdevs Sarıbıyık ile birlikte kan vererek ‘Kan Dostum SUBÜ’ adlı bir kampanya başlatan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, tüm SUBÜ ailesini kan bağışında bulunmaya davet etti.

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, beraberinde eşi Firdevs Sarıbıyık ile birlikte Kızılay Sakarya Şubesi’nde kan vererek ‘Kan Dostum SUBÜ’ adlı bir kan bağış kampanyası başlattı. Rektör Sarıbıyık’a Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Yurdanur Dikmen ve Akyazı Sağlık Hizmetleri Meslek Yüksekokulu Müdürü Dr. Öğretim Üyesi Aydın Şenol da eşlik etti. Özellikle pandemiyle birlikte kan stoklarında yaşanan azalmaya dikkat çeken Kızılay Sakarya Başkanı Zahit Tiryaki, Rektör Sarıbıyık’a başlattığı kampanya için teşekkür etti.

    Kızılay Sakarya temsilcilerine kendilerini sıcak bir ortamda karşıladıkları için teşekkür ederek konuşmasına başlayan Rektör Sarıbıyık, “Gerek kendilerinden gerekse sosyal medyadan aldığımız bilgilere göre Kızılay’ın kan stoklarında bir miktar azalmanın olduğunu ve pandemi sürecinde kan bağışı ile ilgili bazı çekincelerin yaşandığını öğrendik. Bu stoklara katkı vermek adına ailemle birlikte bir kampanya başlatmak istedik. SUBÜ ailesini kampanyaya desteğe çağırıyoruz. Bizim kültürümüzde 3 kardeşlik var. Bir tanesi öz kardeşlik, birisi süt kardeşliği biri de kan kardeşliği, biz bu çalışmalarla inşallah SUBÜ ailesinin kan kardeşi sayısını da arttırmak istiyoruz. Tüm öğrencilerimizi, akademik ve idari personellerimizi kan vermeye ve başlattığımız kampanyaya katılmaya davet ediyoruz. Bu çalışmaları gerçekleştirdiği için Kızılay’a şükranlarımı sunuyorum” ifadelerini kullandı.

  • SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık:

    SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık:

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, derslerin tamamlanmasının ardından final değerlendirmeleri öncesinde ‘Rektörle Final Öncesi’ başlıklı programda öğrencilerle buluştu.

    SUBÜ’de derslerin tamamlanmasının ardından final değerlendirmeleri öncesi öğrencilerle canlı yayında bir araya gelen Rektör Mehmet Sarıbıyık, uzaktan eğitimi üniversitenin misyonu nedeniyle eylem olarak da söylem olarak savunmadıklarını ancak pandemi sürecinde hedeflerinin dönemi minimum zayiatla atlatmak olduğunu söyledi. SUBÜ’nün resmi sosyal medya hesabı üzerinden gerçekleştirilen canlı yayında 2020 yılına ilişkin bir değerlendirmeyle başlayan ve pandemi sürecinde eğitimin zorluklarına değinen Rektör Sarıbıyık, daha sonra öğrencilerin önceden sormuş oldukları soruları cevaplandırdı.

    Finallerden önce internet ortamında da olsa sizlerle birlikte olmayı arzu ettim

    Canlı yayın ortamında olsa da öğrencilerle yeniden bir arada olduğu için mutluluk duyduğunu belirterek programa başlayan Rektör Sarıbıyık, “Pandemi sürecinde Allah sizleri ve sevdiklerini muhafaza etsin. Finallerden önce internet ortamında da olsa sizlerle birlikte olmayı arzu ettim. Mottosu ‘bilgiyi beceriyle bütünleştiriyoruz’ olan ve beceriyi benimseyen bir üniversite için uzaktan eğitimin eylemi de söylemi de zor oluyor. Bunu savunamayız da. Ancak üzerimize düşen sorumlulukları da yerine getirme gayretinde olmamız gerekiyor. Uzaktan eğitim sürecinde minimum zayiatla maksimum faydayı nasıl elde ederiz kaygısındayız. Eğitim öğretimin temel yaklaşımında öncelikli olan iş, öğrenim kazanımlarının elde edilmesidir. Bunların bir kısmı derslerde, bir kısmı bireysel, bir kısmı iş ortamında elde edilebilir. Eğitim bilimcilerin yaptığı incelemelerde esas öğrenmenin yaparak ve bireysel çalışmalarla yani uygulamayla gerçekleştiği görülüyor” dedi.

    En kısa zamanda sizlerle kavuşmayı ümit ediyoruz

    Bilgi işlemle ilgili yeni bir yapılanmaya gittiklerini ve bu nedenle süreç içerisinde bazı teknik aksaklıklar yaşanabildiğini belirten Sarıbıyık, “Yanlış olan bir şey varsa düzeltilir. Bu tarz konularda mağduriyet kesinlikle yaşanmaz. Hocalarımıza da ilettiğimiz gibi asıl olan öğrenim kazanımlarının elde edilmesidir. Sınav bunların formalitesidir. Şimdi bu sınavların zamanı. Eğitimle ilgili olan kısımda tedbirlerimizi alıp yolumuza devam etmeye çalışacağız. Öğrenim kazanımı esaslı gittiğimiz için sınavlarda kamera açılmasını istemeyeceğiz. Öğrencilerimize güveniyoruz. Bir kısmınızın güçlükler içerisinde uzaktan eğitime imkan bulduğunuzu biliyoruz. Bahar Yarıyılı için içimizden uzaktan eğitime geçmemek ve öğrencilerimizle buluşmak geçiyor. Hocalar da boş tahtaya anlatıyor gibi oluyor. Sizin çektiğiniz sıkıntıları onlar da çekiyor. Bazı bölümlerde ve programlarda öğrencilerimizi okula getirebilir miyiz diye çalışmalar yapıyoruz. Aşıyla birlikte bu inşallah mümkün olur. En kısa zamanda sizlerle kavuşmayı ümit ediyoruz” diye konuştu.

  • SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Eğitim modelimiz kadın istihdamı için avantaj”

    SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Eğitim modelimiz kadın istihdamı için avantaj”

    ‘Çeşitli Sektörlerde Kadının Güçlendirilmesi’ başlıklı uluslararası konferansa katılan SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, hayata geçirdikleri eğitim modelinin kadın istihdamı noktasında ciddi avantajlar sağladığını belirtti.

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, Hindistan’dan CT Üniversitesi ile Birleşik Krallık merkezli Tradepreneur Global Academic Platform iş birliği ile düzenlenen ‘Çeşitli Sektörlerde Kadının Güçlendirilmesi’ başlıklı uluslararası konferansa katıldı. 13 ülkeden akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin bulunduğu konferansta, Türkiye’den SUBÜ’nün yanı sıra Akdeniz Üniversitesi akademisyenleri de yer aldı. Rektör Sarıbıyık, kadının önemine değindiği konuşmasında SUBÜ’nün uyguladığı sistemin kadın istihdamı açısından sağladığı avantajlara değindi.

    Tecrübe aktarımı kıymetli

    Çeşitli ülkelerden konferansa katılım sağlayan akademisyen ve sivil toplum kuruluşu temsilcileriyle bir arada olmaktan mutluluk duyduğunu belirten SUBÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, “Kadının güçlendirilmesine yönelik uluslararası akademik toplantılar oldukça önemli. Farklı coğrafyaların tecrübe aktarımlarının böylesine evrensel bir konuda oluşturulacak bütüncül yaklaşıma ciddi katkısı olacak ve farkındalık oluşturacaktır. Ünlü Mısırlı fikir adamı Hasan El Benna, ‘Toplumun yarısı kadınlardan oluşur, diğer yarısını da kadınlar yetiştirir’ derken; Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk ise, ‘Dünyada her şey kadının eseridir’ ifadelerini kullanmıştır. Dünyaya gözlerimizi açtığımız ilk andan itibaren hayatımızın her alanında kadınların yeri doldurulamaz katkıları bulunuyor. Ailede olduğu gibi toplumun ve kurumların şekillenmesinde de çok önemli roller üstleniyorlar” dedi.

    ‘Eşitler’ değil ‘eşler’

    Kadınların; anne, eş, evlat, çalışan, yönetici, sporcu, sanatçı ve daha nice statünün bir ya da birkaçını bir arada başarılı bir şekilde taşıdıklarını vurgulayan Sarıbıyık, “Türkiye’de Anneler Günü için yayınlanan ‘Benim annem hem doktor, hem aşçı, hem öğretmen, hem kuaför’ şeklinde hepimizi duygulandıran bir reklam vardı. Ayakkabı bağlayışımıza kadar yanımızda olan bir değerdir annelerimiz. İnsan dediğimiz varlığın yarısını erkekler oluşturuyorsa, diğer yarısını da kadınlar oluşturuyor. Bunlardan birisini resmin gerisinde tutmak, insanlığı eksik bırakmaktır. Kadın ve erkeği ailede ‘eşitler’ olarak değil, ‘eşler’ olarak düşünmek gerekir. Bir çift ayakkabının eşit değil eş olduğunu, birbirinden farkının olmadığını bilmeliyiz. Ancak, sağ ayakkabıyı sol ayağımıza giydiğimizde hem ayakkabıya hem de ayağımıza eziyet edeceğimizi unutmamalıyız” diye konuştu.

    Türkiye Avrupa’nın önünde

    Üniversitelerin eğitim-öğretim, Ar-Ge ve topluma hizmet olmak üzere üç temel görevi bulunduğunu hatırlatan Sarıbıyık, “Ülkemizdeki üniversitelerde bu görevleri yerine getiren akademisyenlere baktığımızda kadın akademisyen oranının yüzde 45’e yükseldiğini görüyoruz. Geleceğin öğretim üyeleri olacak araştırma görevlilerininse yüzde 51’i kadınlardan oluşuyor. Özetle, Türkiye kadın akademisyen oranında Avrupa ülkelerine göre daha iyi bir konumda. Temsiliyet oranındaki bu durum yönetici pozisyonlarına da yansımaya başladı. Üniversitemiz de geliştirdiği sistemle bu anlamda önemli bir başarıya imza atıyor. Özellikle son yıllarda teknolojinin hızlı bir şekilde dönüşümüne üniversitelerimiz ayak uyduramadılar ve yetiştirdiğimiz öğrencilerin üniversite öğrendikleriyle sahada yaşananlar arasında farklar oluşmaya başladı. Bunun neticesinde kendini yenileyen iş dünyası nitelikli çalışan bulamamaya başladı” şeklinde konuştu.

    İstihdama katılım süresi kısaldı

    Sorunu fark ederek iş dünyası ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini ve üniversitelerin aslında sahadan ne kadar koptuğunu fark ettiklerini söyleyen Sarıbıyık, “Üniversitemizin mottosunu ‘Bilgiyi beceriyle bütünleştiriyoruz’ olarak belirledik. Bunun üzerine ‘+1 Uygulamalı Eğitim Modeli’ dediğimiz bir model hazırladık. Bu modelde her eğitim düzeyindeki öğrencilerimiz eğitim hayatlarının bir ya da iki dönemini tam zamanlı olarak işletmelerde geçirmek ve uygulama becerisi edinmek zorunda. Bunun yanı sıra müfredatlarımızı da iş dünyası ile hazırlıyoruz ve iş dünyasından önemli isimleri üniversitemizde derslere davet ediyoruz. Sistemimiz kadın öğrencilerimizin de sahada erkeklerin yapabileceği düşünülen birçok işi yapabildiğinin görülmesini sağladı. Kadın mezunlarımızın istihdama katılım süreleri kısaldığı gibi istihdam alanları da genişledi. Kazandıkları becerilerle ülkemize ve dünyaya farklı alanlarda da katkılar sağlamaya başladılar. Kadın akademisyenlerimiz ise gerek öğrencilerimizin iş yeri eğitimlerinin takibinde gerekse iş dünyası ile bağlantılar kurulmasında kritik rol oynadılar. Bunun sahadaki yansımasına katkı sağlamak bizleri ayrıca mutlu ediyor” ifadelerini kullandı.

  • SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Deprem olduğunda evlerimize sığınabilmeliyiz”

    SUBÜ Rektörü Sarıbıyık: “Deprem olduğunda evlerimize sığınabilmeliyiz”

    Marmara Depremi’nin 21. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınlayan SUBÜ Rektörü Sarıbıyık, “İnsanlar dışarıda bir musibet olduğunda kendilerini evlerine kapatırlar. Öyle evler inşa etmeliyiz ki vatandaşlarımız deprem olduğunda dışarıda başlarına bir şey gelmesinden korkup güvenli gördükleri evlerine sığınmalılar” dedi.

    Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi (SUBÜ) Rektörü Prof. Dr. Mehmet Sarıbıyık, 17 Ağustos 1999’da yaşanan Marmara Depremi’nin 21. yıldönümü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Türkiye’nin bir deprem ülkesi olduğunu ve Sakarya’nın önemli bir fay hattının üzerinde yer aldığını belirten Sarıbıyık, Marmara Depremi’nin üzerinden 21 yıl geçse de Türkiye’de ve Marmara Bölgesi’nde yaşanan çok sayıdaki depremin hafızaları her zaman taze tuttuğunu ve deprem gerçeğinden hiçbir zaman uzaklaşılmadığını vurguladı.

    SUBÜ Deprem Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin yaptığı çalışmaların olası bir İstanbul depreminin Sakarya’ya da ciddi zararlar vereceğini ve 1999 yılındaki depreme maruz kalan yapıların önemli bir kısmının ciddi risk taşıdığını ortaya koyduğunu belirten Sarıbıyık, “Toplumsal açıdan çok derin izler bırakan bu sonuçlarla karşılaşmamanın en önemli yolu riskli yapıları tespit ederek bunları güvenli hale getirmek, yeni yapılacak yapıları ise yönetmeliklerdeki kriterlere uygun olarak projelendirerek proje süreçlerini sağlam ve titiz bir denetim mekanizması ile takip etmektir. Bu doğrultuda tüm paydaşların görev ve sorumlulukları hassas bir şekilde yerine getirmeleriyle depremler doğal afet olmaktan çıkıp bir doğa olayı haline gelebilir. Sakarya Uygulamalı Bilimler Üniversitesi olarak bu süreçlerde gerekli katkıyı vermeye hazırız. Bu vesileyle Marmara Depremi’nde hayatını kaybeden canlarımıza Allah’tan rahmet diliyorum. Rabbim geride kalan ve şifa bulamayanlara şifalar nasip etsin” dedi.

    Öğrenciler kalacakları yere dikkat etmeli

    Bilimsel ilke ve ölçütlere göre hareket edilmesi halinde olumsuzlukların ortaya çıkmayacağını ve “deprem afeti” kavramının literatürden silinebileceğini kaydeden Sarıbıyık, “Deprem gerçeği her an bir saniye kadar uzağımızdayken el birliği ile gerekli tedbirleri almak için hemen harekete geçmemiz gerekiyor. Burada bize düşen en önemli sorumluluk nitelikli binalar inşa edecek nitelikli bireyler yetiştirmek. İnsanlar dışarıda bir musibet olduğunda kendilerini evlerine kapatırlar. Öyle evler inşa etmeliyiz ki vatandaşlarımız deprem olduğunda dışarıda başlarına bir şey gelmesinden korkup güvenli gördükleri evlerine sığınmalılar. Üniversitemizde okuyan ve bu sene itibariyle okuyacak öğrencilerimizden de ricam kalacakları yurtları ve evleri tercih ederken deprem riskini göz önünde bulundurmaları, ikamet edecekleri yapıların geçmişini öğrenmeleri ve gerekli hallerde yetkili kurumlardan bilgi almalarıdır. Biz bu konularda öğrencilerimize her zaman destek olmaya hazırız” diye konuştu.