Etiket: Sanko’da

  • SANKO’da Tıp Fakültesi öğrencileri önlük giydi

    Gaziantep’te yer alan SANKO Üniversitesi Tıp Fakültesi öğrencileri Özel Sanko Okulları Abdulkadir Konukoğlu Spor ve Kültür Merkezi’nde düzenlenen törenle önlük giydi.

    Gaziantep’te özellikle sağlık hizmetlerine yönelik tematik eğitim veren SANKO Üniversitesi’nin 2018-2019 yılı Tıp Fakültesi öğrencileri düzenlenen törenle ilk defa önlük giydi. Abdulkadir Konukoğlu Spor ve Kültür Merkezi’nde yoğun katılımla gerçekleştirilen tören saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başladı.

    Önlük giyme törenine SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, Tıp Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Salih Murat Akkın, öğretim üyeleri, öğrenciler ve veliler katıldı.

    Törende açıklamalarda bulunan SANKO Üniversitesi Mütevelli Heyeti Başkanı Abdulkadir Konukoğlu, “Bugün Tıp Fakültesi öğrencilerimizin doktorluğa ilk adım atma günü. Bizim onlardan tek ricamız ilerde hastalarını kendi anne ve babaları gibi görmeleri. Çünkü sonuç olarak onlar da birilerinin annesi veya babasıdır. Eğer bunu böyle yaparsanız hep güler yüzle karşılanırsınız. Ben hepinize, öğrencilere ve ailelere bizim okulu seçtikleri için teşekkür ediyorum. Biz hakikaten onlar için elimizden gelen her şeyi yapmaya çalışıyoruz” dedi.

    SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı ise, “Sevgi, şefkat, merhamet gibi insanı duyguların temel değer olduğu doktorluk insana dokunan, insanla var olan ve insanla gelişecek olan bir bilimdir. Diğer pek çok bilimden farklı olarak atacağınız büyük yada küçük bir adım tahmin edemeyeceğiniz hasarlara yada çok büyük faydalara sebebiyet verebilir. İşte kararlarınızın, vicdanınızın, kalbinizin ve aklınızın bugün size giydireceğimiz önlükler gibi beyaz ve hep temiz kalmasını dilerim” diye konuştu.

    Konuşmalarında ardından çeşitli dallarda bildiri yayınlayan öğrencilere teşekkür belgeleri takdim edildikten sonra Tıp Fakültesi öğrencilerine önlük giydirildi.

  • SANKO’da halka açık tüp bebek konferansı

    SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı, Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İsmail Temur, “Anne adayının yaşı ne kadar ileriyse, özellikle 35-37 yaş sonrasında, üreme hücresi (yumurta) kalitesi ve sayısı azalmakta yani daha az ve kalitesiz yumurta elde edilebilmektedir” dedi.

    Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesinde halka açık konferanslar kapsamında, “Tüp Bebek Tedavisinde Güncel Gelişmeler” konusunu anlatan Doç. Dr. Temur, tüp bebek uygulamasını, “Eşlerin kendi döl-soy hücreleri (kadında yumurta, erkekte sperm) kullanılarak, laboratuvar ortamında birleştirme ile elde edilen bebek(embriyo) hücrelerinin, kateter yardımı ile anne adayının rahmine transferi geri verilmesi ile elde edilen gebelik işlemi” olarak tanımladı.

    Temur, bu uygulamanın kadındaki döngüye ve aylık üreme periyoduna göre ayarlandığını ve gebelik sağlanana kadar, aralıklarla devam edilebilen bir tedavi yöntemi olduğunu söyledi.

    İlk tüp bebek yöntemi

    İlk tüp bebek yöntemi ile elde edilen gebeliğin, 1978 yılında İngiltere’de sağlıklı bir doğum ile sonuçlandığını anımsatan Temur, aradan geçen 40 yıllık sürede en büyük yeniliklerden birinin 1993 yılında, mikroenjeksiyon yönteminin keşfi olduğuna vurgu yaptı. Temur, “1993 yılına kadar uygulanan klasik tüp bebek (IVF) yöntemi yerine, cerrahi sperm elde edilmesi gereken, ağır ciddi erkek nedenli kısırlıkta, çok çok az sayıdaki spermlerle döllenmeye imkân veren mikroenjeksiyon (intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu yumurta içine sperm zerk edilmesi) yönteminin keşfi ile döllenme ve gebelikte daha yüksek oranda başarı mümkün hale gelmiştir” ifadelerini kullandı.

    “Gebelik oranı yükseldi”

    Kadına uygulanan yumurtlama tedavisinde, daha gelişmiş, ileri gen teknoloji ile üretilen ilaçlar ve başlandığı yıllarla kıyaslanmayacak kadar daha gelişmiş olan IVF laboratuvar alet, kültür ve havalandırma, iklimlendirme koşulları nedeniyle yüzde 20-25 civarındaki gebelik oranlarının, günümüzde yüzde 40-50’lere kadar artırıldığını vurgulayan Temur, embriyoların laboratuvar ortamında geliştirilmesi, izlenmesi (embriyoskop) ve bunların kayıt edilebilmesinin son yıllardaki önemli ilerlemelerden olduğuna dikkat çekti.

    Temur, önceki yıllarda embriyo (bebek hücresi) oluşturulduğu dönemde hemen transfer edilirken, son yıllarda embriyoların dondurulma ve çözülme yöntemindeki değişiklikler sonucu, bu hücrelerin harap olmadan sağlıklı olarak çözülebilmesi nedeniyle, dondurulmuş, çözülmüş embriyo kullanım oranlarının daha da arttığını bildirdi.

    Tüm bunların yanında, genetik bilimindeki ilerlemelere paralel olarak embriyoda genetik analizlerin daha geniş uygulama alanı bulduğunu ve total embriyo genetiğinin çalışılabilir hale geldiğine işaret eden Temur, bu ilerlemelerin özellikle bazı hastalıklarda, sağlıklı bebeğe ulaşma imkanını artırdığının altını çizdi.

    “Başarı için anne adayının yaşı çok önemli”

    Yardımcı üreme tekniklerinde (tüp bebek, mikroenjeksiyon vs.) başarı için anne adayının yaşının çok büyük önem taşıdığını anımsatan Temur, “Anne adayının yaşı ne kadar ileriyse, özellikle 35-37 yaş sonrasında, üreme hücresi(yumurta) kalitesi ve sayısı azalmakta yani daha az ve kalitesiz yumurta elde edilebilmektedir. Bu nedenle çocuk sahibi olmak isteyen çiftler evliliklerinin ilk yılında yada evlenmeyi düşündüklerinde, üreme sağlığı açısından mutlaka değerlendirilmeli, üreme potansiyelinin tespitinin ardından, gerekli uygulamaların ne zaman yapılacağına karar verilmelidir” dedi.

    Bölgenin ilk tüp merkezi

    SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nin bölgenin ilk tüp bebek merkezini 2001 yılında bünyesinde hizmete sunduğunu hatırlatan Temur, “Tüp Bebek Merkezimiz, yeni gelişmeleri takip ederek, son sistem cihazları, yetişmiş tecrübeli ekibi ile halkımızın her zaman hizmetindedir. Uygulamalar sonucunda dünya ile yarışır gebelik oranları ve tüp bebek yönetmeliğine göre çiftlerin devlet yardımı ile tüp bebek yaptırabilmesi için gerekli prosedürleri kendi hastanesi bünyesinde yapabilmektedir. Çiftlerin üç kez (resmi raporlu) tüp bebek uygulaması için uygulama raporu ve de ilaç raporları düzenlenebilmektedir” diye konuştu.

    SANKO Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Güner Dağlı, sunumunun ardından katılımcıların sorularını yanıtlayan Doç. Dr. Temur’u verdiği bilgiler için kutladı ve belge takdim etti.

  • SANKO’Da halka açık konferans

    SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi’nde halka açık konferanslar kapsamında, “Tüp Bebek Tedavisinde Güncel Gelişmeler” konusu anlatılacak.

    SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı- Tüp Bebek Merkezi Sorumlu Hekimi Doç. Dr. İsmail Temur, 6 Ekim 2018 tarihinde saat 10.00’da tüp bebek tedavisi ve tüp bebek tedavisindeki güncel gelişmeler konusunda bilgiler paylaşacak. Doç. Dr. Temur, “Bölgenin ilk tüp bebek merkezini 2001 yılında bünyesinde hizmete sunan hastanemiz, aradan geçen 17 yılda pek çok çifte anne – baba olma mutluluğunu yaşatmıştır. Tüp bebek merkezi, yeni gelişmeleri takip etmekte ve son sistem cihazlar, yetişmiş tecrübeli ekibi ile gebe kalamayan çiftlerin her zaman hizmetindedir” dedi.

    SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi toplantı salonunda 6 Ekim 2018 Cumartesi günü saat 10.00’da başlayacak konferansa, dileyen herkes katılabileceği belirtildi.

  • Sanko’da organ nakli anlatıldı

    SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Selman Ünverdi ile Genel Cerrahi Uzmanı ve Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Opr. Dr. Ahmet Orhan Gürer, halka açık sağlık konferansları kapsamında “Organ Nakli: Yeni Bir Başlangıç” konusunu anlattı.

    Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesinde düzenlenen konferansta Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Selman Ünverdi, kronik böbrek yetmezliğinin ülkemizde gün geçtikçe arttığına dikkat çekti. Doç. Dr. Ünverdi, toplantıyı düzenleme amaçlarının böbrek nakli yapan bir merkez olarak, kronik böbrek yetmezliğine dikkat çekmenin yanı sıra, vericisi olan hastalarda organ naklinin teşvik edici bir uygulama olması açısından farkındalık oluşturmak olduğunu belirtti. Kronik böbrek yetmezliğine bağlı olarak ülkemizde yaklaşık 70 bin kişini diyaliz tedavisi gördüğünü anımsatan Doç. Dr. Ünverdi, “Diyaliz tedavisi gören hastalarımızın diyalizden dolayı ortaya çıkan hayat kalitelerindeki düşüş ve hayat sürelerindeki azalma günümüzün en önemli problemlerinden birisini oluşturmaktadır” dedi. Organ naklinin teknolojik gelişmeler sayesinde günümüzde çok başarılı bir tedavi seçeneği haline geldiğini kaydeden Doç. Dr. Ünverdi: “10 yıllık yaşam beklentisi kronik böbrek yetmezliği nedeniyle diyalize giren hastalarda yüzde 30 iken, organ nakli olan hastalarda yüzde 70’tir. Organ nakli nedeniyle yaşam süresinin uzamasıyla birlikte, hayat kalitelerinde çok ciddi bir artış söz konusudur”diye konuştu. SANKO Üniversitesi Sani Konukoğlu Uygulama ve Araştırma Hastanesi Organ Nakli Merkezi’nin bölgede organ naklinin başarılı bir şeklide en fazla yapıldığı yerlerden birisi olduğuna vurgu yapan Doç. Dr. Ünverdi, şöyle devam etti: “Türkiye başarı ortalamasının üzerinde başarı gösteren bir merkez olarak hastalarımıza ve bölgeye hizmet veriyoruz. Başarı ortalamasında dünya standartlarını yakalamış bir merkez olarak Gaziantep’te bu hizmeti vermekten dolayı da ayrıca büyük bir mutluluk duyuyoruz. Canlı vericilerin yanında merkezimiz, kadavradan yapılan nakiller açısından da çok başarılı bir merkez. Türkiye’deki kadavradan yapılan nakiller konusunda da ilk 5 merkezden birisi olarak hizmet vermeye devam ediyoruz. Bölgemizde kronik böbrek yetmezliği tedavisi gören hastaların büyük bir bölümü organ nakli için merkezimizi tercih etmektedir. Rahatlıkla söyleyebiliriz ki organ nakli ve sonrasındaki takipler konusunda da çok başarılı sonuçlar almaktayız. Her türlü tedaviyi, tedavi seçeneğini hastanemizin organ nakil merkezimizde gerçekleştirebilmekteyiz. Hayata yeni bir başlangıç için önemli bir adım olan organ nakli olmaya bütün kronik böbrek hastalarını davet ediyoruz.” Kadavradan nakillerin artmasınınbüyük önem taşıdığının altını çizen Doç. Dr. Ünverdi, “Kadavradan nakillerin artması en büyük temennimizdir. Ne kadar çok kadavra başvurusu ve ne kadar çok nakil için kayıtlı hastamız olursa hastalarımızın şansının da o derece arttığını tekrar belirtmek istiyorum” ifadelerini kullandı.

    “Bir gün herkes organ nakli ihtiyacı duyabilir”

    Genel Cerrahi Uzmanı ve Organ Nakil Merkezi Sorumlu Hekimi Opr. Dr. Ahmet Orhan Gürer ise bir gün herkesin organ nakline ihtiyaç duyabileceğini vurgulayarak, “18 yaşını doldurmuş, belirli şartları taşıyan,beden ve akıl sağlığı yerinde olan herkes organ bağışçısı olabilir” şeklinde konuştu.

    Canlıdan canlıya nakillerde, nakil öncesi alıcı ve vericiye yapılacak tetkiklerle hem operasyonel, hem de doku uyumu açısından uygunluğun araştırıldığını, kadavra naklinde ise kadavra ve alıcının doku uyumlarının araştırılıp tetkik sonuçlarına göre, uygun olan hastalara organ naklinin gerçekleştirildiğini vurgulayan Opr. Dr. Gürer, “Toplumumuzda maalesef kadavra bağışı, canlı bağışın çok gerisinde. Batı ülkelerinde kadavra bağışı daha çok ön plandadır. Halkımızın organ bağışı konusuna bakış açısı nedeniyle, kadavra bağışında istenilen rakamlara ulaşılamamaktadır. Ülkemizde sık görülen kronik hastalıkların başında gelen hipertansiyon ve diyabet, böbrek yetmezliğinin ana sebebidir. Buna bağlı olarak binlerce insan her yıl diyalize aday hale gelmektedir. Bu nedenle kadavra bağışı, toplum sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır” diye konuştu.

    Konferansın sonunda Doç. Dr. Ünverdi ve Opr. Dr. Gürer, katılımcıların sorularını yanıtladı. Yoğun ilgi gören konferansa Gaziantep Böbrek Nakli ve Hemodiyaliz Hastaları Derneği de katılım sağladı.