Etiket: Sanığı

  • FETÖ sanığı eski komutanın yargılanmasına devam edildi

    FETÖ/PDY’nin darbe girişiminde ‘Karabük Sıkı Yönetim Komutanı’ olduğu iddiasıyla tutuklanan dönemin Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanı İstihkam Kurmay Albay Sedad Arıcan’ın yargılanmasına devam edildi.

    Karabük Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, sanık Arıcan’ın avukatları ve eşi katıldı. Bolu T Tipi Kapalı Cezaevinde tutuklu bulunan Arıcan, Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) üzerinden duruşmaya bağlandı. “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetine karşı silahlı isyanı idare etme, Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs etme, silahlı terör örgütüne üye olma” suçlamaları ile yargılanan dönemin Safranbolu 125. Jandarma Eğitim Alay Komutanı İstihkam Kurmay Albay Sedad Arıcan, savunmasında, bir önceki duruşmada söylediklerini tekrarladı.

    Arıcan, soruşturma hakkında ifadeleri alınan bazı protokol üyelerine soru sorabilmek için mahkemeye gelmelerini talep etti. Verilen ifadelerin bazılarının doğru olmadığını da aktaran Arıcan, uzun süredir tutuklu olduğunu ve mağduriyetinin giderilmesi için tahliye edilmesi gerektiğini savundu.

    Daha sonra talepleri alınan sanık avukatları, bazı deliller sunarak müvekkillerinin tahliyesini istedi.

    Mahkeme heyeti, Arıcan’ın tutukluluk halinin devamına karar vererek, duruşmayı 26 Temmuz tarihine erteledi.

  • 15 Temmuz sanığı Paşa lakaplı Zekeriya Kuzu cezaevinde kendini şiire vermiş

    15 Temmuz darbe girişiminde Marmaris’te Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a yönelik suikast girişimi ile ilgili Muğla 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde sanık taleplerinin dinlenmesi esnasında hakkındaki suçlamalar ile ilgili konuşan Zekeriya Kuzu tutuklu bulunduğu cezaevinde sıkıntıdan kendini şiire verdiğini açıkladı.

    Deliler ve tanık ifadeleri üzerinde talebi dinlenen MAK timinde görevli eski Astsubay Paşa lakaplı Zekeriya Kuzu, medyanın kendisini linç ettiğini, ‘Çiğli İmamı’ olduğunu da medyadan öğrendiğini ileri sürdü. Kuzu, “Ben eski bir askerim. Adı geçen örgütün imamlarının sivil kişilerden oluştuğu yönünde ifadeler var. Çiğli imamı olduğumu medyadan öğrendim. Ortada bir tiyatro var. Eğer bu tiyatro devletin bekası için ise sorun yok. Ama kişilerin bekası için ise sorun var. Medya beni linç ediyor. Biz yakalanmadık. Kendimiz teslim olduk. Cumhurbaşkanına Allah uzun ömür versin. Ben Cumhurbaşkanına hiçbir zaman küfür etmedim. Cezaevinde sıkılıyorum ve ben şiir yazmaya başladım” dedi.

    Kuzu ifadesinde yakalandığında üzerinden çıkan paraların kendisine teslim edilmesini de isterken, “Cüzdanımda 1 dolar ve bunun yanında da paralarım vardı. Bu paraların mahkemenizce tarafıma verilmesini talep ediyorum” dedi.

    Sanıklardan eski Özel Kuvvetler personeli Yüzbaşı İsmail Yiğit ise, “Bu davanın bir numarala mağduru Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, iki numaralı mağduru Emin Erdoğan ve üç numaraları mağduru da Berat Albayrak olarak geçiyor” dedi. Mahkeme başkanı araya girerek, ‘Sayın Emine Erdoğan dosyada mağdur olarak yer almıyor’ dedi. Yiğit ifadesinin devamında, “Ben adı geçen bu mağdurların nasıl mağdur olmuştur bunların aydınlatılmasını istiyorum” dedi.

  • FETÖ sanığı eski rektör duruşmada emekli ikramiyesini istedi

    Isparta’da FETÖ/PDY davasında aralarında eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, eski Süleyman Demirel Üniversitesi Rektörü Hasan İbicioğlu, bazı eski rektör yardımcılarının da bulunduğu 49’u tutuklu 129 sanığın yargılanmasına devam edildi. Duruşmada sanık SDÜ eski Rektörü Hasan İbicioğlu, emekli ikramiyelerinin bankada beklediğini belirterek, mahkeme heyetinden yardımcı olmalarını istedi.

    Isparta Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşma sanık sayısının fazlalığı nedeniyle adli konferans salonunda yapıldı. Akşehir Cezaevi’nde bulunan tutuklu eski Isparta Valisi Memduh Oğuz, duruşmaya SEGBİS aracılığıyla katıldı.

    Bugünkü duruşmada tüm sanıklarla ilgili TEM ve KOM’dan gelen istihbarat raporları okundu. Ayrıca bazı tanıkların ifadelerine yer verildi. Duruşmada ayrıca sanıkların FETÖ’ye ati olduğu gerekçesiyle kapatılan Altınbaşak Eğitim Kurumları’nda çocuklarının okul kayıtlarını yine kapatılan Isparta İşadamları Derneği’ne üyeliklerine ilişkin raporları okundu.

    Duruşmada söz alan sanıklardan Ali İhsan A., bu yapıya kendisini FETÖ’nün Isparta mütevelli heyeti arasında gösterilen Bedri A’nin çekmek istediğini söyledi. Bedri A’nın işyerine gelerek cemaate para topladıklarını belirterek kendisinden para istediğini belirten Ali İhsan A., “Ben vermeyeceğimi söylediğimizde bir kez daha ısrar etti. Kendisi daha sonra para vermeyenin çayı içilmez diyerek çayımı içmedi. Sonra ayrıldı” dedi.

    Bedri A.’ın bu yapının başı olduğunu herkesin bildiğini belirten Ali İhsan A., Bedri A.’nın kendisini bu yapının içine çekmeye çalıştığını söyledi. Bedri A. ise suçlamalara ilişkin cevabını yazılı olarak vereceğini açıkladı.

    Eski rektörden emekli ikramiyesi talebi

    Duruşmada söz alan SDÜ eski Rektörü Hasan İbicioğlu ise emekli olmalarına rağmen emekli ikramiyelerini alamadıklarını paranın bankada beklediğini belirterek bunu için mahkeme heyetinden yardımcı olmalarını istedi. Mahkeme Başkanı Hacı Murat Yazıcı ise bu tür taleplerin yazılı olarak sunulmasını istedi. İbicioğlu, kendisinin yaptığı yurtdışı gezilerinin dini amaçlı geziler gibi algılandığını belirterek, “Oysa bu geziler resmi gezilerdir. ABD gezimizde bizim FETÖ elebaşısı ile görüşüp görüşmediğimiz o geziye katılan heyetteki kimselere sorulursa ortaya çıkacaktır. Kadrolaşma iddialarına yönelikse üniversiteden istatistiki bilgilere alınırsa o bilgilere göre kadrolaşma olup olmayacağı ortaya çıkacaktır” talebinde bulundu.

    Mahkeme Başkanı Hayati Yazıcı, okunan raporlardan sonra iddia makamının esasa ilişkin mütalaasını vereceğini belirterek duruşmayı yarına erteledi.

  • FETÖ sanığı Yurdakul: “Takvimi neden işaretledim hatırlamıyorum”

    Antalya’da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında tutuklanan eski Antalya Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ahmet Yurdagül, masasının üzerindeki takvimde 8 Temmuz, 15 Temmuz ve 22 Temmuz tarihlerinin işaretlenmesi konusunda “Takvimde 8 Temmuz, 15 Temmuz ve 22 Temmuz tarihlerinin işaretlendiğine ilişkin iddianamede bir açıklama var. Ailemle beraber bir program yapmayı planlamış olabilirim. Başka bir plan için bu şekilde bir işaretleme yapmış olabilirim fakat takvimi neden işaretledim hatırlamıyorum” dedi.

    Antalya’da, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) soruşturması kapsamında tutuklanan eski Antalya Jandarma Komutanı Kıdemli Albay Ahmet Yurdagül, eski Burdur Garnizon Komutanı ve 58. Piyade Eğitim Alay Komutanı Piyade Albay Metin Karagöz ile eski Antalya 3. Piyade Er Eğitim Tugay ve Garnizon Komutanı Tuğgeneral Mustafa Kaya’nın yargılandığı davanın ilk duruşması tamamlandı.

    Antalya 8. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından adliye binasındaki 15 Temmuz Şehitleri Konferans Salonu’nda görülen duruşmada, sanıklar, avukatları ile yakınları hazır bulundu.

    İddianamede üç eski komutan hakkında “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “silahlı terör örgütüne üyelik”, “askeri komutanlıkların gasp edilmesi”, “TBMM’yi ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs”, “Türkiye Cumhuriyeti hükümetini ortadan kaldırmaya veya görevini yapmasını engellemeye teşebbüs” suçlarından ayrı ayrı üçer kez ağırlaştırılmış müebbet, birer kez müebbet ve 5 yıldan 10 yıla kadar hapis cezası isteniyor.

    Duruşmada sanıklardan Ahmet Yurdagül savunmasında, 15 Temmuz 2016 günü Kemer ilçesinde SOLOTÜRK’ün gösterisini izlediğini, saat 22.00 sıralarında İl Jandarma Komutanlığından nöbetçi Subay Ferhat Konuş’un kendisini arayarak, “Acil alaya dönmeniz gerekiyor, telefonda söyleyemem” dediğini aktardı.

    Milli İstihbarat Teşkilatı (MİT) Bölge Başkanı ve İl Emniyet Müdürünün de kendisini arayıp neler olduğunu sorduklarını hatırlatan Yurdagül, onlara da hiçbir şey bilmediğini söylediği bilgisini verdi.

    Yurdagül, Vali Münir Karaloğlu’nun kendisini aradığını, bir darbe girişiminin söz konusu olduğunu ancak bunun Türk Silahlı Kuvvetleri (TSK) tarafından yapılmadığını söylediğini, kendisinden birlik personelinin bu kalkışmaya katılmamasını sağlamasını istediğini ileri sürdü.

    Yurdagül şu ifadeleri verdi:

    “İl Jandarma Komutanlığındaki odama gittiğimde, komutanlığa sözde ’sıkıyönetim direktifi’ başlıklı yazının geldiğini gördüm. Bazı komutanların bunu incelendiğini gördüm. Odada Bülent Toy, Fatih Üstündağ ve ben vardım. Fatih Üstündağ bana sıkıyönetim direktifini anlattı. Tunceli Jandarma Bölge Komutanı olarak görevlendirildiğimi söyledi. Ben bunun bir cuntanın teşebbüsü olduğunu söyledim, bu sıkıyönetim direktifinin uygulanmayacağını, alt birimlere gönderilmeyeceğini emrettim. Söz konusu mesajı ve belgelerini de alarak Vali Karaloğlu ile görüşmek için makamına gittim. Burada Başsavcıvekilleri Mehmet Karakaya, Cevdet Kayafoğlu ve Adnan Tabar ile İl Emniyet Müdürü Cemil Tonbul vardı. Karaloğlu’na yazıyı verdim. Vali Bey, Antalya’ya kimin görevlendirildiğine baktı. Antalya sıkıyönetim komutanı olarak görevlendirilen Metin Karagöz’ün kim olduğunu sordu. Ben kendisine Metin Karagöz’ün Burdur Piyade Eğitim Alay Komutanı olduğunu, bugün sancak devir teslimi yaparak görevini devrettiğini söyledim. Başsavcıvekillerinin bulunduğu ortamda Tunceli Jandarma Bölge Komutanlığına görevlendirildiğimi anlattım. Darbe girişiminin Türk Silahlı Kuvvetlerinin emir komuta zincirinde olmadığını, sıkıyönetim direktifinde Genelkurmay Başkanının imzasının bulunmadığını, bir tuğgeneralin imzasının olduğunu söyledim.”

    “Basın açıklaması”

    Vali Karaloğlu’nun kendisinden basın açıklaması yapmasını istediği aktaran Yurdagül, Genelkurmay Başkanlığından izin almadan bunu yapamayacağını söylediğini belirtti. Konuta gelen Mustafa Kaya ve Metin Karagöz’ün de Vali Karaloğlu’na aynı yanıtı verdiklerini hatırlatan Yurdagül, Karaloğlu’nun açıklama yapması durumunda onun yanında yer alabileceklerini ifade ettiklerini kaydetti.

    Yurdagül, Konya Jandarma Bölge Komutanlığından, Antalya Jandarma Komutanlığındaki telsizlerin yarısının frekans değişikliği ile şifre yüklenmesine ilişkin Konya’ya istendiğine dair bir yazı geldiğini, bunun üzerine yapılan görüşmelerin ardından telsizlerin Konya’ya gönderildiğini savundu.

    Takvim tarihleri

    İddianamede, masasının üstündeki takvimde üç tarihin işaretlendiğinin hatırlatılması üzerine de Yurdagül, “Takvimde 8 Temmuz, 15 Temmuz ve 22 Temmuz tarihlerinin işaretlendiğine ilişkin iddianamede bir açıklama var. Bu tarihleri işaretleyip işaretlemediğimi hatırlamıyorum fakat işaretlemişsem buna ilişkin yorumum şudur; 1 Ağustos’a kadar üç hafta sonu var, bu üç hafta sonu için ailemle beraber bir program yapmayı planlamış olabilirim yani denize gitmeyi ya da başka bir plan için bu şekilde bir işaretleme yapmış olabilirim fakat takvimi neden işaretledim hatırlamıyorum” dedi.

    Mahkeme heyeti, diğer sanıklar Metin Karagöz ve Mustafa Kaya’nın dinlenilmesi için duruşmayı 3 Mayıs’a erteledi.

  • Cinayet sanığı Hikmet Atalay: “Korkutmak için ateş etmiştim”

    Bolu’da geçtiğimiz yıl Mehmet Ulaş isimli şahsın hayvanlarını bahçesine soktuğu için tartışan ve ertesi gün yaylaya çıkarken karşılaştığında yanındaki tüfekle Ulaş’ı vurarak öldüren Hikmet Atalay, bugün görülen ilk duruşmasında, “baltayla üstüme geliyordu. korkutmak için ateş etmiştim. Öldürmek istemedim” dedi.

    Edinilen bilgiye göre, Bolu’nun Taşoluk köyünde 55 yaşındaki Hikmet Atalay, büyükbaş hayvanlarını bahçesinde otlattığı için tartıştığı komşusu 53 yaşındaki Mehmet Ulaş’ı geçtiğimiz yıl yaylaya çıktığı sırada tüfekle vurarak öldürdü. Jandarma tarafından gözaltına alınan Atalay, çıkarıldığı mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.

    Bolu Ağır Ceza Mahkemesi’nde “tasarlayarak kasten adam öldürme” suçlamasıyla tutuklu yargılanan Hikmet Atalay’ıın ilk duruşması bugün görüldü. Mehmet Ulaş’ın eşi ve çocuklarının da katıldığı duruşmada ifade veren Hikmet Atalay, olaydan bir gün önce Mehmet Ulaş’ın hayvanlarını bahçesinde otlattığını gördüğünü ve yanına giderek hayvanlarını çıkarmasını isteyince bir süre tartıştıklarını belirterek, “Ertesi gün ormana tomruk kesmeye gitmek için evden çıktım. Ormanda yabani hayvanlara karşı kendimi korumak için tüfeğimi de yanıma aldım. Ormana giderken yol üzerinde önüme Mehmet Ulaş’ın hayvanları çıktı. Araçtan inerek hayvanları kovaladığım sırada Mehmet Ulaş’ın elinde baltayla küfür ederek üzerime geldiğini gördüm. Korktuğum için bağırarak, “Mehmet gelme. Yanımda tüfek var” dedim. Aramızda yaklaşık 20 metre varken havaya bir el ateş ettim. Mehmet daha da yaklaşınca 2 metre kala ayaklarının önüne ateş ettim. Bu sırada Mehmet, “ben vuruldum” dedi” şeklinde konuştu.

    Ateş etmekteki amacının Mehmet Ulaş’ı korkutmak olduğunu ifade eden Atalay, “Mehmet’in ayağından kan aktığını görünce hemen olay yerinden ayrılarak yol üzerinde gördüğüm kişilere 112’yi aramalarını söyledim. Ambulans yanlışlıkla benim evime gelince de sağlık görevlilerine Mehmet Ulaş’ın olduğu yeri tarif ettim. Öldürmek isteseydim kimseye yerini söylemezdim” dedi.

    Tanıkların da dinlendiği mahkemede, 9 Haziran tarihinde olay yerinde keşif yapılması kararlaştırılarak, duruşma 15 Haziran’a ertelendi.