Etiket: Şangay

  • Şi, Şangay İşbirliği Örgütü liderlerini akşam yemeğinde ağırladı

    Çin Devlet Başkanı Şi Cinping, 18’inci Şangay İşbirliği Örgütü zirvesi için Şangaya’a gelen liderleri akşam yemeğinde ağırladı.

    18’inci Şangay İşbirliği Örgütü zirvesi, Çin’in Şangay şehrinde başladı. Çin Devlet Başkanı Şi Cinping zirveye katılmak üzere Çin’in Şangay şehrine gelen üye ülkelerin liderlerini düzenlediği akşam yemeğinde ağırladı. Şi’nin verdiği yemeğe Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Hindistan Başbakanı Narendra Modi, Kazakistan Devlet Başkanı Nursultan Nazarbayev, Kırgızistan Cumhurbaşkanı Sooronbay Ceenbekov, Tacikistan Cumhurbaşkanı İmamali Rahman, Pakistan Cumhurbaşkanı Memnun Hüseyin, Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev katıldı.

    “Şangay zirvesi bizim için yeni bir yükselişe geçme noktası”

    Yemekte konuşan Başkan Şi, liderleri Şangay’da ağırlamaktan dolayı mutluluk duyduğunu belirterek, “Size Çin halkının ve Çin hükümetinin en sıcak hoş geldiniz dileklerini aktardığım için memnunum” ifadelerini kullandı. Çin’in Konfüçyüs’ün anavatanı ve Konfüçyüsçülüğün doğum yeri olduğunu belirten Şi, bu öğretinin herkes için ortak iyiyi istediğini söyleyerek, kurulan örgütün de aynı amacı taşıdığını ifade etti. Yarın zirve çerçevesindeki ilk toplantıyı gerçekleştireceklerini söyleyen Şi, “Şangay zirvesi bizim için yeni bir yükselişe geçme noktası. Hadi, hep birlikte yelkenlerimizi denize açalım, dalgaları yaralım ve örgütümüz için yeni bir yolculuğa çıkalım” dedi.

  • İzmir Ekonomi ile Şangay Üniversitesi’nden işbirliği anlaşması

    İzmir Ekonomi Üniversitesi (İEÜ) ile Şangay Uluslararası Çalışmalar Üniversitesi (Shaghai International StudiesUniversity-SISU) arasında işbirliği anlaşması imzalandı. İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı, daha çok Çinli öğrenciyi ağırlamak istediklerini söyledi.

    İzmir Ticaret Odası’nın Çin’e düzenlediği İş ve İnceleme Gezisi kapsamında İTO Yönetim Kurulu Başkanı ve İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş, İTO Meclis Başkanı ve Mütevelli Heyet Üyesi RebiiAkdurak, İTO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve Mütevelli Heyet Üyesi Cüneyt Güleç, İEÜ Mütevelli Heyet Üyesi Cahit Yaşar Eren, İEÜ Çince Bölüm Başkanı Yuan Peng SISU Üniversitesi’ni ziyaret etti. Heyeti SISU Başkanı Prof. Cao Deming ve yöneticiler karşıladı.

    “Öğrenciler elçi rolü oynayacak”

    İki üniversite arasındaki işbirliği anlaşmasının imzalanması için düzenlenen toplantıda konuşan SISU Başkanı Prof. Deming, Türkiye ile Çin arasında geleneksel ve güçlü bir dostluk olduğunu söyledi. Üniversite hakkında bilgi veren Deming, 1949 yılında kurulmuş devlet üniversitesi olduklarını belirterek, “Öğrencilerimizin yarısı ekonomi ve diğer alanlardan, yarısı dil öğrenimiyle ilgili. 32 yabancı dil öğretiyoruz. Türkçe bölümümüz de 2011 yılında o zaman Başbakan olan Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılımıyla açılmıştı. Öğrencilerimize sadece Türkçe öğretmiyor, Türkiye hakkında da bilgiler veriyoruz” dedi. Deming, mezun olan öğrencilerin aynı zamanda iki ülke ilişkilerinin gelişimi için elçi rolü oynayacağına inandıklarını belirterek, “İzmir Ekonomi Üniversitesi ile de daha fazla işbirliği yapmak istiyoruz” dedi.

    ‘Çin ile Türkiye arasında güçlü dostluk’

    İEÜ Mütevelli Heyet Başkanı Ekrem Demirtaş ise dünya ekonomisinin lokomotifi olan Çin ile Türkiye ve İzmir arasındaki ilişkileri güçlü dostluğu temel alarak daha da geliştirmeyi amaçladıklarını söyledi. Başkan Demirtaş, 16 yaşında genç bir üniversite olmalarına karşın Türkiye’nin en başarılı ve tercih edilen vakıf üniversitelerinden birisi olduklarını belirterek, “Eğitim dilimiz İngilizce. Aynı zamanda ikinci dil de öğretiyoruz. Yabancı diller bölümümüzde 1500 öğrencimiz var. 10 yabancı dil öğretiyoruz ve bunlardan birisi de Çince.Hatta üniversitemizin Çince Bölüm Başkanı YuanPeng’debu gezi sırasında bize Çince – Türkçe tercümanlık yapıyor. Zor bir dil olmasına karşın Çinceye büyük rağbet var. 50 öğrencimiz ikinci yabancı dil olarak Çince öğrenmeyi tercih etti” dedi.

    Konfüçyus Merkezi kurulacak

    İEÜ olarak SISU üniversitesi ile daha yakın ve güçlü bir işbirliği yapmak istediklerini belirten Başkan Demirtaş, şöyle konuştu:

    “Üniversitemizde daha fazla öğrenciye Çince öğretmek, aynı zamanda daha fazla Çinli öğrenci ağırlamak istiyoruz. Staj için, yaz okulları için öğrencilerinizi bize gönderin. Üniversitemizde bir Konfüçyus Merkezi kuracağız. Bu konuda desteğinizi istiyoruz. İzmir’deki Çin Konsolosumuz da destek sözü verdi. Kütüphanemizde bir Çince bölüm, corner olacak. Yeni bir sınıf açılacak. Çinçe kitaplar olacak. Bu konuda da desteğinizi bekliyoruz. Biz de size Türkçe kaynak konusunda yardımcı oluruz. Her konuda işbirliğimizi arttıralım. Çince ve Türkçe bilerek iki üniversiteden de mezun olacak gençler, ülkelerimizin dostluğunun ve işbirliğinin güçlenmesine büyük katkı yapacak.”

    Konuşmaların ardından, Başkan Demirtaş ve Prof. Deming iki üniversite arasındaki işbirliği anlaşmasını imzaladı.

  • (Özel haber) Çin’den tarihi Şangay hamlesi

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şangay beşlisi ile ilgili açıklamaları gündemdeyken, Türkiye’nin Doğu Türkistan’daki Uygur Türkleri hassasiyetini dikkate alan Çin yetkilileri, Çin’de eğitim gören yaklaşık 300 Uygur Türkü öğrenciye burs bağladı. Çin yetkilileri, bundan sonraki politikalarında Uygur Türkleriyle ilgili daha hassas davranacaklarını da bildirdi.

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Şangay beşlisi ile ilgili açıklamaları Dünya gündeminde geniş yankı buldu. Bu gelişmelerin ardından Türkiye’nin Uygur Türkleri ile ilgili hassasiyetini dikkate alan Çin, önemli bir hamle yaptı. Geçtiğimiz günlerde, Türkiye-Çin arasındaki ticari ve turizm ilişkilerini daha ileri taşımak için Finans İstihbarat Uzmanı Muhammet Taha Gergerlioğlu başkanlığındaki 18 kişilik Türk heyetiyle bir araya gelen Çin yetkileri, Uygur gençlerinin eğitiminde Türkiye ile işbirliği yapmak isteğini açıkça dile getirdi. Bu görüşmelerden sonra da Çin yetkilileri, Çin’de eğitim gören yaklaşık 300 Uygur Türkü öğrenciye burs bağladı. Öğrencilere bağlanan bursların, bin lirayı aştığı ifade edildi.

    Tarihi adım: Çin, Uygur Türkleri için Türkiye ile iş birliği yapmak istiyor

    Çin yetkilileri, yine gerçekleşen görüşmelerde, Uygur politikasında daha yumuşak, daha hukuki ve daha insani bir sürece girmeye hazır olduklarının da altını çizdi. Yine yetkililer, Doğu Türkistan-Uygur Türkleri meselesinde dolayı İslam ve Müslümanlarla kavgaya girmek istemediklerini ve bu sorun için Türkiye’den yardım istediklerini açıkça beyan etti.

    Görüşmenin ayrıntıları hakkında bilgi veren ve Çin’e yapılan ziyarette Türk heyetine başkanlık yapan Finans İstihbarat Uzmanı Muhammet Taha Gergerlioğlu, Türkiye-Çin arasında yeni bir sürecin başladığını söyledi. Gergerlioğlu, “Çin ile ilişkilerimizde, Doğu Türkistan-Uygur Türkleri meselesi hem tarihi, hem milli, hem dini, hem de insani ve vicdanı bir mesele olarak varlığını korumaktadır. Bu meselenin Çin’de farkındadır. Hatta Çin, Doğu Türkistan-Uygur Türkleri meselesinin başta Türkiye olmak üzere İslam ülkeleri ile ilişkilerinde belirleyici olduğunun farkında. Bu farkındalık çerçevesinde Çin, Türk heyetleri ile yaptığı ikili görüşmelerde Uygur politikasında daha yumuşak, daha hukuki ve daha insani bir sürece girmeye hazır olduğunun işaretlerini vermiştir. Çin Doğu Türkistan-Uygur Türkleri meselesinde İslam ve Müslümanlarla kavgaya girmek istemediğini ve bu sorun için Türkiye’den yardım istediklerini açıkça beyan etmiştir” dedi.

    Uygur Türkleriyle ilgili çalışmalar genişletilecek

    Gergerlioğlu, “Yetkiler, Shangai ye aktif katılım ile birlikte Uygur gençlerinin eğitiminde Türkiye ile işbirliği yapmak isteğini açıklıkla dile getirdi. Uygur Türklerinin devlet içinde görev almasında kolaylıklar sağlamaya başlamıştır ve bu konuda daha fazla adım atacağını belirttiler. Uygur Türkleri öğrencilerinin burs imkânından daha fazla yararlanma imkânlarını da genişleteceklerini söylediler. Türkiye’de beş üniversite ile çalışmalar yürüten Konfüçyüz Vakfının Yunus Emre Enstitüsü ile daha etkin işbirliği yapmasını ve birlikte Türk ve Çin Üniversiteleri ile daha geniş, kapsamlı çalışmalar yürütmesi isteğini de ortaya koydular” şeklinde konuştu.

    Türkiye ve Çin arasındaki ticari ve turizm ilişkilerini ilerletmek için Çin’e çıkarma yapan 18 kişilik Türk heyeti, yılda en az 1 milyon Çinli turistin Türkiye’ye gelmesi için ön anlaşma yapmıştı.

    (HG-HA-Y)

  • AB hukuk uzmanı Kutucu: “Şangay 5’lisine girmemiz, AB ile müzakere vazgeçmemiz demek”

    Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, “Şanghay 5’lisi içinde Türkiye niye olmasın?” demesiyle birlikte gündeme gelen Şangay 5’lisi ile ilgili merak edilenleri İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Avrupa Birliği Hukuku Uzmanı Serçin Kutucu yanıtladı.

    Türkiye, Şangay İşbirliği Örgütü Enerji Kulübü’nün 2017 dönem başkanı da olduktan sonra art arda gelen Şangay 5’lisi ile ilgili gelişmeler doğrultusunda insanların kafasında birçok soru oluştu. İşte o soruların yanıtlarını İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Öğretim Görevlisi ve Avrupa Birliği Hukuku Uzmanı Serçin Kutucu şu şekilde yanıtladı;

    Şangay 5’lisine girebilmek için ne gibi şartlar vardır? Bu süreç Türkiye’yi AB gibi zorlar mı?

    “Şangay 5’lisi 2001 yılında Özbekistan’ın katılımıyla Şangay İşbirliği Örgütü’ne (ŞİÖ) dönüştü. Hâlihazırda 6 üyesi var (Çin, Rusya, Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan). ŞİÖ Şartı’ndan güç ve güvenlik işbirliğine dayalı bir örgüt olduğu görülüyor. Enerji, ekonomi, bilim ve toplumsal alanda da işbirliği öngörülmüş. Türkiye şu anda diyalog ortağı. Gözlemci statüsünde olan devletler de var.

    “Çin ve Rusya’nın ikna olması örgüte girmemiz için yeterli olur”

    ŞİÖ Şartı’nın 13. maddesi diğer bölge devletlerin üyeliğine açık olduklarını ifade ediyor. En güçlü karar organı Devlet Başkanları Konseyi. Üyeliği de bu organ ele alacaktır. Kararlar oy kullanmadan anlaşmayla alınıyor, eğer karar alma sırasında hiçbir üye devlet itirazda bulunmazsa, oybirliğiyle alınmış sayılıyor. Zaten toplamda 6 üyesi var. AB’de olduğu gibi farklı menfaatleri temsil eden kurumlar arası bir denge politikası söz konusu değil. Çin ve Rusya’nın ikna olması yeterli olacaktır.”

    AB ile ŞİÖ arasında ne gibi belli başlı yapısal farklar var?

    “ŞİÖ’nün yapılanması AB’den oldukça farklı. AB, uzun yıllara dayalı siyasi müzakereler ve Adalet Divanı’nın birleştirici içtihatları üzerine kurulu uluslar-üstü nitelik taşıyan kendine has bir hukuk yapılanması. Üye devletlerarasında sıkı bir bütünleşme öngörüyor. ŞİÖ, klasik anlamda devletlerarası bir örgüt. Toplam 26 maddelik bir kurucu antlaşması var. Alınan kararlara uyulup uyulmadığı yine örgüt organları tarafından denetleniyor.”

    Şangay ilk kez üye olmayan bir ülkeye yani Türkiye’ye Enerji Kulübü Başkanlığı verdi. Bunu bir yeşil ışık olarak değerlendirebilir miyiz?

    “Enerji Kulübü’nün Örgüt yapılanmasındaki yerine bakmak gerekir. ŞİÖ genç diyebileceğimiz bir bölgesel örgüt. Güçlü liderliği benimseyen devletlerden oluşuyor. Daha esnek veya kuralsız olabilir. Diğer tarafta Türkiye de bulunduğu konum itibarıyla önemli bir ülke, neden yeşil ışık yakılmasın?”

    Eğer Türkiye Şangay 5’lisine girerse neler olabilir (olumlu ya da olumsuz) ve nasıl etkileniriz?

    “AB ile yürüttüğü müzakerelerden ve ortaklıktan ayrılması gerekir. ŞİÖ bir işbirliği. AB bir ortaklık. AB, küçük devletlerin de seslerini duyurduğu bir mekanizma üzerine kurulu. Üstelik mekanizmanın işleyişini bir yargı organı denetliyor. ŞİÖ’de Çin ve Rusya gibi iki dev ülke var. Diğer 4 ülke; Kazakistan, Kırgızistan, Tacikistan, Özbekistan. Rusça konuşan ülkeler. Diyalog halinde olunması önemli. Fakat Türkiye, Avrupa Kıtası’na Çin’e olduğundan çok daha yakın. Bugün Türkiye’nin toplumsal hayatı, ekonomisi, kültürü, hukuku, dili Avrupa’ya itiraf etmek isteyeceğimizden çok daha fazla bağlıdır.”

  • Kılıçdaroğlu’ndan, Şangay 5’lisi açıklaması

    CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, “Şangay 5’lisi, dikta yönetimlerinin olduğu bir sürecin içine Türkiye’yi mi sürükleyecekler. Buna izin vermeyiz. Bir kişi bile kalsak, buna izin vermeyiz. Hayal peşinde koşuyorlar. Hayalleriyle ne kadar idare ederlerse etsinler” dedi.

    Antalya’da bulunan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Antalya Sanayici ve İşadamları Derneğinin (ANSİAD) bir otelde düzenlenen 16. Olağan Toplantısına katıldı. Kılıçdaroğlu, toplantıda öğretmen olan üyelere de 24 Kasım Öğretmenler Günü kapsamında çiçek takdim etti. Bir ülkenin geleceğini belirleyen en temel unsurun eğitim olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, bir ülkeyi işgal edilmek isteniyorsa, o ülkeyi geri bırakmak isteniyorsa yapılacak tek şeyin eğim sistemini bozmak olduğu söyledi.

    “Sorgulayıcı eğitim”

    Türkiye’de ezberciliğe dayanan, sorgulama yapılmayan, hazıra konan bir eğitim sistemi olduğuna değinen Kılıçdaroğlu, “Çocuğun hayatı testlerle geçiyor. Bir olayı sorgulamak, ayrıntılarıyla araştırma alışkanlığı terk edildi. Eğitimin özü insanoğlunun doğasında olan merakı uyandırması ve merak ettiği her şeyi sorgulamasıdır. Eğer sorgulayan bir eğitim kurgulamazsak Türkiye’nin çağdaş uygarlığa çıkamaz. Eğitimle çocuğun daha nitelikli kaliteli sorular sormasını sağlamalıyız. Biz, eğitimle çocuğun susmasını öngörüyoruz. ‘Sus konuşma, merak etme’. Bu anlayışlı değiştirmedikçe Türkiye’nin büyümeye kalkınmaya hakkının olmadığını düşünüyorum. Yapmamız gereken bu sistemi değiştirip, çağdaş uygarlığa ulaştırmaktır” dedi.

    “Eğitim sistemi değişmeli”

    Toplantıya gelmeden önce iki akademisyenle görüştüğünü ve hangi gerekçe ile üniversiteden atıldıklarını bilmediğini aktaran Kılıçdaroğlu, “FETÖ ve hiçbir terör örgütü ile üyemiz yok, diyorlar. Sadece SES isimli sendikaya üyeyiz diyorlar. Ulaşılmayan bir yeri Çin’de bil ola ilim öğreneceksiniz diyorlar. Türkiye’de eğitim sistemini bozanlar, maalesef bu yüce değerlerden hareket eden insanlar değiller. İnsan aklın kullanılmadığı yerde eğitim olmaz. Eğitim sisteminin tepeden tırnağa değişmesi lazım. Bize koalisyon görüşmesi için geldiler. 5 maddemiz vardı bunları çözecekseniz görüşürüz, dedik biri eğitimdi. Milli Eğitim Bakanı ne iş yapıyor. Eğitim tepeden tırnağa sorunlarla dolu. Bu topraklar dünya uygarlığının beşiği, sanatın ve kültüründe aslında kaynağıdır. O sanat ve kültürü bilmek hepimizin ortak görevi olmalıdır. Bugün ülkeyi yönetenler bırakın sanatı yakın tarihi dahi bilmiyorlar. Yakın Cumhuriyet tarihini kastediyorum. Cumhuriyet tarihini bilmeyen insanların devleti yönettiği sürecin içindeyiz. İddia ediyorum, bunu her koşulda iddia etmeye hazırım. Cehaletin yönettiği bir Türkiye ortamındayız. Bilimin ve aklın değil, uygarlığın değil. Cehaletin yönettiği bir Türkiye ortamındayız. Umutsuzluğun temel kaynağı da budur” ifadelerine yer verdi.

    “Karşı görüş olmayan toplum ilerlemez”

    Eğitim konusunda çok dertli olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “7 kardeşiz biz, üniversiteyi bitiren sadece benim. Annem okuma yazma bilmezdi. Ama okudum kimin sayesinde CHP’ sayesinde onu, kuranların sayesinde. Bugün devletin en üst katlarına gelen insanlar o insanlara saygı duymuyorlar. İsimlerini nasıl sileriz bunun arayışı içindeler. Kendilerine o makamları hazırlayanlara ihanet ediyorlar. Bunun temelinde de çarpık eğitim yatıyor. Onlara verilen eğitim bu tabloyu ortaya çıkarıyor. Benim gibi düşünmeyeni ben affetmem. Onu cezalandırırım. Farklı düşünebiliyorsak bir toplumda o, toplum farklı düşüncenin getirdiği dinamizmle ilerler. Karşı görüş yoksa o toplum ilerlemez” diye konuştu.

    “Anne eğitiminin önemi”

    Çocuklara Atatürkçülüğün öğretilemediğini iddia eden Kılıçdaroğlu, “Eğitim sistemi kültür sanat çok önemlidir. En yetenekli insanları yurt dışına gönderdik. Şimdi üstün yetenekli çocuklarımıza değer vermiyoruz ve o, değerlerimizi kullanamıyoruz. Bir toplumun kadınları eğitilirse toplumun kendi otomatikman eğitilir. Anne eğitimliyse toplum otomatikman eğitimlidir. Biz bu treni kaçırmış vaziyetteyiz. Eğer 10 yıl daha böyle giderse Türkiye Afrika ülkelerinin pozisyonuna gelecektir” diye konuştu.

    “Dış politika milli olmalı”

    Türkiye’nin dış politikasını eleştiren Kılıçdaroğlu, “Türkiye’nin dış politikası tam felaket. Cumhuriyet tarihinin dış politikada en büyük yenilgisini yaşadığı süreci yaşıyoruz. Irak, Suriye, Libya, Mısır, İsrail, Rusya, AB yenildik. Hangisine bizim sözümüz geçti. Bir Başbakanımız vardı. ‘Kimse Türkiye’nin gücünü test etmesin” derdi. Orta Doğu’da kabile şefleri Türkiye’ye meydan okudular. Sesi bile çıkmadı bunların. Süleyman şah Türbesi’ni kaçırmak zorunda kaldılar. Hangi dış politika, hangi öngörü, hangi hedef. Eğer onlar ismet İnönü’nün 1963 yılında Ankara Antlaşması’nı neden imzaladığını bilselerdi bu duruma düşmezlerdi. Cumhuriyetin tarihinin bilmeyen insanlar tarafından şu an Türkiye Cumhuriyeti devleti yönetiliyor. Biz uygar dünyanın neden bir parçası olmak istiyoruz. Dış politikanın tepeden tırnağa değişmesi lazım. Maddelerimizden biride dış politikanın 180 derece değişmesiydi. Koalisyon görüşmeleri negatif sonuçlanınca açıklaması vardı. Davutoğlu’nun açıklaması vardı, ‘Dış politikada farklı düşünüyoruz’ diye. Dış politika milli olmak zorundadır. İktidarıyla muhalefetiyle. İlk kez milli değil. Kendi akıllarına göre dış politika oluşturdular. Kendi akıllarına göre Orta Doğu’ya hakim olacaklardı, Arap dünyası diz çökecekti. Hayal peşinde koştular. Türkiye’yi bu batağın içine soktular. O nedenle itidal çağrısı yaptım. Fırat Kalka’nında askerlerimiz öldürüldü. Öngörüsüz bir dış politikanın sonu budur. Kendine özgü bir dili vardır. En büyük tehlikede dış politikanın iç politikaya malzeme edilmesidir. Diploması boşuna oluşmadı. Ama bunların hiçbirisinden bunların haberi yok. Ülke yönetimini belediye yönetimi gibi görüyorlar, kapasiteleri bu kadar” dedi.

    “Türkiye için ağır bir karar”

    AB, Şangay 5’lisi hakkında da konuşan Kılıçdaroğlu, “Tam üyelik için ilk anlaşmayı rahmetli İsmet İnönü imzaladı. Bugün alınan kararla bu sürece farklı bir nokta koyduk. Avrupa Parlamentosu bir karar aldı ve ‘Askıya aldık’ diye. Türkiye için ağır bir karardır. Bunun düzeltilmesi lazım. Avrupa Türkiye’den vazgeçemez ama Türkiye’de Avrupa’dan vazgeçemez. Osmanlı aslında bir Avrupa devletidir. Batı uygarlığının bir parçasıdır. Biz batı uygarlığının bir parçasıyız. Ama bu şu anlama gelmemeli, sırtımızı Orta Doğu’ya dönelim, İran’ı hiç görmeyelim, İran’ı hiç görmeyelim hayır. Tam tersi. Dış politikalar ülkelerin çıkarları üzerine inşa edilir. Her tarafla dost iyi ilişkiler kuracağız. Irak’ta Maliki ile görüştüm. Şunu söyledi, önümüzdeki on yıl içinde Irak 500 milyar dolarlık yatırım yapacak. Bunları Türk müteahhitler yapacağız dedi. Biz otobanları açıyoruz, siz pencereden girmeye çalışıyorsunuz, dedi. Bizim iç işlerimize neden karışıyorsunuz, dedi. Haklı mı haklı. Irak’ta da kaybettik. Ağır yanıtlar veriyorlar. Benim ağrıma gidiyor” dedi.

    “Hayal peşinde koşuyorlar”

    Kılıçdaroğlu şöyle konuştu:

    “Şangay 5’lisi, dikta yönetimlerinin olduğu bir sürecin içine Türkiye’yi mi sürükleyecekler. Buna izin vermeyiz. Bir kişi bile kalsak, buna izin vermeyiz. Türkiye’nin yönünü çevirdiği uygar dünyadan kimse alı koyamaz. Bunun mücadelesini yaparız. Ölümüne yaparız. Bizim çocuklarımıza taahhüdümüz var. Uygar bir Türkiye’de yaşamalarını isterim. Öyle birileri kalkacak, oy çokluğuyla biz bunları yaptık,bunları yapacağız, el kaldırdık, indirdik o kadar kolay değil. Bunun mücadelesini yaparız. Bu bizim görevimiz. O nedenle hayal peşinde koşuyorlar. Hayalleriyle ne kadar idare ederlerse etsinler.”

    “Anayasa değişikliği”

    CHP lideri Kılıçdaroğlu “Anayasa değişikliği olacak mı? Başkanlık sistemi gelecek mi?” şeklindeki bir soruyu ise şu şekilde yanıtladı:

    “Devlet Bey’e bağlı. Şunu söyledim; başkanlık sistemi Türkiye’nin bölünmesine, parçalanmasına yol açar. Başkanlık sistemini savunan bir de içerde bir kişi var; Abdullah Öcalan. Arzu edenler İmralı notlarını açıp okurlar. Neden illa başkanlık neden? Hangi gerekçeyle? Şu sözü kimse unutmasın, Gaziantep konuşması, ‘400 milletvekili verin bu iş bitsin’. Bu sözün ne anlama geldiğini ben de çok iyi biliyorum, siz de biliyorsunuz. Ben nasıl düşünüyorsam Sayın Bahçeli’nin de düşünmesi lazım. Ben tek başına sorumlu değilim. Hepimizin, özellikle parti başkanlarının sorumluluğu var. Siz Türkiye’yi bir kişiye teslim ederseniz Türkiye’nin geleceğini karartırsınız. Örnek mi; Almanlar Hitler’e teslim etti, sadece Almanya’yı değil bütün dünyayı kana buladı. Ya ertesi gün savaş ilan ederse ne yapacaksınız? Onun çocukları mı askerlik yapacak? Hayır. Ankara’da oturanlardan hangisinin çocukları orada askerlik yapıyor? Yoksul halk çocukları orada.”