Etiket: Sanayimiz

  • Başkan Küpeli, “İyi ki güçlü bir sanayimiz var’

    Başkan Küpeli, “İyi ki güçlü bir sanayimiz var’

    Eskişehir Organize Sanayi Bölgesi Başkanı Nadir Küpeli, ağustos ayı verilerine göre sanayi kapasite kullanım oranındaki artış ve reel kesim güven endeksi yükselişine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Başkan Küpeli, “İyi ki ülkemizde güçlü ve ayakları yere sağlam basan bir sanayimiz var. Sanayiye verilen bir destek üç olarak beş olarak ekonomiye geri dönüyor, ülkemiz kalkınıyor ve büyüyor” dedi.

    Merkez Bankasından yapılan açıklamaya göre, imalat sanayi kapasite kullanım oranı, ağustos ayında bir önceki aya göre yüzde 2,6’lık bir artışla yüzde 73,3 seviyesinde gerçekleşti. Eskişehir OSB Başkanı Nadir Küpeli kapasite kullanım oranlarındaki yükselmeye ilişkin olarak yaptığı açıklamada, “Sanayinin üretim durumunu göstermesi bakımından önemli kapasite kullanım oranları önemli bir göstergedir. Pandemiyle birlikte sanayide kapasite kullanım oranları nisan ayında yüzde 61’e geriledikten sonra, devletimizin aldığı etkili tedbirler ve sanayicilerimizin yoğun çalışmasıyla birlikte son 4 aydır sanayide kapasite kullanım oranı hızla yükselmekte. Ağustos ayı rakamının yüzde 73,3 seviyesine gelmiş olması çok önemli bir gösterge. Pandemi öncesi dönemde de bu rakam yüzde 75 ile 77 arasında değişmekteydi. Birkaç ay içinde alınan tedbirlerle bu noktaya yaklaşmış olmamız, sanayimizin üretim gücünün önemli bir yansıması. OSB’de elektrik ve doğalgaz tüketim rakamlarında da pandemi öncesi dönemi yakalamış durumdayız. İyi ki ülkemizde güçlü ve ayakları yere sağlam basan bir sanayimiz var. Ekonomide çarkların güçlü bir şekilde dönmesini sanayimiz sağlıyor. Bir kez daha gördük ki, sanayimize verilen bir birimlik destek, üç olarak beş olarak ekonomiye hızla geri dönüyor, ülkemiz kalkınıyor ve büyüyor” dedi.

    Sanayiye destek devam etmeli

    Eskişehir OSB Başkanı Küpeli, yine Merkez Bankası tarafından açıklanan reel kesim güven endeksi sonuçlarına da değinerek, ağustos ayında reel kesim güven endeksinin 5,5 puan artarak 106,2 puana ulaştığı belirtti. Küpeli, endeksin alt kalemler bazında olumlu yönde gelişmeye devam ettiğini, özellikle ihracata yönelik alınacak tedbirlerle gelecek aylarda ihracatımızı daha da arttırıcı mekanizmaların geliştirilmesi gerektiğini ifade etti. Başkan Nadir Küpeli, özellikle ihracatta yönelik ürünlerde kullanılmakta olan yüksek orandaki ithal ara ürünlerin yerli kaynaklarla üretilmesini ve yatırımını destekleyici tedbirlerin uygulamaya konulmasının büyük önem taşıdığını söyledi. EOSB Başkanı Küpeli, “İhracatımızın yapısına baktığımızda bazı ürünlerde yoğun oranda ithal ürün kullanılıyor. Bu ithal ürünlerin mutlaka yerlileştirilmesi gerekiyor, ihracatımızı arttıralım derken, bakıyoruz birden ithalatımız artmaya başlıyor. Üretimde ve ihracatta kullandığımız ürünlerin daha fazla oranda ülkemizde ve yerli kaynaklarla üretilmesi gerekiyor. Bu bakımdan sanayi sektöründe yapılan her yeni yatırım, yeni geliştirilen her yeni ürün ve Ar-Ge çalışmaları ile açılan her fabrika ithal bağımlılığımızın azalmasına büyük katkı sağlamakta. O yüzden sanayiye verilen her bir birimlik destek, çok daha fazlasıyla ülkemize istihdam, iş sahası, katma değer ve döviz kazancı olarak geri dönüyor, bunu unutmayalım” diye konuştu.

  • Bakan Özlü: “Artık Türkiye için, sanayimiz için ve ekonomimiz için milli atılım vaktidir”

    Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, “Artık Türkiye için, sanayimiz için ve ekonomimiz için milli atılım vaktidir. 2018 yılı sadece hükümet ve idare sistemimiz için değil, Türk ekonomisi ve sanayisi için de milli atılım yılı olacaktır. Tüm sanayicilerimizi, üreticilerimizi, girişimcilerimizi ve toplumumuzun tüm kesimlerini; bu milli atılım hamlemize destek olmaya çağırıyoruz” dedi.

    Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Faruk Özlü, yüksek teknolojiye geçiş programı kapsamında 9’uncu toplantıda, kimya sanayicileri ile bir araya geldi. Bakanlıkta düzenlenen Kimya Sanayi Zirvesi’nin açılışında konuşan Özlü, Yüksek Teknolojiye Geçiş Programı kapsamında; son 3 ay içinde 9 zirve gerçekleştirdiklerini belirterek, “Türk ekonomisine hayat veren bütün sektörlerle bir araya geldik. Makine sanayi, Çelik Sanayi, Bilişim ve Yazılım Sanayi, Elektrik ve Elektronik Sanayi, Otomotiv Sanayi, İnşaat Sanayi, İlaç ve Gıda sanayimizin değerli temsilcileriyle toplantılar yaptık. Bu toplantılardaki temel amacımız; Türk sanayisinin dinamosu olan değişik sektörlerimizin temsilcilerini dinlemek, sizlerin görüşlerini almak ve hep birlikte ‘ortak akıl, ortak vizyon ve ortak strateji’ belirlemektir. Dolayısıyla; sizlerin katkıları, hepimiz için son derece kıymetlidir. Ülkemizin Yüksek Teknoloji yolculuğunda, birbirimizi anlamak, uyum içinde hareket etmek ve somut çözümlere imza atmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

    24 Haziran seçimleri öncesi, son sektör zirvesini yaptıklarını kaydeden Özlü, “Düzenlediğimiz zirveler; hem bakanlığımız, hem de paydaşlarımız için son derece verimli, yol gösterici ve ufuk açıcı oldu. Zirvelerimiz boyunca; yüzlerce sanayicimizi ve girişimcimizi dinledik. Sanayicilerimizin ve iş dünyamızın beklentilerine, bürokratlarımızla birlikte kulak verdik. Şunu net olarak ifade etmek isterim ki; sanayicilerimiz, Türkiye’nin, görünen veya görünmeyen kahramanlarıdır. Üreten, katma değer oluşturan, vergi ödeyen, istihdam sağlayan herkes; bizim başımızın tacıdır. Bakanlık olarak, bizim vazifemiz, işte bu kahramanların elinden tutmak ve onların önündeki tüm engelleri kaldırmaktır” şeklinde konuştu.

    “2018 yılı Türk ekonomisi ve sanayisi için de milli atılım yılı olacaktır”

    Bakan Özlü, konuşmasına şöyle devam etti:

    “Üretim Reform Paketimiz, Sınai Mülkiyet Kanunumuz, bilime ve teknolojiye odaklı yeni TÜBİTAK, girişimcinin en büyük destekçisi KOSGEB, dünyaya standart belirleyen TSE, Türk bilim insanlarının en seçkin platformu TÜBA, dijital dönüşüm yol haritamız, sanayi 4.0 yol haritamız, Yüksek Teknolojiye Geçiş Programımız, Odak Sektörler Programımız ve sanayide milli atılım hamlemiz; Bakanlığımızın vizyon projeleri olarak, milletimizin ve ekonomimizin emrindedir, hizmetindedir. Artık Türkiye için, sanayimiz için ve ekonomimiz için milli atılım vaktidir. 2018 yılı sadece hükümet ve idare sistemimiz için değil, Türk ekonomisi ve sanayisi için de milli atılım yılı olacaktır. Ekonomide, üretimde, sanayide, bilimde, teknolojide milli atılım. Tüm sanayicilerimizi, üreticilerimizi, girişimcilerimizi ve toplumumuzun tüm kesimlerini; bu milli atılım hamlemize destek olmaya çağırıyoruz. Sanayide Milli Atılım hamlesi kapsamında; bilim ve teknolojide sıçrama yaparak, “büyük ve güçlü Türkiye” hedefine doğru ilerleyeceğiz. Cumhurbaşkanımızın da ifade ettikleri gibi; Yerli ve milli sanayimizin desteğiyle, “Yüksek teknolojileri ürünlerde yerlilik oranını artırmaya” devam edeceğiz.”

    “Toplumsal kalkınmanın formülü de üretim ve sanayidir”

    “İstikrarlı ve güçlü bir ekonomik büyümenin anahtarı, sanayidir” diyen Özlü, “Sanayi, ekonominin bel kemiğidir. Yine aynı şekilde, toplumsal kalkınmanın formülü de üretim ve sanayidir. Türk ekonomisi; sanayinin öncülüğünde ve sanayinin lokomotifinde büyümektedir. Bu büyümenin daha da istikrarlı bir biçimde devam etmesi için; cari açığı azaltıcı yatırımlara öncelik veriyoruz. Hükümetimiz ve Bakanlığımız; cari açığı azaltmak için, teknoloji odaklı üretimi teşvik etmeye devam edecektir. Çünkü; cari açığın panzehiri yüksek teknolojidir. Sanayimiz ne kadar çok yüksek teknolojili ürün üretirse, cari açığımız o kadar azalacaktır. 9 Mayıs’ta, Cumhurbaşkanımız Başkanlığında toplanan Ekonomi Koordinasyon Kurulu’nda alınan kararlar; “büyüme, istihdam, katma değer ve üretim odaklı” ekonomi politikamızın devam edeceğini, net olarak ortaya koymuştur” değerlendirmesinde bulundu.

    “Bu 5 odak sektör; Türkiye’yi geleceğe taşıyacak olan sanayi alanlarıdır”

    İmalat sektörünü güçlendirmek ve yüksek teknolojili ürünlerin payını artırmak için; 5 odak sektör belirlediklerini hatırlatan Özlü, “Bu sektörler; “kimya ve ilaç sanayi, gıda sanayi, yarı iletken elektronik ürünler, makine ve teçhizat, motorlu kara taşıtlarıdır.” Bu 5 odak sektör; Türkiye’yi geleceğe taşıyacak olan sanayi alanlarıdır. Türkiye; bu alanlarda mesafe almak durumundadır. Bu nedenle; biz bakanlık olarak, tüm bu sektörlere, stratejik bir bakış açısıyla yaklaşıyoruz” dedi.

    “Kimya sektörünün böylesine üst seviyede destekleniyor olması; sektöre verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir”

    Kimya sanayinin genel olarak diğer sektörlerin ham madde ihtiyacını karşılayan ara malı üreticisi bir sektör olduğuna dikkat çeken Özlü, “Kimya sanayi üretiminin yüzde 77’si sektörler tarafından ham madde olarak kullanılmakta, ancak yüzde 23’lük bir kısmı tüketicilere satılabilecek nihai ürünlerden oluşmaktadır. İmalat sanayindeki firmaların yüzde 6’sı kimya sanayinde yer almakta olup, yaklaşık 25 bin girişimci bulunmaktadır. Kimya sanayi istihdamının imalat sanayi içindeki payı ise yüzde 9 olup, 288 bin kişi istihdam edilmektedir. Kimya sanayisinin yüzde 78’si Marmara, İç Anadolu ve Ege Bölgesinde yoğunlaşmıştır. Kimya sanayinde Mart 2018 tarihi itibariyle 69 Ar-Ge merkezi faaliyete geçmiştir. Kimya sektörü; tüm dünya ticaretinin yüzde 14’ünü oluşturmaktadır. Türkiye kimya sektörü, 2017 yılında 38,4 milyar dolar ithalat, 14,7 milyar dolar ihracat gerçekleştirilmiş olup; dış ticaret açığımız 23,6 milyar dolar seviyesindedir. Türkiye kimya sektörü; 2016 yılı rakamlarına göre, dünya ihracat sıralamasında 30. sırada yer almaktadır. Kimya sektöründe ithalatın yüzde 87’si hammadde, yüzde 13’ü tüketim malı, ihracatın ise yüzde 80’i hammadde, yüzde 20’si tüketim malıdır. Kimya sanayi, diğer sektörlere en fazla girdi veren sektörler sıralamasında, beşinci sırada yer almaktadır. Bu durum; sektörün önemli bir ham madde tedarikçisi olduğunu göstermekte olup, kimya sanayisine olan talebin artmasına neden olmaktadır. Kimya sektörü yıllardır bu talebi karşılayamadığı için, imalat sanayi alt sektörleri arasında ithalatta sürekli birinci sırada yer almaktadır. Ülkemizdeki cari açık sorununun en büyük nedenlerinden biri, kimyasal üretimin yetersizliği nedeniyle sektörlerin ithalata yönelmesidir. Bu sorunu çözmek ve ülkemizin petrokimya sektöründeki ihtiyacını karşılamak için; ülkemizin yeni petrokimya tesislerine ihtiyacı vardır. Bu amaçla; Ceyhan Endüstri Bölgesi’nde,entegre bir petrokimya tesisi kurulması için, Bakanlığımızın çalışmaları devam etmektedir. Ayrıca; Üretim reform Paketimiz ve Endüstri Bölgeleri Yönetmeliğimiz; kimya başta olmak üzere, bütün sektörlerimize, çok büyük fırsatlar, çok büyük kolaylıklar sunmaktadır. Ülkemizin stratejik sektörlerdeki yatırım ihtiyaçlarına bakıldığında;Organize Sanayi Bölgeleri ve Endüstri Bölgelerinde, yatırımcılarımıza çok uygun maliyetli, altyapısı hazır sanayi alanları tahsis imkânı sağlanmıştır. Özel Endüstri Bölgeleri uygulamalarımızla, halihazırda üretimde bulunan sanayicilerimizin, uygun şartları sağlaması halinde, mevcut tesislerini yeni yatırımlarla geliştirip büyütmesinin önü açılmıştır. Ayrıca; bildiğiniz gibi, 9 Nisan tarihinde, Sayın Cumhurbaşkanımızın himayelerinde “Proje Bazlı Teşvik Sistemi” hayata geçirildi. Bu teşvik Sistemi ile 23 proje ve 19 firmaya, 135 milyar lira tutarında teşvik verildi. Proje Bazlı Teşvik sisteminde; altı projeden yararlanacak olan kimya sektörü, toplam yatırımdan yüzde 40 pay aldı. Kimya sektörünün; Hükümetimiz ve Bakanlığımız tarafından, böylesine üst seviyede destekleniyor olması; sektöre verdiğimiz önemin çok açık bir göstergesidir.”

    Sanayide Yüksek Teknolojiye Geçiş Programına; tüm paydaşlardan, tüm sektörlerden ve sanayicilerden, ciddi bir farkındalık ve katkı beklediklerini kaydeden Bakan Özlü, bu kapsamda kanun yaparken, mevzuat hazırlarken, destek paketleri oluştururken, teknik düzenlemeler yaparken sektör ile uyum içinde hareket etmek istediklerini ifade etti.

    Bakan Özlü’nün konuşmasının ardından basına kapalı olarak gerçekleşen toplantıda Kimya sanayi sektörünün mevcut durumu, sorunları çözüm yolları ele alındı.

  • ASO Başkanı Özdebir: “Umarız Ki Bu Yıl Da Beklentilerin Çok Üzerinde Artışları Sanayimiz Gerçekleştirebilir”

    Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Nurettin Özdebir,

    2015 yılı Aralık ayında sanayi üretiminin bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,5 arttığını belirterek, “2015’in tümünde ise sanayi üretimi ortalama olarak 3,1 arttı. İmalat sanayindeki artış ise yüzde 3,6. Bu artışların hepsi beklentilerin üzerinde bir artıştır. Umarız ki bu yıl da beklentilerin çok üzerinde artışları sanayimiz gerçekleştirebilir” dedi.

    ASO Başkanı Nurettin Özdebir, Şubat ayı Olağan Meclis toplantısında gündemdeki ekonomik gelişmeleri değerlendirdi. Özdebir, ’’Değerli Meclis üyeleri, Ankara’da son yaşamış olduğumuz terör olayından dolayı, 29 şehit verdik. Bu olaylardan sonra ekonomi konuşmak, günlük hayatın içinden şeylerle uğraşmak pek içimizden gelmese de, aslında terörün amacı da olağan hayatımızın akışını değiştirmek. Onun için biz inatla bütün bunlara rağmen işlerimize devam etmek durumundayız. Tabii şehitlerimize Allah’tan rahmet diliyorum, kederli ailelerine sabırlar diliyorum, yaralılarımıza acil şifalar diliyorum. Öyle bir duruma geldik ki etrafımızda dönen fırıldaklar ve vesayet savaşları Türkiye’deki terör örgütlerinin tümünü birden harekete geçirip hepsi beraber milletimize ve devletimize karşı ciddi bir faaliyet içerisindeler. Suriye’deki olaylar gün geçmiyor ki çok hızlı değişikliklere sebep olmasın. Orada 400 bine yakın insan katledildi, bizim ırkdaşlarımız var, Osmanlı’nın bize Hicaz yolunun güvenliği için emanet ettiği Bayırbucak Türkmenleri var, insanlar var. Netice olarak bunlar çok büyük bir zulüm içerisindeler. Suriye nüfusunun neredeyse 10 milyona yakın kısmı şu anda mülteci durumunda, yerinden yurdundan edilmiş. 2,5 milyonu ülkemiz sınırları içerisinde. Bir o kadar da diğer ülkelerde misafir edilmekteler. Ciddi bir insanlık dramı yaşanıyor. Niye yaşanıyor? Yine insanın ve global güçlerin bitmez-tükenmez ve insan canına rağmen olan hırsların nedeniyle devam etmekte. Bu arada Sayın Başkanın da ifade ettiği gibi Türkiye’nin gelişmesi, bölgesel bir aktör olması ve bunu istemeyen ülkelerin destekleriyle terör harekatının bir müddet daha ülkemizde devam edeceği gözüküyor. Ama artık gecenin en karanlık zamanı, şafağa en yakın zamandır. Ben böyle bir zaman süreci içerisinde olduğumuza inanıyorum. Ve maalesef o güçler tarafından bazı terör örgütlerine de kuzu postu giydirilmeye, kuzu postuna sarındırılmaya çaba gösteriliyor. Milletimizin ve devletimizin gücü bütün bunların üstesinden gelebilecek iradeye sahiptir. Yeter ki millet olarak biz yekvücut olalım, birlik içerisinde olalım, dışarıya karşı en azından birliğimizi-beraberliğimizi muhafaza edelim” dedi.

    “CARİ AÇIĞIN FİNANSMANINDAKİ ZORLUKLARIN BU YIL DA DEVAM ETMESİ BEKLENMEKTEDİR”

    2014 yılında 43,5 milyar dolar cari açık verdiklerini belirten Özdebir, 2015 yılında yüzde 26 oranında bu cari açığı azalttıklarını ve 32,2 milyar dolara indirdiklerini ifade etti. Yapılan araştırmalara göre Türkiye’nin dünyada 2015 yılındaki büyümesiyle 5. sırada yer aldığını ve gelişmekte olan ülkeler içerisinde olduğunu dile getiren Özdebir, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “İşte Çin’le başlayan, Hindistan, Çin falan, 5. sırada da Türkiye geliyor. Türkiye’nin aslında potansiyeli bunun çok daha üzerinde. Birazcık daha derlenip toparlanabilsek, bir organize olabilsek, bundan daha fazla işleri yapabilmemiz mümkün. Cari açıktaki azalmaya rağmen sermaye girişlerinde de ciddi bir azalma olmuştur. 2014’te 41,6 milyar dolar yabancı sermaye ülkemize girerken, 2015 yılında bu rakam 10,7 milyar dolara düşmüştür. Görüldüğü gibi, cari açıktaki düşüşle kıyaslandığında sermaye girişlerindeki düşüş daha yüksek orandadır. Bu durum, cari açığın finansmanında zorluk yaşadığımızı, sıkıntı yaşadığımızı göstermektedir. 2015 yılında kaynağı belli olmayan döviz girişi ise 9,7 milyar dolardır. Yani yaklaşık 20 milyar doları cari açığımızın bu kaynaklardan telafi etmişiz, gerisini ise Merkez Bankası rezervlerinden karşılamışız. Bu şartlar altında da Merkez Bankası’nın brüt rezervi 92 milyar dolara düşmüştür. Cari açığın finansmanındaki zorluklar, bu yıl da devam etmesi beklenmektedir. Hizmet gelirlerindeki düşüş bu yıl da devam edecek gibi gözükmektedir. 2014 yılında 34,3 milyar dolar olan turizm gelirlerimiz, 2015 yılında küresel daralmanın da etkileriyle beraber yüzde 8,3 düşerek 2015 yılında 31,5 milyar dolara ulaşmıştır. Bu yıl terör eylemleri nedeniyle yaşanan tur iptalleri, Rusya’yla ilişkili olan krizler, etrafımızdaki ülkelerin durumları nedeniyle bu azalmanın devam etmesi beklenmekte. Tabii Allah bir kapıyı açıyor, bir kapıyı kapıyor. Rusya’ya yapılan ihracat, meyve-sebze ihracatında işte Yahudilerin belli dönemlerde inançları gereği toprağı nadasa bırakmaları gerektiği için bu sene öyle bir dönemmiş, İsrail’e ihracatımız da yüzde 50’ler, yüzde 60’lar civarında, belki daha yüksek oranda meyve-sebze ihracatında artış var. Alternatif pazarlar aranıyor, turizmde de alternatif olarak mutlaka aranıyor. Devletimizde çeşitli hibe ve destek programları açıkladılar. Ancak şunu unutmamamız lazım ki, turizmde de edilgen bir durumdayız, etken değiliz. Yani dünyada bizim en büyük pazarımız Avrupa, Avrupa’da Türkiye’yi pazarlayacak milli bir organizasyonumuz yok. Avrupa’da işte tanınmış firmalar var, Neckermann var işte hatırladığım, başka firmalar var, bunlar pazarlıyorlar. Bizim turizmcilerimiz de, otel yatırımcılarımız da bunlara gidip ben 5 kuruş daha ucuz veriyorum her şey dahil fiyatını, lütfen benim otelime gelin şeklinde bir onların hakimiyetine teslim olmuş durumdayız. Burada belki bir milli şirketin kurulup Türkiye’deki bu turizmin, yatakların, denizimizin, havamızın, otellerimizin pazarlanmasını düşünmemiz lazım ve geç kalmış durumdayız.”

    “Aralık ayı verileri ile yıllık sanayi üretimi belli oldu. Aralık ayında sanayi üretimi bir önceki yılın aynı ayına göre yüzde 4,5 oranında arttı” diyen Özdebir, “2015’in tümünde ise sanayi üretimi ortalama olarak 3,1 arttı. İmalat sanayindeki artış ise yüzde 3,6. Bu artışların hepsi beklentilerin üzerinde bir artıştır. Umarız ki bu yıl da beklentilerin çok üzerinde artışları sanayimiz gerçekleştirebilir. Çünkü sanayi üretimi ülkenin genel gelişmesinde en önemli ağırlığı olan parametrelerden bir tanesi ve öncü göstergelerden biri” şeklinde konuştu.

    “ENFLASYON MUHASEBESİNİN HER YIL UYGULANMASI YERİNDE OLACAKTIR”

    Özellikle birikimli enflasyonun şirketlerin mali tablolarını bozarak şirketin mali durumu hakkında yanlış resimler verdiğini söyleyen Özdebir, “Ayrıca, vergiler de enflasyona göre her yıl ayarlandığı için enflasyon şirketlerimizin üzerindeki vergi yükünü de artırmaktadır. İç ve dış talebin zayıf olması ve yüksek rekabet nedeniyle şirketlerimizin fiyat artışları enflasyonun gerisinde kalarak şirket karlarını da eritmektedir. Bu olgular dikkate alınarak, enflasyon muhasebesi uygulamasının gözden geçirilerek enflasyon muhasebesinin her yıl uygulanması yerinde olacaktır. Bizim geçen ayki toplantımız ve bu konuda başka yerlerden de gelen talepler üzerine Maliye Bakanlığı’nda bu konuda bir çalışma olduğunu ve enflasyon muhasebesinin 5 yılda bir birikmiş enflasyonu sıfırlayacak şekilde yeniden tasarlandığını duymuş bulunuyoruz. Ancak, bana gelen bilgiye göre bu uygulamanın 2016 yılındaki bilançolar da çıktıktan sonra onlar üzerinde enflasyonun sıfırlanmasıyla 2017’de bizim reel olarak istifade edebileceğimiz halde uygulanacağı şeklinde. Halbuki yaşamış olduğumuz bu konjonktürde bunun 2015 yılında uygulanmazsa birçok firmamız açısından ve biliyorsunuz Basel-2, Basel-3 kriterleri artık uygulanmaya başlandı, bilançolar üzerinden değerlendiriliyor şirketlerin durumları. Ama gerçek resmi vermeyen bilançoların aslında ne kadar iyi olduğunu bilseler bile, banka müdürlerinin ağır sorumluluklar yükleyen bir kanun karşısında bizim lehimize hareket etmelerini beklememiz de pek mantıklı olmayacaktır. Bunun yanında bir başka bu açıdan finansmana erişimi etkileyecek bir başka risk daha, bu yıl bilançolarımızla beraber realize olmak üzeredir. Biliyorsunuz reel sektörün kredilerinin yüzde 48’i yabancı para cinsindendir. Kurlardaki ani yükselmen nedeniyle kur zararları vadesi gelmeden realize edilmiş gibi bilançolarımızda yer alacak. İlk bakışta vergi matrahlarımızı azaltıcı bir etkeni olduğu için belki hoşumuza gidebilir, ama önümüzdeki dönemde bu bilançolarımıza yansıyan durum bizim finansmana erişimimizi etkileyecektir” ifadelerini kullandı.