Etiket: Sanayii

  • Savunma Sanayii Müsteşarı Demir: “Ar-Ge projelerinin hacmi yaklaşık 1,5 milyar TL”

    Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, Savunma Sanayisi için Araştırmacı Yerleştirme Programı imza töreni töreninde yaptığı konuşmada, “Ar-Ge projelerinin hacmi yaklaşık 1,5 milyar TL” dedi.

    Sakarya Teknokent koordinasyonunda Savunma Sanayi Müsteşarlığı, Sakarya Üniversitesi ve Yerli Savunma Sanayi Firmaları’nın işbirliğiyle SAYP Protokolü imza töreni SAÜ Kültür ve Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi. Gerçekleşen programa Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir, Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik, Sakarya Valisi İrfan Balkanlıoğlu, Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanı Zeki Toçoğlu, SAÜ Rektörü Prof. Dr. Mehmet Ali Yalçın, savunma sanayisinin temsilcileri ve davetliler katıldı.

    “Eldeki imkanların üstünde işler başarmak durumundayız”

    Programın açılışında söz alan Sakarya Teknokent Müdürü Prof. Dr. Tahsin Engin, Dünya’nın en değerli arazilerinde bulan Türkiye’nin kendi teknolojisi ile yerli savaş teknolojilerini üretmemesi durumunda ayakta kalmasının mümkün olmadığını dile getirdi. Enginin ardından konuşan SAÜ Rektör Prof. Dr. Mehmet Ali Yalçın ise, “Ülkelerin caydırıcı gücü olan silahlı kuvvetlerin ve onların sahip olduğu teknolojilerin önemi günümüzde şüphesiz ki ortadadır. Bu konuda sadece güncel teknolojileri takip etmek değil, geliştirmek ve karşı teknolojiler ile eldeki imkanların üstünde işler başarmak durumundayız” diye konuştu.

    “Maalesef kim güçlüyse o haklı”

    Sözlerine Uluslararası alanda güçlü olanın haklı olduğunu vurgulayarak başlayan Vali İrfan Balkanlıoğlu, “Dolayısıyla gücün egemen olduğu bir Dünya’da yaşıyoruz. Her ne kadar Birleşmiş Milletler’de olsa, uluslararası sözleşmeler de olsa. Bundan dolayı güçlü olmak zorundayız, kısa ve özeti bu. Ayakta kalmak istiyorsak, güçlü olacağız. Kendi silahımızı, kendi tankımızı, topumuzu, en modern haliyle kendimiz yapacağız” ifadelerini kullandı.

    “Teknolojiye dönük yatırımlara yönelmeleri lazım”

    Son olarak söz alan Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakan Yardımcısı Hasan Ali Çelik de, “Esasında şahitlik edeceğimiz bu program, Türkiye’nin geleceğine bende bir tuğla koymak istiyorum diyen herkesin var olduğu bir toplantı. Adı üniversitelerde ki gençlerimizin, firmalarımızın, ilgililerin, Teknokent’teki çalışanların her birinin savunma sanayinde bir şey yapmak istiyoruz, ülkemizin savunması ve güvenliğine, ülkemizin geleceğine bir tuğla koymak istiyoruz diyenlerin var olduğu bir toplantı. Bugüne kadar 24 üniversitemizde yürüyen bu araştırmacı yetiştiren program, bugün de Sakarya Üniversitesi’nde yapılıyor. Bunun hem ilimize hem de üniversitemize büyük bir güç katacağını şimdiden söyleyebilirim. Milli, yerli uygulamaları kendimizin dediğimiz, kimseye minnet etmeyeceğimiz, muhtaç olmayacağımız uygulamaları çok güçlü bir şekilde hem içselleştirmemiz hem de bütün uygulamalarımızla hayata geçirmemizle mümkündür. Paranızın, para etmediği yerde sizin gücünüzü ortaya koymanız lazım. O yüzden de üniversitelerimiz, bilim yuvalarımızın çok daha fazla etkin olmaları, bilgi üretmeleri, teknolojiye dönük yatırımlara yönelmeleri lazım” şeklinde konuştu.

    “Ar-Ge projelerinin hacmi yaklaşık 1,5 milyar TL”

    Savunma Sanayii Müsteşarı Prof. Dr. İsmail Demir ise, “Savunma Sanayi dediğimiz de ülkemizde son günlerde konuşulan, son operasyonlarda da başarılı sonuçlar aldıkça demek ki, milli ve yerli savunma sanayi bu kadar etkiliymiş dediğimiz bir atmosferdeyiz. Biz görülen bu ürünleri yerli yapmak azmindeyken, bir taraftan da aslında sürpriz etkisi doğuracak, Dünya’da gelişmekte olan teknolojileri yakalayacak, 10 yıl sonrasının, 20 yıl sonrasının insanın aklına gelen, gelmeyen çeşitli ürünlerini, buluşlarını hayata geçirecek bir yaklaşımı da ıskalamamamız gerekiyor. Burada 2 parametremiz var. 1’incisi şuanda konvansiyonel ve modern ürünlerde ülkemizin dışa bağımlılığını önlemek, 2’ncisini ise geleceği ıskalamamak. Bir taraftan güçlü olmaya, modern silahlar, modern ürünler ile muharebe sahasında olmaya çalışırken, onları yaparken de ekonomiyi de optimum maliyetlerle gözetmeniz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

    “İnsan kaynağı ve bilginin hayata geçirilmesi en önemli zenginliğimiz”

    Demir sözlerinin devamında şöyle konuştu:

    “Bugün sırf Savunma Sanayi Müsteşarlığı bünyesinde yürütülen Ar-Ge projelerinin hacmi yaklaşık 1,5 milyar TL. Ülkemizde başta Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı olmak üzere bir dizi bakanlıklarımızın da çeşitli Ar-Ge destekleri, bir dizi kuruluşumuzun yaptığı Ar-Ge projeleri var. Bunların birbirine koordine olması, bağlantılı olması, sonuç odaklı olması ve teknolojiyi ıskalamaması önemli. Diğer bir hususta; savunma sanayi dediğimiz de sırf sahada muharebe araçları, silahlar anlaşılmamalı. Aslında Savunma Sanayimizin güçlü olması ancak sanayinizin, bilim ve teknoloji seviyenizin güçlü olması demektir. Bunu sağlamanın yolu da, çatısı altında bulunduğumuz kurumlar gibi; insan kaynağı yetiştiren eğitime, bilgiye dayanıyor. Yani kısaca insan kaynağı, bilgi, bilginin hayata geçirilmesi bu anlamda en önemli zenginliğimiz, en önemli kaynağımız” dedi.

    Sakarya Teknokent A.Ş. koordinasyonluğunda yapılan etkinlikte; yerli savunma sanayi firmalarından ASELSAN, ROKETSAN, HAVELSAN, FNSS, TAI, TEİ, CTECH, BITES, STM, BMC POWER, OTOKAR ile Sakarya Üniversite ve Savunma Sanayi Müsteşarlığı arasında SAYP Protokolü imzalandı.

  • Trabzon Silah Sanayii Las Vegas’ta boy gösterdi

    Trabzon Silah Sanayii (TİSAŞ) ABD’nin Las Vegas şehrinde düzenlenen ve dünyanın en büyük silah fuarı olarak gösterilen ‘Shot Show 18’de yeri ürünlerini sergiledi.

    Dünya çapında 100’den fazla ülkeden bin 600’ün üzerinde katılımcının yer aldığı Shot Show’18 de ateşli silahlar, mühimmatlar, askeri araçlar, avcılık, atıcılık ve atış aksesuarları gibi birçok ürün katılımcıların beğenisine sunuldu. 45’ ülkeye ihracat yapan TİSAŞ, mevcut ürünlerinin yanı sıra üretim gamına yeni eklediği 7,62x51mm ve 5,56x45mm kalibrelerindeki ZPT 762 ve ZPT 556 Piyade tüfeklerini de ilk kez bu fuarda müşterileriyle paylaştı.

    Fuara yönelik bir değerlendirme yapan TİSAŞ Dış Ticaret Sorumlusu Ayça Okumuş, fuarın üretici-bayi buluşmasına önem verdiğini ve böylece her iki tarafa da fayda sağladığını, bunun yanında bu işe gönül vermiş olan silah severler için de iyi bir buluşma noktası olduğunu hatırlattı. Okumuş “Gerek Amerika’da ve gerekse diğer ülkelerdeki müşterilerimiz ve tedarikçilerimizle karşılıklı görüş alış-verişinde bulunarak gelecek dönemlere ait yeni projeler üzerinde görüştük. Bu müşterilerimizle zaten uzun bir birlikteliğimiz vardı. Bundan dolayı sektöre nasıl fayda sağlayabileceğimizi ve müşteri isteklerine yönelik farklı ne tür çalışmalar yapabileceğimizi birlikte değerlendirdik. Ülkemizin savunma sanayindeki atılımını ve gücünü firmamızın kalitesi ile birleştirerek nasıl daha fazla ülkeye ihracat yapabiliriz sorusuna birlikte cevap aradık. Bunlara ilave olarak henüz yer almadığımız ülkelere yönelik yeni partner arayışlarımız oldu. Görüşmelerimiz halen devam ediyor. Birbirimizi tanıdıkça Zigana markasının daha fazla ülkede müşterilerimizin beğenisine sunulmasını, kolluk kuvvetlerinin ürünlerimizi kullanılmasını sağlayacağız. Ayrıca yaklaşık 2 yıldır süren Ar-Ge çalışmaları neticesinde ürün gamına yeni dahil ettiğimiz Zigana Piyade Tüfeği (ZPT)’ni de tüm müşterilerimizle paylaşarak sektördeki varlığımızı daha da güçlendirdik. Amacımız savunma sanayinde ‘Türk malı’ olgusunu daha fazla kitlelere ulaştırmak. Bu konuda gerek mevcut müşterilerimiz ve gerekse birlikte çalışabilme isteğinde bulunan yeni firmalarla detaylı görüş alışverişinde bulunduk. 2018 yılının TİSAŞ için hem tabanca hem de piyade tüfeği konusunda yoğun bir yıl olacağını düşünüyorum” şeklinde konuştu.

    Okumuş, ABD’nin en büyük silah satış firmalarından 2’si ile tabanca satışı konusunda anlaşma yaptıklarını da sözlerine ekledi.

  • Türk Savunma Sanayii Tayland’da sergilendi

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), Bangkok Defense & Security fuarında savunma sanayii ürünlerini tanıttı. Fuarda en çok ilgi çeken ürünler Anka ve T129 Atak oldu.

    Türk Havacılık ve Uzay Sanayii A.Ş. (TAI), Bangkok Defense & Security fuarına damgasını vurdu. 6-9 Kasım 2017 tarihleri arasında düzenlenen fuarın ilk gününde üst düzey heyet ve ziyaretçilerin yoğun ilgisiyle karşılaşan TAI, 9 Kasım tarihine kadar fuarda boy gösterecek. Fuar, Tayland Başbakanı ev sahipliğinde gerçekleşirken, savunma ve güvenlik alanındaki çeşitli kurumların yanı sıra TAI Yönetim Kurulu ve Genel Müdür Doç.Dr. Temel Kotil’in katılımlarıyla açıldı.

    Tayland’ın Türkiye Büyükelçisi Evren Dağdelen Akgün TAI standını ziyaret ederek, bölgede ve Tayland’da devam eden projeler hakkında bilgi aldı, kendi görüş ve değerlendirmelerini paylaştı. Bunun yanı sıra önemli Asya ülkeleri arasında yer alan Singapur, Malezya, Güney Kore, Filipinler ve Tayland Silahlı Kuvvetleriyle Savunma Sanayii firmaları ile ticari ve askeri işbirliğinin kuvvetlendirilmesi için görüşme gerçekleştirildi.

    Anka ve T129 Atak ilgi odağı oldu

    Fuarda Hürkuş, T129 Atak, MMU ve Anka ile ürünlerini Asya pazarına tanıtarak ticari hacmini genişletmeyi hedefleyen TAI’nin en çok ilgi çeken ürünü Anka ve T129 Atak oldu. Tayland pazarının önemini vurgulayarak fuara katılımlarının önemli olduğunu belirten TAI Genel Müdürü Kotil, burada gerçekleşen toplantı ve ziyaretlerin de verimli geçtiğini söyledi.

  • Savunma Sanayii Müsteşarlığından 529 araç alımı için sözleşme

    Savunma Sanayii Müsteşarlığı (SSM) ile Türk Silahlı Kuvvetlerinin ihtiyaçlarını karşılamak üzere BMC ile 529 adet Taktik Tekerlekli Araç alımı için sözleşme imzaladı.

    Savunma Sanayii Müsteşarlığından yapılan açıklamada, terörle mücadelenin yoğun olarak sürdürüldüğü bölgelerde; Türk Silahlı Kuvvetleri birliklerinin operasyonel kabiliyetlerini arttırmak maksadıyla, Müsteşarlık tarafından 529 adet Taktik Tekerlekli Araç alımı planlandığı belirtildi. Bu kapsamda Taktik Tekerlekli Araçlar-2 (TTA-2) Projesi için, Yurtiçi Geliştirme Proje Modeli ile ilerlenmesi kararlaştırıldığı kaydedildi. Müsteşarlığa sunulan teklifin değerlendirilmesi çerçevesinde yürütülen faaliyetler tamamlanarak TTA-2 Projesi’nin Ana Yüklenici firması olarak BMC Otomotiv Sanayi ve Ticaret A.Ş. (BMC) ile ortak çalışma yürütülmesi hususunda mutabakat sağlandığı vurgulandı.

    Tamamlanan müzakereleri müteakiben, bugün Savunma Sanayi Müsteşarlığı’nda gerçekleştirilen bir tören ile TTA-2 Projesi Sözleşmesi imzalandığı bildirildi. Sözleşme kapsamında tedarik edilecek geliştirilmiş Yeni Kirpi 4×4 Mayına Karşı Korumalı Araçlarının genel özellikleri şu şöyle açıklandı:

    “Patlayıcı Madde/Şüpheli Cisim Tespit ve Müdahale Aracı, Mayın ve El Yapımı Patlayıcı Tespit ve İmha Araçları, Uzaktan Komutalı Silah Sistemi, Yangın Söndürme Sistemi, KBRN Korunma Sistemi, Atış Yeri Hedef Tespit Cihazı, Tam Bağımsız Süspansiyon Sistemi, ABS Fren Sistemi, Yeni Nesil Ergonomik Koltuklar, GPS Sistemi, Flaşör ve Görüş Sistemleri, Telsiz ve İç Konuşma Sistemi, Navigasyon Cihazı, Redresör ve IR Aydınlatma Sistemi, Tepe Lambası ve Projektörler .”

  • Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir:

    Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TGRT Haber ekranlarında Savunma Sanayi projeleriyle ilgili birçok soruya cevap verdi. ABD’yle insansız hava araçları (İHA) konusunda anlaşma sağlanamamasının ardından gelinen süreçte, birkaç yıl içerisinde göklerde 70-80 tane yerli İHA’nın olacağını ifade eden Demir, savunma sanayisinde mümkün olduğunca yerli üretimden yana olduklarını, Türkiye’nin insan yapımı olan her şeyi üretebilecek güçte bir ülke olduğunu belirtti.

    “KARARLIYIZ, TERÖRÜ MUTLAKA BİTİRECEĞİZ”

    Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, TGRT Haber ekranlarında yayınlanan “Neler Oluyor” programına konuk oldu. İhlas Haber Ajansı ve TGRT Haber Ankara Temsilcisi Batuhan Yaşar’ın sorularını cevaplayan Demir, savunma sanayi projeleriyle ilgili önemli açıklamalarda bulundu. Terörün Türkiye’de hemen olmasa da mutlaka son bulacağına dair inancını vurgulayan Demir, “Maalesef kalleşçe, hiçbir kutsal tanımayan bir terör örgütüyle karşı karşıyayız. Ama devletimiz kararlı, her türlü imkanı kullanarak bu mücadeleye devam edecek. Biz, bu mücadelenin hemen yarın bitmeyebileceğini biliyoruz ama mutlaka biteceğini biliyoruz. Gerçekten kararlıyız, her türlü imkanı sahaya süreceğiz. Her şehit haberi bizim de yüreğimizi dağlıyor. Bütün şehitlerimize Allah’tan rahmet, ailelerine, milletimize sabırlar diliyorum. Bunlar bizim kararlılığımızı daha da artırıyor. İnşallah bütün varlığımızla, her türlü beyin ve bilek gücümüzle, biz bu işin peşinde olacağız. Kurdukları her tuzağı boşa çıkarak tedbirleri de alacağız” diye konuştu.

    “EĞER BİR ŞEY İNSAN YAPISIYSA, BİZ BUNU YAPARIZ”

    Demir, Amerika Birleşik Devletleri’nden (ABD) insansız hava aracı alımının çıkmaza girmesiyle ilgili açıklamalar yaptı. Uzlaşmaz tavırlarına karşı ABD’ye İHA konusunda rest çekmesi hatırlatılan Demir, Cumhurbaşkanı Erdoğan’dan aldıkları destekle, savunma teknolojileri konusunda kararlı bir tutum sergilediklerini söyledi. Türkiye’nin, insan yapısı olan her şeyi yapabilecek güçte bir ülke olduğunu vurgulayan Demir, “Bu bizim genel tutumumuz, bu bir kararlılık. Sayın Cumhurbaşkanımız Başbakanlığından beri bir hedef koydu ve ‘Savunma sanayinin hamisi benim’ lafını birkaç kere kullandı. Devletin bütün yönetim mekanizması, bu konuyu birinci öncelik olarak almış durumda. Eğer bir şey insan yapısıysa, biz bunu yaparız. Mesajımız net; zaman alabilir ama gayret ve emeğimiz mutlaka orada olacaktır. Meselenin zorluğunun farkındayız ama hedefe odaklanmakla sonuç alacağımızı biliyoruz. Bize kapris yapıldığında, ‘şunu verirdim, bunu vermezdim’ diye, dostluk çerçevesi içinde, bunca yıllık ilişkiler çerçevesinde gelişmiş ilişkilerin boyutuna belki ters düşecek şekilde yaklaşımda bulunulduğunda, yine dostluğumuz devam eder ama biz bu konuda artık muhtaç olmaktan kurtulmak istiyoruz. Eğer doğru anlamda, dürüst anlamda bir iş birliği kapısı açmak istiyorlarsa biz buna açığız. Kapris yapma, onu buna rest çekme anlamında söylemiyoruz, biz diyoruz ki; ‘kararlıyız, bu işi yapacağız.’ Bize bugün konan engeller, bize bir şeylerin verilmemesi çok fazla bir anlam ifade etmeyecek. Dostluk çerçevesinde beraber çalışmayı tercih ederiz ama orada yoksanız, bizim de hiç umrumuzda değil, biz yolumuza devam ederiz” ifadelerini kullandı.

    “CUMHURBAŞKANIMIZIN ÖZEL İLGİSİ BİZE DE GÜÇ VERİYOR”

    Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın savunma sanayisine ilgisinin kendilerine güç verdiğini yineleyen Demir, Erdoğan’ın bu konuda kendisine yakın mesai istediğini belirtti. Devletin üst kademelerinden sürekli olarak destek aldıklarını vurgulayan Demir, “Savunma Sanayi ve savunma projelerini Sayın Cumhurbaşkanımız bizzat himayesi altına almış durumda. Bizden bu konuda çok yakın bir mesai istiyor. Çalışma yöntemimizde bakan, başbakan, cumhurbaşkanı gibi bilgilendirme mekanizmasıyla çalışıyoruz. Bundan önce bakanımız İsmet Beyle de çok verimli bir çalışma dönemimiz geçti. Bundan sonra da Fikri Beyle inşallah aynı, daha da hızlanarak devam edecek ama Cumhurbaşkanımızın özel ilgisi bize de güç veriyor. Bu devletin en üst seviyesinde bir himaye ve sahiplik anlamına geliyor ki, bu benim demin bahsettiğim kararlılık iddiasının en temel unsuru. Biz üst kademelerde herhangi bir ikilem, herhangi bir ‘acaba’ görsek, bu kadar iddialı konuşamayız, tam aksine oradan tam bir destek, tam bir himaye görüyoruz. Bazen bürokrasi, bazen teknolojinin kendi tabiatı icabı geliştirme süreçlerindeki yavaşlık son derece can sıkıcı olabiliyor, biz de bu konuda bazen sitemlere maruz kalabiliyoruz” şeklinde konuştu.

    “NELER YAPABİLECEĞİMİZ BİLİYORUZ”

    İHA’larda olduğu gibi, diğer savunma alanlarında da yerli üretim yoluna gidileceğini kaydeden Demir, “Kendi ürünlerimizi geliştiriyoruz. İyi sonuçlar aldık, daha da iyi sonuçlar alacağız. Bu bir yol haritası, biz bunun nereye gideceğini de görüyoruz. Böyle bir şeyin verilmesi dahi, bir açıdan bizim gelişmemizi biraz yavaşlatma ihtimaline sahip. Biz yolculuğumuzu biliyoruz, neler yapabileceğimizi biliyoruz. Sadece İHA’lar için söylemiyorum bunu, diğer alanlarda da yol haritası çizilip, gerekli kaynaklar yerli yerine oturtularak bu yolda devam edilecek. Bu bitmeyen bir yolculuk. Aşınmalar olacak ama sürekli gelişim içinde olunacak. Türk milleti bu kararlılığa erişti, yönetimin en üst kademeden başlayarak verdiği destek, Türkiye’nin milli irade yargısının verdiği kuvvetle bu yolda devam etmek istiyoruz” açıklamalarında bulundu.

    “BİRKAÇ YIL İÇERİSİNDE, GÖKLERDE 70-80 TANE İHA OLMASINI BEKLİYORUZ”

    Yerli üretim İHA’ların Efes Tatbikatında başarıyla görev yaptığını ifade eden Demir, “Son Efes tatbikatında hem Baykar, hem Vestel İHA görev yaptı. Tatbikat süresince, tatbikat alanındaki görüntüleri çeşitli kameralarla gayet net aktardılar. Tatbikatı seyreden komuta kademesi ve yöneticiler, tatbikatın her olayını çok net şekilde izleyebildi. Şuanda Baykar Bayraktar İHA’mız silahlı testini yaptı. Mühimmatları üretip, bu silahları sahaya verme aşamasındayız. Hem silahlı hem silahsız olarak görev yapabilecekler. Birkaç yıl içerisinde, göklerde 70-80 tane İHA olmasını bekliyoruz” diye konuştu.

    SİLAHLI İHA’LAR BELİRLEDİĞİ HEDEFİ ANINDA İMHA EDECEK

    Silahlı İHA’ların, silahsız İHA’lara göre sağladığı avantajları anlatan Demir, “Silahlı İHA’nın sağlayacağı en büyük avantaj, tespit ettiğiniz hedefi anında imha edebilme kabiliyeti olacak. Sadece görüntü aktaran bir sistemde, görüntü aktardığınızda onun imha edilmesiyle ilgili biraz da gecikmesi gerekiyor. Belli bir koordinasyonla, kullanılacak silah türüne göre orada bir hareket yapmanız gerekiyor ama silahlı İHA durumunda hedefi gördüğünüz zaman imha edebilme kabiliyetine sahip olabiliyorsunuz. Bu imha kabiliyeti de İHA’nın ve taşıyacağı silahın sahibine göre değişiyor. Mesela ANKA’nın taşıyacağı yük biraz daha fazla, belki ona konulacak mühimmatlar biraz daha fazla olabilir. Şuanda kullanılan mühimmatlar motorsuz mühimmatlar, şuanda kullanılan mühimmatların bir motoru yok, sadece salınımla bırakıyorsunuz ama kontrollü, güdümlü. Bunun daha uzun hedefleri vurmak üzere motorluları olabilir. Bu anlamda alanda tehdidi gördüğünüz anda bertaraf etme gibi çok büyük bir avantaj sağlayacak. Ayrıca hedefi takip edip, uygun anda vurmak da önemli bir konu” değerlendirmelerinde bulundu.

    ANKA İHA’LAR UYDUDAN HABERLEŞME İMKANINA SAHİP OLACAK

    Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Vestel İHA projesinin başlangıcında şanssızlıklar yaşandığını ifade etti. Firmanın, gelişen süreçte pistten kalkıp piste inebilen, katapulttan atılan ve paraşütle inebilen İHA’ların yapılamayacağını söylediğini aktaran Demir, yine de bu unsurlara sahip olmayan İHA’ların üretildiğini, Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın da acil ihtiyaç nedeniyle üretilen İHA’lardan 2 tanesini kullanmaya başladığını dile getirdi. İlk üretilen ANKA İHA’ların test uçuşlarının devam ettiğini de kaydeden Demir, asıl istediklerinin uydudan haberleşme sağlama gibi daha ileri teknolojiye sahip olan bir ANKA İHA olduğunu, bunun için de gerekli çalışmaların yapıldığını söyledi.

    Milli Savunma Bakanı Fikri Işık ile birlikte çalışmanın ayrı bir sinerji getireceğini belirten Demir, “AR-GE ve teknoloji, savunma sanayinin ana itici gücü. Bu anlamda sayın bakanımızın bir önceki görevi sırasında, TÜBİTAK’la ilişkilerimiz münasebetiyle kendisiyle de ilişkilerimiz vardı. Teknoloji ana unsurlardan birisi olduğu için o alandan gelen bir bakanla çalışıyor olmak ekstra bir sinerji sağlayacak diye düşünüyoruz” dedi.

    “ARTIK HALKIMIZ VE YÖNETİCİLERİMİZ ALANDA ÜRÜN GÖRMEK İSTİYOR”

    Demir, genel maksatlı helikopter üretiminde anlaşma sağlanmasına karşın, neden imza töreni düzenlenip kamuoyuna tanıtılmadığı yönünde sorulan bir soruya, “Kamuoyu açısından baktığımızda, aslında bu olmuş bir proje. Aslında biz genel maksatlı helikopter üretiyoruz algısı var. Bunun sözleşmesinin imzalanması aşamasına geldiğimizde bazı pürüzler çıktı, bazı kısıtlar konulmaya kalkıldı. Bunu aştık, sözleşme imza aşamasına geldiğimizde arkadaşlar ‘bir tören yapalım’ dedi. Ama ben zaten duyulan, bilinen ve bu göreve gelmeden çok önce olmuş diye gördüğüm bir proje. Bizim ürüne ihtiyacımız var, ürün çıktığında çok daha büyük bir tören yaparız. Artık halkımız ve yöneticilerimiz alanda ürün görmek istiyor” diye cevap verdi. Demir, yapılan anlaşma gereği Skorsky ve Kara Şahin’lerin üçüncü ülkelere satılamayacağını, Skorsky’nin teknoloji transferine izin vermediğini, bu nedenle sorunlar yaşandığını, ancak karşılıklı anlayışla bu sorunun aşıldığını sözlerine ekledi.

    İLK ÖZGÜN HELİKOPTER 2 BUÇUK YIL SONRA

    Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, “Tamamen Kendi Yerli Helikopterlerimizi Üretebilecek konuma gelebilecek miyiz” şeklinde yöneltilen soruya, şöyle cevap verdi:

    “Genel maksatlı helikopterlerin imzalanmasından daha önce ATAK Helikopterinin edinilen tecrübeye dayanarak bir özgün helikopter geliştirme projesi başlatılmıştı. O proje bütün hızıyla devam ediyor. Bu projede 5 yıl gibi bir sözümüz var ve bu yaklaşık 2 buçuk yıl önce verilmiş bir söz. Arkadaşlarımız bütün güçleriyle çalışıyor. Genel maksat helikopterinin gittiği yoldan bağımsız olarak da biz zaten bir özgün helikopter geliştirme projesi devam ettiriyoruz, inşallah 2 buçuk sene sonra bunu da göreceğiz. İlk helikopter çıktığında motoru yerli üretim olmayacak ama yerli motor geliştirme çalışmalarımız devam ediyor. Yerli motor çıktığında helikopterlerimizin de motoru yerli olacak.”

    F-38’LER 2018’DEN SONRA GELECEK

    Demir, 8 ülkenin işbirliğiyle yapılacak F-38 savaş uçağıyla ilgili de bilgiler verdi. İlk uçağın 2018-2019 bandında geleceğini kaydeden Demir, “Bu projede ortak ülkelerden birisiyiz. Ortak ülke olarak bu uçağın belli kısımlarının üretimi bize verilmiş durumda. Şuanda bu uçakların orta gövdelerini biz üretiyoruz. Motorunun bazı parçalarını biz üretiyoruz. Uçakların motorlarının bakım, onarım, montaj kısımlarıyla ilgili ABD dışındaki ilk merkezin Türkiye’de kurulması kararı verildi. Uçağın belli alt sistemlerinde de Türkiye’deki firmaların yüklenici olmalarıyla ilgili çalışmalarımız devam ediyor” ifadelerini kullandı.

    “YERLİ SAVAŞ UÇAĞI, F-16’LARIN YERİNİ ALACAK”

    Yerli savaş uçağı projesinin de iddialı projelerden biri olduğunu dile getiren Demir, bunun kolay bir proje olmadığını, dünyanın en modern savaş uçaklarından bir tanesini üretmek istediklerini vurguladı. Bu anlamda gerekli çalışmaların başlatıldığının altını çizen Demir, “2 yıl kadar önce bu projenin kavramsal tasarım süreci tamamlanmış, kavramsal tasarımda birkaç model çıkmıştı. Biz kaldığımız yerden başladık ve bir program yönetim ofisi kuraraktan, bu ofis çerçevesinde üretim çalışmalarımıza başladık. Ana yüklenici olarak TUSAŞ seçildi, ancak program yönetim ofisi bütün programı yönetmekle sorumlu. Bu arada süreci daha hızlı tamamlama adına da bir yabancı teknik destek sağlayıcı arama sürecimiz oldu. Şuanda ilk aşama olarak İngilizlerle bir ön çalışma yapıyoruz. 3 ülke buraya teklif vermişti, en iyi teklif veren ülkeyle başlandı. Bir müddet sonra en iyi desteği verecek ülke veya şirketle bir destek anlaşması da imzalanıp bu süreç devam ettirilecek. Bu sürecin aşamaları olacak. İlk aşamada bir ön dizayn safhası tamamlanacak. Uzun vadede F-16’ların yerine geçecek bir uçak arıyoruz, hedef de 2030’lar. Yüzde 100 yerli tabirine maksatlı ya da maksatsız vurgu yapılabiliyor. Biz uçağın tabi ki belli unsurlarını ilk aşamada dışarıdan temin edeceğiz. Bu süreci hızlı geçmek istiyorsanız başka yolu yok. Bu dışarıdan alınabilecek unsurların geliştirilmeyeceği anlamına gelmiyor. Belki ABD de dahil, dünyada hiçbir ülke kendi silah sistemlerinde, savunma sistemlerinde kullandıkları her şeyin yüzde 100 yerli olması, bütün teknolojilerin geliştirilmesi gibi bir çabaya girme lüksüne sahip değil. Dolayısıyla belli teknolojileri seçmek gerekiyor. Bizim şuanda hedef seçtiğimiz alanlardan birisi de bu savaş uçağı alanı” diye konuştu.

    “MİLGEM’İN YENİLERİ GELİYOR”

    Demir, Türkiye’nin gemicilik sektöründe dünyada adından söz edilen bir ülke haline geldiğini söyledi. Bu alandaki projelerle ilgili bilgiler veren Demir, “Gemicilik sektöründe kamuoyunda en çok bilinen firkateyn MİLGEM. MİLGEM’in yenileri geliyor. İlk 4’ünün sözleşmeleri imzalandı, 3’üncü denize indirilmek üzere, 4’üncü geliyor ama bunlardan daha yeni nesil diyeceğimiz 4 tane daha MİLGEM’in geleceğini söyleyeyim. Onlar daha gelişmiş, biraz daha büyük, daha yeni MİLGEM’ler olacak. Öte yandan özel sektör gemicilik alanında oldukça aktif. Çeşitli gemilerimiz var; mesela uçak gemisi dediğimiz gemi bizim dilimizde havuzlu çıkartma gemisi olarak da geçiyor. Uçak helikopterler görünebilir ama aslında gövdesinde bir havuz sistemi var. Oldukça büyük, komplike bir gemi. Bu da Türkiye’nin gücünü artıracak bir gemi. Bunun yanında bizim Sismik Araştırma Gemimiz var. Bu hem ekonomik anlamda, hem de çeşitli yer altı araştırmaları anlamında önemli. Arama kurtarma gemilerimiz var, denizaltı kurtarma gemilerimiz var. Zırhlı araçlar taşıyan, çıkartmalarda kullanılan gemilerimiz var. Türkiye gemicilik alanında dünyada bilinir hale geldi. Bizim çeşitli ihracat faaliyetlerimizde, en başta pazarlama yaptığımız unsurlardan biri de gemilerimiz” şeklinde konuştu.

    YENİ TİP DENİZALTILAR TÜRKİYE’DE ÜRETİLECEK

    Yeni Tip Denizaltıların inşasına başlandığını kaydeden Demir, denizaltı dizaynının Alman bir firmaya ait olduğunu, ancak bütün inşa faaliyetlerinin Türkiye’de olacağını vurguladı. Demir, bu çalışmalar sayesinde 1 nesil sonra Türkiye’nin yerli denizaltı üretebiliyor olacağını belirtti.

    “TEKNOLOJİ ANLAMINDA ÇEŞİTLİ DESTEKLER ALAN BİR TERÖR ÖRGÜTÜYLE KARŞI KARŞIYAYIZ”

    Bölücü terör örgütü üyelerinin, son dönemlerde terör eylemlerinde kullandığı el yapımı patlayıcılara karşı alınacak tedbirlerle ilgili, çeşitli kurum ve kuruluşlardan uzman kişilerin çalışmalar yaptığını dile getiren Demir, şunları ifade etti:

    “Burada bir çalışma grubu sürekli olarak kafa yoruyor. Bu da bir teknoloji-tuzaklama yarışı diyebiliriz. Sizin geliştirdiğini bir önleme yöntemine karşı başka bir yöntem devreye sokulabiliyor. Burada da oldukça karmaşık yöntemler ortaya çıkabiliyor. Karşımızda tek başına bir terör örgütü yok. Teknoloji anlamında da, silah anlamında da çeşitli destekler alan bir örgütle karşı karşıyayız. Bu bakımdan bulduğunuz tedbirlere karşı tedbirler de gerçekleştiriliyor. Bu birkaç aşamalı bir tespit. Bu el yapımı patlayıcının nerede olduğunu tespit için yapılan bir çalışma. Bu çeşitli kimyasal detektörler, XR detektörleri gibi çalışmalar var. Bunların da kabiliyetlerinin sürekli geliştirilmesi gerekiyor. Kablo sistemlerinin tespitiyle ilgili çalışmamız var. Elektronik sistemler varsa, bunların belli sinyaller gönderilerek yakılmasıyla ilgili çalışmalar var. Bu konuda çeşitli kurum ve kuruluşlardaki arkadaşlar birlikte kafa yoruyor, tedbirler bulmaya çalışıyor. Alanda uygulanan bir dizi tespitler var.”

    “ZIRHLI PERSONEL TAŞIYICILAR KONUSUNDA ÜLKE OLARAK İYİ DURUMDAYIZ”

    Zırhlı personel taşıyıcılar konusunda Türkiye’nin iyi durumda olduğunu söyleyen Demir, “Gerek mayına dayanıklılık anlamında, gerekse çeşitli zırhlama, ateş kabiliyeti ve görüntüleme kabiliyeti anlamında bir dizi ürün sahaya verilmeye devam ediliyor. Tabi bunlar çeşit çeşit, sınıf sınıf. Bir kısmında çeviklik istiyorsunuz, bir kısmından çok dar alanlara girmesini istiyorsunuz, bir kısmından da patlayıcıya dayanıklılık istiyorsunuz. Hepsini bir araca yüklediğinizde çevikliğini kaybediyor. Alanda çeşitli kabiliyetlere sahip bir dizi araç göreceğiz ve bu süreç devam ediyor. Alana verdiğimiz bir dizi araç var. Arakası devam ediyor. Üretimler devam ediyor. Türkiye’de bilinen 4 tane firmamız var bu konuda faaliyet gösteren. Bu firmamızın hepsinden, onların kabiliyetli olduğu alanlarda temin yapılıyor. Aracı iyice patlayıcıya dayanıklı hale getireyim derken, hareket etmesi çok zor olan bir araca doğru gidiyorsunuz. O anlamda araçları patlayıcı tespit edebilen sistemlerle donatmak da dahil bir çalışma var. Hem patlayıcıyı tespit etme kabiliyetine sahip olsun, hem de gerekirse bir robotik seri imha etme kabiliyetine sahip olsun gibi unsurlarla donatılması. Çünkü diğer türlü araçlar ağırlaştıkça operasyon kabiliyetiniz azalmaya başlıyor” ifadelerini kullandı.

    “ALTAY TANKLARININ SERİ ÜRETİMİYLE İLGİLİ GELİŞTİRME TEKLİFİ ALDIK”

    Savunma Sanayii Müsteşarı İsmail Demir, Altay Tanklarıyla ilgili şu bilgileri verdi:

    “Altay Tankları’nın seri üretimiyle ilgili geliştirme teklifi aldık, onun değerlendirmesi devam ediyor. Değerlendirme neticesine göre bir karar vereceğiz. Başarılı bir sistem çıktı ortaya. Her tank bire bir karşılaştırılabilir değil. Burada sadece belirli parametreler var, tankın bunları gerçekleştirip, gerçekleştiremediği önemli. Testler neticesinde belli parametreler alındı, şuanda kalifikasyon testlerine başlayacağız. Bu aslında kendi rayında ve takviminde gidiyor. Burada alınan neticeler, seri üretime geçtiğimiz zamanki parametreleri de belirleyecek. Bu test çalışmaları ve Silahlı Kuvvetler’in koyduğu şartlarla ilgili karşılaştırmalar yapılacak.”

    “ATAK AŞAMA AŞAMA GELİŞTİRİLİYOR”

    ATAK Helikopteri’nin aşama aşama üretildiği, her aşamada helikoptere yeni sistemler eklendiği bilgisini veren Demir, “İlk dahil olan bir grup var, ondan sonra her ATAK’ta belirli unsurlar geliştiriliyor. Bizim planladığımız, entegre etmeyi istediğimiz bir dizi sistem var. Bunlar aşama aşama olacağı için, her grupta 1 sistem entegre edilip konuluyor. Belki sona doğru gelindiğinde, bu planladığmız sistemlerin hepsine sahip bir ATAK göreceğiz. Yine başa dönüp, bunlara sahip olmayan atakları da bu özelliklerle donatacağız” diye konuştu.

    “BİZ HER BAKIMDAN ‘ATAK’ DERİZ”

    Program sunucusu Batuhan Yaşar’ın “ATAK mı, Kobra mı” sorusuna cevap veren Demir, “Biz her bakımdan ATAK deriz. ATAK’ın bir artısı da her başınız ağrıdığında kullanıcıya müdahil olabileceğiniz, sistemini kendiniz belirleyebileceğiniz bir helikopter” değerlendirmesinde bulundu. (OED-CO-Y)