Etiket: Sanayicileri

  • Bakan Çelik, Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Üyelerini Kabul Etti

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, yağlı tohumlarla ilgili üretim ve ithalat kalemleri verilerini incelediklerini belirterek, bu yılı hazırlık dönemi olarak değerlendirdiklerini, gelecek yıl ihtiyaç olan ürünlere dönük çalışmaları somut hale getireceklerini söyledi.

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Çelik, Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil ve dernek üyelerini makamında kabul etti. Tarım sektörünün stratejik bir sektör olduğunu belirten Bakan Çelik, yağlı tohumların da sektörün içerisinde ayrı bir stratejik öneme sahip olduğunu söyledi.

    Tarımsal desteklere ilişkin değerlendirmelerde bulunan Bakan Çelik, “Desteklerin yıl içinde yaygın değil derli toplu bir şekilde ele alınması ve ödenmesiyle ilgili bakışımızda bir sorun yok. Bunu da kamuoyu ile paylaşacağız. Tüm desteklerle ilgili müracaatların teke indirilmesi ve ödemelerin de yıl içinde iki kez yapılması şeklinde bir yaklaşımımız var” diye konuştu.

    Bakan Çelik, yağlı tohumlarla ilgili üretim ve ithalat kalemleri verilerini incelediklerini ifade ederek, “Bu yılı hazırlık dönemi olarak değerlendiriyoruz, gelecek yıl ihtiyacımız olan ürünlere dönük nerede ne kadar ekilmesi, teşvik edilmesi, prim ödenmesi gerekiyorsa o çalışmaları daha somut hale getiriyoruz” dedi.

    Tağşiş meselesine de önem verdiklerini vurgulayan Bakan Çelik, “Bu konuyla ilgili mevcut mevzuatımızın yeterli olmadığı inancındayız. Bu konuda müeyyideleri arttıran ve ikincisinden sonra da kapatma müeyyidesi ile karşı karşıya kalacakları bir düzenlemeyi hazırlıyoruz, bunu parlamentoya göndermek üzereyiz. Analizlerde metot birliği önemlidir. Daha önce arkadaşlara talimatları verdim, çalışma yapılıyor” ifadesini kullandı.

  • Türkiye UN Sanayicileri Federasyonu 12. Uluslararası Kongre Ver Sergisi

    Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, Bugün 7 milyarı aşan dünya nüfusunun 2050 yılında 10 milyarı aşmasının beklendiğini ve bu nüfusun 800 milyonunun açlıkla , 1 miyar 200 milyonunun ise yoksullukla mücadele ettiğini söyledi.

    Türkiye Un Sanayicileri Federasyonu(TUSAF) tarafından bu yıl 12’ncisi, ‘ Global Ticaret ve Teknolojileri’ başlığıyla düzenlenen uluslararası kongre ve sergi Antalya’nın Belek Turizm Merkezi’ndeki bir otelde başladı.

    Yerli ve yabancı 800’den fazla delegenin katılımıyla 4 gün sürecek serginin açılışında konuşan Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Faruk Çelik, 2008’de patlak veren küresel ekonomik krizin etkilerinin geçmeden küresel siyasal krizlerin başladığına dikkat çekti.

    “62 KİŞİNİN SERVETİ, 3.5 MİLYAR İNSANIN SERVETİ KADAR”

    En çok vahşetin yaşandığı, insanların katledildiği 20’nci yüzyılın geride kalmasına sevinirken 21 yüzyılın insanlık dramlarına sahne olmasının herkesi derinden üzdüğünü dile getiren Bakan Çelik, “ Bölgemizdeki sorumsuz yöneticiler yüzünden Akdeniz ve Ege Denizi dünyanın en büyük mezarlığı haline geldi. Patlayan bombalar bilgi çağı diye ifade edilen 21.yüzyılı terör çağına döndürmektedir. Bir çok eşitsizlikler ve bir çok adaletsizliklerin yaşandığı dünyamızda yaşamımızı sürdürüyoruz. Gelir dağılımında çok ciddi adaletsizlikler söz konusu. Konumuz tarım, gıda, sorunumuz karnı doyurmak olduğu için özellikle belirtmek istiyoruz, dünyadaki bu gelir dağılımındaki adaletsizliklere bir örnek olması vesilesiyle, dünyadaki varlıklı 62 insanın servetiyle 3.5 milyar insanın servetinin eşit olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Bir tarafta 62 kişi ve serveti diğer tarafta dünya nüfusunun yarısı 3.5 milyar insan” diye konuştu.

    “DÜNYANIN ÇİVİSİ ÇIKMAK ÜZERE”

    Bu yönüyle bakıldığında, ‘Dünyanın çivisi çıkmak’ üzere diyen Bakan Çelik, “ Bütün dengeler alt üst olmuş, uluslararası tüm birliklerin yetkisiz ve etkisiz hale geldiği, oysa 2. Dünya Savaşı sonrasında sorunların çözümüne katkısı olun, barış ve huzur olsun, adalet olsun diye kurulan bir çok kuruluşun etkisiz olduğunu görüyoruz. Beslenme ihtiyacı insan için yaşamsal bir ihtiyaç. Nüfus artıyor. Bugün 7 milyarı aştı insanlık.Yapılan değerlendirmelere göre, 2050 yılında 10 milyarı aşacak. Bugün 7 milyar nüfusa baktığımızda, 800 milyonu açlıkla karşı karşıya, 1 miyar 200 milyonu ise yoksullukla mücadele ediyor. 7 milyarın 2 milyarında açlık ve yoksulluk söz konusuyken, 2050’ye , 10 milyarı aşan dünya nüfusunun nelerle karşı karşıya kalacağını, insanların çocuklarımızın tarım açısından gıda açısından güvenliği açısından ne gibi sorunlarını görmekte zorlanmayacağız. Daralan kaynaklar var. Daralan kaynaklardan dolayı tarım ve gıda dünya gündemini daha çok işgal edecek, daha çok ön sıralarda olacak” dedi.

    “DÜNYADA 34 ÜLKE GIDAYA ERİŞME SIKINTISI YAŞIYOR”

    Gıda arzı ve gıdaya erişimde çok ciddi adaletsizlerin yaşlandığının altını çizen Bakan Çelik, “ Birleşmiş Milletler(BM) Gıda ve Tarım Örgütü, 27’si Afrika’da olmak üzere, 7’si Asya’da olmak üzere 34 ülkenin halkının gıdaya erişememe tehdidi ile karşı karşıya olduğunu bildiriyor. Diğer tarafta ise dünyanın dört bir yanında 1.3 milyar ton gıda israf edilmektedir. Dünyada bir tarata sefalet, bir sefahatın birlikte yaşandığını görüyoruz. Tabi ki bahsettiğimiz gıda topraktan oluyor, toprak olmadan bunları konuşamayız” ifadelerine yer verdi.

    “200 YIL SONRA ÜLKEMİZDE TARIM TOPRAĞI KALMAYABİLİR”

    Bakan Çelik şöyle konuştu: “ Dünyada 5 milyar hektar tarıma everişli tarım arazisi var. Ancak 1.3 milyarı tarımda kullanılıyor. Ama her yıl 12 milyon hektar arazinin tarım dışında kaldığını düşünürsek insanlık aslında bindiği dalı kesiyor ama farkında değil, kalkınıyorum zannediyor aslında kendisini yok etmeye doğru götürüyor bunun farkında değil. Ülkemizde de her yıl 100 bin hektar arazinin tarım dışı kaldığını görüyoruz. Böyle giderse gerek dünya insanlığı gerekse ülkemizde biz tarıma elverişli 24 milyon hektar araziye sahip bir ülkeyiz. Eğer her yıl 100 bin hektarı araziyi kaybederseniz, gelişme uğruna kalkına uğruna eğer kaybetmeye devam ederseniz, 200 yıl sonra yani bir iki sonraki nesil toprak diye bir şey söylendiği zaman beklide bunu saksıda görme imkanına sahip olacak. Bunlar afaki cümleler olarak değerlendirebilir. Dünya insanlığının önemli bir bölümünün gıdaya erişiminde yaşadığı sorunları dikkate aldığınızda çok ciddi sorunlu bir gidişat olduğunu göreceğiz. Gıda ve buğdaydan önce toprağa gerekli ilgi ve saygıyı göstermek zorundayız. Bu sadık yarsız yapamayız. Biz ondan gelmişiz ve ona dönüşümüz olacak. O kadar yaşarken de öldüğümüzde zamanda ona muhtacız” ifadelerine yer verdi.

    “DÜNYA BUĞDAY ÜRETİMİNİN YÜZDE 3’ÜNE SAHİBİZ”

    Dünyada buğday üretiminin 732 milyon tonlarda olduğunu ifade eden Bakan Çelik, “ Bu üretimin AB’de yüzde 22’lerde, Çin’de yüzde 18’lerde, Hindistan’da yüzde 12, ABD’de yüzde 8 düzeylerinde. Ülkemiz açısından baktığımızda ülkemizin buğday üretiminde önemli artışlar sağladığını görüyoruz. Verimlilik açısından baktığımızda 2002’de 9,3 milyon hektar üzerinde ektiğimiz buğday tohumlarının bize dönüşüne baktığımız zaman 19,5 milyon ton olarak bize döndüğünü görüyoruz. Yani 9,3 milyon hektardan, 19,5 milyon ton buğday elde etmişiz. 2015 yılında ise daha dar bir alanda, yani 7,8 milyon hektarda ektiğimiz buğdaydan 22,6 milyon ton buğday elde etmiş bulunuyoruz. İşte tüm bu gayretlerimiz ve mücadelelerimiz ve mücadeleler ortak geliştirdiğimiz çabalar sonunda dünyada 11. sırada yer alıyor ve dünya buğday üretimin yüzde 3’üne tekabül eden bir üretimi hep birlikte gerçekleştiriyoruz” dedi.

    “UN İHRACATINDA BİRİNCİYİZ”

    Bakan Çelik konuşmasını şöyle sürdürdü: “ Türkiye diğer taraftan buğday tohumunun yüzde 95’i oranında kendine yeterli bir ülke. Un ihracatında birinci sıradayız. Makarnada 2., bisküvide 8. sıradayız. Bu salonu dolduran ve bu ödülü kazandıran sizleri ben de alkışlıyorum. Dış ticaret verilerine göre 4,4 milyon ton buğday ithal ediyoruz. Buna karşılık un, makarna ve bisküvi olarak 5,7 milyon ton ihracat gerçekleştiriyoruz. 1,2 milyarlık ithalata karşılık 2,5 milyar dolarlık ihracatı gerçekleştirmemizden anlıyoruz ki net ihracatçı bir ülkeyiz bu alanda.”

    “2023’DE 40 MİLYAR DOLARLIK İHRACAT HEDEFİ”

    Bugün 118 ülkeye un, 145 ülkeye makarna ihraç ettiklerini kaydeden Bakan Çelik, “ Tarıma dayalı sanayide geldiğimiz noktanın görülmesi açısından bu rakamlar başarı düzeyimizi çok net ortaya koymaktadır. Ekonomimiz 2015 yılında yüzde 4 dolayında büyüdü. Tarım sektörüne baktığımız zaman bu büyümenin yüzde 7,6 düzeyinde olduğunu görüyoruz. Tarımsal hasılamızın 2014’te 125 milyar TL, 2015’te ise 148 milyar TL olduğunu görüyoruz. 2023 hedeflerimiz var. Türkiye artık günü birlik, mevsimlik sorunlarını ele alan bir ülke değil. Orta ve uzun vadede planları, projeleri olan bir ülke. Bu çerçevede baktığımız zaman 2023 yılında 150 milyar dolarlık bir tarımsal hasıla, 40 milyar dolarlık bir ihracatı hedefliyoruz” dedi.

    “KİŞİ BAŞI 300 KİLOGRAM BUĞDAY TÜKETİYORUZ”

    Hedefler doğrultusunda daha fazla çalışılması gerektiğini işaret eden Çelik, “ Dünyayı daha fazla kolaçan etmemiz gerekiyor. Sanayide olsun, tarlada olsun bu zincirin her halkasındaki bütün vatandaşlarımızın el birliği içinde daha kat etmesi gereken çok ciddi mesafeler olduğunu burada belirtmek istiyorum. Bu çerçevede tarım sektörüne devlet olarak çok ciddi destekler sağlıyoruz. Geçtiğimiz 13 yıl içinde 78 milyar liralık bir destek sağlamışız. Yalnız 2016 yılında bu tarımsal desteklerin toplamı 11,6 milyar TL olduğunu özellikle vurgulamak istiyoruz. Temel gıda maddesi ekmek, ham maddesi olan buğday tüketimimize baktığımız zaman kişi başı 300 kilogram olduğunu görüyoruz. Buğday bizin için stratejik bir ürün. Dolayısıyla buğdaya da ton başı 2015 yılında 50 TL prim ve dekar başı 22,5 TL olmak üzere gerek toprak analizi, gerek sertifikalı tohum, gerekse mazot ve gübre desteğini vermekteyiz” diye konuştu.

    “SERBEST GÜREŞİRİZ”

    Her zaman üreticilerin yanında olacaklarını vurgulayan Bakan Çelik, “ Tabi üreticimizin yanındayken 78 milyon tüketici de son derece önemli ondan da vazgeçmemiz ve oradaki dengeyi sağlıklı kurmamak gibi bir durum söz konusu olamaz. Tabi ki serbest piyasadan yanayız ama serbest piyasa, piyasa koşullarını istismara kalkacak olanlarında karşısında olacağımızı herkesin bilmesinde fayda var. 78 milyon ile üreticimiz, sanayicimizle birlikte tarımın geleceğinin daha da aydınlık olması konusunda yoğun bir çalışma sarfetmemiz gerekiyor.

    Grokoremen daha sınırlayıcı bir şeydir. Ama serbest o daha özgür bir güreş modelidir. Dolayısıyla serbest bölge güreşiriz yani” ifadelerine kullandı.

    TUSAF Başkanı Günhan Ulusoy, un sektörünün Türkiye’nin en önemli ihraç kalemlerinden biri olduğunun altını çizdi.

    100’deb fazla ülkeye ihracat yaptıklarını kaydeden Ulusoy, “ Un sanayicilerimizin başarısı sayesinde 2015 yılında ülkemize 1 milyar dolar gelir sağladı. Önemli bir sektör olan bu kongreyle amacımız, hem mevcut hem de yeni piyasalarla ticari ilişkileri güçlendirmek, yeni bağlar kurmak ve endüstrinin alıcı, satıcı ve üreticiyi bir araya getirmektir” dedi.

    Un sanayisinin 18 milyarlık hacmiyle tarın sektörüne büyük bir destek sağladığını vurgulayan Ulusoy, “ İhracata sağladığı 1 milyar dolarlık katkı ile beraber, ülkemiz için ne denli önemli olduğu açık olan sektörümüzün, ekonomiye katkısını daha da arttırılması için elimizden geleni ülkemize hizmet anlayışıyla yapmaya hazırız. Toprak Mahsulleri Ofisi’nin zamanında ve yerinde müdahalesi ile rahat sayılabilecek sezonu yaşıyoruz. TÜİK verilerine göre, 22.6 milyon tonluk buğday üretim rekorunun kırıldığı sezonda, buğday ithalatında bir önceki takvim yılına göre yaklaşık 740 bin tonluk bir azalma yaşandı. 2016 Haziran sonuna geldiğimizde, temmuzdan hazirana sezon yılı olarak karşılaştırdığımızda ise, ithalatta 1.7 milyon tonluk daha belirgin bir azalma bekliyoruz” diye konuştu.

    “ABD’YE ÖZEL UN”

    2016 yılının ilk iki ayında 600 bin tona yaklaşan bir un ihracatını gerekleştirdiklerini belirten Ulusoy, “ Türkiye un sanayicileri 13.8 milyon tonluk dünya un ticaretinin yüzde 20’sini tek başına gerçekleştiriyor. 2015 yılında 2 milyon 180 bin tonluk ihracatımızla yine dünya zirvesinde yer aldık. Son iki yılda ihracat yaptığımız ilk 20 ülke arasına ABD’de yer alıyor. 20 milyon ton buğday ihraç eden ABD’ye Arge ile diyabetin un geliştirerek, ihraç etme başarısını gösterdik. Artık sanayicilerimiz, üreticilerimiz ve tüccarlarımız buğday fiyatlarını takip etmek için Chicago’yu değil, Borsa İstanbul’u takip edecek” dedi.

    Avrupa Birliği Un Sanayicileri Derneği Başkanı Gary Sharkey ise konuşmasında 45 milyon ton buğday ve çavdarı temsil ettiklerini belirterek 3 bin 800 değirmen ve 45 bin çalışanın temsilcisiyiz. Toplamda ise 123 bin çalışanı temsil ediyoruz.” diye konuştu.

    “AVRUPA’DA EKMEK TÜKETİMİ AZALIYOR”

    Avrupa’da ekmek tüketiminde yüzde 0.6 düşüş olduğunu dile getiren Sharkey, “ Paketlenmiş ekmek tüketimi yüzde 2 arttı. Ekmeğin yüzde 73 taze tüketiliyor. İnsanlar daha az ekmek alıyor. Tuz tüketiminden uzaklaşıldığını görüyoruz. Daha fazla tam tahıl ve dengeli beslenmeye görmeye başladık. Somun ekmek büyüklükleri azalmaya başladı. 400 gram somun üretiliyor. Bu daha az ekmek tüketilmesini ağlıyor. Ayrıca çok daha fazla insanın yalnız yaşamasından kaynaklanıyor” diye konuştu.

  • Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Yeni Yönetimi Belirledi

    Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği, Timur Erk başkanlığında yapılan genel kurul ile 2016-2017 yönetim kurulu üyelerini belirledi. 2000 yılından bu yana başkanlık yapan Timur Erk, tekrar başkan seçilerek güven tazeledi.

    Genel kurulda konuşan Türkiye Kimya Sanayicileri Derneği Başkanı Timur Erk, Kimya Sanayi alanında sektörün çıtasını yükseltmek adına hep beraber çalışacaklarını belirtti. Erk, Kimya Sanayi sektörü için son derece büyük bir proje olan ‘Chemport’un önemine dikkat çekerek, söz konusu proje ile sektördeki 25 milyar dolarlık cari açığın, yarısının azaltılmasının hedeflendiğini dile getirdi.

    Genel kurulda yönetim şöyle belirlendi:

    Yönetim Kurulu Asil Üyeler

    Timur Erk

    Özalp Erkey

    Sahit Kanuni

    Ünsal Hekiman

    Mustafa Yılmaz

    Saadettin Korkut

    Hayati Öztürk

    Selçuk Denizli

    Hasan Alemdar

    Necati Hakoğlu

    Hidayet Özdemir

    Onur Kipri

    Haluk Erceber

    Ömer Bakır.

    Yönetim Kurulu Yedek Üyeler

    Selçuk Paksoy

    İhsan Necipoğlu

    Taşkın Öztürk

    Ersin Kenan Kayalar

    Oran Edward Robson.

  • CERN’de Türk Sanayicileri De Pay Alabilecek

    Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN)’nün bilimsel araştırmalar için yılda yaptığı 550 milyon İsviçre frangı büyüklüğündeki alımlardan artık Türk firmaları da pay alabilecek.

    Ege Bölgesi Sanayi Odası, İzmirli sanayicileri katma değeri yüksek ürün üretmeye yönlendirmek ve yeni ihracat olanakları oluşturma amacıyla sürdürdüğü çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Türkiye’nin 2015 Mayıs ayından itibaren ortak üye olduğu Avrupa Nükleer Araştırma Örgütü (CERN)’ne alımlarında artık Türk firmalarına da yer veriyor.

    2019 yılında CERN’in alımlarını artıracak olması üzerine CERN Türkiye Sanayi İrtibat Ofisi, Türkiye’deki sanayicinin CERN’in firma veri tabanına kayıt olmasını sağlamak için tanıtım toplantıları düzenliyor. Aralık 2015’te Ankara’da düzenlenen konferanstan sonra Konya ve Erzurum’da sanayi ve ticaret odaları aracılığıyla sanayicileri bilgilendiren CERN Türkiye İrtifat Ofisi, Ege Bölgesi Sanayi Odası işbirliğinde İzmirli sanayicilere de bilgi verdi.

    550 MİLYON İSVİÇRE FRANGI ALIM YAPIYOR

    EBSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Erdoğan Çiçekçi’nin yönetimindeki toplantıda TOBB Başkanlık Özel Müşaviri ve CERN Türkiye Sanayi İrtibat Görevlisi Hakan Kızıltoprak, Ankara Üniversitesi Hızlandırıcı Teknolojileri Enstitüsü Türk Hızlandırıcı Merkezi Proje Yürütücüsü Prof. Dr. Ömer Yavaş iş adamlarını bilgilendirdi. EBSO Meclis Salonunda düzenlenen toplantıda konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanlık Özel Müşaviri ve CERN Türkiye İrtibat Görevlisi Hakan Kızıltoprak, bilimsel araştırmalarla sınırları zorlayan CERN’in büyük patlamanın similasyonu ve diğer bilimsel araştırmaları için yıllık 550 milyon İsviçre Frangı tutarında alım yaptığını, bunun yanında geleceğin bilim insanlarını ve araştırmacılarını yetiştirdiğini belirterek, CERN’in geliştirdiği teknolojinin ticarileşmesinde de sanayicilerle işbirliğini artırdığını ifade etti.

    TÜRKLERE CERN’DE KADROLU ÇALIŞMA İMKANI

    Türkiye’nin Haziran 2015’te ortak üye statüsüne geçerek CERN’in ortak ülkelere tanıdığı birçok imkanından yararlanma imkanına kavuştuğu bilgisini veren Kızıltoprak, sözlerini şöyle sürdürdü: “Artık Türkiye’deki sanayiciler CERN’in açtığı ihaleye katılabiliyor. Türk bilim insanları CERN’de kadrolu çalışma imkanına kavuştu, üniversite öğrencileri ve araştırmacıları da projelerde yer alabiliyor. CERN proton çarpıştırıcısını inşa sürecinde ciddi alımlar yaptı ve yıllık 700 milyon İsviçre Frangı tutarında yıllık harcama gerçekleştirdi. Araştırmalarında ışık hızına ulaştıktan sonra çarpışmaları daha da hızlandırmak için yeni programa başlıyor. Bu kapsamda 2019 yılına kadar alımlarını artıracak ve 2019 yılında yeni çalışmalara başlayacak. Bu alımlardan Türk firmalarının da pay almasını istiyoruz.”

    CERN’in il toplantıları önümüzdeki günlerde İstanbul, Bursa, Kocaeli, Eskişehir ve Kayseri’de gerçekleştirilecek.

  • Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri 2015’ten Umduğunu Bulamadı

    Türkiye’nin tek gemi geri dönüşüm bölgesi olan İzmir’in Aliağa ilçesindeki gemi geri dönüşüm sanayicileri, 2015 yılında belirlediği bir milyon ton üretim hedefine ulaşamadı. Türkiye’de 7 Haziran seçimlerinden sonra yaşanan siyasi belirsizlik ve ekonomideki olumsuzlukların sektörü olumsuz yönde etkilediği belirtildi.

    Aliağa ilçesinde faaliyet gösteren gemi geri dönüşüm sanayicileri, 2015 yılına girerken üretim hedefini bir milyon ton olarak belirlemişti. Ancak sanayiciler, Türkiye’de 7 Haziran sonrasında yaşananlar ve 5 aylık siyasi süreç nedeniyle hedeflerine ulaşamadı. Çin’in kütük demir fiyatlarını düşürmesi de, sanayicilere darbe vurdu.

    Gemi Geri Dönüşüm Sanayicileri Derneği (GEMİSANDER) Yönetim Kurulu Başkanı Adem Şimşek, 2015 yılını değerlendirerek 2016 hedeflerini açıkladı. Türk gemi geri dönüşüm sektörünün 2015’te hedeflediği üretimi 2016’ya ertelemek zorunda kaldığını ifade eden Şimşek, 22 firmanın Aliağa ilçesinde hizmet verdiğini söyledi.

    112 adet gemiden 602 bin ton hurda çeliğin Türk ekonomisine kazandırıldığını açıklayan Başkan Adem Şimşek, “602 bin ton hurda çelik üretimi, sektörümüz adına kötü bir sonuç değil. Hatta geçmiş bazı yıllarda elde ettiğimiz üretim verilerini egale etmiş bulunuyoruz. Ancak kendimizi başarılı olarak addedemeyiz. Zira 2015’te ülkemizin ve sektörümüzün yaşadığı talihsizlikler nedeniyle maalesef yerimizde saydık” dedi.

    Türkiye’de son dönemde ağırlıklı olarak petrol arama sondaj platformlarının geri dönüşüme kazandırıldığını belirten Başkan Şimşek, “Dünyada petrol fiyatlarının son 11 yılın en düşük seviyesine inmesi nedeniyle; petrol arama firmaları da küçülmeyi tercih etti. Avrupa ve Akdeniz bölgesindeki büyük petrol firmalarına hizmet veren arama şirketleri, ellerinde bulunan platformları ekonomik ömürlerini tamamlamamasına rağmen hurdaya ayırma kararı aldı. Bizler de her birinin ağırlığı 10 bin ila 15 bin ton arasında değişen 12 adet platformu geri dönüşüme kazandırdık” şeklinde konuştu.

    “NEYSE Kİ KABUS KISA SÜRDÜ”

    7 Haziran seçimlerinden sonra ülkenin hükümetsiz kaldığını ve kurda ciddi değişimler yaşandığını hatırlatan Şimşek, sözlerini şöyle sürdürdü:

    “Ülkemizin son 10 yılda yakaladığı ekonomik istikrar ile birlikte sektörümüzde sürekli artarak yükseliş gösterdi. Ancak 7 Haziran ile 1 Kasım arasında yaşanan süreç domino etkisi yaparak tüm iş dünyasında olduğu gibi bizi de olumsuz etkiledi. Bu süreçte bazı firmalarımız üretimini rölantiye aldı. Neyse ki kabus kısa sürdü. Türkiye 1 Kasım’da ’nerde kalmıştık?’ diyerek yoluna kaldığı yerden devam etmeye başladı ve bizler de diğer birçok sektör gibi rahat bir nefes almış olduk. Türkiye’nin yeniden güçlü bir hükümete kavuşması, istikrar ortamının devam etmesi ve Cumhuriyet tarihinin en başarılı bakanı olan Binali Yıldırım’ın tekrar Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı görevine getirilmesi hem yüzümüzü güldürdü, hem geleceğe daha umutla bakmamıza vesile oldu hem de öz güvenimizi artırdı.”