Etiket: Sanatçısı

  • İlkokul Öğretmenine Kızdı Ahşap Sanatçısı Oldu

    Bilecik’te ilkokul öğretmenine kızarak ahşap yontmacılığına başlayan Kemal Çınar, 45 senedir sanatını başarı ile icra ediyor.

    İlkokuldayken el işi dersinde öğretmeni tarafından kağıttan masa sandalye yapılmasının istenmesi üzerine ödevlerini sürekli ahşaptan yaptığını anlatan Kemal Çınar, “Öğretmenim ahşaptan yaptığım o ödeve inanmadı ve annemi çağırıp sorduktan sonra inandı. Bana değil de anneme inanınca öğretmenime kızarak bu işi yapmaya başladım” ifadelerini kullandı.

    Yaklaşık 45 senedir ahşap yontmacılığı yaptığını aktaran Çınar, “O zamanlar fazla profesyonel olarak değil hobi amaçlı yapıyordum. 30 senelik memuriyet hayatımda vakit geçirmek, boş zamanları değerlendirmek için ahşap yontmacılığına devam ettim. Aklındaki şeylerin ortaya çıkmasının tarifi yok. Bir şeyi ilk yapıyorsanız ortaya çıkacak şeyi çok merak ediyorsunuz. Yeni bir şey yapıyorsanız ilki eserin ortaya çıkan süreci çok zevk veriyor. Yaptığım şeyler beğenildikçe sonrasında ticarete döküldü. Şimdi oğlumun dükkanın da hem ona yardım etmek amaçlı hep vakit geçirmek amaçlı yapıyorum” dedi.

    “BEĞENDİĞİM HER ŞEY AHŞAPTA”

    Yaptığı işin sabır gerektiren bir iş olduğunun altını çizen Çınar, şöyle devam etti:

    “Her insan sabredemez tabii ki, bazı işler iki gün sürüyor bazıları bir haftada bitiyor. Eserlerimi tamamen kendi zevkime göre yapıyorum. Mesela İznik çinisi çok güzel, onun mavisi, kırmızısı bana ilham veriyor. Bu ilham sayesinde İznik çinisinin aynısı ahşaba yapıyorum. Kalan ahşap parçalarını değerlendirmek için minyatür evler yapıyorum. Bazı eserleri çiçeklerle birleştiriyorum. Oğlum çiçekçi olunca ortaya güzel şeyler çıkıyor. Mesela ansiklopediler atılıyordu, onların içini oyup saksı koydum çiçek ektik. Her şeyden farklı bir şeyler çıkabiliyorum. Kalan parçaları atmaya kıyamıyorum, onları da değerlendiriyorum böylece. İnsanın kafasını dinlendiren bir uğraş. Sabahtan ağaçları kesiyorum, sonra oğlumun dükkanına gelip burada yapıyorum. Farklı bir tutku bu.”

  • İrlandalı Ünlü Rock Sanatçısı Bono, Mülteci Çocuklarla Buluştu

    Dünyaca ünlü İrlandalı müzisyen Bono, Gaziantep’te bulunan çadır kentte, Suriyeli mülteci çocuklarla bir araya geldi. İrlandalı müzisyen, Türkiye’nin YPG ve Suriye’de güvenli bölge oluşturulması tavrına destek verdi.

    İrlandalı Rock grubu U2’nin solisti Bono, Amerikalı senatörlerle birlikte Gaziantep’in Nizip ilçesinde sığınmacıların yaşadığı çadır kenti ziyaret etti. Ünlü yıldızın mülteci kampı gezisine ABD’nin Ankara Büyükelçisi John Bass, Georgia Senatörü David Perdue, Kuzey Carolina Senatörü Thomas Tillis, Florida Kongre Üyesi David Jolly, Illinois Kongre Üyesi Anam Kinzinger, Güney Carolina Kongre Üyesi Tom Rice de eşlik etti. Kamp hakkında yetkililerden bilgi alan müzisyen Bono ve beraberindekiler, kamp içindeki anaokulu ve hastanede inceleme yaptı. Yoğun güvenlik önlemlerinin dikkat çektiği ziyaret sırasında gerçekleşen ziyarette heyet, Suriyeli çocukların eğitim gördüğü “A1” adlı ana sınıfını gezdi. Heyet, 4 yaş grubu çocukların bulunduğu sınıfta Arapça şarkılar eşliğinde karşılandı. Heyette yer alan müzisyen Bono, bir süre çocukları dinleyip, sohbet etti. Bono’nun bazı Suriyeli çocuklarla şakalaştığı ziyarette senatörler ise öğretmenlerden kamp koşulları ve ihtiyaçlar konusunda bilgi aldı. Ziyaret öncesi kamp alanına getirilen arama köpekleri tarafından, heyetin inceleme yapacağı bölgelerde arama yapıldı.

    TÜRKİYE’NİN YPG VE GÜVENLİ BÖLGE TAVRINA DESTEK

    Ünlü yıldız yaptığı açıklamada ise savaşın ve akan kanın bir an önce durdurulmasını temenni etti. Kamp koşullarından çok etkilendiğini anlatan Bono, terör örgütü DAEŞ’in zayıflatılmasına rağmen yok edilemediğini ifade etti. Suriye’deki savaşın Ortadoğu’nun kanseri olarak niteleyen Bono, “DAEŞ’i yok etme stratejimizin pek sonuç vereceğini düşünmüyorum. DAEŞ’in zayıflatıyoruz ama onu yok edecek doğru stratejilere henüz sahip değiliz” dedi. Türkiye’nin YPG ve Suriye’de güvenli bölge oluşturulması konusundaki tavrına da destek veren Bono, “Türk hükümetinin Suriye’de DAEŞ’in yok edilmesi için kimleri eğittiğimiz hususundaki kaygılarını da paylaşıyorum. Benim görüşüme göre oradakiler, DAEŞ’i yenip bölgeyi kontrol edemezler. Umarım en yakın zamanda bu konudaki stratejimizi değiştirir ve sığınmacıların gelip gitmesini önleriz. Ayrıca Suriye’de güvenli yerler oluşturup sığınmacıların ülkelerinden ayrılmasını engelleriz” diye konuştu.

    Yapılan incelemelerin ardından heyet kamptan ayrıldı.

  • Tiyatro Sanatçısı Mehmet Esatoğlu: “Sanat Kendi Toplumunun İnsanını Değiştirmek Zorunda”

    KIRKLARELİ (İHA) – Tiyatro sanatçısı Mehmet Esatoğlu, Kırklareli’nin Lüleburgaz ilçesinde 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde sahnelenen ’Nerede Bu Adalet?’ oyununun ardından, sanatseverlerle söyleşi gerçekleşti. Esatoğlu, sanatın kendi toplumunun insanını değiştirmek zorunda olduğunu söyledi.

    Esatoğlu, tiyatronun insan hayatı için ne denli önemli olduğunu vurgulayarak, “Dünyanın neresinde güzel bir şey varsa güzel insanlar muhakkak var oluyor, Lüleburgaz’daki gibi. Tiyatro sanatı, insanı insana insanla ve insanca anlatan bir sanat. Salonlar ve caddeler yokken, medeniyet ve uygarlık yokken insanların tiyatroya ihtiyacı olmuş” dedi.

    İnsanoğlunun hayatındaki her şeyi hep oynaya oynaya anlatmaya çalıştığını söyleyen Mehmet Esatoğlu şöyle konuştu:

    “Biz de tiyatroda bu ülkeyi insanlara anlatmayı seçtik. Önceden tiyatro yaparken yüzlerini sadece batıya dönmüşlerdi. Batıda çok güzel sanatlar var tabi ama bu toprağın da bir dili var. O zaman bu toprağın estetiğini alacağız ve batının ileri tekniklerini kullanacağız. Bunları yoğurarak tiyatro yapacağız.”

    “SANAT KENDİ TOPLUMUNUN İNSANINI DEĞİŞTİRMEK ZORUNDA”

    Esatoğlu, hayatın içinde karşılaşılan sorunların sanatla çözülebileceğini belirterek, “Sanat kendi toplumunun insanını değiştirmek zorunda. Kızmak, küfür etmek ve bağırmak çözüm değil. Birileri kendilerini patlatıyor. Biz sanatçı olarak şöyle bakıyoruz: Ne oluyor Türkiye’de? Dünyada ne oluyor? Bu insan niye kendini patlatıyor? Adama sövmek işin kolay tarafı. Tiyatro ve sanat bu noktada görevini az yapıyor bence. Memlekette yaşanan gerçekle tiyatro iletişim kurmak zorunda” diye konuştu.

    “HER YERE GİTMEK VE OYNAMAK ZORUNDAYIZ”

    “Tiyatroyu yapan arkadaşlar kafalarındaki kodlamaları silecekler” diyen Esatoğlu, “Bilgiç olmaktan önce kendi halkları ne yapıyor diye düşünecekler. Her yere gitmek ve oynamak zorundayız. Sanatçı da sorunları kendinde hissedecek. Akşamları oturup kendi dünyasına dalmayacak. Toplumun yaşadığı sorunları alacak sanatına dönüştürecek. Böyle bir tiyatroya ihtiyacımız var” ifadelerini kaydetti.

  • Tiyatro Sanatçısı Kemal Başar: “Memlekette Herkes Tiyatrocuyum Diye Dolaşıyor”

    Türk tiyatro ve televizyon dünyasının önemli isimlerinden Kemal Başar, Türkiye’de tiyatroculuğun ve tiyatronun içinde bulunduğu durumu değerlendirerek, “Memlekette herkes ’tiyatrocuyum’ diye dolaşıyor” dedi.

    Efsane tiyatro ve sinema oyuncusu merhum Savaş Başar’ın oğlu, Türk tiyatro ve televizyon dünyasının tanınmış isimlerinden Kemal Başar, 27 Mart Dünya Tiyatrolar Günü’nde, Türk tiyatrosunun geldiği noktayı değerlendirdi. Başar, Türkiye’de tiyatro ve tiyatroculuğu değerlendirmek için öncelikle sapla samanı ayırmak gerektiğini söyledi.

    Türkiye’de tiyatronun evrenselleşme noktasında geri kaldığını ve özellikle de Devlet Tiyatroları’nda taklitçi bir üslubun hakim olduğunu işaret eden Başar, “Memlekette herkes ’tiyatrocuyum’ diye dolaşıyor. Yerel kültürümüzden beslenerek evrensel sanat yaparak dünyayla yarışma görevini kurulduğu günden beri yapamamış, hala taklitçi bir üslubun hakim olduğu Devlet Tiyatroları’nın da gelinen noktada hatası büyük. Bu kurum Anadolu’nun her yanına ulaşıyor ve köhne, taklitçi, özden uzak, hamasetten ve gösterişten beslenen bir şeyi tiyatro diye sunuyor. Cumhuriyetin en önemli kurumlarından biri, asla yıkılmamalı ama şu an bulunduğu durum içler acısı. Bugün Türk tiyatrosunun lokomotifi gözü ve kulağı Batı’ya açık, yenilikçi, çağdaş özel tiyatrolardır” şeklinde konuştu.

    ÖZEL TİYATROLARDA BİLET FİYATLARI YÜKSEK

    Özel tiyatrolardaki bilet fiyatlarının yüksek olduğu yönündeki eleştirileri değerlendiren Başar, “Özel tiyatroların biletleri üstünde ciddi vergi yükleri var. Peşin vergiler, prodüksiyon masrafları, kiralar, sigorta ücretleri. Özel tiyatro biletlerinin yaklaşık 1/4’ü kalır tiyatronun eline. Yani bilet fiyatı yüksek değil, vergiler yüksek. Asıl devlet desteği bu vergileri yok ederek ya da cüzi bir rakama düşürerek ve salon tahsis ederek olur” dedi.

    Toplumu tiyatro izlemeye özendirmek adına gerekli olan tanıtımın eksikliğinden yakınan Başar, şöyle devam etti:

    “Tiyatro, sinema gibi medyada yer bulamıyor. Yeterince reklamı da yapılamıyor; ancak prodüksiyon çıkarmaya bile para bulamayan tiyatrolar, tanıtım bütçesi nasıl oluşturabilir ki? Burada sorumluluk medya patronlarına düşüyor. Sanata ihtiyaç duymayan toplum ilkel toplumdur. Destek olmayan her medya yöneticisi de halkın ilerlemesini, aydınlanmasını umursamayan oportunist. Bu bağlamda tiyatroyu topluma sevdirmek, yaygınlaştırmak ve en önemlisi de ülkemize yeni tiyatro üstatları kazandırmak için yılmadan çalışmalıyız, biz de onu yapıyoruz ama yetenekli gençler umutsuzluğa düştükçe de içimiz parçalanıyor. Sadece ülkemizde değil, tüm dünyada, sadece bu problem bile tiyatroya gerekli ihtimamın gösterilmesinin önünü kapatıyor. Sanat geleneği olan toplumlarda bu gerileme belli belirsiz, ama bizimki gibi toplumlar ne yazık ki gittikçe sanatı sevmeyen toplumlar haline geliyor.”

  • Rölyef Sanatçısı Çiğ Köfteci Oldu

    Balıkesir’in Bandırma ilçesinde, rölyef sanatçısı Meryem Togan, tablolarını açtığı çiğ köfte dükkanında sergiliyor.

    Meryem Togan’ın dükkanına çiğ köfte yemeye gelenler, rölyef tablolarını görünce hem şaşırıyor, hem da yemeklerini keyifle yiyorlar. Tablolara bakarak çiğ köfte yemenin daha zevkli olduğunu söyleyen Fatih Yılmaz adlı müşteri, “Büyük emek ve göz nuru getiren eserler. Resimlere bakınca beni farklı dünyalara götürüyor. Bandırmalılalara buraya gelip çiğ köfte yemelerini tavsiye ediyorum” dedi.

    Rölyef sanatçısı Meryem Togan, “3 yıl önce Halk Eğitim Merkezi’nin başlatmış olduğu kağıt rölyef kursuna katıldım. Kağıt rölyef, en az on posterin ayrı ayrı kesilip yapıştırılmasıyla meydana gelen bir çalışmadır. Bu sanatı çok sevdim. Üç yıldır sürdürüyorum. 3 hafta önce Bandırma’da ilk sergimi açtım. Aynı zamanda çiğ köfte işi ile uğraşıyorum. Dükkanımda eserlerimi sergiliyorum” diye konuştu.