Etiket: Sanata

  • 60 yaşından sonra sanata merak sardılar

    Kimi emekli kimi ev hanımı, 60 yaşından sonra sanata merak saran bayanlar profesyonellere taş çıkartıyor.

    Bodrum’da Halk Eğitim Merkezinin açtığı el sanatları kursları emekli bayanların ilgi odağı oldu. Yıllarca iş hayatında ter döken bayanlar emekliliklerinde de boş durmuyor. Farklı sektörlerden emekli olan 60 yaşın üzerindeki hanımlar öğrenmenin ve üretmenin yaşı olmadığını yaptıkları el sanatlarıyla kanıtlıyor. Kurs öğretmeninden öğrendiklerini titizlikle uygulayan hanımlar ürettikleri eserlerle gençlere taş çıkartıyor. Mozaik kursunda bir araya gelen bayanların kimi boş zamanını değerlendirerek üretmenin keyfini yaşıyor, kimileri ise ürettikleriyle ev ekonomisine katkı sağlıyor. Tarihi motifleri ince ince işleyen hanımlar kursta da yeni arkadaşlıklar da ediniyor.

    30 yıl kimya mühendisi olarak çalıştıktan sonra emekli olarak Bodrum’a yerleşen Nuran Örge şunları söyledi: “Bodrum’a yerleştikten sonra iş hayatının enerjisine alışmış bir insan olarak enerjimizi el sanatları konusunda değerlendirmeyi düşündüm. Burada bize Bodrum Halk Eğitim Merkezinin tanıdığı imkanlarla, hocamızın engin tecrübesi ve öğretileri ile bu yıl mozaik sanatı çalışıyoruz. Haliyle yaşımız icabı çoluğumuz çocuğumuz evlendi, evde karı koca olarak yalnız kaldık. Zamanımızı bu şekilde değerlendirip hem beğendiğimizi bir şeyler üretiyoruz hem de burada çok güzel bir arkadaşlık ve dostluk çerçevesi içerisinde çalışmalarımızı sürdürüyoruz”dedi.

    Kursların her yaştan insanlara açık olduğunu ifade eden Kurs Öğretmeni Şahinde Başmanav da şu sözlere yer verdi “Kurslarımız, vaktini değerlendirmek isteyen, belli bir yaş üstünde olan kişilerin aynı zamanda da gençlerin bir meslek edinmek istiyorlarsa eğer bu kurslar tam onlar için. Okullarda 4 yılda 5 yılda aldığı eğitimi bu tip kurslarda bir dönemde ikinci dönemde daha üstüne koyarak öğrenip bir yepyeni bir meslek edinebiliyorlar”.

  • Gençlik hayalini çatı katında sanata dönüştürüyor

    Konya’da üniversitede güvenlik görevlisi olarak çalışan seramik sanatçısı Abdulbaki Ünal, evinin çatı katında Selçuklu ve Osmanlı izlerini taşıyan üç boyutlu seramik ürünler tasarlayarak imalatını yapıyor.

    Konya’da yaşayan Abdulbaki Ünal (41), Selçuk Üniversitesi’nde 17 yıldır güvenlik görevlisi olarak çalışıyor. 1993 yılında liseyi bitirdikten sonra üniversite sınavına giren Ünal, aldığı puanla mühendislik ve mimarlık gibi birçok bölümü tutturmasına rağmen hayali olan Güzel Sanatlar Fakültesi’nde okumak için kayıt yaptırmadı. Ünal, bir yandan köyde yaşayan babasına yardım ederken, bir yandan da iş sahibi olmak için sınavlara hazırlandı. Ünal, 2001 yılında girdiği memurluk sınavında başarılı olarak Selçuk Üniversitesi’nde güvenlik görevlisi olarak çalışmaya başlarken, aynı yıl üniversitede Güzel Sanatlar Fakültesi’nin açılması da hayallerini tekrar canlandırdı. Üniversite sınavlarına tekrar hazırlanan Abdulbaki Ünal, sınavda başarılı olduktan sonra Güzel Sanatlar Fakültesi’nin sınavını da dereceyle kazandı. Geceleri güvenlik görevlisi olarak çalışan Ünal, gündüzleri okulunda devam ederek fakülteyi bitirdi. Ünal, daha sonra sınıf arkadaşlarıyla bir sanat galerisi açtı ancak çalışma hayatının temposu yüzünden atölyeyi arkadaşlarına devretmek zorunda kaldı. Ünal daha sonra evinin çatı katında kurduğu küçük atölyesinde seramikten üç boyutlu Selçuklu ve Osmanlı motifli duvar seramikleri, biblolar ve çeşitli ürünlerin imalatını yapmaya başladı.

    “Seramik sanatının kültürel ve sanatsal olması gerekiyor”

    Abdulbaki Ünal, Selçuklu izleri taşıyan üç boyutlu seramik duvar motiflerini bu tarzda dünyada sadece kendisinin yaptığını belirterek, “Seramik sanatının kültürel ve sanatsal olması gerekiyor. Ben her zaman sanatsal ve kültürel işler yaptım. Bu yapmış olduğumuz sanat üç boyutlu Selçuklu Osmanlı kültürü seramikleri ve bu tarzda dünyada tek ben yapıyorum. Tasarımlar bana ait ve internetten araştırdığım kadarıyla buna benzer bir çalışma neredeyse yok. Sadece İtalyanlar üretiyor onlar da kendi kültürlerince üç boyutlu çalışmalar yapmış. Bundan dolayı benim yapmış olduğum sanat onlardan farklı olarak Türk-İslam motiflerinin bir kültürel boyutu olmasıdır. Ürünlere güzel talepler var. Elde üretildiği için biraz maliyetli bir iş ama ben bunun da çözümünü buldum. Seri üretim için makine ve kalıplar tasarladım. Şu anda sanayide bunları yaptırmaya çalışıyorum“ dedi.

    “Evimin çatı katını sanat atölyesine çevirdim”

    Ünal, çatı katını sanat atölyesine çevirme hikayesini de anlatarak, “Ben memur olduğum için bana yakın bir yer olması gerekiyordu. Çünkü seramik çok zaman isteyen bir iş. Bundan dolayı evime yakın olması ve gece gündüz ulaşabileceğim bir yer olması gerekiyordu. Evimin çatısı buna müsait olduğu için çatı katını düzenledim. İçinin yalıtımını, raflarını, dolabını, masasını, hatta atölyemdeki fırını bile kendim yaptım. Çatı katında atölyemde 7 yıldır çalışıyorum. Türk İslam motifleri olan geometrik motifleri tekrar yorumlayarak 3 boyutlu duvar seramikleri yaptım ve amacıma ulaştım ” diye konuştu.

  • “Sanata Engel Yok Sergisi”nin açılışını Bakan Nabi Avcı gerçekleştirdi

    Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde engelli çocukların yaptığı eserlerden oluşan “Sanata Engel Yok” sergisinin açılışını yapan Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı, “Özel öğrencilerin yeteneklerinin ortaya çıkarılması, öz güvenlerinin arttırılması için  bu tür sanat faaliyetlerinin ok önemli bir misyonu olduğuna inanıyorum” dedi.

    Beşiktaş’ta bulunan Dolmabahçe Sanat Galerisi’nde 2-11 Aralık tarihlerinde sergilenecek “En Özel Öğrenciler, Etkinlikler, ve Eserler Sergisi” Kültür ve Turizm Bakanı Nabi Avcı’nın katılımıyla açıldı. Türkiye’nin dört bir yanından gelen ve kendilerini sanatla ifade eden engelli çocukların ’Sanata Engel Yok’ sergisinde yaptığı resim, süsleme, müzik ve benzeri birçok sanat eseri sergilendi.

    “Özel öğrencilerin yeteneklerinin ortaya çıkarılması için bu projeler önemli”

    Bu tür projelerin öğrencilere olan katkısına dikkat çeken Bakan Avcı yaptığı konuşmada, “Adından da anlaşılacağı üzere sanatın engel tanımayacağını bizlere bir kez daha ispat eden en özel öğrencilerimizin birbirinden kıymetli el emeği, göz nuru eserleri bu sergide bizlerle buluşuyor. Özel öğrencilerin yeteneklerinin ortaya çıkarılması, öz güvenlerinin arttırılması için  bu tür sanat faaliyetlerinin çok önemli bir misyonu olduğuna inanıyorum.  Bu tür projelerle kazanılan estetik beceriler, engelli bireylerin sosyal hayatına uyumunu kolaylaştırmakta, pek çok özel yeteneklerini geliştirmekte ve kişisel gelişimlerine katkı sağlamaktadır” dedi.

    “Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütün imkanlarını öğrencilerimizin hizmetine sunduk”

    Milli Eğitim Bakanlığı ile  Kültür  ve Turizm Bakanlığı arasında bir protokol imzalandığını belirten Bakan Nabi Avcı, “Öğretmenlerimizin ve öğrencilerimizin sanatsal kültürel ve sosyal alanlarda bilgi beceri ve yeteneklerinin ortaya çıkarılması, estetik zevklerinin geliştirilmesi ve desteklenmesi amacıyla gerçekleştirilecek faaliyetler için Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bütün imkanlarını Milli Eğitim Bakanlığı’mızın  yani öğretmenlerimizin, öğrencilerimizin hizmetine sunduk” ifadelerini kullandı.

    Otizm ve görme engelli İrem Fitöz ile arkadaşları Defne ve İrem etkinlikte mini bir konser verdi.  Bakan Avcı serginin açılış kurdelesini engelli çocuklar ile birlikte kesti. Bakan Avcı yakından ilgilendiği çocuklarla fotoğraf çektirirken, onları tebrik ederek başarılarının devamını diledi. Sergiyi gezen Bakan Avcı daha sonra sanat galerisinden ayrıldı.

  • (Özel Haber) Ahşabı sanata dönüştürüyor

    Konya’da yaşayan 78 yaşındaki Oğuz Demir, 35 yıl önce kaşık boyayarak başladığı işini ahşap yakma sanatına çevirerek eserler üretiyor.

    Konya’da yaşayan Oğuz Demir, 35 yıl önce askerden geldikten sonra ailesinin maddi durumu kötü olduğu için kaşık boyayıp satmaya karar verdi. İlk olarak, boyadığı kaşıkları satarak aile bütçesine destek olan Demir, zaman içerisinde kaşık boyama işini geliştirerek, ahşabı yakıp sanata dönüştürüp çeşitli eserler ortaya çıkarmaya başladı. Ahşap üzerine yansıttığı dini motifler, Hz. Mevlana’nın figürleri ve çeşitli doğa manzaraları gibi yüzlerce eser üreten Demir, önceden deneme yanılma yoluyla yaptığı işleri geliştirdiğini söyledi. Demir, “Konya’da yaptığım işler inanın haftasında taklit edilirdi. Onlar onu taklit edince, ben başka bir şey yapardım. Nihayet 1967 yılında çavdar sapından resim yaparak, bunlara yakma yaparak devam ettim. Türkiye genelinde tektim yaptığım konuda. Hemen hemen dünyanın her tarafına eserleri gönderdik. Fakat bir ihracat tecrübemiz olmadığı için planlı bir ihracat yapamadık. Yanıma yetiştirmek için aldığım kişiler de hep kötü niyetli çıktı. Beni dolandırmak istedi” dedi.

    “KOMEK’te verdiğim yakma kursu Türkiye’de ilkti”

    Konya Büyükşehir Belediyesi’nin kendisine açtığı stantta yaptığı işi yabancılara tanıtma fırsatı bulduğunu belirten Demir, “Büyükşehir Belediyesi Mevlana Kültür Merkezi’nde bana bir stant verdi. Sanatımı oraya gelen yabancılara karşı tanıtmaya çalıştım. Kendilerine müracaatımda bana yardımcı oldular, Allah razı olsun. KOMEK’te ders vermeye başladım. Türkiye’de ilkti yakma kursu. Biz yakmayı, kara kalem olarak yapıyoruz. Noktalayarak dağlayarak yapmıyoruz. Yakmanın o sıcaklığı gölgelerin, renklerin birbirine geçiş sıcaklığını misafirlerimiz içlerinde hissediyor. Dolayısıyla yaptığımız işler birilerine bir şeyler ifade ediyordu” diye konuştu.

    Beğenilmenin ve karşılık beklemeden başkalarına yardım etmenin çok güzel bir duygu olduğunu da ifade eden Oğuz Demir, “Bunun hazzını, kıvancını yaşamak çok güzel bir şey. Paradan çok hala birilerine yardım etmek amacıyla bu işe devam ediyorum. Yaşıma rağmen boş zamanım yok gibi. Benim şimdiki gençlere 78 yaşın verdiği tecrübeyle söyleyeceğim bir söz var. Hayatta çalışmadan hiç bir şey beklemesinler, avanta beklemesinler. Çalışarak elde edemeyecekleri şey yok” ifadelerini kullandı.

  • Taşlar ‘barış’ için sanata dönüştü

    TEKİRDAĞ (İHA) – Tekirdağ’ın Süleymanpaşa Belediyesi tarafından düzenlenen ve teması barış olan 2. Bisanthe Taş Heykel Sempozyumu’nun kapanış sergisi açıldı.

    Dünyanın dört bir yanından 400 heykeltıraş içerisinden seçilip Tekirdağ’a gelen 8 heykeltıraş ve 1 küratör, heykellerini tamamladı. 2. Bisanthe Taş Heykel Sempozyumu’nun kapanış sergisine Tekirdağ Vali Yardımcısı Mahmut Yıldırım, Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’ın yanı sıra dünyanın farklı yerlerinden gelen 9 heykeltıraş ve vatandaşlar katıldı.

    Açılış öncesi konuşan Başkan Ekrem Eşkinat, bütün sanatçıları kutlayarak, “9 heykeltıraş ve 9 asistan 3 hafta emek vererek Süleymanpaşa Belediyesi’ne ve Tekirdağ’a bu eserleri kazandırdılar. Ben onlara teşekkür ediyorum. Bu ikinci yaptığımız taş sempozyumu. Ayrı bir jüri, ayrı bir küratör sistemi ile çalıştık. Birçok eser arasından seçildi bu projeler. Baktığımızda ben gerçekten bu projelerden keyif aldım. Bizim şehrimiz güzelleşiyor. En önemlisi de insanların dünyaya bakışıyla güzelleşiyor” dedi.

    Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak da, açılış sempozyumunda yaptığı konuşmada, “Tekirdağ’a sanatı sevdiren, kısa sürede daha da üst seviyelere taşıyan Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat Bey’i kutluyorum. Bu eserleri buraya getiren bütün sanatçıları da tebrik ediyorum ve ben bugün yaşadığımız mutluluğu çok önemsiyorum. Tekirdağ çok daha gelişecek, Tekirdağ daha da güzelleşecek ve Tekirdağ Balkanlar’ın merkezi olacaktır. Bu sanat eserleri Tekirdağ’ın en güzel yerlerine koymaya çalışacağız ve bunu gururla seyredeceğiz” ifadelerini kullandı.

    Tekirdağ’ın sadece altyapı konusunda değil, sanat konusunda da Batı ile yarışacağını dile getiren Vali Yardımcısı Mahmut Yıldırım ise, “Bu güzel çalışmaya imkan verdiği için Süleymanpaşa Belediye Başkanı Ekrem Eşkinat’a saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Temiz bir şehri, yaşanabilir bir şehri, insanı hedef alan, insanın mutluluğunu hedef alan bir belediyecilik anlayışını temsil ediyor. Büyükşehir Belediye Başkanımız da sürekli kendisini destekliyor. Bundan dolayı büyük mutluluk duyuyoruz. Alt yapısıyla, çevresiyle, parklarıyla, yollarıyla daha yaşanabilir bir Tekirdağ’a bu yöneticiler sayesinde ulaşacağımızdan kimsenin şüphesi olmasın. Onların hizmetlerini buradaki heykeltıraşların güzel sanat eserleri ile bir kere daha görüyoruz. Memleketimizin yalnız alt yapı yetmez, sanat anlamında da Batı ile yarışabilir bir şehir imajı kazanması gerekir. Tekirdağ kısa sürede o standardı ve basamağı yakalayacaktır. Bu yapılanlar hepimiz için kalıcı bir eser haline geliyor” şeklinde konuştu.

    Velislav Minekov Suriyeliler’in acısını anlattığı “Alın Yazısı”, Türkiye’den Songül Telek “Diyalog”, Yunanistan’dan Odeysseas Tosounidis “Orman Perileri”, Romanya’dan Ciprian Hopirtean “Mental Kaçış”, Ukrayna’dan Lyudmyla Mysko “Süleymanpaşa’nın Çiçekleri”, Portekiz’den Jaime Carvalho “Üstten Gelen El”, Kosta Rika’dan Ulises Jimenez “Barış Şarkısı”, Çin’den Gao Meng “Rüzgar Attı” heykellerini Nermin Sözel küratörlüğünde tamamladılar. Heykellerini tamamlayan heykeltıraşlara yetkililer tarafından sertifikaları verildi.