Etiket: Salgını

  • Manisa’da askeri kışlada grip salgını

    Manisa 1’inci Piyade Er Eğitim Tugayı Albay Arif Seyhun Kışlası’nda vatani görevini yapan yaklaşık 15 asker gribal enfeksiyon şüphesiyle hastaneye kaldırıldı. Geçtiğimiz aylarda yaşanan besin zehirlenmesi olayıyla gündeme gelen kışlada bu kez gribal enfeksiyon şüphesiyle akşamüzeri farklı zaman aralıklarında hastaneye kaldırılan askerler tedavilerinin ardından taburcu edildi.

    Manisa 1’inci Piyade Er Eğitim Tugayı Albay Arif Seyhun Kışlası’nda akşam saatlerinde yaklaşık 15 asker, farklı zaman aralıklarıyla yorgunluk, halsizlik ve ateş gibi şikayetlerle revire başvurdu. Revirde sağlık kontrolünden geçirilen askerler gribal enfeksiyon şüphesiyle ambulansla Merkez Efendi Devlet Hastanesine sevk edildi. Burada doktorlar tarafından gerekli tetkikleri yapılan askerler, bir süre müşahede altında kaldıktan sonra taburcu edilerek, birliklerine gönderildi. Askerlerin mevsimsel hava değişimlerinden etkilendiği belirtilirken, endişe edilecek bir durumun olmadığı bildirildi.

    Öte yandan Manisa 1. Piyade Eğitim Tugay Komutanlığı’nda 23 Mayıs, 16 ve 17 Haziran 2017 tarihlerinde yaşanan besin zehirlenmesi olayında, Er Hüsnü Özel hayatını kaybetmiş, yüzlerce askerde etkilenmişti.

  • Kolera salgını Yemen’in 22 vilayetinden 19’una yayıldı

    Yemen’de kolera salgını devam ediyor. Salgına yakalananların sayısıysa her geçen gün artıyor.

    Yemen’de yetersiz sanitasyon koşulları ve temiz içme suyunun olmaması, halihazırda savaş nedeniyle hassas durumda olan halkın kolera gibi hastalıklara karşı daha da savunmasız hale gelmesine neden oluyor. Bu durum kronik ve akut yetersiz beslenme sorunu olan kişileri de olumsuz etkiliyor. Sağlık hizmetlerine erişimin de oldukça sınırlı düzeyde olması, salgının yaygınlaşmasını kolaylaştıran bir diğer faktör. Kolera salgını şu anda uzak ve yoksul bölgelere kadar ulaşmış durumda ve bu bölgelerde yaşayan insanların sağlık hizmeti alabilecekleri yerlere ulaşabilmek için maddi imkanları bulunmuyor.

    29 Mayıs’ta Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) raporladığı kolera vakası sayısının 50 bini aştığını bildirdi. Bu sayı, Ekim 2016 – Mart 2017 tarihleri arasında yaşanan ilk salgın sırasında DSÖ tarafından belirlenen sayının (23 bin 506 şüpheli vaka) hayli üzerinde. Yine ilk salgın Yemen’deki toplam 22 vilayetin 15’inde görülürken son salgın 19 vilayette görülüyor.

    Aden’deki sağlık çalışanlarına eğitim ve bağış sağlayarak Yemen Halk Sağlığı ve Nüfus Bakanlığı’na destek veren Sınır Tanımayan Doktorlar (MSF), 30 Mart 2017 tarihinden bu yana 7 vilayette bulunan (Amran, Hacca, El Dali, Hudayda, İbb, Taiz ve Sanaa) 8 Kolera Tedavi Merkezi, 6 Kolera Tedavi Birimi ve 2 Stabilizasyon Ünitesi’nde 12 bin 428 hastayı tedavi ettiğini açıkladı. Kuruluş, ilk olarak Hacca vilayetinde desteklediği Abs Hastanesi’nde 30 Mart tarihinde kolera vakası tespit etmişti. Kolera vakalarının giderek artması nedeniyle MSF, halihazırda yeni kolera tedavi merkezleri açıyor, diğer merkezleri bağış yoluyla destekliyor ve ihtiyaç analizi yapmaya devam ediyor.

    Hastaların tedavisinin yanı sıra saha çalışması da kolerayla mücadele büyük önem taşıdığı için MSF, hastalığa neden olan kirli içme suyu kaynaklarının tespiti ve sanitasyonu yönünde çalışmalarını sürdürüyor. MSF ekipleri merkezlerden uzak bölgelerde yaşayan insanlara hijyen bilgilendirmesi ve evlerde kuyu klorlaması çalışmalarına daha fazla ağırlık vermeyi planlıyor.

    Taiz’de çatışmalar dinmiyor

    Çatışmaların aralıksız devam ettiği Yemen’in Taiz şehrindeyse MSF’nin desteklediği tesislere 22 Mayıs’ta 14 ölü getirildi. Bu tesislerde 57 savaş yaralısı tedavi edildi. Hayatını kaybedenlerin yüzde 75’iyse kadın ve çocuklardan oluşuyor.

    Yemen’de 1986 yılında çalışmalar yürütmeye başlayan MSF, 2015 Mart ayından bu yana ülke çapında 60 binin üzerinde savaş yaralısını tedavi etti. MSF, Yemen’de savaşın taraflarına sivillerin ve sağlık çalışanlarının korunmalarının yanı sıra yaralı ve hastaların sağlık hizmetlerine erişiminin engellenmemesi yönünde çağrısını yineliyor.

  • Yemen’de kolera salgını

    Dünya Sağlık Teşkilatının raporlarına göre, Yemen’de 14 Mayısta 11 bin olan kolera vakası, on gün içinde 40 bine yükseldi. Dünya Sağlık Teşkilatı kolera salgınının bir milyon yüz bin kötü beslenen hamile kadını tehdit ettiğini açıkladı.

    BM’nin Yemen’deki insani yardım koordinatörü Jamie McGoldrick, Yemen’de kolera salgınını önlenebilmesi için gelecek altı ay içinde 55 milyon 4 yüz bin dolara ihtiyaç duyulduğunu belirtmişti. Son üç hafta içinde koleradan ölenlerin sayısı 361’i buldu.

    Yemen’deki içi savaş sebebiyle halkın iç göçe zorlanması ve kötü beslenme sebebiyle kolera salgınının hızla arttığı, kolera şüpheli vakaların günlük 2 bin sınırına dayandığı belirtildi. Yemende son zamanlarda kolera vakalarının daha önce görülmemiş bir hızla yayılması sebebiyle 1 milyon yüz bin yetersiz beslenen hamile kadının acil tıbbi destek alması gerektiği ifade edildi. Yetersiz beslenen hamile ve çocuk emziren kadının koleraya yakalanma riskinin ve doğum anında kanama ve ölüm oranının yüksek olduğu belirtildi.

    Ülkede süren iç çatışma sebebiyle sağlık sisteminin çok zayıfladığı, ülke genelinde, doğum ünitelerinin yalnızca yüzde 35’inin hizmet verebildiği kaydedildi. Koleranın kontrol altına alınmasında kadınların temizliğe ve yemek hazırlarken hijyen kurallarına uymasıyla mümkün olabileceğine dikkat çekildi. Lağım sularının içme sularına karışması sebebiyle koleranın çok hızlı yayılabileceği uyarısında bulunuldu.

  • Yemen’de kolera salgını nedeniyle 115 kişi öldü

    Uluslararası Kızılhaç Komitesi, Yemen’de kolera salgını nedeniyle 115 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

    Uluslararası Kızılhaç Komitesi (ICRC), Yemen’de yaşanan kolera salgını nedeniyle 115 kişinin hayatını kaybettiğini, 8 bin 5 yüz kişinin de salgından etkilendiğini açıkladı. Başkent Sana’da gerçekleştirilen basın toplantısında Uluslararası Kızılhaç Komitesi Direktörü Dominik Stillhart, ölümlerin son 2 haftada günde gerçekleştiğini belirterek, “Çok ciddi bir kolera salgınıyla karşı karşıyayız” ifadelerini kullandı.

    Bu yıl Yemen’de ikinci kez kolera salgını yaşanıyor.

  • Kaçak içki salgını

    Çukurova Üniversite Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ahmet Hilal, Çukurova bölgesinde salgın hastalık gibi kaçak içkilere bağlı zehirlenmelerin görüldüğünü belirterek, ekim ayından bu yana 30’un üstünde metil alkole bağlı ölüm olgusuna rastlanıldığını bildirdi.

    Prof. Dr. Hilal, yaptığı açıklamada, metil alkolün insanlarda isteyerek veya kaza sonucu alımının ciddi zehirlenmelere yol açtığını söyledi. Metil alkolün deriden ve sindirim sisteminden hızla emilerek karaciğer üzerinden zehirleyici etkisini gösterdiğini belirten Prof. Dr. Ahmet Hilal, “Bulguları ilk olarak diğer alkol zehirlenmelerinde olduğu gibi bulantı kusma, karın ve baş ağrısıdır. Daha sonra metil alkol yıkım ürünlerinin göz sinirlerinde birikmesi ile çift görme ve körlük meydana gelir. Bu tablo kalp yetmezliği akciğerlerin su toplaması koma ve ölümle seyreder. Tedavi ile kurtulanlarda körlük, karaciğer yetmezliği ve Parkinson benzeri sendrom oluşabilir. Evlerde hobi olarak üretilen kaçak içkilerde de metil alkol oluşması mümkündür. Bunun distilasyon sırasında ayrılması gerekir. Ancak kaçak ve ucuz içki olarak satılanlarda metil alkol, etil alkole göre çok ucuz olması nedeni ile bilerek de konuluyor olabilir” diye konuştu.

    30’dan fazla ölüm

    Son aylarda Çukurova bölgesinde salgın hastalık gibi kaçak içkilere bağlı zehirlenme ve olguları görüldüğünü vurgulayan Prof. Dr. Hilal, şöyle devam etti:

    “Ekim ayından bu yana 30’un üstünde metil alkole bağlı ölüm olgusu bulunmaktadır. Ayrıca daha toksikolojik analizleri tamamlanmamış metil alkole bağlı ölümler olduğu düşünülmektedir. Sadece Balcalı Hastanesine başvuran ve alkol zehirlenmesi düşünülen olguların adli tıp anabilim dalında yapılan kan tahlillerinde 30’a yakın olguda metil alkol saptanmıştır. Bu göstermektedir ki kaçak alkole bağlı zehirlenme ve ölümler bir halk sağlığı sorunu halini almıştır. Kıbrıs, Tekirdağ rakısı ya da ucuz rakı olarak kaçak pazarlarında satılan ve görüntüsü itibari ile orijinal ambalajlardan ayrılamayan bu rakılar normalin altı fiyatına satılmaktadır. Bu nedenle de kullananlar için cazip hale gelmektedir. Yapılması gereken halkımızın kaçak, ucuz içkileri almaması, yetkililerin satıldığı yerler belli olan bu içkilerin satışını önlemesi, ayrıca halkımızı bilgilendirici duyurular yapılması gerekmektedir.”

    “Denetim artmalı”

    Adana Tabip Odası Başkanı Doç. Dr. Ali İhsan Ökten ise salgın hastalık gibi çoğalan kaçak içkilere bağlı zehirlenme ve ölüm oranlarının arttığını belirterek, denetimlerin arttırılmasını istedi. Ökten, “Son günlerde artan metil alkolle ilgili ölümler için ciddi tedbirler alınmalıdır. Sahte rakı yapan ve satanların, kaçak içkileri yurdumuza sokan ve satanların mutlaka önlenmesi lazımdır. Bu anlamda Adana İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü denetimlerini büyüteç altına alarak daha sıkı önlemler almalıdır” dedi.