Etiket: Saldırılar

  • BÜ Dünyadaki Siber Saldırılar Konuşuldu

    Dünya’nın en büyük siber saldırılarıyla karşı karşıya kalındığı bugünlerde, Bartın Üniversitesinde gerçekleştirilen konferansta bilgi güvenliği konusu konuşuldu.

    Bartın Üniversitesi Yönetim Bilişim Sistemleri Kulübü tarafından “Bilişim Teknolojileri ve Bilgi Güvenliği” konulu bir konferans gerçekleştirildi. Etkinlikte Yönetim Bilişim Sistemleri Bölümü öğrencileri bilgi teknolojilerinin geldiği seviye üzerinden bilgi güvenliği konusunda bilgi alışverişi yaptı. Dünya’nın en büyük siber saldırılarla karşı karşıya kaldığı bugünlerde bu saldırıların nasıl gerçekleşebileceği konusunda da tartışmalar yapıldı. Özellikle Türkiye’de kamu kurumları ve bankalara yönelik saldırıların nasıl yapılmış olabileceğine değinildi.

    Konferansta Semih Aydıntepe “Bilişim Teknolojileri” hakkında sunum yaparken, Murat Akbaş ise “Siber Güvenlik” adlı bir konuşma yaptı. 16 yaşındaki lise öğrencisi Arda Özkul ise bilişim kodlamalarının kolaylığı konusunda bir sunum gerçekleştirdi.

  • Üniversitelerdeki Saldırılar Protesto Edildi

    Muş Alparslan Üniversitesi (MŞÜ) öğrencileri, diğer üniversitelerde İslam’a ve dini faaliyetler yürütenlere dönük gerçekleştirilen eylemleri protesto ettiler.

    Üniversite kampusu girişinde toplanan öğrenciler, ‘Sözde çağdaş, özde barbarlar’, ‘İslami gençlik her yerde ve her alanda’ ve ‘Çetelere geçit yok’ gibi dövizler açarak tekbirler getirdi. Daha önce çeşitli üniversitelerde Kur’an-ı Kerim’i okumak ve anlamak ile derslikler önünde namaz kılmak isteyen öğrencilere yönelik yapılan saldırılara sert bir şekilde tepki gösterildi. Üniversiteli öğrenciler adına basın açıklamasını okuyan Abdulkadir Özyiğit, aklın dumura uğradığı fikirlerin talan edildiği, dünyanın bir tür açık hava tımarhanesine döndüğü günümüzde her an yeni bir zulüm ve barbarlık ile karşı karşıya kalmanın bir arada yaşama ahlakını menfi ve ideolojik sapmalara mahkûm kaldığının apaçık bir göstergesi olduğunu söyledi. Küresel emperyalist güçlerin kontrolünde ustalıkla yürütülen bu çağdaş barbarlıkların Filistin’de, Afganistan’da, Irak ve Suriye’de uygulamaya konulması ve buralarda olan olaylar herkesin malumu olduğunu ifade eden Özyiğit, “Bizler Allah’a iman etmiş muvahhitler olarak nerden ve kimden gelirse gelsin geçmişte olduğu gibi şimdide farklı isimlerle bu zulmün karşısında ve mazlumun yanında şahitliğimizi Allah için ortaya koymaya çalışıyoruz. Daha önce Kuran-ı Kerim’i okumak ve anlamak için toplanan Müslüman hanımlara yapılan saldırılar, İTÜ Tevhid ve Adalet Topluluğu’nun çağrısıyla bir araya gelen İTÜ’lü öğrencilerin İstanbul Teknik Üniversitesi’nde merkezi bir cami talebiyle ilgili basın açıklaması yapmak ve merkezi dersliğin önünde namaz kılmak üzere toplanan Müslümanlara ilan edilmiş eylem saatinin öncesinde alanı işgal etmeye kalkan sol-sosyalist gruplar, ‘burada namaz kılınamaz’ şeklinde ifadeler eşliğinde Müslüman öğrencilere saldırdı. Daha sonra aynı faşizan sol zihniyet, Ankara Üniversitesi mescidinde Kur’an okumak için bir araya gelen hanım kardeşlerimizi ‘burada bizden başka gruplara izin vermeyiz’ diyerek mescitten çıkarmak suretiyle engelledi. Son olarak insani ve İslami kaygılar ile Nepal’deki Müslüman kardeşlerimize dikkat çekmek ve onlar için farkındalık oluşturmak amacıyla Eskişehir Osmangazi Üniversitesi’nde de Genç İHH’lılar tarafından açılan stant ve resim sergisine yönelik kendilerine öğrenci kolektifi adı veren şirret bir gurubun kızıl şal görmüş İspanyol boğası gibi burunlarından öfke ile solumaları ve bilinçaltlarında yatan öfkeyi kusmaları, kendileri dışında herkesi karanlık görme müstağniliklerini MŞÜ’lü Müslümanlar olarak telin ediyoruz. Bizler mazlumlar adına umudu diri tutacağımıza ve mücadele edeceğimize ahd eden MŞÜ’lü Müslümanlar olarak daha öncede yapılan saldırılara ilaveten yapılan son saldırının sabrımızı artık taşırdığını ve müminlerin kardeş olduklarını ve onların yanlarında kalben ve fiilen duracağımızı ve şahitliğimizi yerine getireceğimizi tüm zalimlere duyuruyoruz. Faşizme karşı omuz omuza iddiasında olup ilkesiz ve tahammülsüz bir profil ortaya koyan; kendisi dışındaki her bir inanç, yorum ve söylemi kabul etmeyerek, baskılayarak ve şiddete baş vurarak yok etmeye çalışan güruh, aslında faşizan karakterin ta kendisidir. Buradan yeryüzünün tüm zalim ve despotlarına bir kez daha haykırıyoruz; bizler, Müslümanlara ve mazlumlara yönelik her bir zulmü ve hakareti kalbi bir buğz ile telin ediyor ve mazlumların yanında Musavari fedakârlık ve zalimlerin karşısında da İbrahimi bir duruş sergileyeceğimizi deklare ediyoruz. İnanıyoruz ki akıbet muttakilerin zaferi ile sonuçlanacaktır. Hakkın karşısında batılın nasıl da zelil olacağına Allah’ın izni ve inayeti ile bütün cihan şahit olacaktır, şahit olacaktır, şahit olacaktır” dedi.

    Yapılan basın açıklamasından sonra erkek ve kız öğrenciler tekbirler getirerek olaysız bir şekilde dağıldı.

  • Tokat’ta Türkmen Bölgesine Yapılan Saldırılar Protesto Edildi

    Tokat’ta Türkmen bölgesine yapılan saldırılar protesto edildi.

    Memur-Sen Konfederasyonu’na bağlı Genç Memur-Sen tarafından Tokat’ta, Bayırbucak Türkmen bölgesine yönelik saldırılara karşı eylem düzenlendi. Hüdayi Sayıbaş Yeraltı Çarşısı üzerinde düzenlenen eyleme katılan sivil toplum örgütü üyeleri ellerinde dövizlerle, “Katil Esad Suriye’den defol”, “Bayırbucak Türkmenleri yalnız değildir” şeklinde slogan attı.

    Memur-Sen Tokat Şube Başkanı Suat Mantar, bugün Esed’e, Putin’e, DAEŞ’e, İran’a ve zulme ortak olan bütün zalimlere, canilere ve vahşilere karşı olduklarını haykırma günü olduğunu ifade ederek, “Zalim Rusya’yı, Katil Esed’i, Bayırbucak Türkmenlerini yok etmeye yönelen saldırıları ve katliamlarından dolayı esefle kınıyor, lanetliyoruz” dedi.

    Genç Memur-Sen adına basın açıklamasını okuyan Tuba Ceylan, uluslararası toplumu; Putin, Esed, DAEŞ, İsrail ve İran ortak yapımı zulüm sahnesini yıkmaya ve vahşet senaryosunu yırtmaya davet ederek, “Bayırbucak Türkmenleri başta olmak üzere Suriye’de hayatını kaybeden Türkmen, Arap ve Kürt kardeşlerimize, masum ve mazlum insanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Genç Memur-Sen olarak, Bayırbucak Türkmenlerine asimilasyon ve sürgün politikalarıyla zulmedilmesine sessiz kalmayacağız, izin vermeyeceğiz. Uluslararası toplumu; Putin, Esed, DAEŞ, İsrail ve İran ortak yapımı zulüm sahnesini yıkmaya ve vahşet senaryosunu yırtmaya davet ediyoruz. Biz bütün insanlığı, her türlü katliama karşı birlikte hareket etmeye, kan ve göz yaşına el birliğiyle son vermeye davet ediyoruz. Ben, sen, o değil biz olursak Esed gider, vahşet biter. Siyah, beyaz, sarı ırk diye ayrılmaz, insanlık noktasında buluşursak DAEŞ tükenir, barış ve huzur ümidi filizlenir” diye konuştu.

  • Türkmenlere Yönelik Saldırılar Trabzon’da Basın Açıklamasıyla Kınandı

    Suriye’deki iç savaş nedeniyle saldırılara ve katliamlara maruz kalan Bayırbucak Türkmenleri’ne destek amacıyla Trabzon’da basın açıklaması yapıldı.

    Trabzon Atatürk Alanı Atatürk Anıtı önünde Genç Memur-Sen tarafından yapılan basın açıklamasında “Zalim Rusya’yı, Katil Esed’i, Bayırbucak Türkmenleri’ni yok etmeye yönelen saldırıları ve katliamlarından dolayı esefle kınıyor, lanetliyoruz. Bugün mazluma sahip çıkma günü. Bugün Esed’e, Putin’e, DAEŞ’e, İran’a ve zulme ortak olan bütün zalimlere, canilere ve vahşilere karşı olduğumuzu haykırma günü. Genç Memur-Sen olarak, insani, vicdani ve tarihimizden beslenen sorumluluğumuzu yerine getirmek için bugün buradayız. İnsanlığını kaybetmemiş vicdan sahibi herkesin bizimle birlikte olduğunu, mağdurlara ve mazlumlara sahip çıkmanın yürek yangınını taşıdığına inanıyoruz. Vahşet saltanatını sürdürmek için ülkesini cehenneme çeviren, kendi halkına zulmeden Esed, sözde DAEŞ’le mücadele için bölgeye gelen emperyalist Rusya’nın, bölgeyi kendi inancı doğrultusunda tahkim etmek isteyen İran’ın desteğini alıyor, hep birlikte Bayırbucak Türkmenlerinin yaşadığı köylere fosfor ve misket bombaları yağdırıyorlar. Üstelik kadın, çocuk, yaşlı demeden sivilleri öldürüyorlar. Mazlumun dinini, ırkını, mezhebini hiçbir zaman sormadık. Kimden gelirse gelsin zulmün karşısında, kim olursa olsun mazlumun yanında olduk. Bu anlayışla, Bayırbucak Türkmenleri başta olmak üzere Suriye’de hayatını kaybeden Türkmen, Arap ve Kürt kardeşlerimize, masum ve mazlum insanlarımıza Allah’tan rahmet, yaralılara acil şifalar diliyoruz. Genç Memur-Sen olarak, Bayırbucak Türkmenlerine asimilasyon ve sürgün politikalarıyla zulmedilmesine sessiz kalmayacağız, izin vermeyeceğiz. Uluslararası toplumu; Putin, Esed, DAEŞ, İsrail ve İran ortak yapımı zulüm sahnesini yıkmaya ve vahşet senaryosunu yırtmaya davet ediyoruz. Biz bütün insanlığı, her türlü katliama karşı birlikte hareket etmeye, kan ve gözyaşına el birliğiyle son vermeye davet ediyoruz” denildi.

  • Mültecilere Yönelik Sistematik Saldırılar Raporlandı

    İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (HRW) resmi internet sayfasında mültecilere yönelik sistematik saldırılarlarla alakalı rapor yayınlandı. “Yunanistan: Botlara Saldırılar Göçmenlerin Hayatını Riske Atıyor” başlıklı raporda, Ege’de göçmenlere yapılan saldırılar ele alıdı.

    HRW raporunda, göçmenleri ve sığınmacıları taşıyan botlara yüzleri maskeli ve genellikle silahlı saldırganlar tarafından saldırıda bulunulduğu açıklandı. Şahitlerin ifadelerine göre bazı saldırılarda botların bağlanarak Türk kara sularına doğru çekildiği aktarıldı. HRW temsilcilerinin yanı sıra saldırılardan etkilenen göçmenlerin ifadelerinin yer aldığı yazıda dikkat çekici ayrıntılara yer verildi. HRW temsilcilerinin yaptıkları görüşmelerde, Türkiye’den Yunanistan’a geçmeye çalışan göçmenleri ve sığınmacıları taşıyan botlara, yüzleri maskeli ve genellikle silahlı kişiler tarafından saldırıda bulunulduğu ifadeleri yer aldı. Bu saldırılarda göçmenler ve sığınmacıları taşıyan botlar kullanılamaz hale getirildi.

    Saldırının yapıldığı botlarda yer alan kişilerden biri, ifadesinde, “Saldıran kişiler siyah giyinmişlerdi ve üzerlerinde herhangi bir işaret bulunmuyordu. Bilmedikleri bir dil konuşuyorlardı ve bu dil kesinlikle Türkçe değildi” dedi.

    HRW’nin belgelendirdiği üç saldırıda görüşülen insanlar, saldırganların botunda Yunan bayrağı bulunduğunu ve silahlı olduklarını aktardı. Altı olayda ise maskeli saldırganların botların mekanik aksamını bozduğu ya da yakıtlarını boşaltıldığı belirtildi. Üç olayda göçmenleri ve sığınmacıları taşıyan botlar bağlanarak Türk karasularına doğru çekildi. Dört olayda ise mülteciler ve sığınmacılar dövüldü ya da çeşitli şiddet eylemlerine maruz kaldı. Bütün bu saldırılarda botlar tahrip edilerek mülteciler boğulmaya terk edildi.

    TÜRKİYE 66 BİN KİŞİYİ KURTARDI

    Sahil Güvenlik Komutanlığı’ndan elde edilen verilere göre, deniz üzerinden yapılan düzensiz göç olaylarında 2014 ve 2015 yılları arasında yaklaşık yüzde 400’lük artış oldu. Türk arama kurtarma sahasında kurtarılan göçmen sayısı 2014’te 574 olayda 14 bin 961 kişi iken, 1 Ocak-27 Ekim 2015 tarihleri arasında yapılan bin 887 operasyonla toplam 66 bin 239 düzensiz göçmen denizden sağ olarak kurtarıldı. Deniz üzerinden yapılan düzensiz göç olayları raporlarına göre, Avrupa ülkeleri, push-back operasyonları ile denizlerde insan hayatını tehlikeye sokarken, Türkiye Sahil Güvenlik Komutanlığı hayat kurtarmak için çabalıyor. Bugüne kadar Doğu Akdeniz’de yapılan operasyonlarda ölüm oranları yüzde 1.6 iken, Türkiye’nin gerçekleştirdiği operasyonlarda ölüm oranları yüzde 0.1 olarak gerçekleşti.