Etiket: Saldırılar

  • Türkiye ekonomisine yönelik siber saldırılar artışta

    CSC’nin Türkiye’de faaliyet gösteren 250 kurumun katılımı ile gerçekleştirdiği siber güvenlik araştırmasına göre, son beş yıllık dönemde siber saldırıların sayısında artış yaşandı. Sadece kötü niyetli yazılımlar ve bilgisayar korsanları değil, çalışanlar da farkında olmadan şirketlerinin siber güvenliklerini tehdit ediyor.

    CSC’nin ’Türkiye’deki şirketlerin siber güvenlik yaklaşımı’ konulu araştırmasına göre, ticari kuruluşların yüzde 47’si, 2011 yılından bu yana maruz kaldıkları siber saldırıların sayısında artış olduğu görüşünde birleşiyor. Şirketler, siber güvenliği tehdit eden temel risk faktörlerini kötü niyetli yazılımlar, hacker saldırıları ve kendi çalışanları olarak görüyor. 2016 yılının Temmuz ayında gerçekleşen araştırmaya, Türkiye’de faaliyet gösteren 250 kurum katıldı.

    Araştırmaya göre, Türkiye’deki şirketlerin dörtte üçünün halen uygulamakta olduğu bir siber güvenlik politikası bulunuyor. Bu kurumların yüzde 43’ü siber güvenlik politikalarını günlük, haftalık ve aylık bazda gözden geçiriyor ve revize ediyor. Olağanüstü durumlar yaşanmadıkça, standart revize süresinin 6 ay ile 1 yıl arasında olması gerektiğini belirten CSC Türkiye Genel Müdürü Alev Alp Esen, “Gözden geçirme ve revize periyotlarının standart süreden kısa olması, kurumun siber güvenliğe yönelik etkin bir yol haritasının bulunmadığı anlamına geliyor. Araştırmamıza katılan kurumların sadece yüzde 44’ünün standart süre aralığını belirtmesi, bu anlamda bir güvenlik bilincinin ülkemizde henüz tam olarak yerleşmediğini gösteriyor” dedi.

    Kurumların yüzde 23’ü siber güvenlik harcamaları için bütçe ayırmazken, toplam BT bütçesinin yüzde 11 ile 30 arasında bir kısmını siber güvenliğe ayıranların oranı yüzde 50’yi buluyor. Yüzde 10’luk bir kesim ise toplam BT bütçesinin yüzde 31’inden fazlasını siber güvenlik için harcadığını ifade ediyor.

    Diğer sektörlere oranla siber saldırılar neticesinde maddi kayıplara daha açık olan finans sektöründe farkındalığın yüksek olduğunu belirten Esen, “Türkiye’de bankaların internet şubelerinin müşteri arayüzleri Avrupa ülkelerine kıyasla daha fazla dijitalleşmiş durumda. Bu da daha yüksek güvenlik gereksinimini beraberinde getiriyor. Türkiye’deki bankaların yurtdışındakilere göre siber güvenlik tehditlerine karşı daha iyi korunduğunu söyleyebiliyoruz. Vatandaşların çeşitli kişisel verilerine sahip olan kamu kurumları için de aynı durum geçerli. Finans ile birlikte, en çok hedefte olan kurumlar kamu sektöründen. Araştırmamıza katılan kamu kurumlarının yüzde 90’ından fazlasının bir siber güvenlik politikasına sahip olmasını da dikkate değer buluyoruz” diye konuştu.

    Araştırmaya katılan şirketlerin yüzde 47’si, son beş yıl içerisinde karşı karşıya kaldıkları siber saldırıların sayısında artış olduğunu belirtiyor. Siber saldırıların başlıca kaynaklarında ise kötü amaçlı yazılımlar yüzde 94 ile başı çekerken, hacker’lar yüzde 68, çalışanlar yüzde 42, eski çalışanlar yüzde 33 ve rakipler yüzde 28 ile siber güvenliği tehdit eden diğer faktörler olarak sıralanıyor.

    Araştırmaya katılan kurumların yüzde 77’si, çalışanlarını siber güvenlik politikalarının bir parçası görürken, çalışanlar açısından en büyük riskler bilgi güvenliği ve verilerin sızdırılması olarak öne çıkıyor. Güvenlik teknolojisine ek olarak, çalışanların güvenlik politikalarının bir parçası olmalarının ve siber güvenlik konusunda eğitim almalarının da kritik olduğunu belirten Esen, “Bazı kurumlar, çalışanlarına eğitim verdikten sonra onları puanlama yoluna gidiyor. Bu sayede şirket içindeki siber güvenlik ölçümleri, etkili ve sürdürülebilir bir şekilde yapılandırılabiliyor” dedi.

  • Yrd. Doç. Dr. Kaynak: “DAEŞ metropollerde saldırılar gerçekleştirebilir”

    İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Bahadır Kaynak, Türk askerlerinin Suriye’ye girmesinin perde arkasını İHA’ya anlattı. Yrd. Doç. Dr. Kaynak, “Yakın zamanda Gaziantep’te bir bombalı saldırı gerçekleştirdi. Oradaki hedefi farklıydı ama şimdi yeniden metropollerde saldırılar gerçekleştirebilir” dedi.

    Türk Silahlı Kuvvetleri’nin Suriye’nin Cerablus bölgesinin DAEŞ’ten temizlenmesi için sabahın ilk ışıklarıyla birlikte başlattığı askeri harekatın önemini ve perde arkasını anlatan İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Görevlisi Yrd. Doç. Dr. Bahadır Kaynak, Cerablus müdahalesinin Türk hudut güvenliğinin sağlanması adına yapıldığını ifade etti.

    Harekatın öncesinde sınıra doğru bir yığınak yapılmaya başlandığını belirten Yrd. Doç. Dr. Bahadır Kaynak, “Daha önce de alarm durumu oldu. Hükümete yakın kaynaklar birkaç ay önce Türkiye’nin Cerablus Bölgesi’ne müdahale edeceğini söyledi. Ancak daha sonra bu bölgeye bir müdahale olacağı konusunda anlaşılmışken iptal edildiğini, hatta iptalin sebebinin Rus uçağının düşürülmesiyle bağlantılı olduğunu da iddia ettiler. Bunun üzerinden birtakım komplo teorileri yazıldı. Benim beklentim harekat konusunda bir süre daha beklenip, ABD Başkan Yardımcısı Joe Biden görüşmesinin ardından gelecek reaksiyona göre karar verilmesi şeklindeydi. Ama sanırım karar, Biden görüşmesi öncesinde bir reaksiyon alınıp kendi tutumumuzu belirleme ve bunun üzerinden müzakere etme yönünde oldu. Cerablus’a müdahale bu pazarlık pozisyonunu güçlendirme hamlesiydi. Türkiye’nin bölgeye ilişkin rahatsızlıkları zaten belliydi. Ama esas problem Münbiç’in PYD tarafından ele geçirilmesiyle Türkiye’nin güneyden çevrelemesinden duyulan rahatsızlık. Zaten PYD lideri Salih Müslim’den de bir tepki geldi. Bu müdahale, ilerleyen PYD birliklerinin Afrin’de birleşmesini ve Türkiye’yi tamamen güneyden kuşatmasını engellemeye yönelik bir hareket olarak da görülüyor. PYD’nin en büyük endişesi de bu ve Türkiye bunu durdurmuş vaziyette. Fakat koridorun daha güneyden, El-Bab Bölgesi’nden birleşmesi gibi bir ihtimal daha var. Joe Biden görüşmesinde sonuç alınamaması halinde Türkiye, Suriye’nin daha da içine çekilmek durumuyla karşı karşıya kalabilir. Türkiye sevimsiz bir manzarayla karşı karşıya ama iki olumsuz durum arasında da bir tercih yapmak zorunda” diyerek Türkiye’nin bu durumu pazarlık olarak kullanmayı planladığını söyledi.

    “Türkiye koridorun açık bulunmasını istiyor”

    “Türkiye’nin Suriye sınırının kontrolü PYD tarafından kontrol ediliyor. 80 kilometrelik bir aralıkta da DAEŞ bulunmakta. Yani Türkiye açısından hiçbir şekilde parlak senaryo yok” diyen Yrd. Doç. Dr. Kaynak, “Türkiye o koridorun açık kalmasını istemişti ama DAEŞ’in de orada olmasından memnun değil. Dolayısıyla koridorun açık kalmasını ve kendisine müzahir ÖSO dediğimiz grupların bu bölgede bulunmasını istiyor. Koridoru kendimize bir yaşam alanı olarak ayırıp, güneye doğru birtakım iletişim kanallarının kopmasını da engellemeye çalışıyor” dedi.

    “Rusya belirsiz, ABD ise PYD’nin müttefiki”

    Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin harekat karşısında ne gibi bir tavır takınacağını da anlatan Yrd. Doç. Dr. Kaynak, “Rusya ile birtakım anlaşmalar yapılmış olduğu gözüküyor. Ama Suriye konusunda neler konuşulduğu ve hangi noktada mutabık kalındığı hakkında net bir bilgi verilmedi. Türkiye bu konuda sadece ’Suriye’ye yönelik bazı gelişmeler olacak’ dedi. Şu anda Suriye’deki rejim değişikliği projesinden de vazgeçilmiş durumda. Şu an hiçbir şey bilmiyoruz. Amerika Birleşik Devletleri ise Suriye Hava Birlikleri’nin PYD’yi bombalamasından sonra, ’Bunlar bizim müttefikimizdir ve birlikte DAEŞ’e müdahale ediyoruz” dedi. Dolayısıyla müttefiklerinin arkasında duracaktır. Bir pazarlık olacaksa da bunun üzerinden gidilecektir. Bu müzakerelerin sonunda çok iyimser olmamak gerekir. ABD’nin tamamen taraf değiştirip Suriye’nin toprak bütünlüğü çerçevesinde Türkiye’nin hedeflerini benimsemesi gibi bir durum olmayacaktır. Sadece PYD’nin ilerlemesini sınırlandırıp krizi daha fazla tırmandırmama noktasında anlaşılacaktır. Türkiye ile Amerika mutabakat sağlamadı. Bu olayı o mutabakatı sağlamak ve pazarlık elini güçlendirmek adına bir adım olarak nitelendirebiliriz” diye konuştu.

    “Önümüzdeki günler hareketli geçecek”

    Bu olaylardan sonra pazarlık sürecinin nasıl ilerleyeceğinin belirleneceğini söyleyen Yrd. Doç. Dr. Kaynak, “Birtakım çatışmaların yaşanacağını maalesef bekliyoruz. DAEŞ’in Türkiye’de bazı hedeflere saldırılarda bulunması mümkündür. Zaten yakın zamanda Gaziantep’te bir bombalı saldırı gerçekleştirdi. Oradaki hedefi farklıydı ama şimdi yeniden metropollerde saldırılar gerçekleştirebilir. Henüz PKK bağlantılı terör eylemlerinin de hafifleyeceğini düşünmüyorum. Şu an çatışma durumundayız ve sonunu göremiyoruz. Orta Doğu yeniden dizayn ediliyor. Şiddetli bir çatışma var. Dolayısıyla önümüzdeki günlerde sessiz sakin bir dönem beklememeliyiz. Ama büyük ve lokal güçlerin bir noktada anlaşmasıyla bunlar durdurulabilir. O noktaya gelene kadar bazı çatışmalar yaşanması kaçınılmaz” dedi.

  • Bakan Tüfenkci: “Bu hain saldırılar, PKK’nın son çırpınışları”

    Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Van ve Elazığ’da teröristlerin düzenlediği saldırıları değerlendirdi. Tüfenkci, bu hain saldırıların PKK’nın son çırpınışları olduğunu belirtti.

    Bakanlığıyla ilgili bir takım incelemelerde bulunmak üzere tarifeli uçakla Kars’a gelen Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci’yi havaalanında Ardahan Valisi İbrahim Özefe, Kars Belediye Başkanı Murtaza Karaçanta, Ardahan Belediye Başkanı Faruk Köksoy, AK Parti Kars İl Başkanı Adem Çalkın, Ardahan İl Başkanı Yusuf Demirci, kurum ve daire amirleriyle partililer karşıladı.

    Kars Valisi Rahmi Doğan ve Ardahan AK Parti Milletvekili Orhan Atalay ile birlikte Kars’a gelen ve havalaalanında gazetecilerin sorularını cevaplayan Bakan Tüfenkci, “Bölgedeki terörle mücadelenin de esasında bu Fetullahçı terör örgütüne mensup sözde komutanlara teslim edildiğini de düşündüğümüzde ben inanıyorum ki 15 Temmuz’dan sonra bölgedeki mücadele şekli ve mücadelede alınan sonuçların da olumlu anlamda değişeceğine inanıyorum” diye konuştu.

    Hain saldırıların PKK’nın son çırpınışları olduğuna dikkat çeken Tüfenkci, “Tabi bunu gören terör örgütü, PKK terör örgütü alçakça ve haince saldırılarını devam ettiriyor. Belki de artırarak devam ettiriyor. Ama Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlet ve bunun da üstesinden, nasıl şehirlerdeki yapılanmalarını kısa zamanda temizlediysek, bunların bu tür eylemlerini önleyecek gücümüz Allah’a hamd olsun vardır. Ve kısa zamanda bu noktada olumlu adımlar da atılacaktır. Bu PKK’nın son çırpınışları diye ben değerlendiriyorum” şeklinde konuştu.

    Bakan Bülent Tüfenkci, daha sonra beraberindekilerle birlikte karayolu ile Ardahan’a hareket etti.

  • MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ: “Bu saldırılar daha vahim bir boyut kazanacak”

    MHP Gaziantep Milletvekili Ümit Özdağ, “Önümüzde aylarda ve yıllarda bu saldırılar daha vahim bir boyut kazanacak” dedi.

    Tokat’ta bir lokantada düzenlenen iftar yemeği programına katılan Özdağ’a eski MHP İl Başkanı Fatih Demirkol ile eski MHP Merkez İlçe Başkanı Alparslan Özcan eşlik etti. Yemek sonrasında partilere konuşma yapan Özdağ, İstanbul’da 44 kişinin hayatını kaybettiği terör saldırısına değindi. 1968 yılında Türkiye’de başlayan terör sürecinin yeni bir aşamaya girdiğini öne süren Özdağ, “Son bir sene den sonra Türkiye’de kitlesel katliamların olduğu bir terör döneminden geçiyoruz. Ne yazık ki önümüzdeki günler ve aylarda Türkiye’nin içinden geçtiği süreç daha ağır olacak, zor günleri yaşayacağız. PKK terör örgütü bir yandan IŞİD terör örgütü bir yandan AKP’nin izlemiş olduğu akıl dışı Suriye ve Orta Doğu politikasının sonucunda Suriye’de elde ettikleri devletçiklerden Türkiye’ye saldırılar düzenliyorlar. Büyük kentlerimizin merkezi yerleri bombalanıyor. Kilis sürekli füze saldırısı altına alınıyor ve gerek PKK terör örgütü gerek IŞİD terör örgütü kitlesel katliamlar yapmaktan kaçınmıyorlar aksine bu katliamlarını her seferinde birazcık daha kapsamın büyüterek cüretkâr hale geliyorlar. Önümüzde aylarda ve yıllarda bu saldırılar daha vahim bir boyut kazanacak” diye konuştu.

    Özdağ’ın partililere konuşması basına kapalı olarak devam etti.

  • Tküugd Başkanı Yavuzaslan: “Irak Tuzhurmatu’da Türkmenlere Yapılan Saldırılar Sürüyor”

    Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği (TKÜUGD) Başkanı Güngör Yavuzaslan, Irak’ın Tuzhurmatu ilçesinde PKK’lı teröristlerin de katılımıyla Türkmenlere saldırılar yapıldığını ifade etti.

    Irak’ın Tuzhurmatu ilçesinde iki gün önce başlayan olayların devam ettiği bildirildi. Bölgede bulunan Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği (TKÜUGD) Başkanı Güngör Yavuzaslan, ilçede PKK’lı teröristlerin de katılımıyla Türkmenlere saldırılar yapıldığını ifade etti.

    Yavuzaslan, “İlçede bulunan Halk Gönüllüleri Güçleri ile Peşmerge arasında yaşanan çatışmada çok sayıda insan yaşamını yitirdi. İlçeden gelen ilk fotoğraflarda PKK militanlarının Peşmerge desteğiyle sivil Türkmenlere ve evlerine saldırdığı yerel kaynaklarca bildirildi. İlçede yaralılara müdahale eden sağlık ekibi ve ambulanslara Peşmerge ve PKK militanları tarafından saldırı gerçekleştirildi. Tuzhurmatu’da bulunan Türkmen Halk Gönüllü Güçleri Haşdi Şaibi Türkmeni özellikle Türkmen mahallelerine yapılan saldırılara sert cevap verdi. Bölgeden alınan bilgilere göre çatışmalarda zaman zaman ağır silahlar kullanılıyor” dedi.