Etiket: Saklanması

  • Uzmanlar, kurban etinin kesimi ve saklanması ile ilgili uyarılarda bulundu

    Kurban Bayramı’na bir gün kala, uzmanlar kurban kesildikten sonra neler yapılması ve etinin nasıl saklanması konusunda vatandaşları uyardı.

    Kurban Bayramına bir gün kala Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilcisi Dr. Mehmet Akif Şen, kurban kesecek olan vatandaşlara güvenli gıda tüketmeleri noktasında bazı önemli konularda uyarılarda bulundu. Kurbanların strese sokulmaması gerektiğini söyleyen Şen, “Hayvan strese girerse eti kalitesiz olur” dedi

    “Hayvan kesim sırasında strese sokulmamalıdır”

    Gıda Mühendisleri Odası Kocaeli Temsilcisi Dr. Mehmet Akif Şen, “Kurban Bayramı gelmesi vesilesiyle dini vecibelerimizi yerine getirirken, gıda olarak evde tüketilecek olan etlerin saklanma koşulları hakkında bilgilendirmeler yapmak gerekmekte. İlk olarak hayvan kesim alanına getirilirken strese sokulmaması gerekiyor. Hayvan strese girdiği zaman eti kalitesiz oluyor. Hayvan, dövülerek getirildiği zaman, koşturularak getirildiği zaman, yere yatırılırken sert bir şekilde yere yatırılırsa strese girer ve bu da et kalitesinde sıkıntılar meydana getirir. İkinci olarak hayvan kesildiğinde et steril bir ortamdır. Steril bir besindir. Hayvanın derisi yüzülürken, iç organları çıkarılırken ete bağırsak, dışkı, toprak gibi mikroorganizmalar geçebilir. Bunlara vatandaşlar dikkat etmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

    “Hayvanı keser kesmez mutlaka askıya almak gerekiyor”

    Kurban kesildikten sonra iç organların dikkatli bir şekilde çıkarılması gerektiğini belirten Şen, “İyi bir şekilde deriyi soymaları iç organları çıkarmaları gerekiyor. Aksi takdirde iç organları çıkarırken patlama delinme olduğu zaman ette mikroorganizma kontaminasyonu meydana geliyor. Bunu vatandaş suyla beraber kesim esnasında yıkadığında daha büyük mikroorganizma kontaminasyonları meydana gelebiliyor. Hayvanı keser kesmez mutlaka askıya almak gerekiyor. Mümkünse kurban yerinde askıda kesilmesi gerekiyor. Çünkü kan kesildikten sonra yüksek oranda mikroorganizma üretebilen bir ortamdır. Hızlı bir şekilde kanın vücuttan süzülmesi ile et daha kaliteli ve daha hijyenik olmaktadır” ifadelerini kullandı.

    “Et artı 4 santigrat derece 24 saat dolapta bekletilmeli”

    Kurban etinin mümkün olduğunca kesildiği gün tüketilmemesi gerektiğini söyleyen Şen, “Etin doğal yapısından kaynaklı beklemeyle sertleşmesi, olgunlaşması gibi bir olay bulunmaktadır. Et kesildiği gün doğranmaya çalışılırsa hem fire artar hem de düzgün bir şekilde et pişirilecek yemeğe göre işlenemez. Düzgün kuşbaşı yapılamaz. 1 gün 24 saat civarında ve artı 4 santigrat derecede dolapta tutulursa et daha iyi işlenebilir. Evlere normal zamandan fazla et girdiğinden dolayı vatandaşların dolapları etle doldurması vuku buluyor. Vatandaşlar etleri pişirecekleri yemeğe göre porsiyonlayıp dolaba atmaları gerekiyor. 300 gramlık 500 gramlık ambalajlarda kuşbaşı, kıyma gibi hangi ürünü kullanacaksa yemekte ona göre dolaba koyulması gerekiyor. Çünkü eti dondurduktan sonra çözündürüp fazlasını tekrar dondurup çözündüğü zaman mikroorganizmaların ette bozulma yapması meydana geliyor. Bu şekilde olan et insan sağlığına sakıncalı bir besin halini alıyor. Bunu vatandaşlarımıza öneriyoruz” dedi.

    “Kıyma, soğutuculu makinelerde çekilmelidir”

    Kurban etinden kıyma yaptıracak olanlara da uyarılarda bulunan Şen, “Vatandaşlar 1 gün sonra evde etini parçalara ayırırken kuşbaşı yaptığı gibi kıyma da yaptırıyor. Kıyma yaparken dikkat edilmesi gereken konular var. Kıyma evde yapılmaz. Ya bir kasaba ya da bir markete yaptırılıyor kıyma. Oralarda çekilmesi gerekiyor. Kıymayı çekerken mutlaka kasabın makinesi kontrol edilmeli. Özellikle etin kızışmasını önlemesi için soğutuculu makine olması gerekiyor. Bazı marketlerde sırf Kurban Bayramına özel kıyma makinesi çıkarıyorlar. Bunların bir özelliği olmuyor. Daha profesyonel kasaplarda soğutuculu makinelerde etin iç sıcaklığını düşüren teçhizatlar mevcut. Bunlarda çekilmesi gerekiyor” şeklinde konuştu.

  • Kordon Kanının Saklanması

    Medicana Anne, Çocuk Merkezi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Op. Dr. Can Şener, kordon kanını saklamanın gerekli olup olmadığını cevaplandırdı.

    İlerde bebekleri kanser olursa endişesiyle bebeklerinin kordon kanını saklatmak isteyen çiftlere verilen cevabın teknik bilgilerle dolu olduğunu berten Şener, “Ancak bu soruya verilecek kısa cevap bize göre net değildir. Belki, ama büyük ihtimalle gerekmez” dedi.

    Göbek kordonu kanının hemopoetik sisteme ait kök hücreleri barındırdığının keşfedilmesinin üstünden yaklaşık 30 sene geçtiğini hatırlatan Şanar, “Bu zaman zarfında anlaşılmıştır ki kök hücrelerin donorden alınan kemik iliğine kıyasla avantajları artık çok nettir. Kemik iliğine kıyasla çok kolay ulaşılabilmesi ve doku uyumu sağlama oranının da çok yüksek olması büyük önem taşımaktadır. Kordon kanındaki hücrelerin immunolojik immatürlükleri ve kemik iliğine kıyasla kordon kanında çok daha yüksek oranda kök hücre bulunması da bu önemi artırmaktadır.

    Bu kadar belirgin avantajlar dikkate alındığında hükümetlerin sağlık politikaları içinde ulusal kordon kanı bankaları oluşturması ilik nakli için gerek donor gerekse ekonomik koşullar yüzünden çaresizce bekleyen hastalar için çok önemli bir müjde olacaktır.

    Aksi yönde kişilerin kendi kordon kanlarını kendileri için saklatmaları aynı oranda mantıklı gözükmemektedir. Kordon kanı nakli için aday olan kanser dışı hastalıkların tamamı genetik orijinli olup otolog (kişinin kendisinden alınıp saklanmış) kök hücre nakline uygun değildir.

    Bugün birçok lösemi ve lenfoma artık konvansiyonel kemoterapi veya radyoterapi yöntemleri ile çok yüksek başarı oranları ile tedavi edilmekte olup ilik nakline gerek duyulmamaktadır. Ayrıca habis değişiklikler göstermiş aynı kök hücrelerin tedavi amaçlı nakli de şu anki bilgiler ışığında cevaplanmamış birçok soruyu da beraberinde getirmektedir.

    Doğacak herhangi bir çocuğun kemik iliği nakli gerektirecek bir hastalığa yakalanma riski yüzde 0,04 olarak hesaplanırken kardeşler veya anne baba da bu orana dahil edilirse oran hala yüzde 1’in altında kalmaktadır. Görüldüğü gibi saklanan kanın saklanma bedeli ile kullanılma oranı şu anki teknoloji dikkate alındığında saklanma yönünde tercih yapmayı zorlaştırmaktadır. İleriki yıllarda muhtemel tıbbi gelişmeler sonucu yeni kullanım gerekçeleri oluşabileceği yönündeki tezlerde kordon kanının yedi seneden uzun saklanması sonrası akıbetinin belirsizliği gerçeğine takılmaktadır.

    Henüz ülkemizde çok fazla gündeme getirilmeyen başka bir konu da etik sorunlardır. Saklanan numunenin sahibi harcamayı yapan aile mi yoksa kanın sahibi bebek midir? Özellikle üçüncü şahıslara nakle kimin izin vereceği konusu etik konulara çok önem veren ülkeler için tartışma konusudur.

    Kadın doğum uzmanlığı ahlaki kararlar verecek veya finansal danışmanlıklar yapacak bir pozisyon değildir kuşkusuz ancak kordon kanının saklanması konusunda sorularla karşı karşıya kalan her doktor, hasta ailelerine, sağlıklı karar verebilmelerine yardımcı olacak teknik bilgiyi verecek dağarcığa sahip bulunmalı ve bu konuda istekli olmalıdır” dedi.