Etiket: şair

  • Başsavcı ve Şair Hikmet Gülay: “Her şey sevmekle başlar”

    Başsavcı ve Şair Hikmet Gülay, İstanbul Rumeli Üniversitesinde ‘Hayatın Gerçekleri ve Hukuk’ adlı söyleşi gerçekleştirdi.

    Söyleşiye İstanbul Rumeli Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Salih Aynural, öğretim üyeleri ve çok sayıda öğrenci katıldı. 5 şiir kitabı bulunan ve 6. şiir kitabını çıkarmaya hazırlanan Başsavcı ve Şair Hikmet Gülay, hayatta her şeyin sevmekle başladığını, insanların çevrelerine sevgi çemberi yayarak bütün sorunları çözebileceklerini söyledi. “İnsan doğumundan itibaren hukukun içindedir” diyen Gülay, “Mühim olan bunu iyi benimsemek ve benimsetmek. Buda ancak eğitimle olur eğitim ailede başlar. Ailenin iyi bir eğitimi verebilmesi için aileyi bir araya getiren bireyleri iyi eğitmemiz gerekir. Bilgiyi doğru zamanda ve doğru yerde verebilmemiz lazım. Bunları yapabildiğimiz zaman ülkemizi, milletimizi ve neslimizi düzeltebiliriz” dedi.

    “Yanlışlar insanı yanlışa değil doğruya sevk etmeli”

    Hayatta en önemli şeyin insan sevgisi aşılamak olduğunu belirten Gülay, “İnsanlara hak ve adalet duygularını vermeden iyi bir eğitim vermiş olmazsınız. En önemlisi de insan sevgisi aşılamak, insanı seven canlılara zarar veremez. Bu sevgide insanın kendisini sevmesiyle başlar. İnsan kendine saygı duymazsa ailesine ve çevresine de saygı duyamaz. İnsanı sevmeden doğru olmak, kurallara uymak gibi bir durum söz konusu olamaz. Hak ve adalet kavramları insanların yaşayışına ve yetişme şekline göre değişir. İnsanların doğruları farklıdır, biz objektif doğruları insanlara benimsetmeliyiz. Yanlışlar bizi yanlışa değil doğruya sevk etmeli. Yanlışları benimsersek hata yapmaya da başlamış oluruz” diye konuştu.

    “Her şey sevmekle başlar” diyen Gülay, Yunus Emre’nin dediği gibi ‘Yaratılanı severim, yaratandan ötürü’. Yaratılanı neden severiz? Çünkü Allah yarattığı her insana kendi nefsinden bir parça üflemiştir. O yüzden insanı severken sevgimizi Allah’a da yöneltmiş oluyoruz. Sevgi çemberini yayarsak çözülmeyecek hiçbir sorun yoktur” dedi.

    Hikmet Gülay kimdir?

    Rizeli bir ailenin 1958 yılında İstanbul Zeytinburnu’nda doğan çocuğu olan Gülay, Zeytinburnu İhsan Mermerci Lisesini bitirdikten sonra girdiği İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesinden 1981 yılında mezun oldu, hâkimlik stajını ise İstanbul Adliyesinde yaptı. Tuzluca, Reşadiye Tavas ilçelerinde cumhuriyet savcılığı görevi yaptıktan sonra Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, Giresun Cumhuriyet Başsavcılığı, Beyoğlu Cumhuriyet Savcılığı, Eyüp Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği, Kartal Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği, İstanbul Cumhuriyet Başsavcı Vekilliği, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcı Vekili görevlerinde bulundu. 58 yaşındaki Gülay, şiir ve edebiyat ile de yakından ilgileniyor. Azerbaycan ve Kırgızistan’da yayınlanan “Bir Deli Ok” isimli şiir kitabının Azerbaycan’da yayınlanmasından sonra 2012 yılında Azerbaycan Uluslararası Vektör Bilimler Akademisinden fahri paye alan Gülay’ın edebiyat dergilerinden aldığı ödüller de bulunuyor.

  • Şair Harun Yöndem: “Yahya Kemal şiirlerinin bitmediğine inanıyordu”

    Taksim Meydanı’nda devam eden Sahaf Festivali’nde ünlü Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın ölüm yıl dönümü münasebetiyle bir söyleşi gerçekleştirildi. Söyleşide ünlü şairin kişiliğini ve bilinmeyen yönlerini anlatan Şair Harun Yöndem, “Yahya Kemal sağlığında hiçbir kitabı basılmamıştır. Dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır. Yahya Kemal eserlerini neden bir arada toplamamış sorusu akla gelir. Çünkü Yahya Kemal şiirlerinin bitmediğine inanıyordu” dedi.

    Beyoğlu Belediyesi tarafından Taksim Meydanı’nda düzenlenen “Beyoğlu Hareketleniyor Festivali”nin dördüncüsü olan Sahaf Festivali, kitap dostlarının buluşma noktası olmaya devam ediyor. Her gün birbirinden değerli yazar ve şairleri hayranlarıyla buluşturan festivalin bu seferki konuğu ‘Yahya Kemal Beyatlı’ söyleşisi ile Şair Harun Yöndem oldu. Cumhuriyet dönemi Türk şiirinin en büyük temsilcilerinden birisi olan Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın ölüm yıl dönümü münasebetiyle düzenlenen söyleşide Yöndem, ünlü şairin kişiliğini ve bilinmeyen yönlerini anlattı. Şair Yöndem, söyleşi sırasında Yahya Kemal’in şiirlerini de seslendirdi.

    Yahya Kemal ile birinci sınıfta ölüm haberini duyduktan sonra tanıştığını söyleyen Şair Harun Yöndem, “Yahya Kemal’in öldüğünün bu kadar uzak köyde bile duyulması önemli bir şeydir. Yahya Kemal sağlığında hiçbir kitabı basılmamıştır. Dergi ve gazetelerde yayımlanmıştır. Yahya Kemal eserlerini neden bir arada toplamamış sorusu akla gelir. Çünkü Yahya Kemal şiirlerinin bitmediğine inanıyordu. O hayattayken kendinden habersiz şiirleri basılmıştır. Servet Sami Uysal kendisini iyi tanır. Onun yazdığı kitabı aramak için sahaflara gelmiştim. Sahafla yolumun kesiştiği nokta bu oldu” dedi.

    “Şiirlerini seslendirenleri beğenmezdi”

    Ünlü Şair Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirlerinin eski şiirlerden esinlenme olduğunu da ifade eden Yöndem, “Beni en çok etkileyen şiiri ’Kendi Gök Kubbemiz’dir. Günümüzde hala onun gibi aruz yazanlar var. Kim okumuş olursa olsun şiirlerini seslendirenleri beğenmezdi. Üsküp aksanını hiç bırakmamıştır, kendi sesinden dinlerseniz şiirlerini bunu apaçık görürsünüz” şeklinde konuştu.

    Söyleşi, Şair Harun Yöndem’in Yahya Kemal’in ’Mehlika Sultan’ şiirini okuması ile son buldu.

  • Şair Ebubekir Eroğlu’na, ’2016 Necip Fazıl Ödülleri’ şiir dalında ödül

    ’Star Gazetesi 2016 Necip Fazıl Ödülleri’ni kazananlar açıklandı. Şiir dalında verilen ödül, şair Ebubekir Eroğlu’na layık görüldü.

    Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle bu yıl üçüncüsü verilen ödülleri kazananlar İkitelli Es Medya’da düzenlenen basın toplantısında açıklandı. Seçici jüri üyeleri tarafından ödüle layık görülen isimleri Beşir Ayvazoğlu açıkladı.

    Ayvazoğlu, 2016 Necip Fazıl Ödüllerine şiir dalında Ebubekir Eroğlu’nun layık görüldüğünü belirtti. Ödüllerin gerekçelerine dair açıklamada bulunan Ayvazoğlu, şiir dalında ödüle layık görülen Ebubekir Eroğlu’nun çıkardığı dergilerle Türk şiirine yön verdiğini belirterek, “Eroğlu, aynı zamanda yeni şairler yetişmesini sağlamış. Ayrıca şiir üzerine derinliğine düşünen ve poetikası olan bir şair. Hem şair ve dergi yöneticisi olarak hem de yeni şairler yetiştirmiş ve şiir üzerine düşünmüş, tefekkür tarafı olan bir şair olarak öne çıktı” şeklinde konuştu.

    Ödül jürisinde, Ayvazoğlu’nun yanı sıra Fatih Andı, Hicabi Kırlangıç, Nurcan Yurdakul, Osman Konuk ve Turan Karataş yer aldı. Eroğlu’nun yanında, ’Fikir ve Araştırma Ödülü’ne Yaşar Çağbayır, ’Hikaye ve Roman Ödülü’ne yazar Cihan Aktaş layık görüldü.

    Kırk yılı aşkın süredir yazın hayatını sürdüren şair ve yazar Ebubekir Eroğlu şu ana kadar aldığı pek çok ödülün yanı sıra Bülent Ecevit Üniversitesi tarafından fahri doktora unvanına layık görülmüştü.

    Bülent Ecevit Üniversitesi Senatosu 4 Mart 2014 tarihli toplantısında Şair-Yazar Ebubekir Eroğlu’na Fahri Doktora Payesi takdim edilmesine karar vermişti. Bülent Ecevit Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesinde bir salona ismi de verilen Şair Ebubekir Eroğlu, fakültenin Türk Dili ve Edebiyatı Bölümünde edebiyat dersleri de veriyor.

  • Hataylı şair Atatürk’e marş besteledi

    Hataylı Şair Fuat İnan, Mustafa Kemal Atatürk’e “Başkumandan” ismiyle bestelediği marşa klip çekmeye hazırlanıyor.

    İskenderun ilçesinde ikamet eden ve siyasi partilere yaptığı besteler ile tanınan şair Fuat İnan, sözlerinin kendisine ait olduğu ve “Başkumandan” ismini verdiği beste ile Mustafa Kemal Atatürk’e marş yazdı.

    Atatürk’e bestelediği marşı sosyal medyada paylaşan Fuat İnan, gösterilen ilgi sonrası “Başkumandan” ismini verdiği bu marşa klip çekeceğini söyledi. Yaptığı bestenin dillerde dolaşan bir marş olmasını hedeflediğini anlatan İnan, bestesinde şu ifadelere yer verdi:

    “Ülkemin lideri var yüzyıl sonrayı gören. Yüzyıl önceden bize bu günleri gösteren. Gösterdiği yollardan bize yürümek düşer. O yoldan şaşan ancak aciz zavallı beşer. Her sözü bin nasihat anlayan akıllara, Rabbim’in lütfudur o bizim sevilen kullara. Cephelerde komutan, dünyada başkumandan, Allah’ım razı olsun kurtarıcı o kuldan. Ne bu vatan kalırdı, ne şeref, ne can, ne mal. Ölmeyi emretmeseydi Gazi Mustafa Kemal. Bir sözüyle döndüler, cephelerde öldüler. Bu vatanın canları yiğidim Mehmetçikler. Aydınlık bir yol çizmiş karanlıklara karşı, o yolda yürüyerek aydınlatalım arşı. Hep beraber can dostlar söyleyelim bu marşı. İçten gür sesimizle bütün dünyaya karşı.”

    İnan, daha önce de “Dombıra” şarkısını Atatürk’e göre uyarlamıştı.

  • Şair Ataol Behramoğlu 64 Yıl Sonra İlkokul Arkadaşıyla Buluştu

    şair Ataol Behramoğlu, 64 yıl sonra ilkokul arkadaşı İsmet Karagüllü ile buluşmanın mutluluğunu yaşadı.

    Kırşehir’de 29.’su düzenlenen Ahilik kutlamalarına katılan yazar ve şair Ataol Behramoğlu, Cacabey Meydanı’nda kurulan stantta kitaplarını tanıttıktan sonra söyleşiye katıldı. Kendisini Anadolu diyarına getiren birçok nedenin olduğunu, en önemli nedenin ise Ahi Evran’ı Veli olduğunu belirten Behramoğlu, mütevazi olmayan kişilerin şair olamayacağını söyledi. Behramoğlu, “Hepinizi sevgi ile karşılıyorum. Türkiye’de bir şairin mütevazi olmaktan başka çaresi yoktur. Türkiye büyük şairler ülkesi, Yunus Emre, Mevlana, Karacaoğlan, Pir Sultan, Dadaloğlu, 20. yüzyılda Nazım Hikmet, Yahya Kemal, Orhan Veli gibi büyük şairlerin ülkesidir. Bu ülkede mütevazi olmayan kişi şair olamaz” dedi.

    Türkiye’nin birçok iline gittiğini ifade eden Behramoğlu, Kırşehir’e yolunun Ahilik kutlamalarında düşmesine sevindiğini anlatırken, kendisinin Azeri kökenli olduğunu söyledi. Behramoğlu, “Ahi Evran’ın da Azeri kökenli olması beni sevindirdi. Külliyesine giderek kitabe altına çiçekler bıraktım. 32 meslek içerisinde Ahi Evran’ın da pir olduğunu tespit ettim. Düşünceler arasında bağlantı kurmak ve düşündüklerini anlatabilmek çok önemli bir eylemdir” diye konuştu.

    “KÜLTÜR BİRİKİMİNİN OLDUĞU TÜRKİYE DÜŞÜNCE HAPİSHANESİNE SOKULMAZ”

    Türkiye’nin düşünce kültürü açısından çok önemli bir ülke olduğunu vurgulayan Behramoğlu şöyle konuştu:

    “Türkiye’yi düşünce hapishanesine sokamazsınız. Muazzam bir kültür birikimi var. Özgürlük, vicdan, ahlak muhasebesinin yapıldığı topraklardır Anadolu. Bozkır duygusu benim şiirlerimde önemli bir yer tutar. Denizin yeri ayrı ama bozkırdaki sonsuzluk daha farklı ve anlamlıdır. Orta Asya’daki çığlıktır bozkır. Orta Anadolu’nun kendisine özgü çok farklı da bir mizası söz konusudur. Şiir, hayatın neresinde sorusunda cevap ararken bizler hayatımızın neresindeyiz sorusunu kendimize sormalıyız. Biz hayatımızın farkında mıyız? Hayatın bilgi ile farkında olabiliriz, ama bilmek tek başına yeterli değildir. Bir hikaye ve romanın öyküsü kavramlarla farklı anlatılabilir. Fakat şiir anlatılamaz. Şiir kavramların da ötesinde bir şey anlatır. Bilinç altımızı, sezgilerimizi, hatta kavramları aşan derinlikler vardır.”

    64 YILLIK ARKADAŞI İLE KIRŞEHİR’DE KARŞILAŞTI

    29. Ahilik kutlamalarında 64 yıl önce Çankırı’da ilkokulda beraber okuduğu arkadaşı İsmet Karagüllü ile karşılaşan Behramoğlu, “Uzun zaman önce ikimiz de Çankırılı olmamamıza rağmen yollarımızın kesiştiği İsmet Hanım ile yıllar sonra Ahiler diyarında karşılaştık. Bu benimde çok hoşuma gitti. İsmet Hanım bana ilkokuldan çekilmiş bir de fotoğraf hediye etti” diye konuştu.

    Behramoğlu, gerçekleştirdiği söyleşinin ardından açılan stantta kitaplarını okurlarına imzaladı.